Haber Alternatif
  • ANASAYFA
  • SİYASET
  • EKONOMİ
  • MEDYA
  • SPOR
  • DIŞ BASIN
  • ÖZEL HABER
  • KÖŞE YAZILARI
Sonuç Yok
View All Result
  • ANASAYFA
  • SİYASET
  • EKONOMİ
  • MEDYA
  • SPOR
  • DIŞ BASIN
  • ÖZEL HABER
  • KÖŞE YAZILARI
Sonuç Yok
View All Result
Haber Alternatif

HABERTÜRK FATİH ALTAYLI’NIN ÖVÜNDÜĞÜ HABERİ SİLİP “ÖZÜR” METNİ YAYINLAMIŞ

31/01/2021 04:25
Kategori: MEDYA
A A
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşWhatsapp'ta Paylaş

PELİKAN ekibinin 1 numarası Süheyb Öğüt’ün eşi ve Yeni Şafak yazarı yandaş gazeteci Hilal Kaplan’ın HABERTÜRK canlı yayınına bağlanarak İsmail Saymaz ve HABERTÜRK’ü hedef alarak FETÖ’cülük ile itham etmesine canlı yayında İsmail Saymaz’ın canlı yayında Kaplan’a “Taraf’ın tetikçisi” şeklinde cevap vermesi ile başlayan kavga büyüyerek devam ediyor.

Yaşanan kavgada ise pek çok gerçek ortaya dökülüyor…

Yaşanan tartışmalara Habrtürk Gazetesi’nin kurucusu Fatih Altaylı da bir tweety ile dahil oldı.Altaylı attığı tweette “En güçlü zamanında biz bu manşetleri atarken Taraf ta FETÖ kıçı yalayanlarla muhatap olmayacağız elbette” ifadelerini kullandı. Ancak Altaylı bahsettiği gazete manşetinin sadece fotoğrafını koymuş linkini ise vermemişti.

Fatih Altaylı daha sonra ilginç biçimde bu mesajını sildi.

Fatih Altaylı’nın paylaşıp sildiği 20 Mart 2009 tarihli manşet haberinde “F tipi astsubayın fişleme itirafları” haberi yer alıyordu.

 width=

Altaylı’nın mesajını kısa sürede apar topar silmesinin ve link paylaşamamasının sebebi ise HABERTÜRK GAZETESİ’nin bu manşeti attıktan sonra o dönem en güçlü zamanlarını yaşayan FETÖ’nün medyadaki “AMİRAL GEMİSİ” olan ZAMAN GAZETESİ’nden darbe girişimleri ile ilgili Mustafa Balbay’ın günlüklerinde HABERTÜRK’ün sahibi Turgay Ciner’in isminin de geçtiği satır aralarına gizlenen bir cevabi yazının yayınlanmış olması.

 width=

Bu haber o dönemde apar topar gazeteden kaldırılırken HABERTÜRK FETÖ’den adeta özür diledi.

Yaşanan bu gelişmelerden sadece iki hafta sonra Habertürk’te çıkan “Medyada editoryal hastalıklar” başlıklı imzasız yazıda şu ifadeler yer alıyordu:

“Örneğin alın elinize herhangi bir merkez olma iddiasındaki büyük gazeteyi, kişiler ve oluşumlarla ilgili olarak kullanılan kavramlara ve sıfatlara bakın. “E tipi”, “F tipi”, “Yandaş”, “Ergenekoncu”, “Bölücü”, “Liboş”, “İrticacı”, “İşbirlikçi”, “Cumhuriyet karşıtı” vs. gibi sayısız sıfatlara bolca tanık olacağınız muhakkak. Bu sıfatların o gazetenin stratejik bir tercihinin sonucu mu kullanıldığı, yoksa kullanan kişinin özensizliğini ya da angajmanını çalıştığı kuruma empoze etmeye mi çalıştığı çoğu kez anlaşılamaz bile. Çünkü yukarıda da ifade edildiği gibi; kavramların aslında stratejik bakışı ifade ettiği stratejik bakışın ise ancak stratejik aklın ürünü olması gerektiğine dair bir bilinç medyada yeterince oluşmuş değil.  Bu görüntünün bir sağlıksızlık işareti de olduğu açık.”

Yani HABERTÜRK manşetteki haberi yapan Sibel Hürtaş’ı “Harcamış” ve FETÖ’ye “Bu manşet haberi yazanın kendiangajmanı,bizim stratejik ve bilinçli olarak kullandığımız bir manşet değil” mesajını vermişti.

HABERİ YAPAN MUHABİRİN BAŞINA NE GELDİ?

Gazeteci Toygun Atilla, Fatih Altaylı‘nın 2009’daki manşetlerini paylaşması üzerine o haberi yapan muhabirin başına gelenleri hatırlattı.

Atilla, “Habertürk’teki geçmişteki FETÖ oluşumunu aşağıdaki haberle savunan dostlar, haberi yazan gazeteci Sibel Hürtaş’ın bu haberi yazdıktan sonra başına gelenleri kaleme almasını unutuyorlar sanırım.” dedi.

 width=

Sibel Hürtaş ise yazısında “Hem dosya savcısının hem de dosyayı yazan gazetecilerin başına gelmeyen kalmadı” diyordu.

İşte Hürtaş’ın o habere ilişkin Artı Gerçek sitesindeki köşesinden aktardıkları:

‘FETÖ VE HABERTÜRK’

Bugün tüm AKP milletvekilleri, Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ hakkında suç duyurusunda bulunuyor.

Konu, İlker Başbuğ’un bir mülakatta, FETÖ’nün siyasi ayağı sorusuna, 2009’da Meclis’e sunulan bir kanun teklifini anımsatarak verdiği yanıt. O teklif, sivillerin askeri mahkemede yargılanmasının önüne geçiyordu. Ama konu bu teknik mevzuat değil. 11 yıl sonra Türkiye’nin darbe girişimiyle birlikte yüzleşmesine neden olan asıl konu, bu teklifi Meclis gündemine getiren Kayseri’deki bir flash bellek.

Alelade, küçük bir flaş bellekten bahsediyorum.

Ama tanımının böyle basit olduğuna bakmayın, 11 yıl önce Kayseri’de bulunan ve dökümlerini gözlerimle gördüğüm o flash bellek, bana göre Türkiye’nin yakın siyasi tarihindeki en önemli kırılmanın sembolüdür.

Nasıl mı?

Bahsi geçen flash bellek, 2009 yılının Mart ayında Kayseri Hava Meydan Komutanlığı’nda bir astsubayın üzerinde bulundu.

Olay üzerine Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Savcılığı hemen bir soruşturma başlattı. Dönemin Askeri Savcısı Ahmet Zeki Üçok, Kayseri’ye gitti. Ortada, asker ve sivillerden oluşan gizli bir yapılanma olduğu öne sürülüyordu.

Üç asker hakkında soruşturma başlatıldı ama adı geçen 5 sivil kişiye ulaşılamadı. Soruşturmayı yürüten Savcı Üçok, asker kişilerden Astsubay Ali Balta’nın ifadesini aldı. Balta, ifadesinde, Işık evlerinde yetiştiğini, Askeriye’ye girdikten sonra “ev abilerinin” kendisini sürekli yönlendirdiğini söylüyordu. Üzerinde bulunan flash diskte de fişlemeler ve sahte emirler yer alıyordu.

Astsubay Ali Balta, ifadesinde, sözünü ettiği “abilerin” Askeriye’dekileri tek tek fişlediğini söylüyordu. Aleviler’e ilişkin bir liste vardı örneğin. Listeler exel dosyasında tutuluyordu ve her birinin ismi vardı. Mesela “kelebek” isimli dosyada eşcinseller, başka bir dosyada şans oyunu oynayan askerler tek tek fişlenmişti.

Flash bellekte yer alanlar bununla sınırlı değildi. Ali Balta, “abiler”in flash disk içinde bazı belgeler getirdiğini, kendisinin de Askeriye’nin özel yazılım sistemine bu belgeleri sokarak bazı sahte emirleri dolaşıma yaydığını belirtiyordu. Böylece dönemin Kayseri Hava Komutanı Rıdvan Ulugüler adına sahte emirler yayınlıyorlardı. Bu emirler, Ulugüler’in askerleri bazı mekânlara gitmesini yasakladığı ve benzeri yönündeydi.

Bu flash bellek ile birlikte ortaya çıkan ifadeler, FETÖ’nün TSK’ye sızma girişimlerinin en önemli somut deliliydi.

Ben bu sırada Habertürk Gazetesi Ankara Bürosunda yargı muhabirliği yapıyordum. Kayseri’deki o dosyaya ulaşmıştım. Haberi yazdım ve geçtim…

 width=

Ertesi gün Habertürk Gazetesi, bu dosyayı “F Tipi Astsubayın Fişleme İtirafları” başlığıyla manşet yaptı.

Buraya kadar her şey rutininde ilerliyordu.

Ama bundan sonrası malum…

Hem dosya savcısının hem de dosyayı yazan gazetecilerin başına gelmeyen kalmadı!

Haber, Habertürk Gazetesi’nde manşetti, ama sabahın erken saatlerinde internet sitesinden silindi. Daha sonra o haberin yerine, dönemin Habertürk İcra Kurulu Başkanının imzasıyla “özür” yayımlandı.

Haber doğruydu,

Yayınladığımız için özür diliyorduk!

Çünkü gazete, piyasaya çıkar çıkmaz Zaman Gazetesi internet sitesinde manşetten Habertürk’ü ve şahsımı hedef almıştı. Ve şu ifadelere yer vermişti:

“Habertürk’te operasyonel haberler başladı.

Haber etiğini dilinden düşürmeyen gazetenin Sibel Hürtaş imzalı haberinde sızdırma savcılık ifadeleri yer aldı. Ki bu ifadelerin işkence altında ve sanığın asit kuyularıyla korkutularak alındığı avukatlarınca geçen hafta yapılan basın toplantısında dile getirilmişti.”

Zaman Gazetesi’nin bu bombardımanı ve karalama kampanyası tam hız sürdü. Sonra ilginç bir şekilde Zaman Gazetesi’nin Ankara Bürosunda görev yapan AKP Muhabiri Erdal Şen hooop Habertürk Gazetesi’ne Haber Müdürü olarak atandı. Şen’in Zaman ve benzeri gazetelerdeki ekipleri de peyderpey bu büroya getirildi.

Ankara gazetecileri Erdal Şen’i, Erdoğan’ın Etlik’teki evinin alt katında oturan gazeteci olarak bilirler. Daha doğrusu Şen, kendini böyle tanıtırdı. Ama Erdal Şen’i bu hikâyenin asli unsuru yapan en önemli özelliği, FETÖ’nün “Hava Kuvvetleri imamı” olan Adil Öksüz’ün bacanağı olması.

Böylece Hava Kuvvetleri’nde ortaya çıkan FETÖ skandalını yazan Habertürk’ün başına, Hava Kuvvetleri’nin imamı Adil Öksüz’ün bacanağı getirilmiş oldu!

Haberde imzası olan ben, haberi okuyan haber müdürleri, yardımcıları da aynı süreçte, teker teker ya işlerinden atıldı ya da çeşitli mobbing sistemleriyle işlerinden edildi.

Yıllarca, Kayseri’ye yönelik fikri takibi sürdürmeye çalıştım ama her seferinde engellendim. Zaman ve Vakit Gazeteleri tarafından şahsıma yönelen karalama kampanyaları, sosyal medyadan yönelen linç kampanyası ve uzun yıllara yayılan işsizlik süreciyle karşı karşıya bırakıldım.

Peki ya Savcı Üçok’un başına ne geldi?

Soruşturmayı yapan Savcı Zeki Üçok, Zaman ve benzeri gazetelerin inanılmaz bir karalama kampanyasının hedefi oldu. Soruşturmaya konu üç astsubayın ifadesini, hipnozla aldığı iddia edildi. Üçok hakkında işkence yaptığı gerekçesiyle dava açıldı, tutuklandı. Görevinden oldu.

Kayseri’de askerler yönünden başlayan soruşturma dosyası, böylece daha başlamadan bitirildi.

Daha sonra Hava Kuvvetleri’nin Adil Öksüz’den önceki imamı Bahadır Köroğlu’nun Bylock yazışmalarında, Adi Öksüz’ün bu davayla ilgili olarak görevlendirildiğini gösteren belgeler ortaya çıktı. (Soruşturma Savcısı Ahmet Zeki Üçok, yargılandığı işkence davasında, o belgelerin dosyaya girmesini sağladı.)

Kayseri’de olaya karışan, söz konusu flash disk’i hazırlayıp askerlere vermekle suçlanan, astsubayların “abileri” olarak anılan sivillere ne oldu? Onlar da İlker Başbuğ’un bahsettiği TBMM’deki yasa değişikliğiyle, askeri mahkemede yargılanmaktan kurtuldu.

***

Öyle sanıyorum, tüm bunları yaşayanların haklılığı 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminden sonra ortaya çıktı.

Ama tabi bu haklılığı herkes kendine göre yonttu!

Nasıl mı?

Darbe girişiminin ardından Habertürk Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı, “FETÖ’nün TSK’ye sızmasını ilk haber yapan medya organı biziz” diye bir röportaj verdi. Bunları söylerken, Habertürk Gazetesi Ankara Bürosu’nun kurulduğu günden bu yana çalışan muhabir ve haber müdürlerinin teker teker işten atılmasına neden olan ve internet sitesinden haberi apar topar sildikleri “F Tipi Astsubayın Fişleme İfadeleri” manşeti vardı…

O zaman kendisine kişisel olarak, “O manşeti yazan muhabirleri neden işten attınız” sorusuna ise yanıt vermedi!

İnanılmaz bir algı çalışması değil mi?

Bu haberi yazdığım için o gün beni hedef gösteren Vakit Gazetesi, ismini Akit Gazetesi ve Televizyonu yaptıktan sonra, benimle ilgili bu kez “FETÖ’cü” diye yayın yapmaya çalıştılar. Bu karalama kampanyasına, zamanında köşesinde FETÖ’ye şiir yazan Hilal Kaplan da Yeni Şafak Gazetesi’nden katıldı.

Nasıl olduysa, hepsi FETÖ karşıtlığı yapmak için bize FETÖ’cü demeyi uygun buldu!

Bir korku filmini andıran korkunç algı hikâyesinin lokal sonuçları böyle…

Peki ya genel sonuçları?

Yıllar sonra işkence davasından beraat eden ve hakkındaki hipnoz kumpasını Adil Öksüz’ün yaptığı ortaya çıkan Savcı Ahmet Zeki Üçok’a kulak verelim:

“O gün Kayseri’nin izi sürülseydi, 15 Temmuz yaşanmazdı.”

Aslında Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ da bundan fazlasını söylemiyor. O gün Kayseri’deki ilk emarede, biz bunu durdurabilseydik, tüm bunlar yaşanmazdı diyor. Ve açıkça şunu söylüyor:

“Bizi o gün gerek yasal değişikliklerle, gerek bu kumpaslarla kim durdurduysa, sorumlu odur!”

İşte İlker Başbuğ’un bahsini ettiği Kayseri’de bir astsubayın üzerinde bulunan flash diskin 15 Temmuz 2016’ya ulaşan darbe girişimi hikâyesi böyle…

Kayseri olmasaydı darbe girişimi olur muydu olmaz mıydı farklı bir tartışma konusu.

Neticede bu sadece, alelade, küçük mekanik bir cihazın hikâyesi…

Asıl soru ise bu cihazı kimin yıllarca cebinde gezdirdiği?

________________________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan,bağımsız ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan,Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir,DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

Etiketler: FATİH ALTAYLIfetöHABERTÜRKHİLAL KAPLANİSMAİL SAYMAZManşetZAMAN
PaylaşTweetGönder

HaberAlternatif'in özel haberlerinden haberdar olmak için bildirimleri mutlaka açın!

Bildirimleri Kapat

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜNDEM

Polis intiharları normalin dört katı!

24 Kasım 2022
ÖZEL HABER

YAZI DİZİSİ: İBB’NİN BALLI BÜROKRATLARI-BÖLÜM/2

11 Ocak 2025
EKONOMİ

FETÖ’CÜLER İÇİN “MÜJDE GİBİ” MAHKEME KARARI…

12 Ekim 2020
GÜNDEM

ŞERİATÇI VAKFIN KURUCUSU ŞİMDİ DE ÜNİVERSİTE AÇIYOR

1 Ocak 1970
KÖŞE YAZILARI

AKP’NİN SESSİZ VE “DERİN KLİĞİNİN” BEYNİ: CİHANNÜMA DERNEĞİ

22 Aralık 2023
Oynatılan Video

CELAL EREN ÇELİK’TEN DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI’NA SERT ELEŞTİRİ

CELAL EREN ÇELİK’TEN DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI’NA SERT ELEŞTİRİ

GÜNDEM

YARSAV KURUCUSU ÖMER FARUK EMİNAĞAOĞLU’NDAN YSK’YA “YÜCE DİVAN” UYARISI

GÜNDEM

AKUT VAKFI BAŞKANI NASUH MAHRUKİ: “TSK SİSTEM DIŞI BIRAKILINCA ASKER KIŞLASINDAN ÇIKAMADI”

ÖZEL HABER

AREA ARAŞTIRMA ŞİRKETİ BAŞKANI MURAT KARAN’DAN ÇARPICI AÇIKLAMALAR

SİYASET

SÜLEYMAN SOYLU’DAN İMAMOĞLU KARARI HAKKINDA İLK AÇIKLAMA

SİYASET
Haber Alternatif

Basın Meslek İlkeleri’ne uymaya söz vermiştir. Haber Alternatif sitesinde yayınlanan her özel haberin hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Kullanılması halinde Haber Alternatif’in hukuki hakları mahfuzdur.

Kategoriler

  • ANALİZ
  • DIŞ BASIN
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • GÜNDEM
  • KÖŞE YAZILARI
  • MEDYA
  • ÖZEL HABER
  • SİYASET
  • SPOR
  • TEKNOLOJİ
  • YAŞAM

Takip Edin

  • Ankara kiralık eklemli
  • Gizlilik Politikası
  • Künye
  • İletişim

© 2022 Haber Alternatif - Yazılım: Albasoft Bilişim Teknolojileri.

Sonuç Yok
View All Result
  • ANASAYFA
  • SİYASET
  • EKONOMİ
  • MEDYA
  • SPOR
  • DIŞ BASIN
  • ÖZEL HABER
  • KÖŞE YAZILARI

© 2022 Haber Alternatif - Yazılım: Albasoft Bilişim Teknolojileri.