Sosyal Medya Hesaplarımız

DIŞ BASIN

SURİYE’DE “AİLE DARBESİNDE” İŞLER KARIŞTI:ESAD’IN KUZENİNDEN YENİ HAMLE

Yayınlanma Tarihi:

on

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın kuzeni olan ve ülkenin en güçlü ve zengin iş adamı olarak gösterilen Rami Makhlouf ile Beşar Esad arasında başlayan ve Suriye kamuoyunda “Aile Darbesi” olarak nitelenen güç mücadelesi devam ederken Esad’ın kuzeni Rami Makhlouf’tan yeni hamle geldi.

Birleşik Arap Emirlikleri merkezli The National haber sitesinin verdiği bilgiye göre Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ın kuzeni olan ve 2000’li yılların başından beri devlet yönetiminde de etkili Rami Makhlouf’un tüm mal varlığına el koymak istemesinin ardından  Rami Makhlouf, Facebook hesabından yaptığı paylaşım ile çeşitli bankalar ve sigorta şirketlerindeki hisselerini Ramak Humanitarian adlı bir organizasyona devrettiğini açıkladı.

Makhlouf Ramak Humanitarian’ın, Beşar Esad rejimini savunurken ölen Alevîler için kurulan,rejimin “şehitlerine” adanmış bir yardım kuruluşu olduğunu söyledi.

Ancak Makhlouf’la ilgilenen bölgesel bankacılara göre, Ramak Humanitarian’ı  hiç de sıradan bir yarım kuruluşu değil.Yardım kuruluşunun bir dizi rejim lideriyle bağlantılı tarafından, sistemi kontrol edebilmek adına faaliyet gösteren çeşitli organizasyonları birleştiren kurumsal bir yapının ana şirketi olduğu belirtiliyor.

“Tüm bu hisselerin mülkiyetini devretme sürecine başladım” şeklinde konuşan Makhlouf bu bağışın ona “büyük memnuniyet ve güç hissi” verdiğini söylemesi ise dikkat çekti. Makhlouf’un ifadelerindeki “Güç hissi” ibaresi bir meydan okuma olarak değerlendirildi.

Esad ile kuzeni Rami Makhlouf arasındaki güç savaşı, Esad’ın 19 Nisan’da kuzeni tarafından kontrol edilen telekom şirketi Syriatel’i kapsayan bir vergi anlaşmazlığını gerekçe göstererek Rami Makhlouf’un tüm mal varlığına el koyma girişiminde bulunması ile su yüzüne çıktı. 

Esad’ın kuzeni olan Rami Makhlouf 2000’li yıllardan bu yana giderek güçlenen ve BAAS PARTİSİ’ni kontrol eden 3 isimden biri haline gelen bir figür.

Finansçılar, Syriatel’in ülkenin en büyük şirketi olduğunu, ancak bu şirketin değerinin Makhlouf’un rejimin en iç çemberi adına yönettiği servetin sadece bir kısmını temsil ettiğini söylüyor.

Rami Makhlouf ayrıca bir süredir sosyal medyada dolaşan  10 bankadaki hisselerin kendisine ait olduğu iddialarını da doğruladı.

Bankalar arasında Ürdün Arap Bankası’nın Suriye iştirakleri, Lübnan’ın Banque Audi, Byblos Bankası ve Blom’un yanı sıra Katar Ulusal Bankası’nın Şam’daki operasyonu da var.

Bankacılar, Makhlouf’un adındaki bilinen varlıklardan bazılarının ele geçirilmesinin, dünyanın dört bir yanındaki off-shore şirketlerin labirentindeki büyük bir servete kıyasla nispeten önemsiz olduğunu söylüyor.

Paralarının tamamının yerini ve gerçek manadaki tam miktarını sadece Makhlouf’un bildiğini belirten uzmanlar güç  mücadelesinin odağında bu paranın yattığını ifade ediyorlar.

Yorum yapmak için tıklayın

Bir Cevap Yazın

DIŞ BASIN

FOREIGN POLICY:”ERDOĞAN GİTMEDİKÇE EKONOMİ DÜZELMEZ”

Yayınlanma Tarihi:

on

ABD’nin en prestijli yayın organlarından birisi olarak kabul edilen Foreıgn Polıcy’de yayınlanan makalede AKP’nin yeni ekonomik reformları analiz edilirken “Erdoğan gitmedikçe ekonomi düzelmez” değerlendirmesi yapıldı.

Foreign Policy‘de yayımlanan Shlomo Roiter Jesner imzalı bir makalede, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ekonomiyle ilgili attığı adımlar değerlendirildi.

“Türkiye’nin problemi başkanın kendisi, o gitmedikçe bir düzelme olmaz” diye başlayan yazıda, Türkiye’nin “gelişmekte olan ülkeler arasında bu yıl en kötü performansa sahip ekonomi” olduğu vurgulandı. Türkiye ekonomisinin iyi haberlerin ardından kısa vadede olumlu tepkiler verebildiği, ancak bu haberlerin uzun vadede ülke ekonomisine bir fayda sağlamayacağı kaydedildi.

Erdoğan‘ın 11 Kasım’da ekonomide yeni bir yol izleneceğini duyurmasının liranın dolar karşısında en fazla değer kaybını yaşamasının sürpriz olmadığının belirtildiği yazıda, söz konusu duyurunun ardından Hazine Bakanı Berat Albayrak’ın istifa ettiği ve Merkez Bankası Başkanı’nın görevden alındığı hatırlatıldı.

Yazıda, Türkiye ekonomisinin yoluna girmesinin uzun bir süreç gerektirdiği, bunun ekonominin “son birkaç yılda görülen komplo ve iktidar politikaları” ile yürütülmesinin sonlanmasıyla sağlanabileceği kaydedildi. Türkiye hükümetinin ayrıca, Doğu Akdeniz gündemi başta olmak üzere dış politikada maceracılıktan vazgeçmesi gerektiği de savunuldu.

Erdoğan‘ın 17 yıllık yönetimindeki hatalarının yabancı paraların ülkeyi terk etmesine neden olduğu belirtilen açıklamada, yatırımcıların ülkeye olan güvensizliğinin açığa satışların yasaklanmasıyla pekiştiği ve Erdoğan‘ın yabancı yatırımcılara yönelik sert tavrının ülke ekonomisine yardım etmediği kaydedildi.

“OTORİTER EĞİLİM OLDUKÇA REFORM OLMAZ”

Erdoğan’ın Türkiye’nin ekonomik çöküntü yaşamasıyla kendi yönetimi arasındaki bağı inkar ettiğine vurgu yapılan yazıda, kendisinin “faiz lobisi” gibi görünmez düşmanlar icat ettiğine ve faizlerin yükselmesini savunan bankaları faizleri düşürmek için baskı yaptığına işaret edildi.

Yazıda şu ifadelere yer verildi:

“Erdoğan’ın elindeki mevcut düzeltme yöntemlerinden heyecan duymayın. Nihayetinde bu yöntemler, Türkiye’nin ihtiyaçlarına yanıt veremeyecek. Serbest piyasalar, otoriter eğilimlerle yan yana duramaz. Bir ülke, kurumların bağımsızlığı ayaklar altına alındığı müddetçe gerçek bir reform gerçekleştiremez

Türkiye’nin ekonomisinin restore edilebilmesi için, ahbaplık ilişkilerinden daha fazlası gerekiyor (Yeni Merkez Bankası Başkanı ve Maliye Bakanı, Erdoğan’a ve AKP’ye yakın isimler). Lirayı dolar ve avro karşısında daha değerli kılmak kısa vadede ülkenin ekonomik onurunu incitse de, uzun vadede yapıcı bir hamle olacak. Bunun için Erdoğan’ın himaye odaklı ekonomisinin bir son bulması lazım. Kendisinin ikinci başkanlık süresi 2023’te bitse de, Türk anayasasının yaratıcı yorumlamaları kendisinin görev süresini uzatmasını sağlayabilir. Bu da ekonomik reformların ötelenmesine neden olur”

Erdoğan’ın Doğu Akdeniz’deki sondaj çalışmalarına yatırım yapmasının ekonominin kısa vadede boğulmaktan kurtulmasını sağlayabileceğine, ancak bunun uzun vadede bir etkisi olmayacağına işaret edilen yazıda, bunun alternatifinin IMF paketine başvurmak olabileceği ancak bunun “Erdoğan’ın onuru için kabul edilemez” olduğu belirtildi. Türkiye’nin alternatif kaynak olarak Çin ve Katar’a başvurabileceği söylenen yazıda, Erdoğan’ın Batı karşıtı söylemlerine karşın bu hamlenin Brüksel ve Washington’la halihazırda gergin olan ilişkileri daha da gereceğini bildiğine dikkat çekildi.

 

 

Okumaya Devam Et

DIŞ BASIN

YUNANİSTAN’DAN ALMANYA’YA TÜRKİYE TEPKİSİ GELDİ

Yayınlanma Tarihi:

on

Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias Almanya’nın Yunanistan olarak kendilerinin sorunları olan Türkiye’ye silah satışına devam etmesine tepki gösterirken,Almanya’yı AB dönem başkanlığı görevini layığı ile yerine getirememek ile suçladı.

DW Türkiye‘de yer alan haberde Yunanistan Dışişleri Bakanı Dendias‘ın haber portalı Politico‘ya yaptığı açıklamalara yer verildi…

Dendias, “Almanya’nın, Atina’nın Türkiye’ye karşı uygulanmasını istediği silah ambargosunu hayata geçirmek için devasa ekonomik gücünü kullanmaya yanaşmamasını gerçekten anlayamıyorum” ifadesini kullandı.

Almanya’nın ekonomik çıkarlarını ön planda tutmasını anlayabildiğini belirten Dendias, “Ancak Almanya da, iki Avrupa Birliği üyesi ülkenin barış ve istikrarını tehdit eden bir ülkeye silah temin etmenin çelişkisini anlamalı” dedi.

Geçtiğimiz yıllarda Yunanistan’a, 214 sınıfı denizaltılar satan Alman Thyssenkrupp şirketi, halihazırda Türkiye için üretilen aynı tip altı adet denizaltının yapımına katkı sağlıyor.

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de hak iddia etmesi ve geçtiğimiz aylarda bu bölgede doğal gaz arama ve sondaj faaliyetleri yürütmesi üzerine Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti, AB’den Türkiye’ye silah satışının durdurulmasını talep etmişti. Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias ayrıca geçen ekim ayında Alman mevkidaşı Heiko Maas’a yolladığı mektupla, Türkiye’ye yönelik silah ihracatının kesilmesini istemişti.

Atina’daki siyasi çevreler, Türkiye ile yaşanan sorunlar konusunda Almanya’nın takındığı tavırdan duydukları hoşnutsuzluğu uzun süredir dile getiriyor. Bu çevrelere göre, Almanya Başbakanı Angela Merkel ile Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas’ın Doğu Akdeniz’deki arabuluculuk çabaları, Ankara’nın sert tutumu nedeniyle boşa çıkmış durumda. Yunan politikacılar, Almanya’nın tavrının arabuluculuk değil, aynı Birlik içinde olduğu Yunanistan’a destek çıkmak olması gerektiği görüşünü savunuyor.

AB liderleri Arlık ayındaki zirvede bir araya gelecekler ve liderlerin gündemlerinde Türkiye’ye olası yaptırımların da bulunuyor.

 

Okumaya Devam Et

DIŞ BASIN

FRANSA SENATOSU “DAĞLIK KARABAĞ TANINSIN” DEDİ

Yayınlanma Tarihi:

on

Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığının tanınması için Fransız Senatosu’nda oylanan karar teklifi kabul edildi.Karar sembolik olarak önem taşıyor.

DW Türkçe‘nin haberine göre hazırlanan karar teklifinde, Fransız hükümetinden “Dağlık Karabağ hükümetini tanıması ve bu tanımayı kalıcı bir barışın tesisinde müzakere aracı olarak kullanması” isteniyor.

Teklifte Fransız hükümetine “bölgeye uluslararası güç gönderilmesi fikrini Minsk Grubu içinde savunması, Dağlık Karabağ’da işlenmiş savaş suçlarıyla ilgili uluslararası soruşturma yürütülmesini talep etmesi, 1994 yılında belirlenmiş sınırları yeniden tesis edecek biçimde soruna Minsk Grubu bünyesinde müzakere edilmiş kalıcı çözüm için çalışması ve Türk makamlarının oynadığı rolle ilgili tüm diplomatik sonuçları tartarak Avrupalı ortaklarıyla en uygun yanıtları öngörmesi” çağrısında bulunuluyor.

Karar teklifinin açıklama bölümünde ise Dağlık Karabağ’daki kirizin; Kıbrıs, Doğu Akdeniz, Suriye ve Libya’dan sonra “Türkiye’nin yeni güç gösterisi” olduğu fikri savunuluyor. “Ermeni medeniyetinin beşiği” olarak tanımlanan Dağlık Karabağ’ın Ermenistan’dan “keyfi biçimde sökülüp alındığı” ileri sürülüyor.

Azerbaycan’ın, 2010 Oslo Sözleşmesi’yle yasaklanmış olmasına rağmen Dağlık Karabağ’da Ermenilere karşı “misket bombası kullandığı” iddia ediliyor. Bakü’nün hedefinin “Pantürk yayılmacılık” amacıyla Dağlık Karabağ’da “etnik temizlik” olduğu mesajı veriliyor.

Okumaya Devam Et







Popüler

%d blogcu bunu beğendi: