Sosyal Medya Hesaplarımız

GÜNDEM

GÖKÇEK ADİL ÖKSÜZ’ÜN AKRABASINA MİLYONLUK İHALE VERMİŞ!

Yayınlanma Tarihi:

on

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Belediye Başkanı olduğu dönemde görevinden istifa ettirilen eski başkan Melih Gökçek döneminde yapılan yolsuzluk ve usulsüzlüklerin peşini bırakmıyor.

Gökçek dönemine ait pek çok yolsuzluk ve usulsüzlük hakkında kurdurulan komisyonlar eli ile hazırlanan raporlar Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına iletilirken bunlara bir yenisi daha eklendi.

VİRANE FABRİKALARA MİLYONLAR HARCANMIŞ!

AFM isimli şirketin Ankara Büyükşehir Belediyesi’nden Gökçek döneminde düşük ücretle aldığı çoğu atıl, kullanılamaz, virane durumda olan fabrikaların sermaye artırımı yapılarak ve bu artırımın da Belediye’ye yansıtılarak fahiş fiyatlarla Seğmen Su adına Belka AŞ’ye satıldığı ortaya çıktı.

Satın alınan bazı fabrikaların içinin boş olduğu, hedef çizimlerinin yapılıp atış poligonu gibi kullanıldığı, bazılarında ise atıl ve kullanılamaz halde makineler bulunduğu ortaya çıktı. Belediye bu ve benzeri alımlar ile yaklaşık 48 Milyon TL zarara uğratıldı. 2019 yılında suç duyurusunun yapıldığı virane haldeki fabrikalar hakkında yeni detaylar ve fotoğraflar ortaya çıktı.

SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULULDU

Konu ile ilgili Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan dosya Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına iletilerek suç duyurusunda bulunuldu.

Suç duyurusunda yer alan, AFM şirketi tarafından satın alınıp bir süre sonra Belediye şirketi Belka’ya haksız kazanç elde edilerek satılıp rant elde edilen ve Belediye şirketinin zarara uğratıldığı belirtilen satın alımlar ve detaylarında ise şu ifadelere yer verildi:

– BEYNAM SU (Bağiçi Köyü): AFM firması tarafından düşük ücretle satın alınıp 2014’te sermaye artırımından yaklaşık 3 ay sonra Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne 4.737.500,00 TL maliyetle satılan atıl ve virane durumdaki bina.

– AYUDUM SU (Karacadere Köyü): AFM firması tarafından düşük ücretle satın alınıp 2015’te sermaye artırımından 14 gün sonra Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne 5.825.000,00 TL maliyetle satılan atıl ve virane durumdaki bina ve 1 adet çalışmayan, kullanılamaz tahribatta damacana makinesi.

– FİLİZ MEMBA SUYU (Güzelcekale Köyü): AFM firması tarafından düşük ücretle satın alınıp 2013’te Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne 6.000.000,00 TL maliyetle satılan bina ve atıl durumdaki damaca makinesi.

– SEĞMEN SU (Haymana): AFM firması tarafından düşük ücretle satın alınıp 2013’te sermaye artırımından yaklaşık 5 ay sonra Ankara Büyükşehir Belediyesi’ ye 14.880.000,00 TL maliyetle satılan bina ve makine.

– BAĞİÇİ İNCİ SU (Bağiçi Köyü): AFM firması tarafından düşük ücretle satın alınıp 2014’te sermaye artırımından yaklaşık 4 ay sonra Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne 12.350.000,00 TL maliyetle satılan bina ve makine.

– KARAALİ MEVKİİ (Gölbaşı): Bu mevkide fabrika kurulması için AFM şirketi ile sözleşme yapılmış, o tarihte şirkete makine alımı için 5.750.000,00 TL ödeme yapılmış, buna rağmen bu güne kadar tek bir çivi dahi çakılmamıştır. Bu para tamamen havadan verilmiştir.

İNCELEMEDE ORTAYA ÇIKAN İLGİNÇ İSİMLER:ADİL ÖKSÜZ’ÜN AKRABASI DA VAR,HÜSEYİN GÜLERCE’NİN KARDEŞİ DE…

İnceleme sonucunda, satın almaların yapıldığı tarihlerdeki tutara göre oluşan yaklaşık 48 Milyon TL’lik zararın, eski Ankara Büyükşehir Belediyesi yöneticilerinin bilinçli olarak karşı şirkete menfaat sağlanması ile ortaya çıktığı belirtilerek Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunuldu.

Suç duyurusunda bulunulan isimler arasında o dönemde BELKA AŞ Yönetim Kurulu’nda yer alan Hüseyin Gülerce’nin kardeşi İbrahim Gülerce ile FETÖ firarisi, 15 Temmuz hain darbe girişiminin kaçağı Adil Öksüz’ün akrabası Ömer Öksüz’ün de yer alması dikkat çekti.

Ankara Büyükşehir Belediyesi yetkilileri, yetim hakkının sonuna kadar kollanacağını belirterek bugüne kadar haksız kazanç sağlayan herkesin peşine düşüleceğini ve haram mal yiyenin yanına kalmayacağını ifade ettiler.

İŞTE MİLYONLUK VURGUNUN YAPILDIĞI VİRANE FABRİKALAR

İşte Ankara Büyükşehir Belediyesi’nden AFM firması ve BELKA A.Ş eli ile milyonluk vurgunun yapıldığı,metruk haldeki virane fabrikalar:

Yorum yapmak için tıklayın

Bir Cevap Yazın

GÜNDEM

İŞTE NAGEHAN ALÇI’NIN ARKASINDAKİ FETÖ İMAMI

Yayınlanma Tarihi:

on

Ekranlarda yaptığı yorumlarla büyük tepki çeken,canlı yayında devlet için “Seri katil” ifadesini kullanan Habertürk yazarı Nagehan Alçı hakkında çok önemli bir gerçek gün yüzüne çıktı…

Azerbaycan Devleti tarafından Ermeni işgali altındaki Karabağ’a izinsiz girdiği ve burada yapmış olduğu röportajlarda Karabağ topraklarını “Tamamen Ermeni toprağı” olarak niteleyen yazıları ve Ermeni gazetecilere verdiği röportajlar nedeni ile Nagehan Alçı  “PERSONA NON GRATA” yani “İstenmeyen adam” ilan edilerek Azerbaycan’a girişi yasaklanan tek Türk olmuştu.

Nagehan Alçı’nın bu yasağının uzun süre sonra kalkmasının ardında  FETÖ’nün Azerbaycan İmamı Elnur Aslanov’un olduğu ortaya çıktı.

Bu önemli bilgiyi ortaya çıkartan ise veryansintv.com Genel Yayın Yönetmeni ve yazarı gazeteci Erdem Atay oldu…

Erdem Atay bugün veryansintv.com’da kaleme aldığı BU DA MI GOL DEĞİL? başlıklı köşe yazısında yaşananları tüm detayları ile anlattı…

Erdem Atay köşesinde şunları yazdı:

“Şimdi size yeni bir Nagehan Alçı hikayesi anlatacağım.

Başlamadan bir giriş yapalım…

***

Önce sorduk, “Nagehan Alçı dosyası açalım mı?” diye.

Aksini söyleyen tek bir kişi çıkmadı, herkesin ortak tepkisi, “Aç aç aç..” oldu.

Şunu anladım ki, bu ülkede Nagehan Alçı’ya güvenen 10 insan bulamazlar!

Fakat arkasındaki güç nasıl bir güçse her gün ekranlarda, her gün köşelerde.

Neyse…

Biz de dosyayı açtık.

İlk yazımızda “FETÖ artığı” kararını ortaya çıkardık. Haber gündem oldu.

Tümgeneral Ahmet Yavuz sayesinde önemli bir hukuk kararı çıktı ve herkes Nagehan Alçı’ya FETÖ ARTIĞI” dedi

İlk yazı çok etkili oldu.

Şimdi yenisine başlıyoruz.

***

Yıl 2009

Nagehan Alçı o yıllarda Akşam gazetesinde yazıyor.

Hedefinde büyük bir gazeteciliğe imza atmak var.

O zaman kendisine “Ermeni açılımı” görevi verilmiş olacak ki, “kahramanımız” Ermenistan işgali altında bulunan kardeş Azerbaycan toprakları olan Karabağ’a gitmeye karar veriyor. Zaten o yıl “Ben de Ermeni’yim” diyerek yazı yazıyor ve Hrant Dink cinayetini yapan “örgütün” yargılanmasını istiyor.

Tam da Türkiye ile Ermenistan arasında protokol imzalanmış ve Azerbaycanlı kardeşlerimizin bu duruma tepki gösterdiği sıralar.

Şunları hatırlatmak lazım:

Bir Azerbaycanlı için en acı tarih Hocalı katliamıdır. Onlar için bunun önemi asla tarif edilemez.

Ve hala Azerbaycan’ın o toprakları Ermenistan işgali altındadır.

Evet, Nagehan Alçı Bakü’ye bilgi verme gereği duymadan buraya gitmeye çalışıyor.

Ermeni yetkililerle tüm temaslarını sağlıyor ve önce Erivan’a, arkasından işgal altındaki Karabağ’a gidiyor… Hocalı’ya uğruyor… Gidilmesi ne kadar yasak köy varsa oraya ayak basıyor!

Önce şunu söyleyelim…

İşgalin yaşandığı 1992 yılından o güne kadar hiçbir Türk oraya girememişti.

Bunu başaran ilk “Türk” Nagehan Alçı oldu.

Kendisini bizler değil ama Gazeteciler Cemiyeti tebrik etti ve ‘Yılın yazı dizisi’ ödülünü verdi kendisine. Hıncal Uluç da Nagehan Alçı’yı öve öve bitiremedi!

Peki ödülü hak edecek ne yaptı?

Karabağ’ı okurlarına “Ermeni toprakları” algısı yaratarak sunduğu ileri sürüldü.

Ve… Ermenistan’da gazetecilere konuştu.

Ermeni gazeteleri, Nagehan Alçı’nın “Karabağ yüzde yüz Ermeni toprağıdır” sözlerini öne çıkardılar.

Azerbaycan vatandaşları ayağa kalktı, çok fazla tepki geldi.

O dönem gazetenin Genel Yayın Yönetmeni olan İsmail Küçükkaya da gelen tepkilere dayanamayarak yazı dizisini durdurma kararı aldı.

Ancak Alçı, Ermenilerin söyleşisini çarpıttığını iddia etti.

Kızılca kıyamet kopunca, Bakü’den resmi izin almadan işgal edilmiş topraklara giden diğer yabancı gazetecilerin kaderiyle birleşti Nagehan Alçı’nın kaderi…

Azerbaycan yönetimi Nagehan Alçı’yı ‘Persona non grata’ yani ‘istenmeyen kişi’ ilan etti.

“İşgal altındaki bölgelere izinsiz girerek işgale meşruluk kazandırmaya çalışan bir gazeteci” olarak Azerbaycan’ın kara listesine girdi ve ülkeye girişi yasaklandı.

Evet, Azerbaycan’a girmesi yasaklanan tek Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olma “şerefine” böylece o nail olmuş oldu.

***

Ne yazarsa yazsın, kâr etmedi. Nagehan Alçı Azerbaycan’da “En nefret edilen ‘Türk’ gazeteci” olarak nam saldı.

Ama sonra garip bir şey oldu.

Kasım 2013’te “Azerbaycan’ın yasaklı listesinden nasıl çıktım?” başlıklı bir yazı yazdı.

“Geçen gün telefonum çaldı” diye başlıyor cümleye… Yani kendisini aramışlar! Devamını kendi ağzından okuyalım:

“Karşımda Azerbaycan Büyükelçiliği Basın Ateşesi Elsevar Salmanov. Meğer Türkiye’den yalnızca ben persona-non-grata listesindeymişim. Görünce çok üzülmüşler ve bu işi düzeltmeye karar vermişler. Salmanov beni görmek için İstanbul’a geldi. Son derece liberal görüşlü, olumlu bir diplomat… İlham Aliyev’e bir mektup yazmamı istedi. Yazdım. Önümüzdeki hafta Bakü’ye gidecek ve mektubu bizzat verecek. Böylece galiba benim ‘istenmeme’ durumum ortadan kalkmış olacak…”

Ateşe çok üzülmüş! Dayanamamışlar, çabalamışlar ve girişimlerde bulunmuşlar!

Böyle olunca da Alçı’nın ismi kara listeden silinmiş.

***

Peki işin arka planında ne oldu?

***

Şimdi okuyacaklarınıza dikkat kesilin lütfen.

***

Azerbaycan basınında bir haber çıktı.

“Ermeni yanlısı Türk gazetecinin arkasındaki adam öğrenildi” başlıklı haberde söz konusu kişinin çok üst düzey bir yetkili olduğu yazıldı. O kişi dönemin Cumhurbaşkanlığı İdaresi Siyasi Tahlil ve Enformasyon Daire Başkanı Elnur Aslanov’du.

Azerbaycan’ın önemli sayılan kişilerden biriydi.

Aslanov haberi yalanladı ama haberi yapan gazetecilere de şu sözü söylemeden edemedi: “Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı’nın yasaklı listesinde Türk yazarların isminin yer almasını kim ister?”

Azerbaycanlı gazeteciler bu işin peşini bırakmadı, olayı doğrulattılar.

Alçı ile işbirliği yapmanın Azerbaycan’a fayda sağlayacağı yönünde görüş bildirdiği ortaya çıkan Elnur Aslanov’un, Alçı’nın kara listeden çıkması için Dışişleri Bakanlığı Basın Servisi Başkanı ve dönemin Azerbaycan Etiyopya Büyükelçisi Elman Abdullayev’i ikna etti.

Aslanov bununla da yetinmedi, Azerbaycan’ın Türkiye Büyükelçisi Faig Bagirov ile görüştü.

Yine yetmedi Azerbaycan İstanbul Başkonsolosu Hasan Zeynalov’u aradı. Aslanov, Başkonsolosa Alçı’nın listeden çıkarılması için Dışişleri Bakanlığına başvuru yapması talimatını verdi.

Ancak dönemin Başkonsolosu bu talimatı dinlemedi ve Dışişleri Bakanlığına bu konu ile ilgili olumsuz görüş bildirdi.

Elnur Aslanov işi gücü bırakmış Nagehan Alçı’nın kara listeden çıkması için uğraşıyordu.

Bir akrabasını İstanbul’a yolladı ve Ankara Büyükelçiliğinde çalışan biriyle Milliyet gazetesinin yazı işleri müdürüne gittiler. Gelen Azerbaycanlı yetkililer Nagahan Alçı’yı affettiklerini, Alçı’nın özür dilediğini söylediğini belirttiler.

Ve Nagehan Alçı kara listeden çıkarıldı.

Bunun üzerine Başkonsolos bu konuda geri adım atılmaması için Alçı ile ilgili yeniden olumsuz bir rapor yazdı.

Fayda etmedi.

Elnur Aslanov başarmıştı.

***

Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in bir zamanlar çok yakın çalışma arkadaşı olan Aslanov 2014 yılında görevden alındı. 2016’da da hükümetten tamamen uzaklaştırıldı.

Aslanov daha sonra ABD’ye gitti ve Harvard Business School’da eğitime başladı.

Geçenlerde de Azerbaycan’da Aslanov’la ilgili yeni iddialar ortaya atıldı.

İddiaya göre Aslanov yeniden harekete geçmişti ve kendisinin Azerbaycan’da bakan olacağı yazılmıştı. Ülke bu haberle çalkalandı…

***

Peki Elnur Aslanov kimdi?

Açıklıyorum:

FETÖ’nün Azerbaycan imamı!

Görevden alınma nedeni de FETÖ’cü olması!

***

Peki ben bunları nereden mi öğrendim?

Türkçe biliyorsanız, Azerbaycan gazetelerini açıp okuyabilirsiniz ve Azerbaycan’a gidince de kim varsa sorabilirsiniz.

***

Yani yazının özeti:

Nagehan Alçı’yı Azerbaycan’daki kara listeden çıkaran ve bunun için canını dişine takan kişi FETÖ’nün Azerbaycan’daki en önemli adamı!

***

Sadri Alışık’ın müthiş bir filmi vardır: Ofsayt Osman.

Ofsayt Osman filmin son cümlesinde hâkime şu soruyu sorar?

“Bu da mı gol değil?”

Şükür bir ofsayta düşmüşlüğümüz yok ama bu kez de biz size soralım:

“Bu da mı gol değil!”

Cevabınızı duyar gibiyim…

***

Ama hala “gol değil” diyen varsa… Sıradaki yazıyı beklesin…

Röveşata geliyor.”

 

 

Okumaya Devam Et

GÜNDEM

GEO KOLEJİ’NDE ÖĞRETMENLER İSYANDA,2.DOĞA KOLEJİ VAK’ASI KAPIDA

Yayınlanma Tarihi:

on

HABER ALTERNATİF

Celal Eren ÇELİK

Son yıllarda eğitim sektöründe yaşanan en büyük krizlerden bir tanesi olan DOĞA OKULLARI’nda yaşanan kriz uzun süre çözülememiş ve büyük sıkıntılar yaşanmıştı.

Şimdilerde Doğa Koleji’nde yaşanan bu büyük eğitim skandalı sonrasında buna benzer ikinci bir olay da Özel GEO Koleji’nde yaşanıyor…

İNŞAAT SEKTÖRÜNDEN EĞİTİME…

Asli faaliyet alanı teknik mühendislik ve inşaat sektörü olan AE ARMAELEKTROPANÇ  A.Ş  ve sahibi Kemal Kızıltan 2018 yılında özel eğitim alanına yatırım yapmaya karar verdi.

Bu karar ile birlikte şirkete ait GEO KOLEJİ kurularak 2018-2019 eğitim öğretim yılında kapılarını öğrencilerine açtı.Ancak işin enteresan tarafı “Özel okul” olarak eğitim kalitesinin yüksekliği iddiası ile yola çıkan kolej hem de inşaat alanında faaliyet gösteren büyük bir şirketin bünyesinde kurulmasına rağmen öğretmenlerini “Okul inşaat halindeyken” göreve başlattı.

GEO KOLEJİ’nde inşaat halindeki bir okulda görevlerine başlayan öğretmenler zor şartlarda görevlerini yerine getirirken,GEO KOLEJİ 2018-2019 eğitim öğretim yılının ilk yarısında akıllı tahtası dahi olmadan dönemi tamamladı.

MAAŞLAR GECİKMEYE BAŞLIYOR…

Bugün artık büyük bir kriz halini alan öğretmen maaşlarındaki ödeme sıkıntısı ise ilk kez 2019 yılının Temmuz ayında kendisini gösterdi.

Zaten zorlu şartlarda görevlerini yerine getiren öğretmenler 2019 yılının Temmuz ayında maaşlarının gecikmesi ile maddi anlamda da sıkıntı yaşamaya başladılar.Ancak okul yönetimi bu durumun geçici bir sıkıntı olduğunu ve bir daha yaşanmayacağını belirterek öğretmenleri görevlerine devam etmesi noktasında ikna etti.

Ancak 2019 yılı Temmuz ayında öğretmenlerin maaşlarında ilk kez yaşanan ve okul yönetimince bir daha tekrarı olmayacağı taahhüt edilen maaş gecikmeleri bu tarihten sonra süreklilik kazandı ve GEO KOLEJİ öğretmenleri Mart 2020 tarihine kadar maaşlarını zamanında ve tam olarak alamadılar.

GEO KOLEJİ PANDEMİYİ FIRSATA ÇEVİRİYOR..

Pandemi sürecinin başlaması ile birlikte GEO KOLEJİ yönetimi kısa çalışma ödeneği için devlete başvururken öğretmenlerine ise kısa çalışma ödeneğinin üzerini okul olarak kendilerinin tamamlayarak maaşlarını tam olarak ödeyeceği garantisini verdi.

Ancak öğretmenlerin maaşlarının üzeri tamamlanmadı bu şekilde hiç bir ödeme öğretmenlere yapılmadı,bu arada öğretmenler tüm bu olumsuz şartlara rağmen öğrencilerini düşünerek kesintisiz olarak online eğitimleri vermeyi sürdürdüler.

OKUL YÖNETİMİ İLE ÖĞRETMENLERİN BAĞI KOPUYOR…

GEO KOLEJİ öğretmenleri giderek ağırlaşan bu sıkıntılar nedeni ile okulun kurucusu ve yönetim kurulu üyeleri olan Kemal Kızılhan ve oğlu Burak Kızılhan ile “Kurucu Temsilcisi” olarak görev yapan Talia Büke’ye hiç bir şekilde ulaşamadılar.

Okulların kapanma tarihi olan 19 Haziran 2020 tarihi itibariyle GEO KOLEJİ’nde görev yapan öğretmenlerin tüm kurumsal mailleri kapatıldı,okulun öğretmenleri okul yönetimi tarafından tüm sosyal medya hesaplarından engellendi.

GEO KOLEJİ’NDEN “VAAD RÜZGARI”

Olayların bu boyuta gelmesi ile birlikte öğretmenlerin yasal haklarını arayarak dava açmasını engellemek adına ise GEO KOLEJİ öğretmenlerine içeride kalan tüm maaşların,kısa çalışma ödeneğinden maaşlarının üzerinin tamamlanacağı kısımlarının ve tazminat haklarının Temmuz ayında tamamen ödeneceği sözünü verdi.

Ancak Temmuz ayı geçmesine rağmen GEO KOLEJİ yine öğretmenlere ödeme yapmadı…

ARABULUCU DA ÇARE OLAMADI…

Bu süreçte öğretmenlerin bir bölümü yasal yollardan haklarını aramak için okulu dava etti.Bu süreçte dava açan öğretmenler arabulucuya başvurmasına rağmen yine okul yönetiminden bir muhatap bulamadılar…

VELİLER KENDİ ALACAKLARINDAN VAZ GEÇTİ…

Öte yandan GEO KOLEJİ’nde veliler okuldan ciddi miktarlarda alacakları olmasına rağmen bu alacaklarını bırakıp öğretmenlerin maaşlarını alabilmeleri adına mücadele etmeye başladılar.

Sorunun nasıl çözüleceği,GEO KOLEJİ’nin sahibi olan Kemal Kızılhan ve Burak Kızılhan’ın mağdur öğretmenlerin mağduriyeti ile ilgili nasıl bir açıklama yapacakları en önemlisi de bu mağduriyetin daha büyük bir krize dönüşmeden giderilip giderilemeyeceği ise bilinmiyor.

DOĞA KOLEJİ İLE KORKUTAN BENZERLİK…

GEO KOLEJİ’nde yaşanan tüm bu olayların yanı sıra bir de “Korkutan benzerlik” bulunuyor.

Bu “Korkutan benzerlik” ise GEO KOLEJİ’nin kurucu CEO’sunun Uğur Kazankar ismi olması.

Zira GEO KOLEJİ’nin kuruluş sürecini ekibi ile planlayan ve kuruluşundan sonra CEO’luğunu da yapan Uğur Kazankar aynı zamanda eğitim sektöründe son yılların en büyük krizine yol açan DOĞA OKULLARI’nın da uzun yıllar CEO’luğunu yapan isim.

 

 

Okumaya Devam Et

GÜNDEM

“MAHALLE DENETİM EKİPLERİ” KURULUYOR

Yayınlanma Tarihi:

on

İçişleri Bakanlığı tarafından gönderilen genelgeye göre mahalle denetim ekipleri kurulacak ve evde izolasyon yükümlülüğünü ihlal ettiği tespit edilenler hakkında adli işlem yapılacak.

İçişleri Bakanlığı tarafından 81 ilin valiliğine ‘İzolasyon Tedbirleri’ konulu genelge gönderildi. Buna göre Covid-19’la mücadelede alınan tedbirlerin etkin şekilde uygulanmasını sağlamak amacıyla ‘mahalle denetim ekipleri’ oluşturulacak.

Bu ekiplerin yaygın ve etkin şekilde mahalle bazlı izleme ve takip çalışmalarını yürütülebilmesi için mahalle denetim ekiplerinde; kamu kurum ve kuruluşları, yerel yönetimler ve kolluk birimleri personelinin yanı sıra okul müdürleri ve öğretmenlerin, din görevlilerinin, muhtarlar ve azalarının, apartman ve site yöneticilerinden temsilcilerin (mahalle veya idari birimin büyüklüğü dikkate alınarak 5, 7, 9 veya 11 temsilci şeklinde) görevlendirilmeleri sağlanacak.

Genelgeye göre, Covid-19 tanılı/temaslı/evde izolasyona alınanların izolasyon koşullarına uymaları, elektronik imkanlar da kullanılarak sağlanacak. Evde izolasyon yükümlülüğünü ihlal ettiği tespit edilenler hakkında idari para cezası uygulanacak, adli işlem yapılacak.

Okumaya Devam Et

Popüler

%d blogcu bunu beğendi: