Eski DEM Parti milletvekili Sebahat Tuncel, terör örgütü PKK’nın “emperyalistlerle” kurduğu ittifakı itiraf etti.
Eski DEM Parti milletvekili Sebahat Tuncel, “Rojava yönetimindeki Kürtler, ABD, İsrail, Rusya ve birçok ülkeyle ittifak ve ilişki kurarken bunların bir kısmını stratejik, bir kısmını da taktik ittifaklar olarak gördüler. Kürtler esas olarak halklarla stratejik ittifaklar kuruyor.” açıklaması yaptı.
T24’ten Cansu Çamlıbel’e konuşan Tuncel, “Sosyalist güçlerle, ezilen emekçilerle stratejik ittifaklar kuruyor. Emperyalist güçlerle ittifakları ise daha taktik. Yani onlara çok güvendikleri için kurmuyorlar bu ilişkileri ya da ittifakları. Ama en nihayetinde Orta Doğu’da bu güçlerle ilişki içerisinde girmeden yürümeniz zor. Diplomasinin gereğidir bu. Türkiye de bugün birçok ülkeyle ilişki ve diyalog içerisinde, olmak durumda. Ama burada Kürtler açısından en önemli şey bu ilişkilere tamamen güvenmek yerine çıkarların ortaklaştığı bir yerden siyaset yürütmek. ” ifadelerini kullandı.
Tuncel şunları söyledi:
“Kürtler eskiden beri hem ABD’nin hem İsrail’in hem İngiltere’nin hem de Fransa’nın rolünü stratejik olarak ele almadılar. Bu ilişkiler zorunluydu. ABD de IŞİD’le mücadelenin bir parçası olarak SDG’ye ve Kürt siyasetine yaklaştı. Ama Kürtler orada başka bir hayat kurdular. Sadece IŞİD’e karşı mücadele ile yetinmediler, aynı zamanda demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü, sosyalist bir yaşam örmek istediler. Kendi geleceklerine kendileri karar vermek istediler. O savaş koşullarında öylesi bir hayat inşa ettiler.
Türkiye çok uzun süre ABD’ye de İsrail’e de “Kürtlerle değil bizimle iş yap” diye baskıda bulundu. Esad’ın bir günde çıkıp gitmesi dikkat çekici değil mi? Bir günde boşalttılar, hiç direniş olmadı. Bu şunu gösteriyor; aslında iktidar Ahmed El Şara’ya teslim edildi ve yeni bir politika belirlendi. Kürtlerle de yeni bir ilişki kuruldu. Hatırlarsanız 1 Nisan anlaşması yapıldı, Kürtlere karşı bir saldırı olmadığında da Kürtler kendi mahallelerinin savunmasını alacaklardı. Çünkü Suriye’de hâla şöyle bir sorunsal var; Kürtler de Araplar da Aleviler de Dürzüler de hâla saldırı altında, yani güvenli bir ortamda yaşamıyorlar. Bu halkların güvenliğe ihtiyacı var. İkincisi, mesela 10 Mart mutabakatıyla Kürtler aslında hem kendi kendini yönetmek hem de demokratik bir Suriye Cumhuriyeti’nin de yönetiminde yer almak konusunda samimiyetlerini ortaya koydu. Buna açıkça da deklare ettiler. “