Sosyal Medya Hesaplarımız

MEDYA

ENVER ALTAYLI,ABDULLAH GÜL VE BND BAĞLANTISI ORTAYA ÇIKTI

Yayınlanma Tarihi:

on

İYİ PARTİ İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ’ın CNN Türk’te Ahmet Hakan’ın Tarafsız Bölge programında,İYİ PARTİ İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu’yu “FETÖ’cü” olarak suçlaması ile başlayan tartışmalar durulmuyor.

Bu kez de İYİ PARTİ İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu’nun dayısı olan ve FETÖ suçlamasxı ile tutuklanarak cezaevine konan eski MİT’çi Enver Altaylı’nın Abdullah Gül ve Alman istihbaratı BND ile bağlantıları ortaya çıktı.

Bu çarpıcı bağlantıları Veryansıntv.com’da köşesine taşıyan gazeteci Erdem Atay çok ses getirecek bir yazı kaleme aldı.

İşte Erdem Atay’ın BND İTİRAFI VE ENVER ALTAYLI-FETÖ-ABDULLAH GÜL BAĞI başlıklı köşe yazısında yazdıkları:

Kimse bir şey yazamaz, çizemezken iki üç gazeteci halka gerçeği anlatmaya çalıştı. Şimdi maşallah herkes bülbül gibi şakıyor.

Ocak’ta arka arkaya 3 yazı yazdım, bunları yazarken, Erdem dikkat et, çok tehlikeli konulara girdin” uyarıları da aldım.

Hatta önemli birinden “Korkutmak için gözaltı planlıyorlar, hazır ol” sözünü bile duydum.

Ümit Özdağ çıktı ve şimdi Türkiye bu konuyu konuşuyor.

Özdağ neden şimdi çıktı?” sorusunu herkes soruyor. Acaba birileri Özdağ’a, “Bir şeyler anlat, yoksa…” dedi mi, merak ediyorum.

Bu konuyu başka bir yazıda değerlendiririz.

***

Veryansintv.com’un Haber Müdürü Ergün Gedek ile Youtube kanalımızdan Telgraf adlı programlara başladık.

6.bölümde bu konuyu masaya yatırdık. İzlemenizi tavsiye ediyorum.

Orada Akşener’in yanıtlaması için 3 soru sordum. Sorular şöyleydi:

– Acaba Meral Akşener ve Buğra Kavuncu Enver Altaylı’yı hapisten çıkarmak için bir faaliyette bulundular mı, bulunmadılar mı?

– Altaylı’nın ailesiyle görüştüler mi, görüşmediler mi?

– Görüştülerse nerede ve ne konuştular?

Akşener’e biraz zaman tanıyalım, olmaz ama belki olur da cevap verir diye bekleyelim. Cevap gelmezse yazalım.

Şimdi de konumuza geçelim.

***

Kavuncu ve Altaylı ailesi…

Herkes yazıyor. Artık Türkiye tanımış oldu.

Bu aile ilgili “Türkiye için çalışırlar” ve “Türk milliyetçisidirler” vurgusu yapılıyor. Mesela Taha Akyol hep yazmış. Dostları çünkü…

Dostların ötesinde kendileri de ailelerini aynı şekilde tanıtıyor.

Mesela bunlardan biri Orhan Kavuncu.

Yani Buğra Kavuncu’nun babası.

Yani Enver Altaylı’nın hem kayınbiraderi hem halasının oğlu…

BBP’nin de İYİ Parti’nin de kuruluşunda öncü rol oynayan isimlerden biri.

Kendisinin kişisel bir internet sitesi var.

Bu sitede ‘ailesine atılan iftiralara’ ve Enver Altaylı’ya yapılan gözaltı ve tutuklamaya tepkisini göstermiş.

Göstermiş ama birçok gerçeği de ifşa etmiş.

Oradaki ifşaları görünce siz de şaşıracaksınız.

