Sosyal Medya Hesaplarımız

DIŞ BASIN

ABD’DEKİ SOKAK EYLEMLERİNE DÜNYA’NIN DÖRT BİR YANINDAN DESTEK GELİYOR

Yayınlanma Tarihi:

on

HABER ALTERNATİF/DIŞ BASIN

ABD’de 46 yaşındaki Afro-ABD’li George Floyd’un polis tarafından gözaltına alınırken öldürülmesi nedeniyle ırkçı devlet şiddetine karşı ayaklanan Amerikan halkına, birçok ülkeden destek geldi. İngiltere, Almanya ve Yeni Zelanda’da kitlesel yürüyüşler yapıldı.

ALMANYA

Almanya’nın başkenti Berlin’de iki gün arka arkaya protesto gösterileri düzenlendi. Cumartesi günü Berlin’deki ABD Büyükelçiliği önünde yapılan protesto eylemine 2 binden fazla insan katıldı. Polis şiddetine karşı sloganların atıldığı, döviz ve pankartların taşındığı eylem sırasında yapılan konuşmalarda, ırkçı şiddette karışan polislerin ağır bir şekilde cezalandırılması istendi.

Pazar günü ise antifaşitler tarafından daha çok Türkiye kökenlilerin yaşandığı Kreuzberg ilçesinde bir yürüyüş düzenlendi. Koronavirüs nedeniyle sadece 100 kişinin katılmasına izin verilen eyleme katılım fazla olmasına rağmen polis engel olmadı. Eyleme Berlin’de yaşayan çok sayıda siyahın katılımı dikkat çekti. Pazar sabah saatlerinde ise Brandenburg Kapısı’nda 200 kişinin katıldığı bir anma etkinliği düzenlendi.

İNGİLTERE

Cumartesi akşamı Londra’nın bir çok mahallesinde küçük gruplar halinde toplanan siyah ve beyazların ortak eylemleri, pazar günü  daha kitlesel bir hal aldı. Manchester’da da gösteriler yapıldı. Londra’da Trafalgar Meydanı’nda toplanan yaklaşık 5 bin kişi ırkçı polislerin ve sorumluların yargılanmasını istedi. Konuşmaların ardından yürüyüşe geçen kalabalık, Başbakanlık önünde toplandı. Boris Johnson hükümetinin protesto edildiği eylemde, İngiltere’deki ırkçılığa da dikkat çekildi. İngiltere’de son 30 yılda binden fazla siyah vatandaş, polis tarafından gözaltında öldürülmüş ve bu polislerin hiçbiri ceza almamıştı.

Eylem daha sonra ABD elçiliği önünde devam etti. Ellerinde “Nefes alamıyorum”, “Adalet yoksa barış da yok”, “Siyah hayatlar da önemli”, “George Floyd için adalet” gibi dövizler taşıyan kalabalık, Trump ve Johnson aleyhine sloganlar attı.

Türk ve Kürt Toplumu Dayanışma Merkezi de (DAY-MER) bir açıklama yaparak, “Yaşadığımız ülke İngiltere’de de benzer saldırılar ve ırkçılık artıyor. Bugüne kadar gözaltına alınarak öldürülen binden fazla kişinin katili olan polislerden hiçbiri ceza almadı. Bu da İngiltere hükümetinin ve yargı sisteminin ne kadar ırkçı olduğunu göstermektedir. Irkçılığa karşı ortak ve örgütlü tepkilerimizi gösterelim” dedi.

YENİ ZELANDA

Yeni Zelanda’nın Auckland kentinde de Amerikan halkıyla dayanışma yürüyüşü yapıldı.

Yerel basına göre yürüyüş örgütleyenlerin yaptığı açıklamada, “Oturup insanların hiçbir şey yapmadan acı çekmesini izleyemeyiz” denilerek şöyle devam edildi: “Protestonun amacı basit: Hükümetimize, Başbakan Jacinda Ardern’e, ABD’deki Afrikalı-Amerikalılara yönelik şiddet eylemlerini ve devlet onaylı cinayetleri kamuoyu önde kınaması için baskı yapmak istiyoruz”. Yürüyüşün ülkenin tanınmış isimleri ve sanatçıları tarafından da desteklendiği belirtildi.

BREZİLYA VE DANİMARKA

Brezilya’nın Rio de Janerio kentinde, hükümet sarayı önünde toplanan yüzlerce kişi, ülkenin favela adıyla bilinen yoksul mahallerindeki siyahlara yönelik polis şiddetini protesto etti. Rio de Janerio’da da göstericiler, George Floyd’ın son sözleri olan “Nefes alamıyorum” sözlerini slogan olarak attı.

Amerikanın Sesi’nin haberine göre, göstericilerden biri olan Santiago gazetecilere “Bugün buradayız çünkü yaşamak istiyoruz. Bugün buradayız çünkü bu soykırımdan bıktık. Buraya artık yeter demeye geldik” dedi. Göstericiler ellerinde “Bizleri öldürmeyi durdurun. Favela huzur istiyor” yazılı döviz ve pankartlar taşıdılar.

Brezilya’da son olarak 18 Mayıs tarihinde, 14 yaşındaki bir siyah çocuk Complexo Salgueiro adlı favela bölgesine düzenlenen operasyonda polis tarafından öldürülmüştü.

Rio de Janerio’daki “Siyahların hayatı önemlidir” protestosunda da polis biber gazıyla saldırdı.

Öte yandan Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da da yapılan gösteride siyahlar için adalet istendi

 

 

Yorum yapmak için tıklayın

Bir Cevap Yazın

DIŞ BASIN

COVİD DÜNYA DEVİ MASKE ÜRETİCİSİNİ DE VURDU

Yayınlanma Tarihi:

on

COVİD 19 pandemisi tüm Dünya’daki sektörleri adeta alt üst ederken bu kez Dünya’nın en büyük cerrahi maske ve eldiven üreticisini vurdu…

Dünya çapında 41 fabrikası ve binlerce çalışanı ile yılda 70 milyardan fazla maske ve eldiven üreten Dünya’nın en büyük cerrahi maske ve eldiven üreticisi konumunda olan küresel dev Top Glove , corona virüs nedeni ile çökme noktasına geldi.

Agence-France Press‘in haberine göre Malezya’nın başkenti Kuala-Lumpur yakınlarındaki sanayi bölgesinde yaşanan fabrikalarda düşük ücretle çalışan göçmen işçilerde meydana gelen corona virüs salgını nedeni ile şirket son derece zor günler yaşıyor.

28 FABRİKA KAPANIYOR

Şirketin 28 fabrikasında bini aşkın vaka rapor edilirken Malezya hükümeti de fabrikaları kapatma kararı aldı.

Malezya Savunma Bakanı İsmail Sabri Yaakob “Sağlık Bakanlığının tavsiyesine dayanarak, bugün yapılan özel bir toplantıda,işçilerin karantinaya alınması için 28 Top Glove fabrikasının kapatılmasına karar verildi” açıklamasını yaptı.

“İLGİLİ MAKAMLARLA TAM BİR İŞ BİRLİĞİ YAPILACAK”

Yılda 70 milyardan fazla maske ve eldiven üreten Top Glove şirketinden de konu ile ilgili bir açıklama yapıldı.

Şirketten yapılan açıklamada ” Geçici durdurma kararının arkasından ilgili makamlarla tam bir iş birliği sağlanarak,  fabrikaların kapatılması işlemlerine başlandığı” ifade edildi.

Malezya’da 41 fabrikası olan şirketin 5 bin 700 işçisinin binden fazlasında coronavirüs tespit edildi.

ÜRÜNLER İLE İLGİLİ BİLGİ YOK

Öte yandan fabrikada koronavirüs vakası tespit edilen işçilerin üretilen maske ve eldivenlere virüsü bulaştırıp,bulaştırmadığı,eğer böyle bir risk varsa riskin boyutunun ne olduğu konusunda ise bilgi verilmedi.

Zira şirketin fabrikalarında üretilen maskeler Dünya’nın dört bayındaki ülkelere gönderiliyor ve insanların kullanımına sunuluyor…

 

Okumaya Devam Et

DIŞ BASIN

PAŞİNYAN “ALGI” PEŞİNDE

Yayınlanma Tarihi:

on

Azerbaycan ve Ermenistan arasında imzalanan barış anlaşması sonrasında Ermenistan’da çok zor durumda kalan ve büyük prestij kaybı yaşayan Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan iç kamuoyuna yönelik “algı” mesajları vermeyi sürdürüyor.

Nikol Paşinyan son olarak yaptığı açıklamada yapılan anlaşmanın sorunu çömüş olmadığını ve sadece ateşkesi sağladığını belirtirken Dağlık Karabağ sorununun çözümü için daha yapılacak çok iş olduğunu belirtti…

Sputnik‘te yer alan habere göre, Paşinyan, “Bu belge ile konuya esaslı bir çözüm getirilmiyor, sadece çatışmaların durdurulması öngörülüyor. Karabağ sorunu önceden de olduğu gibi çözülmüş değil ve hala yapılacak işler var” diye konuştu.

Üçlü bildirinin Ermenistan’ın yararına olmadığını kabul eden Paşinyan, “Karabağ ile ilgili anlaşmanın kamuoyunda memnuniyetsizliğe yol açtığını biliyorum. Peki Ermenistan’ın yararına olmayan bu belge neden imzalandı? Bu anlaşma, Savunma Bakanlığı Genelkurmay Başkanlığı’nın savaşın acilen durdurulması gerektiğini, Artsah (Karabağ) Başkanının ise birkaç saat içinde Stepanakert’i (Hankendi) kaybedebileceğimizi bildirmesinden sonra imzalandı” ifadelerini kullandı.

Stepanakert’in kaybedilmesinin Askeran ve Martakert kentlerinin de düşmesine yol açmış olacağını ifade eden Paşinyan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu kentlerin kaybedilmesinden sonra tüm savunma hatları düşman tarafından kuşatılacaktı, bu da 20 binden fazla askerin ölüm veya esaret tehdidi altında kuşatılmış olacağı anlamına gelecekti.”

Öte yandan Paşinyan, yurttaşlara “iktidar etrafında birleşme ve muhalefetin düzenlediği eylemlere katılmama” çağrısında bulundu.

 

Okumaya Devam Et

DIŞ BASIN

BİDEN’IN DANIŞMANINDAN TÜRKİYE POLİTİKASI AÇIKLAMASI

Yayınlanma Tarihi:

on

ABD’nin 46. Başkanı seçilen Joe Biden’ın diplomasi danışmanı Michael Carpenter,ABD’nin bundan sonraki süreçte Türkiye politikalarına dair ilk ip uçlarını katıldığı bir video konferansta verdi.

Carpenter AB’nin ABD Büyükelçisi Stavros Lambridinis,ABD’nin Yunanistan Büyükelçisi Geoffrey Pyatt ve Fransa’nın eski AB İşleri Bakanı Nathalie Loiseau ile birlikte katıldığı AB-ABD ilişkileri konulu bir video konferansta açıklamalarda bulundu.

“POLİTİKALARIN SONUÇLARINA KATLANIR”

Carpenter Türkiye’nin Rusya’dan S-400 satın alması,Doğu Akdeniz,Libya ve Dağlık Karabağ’daki politikalarını “Sorumsuzca” olarak nitelerken, bu politikaların bir müttefike yakışmadığını vurguladı.

Euronews’in haberine göre ABD ile Türkiye‘nin önünde çözülmesi gereken acil konular olduğunu belirten CarpenterS-400 meselesinde olduğu gibi çıkış yolları bulunmalı. Türkiye eylemlerini değiştirirse masaya pozitif örnekler konulabilir ancak şu an izlediği politikaya devam ederse bunun Erdoğan hükümetine yönelik potansiyel negatif sonuçları olacaktır” dedi.

“KOZLAR DİKKATLİ KULLANILMALI”

Carpenter, Fransa Cumhurbaşkanı Macron‘un Türkiye’nin Gümrük Birliği dışına çıkarılması teklifine ABD olarak olumlu yaklaşmadıklarını belirtirken “Türkiye ile ilişkilerde tek taraflı hareket etmek doğru değil. Sorunlara balyoz ile yaklaşmanın doğru olmadığını düşünüyorum. Ama bu,Türkiye’ye karşı AB’nin elinde önemli kozlar olduğunu ortaya koysa da bu kozlar dikkatli biçimde kullanılmalı” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE’NİN SERBEST TİCARETE BAĞIMLI OLMASI AB VE ABD İÇİN İYİ BİR BAŞLANGIÇ NOKTASI”

Türk lirasının son dönemde özellikle gelişmekte olan ülke piyasalarında en çok değer kaybeden para birimi olduğunu hatırlatan Carpenter,Türkiye’nin açık pazar ve açık ticaret koşullarına “Mecbur” olmasının AB ve ABD için iyi bir başlangıç noktası olduğunun altını çizdi.

Carpenter yeni ABD yönetiminin ekonomik yaptırımlar ile Türkiye’yi köşeye sıkıştırıp, ekonomisini çökertme gibi bir stratejisi olmadığını ve bunu doğru bulmadıklarını belirtti.

Berat Albayrak’ın istifasını da değerlendiren Carpenter “Türk Lirası bu yıl en çok dğer kaybeden para birimi oldu. Albayrak’ın istifası gösterdi ki sorunlar üst üste biriktiğinde Türk hükümeti politikalarını yeniden değerlendirebiliyor” dedi.

Okumaya Devam Et







Popüler

%d blogcu bunu beğendi: