Sosyal Medya Hesaplarımız

ÖZEL HABER

BAŞKAN VE ADAMLARI

Yayınlanma Tarihi:

on

Celal Eren ÇELİK

Başkan ağır adımlarla büyük ve heybetli odasına girdi…Ağır adımlarla pencereye doğru yanaşırken içini “Yalnızlık” duygusu kapladı, oysa 18 sene önce kurduğu takımın en parlak döneminde bu odada hiç yalnız kalmaz her zaman takımı birlikte kurduğu yöneticiler ve futbolcular ile hep birlikte olurdu…

Pencerenin önüne geldiğinde usulca perdeyi kenara doğru iten “Başkan” uzaklara doğru dalıp gitmişti…

Tam 18 sene önceydi… Ligdeki bütün takımlar berbat oynuyorlardı, hatta oynayamıyorlar çoğu zaman maçlar yarıda kalıyor, sürekli yarıda kalan maçlar nedeni ile ligde tam bir kaos yaşanıyordu…

İşte o günlerde “Başkan” kendisine çok yakın olan futbolcu arkadaşları ile yepyeni bir takım kurmuştu…Sadece kendisine yakın arkadaşlarından da kurmamıştı takımı, yıllardır rakip oldukları takımlardan da pek çok önemli oyuncuyu kulübe transfer etmişti…

Yepyeni bir takım ortaya çıkmış, uyguladıkları daha önce görülmemiş taktikler ile takım daha ilk sezonunda açık ara şampiyon olmuştu…

Olmuştu olmasına ama yıllardır berbat yönetilen ligde belli güç odakları vardı ve tek başına bu takımın onları alt etmesi yasaktı.

Ligde yabancı futbolcu oynatmak yasaktı ama “Başkan” bunun da bir çözümünü bulmuştu. Takımın en önemli mevkilerine yabancı futbolcuları transfer etmiş,  o futbolculara ise vatandaşlık almış kağıt üzerinde yabancı engelini böylece aşmıştı.

Böylece 5 sene daha arka arkaya şampiyonluk gelmişti… Takıma hile ile “Monte edilen” bu yabancı oyuncular bu 5 en önemli paya sahipti. Diğer oyuncular bundan rahatsızlık duysa da arka arkaya gelen şampiyonluklar sonrasında onlar da bu yabancı futbolculara ses çıkartamaz olmuştu, kimi futbolcular ise zaten yabancı futbolcular olmazsa takının hiç bir şey yapamayacağına bu nedenle kendilerinin de rahatlarının bozulacağına inanarak bu takım içinde giderek “Ayrı bir ekip, haline gelen “Yabancılar ekibine” bağlılık yemini etmişti.

Şampiyonluklar geldikçe “Başkanın” ünü ve gücü de büyüyordu. “Başkan” da takım içindeki “Yabancılar ekibinin” öneminin farkındaydı ve “Ne istedilerse” veriyordu onlara…”Yabancılar ekibi” takım içerisinde takım olmuştu ve önlerine her türlü imkan serilmekteydi.

Ama işler 5. şampiyonluğun ardından değişmeye başlamıştı… Zira takım içerisindeki “Yabancı futbolcular ekibi” artık borsaya da açılıp para basan bir şirket haline geçen kulübün bu gelirlerinden pay istemeye başlamışlardı… Kendileri olmadan ne “Başkanın” ne de takımdaki hiç bir futbolcunun bir işe yaramayacağını düşünüyorlardı.

Bir gün aralarında toplanan yabancılar ekibi “Başkana” haber gönderdi, talepleri açıktı: KULÜBÜN %50 hissesinin kendilerine verilmesini istiyorlardı.

Başkan önce küçük tavizler ile sorunu çözeceğini zannetti ama günlerden bir gün kendisi tatildeyken bizzat kendisine bağlı kulübün “Dış ilişkilerinden sorumlu” başkanvekilini bu “yabancılar ekibi” dövdürtmek isteyince film orada koptu…

“Başkan” hala dişlerini sıkıyordu, sabrediyordu zira sahada golleri bu yabancılar ekibi attıkça tribünler kendi ismini haykırıyordu…

Birgün hiç beklenmedik bir şey oldu…

Tam da şampiyonluk maçında takımın yabancı ekibi birden bire kendi kalesine gol atmaya başladı… 1 gol,2 gol derken hem maç hem kaybedilmek üzereydi, tüm tribünler donmuş kalmıştı…

“Başkan” takımın sabote edildiğini anlamıştı…Derhal sahaya daldı, tribünlerden kendisine bağlı bir grubu da sahaya indirdi.,saha karışmış,sahaya taraftarların da inmesi ile ortalık mahşer yerine dönmüştü.. “Yabancılar ekibinin” sabote etmesi ile kaybedilecek maç ve şampiyonluk maçın tatil edilmesi ile kurtarıldı…

Ertesi gün kulüp televizyonuna çıkan “Başkan” kulüp tarihine efsane olarak geçmiş bu “yabancılar ekibinin” hepsini kovduğunu, aslında bu ekibin hain olduğunu ve kulübü ele geçirmek istediklerini  ama ihanetlerini anlayamadıklarını söyledi, taraftarlara “Dim dik ayaktayız” dedi, helallik istedi…

Taraftarlar maçı satan yabancılara o kadar kızgındı ki onların bu kadar güçlenmesine sebep olmuş olan “Başkanı” sorgulamadılar bile, herkes yine “Başkanı” ayakta alkışlıyordu.

***

Ama artık işler eskisi gibi değildi… Takımın en önemli oyuncuları olan “yabancılar ekibi” kovulmuştu ama bu kez de kadro çok zayıflamıştı…

Ama “Başkan” biliyordu ki şampiyon olamazlarsa kendi koltuğu da tehlikeye girerdi.

O nedenle daha 3 sene önce televizyon ekranlarından küfürleştiği ezeli rakibinin kapısını çaldı… “Ortak takım kuralım” dedi… Ezeli rakip belki küçüktü ama başkanı zeki adamdı “Kabul ama takıma en az 6 oyuncu veririm bir de sizin kulüpte kamuoyu bilmese de en az 3 idarecilik pozisyonu isterim” dedi…

“Başkan” istemeye istemeye kabul etti…Artık 3 sene önce küfür ettiği ezeli rakibe eli mahkum durumdaydı ve aslında kulübü de, takımı da o ezeli rakip ve başkanı yönetir hale gelmişti.

***

Bu arada kulübü yıllardır birlikte yönettiği arkadaşlarından çatlak sesler çıkmaya başlamış, ezeli rakip ile ortak takım kurulmasını kabul etmeyenler, bunun takıma yarar değil zarar vereceğini söyleyenler seslerini yükseltmeye başlamıştı.

Bu arada rakip takımlar da güç birliğine gittiler ve o sezon ilk kez hem “Başkan” hem de rakip kulüpler ortak takımlar ile mücadele ettiler…

Başkan ve takımı yine şampiyon olmuştu olmasına ama artık eski güçlü hali ve açık ara şampiyon olan kulüp konumu yoktu.

Sonra bu ortak takımlar işi “Başkanın” başına büyük bir sıkıntı açtı… Yıllardır kazandığı Federasyon Kupası kulüp için ciddi bir gelir kaynağıydı ve 17 sene sonra rakiplerin oluşturduğu ortak takıma karşı bu Federasyon Kupası’nı “Başkan” ve kulübü kaybetti.

İşte ne olduysa o Federasyon Kupası’nın kaybedilmesinden sonra oldu.

***

Yıllarca şampiyonluktan şampiyonluğa koşarken birlikte kulübü yönettiği arkadaşları ve futbolcuları kulüpten ayrılmaya başladılar…

Hatta bu arkadaşlarının 2 tanesi kendisine rakip olacak yeni kulüpler açtı.

Tribünler de artık eskisi gibi coşkulu değildi, ismini haykırmıyor, adına besteler yapmıyor, alkışlar ile statları inletmiyorlardı.

“Başkan” da yorulmuştu, zayıflayıp güç kaybettiğini kendisi de görüyor, bunu gördükçe daha da hırçınlaşarak ani ve fevri kararlar alıyordu.

“Başkan” eskiden “Adamları” ile güçlüydü… Zira çok güçlü bir kadrosu vardı… Ama o arkadaşları ve “Adamları” kendisini ve kulübü bir bir terk etmeye başlamışlar, işin kötüsü tribünlerdeki taraftarları da yavaş yavaş kulübü bırakıp 2 farklı arkadaşının kurduğu 2 yeni kulübe doğru geçmeye başlamıştı.

Taraftarların ardından “Başkanın” futbolcularından bazıları da eski yönetici arkadaşlarının kendisini bırakıp kurdukları 2 yeni kulübe transfer olmaya başladı.

***

“Başkan” hala “Ben en güçlüyüm” dese de kulüp boğaza kadar borca batmıştı, yıllardır kulüpteki iktidarını sürdürebilmek için yaptığı harcamalar kulübü içinden çıkılmaz bir noktaya gelmişti. Kendisine kayıtsız şartsız itaat eden, kendisini hiç sorgulamayan kongre üyelerine ibra zamanı yanlış rakamlar ile kulübün mali tablosunu iyi gösterse de herkes artık kulübün battığını görüyordu…

Bu gidişler, arkadaşlarının yanından ayrılarak kendisini yalnız bırakması aslında biraz da bundandı…

Deniz bitmişti, gemi karaya oturmak üzereydi ve kimse karaya oturmak üzere olan bir gemide kalmak istemiyordu, hatta bir de yeni yol bulmuşlardı: Kamuoyunun gözünde “Mağdur” duruma düşmek ve kulübü satan kişi konumuna düşmemek için, kulübü zorda bırakacak işler yapıp kendilerini ihraç ettiriyorlardı kulüpten…

***

Tüm bunlar yetmiyormuş gibi ligin de bağlı olduğu uluslararası federasyonun başına “Başkanı” hiç sevmeyen birisi seçilmişti… “Başkanın” kulübün borçlarını çevirebilmek için aldığı bazı kredilerin sıkıntılı olduğuna inanan bu adam o banka kredileri ile ilgili dosyaları tek tek inceleteceğini söyleyerek seçilmişti.

Başkan kulübün kasasını damada emanet etmişti ama bir gece damadı da kendisini bıraktı gitti…

Kala kala bir tane “Aksaçlı” ağabeyi kalmıştı yanında… Başkan bu “Aksaçlı” “Vicdanlı” ağabeyi ile her zaman istişare ederdi.

“Başkan” bir akşam televizyon izlerken “Aksaçlı” ağabeyini bir kanalda gördü…

“Aksaçlı” ağabeyi birlikte, el ele ligden ihraç etmek için çaba sarfedip mücadele ettikleri 2 önemli isim için yapılanları yanlış bulduğunu söylüyor hatta bunlardan eski bir kulüp başkanı olanının ülkedeki futbol düzeni üzerine yazdığı kitabı herkesin okumasını tavsiye ediyordu.

“Başkan” rencide olmuş ve hiddetlenmişti… Ertesi gün isim vermeden kulüp televizyonunda “Aksaçlı” ağabeyini yerden yere vurdu… “Aksaçlı” ağabey de “Başkanı” terk eden son kişi oldu…

Başkan artık 18 yıl önce kurduğu o ihtişamlı kadrodan uzakta ve yapayalnızdı…

***

“Başkana” ne mi oldu?

O “Başkan” tribünden taraftarların gidişini durduramıyor, kalan taraftarlar bölünmeye homurdanmaya başlamış durumda. “Başkanın” ne o ilk yıllarındaki gibi kulübü yönetecek uzman, toplumun her katmanına sempatik gelen, bu işi bilen yöneticileri var ne de 18 sene önce kurduğu takım kadar güçlü bir takımı…

O “Başkan” şimdi yapayalnız, kasası tam takır bir kulüple, kendisine inanmayan taraftarlarla, daha 3 sene öncesine kadar küfürleştiği ezeli kulüp başkanına mahkum, zayıf bir kadro ile şampiyon olup olamayacağını kara kara düşünüyor…

Ama “Başkan” çok tecrübeli,… Karşısında birleşen kulüplerden birisi oldukça “İYİ” durumda… O kulübün bayan başkanı üzerinden de etki alanı kurarak karşı bloğu çatlatmaya çalışıyor.

Kendisi karşısında birleşen kulüplerin en büyüğünden ise zaten gayet memnun durumda zira o kulübün başkanının her açıklaması “Başkanın” eline koz veriyor. Son olarak “Başkanın peşinden giden teknik direktöre ben teknik direktör demem” diyerek yine “Başkanın” değirmenine su taşımıştı zira tam da Kulüpler Birliği seçimi öncesinde… O seçimde oy kullanacak kararsız yüzlerce teknik direktör artık “Başkan” için çantada keklik seçmen haline gelmişti…

Ama herşeye rağmen “Başkan” eriyor, eridikçe zayıflıyor, zayıfladıkça hiddetleniyor ve sertleşiyor ve en yakınındakileri bile kendi elleri ile uzaklaştırıyordu.

“Başkan” bu haldeyken onu kudretli “Başkan” yapan “Adamları” ise “Başkan” ile yolları çoktan ayırdılar zira “Başkanın” kulüpte kepenk indirmesinin yakın olduğunu gördüler.

İşte “BAŞKAN VE ADAMLARI”…

Yorum yapmak için tıklayın

Bir Cevap Yazın

ÖZEL HABER

CHP’DE ASLI BAYKAL İDDİASI

Yayınlanma Tarihi:

on

HABER ALTERNATİF

ÖZEL-KULİS HABER

CHP’de parti içi muhalefet gruplarının bir sonraki kurultaya yönelik çalışmaları devam ederken, çarpıcı bir kulis bilgisi geldi…

CHP’de eski genel başkan Genel Başkan Deniz Baykal’a yakınlığı ile bilinen bazı isimlerin birlikte hareket ederek gelecek kurultayda genel başkan adayı olarak Kemal Kılıçdaroğlu karşısına Deniz Baykal’ın kızı Prof.Aslı Baykal’ı aday göstermek istedikleri belirtiliyor…

Kulislere yansıyan bilgilere göre yıllarca Deniz Baykal ile yakın siyaset yapan bu isimler Aslı Baykal isminin hem kadın olması hem de “Soyadı” sebebi ile parti içi muhalefeti bir araya toplayabileceğini düşünüyorlar.

Aslı Baykal isminin yıpranmamış bir isim olduğunu belirten CHP içerisindeki bu “Eski tüfek” siyasetçiler, özellikle son dönemde İYİ PARTİ’nin yükselen oylarında Meral Akşener’in Türk siyasetindeki tek kadın lider olmasının da belirli bir etkisi olduğu tespitini yaparlarken, Aslı Baykal’ın da kadın lider olarak CHP Genel Başkanı olması halinde İYİ PARTİ’ye kayan bu oyları konsolide edebileceğini ifade ediyorlar.

Ancak parti içerisinde Aslı Baykal isminin ortaya çıkması ile birlikte kulislerde fikir ayrılıkları da yaşanmaya başlandı.

Baykal ekibine yakın isimler ile birlikte hareket etmeyen ve Aslı Baykal ile birlikte başlatılacak bir parti içi muhalefet hareketinin “Ölü doğum” olacağını savunan ayrıca partide şu anki yönetime olduğu kadar, Baykal ve yakın ekibine de parti tabanından ciddi bir tepki olduğunu belirten pek çok muhalif isim ve grubun ise Aslı Baykal ismine son derece soğuk baktıkları ifade ediliyor.

Aslı Baykal isminin gündeme getirilmesinin “Soyadı” nedeni ile de yanlış olduğunu belirten parti içerisindeki diğer muhalif gruplar “Biz AKP’ye akraba-eş-dost partisi, aile partisi diye eleştiri getiriyoruz. CHP bir “Aile” partisi değildir, Genel Başkanlık makamı da babadan çocuklara soy adı ile devredilecek bir makam değildir” şeklinde tepki gösterdikleri ifade ediliyor.

Geçtiğimiz günlerde ise Prof.Aslı Baykal hakkında medyaya yeni bir parti kuracağı yönünde iddialar yansımıştı.

Hatırlanacağı gibi Aslı Baykal son olarak Mahir Caferoğlu’na satılmadan önce HALK TV’nin başına geçmiş ancak Aslı Baykal yönetiminde finansal açıdan daha da kötüye giden HALK TV bir süre sonra Caferoğlu’na satılmıştı.

Prof.Aslı Baykal’ın kulislere yansıyan iddialar karşısında nasıl bir turum takınacağı ise merakla bekleniyor…

________________________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan, bağımsız ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan, Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir, DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

 

 

 

Okumaya Devam Et

ÖZEL HABER

İŞTE 43 KİŞİYİ “BUHARLAŞTIRAN” “KİLİT” EKİP

Yayınlanma Tarihi:

on

HABER ALTERNATİF-ÖZEL

Celal Eren ÇELİK

AKP’li Malatya Yeşilyurt Belediyesi’nin “ÇEVREYE DUYARLI BİREYLER YETİŞTİRME” projesi çerçevesinde Almanya’ya gönderilen 45 kişiden 43’ünün Türkiye’ye geri dönüş yapmadığı geçtiğimiz günlerde ortaya çıkmıştı.

Konunun üzerine giden HABER TÜRK yazarı Sevilay Yılman ise olayın “İnsan kaçakçılığı” olduğunu belirttiği köşe yazısında AKP’li Yeşilyurt Belediyesi ile birlikte bu projeyi organize eden “Malatya Kişisel Gelişim Dünyası Derneği” ‘ adeta “Buharlaşan” 43 kişinin Almanya’ya gelmesi için “Davetiye” gönderen ve tüm masraflarını karşılayan şirketin MEGA KİLİT GMBH isimli bir şirket olduğunu ancak “Tüm kaynaklarını kullanmasına rağmen” şirketin sahibi olan Ersin Kilit hakkında hiç bir bilgiye ulaşamadığını,Türk büyükelçiliğinin de bu kişi ve şirkete ulaşamadığını yazmıştı…

43 kişilik ekibe Almanya’dan davetiye gönderen ve “Tüm masrafları” karşılayan şirketin tüm ağını HABER ALTERNATİF açıklıyor…

Öncelikle şirketin isminin MEGA KİLİT GMBH olduğu doğru ancak sahibi Ersin Kilit değil…

MEGA KİLİT GMBH 2 Mayıs 2016 tarihinde 25 bin Euro sermaye ile Hannover Ticaret Odası’na HRB 213752 ticaret sicil numarası ile kaydını yaptıran bir şirket.

Şirket şu anda “Kağıt üzerinde” Almanya’da  Scheffelstr. 2 , 30167  Hannover adresinde 4 katlı bir binadaki tek bir dairede faaliyet gösteriyor,”Kağıt üzerinde” zira şirketin 5 yıllık ticari geçmişi incelendiğinde ortaklık sözleşmesindeki faaliyet alanı “Gastronomik ünitelerin işletilmesi, satış makinelerinin kurulumu” gibi yüksek kar marjı olan bir sektörde hemen hemen hiç bir iş yapmayan bir “Tabela şirketi” olmaktan çok da öteye gidemediği görülüyor.

Şirketin kuruluşundaki ilk genel müdürü ise Yılmaz Polat. Yılmaz Polat 8 Ocak 2015’te kurulup, 16 Ocak 2018 yılları arasında ise  batarak tasfiye edilen  ve Hannover Ticaret Odasına HRB 211931 ticaret sicil kaydı ile kayıtlı olan PAMUKKALE GASTRO UG isimli firmanın sahibi.

Yılmaz Polat’ın PAMUKKALE GASTRO UG isimli şirketi faaliyet gösterirken kurduğu “İlişkiler ağı” aslında bugün Almanya’dan dönmeyen 43 AKP’linin buharlaşması olayındaki soru işaretlerinin odağındaki  MEGA KİLİT GMBH şirketine de ışık tutmakta.

Zira Yılmaz Polat’ın 2014-2016 tarihleri arasında yakın ilişki kurduğu isimler Hazime Kilit,Zeynep Kilit,Hüseyin Kilit ve Zeynep Gökçe…

Ve 2016 yılından itibaren Yılmaz Polat’ın Genel Müdürlüğü sonrasında MEGA KİLİT GMBH’de sırası ile kurulan bu yakın ilişkilerde ismi geçen kişileri peş peşe Genel Müdür olurken görüyoruz…

İddiaların odağındaki MEGA KİLİT GMBH şirketinde 10 Haziran 2016 tarihinde Genel Müdürlük görevine Hüseyin Kilit gelirken, 12 Ocak 2018 tarihinde bu göreve Zeynep Kilit atanıyor. 22 Mayıs 2018 tarihinde Hüseyin Kilit Genel Müdürlük koltuğunu devralırken,22 Ağustos 2019 tarihinde ise şirketin Genel Müdürü bu kez Zeynep Gökçe oluyor… Ve son olarak 7 Ocak 2020 tarihinde Zeynep Gökçe yerine Genel Müdür koltuğuna bu kez Hazime Kilit oturuyor.

Bu arada 18 Haziran 2019 – Langenhagen, Am Pferdearkt 6, 30853 Langenhagen adresinde Nord Bau Kilit GmbH isimli bir şirket kuruluyor. Şirketin Genel Müdürü ise Mario-Celal Rashid Selmani… Ancak tek bir ticari faaliyet bile göstermeyen ve sürekli zarar eden bu şirket bir süre sonra yeni “Yöneticileri” ile tanışıyor…

Nord Bau Kilit GmbH şirketine iddiaların odağında olan MEGA KİLİT GMBH ortak oluyor ve bu Nord Bau Kilit GmbH isimli şirketin Genel Müdürlüğü görevine önce 2018 Ocak ayında Ahmet Olgun gelirken,18 Haziran 2019 tarihinde aynı zamanda 2018-2019 tarihleri arasında iddiaların merkezindeki MEGA KİLİT GMBH şirketinin o tarihlerdeki Genel Müdürü olan Zeynep Kilit geliyor.

Nord Bau Kilit GmbH şirketinde 2018 yılında Genel Müdür olan Ahmet Olgun ise iddiaların AKP’li Yeşilyurt belediyesine davet gönderip tüm masrafları karşılayan MEGA KİLİT GMBH şirketinin ilk Genel Müdürü olan Yılmaz Polat ile bağlantılı bir isim.

Tüm bu ilişkiler ağında dikkat çekici olan kurulan tüm bu şirketlerin tamamının “Kağıt üzerinde” kurulmuş ama aktif ticari faaliyet göstermemiş “Tabela şirketi” olmaktan öteye gitmemiş “Naylon şirketler” olması.

Bu da akıllara kurulan bu şirketler sayesinde oluşturulan “Naylon şirketler ağı” sayesinde Türkiye içerisinde “Kurdurulan” STK’lar ile birlikte “Proje” adı altında belediyeler eli ile yurtdışına insan ve diğer başka kaçakçılık türlerinin yapılması için bir organizasyon kurulup kurulmadığı sorusunu getiriyor…

Yani  kafalardaki soru işaretleri doğruysa ki tüm işaretler ve bağlantılar bu soru işaretlerinin doğru olduğunu göstermekte; bu “Naylon şirketler ağı” önce Türkiye’de bir STK kurduruyor,sonra buraya “Yurtdışına kaçırılacak kişileri” kaydettiriyor, sonrasında “Tüm masraflarına sponsor” olacağı bir PROJE” götürüyor, bu “PROJE” nin kabulü ile belediyeler proje katılımcılarına devletin “GRİ PASAPORTUNU” çıkartıyor ve “Yurt dışına kaçırılması planlanan” kişiler böylesi bir organizasyon ile hem de ellerinde devletin “GRİ PASAPORTU” gibi çok önemli kapıları kendilerine açacak bir “ANAHTAR” ile yurtdışına çıkıyor ve en son aşamada AKP’li Malatya Yeşilyurt Belediyesi’nin gönderdiği ve geri dönmeyen 43 kişi gibi bir anda “Buharlaşıyorlar”…

Ve büyük ihtimalle de bu 43 kişi gibi belki de yüzlerce, belki binlerce “Buharlaşan” vatandaş var..

Şimdi burada sorulması gereken bazı soruları da HABER ALTERNATİF olarak soruyoruz:

1-Yukarıda yazmış olduğumuz ilişkiler ağı içerisinde ismi geçen şahıslar yahut şirketler Türkiye’de başka belediyelere de bu şekilde “PROJE” teklif ederek “Sponsor” olmuşlar mıdır?

2-Bu ilişkiler ağı içerisinde yer alan isim ve şirketler hakkında Almanya’daki Türk Büyükelçiliği’nin bir bilgisi var mıdır,varsa yetkili merciler ile bu bilgi paylaşılmış mıdır?

3-Bugüne kadar bu ilişkiler ağı içerisinde yer alan kişi ve şirketler ile birlikte ortak proje düzenleyen başka STK var mıdır?

4-Bu ilişkiler ağı içerisinde bulunan kişi ve şirketler ile Türkiye’de bulunan ve ortak proje düzenleyen STK’ların para alışverişi ve hesap trafikleri ne şekilde seyretmiştir?

5-Ve belki de en önemlisi Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 2020 yılının Eylül ayında gerçekleştiği bilinen bu skandal ile ilgili gerek Alman resmi makamları, gerek Interpol ile temasa geçip açıkladığımız bu ilişkiler ağı içerisindeki şirket ve kişiler ile ilgili bir çalışma başlatmış mıdır?

________________________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan, bağımsız ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan, Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir, DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

 

 

 

 

Okumaya Devam Et

ÖZEL HABER

AKP’NİN MONTRÖ RÖVANŞI VE AHMET ALTAN’A VURAN PİYANGO

Yayınlanma Tarihi:

on

Celal Eren ÇELİK

Evet efendim bu yazımızda önce sizlerle tarihte çok da uzun olmayan bir zaman diliminde geriye doğru gideceğiz…

Dedik ya çok değil bundan 14 yıl öncesinde hayatımıza 15 Kasım 2007 tarihinde TARAF isimli bir gazete girdi. Bu gazete ALIM YAYINEVİ isimli bir şirket tarafından çıkartılıyordu. Gazetenin Genel Yayın Yönetmenliği koltuğuna Ahmet Altan oturtulmuştu.

TARAF gazetesinin kurulmasından kısa süre sonra Türkiye Ergenekon ismi verilen büyük kumpasın ilk dalgaları ile karşılaşmaya başladı… TARAF gazetesi yıllar sonra tamamen kumpas olduğu ortaya çıkan Ergenekon Davası’nın “Medya ayağını” oluşturuyordu…

”Dijital ortamda oluşturulmuş” sahte ve düzmece belgeler, “Bavullar ile servis edilen” bilgiler sistematik olarak her zaman ilk önce TARAF GAZETESİ’nde manşet oluyordu…

TARAF adeta “Tasfiye edilen eski düzeni yıkan gazete” olarak sembolleşiyordu bu süreçte…Rasim Ozan Kütahyalı’dan Mehmet Baransu’ya,Ahmet Altan’dan Yasemin Çongar’a kadar TSK’ya atmadık çamur bırakmıyor yazmadıklarını bırakmıyorlardı…

AKP ise kurulan “KİRLİ ORTAKLIK” ile TARAF GAZETESİ’ni el üstünde tutuyor, uluslararası kuruluşlar gazeteye ödül üzerine ödül veriyorlardı.

Nasıl vermesinlerdi ki ? TARAF öyle manşetler atıyor, öyle “İnce işçilik” bir “Operasyon tetikçiliği” yapıyordu ki “Kumpası kuran” çevrelerin takdirini tabii ki hak edecekti…Zira TARAF’ı belliydi ne de olsa…

TARAF GAZETESİ 26 Temmuz 2008’de Cumhuriyet’i Ergenekon isimli  “Derin bir yapının yönettiğini iddia ettiği” 1923’te KURULDU,2008’DE ARINIYOR manşeti ile çıkıyordu.

“Operatif tetikçiliğin nadide örneklerini sergileyen” TARAF isimli psikolojik harp makinası 19 Kasım 2009’da KOD ADI KAFES manşetini atarak “Kafes Eylem Planı” yalanı haberi ile operasyon yapıyor, 12 Haziran 2009’da AKP VE GÜLEN’İ BİTİRME PLANI yalanını manşetine taşıyor,20 Ocak 2010’da FATİH CAMİİ BOMBALANACAKTI manşeti ile “Operasyon yapmaya” devam ediyordu.

10 Ocak 2009 tarihinde sonradan silahların FETÖ tarafından yerleştirilip TSK’nın şerefli subaylarına kumpas kurulduğu ortaya çıkan Poyrazköy kazılarını da yine “Operasyon karargahı” TARAF isimli paçavra herkesten önce manşetine ÜSTÜ CUMHURİYET,ALTI ERGENEKON manşeti ile veriyordu…

22 Şubat 2010 tarihinde TSK’yı “Darbe yapmayı istemekle” suçlayan ve VESAYETE EN AĞIR BALYOZ manşeti ile çıkan ve bin bir yalanı utanıp sıkılmadan yaptığı “Operasyon ve kumpas” için ardı ardına sıralayan da yine TARAF isimli bu “Kumpas projesiydi”…

İşte TSK’ya tüm bu kumpaslar kurulur ve TSK, FETÖ tarafından kumpas ile çökertilip, vatansever subaylar Ergenekon ve Balyoz kumpasları ile tasfiye edilip FETÖ’cü subayların önü açılarak yükselmesi sağlanırken bu HAİN OPERASYONUN en önemli ayağı olan medya ayağını başından sonuna kadar Ahmet Altan isimli gazeteci görünümlü, Türk basın tarihinin en büyük “Tetikçilerinden” birisi yönetiyordu…

Sonradan TARAF GAZETESİ’ni kuran ALKIM YAYINEVİ’nin FETÖ tarafından finanse edildiği, TARAF GAZETESİ’nin başından beri bir “PROJE” olduğu ve FETÖ kumpaslarında planlı ve sistematik biçimde TSK’ya tarihinin en ağır operasyonunu yaptığı ve FETÖ’cü subayların önünün açılmasını sağladığı tek tek ortaya çıktı…

Şimdi geri dönmek üzere bu TARAF adlı “OPERASYON MERKEZİNE” bir virgül koyalım…

3 Nisan gecesi yani bundan 12 gün önce 103 emekli amiral Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin tartışmaya açılmasından ve bir amiralin tekkede çekilen sarıklı fotoğraflarından duydukları rahatsızlığı belirten bir “DUYURU” yayınladılar…

Aman efendim ortalık ayağa kalktı, bu emekli amiraller “Darbecilik” ile suçlandı,10 tanesi gözaltına alınıp tam 8 gün nezarethanede tutuldu, toplam 14 emekli amiral ifade verdi.

Ve en sonunda emekli amiraller “İl dışına çıkma yasağı” konularak serbest bırakıldı ama bu amiraller ordu evlerinden atıldılar…

Peki bu amiraller gözaltına alındığı zaman ortalığı ayağa kaldırıp amiralleri “Darbecilik” ile suçlayan,rütbelerinin sökülüp “Bedel ödetilmesini” isteyen kimlerdi?

Bunları isteyenler 2008-2012 arası Ahmet Altan’ın TARAF GAZTEESİ’nde attığı manşetler ile bizzat yönettiği TSK’ya kumpas operasyonuna o günlerde alkış tutan Cem Küçük,Nagehan Alçı ve bilimum AKP yandaşı gazeteci görünümlü “Kadrolu yandaş”…

Peki TARAF GAZETESİ’nde yapılan “KİRLİ OPERASYON ve KUMPASLAR” sonucu hayatının önemli bir bölümünü Silivri zindanında geçirmiş olan TSK’nın üst düzey general ve amiralleri arasında kimler vardı?

Montrö açıklaması sebebi ile 8 gün gözaltına alınan,hapisleri istenen, darbecilikle suçlanan ve serbest kalsalar da orduevlerinden atılan emekli amirallerimiz!

Yani efendim bu gece serbest kalan ve “Birilerinin” “Yaptığı gazetecilikti” diyerek “Demokrasi kahramanı” ilan etmeye kalktığı Ahmet Altan ve ekürisi Nazlı Ilıcak’ın tahliyesi hiç de öyle “Tesadüfi” bir zamanlama ile gerçekleşmemiştir.

AKP Montrö Açıklaması nedeni ile emekli generalleri oluşan kamuoyu tepkisi nedeni ile tutuklayamamış ama bu kadar “Gümbürtü koparttıktan” sonra “RÖVANŞ” olarak attığı manşetler ile bu emekli amirallerimizi ERGENEKON VE BALYOZ KUMPASI’nda Silivri Zindanı’na gönderen Ahmet Altan’ı serbest bırakıp “Ödüllendirerek” “Sizi istesem içeri atardım atmadım ama size kumpas kuranları da serbest bıraktım” mesajını vermiştir.

AKP burada aynı zamanda arasının uzun zamandır bozuk olduğu liberallere de göz kırpmaktadır ama asıl mesaj Montrö Bildirisi’ni imzalayan emekli amirallere ve onları destekleyenlere verilmiştir.

Ve Ahmet Altan’ın tahliyesi kendisi için bir büyük “Piyango” iken AKP için ise bir “Rövanştır”

Şimdi asıl soru şudur: “AKP bu rövanş mesajının devamını getirecek mi?”

Bu sorunun cevabını almak için çok bekleyeceğimizi ise hiç sanmıyorum…

_______________________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan, bağımsız ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan, Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir, DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

 

Okumaya Devam Et







Popüler

%d blogcu bunu beğendi: