Çünkü muhabirler ve yazarlar Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği’nin (TTYD) davetiyle ağırlanmış, bu buluşmada uzun uzadıya bir rapordan bahsedilmişti.
“Konaklama Sektöründe İstihdam Raporu” başlıklı bu çalışmayı hazırlayan ve sunan isimler tesadüf değil. Biri uzun yıllar TÜSİAD’ın Ankara temsilciliğini üstlenmiş olan Zafer Ali Yavan, diğeri Çalışma Bakanlığı’nda 30 yıl görev yapmış olan Nurcan Önder. Bugün iki isim de “danışmanlık” adı altında patronlara yol gösteriyor, daha iyi sömürebilmeleri için Ankara’da yeni kapılar açıyor.
MODERN KÖLELİK İÇİN MATEMATİKSEL FORMÜL: “YILDA 215 SAAT BEDAVA ÇALIŞMA”
Peki raporda ne vardı? Kendilerinden dinleyelim:
“Yılın 7 ayı açık olan tesislerde personelin 12 ay maaş almasını sağlayabilmek için işsizlik fonu devreye girebilir. Yılın 5 ayında personelin sözleşmesi askıya alınır, o dönemde işsizlik maaşı alması sağlanabilir. Sezon başlayınca aynı tesiste çalışması sağlanabilir.”
“Ne var bunda, işçi 5 ay yattığı yerden para alacak işte” diyenler çıkabilir. Fakat maalesef kazın ayağı öyle değil. Anlamak için devamına kulak verelim:
“Konaklama sektörü personeli yoğun sezonda günde 11 saat çalışabilir. Günlük 3 saatlik fazla çalışma süresi hesaplanır. Bunun karşılığında fazla mesai ödemesi yerine, düşük sezonda işini koruması sağlanabilir, o ücret söz konusu dönemde ödenebilir. Yani, yoğun sezondaki fazla mesainin karşılığında işveren, kışın personelini işten çıkarmak yerine ‘telafi çalışması’yla kadrosunda tutabilir.”
Maliyet hesabına girişmeden önce bir noktayı hatırlamakta fayda var. Yine turizm patronlarının talebi üzerine bu yaz yapılan kanun değişikliğiyle 10 gün çalıştırılan turizm emekçisine 1 gün izin hakkı tanınmış yani hafta 10 güne çıkarılmıştı. Böylece işçi sınıfının 102 yıllık “hafta tatili” kazanımı resmen elinden alınmıştı.
11 günde 1 gün tatil yapmasına izin verilen turizm emekçilerinin şimdi de o kesintisiz mesai süresince günde 11 saat çalışmaları isteniyor. Bu da ayda 305 saat civarında bir mesai süresine denk düşüyor. Turizmde sezonun 7 ay sürdüğünü hesaba katarsak yılda 2135 saat ediyor.
Peki aynı işçi kanuni ve insani sınırlarda çalışsa ne kadar mesai yapar? Günde 8 saat, haftada 5 gün, yılda 12 aydan toplam 1920 saat.
Özetle turizm patronları işçiyi yılda 215 saat daha fazla çalıştırıp, bir kuruş mesai ücreti ödemesin, bu para İşsizlik Fonu’ndan yani milyonlarca emekçinin cebinden çıksın istiyor.
Ayrıca turizm emekçisinden mesai ve uyku dışında bir hayata sahip olmaması, yılın 5 ayını asgariden hallice bir ücretle geçirmesi bekleniyor.
HAZİNE ARAZİSİ VE VERGİ MUAFİYETİ DE TALEPLER ARASINDA
Patronların talepleri sadece bunlarla sınırlı değil. Turizm emekçilerinin konaklayacağı lojmanlar için Turizm Bakanlığı’nın yer tahsis etmesini ve bu lojmanların inşaatından vergi alınmamasını hatta üstüne düşük faizli kredi sağlanmasını da istiyorlar.
Patronlar, “turizmi kurtarma” ya da “istihdamı artırma” kılıfına soktukları bu taleplerle, sınır tanımadıklarını bir kez daha itiraf ediyor. Bir yandan İşsizlik Fonu’ndan Hazine arazilerine kadar tüm kamu kaynaklarının kendi bilançolarına aktarılmasını istiyor, diğer yandan emekçiyi bir makine gibi çalıştırmayı hedefliyorlar.
Eski bürokratların “teknik danışmanlığı”, medyanın “halkla ilişkiler” desteği ve iktidarın açtığı alanla yürüyen bu süreç, sermayenin Ankara’daki lobi faaliyetinin ne denli organize ve cüretkar olduğunu kanıtlıyor.
Meclis’teki o “kısa yolculuk” henüz başlamadan sonucun ne olacağı belli. Vekillerin önüne gelecek metin, bir yasa tasarısından ziyade, patronların kârını artırmak için işçinin zamanından ve hakkından çalan bir “sipariş listesi”nden ibaret.










