Sosyal Medya Hesaplarımız

MEDYA

“İHTİYAÇ” FAZLASI DİYE SÜRÜLEN PERSONELLER,TRT’YE ÖDÜLLE DÖNDÜ

Yayınlanma Tarihi:

on

AKP, TRT’deki nitelikli elemanları tasfiye etmek ve kendi kadrolarına yer açmak için “Yeniden yapılanma” adı altında bir uygulamaya giderek bu uygulama çerçevesinde yüzlerce TRT personelini “İhtiyaç fazlası” olarak niteleyerek başka kamu kurumlarında sürmüştü.

2019 yılında bu uygulama çerçevesinde “İhtiyaç fazlası personel” olarak tanımlanarak Ege Üniversitesi’ne sürülen spiker Emine Leyla Özgür ile yapımcı Nurşin Gazi sürgünden ödülle döndüler.

TRT’den Ege Üniversitesine gönderilen yapımcılar sürgünde hazırladıkları radyo programı ile ödül
aldılar.
2019 yılında TRT’de çalışan spiker, yapımcı, kameraman , muhabir , sesçi, ışıkçı,, montajcı
kadrolarında çalışan 160 kişi “hizmetlerine ihtiyaç duyulmadığı” gerekçesi ile başka kurumlara
gönderildiler.

Spiker Emine Leyla Özgür ile yapımcı Nurşin Gazi bu kapsamda Ege Üniversitesine tayin edildiler.
Özgür ve Gazi Ege Üniversitesi radyosunda öğrenciler ile birlikte yaptıkları radyo programıyla İzmir
Gazeteciler Cemiyeti 2019 Şehit Gazeteci Hasan Tahsin Jüri özel ödülünü kazandılar.

Ege Üniversitesi Radyosunda yayınlanan “A Plus Güncel” programının gezici diş kliniği ile 90 bin
engelli çocuğa ulaşan Prof.Dr. Ertuğrul Sabah’ın katıldığı “Zorun Yolculuğu” bölümü ödüle layık
görüldü.

Ege Üniversitesinden, Ecenur Göse, Taylan Eren, Kadir Islah, Recep Ata ödül alan diğer isimler oldu

DAVAYI KAZANIP TRT’YE DE DÖNDÜLER…

Nurşin Gazi ve Emine Leyla Özgür istihdam fazlası personel olarak TRT’den sürgün edilmeleri üzerine
olayı yargıya taşıdılar.

Yargı, atamanın haksız olduğuna karar vererek Gazi ve Özgür’ün atamasını iptal etti.
Gazi ve Özgür yargı kararıyla TRT deki görevlerine döndüler.

Yorum yapmak için tıklayın

Bir Cevap Yazın

MEDYA

“MEHTERCİ” ERKAN YANDAŞLIKTA SINIR TANIMIYOR

Yayınlanma Tarihi:

on

A Haber’de sunduğu sabah programındaki yorumları ile yandaş gazeteciliğin en çarpıcı örneklerini sergileyen Erkan Tan’ın programında,bu konuda çıta her gün biraz daha yükseğe konuluyor…

Son olarak Erkan Tan‘ın sabah programında “Gerçek işsizlik” yüzde 27,3’e yükselmişken ‘gençlerin iş beğenmediği’ söylendi.

Programda “İŞKUR 57 bin işçi arıyor” şeklinde bir haberin yorumlanması esnasında programa katılan konuk “Bizde biliyorsunuz aslında işçi aranıyor ama insanların bir kısmı özellikle gençler iş beğenmiyorlar. Bizim iş arayanla işçiyi buluşturmamız lazım” dedi.

A HABER’DE “ANDERSEN’DEN MASALLAR” VAR AMA GERÇEKLER HİÇ DE ÖYLE DEĞİL…

A HABER‘de Erkan Tan‘ın “Mehterli” sabah programında adeta güllük gülistanlık bir pembe tablo çizilirken gerçekler çok daha farklı.

TÜİK‘in hesaplamalarına göre işsizlik oranı yüzde 13,4 seviyesinde gerçekleşti. Oysa TÜİK‘in işsizden saymadığı kesimlerin dahil edildiği geniş tanımlı işsizlik hesaplamasına göre, Temmuz ayında gerçek işsizlik yüzde 27,3 düzeyine yükseldi. Bir önceki yıl bu oran yüzde 20,7 idi.

Genç nüfustaki işsizlik oranı 2018 Ağustos krizinden bu yana yüzde 20,3’den yüzde 25,9 seviyesine ulaştı. Genç nüfusta istihdam oranı ise yüzde 2,9 oranında azalarak % 30,4’e geriledi.

Okumaya Devam Et

MEDYA

BAYRAKÇI’DAN KAFTANCIOĞLU’NA “İFTİRACI” YANITI

Yayınlanma Tarihi:

on

Geçtiğimiz günlerde CNN Türk’te katıldığı programda CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nu sert ifadeler ile eleştiren ünlü kamuoyu araştırmacısı Hakan Bayrakçı ile Kaftancıoğlu arasındaki polemik büyüyor.

Hakan Bayrakçı’nın CNN Türk canlı yayınında Kaftancıoğlu’nu hedef alarak “Kaftancıoğlu’nun icraatlarını beğenmiyorum, 15 kez söyledim. İma yollu da olsa, ’24 Nisan’da ne oldu? Neyi kastettiğimi biliyorsunuz değil mi? 1915 desem bir şey hatırlar mısınız?’ diyerek, sözde Ermeni soykırımını savunan paylaşımları yapma hakkı yoktur. Olmaz. Türkiye’nin ana muhalefet partisinin il başkanı bunu diyemez. Onu geçtik. PKK konusundaki imalar..” ifadelerini kullanmış ve CHP sözcüsü Faik Öztrak‘ın açıklamalarına rağmen Kaftancıoğlu‘nun neden hala görevde olduğunu sormuştu.

Bayrakçı’nın bu eleştirilerine Canan Kaftancıoğlu ise sosyal medya hesabı üzerinden cevap vererek Hakan Bayrakçı’nın kendisinden iş istediğini ve alamadığını, Bayrakçı’nın kendisine “Ahlaksız bir süreç” tarif ederek bu konuda yardımcı olmasını istediğini iddia etmişti.

Canan Kaftancıoğlu‘nun bu ağır iddiasında Hakan Bayrakçı’dan yanıt gecikmedi…Bayrakçı da sosyal medya hesabından bir açıklama yaparak,Canan Kaftancıoğlu için “İftiracı” dedi.

Bayrakçı yaptığı paylaşımda “Canan Kaftancı bana tweet yazmış. CHP’ye ve bir Türk insanına yakışmayan siyasi görüşlerini biliyordum. Fakat iftiracı “Muazzam” karakterini bilmiyordum.İş yapmadığım yüzlerce siyasetçi var.Oldu.Hepsine kızdım mı,kızıyor muyum? Ah zeka! Ah seviyesizlik!Nelere kadirsiniz!” ifadelerini kullandı.

 

Okumaya Devam Et

EKONOMİ

FETÖ’CÜLER İÇİN “MÜJDE GİBİ” MAHKEME KARARI…

Yayınlanma Tarihi:

on

FETÖ’nün bilişim sektöründeki en önemli şirketlerinden birisi olduğu hatta son derece stratejik devlet kurumlarına kurduğu sistem alt yapısı ile bu kurumlardaki verileri tek bir merkezde kontrol altına aldığı iddiası ile yargılanan şirket beraat ettti. Bu beraat kararının ardından ise çok girift ilişkiler ağı ortaya çıktı.

Veryansın TV yazarı Erdem Atay bugün yazmış olduğu köşe yazısında bu ilişkiler ağını anlatırken bu dava ile BANK ASYA’ya para yatıran FETÖ’cülerin ceza almamasının da önünün açıldığını vurguladı…

İşte Erdem Atay’ın VERYANSIN TV’de kaleme aldığı o çarpıcı köşe yazısı:

Belgesiyle açıklıyorum.

Bu karar ortalığı karıştıracak!

Fetullah Gülen talimatıyla Bank Asya’ya para yatıran FETÖ’cülere müjde!

Artık paçayı kurtardınız!

Sizi bırakın kimsenin tutuklamasını, size kimse ceza bile veremez.

Evet, şaşırmayın.

Bu yazıyı okuyun.

*

NATEK Bilişim ve Bilgikent firmaları…

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının darbe girişimi ve FETÖ’ye karşı başlattığı en önemli davalardan biri.

Sahipleri Muhammed Tolga Erpolat ve kardeşi Ahmet Timuçin Erpolat ile ortakları Necati Ertuğrul

***

15 Temmuz’a kadar onlar için her şey çok güzeldi.

Darbe girişimi sonrası Erpolat kardeşlere ilk darbe indi.

Kardeşlerin pasaportuna el konmuştu. Ancak bir el yaklaşık 3 ay sonra pasaportlar üzerindeki tahdidi kaldırdı.

Tam bu süreçte ilginç bir şey daha oldu.

Firmaya bir ortak daha eklendi: Mehmet Ali Yalçındağ.

Yani Aydın Doğan’ın damadı.

Erpolat kardeşler, Yalçındağ da şirketlerine ortak olunca gözlerden ırak bir şekilde faaliyetlerini sürdürmeye devam etti. Yalçındağ’ın gölgesinde 2 yıl gizlenebildiler savcılardan.

2017 yılında bir ihbar yapıldı.

Hakkını verelim, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu gelen ihbar üzerine bizzat talimat vererek soruşturma emri verdi ve gizlenen kardeşlerin ilişkiler ağı ortaya çıktı.

Erpolat kardeşler daha sonra gözaltına alındı. Yalçındağ da neyle karşı karşıya kaldığı o zaman anladı herhâlde ve şirketi üzerine aldı. Şirketi kendi bünyesindeki MAY Siber Teknolojinin içine kattı.

NATEK adlı bilişim firmasının, FETÖ’nün kriptolu haberleşme sistemi ByLock’u hazırlandığı bile öne sürüldü. Ama bu iddianın ayrıntısı gelmedi.

2005 yılında kurulan firma, bir kurumdaki tüm bilgisayarların hareketlerini (LOG) bir merkezde toplayan bir sistem kurmuştu.

Ve inanmayacaksınız, çok kısa bir süre içerisinde devletin kurumlarının neredeyse yüzde 80’inde bu sistemi kurmayı başarmışlardı. Bu kurumlar arasında TSK bile vardı.

Kısaca devletteki tüm bilgisayarlardaki hareketler tek bir merkezde yani bu şirkette toplanıyor ve her şey kontrol altına alınıyordu.

Bu müthiş yükseliş iddiaya göre, Erpolat kardeşlerin Fetullah Gülen ve örgütü ile temaslarından kaynaklanıyordu.

Elini hangi kuruma uzatsalar, o el boş kalmıyordu.

Milyon dolarlar kazandılar. Yaklaşık 7 yıl devletin tüm bilişim bilgileri ve teknolojisi bu şirketin elindeydi.

Bu ihaleleri verenler şimdi nerede bilinmez ama bu şirket sahibi iki kişiye, yani Erpolat kardeşlere, dava açıldı. İkisi de tutuklandı.

Metastaz kitabının 82’nci sayfasında Erpolat kardeşlerle ilgili şu bilgiler yer alıyordu:

Erpolat kardeşler zaten yabancı değildi Fethullahçılara. Ahmet Timuçin Erpolat Fethullahçıların güzide okulu Yamanlar Fen Lisesi’nden çıkmaydı. Muhammet Tolga Erpolat ise 2011’de AKP’den aday adayı olduğunda, FETÖ’nün tepe yöneticilerinden Hüseyin Kara’yı kendisine referans göstermişti. İddia o ki, ağabey ErpolatFethullah Gülen’in Recep Tayyip Erdoğan’a ‘milletvekili yap’ dediği ama veto yiyen isimler arasındaydı.”

Evet, Ahmet Timuçin Erpolat, Fetullahçıların okulunda okudu ama onunla kalmadı, Fetullah Gülen’den birebir-yüzyüze ders bile aldı. İddialara göre, Gülen’in ilk yetiştirdiği ‘askerlerdendi’.

Evet, Muhammet Tolga Erpolat da FETÖ’nün Bülent Arınç aracılığıyla AKP’ye verdiği 51 kişilik listenin içindeydi. Erpolat’ın referansı üst düzey bir FETÖ’cüydü.

Hatta Erpolat’ın sürekli irtibat halinde olduğu kritik bir isim de ortaya çıkmıştı bu süreçte.

Tuncay Delibaşı.

Gülen‘in özel doktorlarından olan Tuncay Delibaşı, örgütün tepe yöneticileri arasında. Organ ticareti de yaptığı ortaya çıkan Delibaşı ile Erpolat arasında çok sayıda görüşmenin olduğu iddianamede yazılmıştı.

***

Çok uzatmayalım.

NATEK firması sahipleri “FETÖ üyeliğinden yargılandı”.

Bir savcı açık açık, “Bu adamlar FETÖ üyeliğinden değil, FETÖ yöneticiliğinden yargılanmalıydı” dese de dava üyelikten açılmıştı.

Dava sürecinde kardeşlerden biri tahliye edildi, tutuksuz yargılanmak koşuluyla serbest kaldı. Diğeri tutukluydu.

Ankara 29. Ağır Ceza Mahkemesi 12 Nisan 2019 tarihinde iki kişi için de FETÖ üyesi olmak suçunda mahkûmiyet kararı verdi.

Karara itiraz edildi.

Karar önce Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gitti. Yerel mahkemenin kararının onanmasının ardından karar son temyiz mercii Yargıtay’a geldi.

Yargıtay dosyayı inceledi ve kararını verdi.

İşte bu kararı ilk kez Veryansın Tv açıklıyor.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi, yerel mahkemenin kararını bozdu ve söz konusu kişilerin örgüt üyesi olduğunu gösteren yeterli delilin olmadığına kanaat getirdi.

***

Şimdi tarihi geri sarıyoruz, 11 Şubat 2018’e geliyoruz.

O gün Yargıtay 16. Ceza Dairesi, bakın dikkatinizi çekiyorum yukarıda anlattığım davayı inceleyen daire, bir karar vermişti.

Karar emsal niteliğindeydi.

FETÖ örgüt üyeliğinden yargılanan bir sanığın Bank Asya’ya yatırdığı para ile ilgili verilen kararı inceleyen Yargıtay 16. Ceza Dairesi“sanığın doğrudan örgüt üyeliği tespit edilmese de terör örgütüne, örgüt liderinin çağrısı sonrasında para yatırılmasından dolayı ‘örgüte yardım’ suçundan örgüt üyesi gibi cezalandırılması gerektiğine” karar verdi.

Yani karara göre, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen‘in “Bank Asya’ya para yatırın” talimatının kamuoyunda paylaşılmaya başlandığı 15 Ocak 2014 tarihi milat olarak alınmış oldu. Bu tarihten sonra para yatıranların üyelik kapsamında değerlendirileceği açıkça ilan edildi.

***

Evet, yukarıda bahsettiğimiz NATEK bilişimin iki üyesi hakkında birçok iddianın yanında bir başka somut gerçeklik de vardı. O da Erpolat kardeşlerin hem şirket hesaplarından hem de kendi şahsi hesaplarından Bank Asya’ya para yatırmış olmalarıydı.

Ve iki kardeş de paralarını Gülen’in talimatından sonra yatırmıştı. Yatırılan paralar da yüklüydü.

Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 25 Haziran 2020 tarihinde oybirliği ile aldığı NATEK sahipleriyle ilgili kararda ne yazıldı biliyor musunuz?

Bank Asya’ya kişiler ve şirket tarafından para yatırıldığının kabul edildiği kararda, şu ifadeler yer aldı:

FETÖ ile iltisaklı Asya Katılım Bankası A.Ş’de gerçekleştirilen mutat hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği, (…) sanıkların örgüt ile iltisaklı Asya Katılım Bankası AŞ’de gerçekleştirilen hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceğinin tartışmasız bırakılması…”

Yani Yargıtay’ın aynı dairesi iki benzer konuya iki farklı karar vermiş oldu.

Böylece Yargıtay 16. Ceza Dairesi kendi kararını çiğnemiş ve Bank Asya’ya Gülen’in talimatı sonrası para yatırmış kim varsa hepsinin kurtulması için inanılmaz bir yol açmıştı.

Bu karar, FETÖ’cülere müjde değil de nedir söyler misiniz?

***

Bu karar nasıl alınır, arkasında kim ya da kimler vardır bir gün ortaya çıkar. Fakat süreç daha bitmedi.

Top yine Ankara 29. Ağır Ceza Mahkemesi heyetinde.

Önce onlar ve sonra Yargıtay Ceza Genel Kurulu Türk milleti adına, onurumuz, namusumuz adına karar verecekler.

Ya “Ankara’da hâkimler var” dedirtecekler ya da “Ankara’nın teslim olduğunu” ilan edecekler.

Davanın başından beri takipçisi olan ve hakkaniyet ölçüsünde bir karar çıkmasını isteyen Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Sayın Yüksel Kocaman ne diyor bu işe bilinmez ama şu bilinir:

Türk milleti bu haksızlığı affetmez!

İşte o kararın tamamı…

 

Okumaya Devam Et







Popüler

%d blogcu bunu beğendi: