Celal Eren ÇELİK
Uluslararası sistemin yapısal dönüşümleri çoğu zaman tek bir olayla değil, birbiriyle bağlantılı krizlerin ve güç kaymalarının birikimiyle görünür hale gelir. 21. yüzyılın ilk çeyreğinde dünya siyaseti, özellikle ABD’nin küresel hegemonyasının sürdürülebilirliği ve uluslararası sistemin giderek daha belirgin hale gelen çok kutuplu karakteri etrafında şekillenen yoğun bir tartışmaya sahne olmaktadır.
Soğuk Savaş’ın sona ermesinin ardından ortaya çıkan tek kutuplu moment, ABD’nin askeri, finansal ve kültürel kapasitesinin uluslararası sistem üzerinde belirleyici bir rol oynadığı bir dönem yaratmıştı. Ancak son yıllarda yaşanan gelişmeler—Çin’in ekonomik yükselişi, Rusya’nın askeri kapasitesini yeniden yapılandırması, İran’ın bölgesel asimetrik caydırıcılık stratejileri ve BRICS gibi platformların genişlemesi—bu düzenin artık daha karmaşık bir güç dağılımına ve “ÇOK KUTUPLU REKABETÇİ” bir Dünya düzenine doğru hızla evrildiğini göstermektedir.
Bu yazımızda, ABD hegemonyasının mutlak bir çöküşü hali hazırda yaşadığını yahut tamamen çöktüğünü iddia eden popülist söylemin dışına çıkarak, bunu iddia etmekten ziyade, göreli bir güç erozyonu ve buna paralel gelişen çok kutuplu bir jeopolitik ortamın dinamiklerini analiz edeceğiz.
***
HEGEMONYA VE ULUSLARARASI SİSTEM:KURAMSAL ÇERÇEVE
Uluslararası ilişkiler literatüründe hegemonya kavramı farklı teorik yaklaşımlar tarafından çeşitli şekillerde ele alınmıştır.
Charles Kindleberger,Robert Gilpin ve Stephen Krasner, gibi akademisyenler tarafından geliştirilen Hegemonik İstikrar Teorisi, uluslararası ekonomik düzenin sürdürülebilmesi için bir hegemon gücün gerekli olduğunu savunur.
Bu teoriye göre hegemon devlet kendi rol,maliyet,fayda ve otorite alanlarını belirler. Bu teoriye göre;
- Hegemonun Rolü: Hegemon, sistemin sürdürülebilmesi için gereken maliyeti üstlenir ve kurallara uymayanları cezalandırma kapasitesine sahiptir.
- İstikrar Kaynağı: Teoriye göre, güçlü bir hegemonun yokluğu veya gücünün azalması (gerilemesi), sistemde kaos ve ekonomik buhranlara (örneğin, 1929 Büyük Buhranı) yol açar.
- Tarihsel Örnekler: 19. yüzyılda İngiltere (Pax Britannica) ve II. Dünya Savaşı sonrası ABD (Pax Americana) hegemonik güç örnekleridir.
- Susan Strange tarafından öne sürüldüğü gibi, hegemonik devlet dört alanda üstünlük kurar: Güvenlik, Üretim, Finans ve Bilgi unsurları.
1945 sonrası dönemde ABD, Bretton Woods sistemi, NATO ve küresel ticaret kurumları aracılığıyla bu rolü üstlenmiştir.
“DÜNYA SİSTEMİ” YAKLAŞIMI
Immanuel Wallerstein’in Dünya Sistemi Teorisi ise uluslararası sistemi merkez-yarı çevre-çevre şeklinde hiyerarşik bir yapı olarak analiz eder.Bu “Hiyerarşiye” göre “Merkezde” (Core) bulunan ülkeler yüksek teknoloji ve son ürünlerin üreticisi ve hakimidir. Yarı-Çevre ülkeler (Semi Periferi) ise “Merkez” ülkelere ucuz işgücü,pazar,hammadde sağlamakla yükümlüdür.
Yarı-Çevre ülkeler ne kadar çok “Merkez Ülke” olmak için çaba sarf ederse aslında “Merkez Ülkelere” bağımlılığı o kadar artmakta ve bu sarmal sürekli devam ederek Yarı-Çevre ülkelerin “Merkez Ülke” olabilmesi asla mümkün olmamaktadır.
Immanuel Wallerstein’in teorisindeki “Çevre Ülkeler” ise sistemin en güçsüz, tamamen hammadde ve insan gücü sağlarken karşılığında sistemden kısıtlı imkanlar alabilen ülkelerini oluşturur. Örneğin “Merkez” ülkeler katı fosil atıklarını,çöplerini bu ülkelere dökerler, bu ülkelere gecikmiş teknolojiyi yüksek fiyat ile satarlar.
Bu modele göre hegemonya:
- Askeri güç
- Finansal merkezilik
- Teknolojik üstünlük
gibi üç unsurun birleşimiyle oluşur.
Giovanni Arrighi ise bu yaklaşımı genişleterek hegemonik döngülerin tarihsel olarak Hollanda, Britanya ve ABD üzerinden geliştiğini ileri sürmüştür.
ABD HEGEMONYASININ YAPISAL DAYANAKLARI
ABD’nin II. Dünya Savaşı sonrasında kurduğu küresel düzen üç temel sütun üzerine inşa edilmiştir.
Askeri Güç ve İttifak Sistemi
ABD bugün de Dünya’nın en büyük askeri gücüne sahiptir.
- NATO
- Japonya ve Güney Kore ile ittifaklar
- Küresel üs ağı
ABD’nin askeri projeksiyon kapasitesini destekleyen temel unsurlardır.
Finansal Sistem ve Dolar Hegemonyası
Bretton Woods sistemi sonrasında dolar, uluslararası rezerv para haline gelmiştir.
Bugün bile:
- Alternatif finansal çözümler üretilme çalışmaları hızla mesafe kat etse dahi hali hazırda küresel rezervlerin büyük bölümü dolar cinsindedir
- Enerji ticareti büyük ölçüde dolar üzerinden yürütülmektedir.
Ancak son yıllarda bahsettiğimiz alternatif ödeme sistemleri ve rezerv çeşitlendirmesi bu sistemin mutlaklığını sorgulatmaktadır.
Kültürel Hegemonya
Joseph Nye’nin ortaya attığı yumuşak güç (soft power) kavramı, ABD’nin kültürel ve ideolojik etkisini açıklamak için sıklıkla kullanılır.
Hollywood, medya, teknoloji şirketleri ve akademik ağlar, ABD’nin küresel kültürel etkisinin önemli araçlarıdır.
Bu küresel sistem ayrıca Antonio Gramsci’nin “Hegemonya Teorisini” ve buna bağlı olarak geliştirdiği “Rıza Üretimi” kavramın işlevsel olarak etkili bir sömürü mekanizması haline getirir.
“Göreli Gerileme” Tartışması
Bugün özellikle entelektüel çevrelerde ve akademik literatürde ABD hegemonyasının zayıfladığı yönündeki tartışmalar üç ana gelişmeye dayanmaktadır.
Çin’in Ekonomik Yükselişi
Çin, son kırk yılda dünya ekonomisinde benzersiz bir yükseliş yaşamıştır.
- Dünya’nın en büyük üretim ekonomisi
- Küresel ticaret ağlarının merkezi
- Kuşak ve Yol girişimi
gibi projeler Çin’in küresel etkisini artırmaktadır.
Alternatif Finansal Mekanizmalar
BRICS ülkeleri ve bazı bölgesel blokların oluşması sonrasında bu blokları oluşturan ülkeler;
- Dolar dışı ticaret
- Alternatif ödeme sistemleri
- Merkez Bankası rezerv çeşitlendirmesi
gibi mekanizmalar üzerinden finansal çeşitlenme arayışına girmiştir.
Çin’in geliştirdiği CIPS ödeme sistemi bu çabaların en bilinen örneklerinden biridir.
Bölgesel Güçlerin Asimetrik Stratejileri
İran gibi bölgesel aktörler, doğrudan konvansiyonel güç rekabeti yerine:
- Balistik füze programları
- İnsansız hava araçları
- Vekil aktörler
üzerinden asimetrik caydırıcılık stratejileri geliştirmiştir.
Bu stratejiler, ABD’nin klasik askeri üstünlüğünü her zaman kolay bir şekilde kullanmasını zorlaştırmaktadır.
ORTADOĞU VE GÜÇ REKABETİNİN YENİ DİNAMİKLERİ
Orta Doğu, küresel güç rekabetinin en yoğun hissedildiği bölgelerden biri olmaya devam etmektedir.
Enerji ticareti, deniz yolları ve jeopolitik konum, bölgeyi küresel stratejinin merkezlerinden biri haline getirmiştir.
Hürmüz Boğazı gibi kritik geçiş noktaları dünya enerji tedarikinin önemli bir bölümünü taşımaktadır. Bu nedenle bölgesel gerilimler yalnızca yerel değil küresel ekonomik sonuçlar doğurabilmektedir.
ÇOK KUTUPLU BİR DÜNYA DÜZENİNE DOĞRU…
Bugün uluslararası sistem tam anlamıyla halen çok kutuplu değildir lakin bu noktaya evrilmeye doğru hızla ilerlemektedir.
Ancak giderek daha belirgin hale gelen bir çok merkezli güç dağılımı görülmektedir.
Bu durum şu özellikleri taşımaktadır:
- ABD askeri açıdan hâlâ en güçlü aktördür
- Çin ekonomik olarak en büyük rakip haline gelmiştir
- Rusya askeri ve enerji gücüyle etkili bir oyuncudur
- Bölgesel güçler (Türkiye, İran, Hindistan vb.) daha özerk stratejiler geliştirmektedir.
DÜNYA SİSTEMİ DEĞİŞİRKEN “PERİFERİLER BİRLİĞİ” TEORİSİ VE YENİ BİR KÜRESEL PARADİGMA UMUDU
Bu noktada son kitabımız olan MİLLİYETÇİ DEMOKRATİK SOL VE ULUSLARIN ÇIKIŞI’nda ortaya attığımız “Periferiler Birliği Teorisi” çarpıcı bir entelektüel iddia ortaya koymaktadır.
Bu teoriye göre dünya sisteminin çevre veya yarı-çevre konumunda bulunan ülkeleri, merkez güçlere tek başlarına doğru “MERKEZ ÜLKE” konumuna yükselemezler. Buna karşın “YARI-ÇEVRE” konumundaki özellikle de KÜRESEL GÜNEY ülkelerinin bugünkü küresel sistem paradigmasına karşı karşı ortak bir ekonomik ve siyasi blok oluşturabilmeleri mümkündür ve hatta “TARİHSEL BİR ZORUNLULUK” haline gelmiştir. Bu tarihsel zorunluluk ise kitabımızda oraya koyduğumuz ZORLUK-ZORUNLULUK PARADOKSU kavramı ile detayları ile açıklanarak çerçevesi çizilip, altı detayları ile doldurulmuştur.
Bu yaklaşım, bazı yönleriyle klasik bağımlılık teorisinin modern bir yorumu olarak görülebilir. Ancak kitabımızda Prebisch’in “BAĞIMLILIK TEORİSİ”ni ele alıp çok daha ilerlettiğimiz, keza Wallersetin’in “DÜNYA SİSTEMİ TEORİSİ” ni ele alıp terse çevirdiğimizi, Gramschi’nin “Hegemonya” kavramını bu teoriye göre düzenlediğimizi ve Pareto’nun “Elit Dolaşımı” teorisini de ileriye taşıdığımız ve “PERİFERİLER BİRLİĞİ TEORİSİ” ile tüm bu kuram ve kavramları ileriye taşıdığımızı, kendi özgün teori-kuram-kavramlarımızı ve alternatif paradigma inşası modelimizi inşa ettiğimizi ve hatta küresel sömürü sistemi ile bunlarla hesaplaştığımızı görmeniz mümkün olacaktır.
(Finansal Feodalizm,Borç Serfliği, Emperyalist Küresel Sömürü Hiyerarşisi kavramları ile getirdiğimiz yenilikler de kitapta tüm detayları ile yer almıştır.)
Wallerstein’in dünya sistemi modelinde çevre ülkeler genellikle merkez tarafından ekonomik olarak bağımlı hale getirilir. Ancak bizim “PERİFERİLER BİRLİĞİ TEORİSİ” ile önerdiğimiz model, çevre ülkelerin kendi aralarında sadece basit işbirliği yaparak değil, kurumsal bir mimari inşa etmeleri halinde bu bağımlılık ilişkisini kırabileceklerini ve “Hegemon Olmayan Merkez Ülkeler” olarak konumlanabileceklerini savunur.
Bu fikir tamamen yeni değildir. Benzer düşünceler geçmişte:
- Bağlantısızlar Hareketi
- Güney-Güney işbirliği
- BRICS platformu
gibi girişimlerde görülmüştür.
Ancak bu tür projelerin önündeki en büyük sorun, çevre ülkelerin kendi aralarındaki çıkar farklılıklarıdır. Tarihsel olarak bu ülkeler çoğu zaman ortak bir stratejik blok oluşturmakta zorlanmışlardır.
Dolayısıyla “Periferiler Birliği” fikri teorik olarak ilginç olsa da, bunun gerçek bir jeopolitik güç haline gelebilmesi için ciddi kurumsal ve ekonomik mekanizmalar gerekmektedir.
Lakin bizim ortaya koyduğumuz PERİFERİLER BİRLİĞİ TEORİSİ kavramının en önemli özelliklerinden birisi ise alternatif küresel mimari inşasını kurumsal olarak alternatifleri ile birlikte somut şekilde ortaya koymasıdır.
BM alternatifi olarak “PERİFERİLER GENEL KONSEYİ” ve “KÜRESEL GÜNEY PERİFERİLER KONSEYİ”,
Ortak fiziki rezerv para birimi alternatifi “PERİFER,KÜRESEL ortak dijital coin rezerv para birimi “PERİFERIUM”
IMF alternatifi olarak PERİFERİLER PARA FONU,
Dünya Bankası alternatifi olarak PERİFERİLER KALKINMA BANKASI,
AB Merkez Bankası (ECB) alternatifi PERİFERİLER MERKEZ BANKASI,
Avrupa Yatırım Bankası alternatifi olarak PERİFERİLER SANAYİ FONU,
NATO alternatifi olarak da PERİFERİLER BİRLİĞİ ORTAK SAVUNMA PAKTI
kurumları tüm temsil mekanizmaları,işlevleri,kurumsal yapılarının işleyiş mantığı ve detayları ile MİLLİYETÇİ DEMOKRATİK SOL VE ULUSLARIN ÇIKIŞI kitabımızda kaleme alırken tüm kurumsal yapıları ile en detaylı şekilde kurgulanan yeni bir “Küresel Sistem Mimarisini” ve yeni bir küresel paradigma iddiasını da çok net biçimde ortaya koyduk.
MİLLİYETÇİ DEMOKRATİK SOL VE ULUSLARIN ÇIKIŞI KİTABI,”SINIRLI SAYIDA İSME ÖZEL İMZALI SİPARİŞ” LİNKİ:
Yeni Bir Dünya mı?
Bugün dünya siyaseti tam anlamıyla yeni bir döneme girmiş değildir. ABD hâlâ küresel sistemin en güçlü aktörlerinden biridir. Ancak aynı zamanda bu sistemin artık tek bir merkez etrafında dönmediği de giderek daha açık hale gelmektedir.
Bu nedenle önümüzdeki yıllarda uluslararası sistemin şu özellikleri taşıması muhtemeldir:
- ABD’nin hâlâ güçlü olduğu ama mutlak hegemon olmadığı bir düzen
- Çin’in ekonomik ağırlığının arttığı bir küresel ekonomi
- Bölgesel güçlerin daha bağımsız hareket ettiği bir jeopolitik ortam
- Rekabetçi ama aynı zamanda parçalı bir çok kutupluluk
Bu dönüşümün sonucunun ne olacağını şimdiden söylemek zor. Ancak bir şey açık: dünya sistemi yeniden şekilleniyor.
Ve bu dönüşüm yalnız büyük güçlerin değil, aynı zamanda yarı-çevre ve çevre ülkelerin stratejik tercihleri tarafından da belirlenecek.
Belki de bu nedenle asıl soru artık şu değildir:
“ABD hegemonyası sona eriyor mu?”
Asıl soru şudur:
Yeni dünya düzeninde güç nasıl paylaşılacak? Ve “PERİFERİLER BİRLİĞİ” ile yeni bir küresel paradigma doğacak mı?
_______________________________________________________________________________________________________________________
MİLLİYETÇİ DEMOKRATİK SOL VE ULUSLARIN ÇIKIŞI KİTABI,”SINIRLI SAYIDA İSME ÖZEL İMZALI SİPARİŞ” LİNKİ:
İLGİLİ VE BENZER MAKALELER:
“KÜRESEL CEPHELER NETLEŞİRKEN: VENEZUELA, KARADENİZ VE PASİFİK’TE AYNI SAVAŞ”
VENEZUELA’YA ATILAN FÜZELER KÜRESEL GÜNEY’E VERİLEN MESAJDIR: “MONROE DOKTRİNİ GERİ DÖNDÜ”
“CHATGPT’Yİ SİLMEK” İÇİN ÇOK GEÇ, GEÇTİ BOR’UN PAZARI SÜR EŞEĞİ NİĞDE’YE…
https://haberalternatif.com/chatgptyi-silmek-icin-cok-gec-gecti-borun-pazari-sur-esegi-nigdeye/
PATREON KATKILARINIZ İÇİN LİNK:
https://www.patreon.com/c/kanalalternatif/membership
HABER ALTERNATİF TELEGRAM KANALI KATILIM LİNKİ:
HABER ALTERNATİF WHATSAPP KANALI KATILIM LİNKİ:
https://whatsapp.com/channel/0029VbCFG9oKWEKvdOCkJF23