***

Kavuncuorhankavuncu.com adlı sitede “Enver Altaylı Tutuklandı” başlıklı yazısında birçok gerçeği açığa çıkarmış aslında.

KavuncuEnver Altaylı gözaltına alınınca onu kurtarmak için, evet kurtarmak için, yani hukukun kararını dinlemeden, birilerine ulaşmaya çalışmış.

Önce MİT Başkanı Hakan Fidan’a ulaşmak istemiş.

Olmamış.

Ardından dönemin Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’a…

Ona da ulaşamayınca, yine dönemin Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Fahri Kasırga’yı aramış. Kasırga’ya ulaşmış, derdini anlatmış.

Ulaştığı bir diğer kişi de dönemin İçişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Sabri Erdil olmuş.

Ona da derdini anlatmış.

Görüştüğü bir diğer kişi ise Tuğrul Türkeş. Durumu ona da özetlemiş.

Ancak bu görüşmeler yetmemiş olacak ki, AKP milletvekili arkadaşlarına ulaşmış. Onların yardımlarını istemiş.

Yine yetmemiş, bu kez de MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye aracı üzerinden bilgileri aktarmış.

Bütün bu bilgileri yazısında aktaran Orhan Kavuncu şöyle devam ediyor:

Aralarında yardımcı olmak isteyenler vardı; onlara en içten teşekkürlerimi sunuyorum.”

Evet, Orhan Kavuncu’ya birileri yardım etmek istemiş! Peki ama kim ya da kimler?

Kasırga mı?

Bahçeli mi?

Türkeş mi?

AKP’li milletvekilleri mi?

Yanıt bekliyoruz.

Hukuk işletilirken, Enver Altaylı’nın gözaltından çıkarılması için yardım eden kişi ya da kişiler kim?

Bu birinci sorumuz olsun. Çünkü devamı daha ilginç.

***

Hakan Fidan’a ulaşamayan Orhan Kavuncu, bu kez başka bir yol denediğini anlatıyor. Bu sefer bir mektup kaleme almış ve bunu Hakan Fidan’a göndermiş.

Sitesinde de bu mektubu paylaşmış.

İşte Kavuncu’nun Hakan Fidan’a yazdığı ve cevap alamadığı o mektup:

Sayın
Hakan Fidan
MİT Müsteşarı

Değerli Müsteşarım

1- Enver AltaylıMustafa Özcan ilişkisi bilinen bir konu. Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili Necip İşçimen‘e daha önce verdiği ifadede Özcan ile dönemin Cumhurbaşkanı’nın yönlendirmesiyle Orta Asyalı öğrencilere yardım amacıyla nasıl tanıştığı bilgisinin detayları bulunuyor.
2- Enver Beyin, Teşkilata 7 Şubat 2012’den sonra alınmış, İran masasında çalıştırıldığı iddia edilen 15 Temmuz 2016’dan sonra FETÖ’cü olduğu için ihraç edilmiş, tanımadığı bir gencin telefonuna cevap vermekle suçlandığı söyleniyor. 70 küsür yaşındaki Enver beyin 20 küsür yaşında ve üstelik teşkilattan ihraç edilmiş bir şahısla irtibat kurup kendisine yardımcı olmaya çalışacağı iddiasını aklımız almıyor.
3- Bunların dışında bir konu varsa onu biz de bilelim ki, susup bir kenarda sabırla bekleyelim.
Saygılarımla…
Prof. Dr. Orhan Kavuncu

Evet. Mektup bu.

Bizi ilgilendiren ise Kavuncu’nun yazdığı birinci madde.

Ne diyor Orhan Kavuncu?

Enver AltaylıMustafa Özcan ilişkisi bilinen bir konu.”

Mustafa Özcan’ı tanımayanlar için iki cümleyle tanıtalım:

FETÖ’nün uzun yıllar iki numarasıydı. Şimdi de cemaat içerisinde neredeyse Fetullah Gülen kadar güçlü.

Yani bu Altaylı ve Özcan’ın ilişkili olduğunu açıkça söylemiş.

İddianame de aynı şeyi söylüyordu ve Orhan Kavuncu da bunu doğruluyor.

O zaman ikinci sorumuzu soralım:

Enver Altaylı ile FETÖ’nün ikinci adamı Mustafa Özcan’ın ilişkisi neden bitmemiş bunca zaman? FETÖ darbesinden sonra da ikili neden görüşmüşler?

***

Gelelim son soruya!

Peki burada gözden kaçan ayrıntı ne?

Hemen Kavuncu’nun MİT’e yazdığı mektubun ikinci cümlesine geliyoruz:

Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili Necip İşçimen‘e daha önce verdiği ifadede Özcan ile dönemin Cumhurbaşkanı’nın yönlendirmesiyle Orta Asyalı öğrencilere yardım amacıyla nasıl tanıştığı bilgisinin detayları bulunuyor.”

Yani neymiş?

Enver Altaylı’ya FETÖ’nün iki numarasıyla birlikte hareket etmeye zorlayan kişi dönemin Cumhurbaşkanıymış.

Dönemin Cumhurbaşkanı kimmiş?

Abdullah Gül!

Ben söylemiyorum bunu, Orhan Kavuncu söylüyor.

Bence bu çok büyük bir itiraftır ve buradan savcılarımıza suç duyurusudur.

Üçüncü ve son sorumuz şudur:

Abdullah Gül’e bunları soracak bir mahkememiz yok mudur?

***

BND’Yİ KARŞINIZA ALDINIZ’

Şimdi gelelim çok özel ve ortalığı karıştıracak bir bilgiye.

Enver Altaylı gözaltına alındığında çok fazla bu konu konuşulmamıştı. Ancak ben bu konunun peşindeydim.

Ne yaptım ne ettim, birçok kişiye ulaştım. Ulaştıklarım arasında ifadesine şahitlik eden kişiler de vardı.

İşte o kişiler hiçbir zaman unutmayacağım bir anekdot anlattı.

Enver Altaylı gözaltına alındığında ifadesini almaya gelen polislerle ilginç bir diyalog yaşamış.

Enver Altaylı polislere akıl almaz bir söz söylemiş:

Siz beni alarak BND’yi (Alman istihbaratı) karşınıza aldığınızın farkındasınızdır umarım.”

***

Yorum yok…

Ama anlatacak daha çok konu var.”

Yorum yapmak için tıklayın

Bir Cevap Yazın

MEDYA

BAKAN KOCA: “İSTANBUL’DA AĞIR HASTA ARTIŞI VAR”

Yayınlanma Tarihi:

on

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca kişisel Twitter hesabından yaptığı paylaşımla İstanbul’da ağır hasta artışı ve risk bulunduğunu vurgularken,tedbirlere uyulmasını istedi…

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, üçüncü zirvenin yaşandığı İstanbul’da ağır Covid-19 hastalarında artış yaşandığını söylerken, “Risk devam ediyor, kısıtlama olmayan zamanları da mecbur olmadıkça evde geçirelim” dedi.

Koca, kişisel Twitter hesabından İstanbul’daki sağlık yöneticileriyle haftalık değerlendirme toplantısı gerçekleştirdiklerini duyurdu. Toplantıya ilişkin bilgi veren Bakan Koca, şunları kaydetti:

“İstanbul’da Sağlık yöneticilerimizle haftalık değerlendirme toplantımızı gerçekleştirdik. Pandemi yönetimi ve sağlık hizmetlerimizin durumunu gözden geçirdik. İSTANBUL’DA AĞIR HASTA ARTIŞI VAR; RİSK DEVAM EDİYOR. Kısıtlama olmayan zamanları da, mecbur olmadıkça evde geçirelim.”

İşte Bakan Koca’nın o paylaşımı:

Okumaya Devam Et

MEDYA

YANDAŞ DERNEKTEN CNN’E “TELEVİZYON OSCARI” ÖDÜLÜ

Yayınlanma Tarihi:

on

Yandaş medyanın en önemli isimlerinin yönetiminde bulunduğu Radyo ve Televizyon Gazetecileri Derneği (RTGD) her yıl verdiği Medya Oscarı ödüllerinde bu yılın “MEDYA OSCARI” ödülünü CNN Türk’te Ahmet Hakan’ın TARAFSIZ BÖLGE programına verdi.

Yıldırım Demirören’in satın almasından sonra AKP‘nin yarı resmi yayın organları haline dönüşen DEMİRÖREN MEDYA GRUBU kanallarından birisi olan Hürriyet Gazetesi Temsilcisi Hande Fırat yandaş medya derneği RTGD‘nin Genel Sekreterliğini yapmakta.

Yani Hürriyet Ankara Temsilcisi Hande Fırat aynı televizyon kanalında program yaptığı, Hürriyet Gazetesi’nde de “Amiri” konumunda olup Hürriyet Genel Yayın Yönetmenliği yapan Ahmet Hakan‘a ödül vermiş oldu.

Yine CNN Türk’ün “kadrolu” konuklarından Takvim Gazetesi Ankara Temsilcisi Zafer Şahin de CNN Türk’e “Yılın Medya Oscarı “ödülünü veren yandaş dernek RTGD’nin yönetim kurulu üyesi.

Derneğin diğer yönetim kurulu üyeleri ise şu isimlerden oluşmakta:

Başkan: Şebnem Bursalı (ATV  Ankara Temsilcisi- Bir grup gazetecinin Pensilvanya’da FETÖ elebaşı Fethullah Gülen’i ziyareti organizasyonunun öncüsü,Gülen ile el pençe divan fotoğraf çektiren isim)

Başkan Vekili: Deniz Güçer 

Başkan Vekili: Erkan Durdu (İktidarın resmi kanalı haline gelen TRT’nin Genel Müdür Yardımcısı)

Başkan Yardımcısı: Müge Dilek (Melih Gökçek’in kanalı olarak bilinen BEYAZ TV’nin Program Müdürü ve Beyaz TV’nin internet sitesi olan Beyaz Gazete’nin Genel Yayın Yönetmeni)

Ercan Gürses: (Yönetim Kurulu Üyesi-Reuters Parlamento Muhabiri)

Melik Yiğitel: ( Bizzat AKP tarafından Ethem Sancak’a kurdurularak kamu kuruluşu reklamları ile finanse edilen Kanal 24’ün Ankara Temsilcisi)

 

Okumaya Devam Et

MEDYA

MENZİLCİ MÜDÜRLER RESMİ KAYITLARA GİRDİ

Yayınlanma Tarihi:

on

Sürekli Menzil Tarikatı’nın merkezine giden polis müdürlerinin ifadeleri müfettiş raporlarına ytansıyarak devletin resmi kayıtlarına girdi.

T24 yazarı Tolga Şardan Menzilci polis müdürlerinin müfettiş raporlarında yer alan ifadelerini köşesine taşıdı.Şardan’ın T24’te aktardığına göre, Mersin Büyükşehir Belediyesi’ne 2 Ağustos 2016’da başlatılan FETÖ soruşturmasında görev alan Mersin Emniyeti TEM Şubesi Müdürü Yaşar Gidiş, İstihbarat Şubesi Müdürü Faruk Ufuk Solmaz ve eski polis ve aynı zamanda Emniyet İstihbaratı’nın RX 70 koduyla yardımcı istihbarat elemanı olarak görev yapan A.V hakkında “adli görevin kötüye kullanılması”, “soruşturmanın gizliliğini ihlal” ve “kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi” iddialarıyla hapis cezası istemiyle dava açıldı. Yargılama sonunda hapis cezası alan polis müdürlerinin, cezaları para cezasına çevrildi. Söz konusu polislerin aldıkları hapis cezalarına rağmen terfi ettirildiğini aktaran Şardan, “Emniyet Genel Müdürlüğü, bir nevi FETÖ borsası olarak tanımlanacak sürecin içinde bizzat yer alan iki polis müdürünü adeta taltif ederek görev almasını sağladı” ifadelerini kullandı.

Adı geçen polis müdürlerinin aldıkları hapis cezalarına karşın elde ettikleri rütbe terfileri ve görev yerleriyle ilgili onayların altında İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun imzası olduğuna dikkat çeken Şardan, yazısında ayrıca Menzil cemaatinin merkezi Adıyaman’a giden polis müdürlerinden de bahsetti. Şardan, yazısında Menzil’e giden polis müdürlerinin müfettiş raporlarına yansıyan ifadelerine yer verdi.

Soylu’nun, TBMM’de geçen yılki bütçe görüşmeleri sırasında CHP’li Ali Öztunç’un sorusunu yanıtlarken “Emniyet teşkilatında bir tane Menzilci bulsunlar, bu makamı bırakırım” sözlerini hatırlatan Şardan, “Demek ki Emniyet’te Menzilci varmış” dedi.

Tolga Şardan’ın “Hapis cezası alan müdürlere terfi ve Menzilci polis müdürleri” başlıklı yazısı şöyle:

“(…) Kısaca hatırlatayım, Mersin Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik -henüz AKP ile MHP arasında Cumhur İttifakı’nın kurulmadığı ve iki partinin birbirlerini kıyasıya eleştirdiği günlerde- 2 Ağustos 2016’da başlatılan FETÖ soruşturmasında Mersin Emniyeti TEM Şubesi Müdürü Yaşar Gidiş, İstihbarat Şubesi Müdürü Faruk Ufuk Solmaz ve eski polis ve aynı zamanda Emniyet İstihbaratı’nın RX 70 koduyla yardımcı istihbarat elemanı olarak görev yapan A.V hakkında “adli görevin kötüye kullanılması”, “soruşturmanın gizliliğini ihlal” ve “kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi” iddialarıyla hapis cezası istemiyle Mersin’de dava açılmıştı.

Mersin 11. Asliye Ceza Mahkemesi yargılama sonunda verdiği kararda, dönemin Mersin Emniyeti İstihbarat Şube Müdürü olan Faruk Ufuk Solmaz’a “görevi kötüye kullanma” suçundan 5 ay hapis cezası verdi. Ancak, mahkeme hapis cezasını 3 bin lira para cezasına çevirdi.

Benzer karar dönemin Mersin Emniyeti TEM Şube Müdürü Yaşar Gidiş için de verildi. Gidiş de, meslektaşı Solmaz gibi önce 5 ay hapis cezasına çarptırıldı. Fakat ceza diğer sanık gibi 3 bin lira para cezasına çevrildi.

Aynı dosyada yargılanan RX 70 kodlu Yardımcı İstihbarat Elemanı ve eski polis Abdülvahit Vardar ise, kamu görevini usulsüz üstlenmek suçundan 3 ay hapis cezası aldı. Bu ceza da bin 500 lira para cezasına çevrildi.

HAPİS CEZASI ALAN MÜDÜRE TERFİ TALTİFİ

Şimdi gelelim işin en önemli boyutuna…

Emniyet Genel Müdürlüğü, bir nevi FETÖ borsası olarak tanımlanacak sürecin içinde bizzat yer alan iki polis müdürünü adeta taltif ederek görev almasını sağladı.

Haklarında açılan adli ve idari soruşturmalar devam ederken TEM Şube Müdürü Yaşar Gidiş, Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Değerlendirme Kurulu’nca bir üst rütbeye terfi ettirildi. Rütbe terfisini alan Gidiş, yükseldiği yeni rütbesiyle Siirt Emniyet Müdür yardımcısı oldu.

Gidiş, haklarında hapis cezası verilen davanın tamamlanmasıyla birlikte bu kez bulunduğu rütbesi kendisinde kalmak koşuluyla Emniyet Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu’na müfettiş olarak atandı!

Bu görevlendirmeyle Gidiş, emniyet teşkilatının en kritik soruşturmacı biriminde çalışmaya başladı.

Diğer sanık polis müdürü Faruk Ufuk Solmaz ise, ortaya çıkan olayın akabinde Mersin’den Aydın’a tayin edildi. Burada şube müdürü olarak görev yapan Solmaz, 5 ay hapis cezası almasına karşın bir üst rütbeye terfi ettirildi.

Emniyet Genel Müdürü Mehmet Aktaş’ın başkanlığını yaptığı Yüksek Değerlendirme Kurulu’nun 2020’deki kararları çerçevesinde Aydın Emniyet Müdür yardımcısı yapıldı.

Peki, hem Gidiş’in, hem de Solmaz’ın aldığı hapis cezalarına karşın elde ettiği rütbe terfileri ve görev yerleriyle ilgili onayların altında kimin imzası var?

Onaylarda İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun imzası mevcut.

MÜFETTİŞ RAPORUNDAKİ MENZİLCİ POLİS MÜDÜRLERİ

Bu kadarla kalsa iyi, devam ediyorum…

Mersin’de yaşanan garipliklerin araştırılıp soruşturulmasıyla hazırlanan müfettiş raporlarında çok önemli bir konu daha var.

Her ne kadar bu durum, İçişleri Bakanlığı’nca Mersin konusunda müfettişlere verilen “araştırma – soruşturma onayında yer almadığı” gerekçesiyle kapsam dışı kalmış olsa da, devletin resmi kayıtlarına girmiş durumda. Hem sadece İçişleri Bakanlığı kayıtları da değil, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kayıtlarında da resmi olarak bulunuyor.

Olayın içeriği şöyle:

Önceki iki yazıya konu olan olayların içinde yer alan iş insanı Ahmet Barış Sanal, kendisinin bizzat tanık olduğu önemli bir süreci müfettişlere aktardı.

Sanal’ın; şikâyeti kapsamında hazırlanan müfettiş raporundaki anlatımlarında, hakkında hapis cezası verilen Mersin Emniyeti İstihbarat Müdürü Faruk Ufuk Solmaz’ın, yine Mersin Emniyeti’nde görev yapan İl Emniyet Müdür Yardımcıları Murat Esertürk ve Recep Güzelyazıcı’yı takip ettirip haklarında dosya hazırladığı iddiası yer aldı.

Sanal’ın iddiasına göre, İstihbarat Müdürü Solmaz, her iki polis müdürünü “Menzil tarikatından oldukları” gerekçesiyle takip ediyordu.

Sanal, müfettişlere verdiği ifadede özetle şöyle diyordu:

“İstihbarat Şube Müdürü Faruk Ufuk Solmaz’ı tanırım. 2016 yılı ortalarında bir gün bana kendisinden sorumlu il emniyet müdür yardımcısı Recep Güzelyazıcı ile İl Emniyet Müdür Yardımcısı Murat Esertürk’ün Adıyaman’a Menzil’e gidip geldiğini söyledi. Bana, Plaka Tanıma Sistemi ile bunu tespit ettiğini, A4 sayfasından renkli basılı bir resmin elinde olduğunu söyledi ve bana gösterdi.

Recep Müdür’e ait 71 plakalı Megan marka aracın görüntüsüydü. Ben de ‘Niçin bunları takip ediyorsun, bu doğru mu?’ diye sorduğumda, bana ‘Bunlar Menzilci’ dedi. Mersin Hazreti Miktad Camii’nin karşı tarafında bulunan Menzilcilere ait kahveye giderken de Murat Esertürk ve Recep Güzelyazıcı’nın görüntülerinin olduğunu söyledi. Ancak görüntüleri bana göstermedi.

* Ufuk Müdür, hatta Recep Müdür’ün Menzil’e gittiği halde bu konuyu gizleyerek mahiyetinde olmasına rağmen kendisine ‘Bana kardeşimle ilgileneceğim. O yüzden izin aldım’ diyerek ‘Bana yalan söyledi’ dedi. Ancak, ben Ufuk Müdür’le aramda geçen konuşmayı Murat Esertürk ve Recep Müdür’le konuştum. ‘Menzil’e gitmişsiniz, bu konuşuluyor’ dedim. Onlar da bana bunu nerden duyduğumu sordular. Ben de gerginlik olmasın diye Ufuk Müdür’ün söylediğini onlara söylemedim.”

Sanal’ın bu iddiası üzerine polis başmüfettişleri bu kez Menzil Tarikatı’nın merkezi olan Adıyaman’ın Kâhta ilçesindeki dergâha gidip gitmediklerini Esertürk ve Güzelyazıcı’ya sordu.

‘ADIYAMAN’A GELMİŞKEN MENZİL’E GİTTİK’

Polis müdürlerinden Esertürk özetle şu yanıtı verdi:

“Adana’da izinli olduğum süre içerisinde aynı lojmanda oturduğum karşı komşum olan Polis Akademisi ve meslek hayatım boyunca tanıdığım sevdiğim ve güvendiğim meslek arkadaşım 2. Sınıf Emniyet Müdürü Recep Güzelyazıcı’nın yeğeninin kız isteme konusunun olduğundan dolayı beni arayarak birlikte gitme teklifinde bulundu.

Daha sonra kendisine ait 71 AS 912 plakalı araçla Adana’dan Adıyaman’a gittik. Ben hem sosyal yaşantım hem de il emniyet müdür yardımcısı olarak sivil toplum örgütleri ve her türlü platformla toplumsal olaylarda karşılaştığımızdan yakın ilişki içinde bulunmaktayım. Adıyaman’a hayırlı bir iş için gittiğimiz esnada halk tarafından Menzil olarak bilinen yerde bir eğitim kurumunun açılacağını sosyal medya da duydum. Ve Recep Güzelyazıcı’ya da hazır Adıyaman’a gelmişken buraya gitme teklifinde bulundum. Kendisi de beni kırmayarak kabul etti. Bu nedenle belirtilen araçla Adıyaman’da Menzil’de bulunduk.”

‘TAMAMEN MERAKIM ÜZERİNE MENZİL’E GİTTİM’

Kendisinden kıdem olarak büyük meslektaşıyla beraber Menzil cemaatinin merkezi Adıyaman’a giden diğer polis müdürü Recep Güzelyazıcı ise süreci özetle şöyle anlattı müfettişlere:

“28 Mart – 1 Nisan 2016 tarihlerinde birtakım özel işlerim sebebiyle 5 günlük senelik izine ayrılmıştım. Elazığ’da ikamet eden ablamın oğluna kız isteme amacıyla Adana’ya, oradan da Adıyaman’a gittim. Mersin’de beraber çalıştığımız o anda Adana’da senelik izinde bulunan yakın arkadaşım Murat Esertürk’le birlikte özel aracımla Adıyaman’a gittik. Adıyaman’da bulunduğumuz sırada kamuoyunda sıkça bilinen Menzil isimli köyde bir külliye açılışını yapılacağını duymuştuk. Oraya kadar gelmişken oraya uğrayalım dedik ve Murat Esertürk’le beraber oraya gittik.

Ülkemizin ve teşkilatımızın içerisinden geçtiği bu zorlu süreçte önce Allah rızası sonra da bu devletin bekası için çalışmaya halen devam ediyorum. Dün olmadığı gibi bugün de hiçbir yapıya bağlı veya bağımlı değilim. Herhangi bir tarikatla hiçbir alakam yoktur. İstihbaratçı olduğum için oraya da bürokratların zaman zaman gittiğini duymaktaydım. Tamamen merakım üzerine gittim. Herhangi bir olumsuz durumla karşılaşsaydım bunu da ilgili yerlere bildirmekten kaçınmayacağımın bilinmesini isterim.”

Bu cemaat ve tarikat işlerini takip edenler, bir cemaat veya tarikatın dergâhına herhangi bir yere gider gibi gidilmeyeceğini iyi bilir. Hep referanslı gidişler olur ya da cemaatin / tarikatın içindeyseniz kapılar zaten ziyaretçiye ardına kadar açılır.

Ayrıca, her iki polis müdürünün ifadesinde belirtildiği gibi Menzil cemaatinin külliye açılışı da böyledir. Davetli ya da cemaatten değilseniz köye girişiniz uygun bulunmaz, alınmazsınız! Merak için Menzil’in dergâhına girilmez.

DEMEK Kİ EMNİYET’TE MENZİLCİ VARMIŞ…

Bir de madalyonun öbür yüzü var ki, esas önemli olan da bu.

Müfettiş raporlarında Menzil cemaatine gidip ziyaret yaptıkları iddiası yer alan iki polis müdürünün şu andaki görev yerleri neresi?

Murat Esertürk halen Yozgat Emniyet Müdürü olarak teşkilatta görevli. Esertürk, il emniyet müdürü olmadan önce son olarak 2 yıl boyunca Ankara Emniyet Müdürü Servet Yılmaz’ın “sol kolu” olarak görev yaptı. Kentteki tüm asayiş olaylarından sorumlu idi. Sonrasında yine İçişleri Bakanı Soylu’nun onayı ile 1. Sınıf Emniyet Müdürü oldu.

Ankara Emniyet Müdürü Yılmaz’ın “sağ kolu” ise, başkentteki çetelerle, suç gruplarıyla mücadele eden birimden sorumlu olan yardımcısı Alp Aslan. Aslan, 15 Temmuz’un kilit ismi Adil Öksüz’ün firarıyla ilgili yargılandı. Yakın zamanda beraatini aldı.

Recep Güzelyazıcı ise, kendisinin de açıkladığı gibi Emniyet İstihbaratı’nda görev yaptı yıllarca. Şimdi ise, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun memleketi Trabzon’daki polis okulunun müdürü olarak emniyet teşkilatına polis memuru yetiştirilmesinden sorumlu.

Bu iki ismin 2019’daki görevlendirmelerinde ise, ilk sırada Emniyet Genel Müdürü Mehmet Aktaş var. Her 10 Kasım’da teşkilat mensuplarının başında Anıtkabir’e gidip Kurucu liderimiz Atatürk’ün mozolesine çelenk koyan ve Anıtkabir defterine “Senin ışığından, gösterdiğin yoldan faydalanıyoruz” cümleleri yazıp imzalayan Aktaş, sonra da tarikat ve cemaatlerle bağı olduğu iddia edilen personelin tayinlerine imza atıyor!

SOYLU’NUN İMZASI

Kararnamedeki ara imza emniyetten sorumlu bakan yardımcısı Muhterem İnce.

Son imzanın sahibi ise, TBMM’de geçen yılki bütçe görüşmeleri sırasında CHP’li Ali Öztunç’un sorusunu yanıtlarken “Emniyet teşkilatında bir tane Menzilci bulsunlar, bu makamı bırakırım” diyen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu.

Polis Okulu Müdürlerinin ataması bakan yetkisinde olduğu için doğrudan Soylu’nun imzası var. İl Emniyet Müdürleri’nin ataması ise Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle yapılıyor.

Esertürk’ün içinde yer aldığı kararnamenin imzalanması sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan nasıl ikna edildi? Onu bilemiyorum, doğrusu…

İçişleri Bakanlığı ya da Emniyet Genel Müdürlüğü, sonucunda neyle karşılaşılacağı az çok bilinen söz konusu iddialar hakkında herhangi bir inceleme veya araştırma yapmadı. Bu yüzden, iki polis müdürünün durumu “soru işareti” olarak kaldı.

* * *

Mersin’de yaşananlarla ilgili olup bitenler böyle. Önümüzdeki süreçte bu konularda yeni gelişmeler yaşanması olası.

Dosyayı şimdilik bu haliyle kapatıyorum.”

 

Okumaya Devam Et







Popüler

%d blogcu bunu beğendi: