Sosyal Medya Hesaplarımız

ÖZEL HABER

AKP,DEPREM VE “RANTSAL DÖNÜŞÜM”

Yayınlanma Tarihi:

on

Celal Eren ÇELİK

İzmir’de yaşanan deprem sonrasında acilen İzmir’e yola çıkmak yerine önceliği partisinin Van İl Kongresi’ne katılmaya veren ve partisinin il kongresinde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yıkılan binalar için “…AKP öncesindeki “Vesayetçi” zihniyetin eseri” şeklinde konuştu.

Peki efendim AKP’den önceki bu “Vesayetçi” zihniyet tu kaka tamam da AKP memleketi yönettiği 18 sene boyunca deprem ile ilgili hangi muhteşem (!) çalışmalara imza attı peki?

Bakın siz hiç yorulmayın biz size şimdi AKP’nin nasıl muhteşem (!) çalışmalar yaptığını anlatacağız deprem ile ilgili…

Haydi başlayalım anlatmaya…

***

Tarih yaprakları 12 Kasım 1999’u gösterdiğinde Türkiye Düzce’den gelen deprem haberi ile sarsıldı.7,2 şiddetinde gerçekleşen depremde 845 vatandaşımız hayatını kaybetti.Deprem esnasında koca koca binalar adeta kağıttan kuleler gibi yıkılarak birer moloz yığınına dönüşerek yüzlerce insana mezar oldu…

İşte o depremde yerle bir olan binalardan bir tanesi de Işık Apartamanı’ydı.

Işık Apartmanı deprem esnasında yerle bir olurken enkaz altında kalan 20 kişi feci şekilde can vermişti.

Işık Apartmanı’nı yapan müteahhittin adı Hamza Cebeci’ydi…Depremin ardından Işık Apartmanı faciası mahkemeye intikal etti. Işık Apartmanı’nı yapan Hamza Cebeci olayla ilgili yargılandı ve hapis cezası aldı…

Düzce Depremi’nin üzerinden 5 yıl geçtiğinde 2004 yılına gelinmiş ve Türkiye’yi de yerel seçim heyecanı sarmıştı.

28 Mart 2004 tarihinde yapılan yerel seçimlerde Düzce’de 20 vatandaşa mezar olan Işık Apartmanı’nı yapan ve hapis cezası alan Hamza Cebeci AKP’den Üsküdar Belediye Meclisi Üyesi seçildi. Ama yetmedi. Aynı Hamza Cebeci üzerine üstlük depremde yaptığı bina yıkılmış, insanlar ölmüş ve bu konuda ceza almış bir isim olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi İmar Komisyonu Üyeliğine seçildi!

Düzce Depremi esnasında yıkılarak 20 kişinin öldüğü Işık Apartmanı’nın yapımı esnasında bu Hamza Cebeci’nin bir ortağı vardı: Fahri Çakır

Peki Düzce Ağır Ceza Mahkemesi’nde “Tehlike doğuracak şekilde bina yaparak ölüme sebebiyet vermek” suçlaması ile Hamza Cebeci ile birlikte yargılanan bu Fahri Çakır’a ne oldu dersiniz?

Siz bilmiyorsanız zahmet etmeyin biz cevabını verelim…

Fahri Çakır dava süreci devam ederken 3 Kasım 2002 seçimlerinde AKP Düzce milletvekili seçilerek “Dokunulmazlık zırhına” kavuştu…

Tabii mahkeme de hakkındaki yargılamada durdu.

Bu arada hemen belirtelim Işık Apartmanı’nı yapan bu 2 ortaktan Hamza Cebeci şimdilerde İdare Meclisi’nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın da bulunduğu Darülaceze kurumunun başkanlığını yapıyor.

***

1999’daki Gölcük depremi sonrasında İstanbul’da tam 493 “Deprem Toplanma Alanı” belirlendi. Buraların imara kapalı olması da teme koşul oldu tabii ki…

Ama bugün gelinen noktada ne oldu? Bu 493 “Deprem Toplanma Alanı”ndan tamı tamına 416’sı üzerine AVM’ler inşa edildi, lüks konut projeleri dikildi… “Deprem Toplanma Alanları “PARA TOPLAMA ALANLARINA” dönüştü…

Peki kimler dikti bu AVM’leri “Deprem Toplanma Alanlarına”? Merak ettiyseniz o AVM’leri ve sahiplerini de yazalım efendim:

Starcity AVM:2010 yılında %60 Ülker-%40 Boyner ortaklığı ile kuruldu. Yakın zamanda AKP’nin en önemli yandaş holdinglerinden Tahincioğlu’nun pek çok projedeki ortağı,altın ve pırlanta sektörünün önemli oyuncusu, JİVAL markasının sahibi olan Gençoğlu AVM Yatırımları A.Ş. Bu şirket ise Turhan Gençoğlu’na ait Gençoğlu Holding’e ait.

Zorlu Center AVM: Zorlu Center AVM ise AKP döneminde servetine servet katan, yerli otomobil üretimi için AKP’nin belirlediği 5 “Babayiğitten” birisi olan ZORLU HOLDİNG ve sahibi Ahmet Nazif Zorlu’ya ait.

Ağaoğlu MyCity : Bu lüks proje AKP döneminin yandaş zenginlerinden Ali Ağaoğlu’na ait.

KİPTAŞ Sahilpark Veliefendi Konutları: İBB tarafından belirlenen “Deprem Toplanma Alanlarına” AKP’nin İstanbul Belediyesi’ni yönettiği dönemde yine bir İBB şirketi olan KİPTAŞ tarafından yapıldı.

ORA AVM: Türk bankacılık tarihinin en büyük batık kredisini Ziraat Bankası’ndan çekerek yapılan bu AVM daha sonra battı. Ziraat Bankası’ndan Ora AVM için yüzlerce milyon dolarlık kredi veren Akın Can Çağlar ise bugün İBB’ye Genel Sekreter olarak atandı.

ON ALTI DOKUZ PROJESİ: İstanbul’un  silüetini bozan kuleler olarak da bilinen bu süper lüks projeyi “Deprem Toplanma Alanına” Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın okul arkadaşı Mesut Toprak yaptı.

AKASYA ACIBADEM AVM: SAF Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı (Akkök Grubu, Yıldız Holding, Sinpaş Grubu ile Akmerkez’in kurucu ortaklarından Rıfat Hasan’ın ortakları arasında olduğu bir oluşum. Ülker geçtiğimiz günlerde hisselerini Akkök’e satma kararı aldı.

DAP ROYAL CENTER: Burası da AKP yandaşı inşaat şirketi DAP YAPI tarafından inşa edildi.

CAPACİTY AVM: AKP’ye yakınlıkları ile bilinen Uzman İnşaat, Keleşoğlu İnşaat, Gül İnşaat, Beyaz İnşaat ve Zirve İnşaat’ın ortaklığı ile yapıldı.

SELENİUM PLAZA: AKP’ye yakın Trabzonlı Yaşar Aşçıoğlu’na ait AŞÇIOĞLU inşaat tarafından yapıldı.

TAŞ YAPI KADIKÖY: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Müslüman uşaktır,hayrı sever yardımcı olun” dediği Emrullah Turanlı’ya ait TAŞ YAPI, Kadıköy’deki “Deprem Toplanma Alanı” na lüks konutlardan oluşan site dikti.

Neticede vatandaşın canı için önemli olan “Deprem Toplanma Alanları” “Rantsal Dönüşüm” geçirerek AKP yandaşı iş adamlarının  kasalarına rant olarak aktı.

***

17 Ağustos 1999’da meydana gelen büyük deprem sonrasında hayatımıza bir de yeni vergi girdi…

17.8.1999 ve 12.11.1999 tarihlerinde Marmara Bölgesi ve civarında meydana gelen depremin yol açtığı ekonomik kayıpları gidermek amacıyla bazı mükellefiyetler ihdası ve bazı vergi kanunlarında değişiklik yapılması hakkında kanun ile yürürlüğe giren bu vergi kamuoyu tarafından “Deprem Vergisi” olarak adlandırıldı.

İlk çıktığında sadece 1 defaya mahsus olacağı belirtilen bu vergi önce 2003 yılına kadar uzatıldı daha sonra AKP’nin iktidara gelmesinin hemen ardından 2003 yılında daha sonra sürekli/kalıcı bir vergi haline getirildi.

2004-2017 yılları arasında deprem vergisi olarak bilinen ek vergilerden toplanan rakam 67 milyar oldu. Bugün bu rakamın 70 milyar TL’yi geçtiği ifade edilmekte.

Ancak işin garip tarafı halktan toplanan bu milyarlarca TL “Deprem Vergisi”nin nereye gittiği,hangi fonda toplandığı, nereye aktarılıp nerede kullanıldığı bilinmiyor. Şaka gibi olsa da gerçek.

Evet bu ülkede birbirinden yıkıcı depremler oluyor, devlet milyarlarca TL deprem vergisi toplamış. Adı üzerinde “Deprem vergisi” olunca dfepremdeki yaraların sarılması için kullanılacağı düşünülüyor ama en son Elazığ depreminde olduğu gibi biz depremde zarar gören vatandaşlara ulaştırılmak üzere 10 TL yardım için vatandaşa IBAN Numarası veren kurumlar görüyoruz…

Ha “Deprem vergileri” nereye mi kullanıldı? Bu sorunun cevabı ise hala bilinmiyor. Zira bu konuda sorulan tüm sorulara rağmen memleketi 18 senedir yöneten AKP’den gelen bir cevap yok.

***

23 Ekim 2011 tarihinde Cumhuriyet tarihinde Anadolu’da meydana gelen en büyük depremlerden birisi olarak kayıtlara geçen Van Erciş depremi yaşandı. Tam 7,2 büyüklüğündeki deprem Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki 13 il ile İran ve Kuzey Irak’ta hissedildi.

Erciş Depremi’nde 601 vatandaşımız ölürken,tam 4152 kişi yaralandı,2262 bina kullanılamayacak derecede enkaza dönüştü.

Doğal olarak bölgedeki tüm imar çalışmaları iptal edildi.

Peki depremden sadece 9 ay sonra ne oldu dersiniz?

AKP iktidarı Van Erciş bölgesini yeniden imara ve ranta açtı… Şimdi o korkunç depremin yaşandığı bölgede koca binalar yükseliyor.

***

Tarih yaprakları 18 Mayıs 2018’i gösterdiğinde AKP yaklaşan “Yerel seçimler” öncesinde “İmar affı” ilan etti.

Bu imar affı ile depreme uygun olmayan, ruhsatsız, izinsiz yapılar affedildi… İmar affı ile birlikte denetimsiz şekilde yapılan bu binalar sahiplerinin başvurusu ile tereyağından kıl çeker gibi parasını ödeyip “Yapı Kayıt Belgesi” aldı.

Peki bu binalara eksiklerini tamamlamaları, binalarını deprem şartlarına uygun hale getirilmeleri için sıkı bir denetim yapıldı mı?

Ne gezer… Ne de olsa “Parası ödenmişti” ve insan canının önemi yoktu paranın yanında.

***

İşte memlekette depremde yıkılan binaların kabahatini AKP’den önceki “Vesayetçi” sisteme bulan Erdoğan ve AKP ‘nin kendi yönetimindeki 18 senede deprem ile ilgili ortaya koyduğu o müthiş (!) performans budur.

Şimdi siz söyleyin, AKP depremle mücadele için “Kentsel Dönüşüm” mü yaptı, yoksa yandaşları vurgun yapsın diye “Rantsal Dönüşüm” mü?

Karar sizin…

 

 

 

Yorum yapmak için tıklayın

Bir Cevap Yazın

ÖZEL HABER

CHP’DE ASLI BAYKAL İDDİASI

Yayınlanma Tarihi:

on

HABER ALTERNATİF

ÖZEL-KULİS HABER

CHP’de parti içi muhalefet gruplarının bir sonraki kurultaya yönelik çalışmaları devam ederken, çarpıcı bir kulis bilgisi geldi…

CHP’de eski genel başkan Genel Başkan Deniz Baykal’a yakınlığı ile bilinen bazı isimlerin birlikte hareket ederek gelecek kurultayda genel başkan adayı olarak Kemal Kılıçdaroğlu karşısına Deniz Baykal’ın kızı Prof.Aslı Baykal’ı aday göstermek istedikleri belirtiliyor…

Kulislere yansıyan bilgilere göre yıllarca Deniz Baykal ile yakın siyaset yapan bu isimler Aslı Baykal isminin hem kadın olması hem de “Soyadı” sebebi ile parti içi muhalefeti bir araya toplayabileceğini düşünüyorlar.

Aslı Baykal isminin yıpranmamış bir isim olduğunu belirten CHP içerisindeki bu “Eski tüfek” siyasetçiler, özellikle son dönemde İYİ PARTİ’nin yükselen oylarında Meral Akşener’in Türk siyasetindeki tek kadın lider olmasının da belirli bir etkisi olduğu tespitini yaparlarken, Aslı Baykal’ın da kadın lider olarak CHP Genel Başkanı olması halinde İYİ PARTİ’ye kayan bu oyları konsolide edebileceğini ifade ediyorlar.

Ancak parti içerisinde Aslı Baykal isminin ortaya çıkması ile birlikte kulislerde fikir ayrılıkları da yaşanmaya başlandı.

Baykal ekibine yakın isimler ile birlikte hareket etmeyen ve Aslı Baykal ile birlikte başlatılacak bir parti içi muhalefet hareketinin “Ölü doğum” olacağını savunan ayrıca partide şu anki yönetime olduğu kadar, Baykal ve yakın ekibine de parti tabanından ciddi bir tepki olduğunu belirten pek çok muhalif isim ve grubun ise Aslı Baykal ismine son derece soğuk baktıkları ifade ediliyor.

Aslı Baykal isminin gündeme getirilmesinin “Soyadı” nedeni ile de yanlış olduğunu belirten parti içerisindeki diğer muhalif gruplar “Biz AKP’ye akraba-eş-dost partisi, aile partisi diye eleştiri getiriyoruz. CHP bir “Aile” partisi değildir, Genel Başkanlık makamı da babadan çocuklara soy adı ile devredilecek bir makam değildir” şeklinde tepki gösterdikleri ifade ediliyor.

Geçtiğimiz günlerde ise Prof.Aslı Baykal hakkında medyaya yeni bir parti kuracağı yönünde iddialar yansımıştı.

Hatırlanacağı gibi Aslı Baykal son olarak Mahir Caferoğlu’na satılmadan önce HALK TV’nin başına geçmiş ancak Aslı Baykal yönetiminde finansal açıdan daha da kötüye giden HALK TV bir süre sonra Caferoğlu’na satılmıştı.

Prof.Aslı Baykal’ın kulislere yansıyan iddialar karşısında nasıl bir turum takınacağı ise merakla bekleniyor…

________________________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan, bağımsız ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan, Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir, DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

 

 

 

Okumaya Devam Et

ÖZEL HABER

İŞTE 43 KİŞİYİ “BUHARLAŞTIRAN” “KİLİT” EKİP

Yayınlanma Tarihi:

on

HABER ALTERNATİF-ÖZEL

Celal Eren ÇELİK

AKP’li Malatya Yeşilyurt Belediyesi’nin “ÇEVREYE DUYARLI BİREYLER YETİŞTİRME” projesi çerçevesinde Almanya’ya gönderilen 45 kişiden 43’ünün Türkiye’ye geri dönüş yapmadığı geçtiğimiz günlerde ortaya çıkmıştı.

Konunun üzerine giden HABER TÜRK yazarı Sevilay Yılman ise olayın “İnsan kaçakçılığı” olduğunu belirttiği köşe yazısında AKP’li Yeşilyurt Belediyesi ile birlikte bu projeyi organize eden “Malatya Kişisel Gelişim Dünyası Derneği” ‘ adeta “Buharlaşan” 43 kişinin Almanya’ya gelmesi için “Davetiye” gönderen ve tüm masraflarını karşılayan şirketin MEGA KİLİT GMBH isimli bir şirket olduğunu ancak “Tüm kaynaklarını kullanmasına rağmen” şirketin sahibi olan Ersin Kilit hakkında hiç bir bilgiye ulaşamadığını,Türk büyükelçiliğinin de bu kişi ve şirkete ulaşamadığını yazmıştı…

43 kişilik ekibe Almanya’dan davetiye gönderen ve “Tüm masrafları” karşılayan şirketin tüm ağını HABER ALTERNATİF açıklıyor…

Öncelikle şirketin isminin MEGA KİLİT GMBH olduğu doğru ancak sahibi Ersin Kilit değil…

MEGA KİLİT GMBH 2 Mayıs 2016 tarihinde 25 bin Euro sermaye ile Hannover Ticaret Odası’na HRB 213752 ticaret sicil numarası ile kaydını yaptıran bir şirket.

Şirket şu anda “Kağıt üzerinde” Almanya’da  Scheffelstr. 2 , 30167  Hannover adresinde 4 katlı bir binadaki tek bir dairede faaliyet gösteriyor,”Kağıt üzerinde” zira şirketin 5 yıllık ticari geçmişi incelendiğinde ortaklık sözleşmesindeki faaliyet alanı “Gastronomik ünitelerin işletilmesi, satış makinelerinin kurulumu” gibi yüksek kar marjı olan bir sektörde hemen hemen hiç bir iş yapmayan bir “Tabela şirketi” olmaktan çok da öteye gidemediği görülüyor.

Şirketin kuruluşundaki ilk genel müdürü ise Yılmaz Polat. Yılmaz Polat 8 Ocak 2015’te kurulup, 16 Ocak 2018 yılları arasında ise  batarak tasfiye edilen  ve Hannover Ticaret Odasına HRB 211931 ticaret sicil kaydı ile kayıtlı olan PAMUKKALE GASTRO UG isimli firmanın sahibi.

Yılmaz Polat’ın PAMUKKALE GASTRO UG isimli şirketi faaliyet gösterirken kurduğu “İlişkiler ağı” aslında bugün Almanya’dan dönmeyen 43 AKP’linin buharlaşması olayındaki soru işaretlerinin odağındaki  MEGA KİLİT GMBH şirketine de ışık tutmakta.

Zira Yılmaz Polat’ın 2014-2016 tarihleri arasında yakın ilişki kurduğu isimler Hazime Kilit,Zeynep Kilit,Hüseyin Kilit ve Zeynep Gökçe…

Ve 2016 yılından itibaren Yılmaz Polat’ın Genel Müdürlüğü sonrasında MEGA KİLİT GMBH’de sırası ile kurulan bu yakın ilişkilerde ismi geçen kişileri peş peşe Genel Müdür olurken görüyoruz…

İddiaların odağındaki MEGA KİLİT GMBH şirketinde 10 Haziran 2016 tarihinde Genel Müdürlük görevine Hüseyin Kilit gelirken, 12 Ocak 2018 tarihinde bu göreve Zeynep Kilit atanıyor. 22 Mayıs 2018 tarihinde Hüseyin Kilit Genel Müdürlük koltuğunu devralırken,22 Ağustos 2019 tarihinde ise şirketin Genel Müdürü bu kez Zeynep Gökçe oluyor… Ve son olarak 7 Ocak 2020 tarihinde Zeynep Gökçe yerine Genel Müdür koltuğuna bu kez Hazime Kilit oturuyor.

Bu arada 18 Haziran 2019 – Langenhagen, Am Pferdearkt 6, 30853 Langenhagen adresinde Nord Bau Kilit GmbH isimli bir şirket kuruluyor. Şirketin Genel Müdürü ise Mario-Celal Rashid Selmani… Ancak tek bir ticari faaliyet bile göstermeyen ve sürekli zarar eden bu şirket bir süre sonra yeni “Yöneticileri” ile tanışıyor…

Nord Bau Kilit GmbH şirketine iddiaların odağında olan MEGA KİLİT GMBH ortak oluyor ve bu Nord Bau Kilit GmbH isimli şirketin Genel Müdürlüğü görevine önce 2018 Ocak ayında Ahmet Olgun gelirken,18 Haziran 2019 tarihinde aynı zamanda 2018-2019 tarihleri arasında iddiaların merkezindeki MEGA KİLİT GMBH şirketinin o tarihlerdeki Genel Müdürü olan Zeynep Kilit geliyor.

Nord Bau Kilit GmbH şirketinde 2018 yılında Genel Müdür olan Ahmet Olgun ise iddiaların AKP’li Yeşilyurt belediyesine davet gönderip tüm masrafları karşılayan MEGA KİLİT GMBH şirketinin ilk Genel Müdürü olan Yılmaz Polat ile bağlantılı bir isim.

Tüm bu ilişkiler ağında dikkat çekici olan kurulan tüm bu şirketlerin tamamının “Kağıt üzerinde” kurulmuş ama aktif ticari faaliyet göstermemiş “Tabela şirketi” olmaktan öteye gitmemiş “Naylon şirketler” olması.

Bu da akıllara kurulan bu şirketler sayesinde oluşturulan “Naylon şirketler ağı” sayesinde Türkiye içerisinde “Kurdurulan” STK’lar ile birlikte “Proje” adı altında belediyeler eli ile yurtdışına insan ve diğer başka kaçakçılık türlerinin yapılması için bir organizasyon kurulup kurulmadığı sorusunu getiriyor…

Yani  kafalardaki soru işaretleri doğruysa ki tüm işaretler ve bağlantılar bu soru işaretlerinin doğru olduğunu göstermekte; bu “Naylon şirketler ağı” önce Türkiye’de bir STK kurduruyor,sonra buraya “Yurtdışına kaçırılacak kişileri” kaydettiriyor, sonrasında “Tüm masraflarına sponsor” olacağı bir PROJE” götürüyor, bu “PROJE” nin kabulü ile belediyeler proje katılımcılarına devletin “GRİ PASAPORTUNU” çıkartıyor ve “Yurt dışına kaçırılması planlanan” kişiler böylesi bir organizasyon ile hem de ellerinde devletin “GRİ PASAPORTU” gibi çok önemli kapıları kendilerine açacak bir “ANAHTAR” ile yurtdışına çıkıyor ve en son aşamada AKP’li Malatya Yeşilyurt Belediyesi’nin gönderdiği ve geri dönmeyen 43 kişi gibi bir anda “Buharlaşıyorlar”…

Ve büyük ihtimalle de bu 43 kişi gibi belki de yüzlerce, belki binlerce “Buharlaşan” vatandaş var..

Şimdi burada sorulması gereken bazı soruları da HABER ALTERNATİF olarak soruyoruz:

1-Yukarıda yazmış olduğumuz ilişkiler ağı içerisinde ismi geçen şahıslar yahut şirketler Türkiye’de başka belediyelere de bu şekilde “PROJE” teklif ederek “Sponsor” olmuşlar mıdır?

2-Bu ilişkiler ağı içerisinde yer alan isim ve şirketler hakkında Almanya’daki Türk Büyükelçiliği’nin bir bilgisi var mıdır,varsa yetkili merciler ile bu bilgi paylaşılmış mıdır?

3-Bugüne kadar bu ilişkiler ağı içerisinde yer alan kişi ve şirketler ile birlikte ortak proje düzenleyen başka STK var mıdır?

4-Bu ilişkiler ağı içerisinde bulunan kişi ve şirketler ile Türkiye’de bulunan ve ortak proje düzenleyen STK’ların para alışverişi ve hesap trafikleri ne şekilde seyretmiştir?

5-Ve belki de en önemlisi Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 2020 yılının Eylül ayında gerçekleştiği bilinen bu skandal ile ilgili gerek Alman resmi makamları, gerek Interpol ile temasa geçip açıkladığımız bu ilişkiler ağı içerisindeki şirket ve kişiler ile ilgili bir çalışma başlatmış mıdır?

________________________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan, bağımsız ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan, Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir, DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

 

 

 

 

Okumaya Devam Et

ÖZEL HABER

AKP’NİN MONTRÖ RÖVANŞI VE AHMET ALTAN’A VURAN PİYANGO

Yayınlanma Tarihi:

on

Celal Eren ÇELİK

Evet efendim bu yazımızda önce sizlerle tarihte çok da uzun olmayan bir zaman diliminde geriye doğru gideceğiz…

Dedik ya çok değil bundan 14 yıl öncesinde hayatımıza 15 Kasım 2007 tarihinde TARAF isimli bir gazete girdi. Bu gazete ALIM YAYINEVİ isimli bir şirket tarafından çıkartılıyordu. Gazetenin Genel Yayın Yönetmenliği koltuğuna Ahmet Altan oturtulmuştu.

TARAF gazetesinin kurulmasından kısa süre sonra Türkiye Ergenekon ismi verilen büyük kumpasın ilk dalgaları ile karşılaşmaya başladı… TARAF gazetesi yıllar sonra tamamen kumpas olduğu ortaya çıkan Ergenekon Davası’nın “Medya ayağını” oluşturuyordu…

”Dijital ortamda oluşturulmuş” sahte ve düzmece belgeler, “Bavullar ile servis edilen” bilgiler sistematik olarak her zaman ilk önce TARAF GAZETESİ’nde manşet oluyordu…

TARAF adeta “Tasfiye edilen eski düzeni yıkan gazete” olarak sembolleşiyordu bu süreçte…Rasim Ozan Kütahyalı’dan Mehmet Baransu’ya,Ahmet Altan’dan Yasemin Çongar’a kadar TSK’ya atmadık çamur bırakmıyor yazmadıklarını bırakmıyorlardı…

AKP ise kurulan “KİRLİ ORTAKLIK” ile TARAF GAZETESİ’ni el üstünde tutuyor, uluslararası kuruluşlar gazeteye ödül üzerine ödül veriyorlardı.

Nasıl vermesinlerdi ki ? TARAF öyle manşetler atıyor, öyle “İnce işçilik” bir “Operasyon tetikçiliği” yapıyordu ki “Kumpası kuran” çevrelerin takdirini tabii ki hak edecekti…Zira TARAF’ı belliydi ne de olsa…

TARAF GAZETESİ 26 Temmuz 2008’de Cumhuriyet’i Ergenekon isimli  “Derin bir yapının yönettiğini iddia ettiği” 1923’te KURULDU,2008’DE ARINIYOR manşeti ile çıkıyordu.

“Operatif tetikçiliğin nadide örneklerini sergileyen” TARAF isimli psikolojik harp makinası 19 Kasım 2009’da KOD ADI KAFES manşetini atarak “Kafes Eylem Planı” yalanı haberi ile operasyon yapıyor, 12 Haziran 2009’da AKP VE GÜLEN’İ BİTİRME PLANI yalanını manşetine taşıyor,20 Ocak 2010’da FATİH CAMİİ BOMBALANACAKTI manşeti ile “Operasyon yapmaya” devam ediyordu.

10 Ocak 2009 tarihinde sonradan silahların FETÖ tarafından yerleştirilip TSK’nın şerefli subaylarına kumpas kurulduğu ortaya çıkan Poyrazköy kazılarını da yine “Operasyon karargahı” TARAF isimli paçavra herkesten önce manşetine ÜSTÜ CUMHURİYET,ALTI ERGENEKON manşeti ile veriyordu…

22 Şubat 2010 tarihinde TSK’yı “Darbe yapmayı istemekle” suçlayan ve VESAYETE EN AĞIR BALYOZ manşeti ile çıkan ve bin bir yalanı utanıp sıkılmadan yaptığı “Operasyon ve kumpas” için ardı ardına sıralayan da yine TARAF isimli bu “Kumpas projesiydi”…

İşte TSK’ya tüm bu kumpaslar kurulur ve TSK, FETÖ tarafından kumpas ile çökertilip, vatansever subaylar Ergenekon ve Balyoz kumpasları ile tasfiye edilip FETÖ’cü subayların önü açılarak yükselmesi sağlanırken bu HAİN OPERASYONUN en önemli ayağı olan medya ayağını başından sonuna kadar Ahmet Altan isimli gazeteci görünümlü, Türk basın tarihinin en büyük “Tetikçilerinden” birisi yönetiyordu…

Sonradan TARAF GAZETESİ’ni kuran ALKIM YAYINEVİ’nin FETÖ tarafından finanse edildiği, TARAF GAZETESİ’nin başından beri bir “PROJE” olduğu ve FETÖ kumpaslarında planlı ve sistematik biçimde TSK’ya tarihinin en ağır operasyonunu yaptığı ve FETÖ’cü subayların önünün açılmasını sağladığı tek tek ortaya çıktı…

Şimdi geri dönmek üzere bu TARAF adlı “OPERASYON MERKEZİNE” bir virgül koyalım…

3 Nisan gecesi yani bundan 12 gün önce 103 emekli amiral Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin tartışmaya açılmasından ve bir amiralin tekkede çekilen sarıklı fotoğraflarından duydukları rahatsızlığı belirten bir “DUYURU” yayınladılar…

Aman efendim ortalık ayağa kalktı, bu emekli amiraller “Darbecilik” ile suçlandı,10 tanesi gözaltına alınıp tam 8 gün nezarethanede tutuldu, toplam 14 emekli amiral ifade verdi.

Ve en sonunda emekli amiraller “İl dışına çıkma yasağı” konularak serbest bırakıldı ama bu amiraller ordu evlerinden atıldılar…

Peki bu amiraller gözaltına alındığı zaman ortalığı ayağa kaldırıp amiralleri “Darbecilik” ile suçlayan,rütbelerinin sökülüp “Bedel ödetilmesini” isteyen kimlerdi?

Bunları isteyenler 2008-2012 arası Ahmet Altan’ın TARAF GAZTEESİ’nde attığı manşetler ile bizzat yönettiği TSK’ya kumpas operasyonuna o günlerde alkış tutan Cem Küçük,Nagehan Alçı ve bilimum AKP yandaşı gazeteci görünümlü “Kadrolu yandaş”…

Peki TARAF GAZETESİ’nde yapılan “KİRLİ OPERASYON ve KUMPASLAR” sonucu hayatının önemli bir bölümünü Silivri zindanında geçirmiş olan TSK’nın üst düzey general ve amiralleri arasında kimler vardı?

Montrö açıklaması sebebi ile 8 gün gözaltına alınan,hapisleri istenen, darbecilikle suçlanan ve serbest kalsalar da orduevlerinden atılan emekli amirallerimiz!

Yani efendim bu gece serbest kalan ve “Birilerinin” “Yaptığı gazetecilikti” diyerek “Demokrasi kahramanı” ilan etmeye kalktığı Ahmet Altan ve ekürisi Nazlı Ilıcak’ın tahliyesi hiç de öyle “Tesadüfi” bir zamanlama ile gerçekleşmemiştir.

AKP Montrö Açıklaması nedeni ile emekli generalleri oluşan kamuoyu tepkisi nedeni ile tutuklayamamış ama bu kadar “Gümbürtü koparttıktan” sonra “RÖVANŞ” olarak attığı manşetler ile bu emekli amirallerimizi ERGENEKON VE BALYOZ KUMPASI’nda Silivri Zindanı’na gönderen Ahmet Altan’ı serbest bırakıp “Ödüllendirerek” “Sizi istesem içeri atardım atmadım ama size kumpas kuranları da serbest bıraktım” mesajını vermiştir.

AKP burada aynı zamanda arasının uzun zamandır bozuk olduğu liberallere de göz kırpmaktadır ama asıl mesaj Montrö Bildirisi’ni imzalayan emekli amirallere ve onları destekleyenlere verilmiştir.

Ve Ahmet Altan’ın tahliyesi kendisi için bir büyük “Piyango” iken AKP için ise bir “Rövanştır”

Şimdi asıl soru şudur: “AKP bu rövanş mesajının devamını getirecek mi?”

Bu sorunun cevabını almak için çok bekleyeceğimizi ise hiç sanmıyorum…

_______________________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan, bağımsız ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan, Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir, DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

 

Okumaya Devam Et







Popüler

%d blogcu bunu beğendi: