Sosyal Medya Hesaplarımız

GÜNDEM

FAHRETTİN ALTUN’UN “ÖZGÜR MEDYA” MASALINI VERİLER ÇÖKERTİYOR

Yayınlanma Tarihi:

on

HABER ALTERNATİF/HABER MERKEZİ

Dün gece Haber Global kanalında katıldığı canlı yayın esnasında konuşurken konuşması kesilerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Okçular Vakfı etkinliğinde yaptığı konuşmaya bağlanılmasını protesto eden Muharrem İnce sert sözler söyleyerek canlı yayını terk etmişti.

İnce yayını terk etmeden hemen önce “Erdoğan bu ülkenin kurucusu değil,bu ülke Erdoğan’ın babasının malı değil.Korkmayın bu kadar” demişti.

İnce’nin Erdoğan’ı hedefe koyduğu sözlerine Cumhurbaşkanı İletişim Başkanı Fahrettin Altun resmi Twitter hesabından yanıt verdi.

Altun 3 maddeden oluşan tweet serisinde “Sayın İnce’nin, özel bir televizyon kanalının tamamen kendi hür iradesiyle belirlediği yayın tercihleri üzerinden Sayın Cumhurbaşkanımız hakkında haksız, mesnetsiz ve ağır ithamlarda bulunarak takındığı suçlayıcı tavır kabul edilemez.” derken Türkiye’deki medya kuruluşlarının da son derece özgür şartlarda yayın yaptığını savundu.

Altun bu bağlamda “Türkiye Cumhuriyeti’nde faaliyet gösteren her bir medya kuruluşu özgürce görüşlerini ve yayın tercihlerini yansıtmakta, yasal çerçeve içerisinde faaliyetlerine bir kısıtlama olmaksızın devam edebilmektedir. Sayın İnce’nin bu tavrı medya camiamıza da iftira mahiyeti taşımaktadır.”ifadelerini kullandı.

RTÜK HİÇ DE ÖYLE DEMİYOR…

Fahrettin Altun Türkiye’deki medya organlarının özgürce ve hiç bir kısıtlama olmaksızın faaliyetlerine devam ettiğini ifade etse de özerk bir kurum olmasına rağmen başkanı “Cumhurbaşkanımızın sözlerini emir telakki ederim” diyen RTÜK’ün muhalif kanallara verdiği cezalar hiç de bu tabloyu doğrulamıyor.

TELE1,FOX TV,HALK TV gibi muhalif çizgideki kanallara sadece Nisan ayı içerisinde defalarca yayın durdurma ve  en üst seviyeden para cezası verildi.

Bu kanallardan sadece TELE 1’e  Mart ayında 8 kez program durdurma ve 2 kez üst limitten para cezası verilirken TELE 1 reklam gelirlerinin %3’ünü bu cezaların her biri için ayrı ayrı RTĞK’e vermek zorunda kaldı.,

FOX TV ise ‘‘Fatih Portakal ile Ana Haber’’in 30 ve 31 Mart ile 1 Nisan’daki yayınlarında yapılan yorumlar toplumu kin ve düşmanlığa sevk edildiğine hükmedilirken ‘‘İlker Karagöz İle Çalar Saat’’ programı ise yayınladığı ‘‘ekmek kuyruğunda kavga’ haberinin gerçeklikle ilgisi olmadığı gerekçesiyle RTÜK tarafından cezalandırıldı.

RTÜK’ün FOX TV’ye verdiği cezanın bir diğer önemli özelliği ise cezanın RTÜK tarafından ilk kez işletilen  8/1/b maddesinden verilmiş olması.Bu maddenin özelliği ise bu maddeden ceza alan kanalın aynı suçu tekrarlaması halinde 10 gün yayınının durdurulması,3.kez aynı suçu işlemesi halinde ise kanalın lisansının iptal ediliyor yani kanalın kapatılıyor olması.

Yani bu ceza ile FOX TV adeta kapatılma tehdidi ile karşı karşıya bırakıldı üstelik Türkiye’nin en çok izlenen ana haber bülteni olan kanalın FOX Ana Haber bülteninin sunucusu Fatih Portakal hakkında hapis istemi ile dava açıldı.

BİREYSEL OLARAK GAZETECİLER DE BASKI ALTINDA…

Öte yandan özgür olduğu iddia edilen medya kurumlarına RTÜK eli ile uygulanan baskı bu şekildeyken,bireysel olarak gazetecilere uygulanan meslek ihlalleri de 2019 yılında adeta zirveye ulaştı.

Her sene düzenli olarak “Medyaya Yönelik Hak İhlalleri Raporu” hazırlayarak kamuoyu ile paylaşan 26.Dönem CHP Milletvekili gazeteci Barış Yarkadaş 2019 yılı raporunda açıkladığı veriler ile gazetecilere karşı uygulanan ve her geçen yıl daha da artan baskıyı bir kez daha gözler önüne serdi.

Yarkadaş raporunda 2019 biterken cezaevlerinde 150’ye yakın gazetecinin bulunduğunu, 170 gazetecinin ise yıl içinde çeşitli sebeplerden dolayı işten çıkarıldığını belirtti.

Yarkadaş’ın hazırladığı bu rapordaki verilere göre sadece 2019 yılının Aralık ayı içerisinde 4 gazeteci tutuklandı, 4 gazeteci gözaltına alındı, 38 gazeteci hakim karşısına çıktı. 8 gazeteci 20 yıl 10 ay hapis cezası aldı. 3 gazeteciye yurt dışına çıkış yasağı getirildi. 4 gazeteciye dava açıldı, 2 gazeteci saldırıya uğradı, 1 gazeteci tehdit edildi. 3 gazetenin reklamları Basın İlan Kurumu tarafından engellendi. 1 haber ile bir haber sitesine erişim engeli getirildi. 1 tiyatro oyunu engellendi, 1 gazetecinin hapis cezası onandı. 1 kitap yasaklandı ve toplatıldı, 1 gazeteye 15 bin lira tazminat cezası verildi.

Yine rapordaki verilere göre genel olarak 2019 yılı içerisinde 13 gazeteci tutuklandı, 82 gazeteci gözaltına alındı, gazeteciler 733 kez hakim karşına çıktı. 76 gazeteci 249 yıl 11 ay 15 gün hapis cezası aldı, 1 gazeteciye 14, 32 gazeteciye ise birer dava açıldı. 42 gazeteci 217 bin 520 lira para cezası aldı, 22 gazeteci ifade verdi. 18 gazeteci saldırı ve darba maruz kaldı, 60 haber erişime engellendi. 5 gazeteci tehdit edildi. 1 gazeteye dava açıldı. 1 gazeteciye tazminat davası açıldı. 37 gazeteci hakkında soruşturma başlatıldı, 42 matbaa çalışanı hakim karşısına çıktı; 11 matbaa çalışanına 56 yıl 2 ay hapis cezası verildi.  3 kitap cezaevine alınmadı.

 

 

Yorum yapmak için tıklayın

Bir Cevap Yazın

GÜNDEM

ERDOĞAN SEKA’YI MİLLET BAHÇESİ YAPMAKLA ÖVÜNDÜ

Yayınlanma Tarihi:

on

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan son dönemde CHP Milletvekili Ali Mahir Başarır’ın sözleri ile yeniden gündeme gelen Tank Palet Fabrikası’nın Katar’a satılması eleştirilerine “Millet bahçesi” ile yanıt verdi…

Erdoğan SEKA hakkındaki bu açıklamaları AKP Genel Merkezi’nde “Türk Kadınının Seçme ve Seçilme Hakkını Elde Etmesinin 86. Yıl Dönümü” programında yaptığı konuşmada yaptı.

Kendilerine bu eleştirilerin SEKA için adım attıkları zamanda yapıldığını belirten Erdoğan “Siz buna benzer işleri SEKA’da da yaptınız. Biz SEKA’da adımı attık, şimdi SEKA diye bir şey kalmadı. Biz SEKA’yı hem müze hem millet bahçesi haline getirdik. Bunlarda böyle bir zevk de yok.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan‘ın kapatarak “Millet Bahçesi” yapmakla övündüğü SEKA Cumhuriyet’in en önemli milli kaazanımlarından bir tanesi olarak 1936 yılında Atatürk’ün talimatı ile kurulmuş ve kapatılarak özelleştirme sürecine sokulduğu 2005 yılına kadar 8 fabrikası ile Türkiye’nin kağıt ihtiyacının çok önemli bir bölümünü tek başına karşılamıştı.

Yine Erdoğan’ın kapatarak “Millet Bahçesi” yapmakla övündüğü aynı SEKA sadece kağıt da üretmemiş, kağıdın hammaddesi olan selüloz dahil, gazete kağıdı dahil her türlü kağıdı üreten entegre bir kuruluş haline gelmişti.

Aynı SEKA okullarından kreşlerine,sinema ve tiyatrolarından spor kulüplerine kadar toplumsal hayatın da önemli, bir parçası, bir yaşam biçiminin de önemli bir temsilcisi durumundaydı.

SEKA’NIN TRAJİK AKIBETİ VE SONUÇLARI…

SEKA AKP iktidarı ile birlikte 2005 yılında kapatılarak fabrikaları özelleştirildi. Fabrikalar değerinin çok altında fiyatlar ile özel sektöre satıldı.

SEKA‘nın kapanması ile birlikte Türkiye kağıtta dışa bağımlı bir ülke haline gelirken yükselen döviz kurları sonrasında ve Dünya’da yaşanan dönemsel kağıt sıkıntısı süreçlerinde gazetelerden dergilere hemen tüm basılı yayınların yayın hayatı tehlikeye girdi.

Şu an “Millet Bahçesi” yapılarak AKP‘li yandaş müteahhitlerin rant kapısı haline getirilen SEKA kapatılmadan önce fabrikalarında binlerce işçiye istihdam sağlarken bu işçilerin ailelerin de geçim kaynağı konumundaydı.

Okumaya Devam Et

GÜNDEM

SAĞLIK BAKANLIĞI’NDA KÖK HÜCRE SKANDALI

Yayınlanma Tarihi:

on

Sağlık Bakanlığı’na bağlı Kök Hücre Koordinasyon Merkezi’nde 600 bin kişinin kök hücre verilerinin saklı olduğu Merkezin Analiz Laboratuvarı’na geçtiğimiz aylarda bir siber saldırı düzenlendiği ve bu verilerin ele geçirildiği, bununla da kalınmayarak siber saldırıda şifrele yolu ile kilitlenen verilere yeniden ulaşılabilmesi için Sağlık Bakanlığı tarafından  saldırıyı gerçekleştirenlere “Fidye” ödendiği ortaya çıktı.

Bu vahim iddiaları ise veryansıntv.com yazarı Erdem Atay bugün veryansın tv haber sitesinde yayınlanan “HÜCREMİZİ ALDILAR,KÖKÜMÜZÜ SÖKECEKLER” başlıklı yazısında dile getirdi.

Erdem Atay’ın yazısının ilgili bölümü şu şekilde:

O dönemler İstanbul Tıp Fakültesinde bu kan örneklerini alan ve “yetişemiyoruz” çağrısı yapıp Almanya’dan malzemeler temin eden Prof. Dr. Mahmut Çarin, çok değil, bir iki yıl sonra Türkiye’nin ilk Kemik İliği Bankasını kuruyor.

Almanya’nın en büyük tanı test üreticisi olan Qiagen (Kigen) firmasından doku tiplemesine yardımcı olan kitler alıyor. Çarin bunlara doku tayini yapıyor ve böylece Türkiye’de organ nakli süreci hızlanıyor.

Sonra bir ortağı ile firma sahibi oluyor. Özel hastanelerde organ nakli sistemi kuruyor ve bu firmayı çok yüksek meblağlara Alman Kigen’e satıyor.

Kök Hücre işi sonra Türk Hematoloji Derneğine veriliyor, ardından da Türkiye Kök Hücre Koordinasyon Merkezi kuruluyor. Çalışmalar bu merkeze devrediliyor.

Türkiye’nin en kritik ve önemli merkezlerinden biri olan Kök Hücre merkezinde doğan çocuklardan kök hücre alınıyor, saklanıyor ve bunlar dokularına göre sınıflandırılıyor. Bu dokular daha sonra kanserlerde, kemik iliği hastalıklarında bir banka görevi görüyor.

Ve en önemlisi yakın bir zamanda buradaki doku örneklerinin Koronavirüs tedavisinde de kullanılabileceği konuşuluyor.

***

Buraya kadar giriş yaptık ama asıl konuya daha gelemedik.

Gelelim o zaman.

Bu Sağlık Bakanlığına bağlı Kök Hücre Koordinasyon Merkezinin kök hücre bilgilerinin işlenmesi ve HLA doku tipleme hizmet alımı için ihaleye çıkılıyor ve 2 Eylül 2019 tarihinde ihaleyi ATQ Biyoteknoloji İç ve Dış Ticaret LTD. ŞTİ. kazanıyor. 3 yıllığına 70 milyon 200 bin TL’ye bu firmaya veriliyor.

Firma nereye bağlı dersiniz?

Ankara’da kurulan firmanın merkezi Alman Kigen firmasına bağlı.

Her şey bir süre çok yolunda gidiyor, ta ki geçen aylara kadar.

Bu çok önemli Kök Hücre Koordinasyon Merkezinde geçen aylarda ilginç bir olay oluyor.

600 bin kişinin kök hücre bilgilerinin bulunduğu Merkezin Analiz Laboratuvarındaki sistem bir anda kapanıyor.

Çalışmalar duruyor. Kimse ilk başta ne olduğunu anlamıyor.

Sistem 1 hafta kapalı kalıyor. Ve ne olduğu bir süre yaşanan şaşkınlık sonrası ortaya çıkıyor.

Verilere birileri tarafından siber saldırı düzenleniyor. Sistem ‘hack’leniyor.

Bütün bilgilere erişiliyor ve fidye yazılım dedikleri yazılım sisteme yüklenerek bilgiler şifreleniyor ve kullanılmaz hale geliyor.

Siber saldırıyı yapanlar, Sağlık Bakanlığına ulaşıyor ve sistemdeki şifrelerin ortadan kalkması için fidye istiyor. Aksi takdirde sistemi açamayacaklarını söylüyorlar.

Sonra ne oluyorsa oluyor, 1 hafta sonra sistem açılıyor.

Peki sistem nasıl açıldı?

***

Siber güvenlik uzmanlarıyla konuşuyorum. Şifrelerin çözülüp kaldırılmasının mümkün olduğunu ancak bunun eğer yazılımda bir açık yoksa yüzlerce yıl alacağını söylüyor. Yanlış okumadınız, evet bu şifrelerin çözümü yüzlerce yıl alırmış.

Sistem 1 hafta sonra açıldığına göre, bu saldırıyı püskürttüğümüz anlamına gelmiyor.

O zaman tek bir sonuç çıkıyor karşımıza: Saldırganların istedikleri fidye miktarı verildi!

Yani kendi emeklerinizle topladığınız Türk milletinin kodlarını, bilgilerini, para vererek yeniden temin ediyorsunuz.

Eğer vermezsek, 600 bin veriye bir daha asla ulaşamayacağız, varın siz düşünün.

***

Şimdi gelelim işin merak uyandıran tarafına. Birçok soru soracağız. Cevaplanmayacağını biliyoruz ama merak ediyoruz:

Fidye miktarı ne kadardı ve bu fidyeyi kim verdi?

Sağlık Bakanlığı mı?

Yoksa ATQ Biyoteknoloji şirketi mi?

Bu durumdan kimler sorumlu? Sorumlular hakkında işlem başlatıldı mı?

Bu saldırıya karşı bir önlem alınmadı mı?

Buranın siber güvenliğini kim sağlıyor?

Hayati önemde olan bir yer neden Almanlara ihale olarak verildi?

***

1999’da 120 bin kök hücre verimiz ABD’lilerin eline geçmişti, şimdi 600 bin kişinin verileri kimlerin elinde?

Osman Durmuş yaşasaydı sorardık ama soramıyoruz. Fakat cevabı şu olabilirdi:

“Muhtemel bir savaşta genlerimize duyarlı virüs üretip, Türk askerlerinde savaşacak güç bırakmayabilirler.”

Ne dersiniz, savaşta mıyız?

***

Ha, bu arada, unutmadan…

Geçmiş olsun!”

Yazının tamamına da aşığadaki linkten ulaşabilirsiniz:

https://www.veryansintv.com/turkiye-bu-skandali-konusmali-hucremizi-aldilar-kokumuzu-sokecekler

Okumaya Devam Et

GÜNDEM

İMAMOĞLU AKP DÖNEMİ DOSYALARINI AÇIYOR

Yayınlanma Tarihi:

on

Göreve başlamasının üzerinden 1,5 sene geçmiş olmasına rağmen halen AKP döneminde yaşanan yolsuzluklar ile ilgili dosyaları hukuka intikal ettirmediği ile ilgili eleştiriler alan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’ndan bu konuyla alakalı önemli açıklamalar geldi.

Dün akşam HALK TV’de Şirin Payzın’ın konuğu olan İmamoğlu kendisine yolsuzluk dosyaları ile ilgili sorulan soruya cevap verdi.

Belediyede Teftiş Kurulu‘nun 40’a yakın dosya üzerinde çalıştığını belirten İmamoğlu bu dosyaların içeriğinde zimmete para geçirme,ihale, şu anda yapılan işlerin çok daha pahalıya yapılması ve kamuyu zarara uğratma gibi pek çok suç unsurunun olduğunu belirtti.

Dosyalar üzerinde büyük bir titizlik ile çalışıldığını ifade eden İmamoğlu bir süre daha bu dosyalar üzerinde çalışılacağını ve dosyalar hakkındaki incelemenin olgunlaşarak netleşmesi sonrasında bu dosyaların savcılığa verilmesi ve dava açılması gibi süreçlerin başlayacağını belirtti.

İmamoğlu hukuki süreçlerin başlaması ile birlikte kamuoyunun da her dosya için tek tek bilgilendirileceğini sözlerine ekledi.

Okumaya Devam Et







Popüler

%d blogcu bunu beğendi: