Sosyal Medya Hesaplarımız

ÖZEL HABER

EXETER HER ÜLKEYE YETER

Yayınlanma Tarihi:

on

Son günlerde memleketimizde çok önemli gelişmeler yaşanıyor…Özellikle de ekonomi alanında…

Tabii Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın Instagram üzerinden istifa etmesi ve bu istifanın böyle bir gelişme için çok uzun süren 1 günü aşkın bir zaman zarfı içerisinde kabul edilmesinin gölgesinde kalmasına rağmen Merkez Bankası Başkanlığı görevine Naci Ağbal isminin atanması da en az bu gelişme kadar önemliydi…

Tabii Naci Ağbal’ın bu önemli göreve getirilmesinin ardından Ağbal’ın CV’sinde yer alan EXETER ayrıntısı da dikkatlerden kaçmadı.Zira Ağbal Yüksek Lisansını 1998 yılında İngiltere’deki EXETER ÜNİVERSİTESİ İş İdaresi Genel İşletme Yönetimi bölümünde tamamladı…

Tabii EXETER ÜNİVERSİTESİ boşu boşuna dikkat çekmiyor,boşu boşuna tartışmalara yol açmıyor…Zira bu üniversite hiç sıradan bir üniversite değil…

O nedenle EXETER ÜNİVERSİTESİ’sine yakından bakacağız ama daha da özelde Türkiye’deki Siyasal İslam ile EXETER arasındaki bağı, bu bağın kurulmasında “Köprü vazifesini gören” STK’ları, bu STK’ları kimlerin kurduğunu,yönettiğini ve kilerin nerelerden nerelere geldiğini sizlerle paylaşacağız bu yazımızda…

Başlayalım öyleyse anlatmaya…

***

Tarih yaprakları 1922’yi gösterdiğinde 1.Dünya Savaşı’ndan yeni çıkmış olan İngiltere’de sessiz sedasız bir üniversite kurulmaktadır: Exeter’s University College 

Bu güzide okulumuzun ismi 1955 yılında University of Exeter olarak değişecektir.

Exeter Üniversitesi İngiltere için çok önemli bir “Misyonu” yerine getirmektedir. Dünya’nın pek çok ülkesinden gelen seçilmiş ve “Parlak” öğrenci bu üniversitede öğrenimini, yüksek lisansını tamamladıktan sonra kendi ülkelerine dönerler ve bu öğrencilerin hemen hemen tamamı ülkeleri için son derece önemli pozisyonlara gelirler…

Değerli gazeteci büyüğüm Arslan Bulut’un YENİÇAĞ GAZETESİ’nde 19 Nisan 2007 tarihinde kaleme aldığı gibi  mesela EXETER Üniversitesi bünyesinde bir “Kürt Araştırmaları Merkezi” bulunan tek İngiliz Üniversitedir,yayınlarında Irak’ın  Kuzeyinden “Kürdistan” olarak bahseder, bünyesinde Arap ve İslami Araştırmalar Enstitüsü’nü barındırır.

İslam Kalkınma Bankası’nın üst düzey yöneticileri hep EXETER mezunudur…

***

Şimdi yukarıda yazdıklarımız EXETER ile ilgili toplumda artık genel olarak bilinen bilgiler…

Keza 11.Cumhurbaşkanı Abdullah Gül,Şükrü Karatepe ve Fehmi Koru’nin de tıpkı Maliye eski Bakanı,İngiliz vatandaşı Mehmet Şimşek’in, 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde muhalefetin “ÇATI ADAYI” Ekmeleddin İhsanoğlu’nun EXETER etiketi taşıdığının bilindiği gibi…

Tabii ki EXETER tüm Dünya’daki ülkelerdeki “Parlak” öğrencilerine kapılarını açarken,Türkiye’ye ilgi duymaması garip olurdu.

Ama özellikle EXETER’e bu öğrencileri “Gönderen” kimdi burası asıl önemli soru.

Zira bu sorunun cevabı EXETER-Türk Siyasal İslam Hareketi arasındaki bağı göstermesi açısından son derece önemli…

***

Şimdi sizlerle 1969 yılına uzanıyoruz…

1969 yılında Türkiye Milli Kültür Vakfı ismi ile bir vakıf kurulur… Türkiye Milli Kültür Vakfı amacını “İlmi usullerle seçilmiş kabiliyetli öğrencilere ilk, orta ve yüksek öğrenim yaptırmak, bunun için okul öncesi, ilköğretim okulu ve lise seviyesinde okullar açmak, üniversite seviyesinde eğitim öğretim yapmak için yüksek okul, üniversite, sosyal bilimler, fen bilimleri ve yüksek teknoloji enstitüleri açmak ve işletmek, milli kültür ve ananelerine bağlı, yüksek karakterli, araştırıcı ve yönetici vasıflarda ilim, fikir, sanat ve fen adamları yetiştirmek ve bunların hayatta insan gücü planlamasına uygun olarak görev almalarına yardımcı olmak…” olarak belirlemiştir…

İşte bu Türkiye Milli Kültür Vakfı’nın kuruluşundan hemen 1 sene 1970 yılında bu kez İslâmî İlimler Araştırma Vakfı kurulur…

İslâmî İlimler Araştırma Vakfı da amacını vakıf senedinde “İslâmî İlimlerde değerli âlim, mütefekkir ve araştırmacıların yetişmesini temin etmek, özellikle bunlara çalışma imkân ve vasıtaları sağlamak, İslâmî sahalarda gerekli ilmî araştırmalar yaptırmak” olarak belirlemiştir.

Bu 2 vakfı peş peşe yazmamızın nedenini aşağıdaki satırlarda gayet net biçimde anlayacaksınız…

Şimdi efendim 1969 yılında kurulan Türkiye Milli Kültür Vakfı’nın kurucularından öne çıkan isimlere sizlerle yakından bakacağız zira liste maşallah “Yıldızlar geçidi” gibi…

Kimler var bu listede şöyle bir bakıyoruz…

Zeki Aytaç… Zeki Aytaç, 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın ABD’de döndükten sonra yanında çalıştığı ilk büyük özel sektör şirketinin sahibi olarak bilindi yıllarca… Oysa sadece “Patron-çalışan” ilişkisi yoktu aralarında zira 1975 yılında SİLM isimli şirkette Erol Aksoy,Yaşar Tunagür,Yaşar Yinmen ile 5 ortaktan birisiydi…Keza Zeki Aytaç Turgut Özal ile birlikte EGE METAL SANAYİ A.Ş’de de Ekrem Pakdemirli (Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin babası ve ANAP’ın en önemli bakanlarından birisidir kendisi) ile birlikte kurucu ortaklardan bir tanesidir. (Kaynak:17 Mart 1988 Trihli Cumhuriyet Gazetesi-Uğur Mumcu-GÖZLEM köşesi -Sayfa 13)

Cevat Babuna… Türkiye’de vatandaşların kanlarını toplayıp ABD’ye gönderen Oktar Babuna’nın babası…

İbrahim Bodrur…KALE Grubu’nun kurucusu ve sahibi…ANAP ve Turgut Özal’a verdiği destek ile biliniyor…

Ferruh Bozbeyli… Eski TBMM Başkanı ve ADALET PARTİSİ’nden ayrılan”41’ler Hareketi”nin kurduğu DEMOKRATİK PARTİ Genel Başkanı

Hulusi Çetinoğlu… Eski Türkiye Metal Sanayicileri SendikasI (MESS) Başkanı… Hulusi Çetinkol’dan önce MESS’in Genel Başkanlığı görevini yürüten isim ise Turgut Özal.

Rauf Osman Karadeniz… Kradeniz Holding’in kurucusu… Oğul Doğan Karadeniz’in ismi “BEYAZ ENERJİ” yolsuzluk iddianamesinde geçti ve yargılandı.

Sabri Ülker… Sanırım çok fazla bir şey söylemeye gerek yok…ÜLKER’in kurucusu,Murat Ülker’in babası…

Nevzat Yalçıntaş… AKP’nin kurucularından ve Recep Tayyip Erdoğan’ın “Hocası” olarak bilinen eski AKP Milletvekili

Asım Kocabıyık… BORUSAN HOLDİNG’in kurucusu ve “Onursal Başkanı”

Sebahattin Zaim… “Faizsiz Bankacılık” sisteminin mucidi, muhafazakar çevreler için “Hocaların hocası”

Kemal Özkaragöz… Vafatı ile birlikte FETÖ Elebaşı Fethullah Gülen’in yine FETÖ’den tutuklu Hidayet Karaca vasıtası ile özel olarak taziye yayınladığı isim…

Razi Trak… Fenerbahçe eski başkanlarından ve İsmail Cem ile Ercan Arıklı’nın kayınpederi.

Recai Kutan… Necmettin Erbakan’ın en güvendiği isimlerin başında gelen,Errbakan’ın kendisi yasaklı iken Fehim Adak ile birlikte partiyi emanet ettiği isim…Saadet Partisi eski Genel Başkanı.

Salih Tuğ… Eski Aydınlar Ocağı Başkanı

Ve tabii ki Turgut Özal…

***

Şimdi geçelim sizlerle İslâmî İlimler Araştırma Vakfı’na ve bu vakfın kurucularına… Ha bir de bu vakıfta kurucuların yerine seçilen “SELEFLER” var ki onlar da önemli…

Bakıyoruz yakından… Burası da maşallah bir başka “Yıldızlar geçidi”…

Kimler var bakıyoruz şimdi buradaki “Yıldızlar Geçidine”…

Prof.Dr.Abdülaziz Bayındır… Abülaziz Bayındır çok enteresan bir ilahiyatçımız aynı zamanda Süleymaniye Vakfı’nın da kurucusu… Kendisi ve kurucusu olduğu Süleymaniye Vakfı “DİYAOĞU “hele hele “DİNLER ARASI DİYALOĞU” çok seviyor…

Mesela bu konuda 10 MART 2009 yılında Vatikan’a bir mektup göndererek “Ortaklık ve iş birliği teklif” ediyorlar…

Ekselansları

Kardinal Jean-Louis Pierre Tauran

Dinlerarası Dialog Kurulu Başkanı

Vatikan” şeklinde başlayan mektubun ROMA KATOLİK KİLİSESİ’NE TEKLİF başlıklı bölümünde ise 9. 3. 2009 tarihinde Roma’da gerçekleştirilen ilmi toplantıda Müslüman taraf Katolik Kilisesine ortak hedef ve ortak görev teklifinde bulmuş ve toplantının Katolik tarafı bu teklifin ortaklaşa yapılmasını kabul etmiştir.

Ortak hedef; “Din ve bilim dengesini kurmaktır.“ Böylelikle yeni bir çağ, denge çağı başlayacaktır.

Ortak görev de bu hedefe ulaşmak için “Allah’ın indirdiği kitapları, Allah’ın yarattığı kitapla birlikte okumak olacaktır.” İfadeleri yer almakta.

Prof.Dr. Abülaziz Bayındır’ın “SELEFİ” ise Muzaffer Somay… Muzaffer Somay ise aynı zamanda hem Türkiye Milli Kültür Vakfı kurucusu, hem de bu vakfın bir başka kurucusu olan Cevat Babuna’nın akrabası.

AKP’ye en yakın “Ailelerden”, Erenköy Cemaati’nin lideri,BİM Marketler Zinciriş’nin sahibi olan TOPBAŞ Ailesi’nin STK’lardaki etkinliğini de biliyoruz…İşte “Ailenin” büyüğü Musa Topbaş’ın oğullarından Abidin Topbaş ile birlikte Ahmet,Osman ve Muzaffer Topbaş isimleri İslami İlimleri Araştırma Vakfı’nda karşımıza çıkmakta…

Efendim bu TOPBAŞ ailesinin kurucusu Musa TOPBAŞ…Kardeşi Muammer Topbaş…Muammer Topbaş kimle evli?Meşhur tekstil firması KİĞILI Ailesi’nden Fikret Hanım ile…

Günümüzde de KİĞILI-TOPBAŞ akrabalığı sürmekte…Üçüncü kuşaktan Ayşe Vildan Kiğılı da, Hayat Holding’in sahibi Ahmet Yahya Kiğılı‘nın eşi….

Bu arada  Efendim TOPBAŞLAR’ın akrabası KİĞILI AİLESİ’nin önemli isimlerinden Mehmet Avni Kiğılı da İslami İlimler Araştırma Vakfı kurucusu…

Ayrıca Mehmet Avni Kiğılı Türkiye Milli Kültür Vakfı kurucusu Sebahattin Zaim adına kurulan üniversitenin de Mütevelli Heyeti Üyesi…

Kurucular arasında bulunan bir isim de Abdülkadir Çavuşoğlu ve Çavuşoğlu da aynı zamanda Türkiye Milli Kültür Vakfı kurucusu…

Keza Türkiye Milli Kültür Vakfı’nın kurucusu Turgut Özal’ın ağabeyi Korkut Özal’ı da İslami İlimler Araştırma Vakfı kurucusu olarak görmekteyiz.

İslami İlimler Araştırma Vakfı kurucularından birisi de hiç yabancı değil… “EKMEK İÇİN” Ekmeleddin İhsanoğlu

İBB eski Başkanı Kadir Topbaş bir başka kurucu…

Numan Kurtulmuş da bir diğer kurucu isim İslami İlimler Araştırma Vakfı’nda…

Türkiye Milli Kültür Vakfı kurucularından Salih Tuğ aynı zamanda İslami İlimler Araştırma Vakfı kurucusu…

Yani efendim gayet net anlaşılacağı üzere Türkiye İslami İli,mler Araştırma Vakfı ve Türkiye Milli Kültür Vakfı iç içe geçmiş,hemen hemen aynı kurucular tarafından peş peşe kurulum “İKİZ VAKIFLAR”

Tabii bu kadar “Milli” ve “İslami” vakıfların milli ve manevi çalışmalar yapmak olduğunu düşünmek de en doğal şey olsa gerek.Tabii ki bu milli ve İslami çalışmaları da Türkiye’de yahut bir İslam ülkesinde yapmaları en akla mantığa uygun olanı normalde…

“Normalde” diyoruz zira işler pek bu “Normal” şartlara göre yürümüyor…

İşte efendim bu Türkiye Milli Kültür Vakfı 1976-1978 yılları arasında bir burs veriyor… Kime veriyor? Abdullah Gül,Nevzat Yalçıntaş ve Fehmi Koru’ya…

Bu burs neden veriliyor? Bu 3 isim İngiltere’de EXETER’de eğitim görsün diye…

Daha sonra Türkiye Milli Kültür Vakfı’NIN “İKİZ VAKFI” olan İslami İlimler Araştırma Vakfı kurucusu Ekmeleddin İhsanoğlu’nun yolu düşüyor bu kez EXETER’e ve işte EXETER’e “Gidişler” böyle başlıyor…

***

Bu 2 vakıf EXETER ile Türkiye arasında köprü oluyor… Bu vakıflar aslında Türkiye’de “Yatırım yapılan” Siyasal İslam kadrolarının 1. Kuşağını yetiştiriyor… Bu SİYASAL İSLAM projesinin siyasi,ticari ve akademik kadroları dikkat ederseniz bu 2 vakıftan çıkıyor…

İlim Yayma Cemiyeti ve ardılı İlim Yayma Vakfı ise bu işin “ZİRVE NOKTASI” oluyor…

Sonra da bu EXETER’e kimin yolu düştüyse gelip jet hızı ile Türkiye’de yükseliyor…

Abdullah Gül,Nevzat Yalçıntaş,Mehmet Şimşek,Fehmi Koru… Hep bu “Kestirme yolu” kullandılar…

Bu arada AKP iktidara geldiğinde ilk icraatlarından birisi olarak Türkiye’deki ne kadar kaymakam varsa “Dil Öğrenmesi” ve “Yerel Yönetimler” alanında tahsil görmesi için İçişleri Bakanlığı kanalı ile EXETER Üniversitesi’ne gönderdi…

O kaymakamlar daha sonra vali oldu…Şimdilerde pek çok valimiz ARTIK EXETER etiketli…

Yetmedi pek çok bürokratımız da yine EXETER’e gönderildi bizzat AKP yönetimi tarafından ve şu an devlette görev yapan pek çok üst düzey bürokrat da yine EXETER etiketi taşıyor…

Mesela son günlerde ekonomi yönetiminde kopan fırtına ve ABD Başkanlık seçimlerini Biden’ın kazanması ile yeniden gündeme gelen HALK BANK’ın yönetim kurulu üyesi Himmet Karadağ da EXETER Mezunu…

Himmet Karadağ daha önce Borsa İstanbul Başkanı’ydı…

Yani EXETER ile Türkiye arasında Siyasal İslam’ın STK’ları olarak Türkiye Milli Kültür Vakfı ve İslami İlimler Araştırma Vakfı’nın başlattığı “KÖPRÜ” görevini AKP kurumsallaştırdı…

Artık tüm üst düzey kadrolarımız İngiliz Devleti’nin gözbebeği EXETER’li…

E biz aylar önce bu konuyu ilk işlediğimiz zaman boşa dememiştik: EXETER,HER ÜLKEYE YETER!

Yorum yapmak için tıklayın

Bir Cevap Yazın

ÖZEL HABER

SEGİN BARAN KORKMAZ’IN VENEZUELA BAĞLANTISI NE?

Yayınlanma Tarihi:

on

HABER ALTERNATİF

CELAL EREN ÇELİK

Son günlerde adı en çok kamuoyunun gündeminde olan isimlerin başında şüphesiz Sezgin Baran Korkmaz gelmekte.. Korkmaz’ın özellikle medya camiasında gazeteciler ile kurduğu “Rant ilişkileri” ve çeşitli bürokrat ve siyasiler ile girdiği rüşvet ilişkileri her geçen gün bir başka şekilde karşımıza çıkmakta…

Ama acaba istenen tam da bu mu? Yani Sezgin Baran Korkmaz’ın karıştığı uluslararası kirli ilişkiler ağı konuşulmasın,gazeteciler,bürokratlar,siyasetçiler ile ilişkileri konuşulsun böylece “ASIL KONUYA” hiç girilmesin mi isteniyor?

Çoğu zaman olduğu gibi ort5ada bir “Cambaza bak” oyunu oynatılıyor ve toplum cambaza baktırılırken asıl önemli ilişkiler gözden mi kaçırılıyor?

Evet Sezgin Baran Korkmaz konusu öyle gazeteci-bürokrat-siyasetçi üçgeninde rüşvet veren bir iş adamına indirgenmesi pek mümkün olmayan bir konu…

Mesela siz hiç Korkmaz’ın Venezuela ile ilişkilerine baktınız mı? Bu konuda bir şeyler konuşan var mı hiç?

“Duymadık,okumadık” dediğinizi duyar gibiyiz…

O zaman bu kadar peşrev yeter diyerek başlayalım yazmaya…

SBK Holding Rusya ile Kırım arasında inşa edilen Kerç Köprüsü’nün yapımı için 850 milyon Dolar’lık bir ön anlaşma imzalıyor. Ancak bu anlaşma daha sonra iptal oluyor ve Kerç Köprüsü’nün yapım işi Vlademir Putin’e en yakın isimleriden birisi olan  Arkady Rotenberg’e veriliyor.

(Kaynak:courthosenews.com- 21 Şubat 2019-Airline Intrigue With Mueller Tie Lands in US Court başlıklı makale)

Ancak Sezgin Baran Korkmaz Rusya’da iş yapamamış olsa da üst düzey bağlantılar kurmayı başarıyor.

2018 yılında ABD, Venezuella’da Maduro’yu devirmek için bir darbe planlıyor ve Venezuela karışıyor. ABD Venezuela’daki muhalifleri desteklerken kaosu derinleştirmek adına bir ekonomik krizi yaratmak için Venezuela2ya ağır bir yaptırım süreci başlatıyor.

Bu süreçte çok zor anlar yaşayan Venezuela Devlet Başkanı Maduro’nun imadadına ise Rusya yetişiyor.

Şimdi siz diyeceksiniz ki “Arkadaş Venezuela nere, Rusya nere,Sezgin Baran Korkmaz ne alaka?” Hiç demeyin efendim en iyisi biz yazmaya siz okumaya devam edin…

Efendim Venezuela’da ortalık toz duman,ABD bu ülkeyi avucuna aldı alacak derken Rusya duruma “El koymaya” karar veriyor. Öncelikle Maduro’nun ekonomik olarak desteklenmesi lazım. Rusya’da maduroyu destekleyecek para da var ama ABD ambargosu nedeni ile Rusya Venezuela’ya acilen göndermesi gereken paraları “Sisteme sokamıyor”

Şimdi sizlerle geri dönmek üzere Rusya kısmına bir virgül koyuyoruz ve yeniden Türkiye’ye 2017 yılına dönüyoruz…

Efendim medyamızın parlata parlata bir hal olduğu, “Bir başarı hikayesi” olarak bol bol PR çalışması yaptığı,bazı gazetecilerin köşelerinde methiyeler düzdüğü Sezgin Baran Korkmaz isimli “Anadolu2nun bağrından kopup gelen” bir yatırımcı Türkiye’de iyiden iyiye dikkat çekmektedir ve Korkmaz son olarak mali durumu oldukça kötü haldeki BoraJet’i SBK Holding’in bünyesine katmıştır.

Şimdi sizlerle 4 Temmuz 2017 tarihine gidiyoruz…

Bu tarihte özellikle havacılık sektörü ile ilgilenenlerin yakından takip ettiği bir gelişme yaşanır. Daha kısa süre öncesine kadar borçlarını ödemekte zorlanan BoraJet havayolu dünyasının en prestijli uçaklarından birisi olan BOMBARDİER GLOBAL  XRS tipi lüks bir jeti filosuna katmıştır ve tabii bu haber hemen “Sezgin Baran Korkmaz” sever gazeteciler tarafından “Parıltılı” şekilde haber sitelerine ,gazetelerin ekonomi sayfalarına yansıtılır…

İşte efendim bu uçağın bir özelliği var… BOMBARDİER GLOBAL XRS kendi alanında Dünya’nın en uzun menzile sahip iş jetlerinden bir tanesi. BOMBARDİER GLOBAL’in menzili 11 bin 390 km.

Sezgin Baran Korkmaz’a ait bu Bombardier Global jetin kuyruk numarası TC-YYA olarak geçmekte

Şimdi efendim bu arada dönelim isterseniz tekrar Rusya’ya…

Rusya,Venezuela ABD tarafından ağır bir baskı altına alınmışken acil para yapmanın yöntemini buluyor: “AİR CASH” Yani efendim Rusya Venezuela’ya paraları ABD ambargosu nedeni ile sistem dışı olarak “Uçaklar içerisinde” “Nakit” olarak gönderiyor…

Rusya 6 farklı seferde,çeşitli “Sivil” jetler ile Venezuela’ya tamı tamına 315 milyon Dolar nakit parayı uçaklar ile gönderiyor.

Paralar Evrofinance Mosnarbank’tan çıkış yapıyor, uçaklarla Venezuela’ya gidiyor ve  Venezuela’daki Banco de Desarrollo Economico y Social de Venezuela’ya ulaşıyor. Son durak ise Venezuela Kalkınma Bankası oluyor.

(Kaynak:moscowtimes.com-1 Kasım 2019-Planeloads of Cash From Russia Have Been Shipped to Venezuela başlıklı makale)

Şimdi geliyoruz bu işteki Sezgin Baran Korkmaz-Rusya-Venezuela bağlantısına..

Şimdi efendim işte tam da bu günlerde Sezgin Baran Korkmaz’a bu özel jet İstanbul’dan önce Moskova’ya, daha sonrasında ise hoop Venezulea’nın başkenti Caracas’a gidip gelmeye başlıyor…

Korkmaz’ın “Elinin altındaki” BOMBARİDER GLOBAL jetin menzilini boşuna yazmadık 11 bin km. diye… Moskova-Caracas arası ise 9 bin 927 km.

Yani Sezgin Baran Korkmaz’ın jeti rahatlıkla tek seferde Moskova’dan Venezuela’ya gidebiliyor…

 

Şimdi bu tablo sonrasında ortaya şöyle bir tablo çıkıyor:

Sezgin Baran Korkmaz’ın normalde Venezuela’da bir yatırımı yok… Yani bu sıklıkta kendisinin yahut şirket yöneticilerinin Venezuela’ya jetle gitmesini gerektirecek bir durum yok.Ama Korkmaz’a ait uçaklar İstanbul-Moskova-Caracas arasında mekik dokuyor. O esnada Putin “Sivil jetler” ile ABD ambargosunu delerek Venezuela’ya nakit para transferi yapıyor. Ve yine bu süreçte AKP iktidarı tüm gücü ile Maduro2nun yanında yer alıyor.

O zaman şu soruları da sormak farz oluyor:

Peki Sezgin Baran Korkmaz’ın hava filosundaki bir uçak,hele de ülkenin en karışık ve kaotik olduğu,sokakların karıştığı,ülkeye kimsenin gelmek istemediği bir dönemde sıklıkla Venezuela’ya gitmiştir?

Sezgin Baran Korkmaz’ın hava filosundaki bu uçak Moskova üzerinden Venezuela’ya taşınan ve ABD “Ambargosunun” delindiği “Uçakla Nakit para transferi”  operasyonunda yer almış mıdır?

Korkmaz böylesi uluslararası bir operasyonda yer almış ise o günlerde Maduro’ya tam destek veren AKP iktidarının bundan haberi var mıdır?

Bu uçaklarda böylesi bir “Transfer operasyonu” yapıldıysa taşınan sadece nakit para mıdır yoksa altın ve benzeri başka şeylerin transferi de yapılmış mıdır?

ABD, Sezgin Bara Korkmaz’ın TC-YAA kuyruk numaralı uçağıne sadece “Mal varlığına el konulması” kapsamında mı el konulmasını istedi yoksa bu uçak ve uçağın rotaları “Uluslararası para transferi” operasyonu için bir delil olarak mı kullanılacak?

Birileri bu sorulara cevap verir mi bilmem ama Sezgin Baran Korkmaz olayı öyle 8-10 gazeteci,3-5 bürokrata “Rüşvet vermiş” denilerek küçültülemeyecek bir olaydır ve önümüzdeki süreç pek çok açıdan en az Rıza Zarrab kadar Türkiye’ye zarar vereceğini gösterecektir.

 

 

Okumaya Devam Et

ÖZEL HABER

SEZGİN BARAN KORKMAZ’IN MEGA VARLIK’ININ YÖNETİM KURULU ÜYESİ,BAKANIN ÜNİVERSİTESİNDE ÖĞRETİM ÜYESİ ÇIKTI

Yayınlanma Tarihi:

on

HABER ALTERNATİF-ÖZEL HABER

CELAL EREN ÇELİK

Son dönemde Veyis Ateş’in kendisinden 10 milyon Euro rüşvet istediği iddiası ve medyadaki ilişkileri ile gündeme gelen ve dün gece saatlerinde Avusturya’da ABD’nin talebi ile yakalanan Sezgin Baran Korkmaz hakkında ilginç bir “Bağlantı” ortaya çıktı.

Sezgin Baran Korkmaz’ın Türkiye’de para akladığı şirket olmakla suçlanan SBK Holding’in iştiraklerinden birisi olan ve “Borç yapılandırması” alanında faaliyet gösteren MEGA VARLIK A.Ş’nin kurucusu ve Yönetim Kurulu Üyesi Yakup Levent Korkut’un Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın sahibi olduğu MEDİPOL ÜNİVERSİTESİ’nin akademik kadrosunda yer aldığı ve MEDİPOL ÜNİVERSİTESİ öğretim görevlisi olduğu ortaya çıktı.

Yakup Levent Korkut’un, MEDİPOL ÜNİVERSİTESİ Öğretim Üyesi olarak çalıştığını üniversitenin resmi web sitesine ait aşağıdaki linkte de görmek mümkün:

https://www.medipol.edu.tr/akademik/meslek-yuksekokullari/adalet-meslek-yuksekokulu/egitim-kadrosu#

 

MEGA VARLIK A.Ş’nin kurucularından birisi ise Sezgin Baran Korkmaz’ın ortaklarından Jackop Kingston ABD Hazinesini yaklaşık 500 milyon dolar dolandırmak suçundan 30 yıl hapis cezasına mahkum oldu.

Bu paranın 120 milyon Dolarlık kısmının ise Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın sahibi olduğu MEDİPOL ÜNİVERSİTESİ’nde öğretim üyeliği yapan Yakup Levent Korkmaz’ın da kurucusu olup, Yönetim Kurulu Üyeliği yaptığı, SBK HOLDİNG iştiraklerinden MEGA VARLIK YÖNETİMİ A.Ş tarafından aklandığı bizzat ABD makamlarının iddiası.

ŞAİBELİ BORAJET ALIMINDA DA YİNE MEGA VARLIK VARDI

Yine şaibelerle dolu Borajet’i satın alan da Sezgin Baran Korkmaz’ın ABD’deki şirketi olan SBK Holding USA ve MEGA VARLIK YÖNETİMİ. Ve bu satınalma işleminin de yine ABD Hazinesinden MEGA VARLIK YÖNETİMİ şirketinin kurucusu ve Sezgin Baran Korkmaz’ın ortağı Jackop Kingston’un kaçırdığı yaklaşık 500 milyon dolarlık rakamın aklanma yöntemlerinden birisi olduğu ifade ediliyor.

Aynı Jackop Kingston, Bakan Fahrettin Koca’nım MEDİPOL ÜNİVERSİTESİ’nde Yönetim Kurulu Üyesi olan Yakup Levent Korkut ile de MEGA VARLIK YÖNETİMİ şirketinde kurucu ve ortak…

Burada dikkat çeken husus ise MEGA VARLIK YÖNETİMİ A.Ş’nin 2015 yılında kurulurken, şirketin kurucu ve yönetim kurulu üyelerinden Yakup Levent Korkut’un MEDİPOL ÜNİVERSİTESİNDE 2018 yılında görev yapmaya başlamış olması.

Yani Yakup Levent Korkut’un, ABD’nin kara para aklama davasında merkez noktalarından birisi olan MEGA VARLIK YÖNETİM A.Ş’de ortakken aynı zamanda Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın üniversitesinde de öğretim üyeliği yaptığı ortaya çıkıyor.

AYNI ZAMANDA “AKİL İNSANLAR HEYETİ” ÜYESİ…

Hem Sezgin Baran Korkmaz’a ait SBK Holding’in “İştiraki” olan MEGA VERLIK YÖNETİM A.Ş’de kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi olan, hem de Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya ait MEDİPOL ÜNİVERSİTESİ’nde Öğretim Görevlisi olarak görev yapan Yakup Levent Korkut aynı zamanda “Çözüm Süreci” zamanında oluşturulan “AKİL İNSANLAR HEYETİ” içerisinde de yer almıştı.

Korkut “AKİL İNSANLAR HEYETİ MARMARA BÖLGESİ GURUP SEKRETERİ” görevini yürütmüştü.

________________________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan, bağımsız ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan, Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir, DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

KRİPTEKS E-DERGİ YILLIK ABONELİK LİNKİ:

https://shopier.com/1354512

 

 

 

Okumaya Devam Et

ÖZEL HABER

“MAHİR” ELLERDE “GÜL” GİBİ PROJE: “YENİ” HALK TV

Yayınlanma Tarihi:

on

Celal Eren ÇELİK

Sevgili okurlar malumunuz tüm Türkiye dün gece iş adamı Sezgin Baran Korkmaz’dan 10 milyon Euro “Aracılık” rüşveti istediği iddialarının merkezindeki Veyis Ateş’in İsmail Saymaz ile HALK TV ekranlarında yaptığı programa kilitlendi.

Program daha yapılmadan önce kamuoyu “Hakkındaki iddialar artık savcıların soruşturması gerek boyutlara ulaşmış bir kişiyi ekrana çıkartarak neden aklanmasına alet oluyorsunuz?” şeklinde özetlenebilecek şekilde HALK TV ve İsmail Saymaz’a tepki gösterirken, program esnasında yaşananlar ve özellikle Sezgin Baran Korkmaz’ın yayına bağlandığı 35.dakika sonrasında önce Korkmaz’ın söyleyeceği kritik şeyler varken apar topar yayından alınması, sonrasında kamuoyunun büyük tepkisi ile yeniden yayına bağlandığında da “Sınırlı bir çerçevede” konuşmasına müsaade edilip kendisine sorulması gereken tonla sorudan tek bir tanesinin sorulmaması ve bu dakikadan itibaren programın adeta “Veyis Ateş’in tiyatro sahnesine” dönüşmesi sonrasında gerek HALK TV gerekse İsmail Saymaz’ın kamuoyunun büyük tepkisini çekti.
Ve özellikle basın camiasının  önemli isimlerinden HALK TV’ye yönelik çok sert eleştiriler gelirken Yılmaz Özdil’in “Halk tv televizyon olabilir, restoran olabilir, kuru temizleme firması olabilir, Halk tv hariç kimseyi ilgilendirmez, ama, Sözcü gazetesi bu programın kefili midir, orası bizi ilgilendiriyor…” sözleri adeta eleştirilerin zirvesi oldu… Zira Özdil bu Tweeti ile aslında HALK TV’ye “Kuru temizlemeci” benzetmesi yaparak “Aklama merkezi” diyordu.
HALK TV’nin “Yeni” patronu Cafer Mahiroğlu ise bugün eleştirilere Uğur Mumcu’dan,gazetecilikten örnekler verip dün geceki yayından “Alınlarının akıyla çıktıklarını” savunup kendilerini eleştirenleri “Kültür Mafyası” ilan ettiği şu tweet ile yanıt veriyordu: “Halk Tv, bu sorumluluk bilinciyle yaptığı ve yapacağı yayınlarla bazı kültür mafyalarinin saldırısına rağmen milletimizin guveniyle yoluna devam etmeye kararlidir. Adil ve etik kurallar çerçevesindeki habercilik anlayışıyla bir kez daha alnının akıyla çıkmıştır.”
Tabii tüm bu yaşananlardan sonra HALK TV’nin “YENİ” sahibi elinde geçirdiği “Evrim”, “YENİ” yayın politikası ve tabii ki “YENİ” patronu da tekrar konuşulmaya ve tartışılmaya başlandı.
Ama değişen,dönüşen ve “EVRİLEN”  HALK TV sadece yayıncılık açısından mı dönüşüyordu yoksa çok daha kompleks bir planlama sonucunda mı bu “DÖNÜŞÜM” yoluna girmişti.
İşte sizlerle “YENİ” HALK TV’ye çok farklı bir pencereden bakacağız zira artık “YENİ” HALK TV bir televizyon kanalından çok çok ötesidir
İşte yazımıza başlıyoruz…
***.
Tarih yaprakları 2020 yılının başını gösterdiğinde hayatımıza Cafer Mahiroğlu isimli bir iş adamı girdi.Türkiye kamuoyu İngiltere’de yaşayan iş adamı Cafer Mahiroğlu’nun adını HALK TV’yi satın alması ile duydu ancak bu ismi son duyuşumuz olmayacaktı…
Halk TV’nin ekran yüzlerinden,yayın çizgisine kadar bir “YENİDEN YAPILANMA” içerisine giren Cafer Mahiroğlu ile ilgili ortaya atılan en önemli spekülasyon ise kanalı Akın İpek vasıtası ile aldığı, HALK TV’nin “Satın alma operasyonu” arkasında ise aslında Abdullah Gül’ün yer aldığı şeklindeki iddialar oldu…
Hatırlayacak olursanız bundan yaklaşık 1 sene önce 2020 yılının Nisan ayında önce deneyimli gazeteci Can Ataklı kendi Youtube kanalında yayınladığı videosunda, yine aynı videodaki kendi tabiri -özellikle belirtmek isterim ki bu tabir bana değil bizzat Can Ataklı’ya aittir- ile “Yarı dedikodu, yarı bilgi” şeklinde Cafer Mahiroğlu’nun kanalı Abdullah Gül adına aldığını ilk kez bu kadar net söyleyen isim olmuştu…
Yine 2020 yılının Haziran ayında ise bu kez gazeteci Sebahattin Önkibar Youtube kanalında Abdullah Gül,EXETER Üniversitesi’nden 2 akademisyen,Fehmi Koru’nun kardeşi Büyükelçi Naci Koru’nun da katıldığı bir toplantının Londra’da gerçekleştirildiğini yine videosundaki kendi ifadesi ile “Kulislerdeki iddia” olarak aktarıyordu…
Gerek Can Ataklı,gerekse Sebahattin Önkibar’ın “Yarı iddia yarı bilgi” olarak paylaştıkları bilgiler sonunda geliyor ve Abdullah Gül’ün CHP tarafından Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterileceğine, HALK TV’nin de bu projenin medya ayağı olduğu noktasında birleşiyordu…
Tamam iyiydi, güzeldi ama kimse şu soruyu sormuyor, ya da şu soruya cevap vermiyordu: “Bu projede Cafer Mahiroğlu’nu denkleme dahil eden,Abdullah Gül-CHP arasındaki bu planlamada Mahiroğlu’na rol biçip,köprüyü kuran kimdi?”
Yani daha da net sormak gerekirse”Cafer Mahiroğlu-Abdullah Gül-CHP üçgeninin uçlarının birleşmesini sağlayan kim olmuştu?”
İşin daha enteresan tarafı Cafer Mahiroğlu hakkında çok az şey bilinen, bizzat kendi deyimi ile”Konuşmayı sevmeyen”bir figürdü ve hakkında basmakalıp 3-5 biyografi dışında bir şey de bulunmuyordu…
İşte bu gece izler için öyle “iddia v.s”olmayıp somut ilişkiler ağı üzerinden az önce bahsettiğimiz hiç sorulmayan ”Cafer Mahiroğlu-Abdullah Gül-CHP üçgeninin uçlarının birleşmesini sağlayan kim olmuştu?” sorusunun cevabının izlerini süreceğiz.
***
Şimdi sizlerle takvim yapraklarını biraz geriye saracağız…
Tarihler 14 Mart 2007’yi göstermektedir…
İşte tam da bugün “Cumhuriyet tarihinde 2. Kez yaşanan” bir olay gerçekleşmiş ve dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer 5 müsteşar yardımcısının atamasını veto etmiştir…O isimler Feridun Sinirlioğlu Uğur Doğan,Haydar Berk,Selim Kuneralp ve Ünal Çeviköz’dür…
İşte Ahmet Necdet Sezer’in Dışişleri Bakanlığı’nda soğuk duş etkisi yaratan “VETOLARINDAN” tam 4,5 ay sonra Çankaya Köşkü yeni sahibini bulacak ve Abdullah Gül,28 Ağustos 2007 tarihinde gerçekleştirilen 3.tur oylama sonrasında aldığı 337 oy ile 11.Türkiye Cumhuriyeti Devleti Cumhurbaşkanı olarak Ahmet Necdet Sezer’den boşalacak Cumhurbaşkanlığı koltuğunun yeni sahibi olacaktı.
İşte tam da Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçildiği 2007 yılında İngiltere’de bir Türk iş adamı batmak üzere olan ünlü İngiliz giyim markası olan SELECT’i alarak İngiltere’de tüm dikkatleri üzerine çekiyordu…
O isim ise HALK TV’yi satın alması ile birlikte kamuoyunun adını duyacağı Cafer Mahiroğlu’ndan başkası değildi.Şimdilik bu isme bir virgül koyalım ama tabii ki geri dönmek kaydı ile…
Abdullah Gül Cumhurbaşkanı seçildiğinde en önemli misafiri 2008 yılında, İngiltere’den savaş gemisi ile gelip boğazda demirleyen ve uluslararası teamüller gereği Abdullah Gül’ün makamına gitmesi gerekirken, Abdullah Gül’ün kendisinin yanına savaş gemisine gittiği İngiltere Kraliçesi II.Elizabeth olacaktı.
Kraliçe için Cumhurbaşkanı seçilirken giymediği frağını giyen ve Kraliçeden nişanını alan Gül için İngiltere çok önemliydi.İngilizler de Gül’ün “Diplomat/müzakereci” tarafını pek seviyorlardı,e hani yani EXETER’den de boşa adam çıkarmazlardı…
Neyse efendim biz yazmaya devam edelim…
Dedik ya İngiltere önemlidir Abdullah Gül için ve kendisinin “Diplomatik,müzakereci” yönü beğenilmektedir İngiltere kanadından tabii Abdullah Gül hemen bir “Açılım” yapacaktır…
Gül açılımı ise yıllardır Türk Dış politikasının en netameli konularından birisi olan Ermenistan ile ilişkiler üzerinden yapacaktır…
6 Eylül 2009 tarihinde oynanacak 2010 Dünya Kupası eleme maçı öncesinde Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan’ın Abdullah Gül’ü Ermenistan’a çağırarak “Normalleşme” adımı atma teklifine sıcak baksa da çeşitli tedirginlikleri olan Gül,bu daveti kabul etmenin artıları ve eksilerinin neler olabileceğine dair bir rapor hazırlanmasını ister…
Bu son derece detaylı hazırlanacak rapor çok önemlidir zira Gül,Ermenistan’a gidip gitmeyeceği konusunda son kararını işte bu önemli rapora göre verecektir.İşte bu önemli raporu hazırlayan isim ise yaklaşık 2 yıl önce Ahmet Necdet Sezer tarafından veto yiyen 5 isimden birisi olan Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Ahmet Ünal Çeviköz’den başkası değildir…
Gül,bu kadar önemli bir raporu Dışişleri’nde en güvendiği isimlerden birisi olan Ünal Ahmet Çeviköz’e hazırlatmış ve Çeviköz’ün gidilmesi yönündeki raporundan sonra Ermenistan’a gitmeye karar vererek,o meşhur Ermenistan ile “Milli Maç açılımını” gerçekleştirmiştir.
Ermenistan’a giden Abdullah Gül’ün Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan ile gerçekleştirdiği özel toplantıda Türk heyeti adına bulunan 2 kişiden birisi de yine Ahmet Ünal Çeviköz olacaktır…
Ermeni açılımının üzerinden 7 ay kadar geçmiştir…Tarih yaprakları 2010 yılının Mayıs ayını gösterdiğinde Dışişleri Bakanlığı koridorlarında meraklı bir bekleyiş vardır…Çok önemli ülkelere Büyükelçi atamaları gerçekleştirilecektir…
Ve yeni Büyükelçi atamaları açıklandığında Abdullah Gül’ün Ermenistan açılımı konusunda çok güvendiği isim olan Ahmet Ünal Çeviköz’ün İngiltere’ye Büyükelçi olarak atadığını görecektir herkes…
Bu atamanın zamanı önemlidir hatta önemli olmaktan ziyade”Kritiktir”.Zira Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı olması ile birlikte İngiltere-Türkiye ilişkileri daha sonra bizzat Gül’ün ifadesinde vücut bulacağı üzere”Altın Çağını”yaşamaktadır ve Londra’da”Güvenilir”bir isim olmalıdır.
Ahmet Ünal Çeviköz,2010 yılında İngiltere’ye Büyükelçi olarak atandıktan sonra adeta İngiltere-Türkiye ilişkileri de pupa yelken ilerlemeye başlar…
Tabii bu “Muhteşem ilişkinin” rüzgarını arkasına alan ise Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’dür…
Tarih yaprakları 9 Kasım 2010’u gösterdiğinde Ahmet Çeviköz heyecanlıdır.Tabii heyecanlanmamak mümkün değil.Kolay mı,İngiltere’nin küresel politikalarının dizayn edicisi olan Royal Institute of International Affairs yani bizim kamuoyunda bilinen adı ile Chatham House‘nin ödül töreni vardır o gece.
Ve sadece ödül töreni değildir heyecan yaratan,gecenin en önemli ödülünü alacak isim ayrıca heyecan vermektedir.
Evet,İngiltere’nin küresel emperyal politikalarını yüzyıllardır belirleyen kurum olan Chatham House’da konuşma yapan Kraliçe II.Elizabeth “YILIN DEVLET ADAMI”ödülünü kendisini bizzat vermek için sahneye dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü çağırmaktadır…
Ödül öreni öncesinde Abdullah Gül’ü karşılayan da, Chatham House’da hemen yanı başında olan isim de yine Ahmet Ünal Çeviköz’dür…
Bu ödül töreninden 1 yıl sonra Cumhurbaşkanı Abdullah Gül,Kraliçe II.Elizabeth’in özel daveti ile eşi Hayrinüsa Gül ile birlikte 3 günlük bir Londra ziyareti yapacaktır…
Gül’ün bu ziyaretinde yanındaki iki isim ise Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’dur…
Bu ziyarette Ahmet Ünal Çeviköz ile Abdullah Gül’ün yakınlığı gözlerden kaçmamaktadır…
Nasıl kaçsın,Çeviköz her karede yanında olduğu Gül onuruna bir de yemek vermiştir…Gül-Çeviköz ilişkileri “Zirvelerdedir”…
Bu ziyaretin hemen arkasından Ahmet Ünal Çeviköz,Londra merkezli olup “Türk-İngiliz ilişkilerini geliştirme” misyonu taşıyan bir oluşumun kurucularından birisi olacaktır…O kuruluşun adı ise TATLIDİL FORUM’dur…
***
TATLIDİL FORUM deyince şöyle bir iki dakika duracaksınız…”Neden?”diye soracak olursanız şöyle bir yakından bakalım isterseniz nasıl bir “Yıldızlar geçidi” burası…
Bu TATLIDİL FORUM’un”EŞ BAŞKANLARI” itina ve özel olarak seçilmiştir…
Dönemin AKP Milletvekili, sonrasında ise Cumhurbaşkanı Başdanışmanı olan Reha Denemeç,Dr.Bülent Göktuna, SİR JULİEN HORN SİMİTH VE ESKİ İNGİLTERE DIŞ İŞLERİ BAKANI JACK STRAW
YIL:1979
İngiltere’de genel seçimler yapılmakta ve Muhafazakar Parti uzun yıllar sonrasında Teacher liderliğinde iktidara gelmektedir…
İngiltere’de 1979’da gerçekleştirilen bu seçimlerde parlamentoya giren ve daha sonra kendisini İngiliz siyasetinin hep en kritik yerlerinde göreceğimiz bir isim daha girmektedir:Evet yanılmadınız Jack Straw…
Yine 1979 yılında Türkiye’de Turgut Özal DPT müsteşarı olurken Reha Denemeç’in de DPT serüveni başlamaktadır…
O yıllarda İngiltere’de bir de genç Türk girişimci vardır: Dr.Bülent GÖKTUNA
Bülent Göktuna 20’li yaşlarının başındayken Birleşmiş Milletler’de analistlik yapmış, çok genç yaşta üt düzey ilişkiler kurmuştur. Ve 1984 yılında iktidara gelen Özal’ın çağrısı ile Türkiye’ye dönerek Özal’ın dışişleri danışmanı olur…
Göktuna ile Straw, Göktuna’nın İngiltere günlerinden tanışmaktadır…
Gelelim Sir Julien Horn Simith’e…
1984 yılında Vodafone bünyesine dahil olan Simith kısa süre içerisinde Vodafone u Dünya’nın 1 numarası yapacaktır.Simith aynı zamanda meşhur Bilderberg’in üyesidir…
Ve Türkiye’de TELSİM’im TMSF eli ile satışı söz konusu olduğunda AKP ile özel ve “derin” temaslar kuran yine Sir Simith’tir.İngiltere TELSİM’in mutklaka İngiliz devi Vodafone tarafından alınmasını istemektedir.
Aslında Telsim BAE merkezli Eitelsat’a satılacakken devreye Sir Simith ve Cüneyt Zapsu girerek baskı uygular…
İhaleye İngiltere büyükelçisi bizzat gelir.(Zapsu,İngiltere Kraliçesi Gül’ü savaş gemisinde İstanbul boğazında kabul ederken yanındaki 2 kişiden biridir)
Sonuçta İngiltere’nin istediği olur ve TELSİM 2006’da İngiliz Vodafone tarafından alınır.Amam sadece bir alış-veriş yaşanmamız aynı zamanda “sıkı dostluklar” da kurulmuştur…
Bu arada Kıbrıs Rum tarafının adanın tamamını temsil ederek AB’ye tam üye olması konusunda İngiltere yoğun çaba sarf ederken Dışişleri Bakanı Jack Straw olmuş ve sonunda Rum tarafı AB tam üyesi olmuştur…
Bu arada şunu atlamayalım:Dr.Bülent Göktuna Özal’ın özel isteği ile Golf turizmi alanına girerek Dünya’ca ünlü Belek National Golf sahasını açmış burada ultra sosyeteyi ve üst düzey bakanları ağırlamaktadır
Golf Sahasının müdavimlerinden birisi ise dikkat çekmektedir:Mevlüt Çavuşoğlu… Peki Çavuşoğlu doktorasını nerede yaptı dersiniz? London School of Economics’te… İngiliz ekolü…
İşte bu TATLIDİL FORUM’un İngiltere’deki kritik toplantıları nerede yapıldı? 2013 Edinburgh….İngiltere 2.Elizabeth’in eşi Philip’in unvanı ne? Edinburgh Dükü…
2013’te Edinburgh’da gerçekleşen TATLIDİL FORUM’un “Onur Konuğu” kim dersiniz?Tabii ki Ahmet Ünal Çeviköz’ün daveti ile dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül.Ahmet Ünal Çeviköz aynı zamanda bu “Enetersan” TATLIDİL FORUM’un da kurucusu,tabii Abdullah Gül de destekçisi…
Biz yeniden geri dönmek üzere “Virgül koyduğumuz” Cafer Mahiroğlu’na dönelim…
***
2007 yılında ünlü İngiliz devi SELECT’i batmak üzereyken alan Cafer Mahiroğlu,İngiltere’de giderek büyümekte,İngiltere ekonomi dünyasında giderek daha fazla ağırlığı olan bir isim haline gelmektedir.2009 yılının Aralık ayına gelindiğinde İngiltere’nin en prestijli işadamları örgütlerinden birisi olan The British Chamber of Commerce of Turkey’in yönetim kurulu seçimleri yapılacaktır…
İşte bu seçimde Cafer Mahiroğlu bu prestijli iş adamı yapılanması yönetim kuruluna adaylığını koyar.Mahiroğlu belki seçimi kazanamaz ama bu süreçteki seçim çalışmaları esnasında kurduğu ilişkiler ile çok değerli “Dostlar” kazanır…
“Ne alaka arkadaş Cafer Bey’in kazandığı dostluktan,konumuz ile ilgisi ne şimdi?” derseniz hiç demeyin zira kazın ayağı hiç öyle değil…
İyisi mi biz yazmaya devam edelim…
Şimdi bu prestijli iş adamı organizasyonu The British Chamber of Commerce of Turkey’in “Kıdemli Danışmanı”Ahmet Ünal Çeviköz desek size?
Üzerine de The British Chamber of Commerce of Turkey’in “Kurumsal Ortağı”,TATLIDİL FORUM’da Ahmet Ünal Çeviköz ile birlikte kurucu ve “Eşbaşkan”olan Julian Horn-Smith’in”Efsane yaptığı” VODAFONE desek?
Nasıl güzel mi sevgili okurlar?
Tabii hep “tesadüf” bunlar ama olsun biz yazmaya devam edelim..
İşte o tarihte başlayan Cafer Mahiroğlu-Ahmet Ünal Çeviköz tanışması,Çeviköz’ün her ticari toplantıya davetli listesine Cafer Bey’i de eklemesi ile sıkılaşacaktır…
Bu arada Cafer Mahiroğlu AVRUPALI TÜRK MARKALAR BİRLİĞİ adında bir organizasyon kurar.Yanında Barack Obama’nın ABD’ye özel olarak davet ettiği 33 “Girişimciden”biri olan Zeynep Trudi de “Başkan Yardımcısı”olur…
Tabii böyle bir organizasyonun başkanı olunca çok daha özel ilişkiler,çok daha çabuk kurulur…
Öreğin 20 Nisan 2012’de Türk-İngiliz Ticaret Odası, Business Network, İngiltere Ticaret Bakanlığı, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu, The British Chamber of Commerce of Turkey ile Invest In Turkey çok önemli ve “özel”bir toplantı düzenlerler…
Lord Alderman David Wootton, İngiltere Ticaret Bakanlığı CEO’su Nick Baird, Türkiye Direktörü Jessica Hand ile Uluslararası Grup Direktörü Nicholas Armour,HSBC, Tesco, Aviva, PWC, British Aerospage Industries, JP Morgan, Select, Beko, Vestel, Gina Shoes, Hawes & Curtis, A to Z gibi birçok firmanın enüst düzey yöneticilerinin katılımı sanırız önemi yeterince anlatacaktır…
Kürsüde konuşan Ahmet Ünal Çeviköz’dür bu toplantıda, dikkatle dinleyenler ise Cafer Mahirooğlu ve Obama patentli yardımcısı Zeynep Trudi…
İşte efendim Ahmet Ünal Çeviköz’ün İngiltere ve Londra sevdasını size bizzat kendi sözleri ile “Bir martı gözüyle bir dünya başkenti: Londra” başlıklı makalesinden aktaralım isterseniz…
…Londra’ya bir kez ayak bastıktan sonra bu kentin cazibesi ve size sundukları karşısında büyülenmemek mümkün değil. tarih, sanat, kültür, iş, eğlence ve daha aklınıza gelebilecek hemen her konuda bir dünya başkentinin kucağında buluveriyor insan kendini bir anda…”
“… biz hep Londra’yı izlemeye devam ediyoruz. Londra da bize baktıkça yarın gündeme hangi konuda damga vuracağını planlamaya devam ediyor ve bunu dünyanın diğer kentlerine adeta nispet yaparcasına kurguluyor…”
Bundan 236 yıl önce 20 eylül 1777’de Samuel Johnson ile James Boswell arasında geçen o meşhur konuşmada Johnson’un sarf ettiği cümle aslında herşeyi özetlemiyor mu?
“Londra’dan bıkmak hayattan bıkmaktır, zira Londra’da hayatın sunabildiği herşey mevcuttur.”
KAYNAK: Kadıköy Maarif Koleji ve Anadolu Lisesi Mezunlar Derneği Yayını olan “Kadıköy Maarif” Dergisi’nin sonbahar 2013 sayısı (yıl:8 sayı: 30)
Tabii sayın Çeviköz Londra’dan vazgeçmek istemiyor ama büyükelçiliğin de bir sonu var…
2014 yılına gelindiğinde Abdullah Gül’ün görev süresinin dolmasına 6 ay kala dönemin Başbakanı Erdoğan,İngiltere’den Çeviköz’ü çekmek ve yerine Hakan Fidan’ın sağ kolu MİT Müsteşar Yardımcısı Abddurahman Bilgiç’i atamak istiyor.Ama Kraliyet Ailesi ile Çeviköz’ün arası çok iyi…Gül de halen Cumhurbaşkanı olduğu için İngiltere teamüllere aykırı biçimde yeni Büyükelçi olarak atanmak istenen MİT Müsteşar Yardımcısı Abdurrahman Bilgiç’in ismini tam 3 ay kabul etmiyor…
Ama tabii Gül artık gitmek üzere, görev süresinin dolmasına aylar kalmış şekilde pozisyona gelince Çeviköz,merkeze çekiliyor.Erdoğan,kendi ekibini Londra’ya yerleştiriyor…
***
Gül giderken, Ahmet Ünal Çeviköz de emekli oluyor…
Bir süre Radikal ve Hürriyet’te yazdıktan sonra 2018 yılında CHP Milletvekili seçiliyor…
Çeviköz 2019 yılında İsviçre’nin Montrö şehrinde yapılan toplantı ile “Avrupa’nın Karar Verici Elitlerinin” oluşturduğu Bilderberg’e adımını atıyor… 
Ahmet Ünal Çeviköz “Jet hızı ile” Kemal Kılıçdaroğlu tarafından Genel Başkan Yardımcısı yapılıyor.
2020 Kurultayında kurultay delegeleri Ahmet Ünal Çeviköz’ü çiziyor ama Kılıçdaroğlu bu kez de kendisini “Dış Politikalardan Sorumlu Genelbaşkan Başdanışmanı” yapıyor…
Aynı Ünal Çeviköz siyasette “Jet hızı ile yükselirken” hani Ali Babacan’ın müdavimi olduğu “Küresel Elitlerin Dizayn Kuruluşlrınn”Bilderberg’in Haziran 2019 İsviçre/Montrö toplantısı ile Bilderberg’e adım atıyor… (Aynı Bilderberg’e Türkiye’den en fazla katılan isimlerden birisi olup “Müdavim” diyebileceğimiz isimlerin başında Ali Babacan gelmektedir.)
Çeviköz Bilderberg’e katıldıktan 6 ay sonra ise Cafer Mahiroğlu Halk TV’yi satın alıyor..
Ocak 2020’de Cafer Mahiroğlu’nun HALK TV’yi satınalmasından günler sonra Abdullah Gül 18 Şubat ayının 2020’de KARAR GAZETESİ röportajı ile açık ve net şekilde Babacan’ı desteklediğini açıklıyor…
Gül’ün bu açıklamalarından sadece 20 gün sonra 9 Mart 2020’de  ise Ali Babacan DEVA PARTİSİ’ni kuruyor,”Abdullah Gül’den fikri destek alıyoruz” diyor…
***
Şimdi size bir soru:2018 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde,Meral Akşener’in kararlı tutumu olmayıp,karşı çıkmasaydı Abdullah Gül’ü çatı aday göstermek üzere herkesi ikna eden ve Gül “Sevdası” bitmeyen Kılıçdaroğlu, önümüzdeki seçimde gelse…
“Kürtlerden de,muhafazakarlardan da oy almamız lazım,AKP tabanı da bize oy verir”diye Gül’ü yahut Gül ismi tabanda çok tepki çektiği için daha yıpranmamış olan ve ekonomik kriz sonrasında halkın “Kurtarıcı” olarak görebileceği Ali Babacan’ı karşımıza yine ÇATI ADAY yapıp,bize de “Tıpış tıpış oy vereceksiniz” derse?
Tabii bunu yaparken de işin “Psikolojik ikna” kısmını ve medya ayağını değişen, dönüşen ve “EVRİLEN” HALK TV ile yürütse?
Ne de olsa HALK TV’de Kürt seçmene de, liberallere de, eski AKP’lilere de, 2. Cumhuriyetçilere’de, “Tatlısu” muhaliflerine de sempatik gelecek isimler boy boy ekranda. 
Çok mu imkansız geldi?
İmkansız geldiyse, parçaları birleştirin ve Kılıçdaroğlu’nun bu partiden kimleri aday yaptığını bir kez daha hatırlayın ve Gezi Parkı sürecinde yaptığı yayınlarla bu halkın kalbinde taht kuran, kısıtlı imkanlar ile uzun süre haber kanalları arasında pek çok kez zirvede yer alan HALK TV ile bugünkü HALK TV’nin programlarına,programcılarına ve yayın politikalarına bir bakın derim.
Ondan sonra zaten yorum size kalmış…
________________________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan, bağımsız ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan, Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir, DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

KRİPTEKS E-DERGİ YILLIK ABONELİK LİNKİ:

https://shopier.com/1354512

Okumaya Devam Et







Popüler

%d blogcu bunu beğendi: