Sosyal Medya Hesaplarımız

ÖZEL HABER

KORKAKLAR “O KOLTUKTA” OTURAMAZ!

Yayınlanma Tarihi:

on

Celal Eren ÇELİK

Tarih 8 Nisan 2014…

CHP GENEL BAŞKANI Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye Büyük Millet Meclisi koridorlarında yürümekteydi…

Bir anda ortaya çıkan bir kişi Kemal Kılıçdaroğlu’na saldırdı ve yumruk attı…

O kişinin adı Orhan Övet’ti…

CHP’nin ortalığı ayağa kaldırması beklendi ama hiç öyle bir şey olmadı… 1-2 beyanat,1-2 hamasi açıklamadan başka hiç bir ciddi tepki gelmedi..

Kemal Kılıçdaroğlu’nu yumruklayan Orhan Övet olaydan kısa süre sonra girdiği cezaevinden tahliye oldu ve elini ko0lunu sallaya sallaya gezmeye devam etti.

CHP susmuştu…

***

Tarih.. 6 Haziran 2016

Vezneciler’deki terör saldırısında 2 polis memuru şehit olmuş, tüm Türkiye’nin yüreği yanmıştı ve işte 6 HAZİRAN 2016 tarihi şehit polislerimize karşı son görevin yapılıp, onların ebediyete uğurlandığı cenaze töreninin tarihiydi.

Cenaze töreni Fatih Camii2nde kılınacaktı ama öncesinde gerginlik yaşandı.

Kılıçdaroğlu’nun cenazeye gönderdiği çelenk parçalandı.Kılıçdaroğlu ortam sakinleşsin diye minübüsünden çıkmadan bekledi. Ortalık sakinleşince cenaze töreni için camiye geldi.

İşte tam da o anda Kılıçdaroğlu’nun önüne bir “Mermi” fırlatıldı. Bu mafya jargonunun en bilindik “Tehdit” mesajlarından birisiydi.

Mermiyi atan kişi önce gözaltına alındı ama sonra kendisine hiç birşey olmadı.

CHP’nin yeri göğü yıkmasını bekledi herkes…

Ama CHP’den de Kılıçdaroğlu’ndan da 1-2 cılız ses dışında ses çıkmadı…

***

Tarih…25 Haziran 2016

CHP konvoyu Artvin’e doğru yola çıkmıştı… Güzergah belliydi ve halkla buluşmaya gidiliyordu.

Konvoy tam Artvin’in Şavşat ilçesinden Ardanuç ilçesine gittiği sırada Yanıklı köyü yakınlarında saldırı düzenlendi.Saldırıyı PKK üstlendi.Saldırıda 1 jandarma eri şehit oldu,2 asker yaralandı.

Terörün kaotik ortamındaki 1980 öncesinde,İzmir Çiğli Havaalanı’nda 29 Mayıs 1977’de CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit’e düzenlenen ve Ecevit’in kılpayı kurtulduğu suikasttan 39 sene,18 Haziran 1988’de ANAP Büyük Kongresi’nde dönemin ANAP lideri ve Başbakanı Turgut Özal’a karşı düzenlenen suikasttan 28 sene sonra ilk kez bir siyasi parti liderine açıkça suikast düzenlemişti.

CHP’nin yeri göğü inletmesi beklendi…

Ama boşa bekleniyordu zira CHP‘den yine 1-2 cılız ses dışında tepki gelmedi,olayın akıbetinin peşine düşülmedi…

CHP yine “Susmuştu”…

***

Tarih… 29 Ekim 2016…

Tüm yurtta olduğu gibi o gün Aydın’da da 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlanıyordu…

Aydın’da resmi kutlamalar Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirilmişti ve CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan da partisini temsil etmek üzere Aydın Milletvekili olarak oradaydı…

Tören bitti,Bülent Tezcan bir resim sergisini gezdi, sonrasında bir restoranda yemek yerken bir kişi geldi ve Bülent Tezcan’ı silahla yaraladı…

CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI’na kurşun sıkılmıştı…

Bu kez büyük bir tepki gelmesine kesin gözü ile baktı herkes…

Ama nafile bir bekleyişti zira CHP yine “Susacaktı”…

Yine 1-2 cılız çıkışın dışında güçlü bir tepki veremeyecekti…

***

Tarih 21 Nisan 2019…

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Ankara’nın Çubuk ilçesindeki şehit cenazesine katıldı…Ortalık gergindi bir süre sonra ipler koptu,Kılıçdaroğlu linç edilmekten son anda kurtuldu…Bu arada CHP GENEL BALKANI Osman Sarıgün adındaki vatandaş tarafından yumruklandı…

CHP GENEL BAŞKANI yumruklanmış, linç edilmekten MHP’li vekiller tarafından kurtarılmıştı…

CHP yine ortalığı ayağa kaldırmadı ,kaldıramadı…

Üzerine CHP GENEL BAŞKANI’na yumruk atan şahıs AKP tarafından korundu, arkasında duruldu ve elini kolunu sallaya salaya dışarıya çıktı…

Aradan zaman geçti, olay unutuldu…CHP yine susmuştu…

***

Ve bugün…Yani 17 Kasım 2020…

Alaattin Çakıcı, “Ulan Dürzü” diye başlayan mektubu ile çok ağır ifadeler kullanarak CHP GENEL BAŞKANI Kemal Kılıçdaroğlu’nu tehdit etti…

“CHP ne diyecek, anında en üst makamlarınca bu mektuba sert bir cevap verecek mi?” diye merak edenler yine hayal kırıklığına uğradı…

Zira CHP’den yine SAATLERCE çıt çıkmadı,parti saatlerce ölü taklidi yaptı…Anında en üst düzeyde açıklama ile tepki verilmesi gereken olayda sadece milletvekilleri bireysel ve hamasi Tweetler attılar…

Kurumsal tepki gösteremeyen CHP asılnda yine “Sustu”

***

Evet CHP susuyor, CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI konuşamıyor, tepki veremiyor…

Tıpkı Ali Erbaş Atatürk’e hakaret ederken sustuğu, Atatürk’ün emaneti olan Türk Tarih Kurumu’nun başına ENSAR VAKFI yöneticisi atandığı zaman sustuğu, tıpkı Atatürk’ün emaneti olan İŞŞ BANKASI hisseleri AKP tarafından CHP’nin elinden alınmak istediği zaman sustuğu gibi…

***

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlık makamı sıradan bir makam değildir….

O makam karşısında 7 düvel varken korkmamış, hakkındaki idam fermanlarına boyun eğmemiş, Trablus’ta sokak sokak düşmanla çarpışıp yaralanmış, yağmur gibi yağan kurşunlar karşısında Çanakkale’de askerlerinin önünde düşmanla çarpışıp kendi askerine de “Size ölmeyi emrediyorum” diyen ve Cumhuriyeti kuran Mustafa Kemal Atatürk’ün makamıdır…

O makam darbeciler Meclis’i kuşatıp, Cumhurbaşkanlığı’nda bulunan tüm parti liderlerini kendi tarafında geçen Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı tarafından tutuklamak üzere olan darbenin lideri Albay Talat Aydemir’den herkes korkup bir köşeye sinmişken, bir dakika bile geri adım atmayıp,Cumhurbaşkanlığı’nı bir karargaha çevirerek direnen ve Albay Talat Aydemir darbesini püskürten İsmet Paşa’nın makamıdır.

O makam ABD’nin baskılarına boyun eğmeyip, verdiği gözdağlarından korkmayıp Kıbrıs’a çıkan, ABD’nin talebi olan “Afyon ekimini yasaklayan” talebini elinin tersi ile iten, İzmir Çiğli Havalimanı’nda suikasta uğradıktan sonra yoluna hiç bir şey olmamış gibi korkmadan devam eden, 3 Haziran 1977’de gerçekleştireceği Taksim mitinginde dürbünlü tüfek ile öldürüleceği kendisine dönemin Başbakanı Demirel tarafından bildirildiğinde radyodan bunu açıklayıp “HİÇ BİR PARTİLİMİZ GELMESİN AMA BEN VE EŞİM YARIN ORADA OLACAĞIZ” diyerek, suikast ihbarına rağmen korkusuzca 3 Haziran günü Taksim’e miting için gelen ve o gün kendisini yalnız bırakmayan yüzbinleri de o meydanda toplayan Bülent Ecevit’in makamıdır.

O makam ABD’nin tüm stratejik planlarının alt üst olmasına neden olacak 1 Mart tezkeresinin reddedilmesini sağlayarak tarihe geçen, Özal’ın en kudretli günlerinde kimse Özal’a çıtını çıkartamazken 1989’da Özal’a “Sivil diktatör” diye ilk çıkışı yapan Deniz Baykal’ın makamı…

***

CHP tarihinin hiç bir döneminde bu denli cüretkar ve somut şekilde fiili saldırılara uğramamış, hiç bir CHP Genel Başkanı ve tabii ki Genel Başkandan çok daha önemli olan CHP GENEL BAŞKANLIK MAKAMI hiç bu kadar aşağılanmamış ve hiç bu kadar “Şamaroğlanına” döndürülmemiştir.

Bu yaşananların olmasına ses çıkartmayan,göz yuman,faillere tek bir işlem yapmayan AKP iktidarı kadar, korkusundan yaşanan bunca rezalete karşı esaslı ve ses getiren bir duruşu, bir tepkiyi gösteremeyen CHP GENEL BAŞKANI başta olmak üzere üst düzey tüm kadrolar da bu rezaletlerden,bu kepazeliklerden sorumludur.

Sn.Kılıçdaroğlu bilmelidir ki CHP GENEL BAŞKANLIK MAKAMI diğer partilerin Genel Başkanlık makamına benzemez…O makamı oldurabilmek gerekir,o makamın tarihi ağırlığını bilmek ve ona uygun davranmak, o ağırlığı taşıyabilmek gerekir…

Ve her şeyden önce Sn.Kılıçdaroğlu bilmelidir ki “KORKAKLAR O KOLTUKTA OTURAMAZ”

Yorum yapmak için tıklayın

Bir Cevap Yazın

ÖZEL HABER

UCUZA SATILAN GÖCEK LİMANI’NDA “KÜRESEL MÜTEAHHİTLİK” DEVİNİN İZLERİ

Yayınlanma Tarihi:

on

HABER ALTERNATİF-ÖZEL

CELAL EREN ÇELİK

Muğla’nın Fethiye ilçesine bağlı doğa harikası Göcek’te, 3. derece doğal sit alanında bulunan liman ve iskelenin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB) tarafından milyonlarca liralık bir ihaleyle sessiz sedasız satıldığı ortaya çıkmıştı.

Cumhuriyet’ten Hazal Ocak’ın haberinde ihalenin 42 milyon lira bedelle Nur Çetin Taşkent kazandığı belirtilmişti.

Haberde Nur Çetin Taşkent’in ihaleyi, sahibi olduğu Mavi Göcek isimli şirket ile kazandığı da aktarılmıştı.

Ancak daha önce adı pek duyulmamış bir şirketin hem de kendisine sağlanan “Özel” imkanlar ile “Kamu zararı” oluşmasına rağmen, “Ballı” şekilde bu limanı ederinden çok ucuza nasıl aldığı kafalarda soru işaretleri oluşmasına sebep olmuştu.

Ancak ihaleyi alan ve daha önce ismi duyulmamış MAVİ GÖCEK isimli şirketin ardından “Küresel” bir müteahhitlik şirketinin izleri çıktı…

ŞİRKETİN YÖNETİM KURULU BAŞKANI NUR ÇETİN TAŞKENT DEĞİL

Zira Hazal Ocak’ın haberinde “Mavi Göcek şirketinin” sahibi olarak ismi geçse de MAVİ GÖCEK isimli şirkette Nur Çetin Taşkent sadece yönetim kurulu üyesi…

Şirketin “YÖNETİM KURULU BAŞKANI” ise İTO kayıtlarına göre Cüneyt Divriş.

Göcek Limanı ihalesini sessiz sedasız Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’ndan alan Mavi Göcek isimli şirketin diğer yönetim kurulu üyeleri ise Nur Çetin Taşkent ile birlikte Sezai Emin Taşkent,Alp Yalçın Taşkent,ve Mehmet Özgür Özgen.

Şirketin eski yönetim kurulu üyeleri ise Ali Aslan Uzun ve Altan Dinç.

BU İSİMLER O “KÜRESEL” ŞİRKETTE BİRLEŞİYOR…

Yapılan ihale ile doğa harikası Göcek’teki limanı özelleştirmeden satın alan MAVİ GÖCEK isimli şirketin yönetim kurulunda bulunan isimler ise bir başka ve çok daha büyük şirketin yönetiminde kesişiyor…

MAVİ GÖCEK isimli şirketin yönetim kurulunda yer alan Nur Çetin Taşkent,Sezai Emin Taşkent,Alp Yalçın Taşkent STFA GRUP’un “Yönetim Kurulu Üyeleri”…

Keza MAVİ GÖCEK isimli şirketin Yönetim Kurulu Başkanı olan Cüneyt Divriş de STFA Grup’un bir başka yöneticisi. Öte yandan MAVİ GÖCEK şirketinin eski yönetim kurulu üyelerinden Altan Dinç şu an da CFO olarak STFA GRUP Yönetim kurulunda yer alırken, MAVİ GÖCEK şirketinin bir diğer eski yöneticisi olan Ali Aslan Uzun ise STFA GRUP’un kısa süre öncesine kadar CEO’luğunu yapmaktaydı.

 

“KÜRESEL MÜTEAHHİTLER” LİSTESİNDEKİ ŞİRKETİN SÜRPRİZ YÖNETİM KURULU BAŞKANI…

STFA GRUP’un en önemli özelliği ise Uluslararası inşaat sektörü dergisi ENR’ın (Engineering News Record) her yıl açıkladığı “Dünya’nın en büyük uluslararası müteahhitlik şirketleri” listesinin “Müdavimlerinden” biri olması.

STFA GRUP bu “Küresel Listeye” ise STFA Construction Group şirketi ile giriyor…

AKP döneminde işleri daha da büyüyen STFA GRUP’un Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini ise ANAP eski Genel Başkanı Nesrin Nas’ın kocası olan Adnan Nas yapmakta… 

Adnan Nas AKP’nin özellikle ilk dönemlerinde AKP ve Recep Tayyip Erdoğan’a yaptığı övgüler ve AKP’nin ekonomi politikalarını beğenmesi ile gündeme gelen bir isim. 

Türk-Amerikan İş Adamları Derneği2nin başkanlığını da yapan Adnan Nas aynı zamanda 26 Ocak 2012 tarihinde KANAL D’de Mehmet Ali Birand’ın hazırlayıp sunduğu 32. Gün programına katılarak “25 milyon Galatasaray taraftarının en az 20 milyonunun AKP’ye oy verdiğini tahmin ediyorum” diyen ve Galatasaray eski Başkanı, ünlü iş adamı Ünal Aysal’ın yönetiminde Galatasaray yöneticisi olarak Galatasaray’ın Genel Sekreterliğini de yapmıştı.

Adnan Nas bir dönem ise ANAP eski Genel Başkanları’ndan olan ve kısa süre önce hayatını kaybeden eski Başbakanlardan Mesut Yılmaz’ı  kuzeni olan Mehmet Kutman’ın sahibi olduğu GLOBAL YATIRIM HOLDİNG A.Ş’nin de Yönetim Kurulu üyesyidi. Hatırlanacağı üzere Mehmet Kutman Türkiye’nin adını “Tartışmalı” TÜPRAŞ özelleştirmesi ve olaylı GALATAPORT ihalesi ile duyduğu Yahudi iş adamı Sami Ofer’in Türkiye’deki ortağıydı.

BALLI İHALE İLE “UCUZA” ALINAN LİMAN…

Göcek Limanı ihalesinin en önemli tarafının ihalenin MAVİ GÖCEK isimli şirkete verilirken aslında ederinin çok daha altına satılmış olması.

Zira Cumhuriyet’ten Hazal Ocak’ın haberinde belirttiği gibi limanın karayolu bağlantısı olmadığı şeklindeki bilgi ile ihaleye giren şirketler düşük fiyatlar teklif etmişlerdi. Oysa ki karayoluyla bağlantısı olmayan iskele ve limanı alan MAVİ GÖCEK şirketine, Göcek Orman İşletme Müdürlüğü tarafından MOPAK’a tahsis edilen araziden geçiş izni verildi.

MOPAK bunun üzerine Özelliştirme İdaresine başvurarak verdiği dilekçede “Verilen yol izni ile taşınmazını şartnamedeki durumu değişmiş ve değeri ihalede belirlenen 42 milyon liranın çok daha üzerine çıkmıştır. Bu durum ihaleye katılan diğer katılımcıların haklarını zedelemiş hem de ülkemizi kaynaklarının daha düşük bedel ile özelleştirilmesi sebebiyle Hazine zararı oluşmuştur” ifadelerini kullanmıştı.

________________________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan, bağımsız ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan, Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir, DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

 

 

 

 

 

 

 

Okumaya Devam Et

ÖZEL HABER

KİM BU “MİLYONLUK” DANIŞMAN?

Yayınlanma Tarihi:

on

 

HABER ALTERNATİF-ÖZEL

Celal Eren ÇELİK

Günlerdir çektiği videolar ile Türkiye’de gündemin en önemli maddesi haline gelen Sedat Peker merakla beklenen 5. videoyu da yayınladı. Ancak yine çarpıcı iddialar ortaya atan Sedat Peker bu videosundaki iddialardan birisinde küçük ama önemli bir “Hata” yaptı.

Bu önemli detayı ise kamuoyunun gündemine HABER ALTERNATİF getiriyor…

Peker 5. videosunda Süleyman Soylu’nun Ali Faik Hocaoğlu isimli bir danışmanı olduğunu belirterek bu danışmanın 1.6 milyonluk araca bindiğini ve Trabzon’da 5 milyon TL’ye ev yaptırdığını belirterek “Danışman maaşları ne kadar? Benim bildiğim 10 bin TL bile değil” diyerek Soylu’ya yönelik “Danışmanı böyle zengin” ifadelerini kullandı.

Ancak Peker’in Soylu’nun danışmanı olarak ismini verdiği Ali Faik Hocaoğlu isminde bir danışmanı yok. Süleyman Soylu’nun danışmanlığını yapan ve Peker’in bahsettiği kişinin “Doğru” adı Ali Faik Hacıoğlu.

Ali Faik Hacıoğlu AKP’nin eski Trabzon İl Yönetim Kurulu Üyesi. Hacıoğlu Ailesi Trabzon’un en etkili ailelerinden birisi ve ailenin bir diğer önemli ismi İsmail Hacıoğlu ise AKP Trabzon Milletvekili aday adayıydı.

Ali Faik Hacıoğlu AKP Trabzon İl Yönetim Kurulu Üyeliği sonrasında usulsüz şekilde hiç bir sınav ve KPSS’ye girmeden doğrudan İçişleri Bakanlığı’na “Müşavir” olarak atandı.

Sonrasında ise Soylu’ya en yakın isimlerden birisi oldu.

Ancak Ali Faik Hacıoğlu, Süleyman Soylu kadar başka isimler ile de yakın ilişkiler kurdu. Bu isimlerden bir tanesi ise AKP Trabzon Ortahisar İlçe Yönetim Kurulu üyesi olan Temel Bektaşoğlu.

Temel Bektaşoğlu ise 2008 yılında Rize’den Trabzon’a 1,5 kilo uyuşturucu getirmek isterken yakalanmış ve yargılandığı davada mahkum olarak 6,5 yıl hapis cezası alarak hapse girmişti.

İşte uyuşturucu taşırken yakalanıp hapse giren AKP yöneticisi Temel Bektaşoğlu ile Süleyman Soylu’nun birlikte fotoğrafları ise yine bizzat Temel Bektaşoğlu tarafından sosyal medyada paylaşılmıştı.

Süleyman Soylu ile Temel Bektaşoğlu’nun birlikte verdikleri poz ise Sedat Peker’in videosunda ismini “Hatalı” olarak söylediği Ali Faik Hacıoğlu’nun makamında çekildi.

Peker’in videosunda “1,6 milyonluk arabaya binip,5 milyon TL’lik ev yaptırdı” dediği Soylu’nun danışmanı Ali Faik Hacıoğlu’nun makamında İçişleri Bakanı Soylu ile pozları çıkan uyuşturucudan yakalanmış eski AKP’li yönetici Temel Bektaşoğlu’nun Soylu için yaptığı ve kendisinin de yanında olduğu fotoğrafları da içeren başka sosyal medya paylaşımları da bulunuyor.

2019 yılının mayıs ayında ortaya çıkan görüntüler ilk olarak 16punto.com isimli bir haber sitesinde yayınlanmıştı. Ancak bu görüntüleri yayınlamasından bir süre sonra 16punto.com sitesi kapandı ve şu an bu siteye ulaşılamıyor.

 

Öte yandan Soylu’nun danışmanı Ali Faik Hacıoğlu aynı zamanda Türkiye Okul Sporları Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapmakta. Federasyonun başkanı ise eski Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Danışmanı ve eski Milli Eğitim Bakan müşaviri Dr.Ömür Fatih Karakullukçu.

_______________________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan, bağımsız ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan, Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir, DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

 

Okumaya Devam Et

ÖZEL HABER

TÜRKİYE’NİN ZORLU VE “ZORUNLU” İHTİYACI: “BÜYÜK SİSTEMSEL DEĞİŞİM”

Yayınlanma Tarihi:

on

Celal Eren ÇELİK

Türkiye günlerdir Sedat Peker’in çektiği videoları konuşuyor…Videolarda Peker tarafından “Ustaca” verilen mesajlar kadar, açıklamalarda ortaya dökülen ilişkiler ağını her bir yeni videoda şaşkınlıkla öğreniyor.

Oysa bu kadar şaşırmayı gerektirecek bir durum yok ortada…

Zira Türkiye’de bugün Sedat Peker’in videolarında yapmış olduğu açıklamalarda ortaya çıkan kirli hatta kanlı ilişkiler yumağı halen konuşulabiliyorsa bizim aslında bakmamız gereken nokta olan “Çürümüş” ve “Çökmüş” sistemin kokuşmuşluğu nedeniyledir.

Bu sistem yaklaşık 40 yıldır dönemsel olarak ele geçirilen çeşitli fırsatlar nedeni ile değiştirilmediği hatta hakim güç odaklarının -siyasetçi,bürokrat,iş dünyası,istihbarat-işine geldiği için değiştirilmek şöyle dursun her geçengün yapısı korunaklı hale getirildiği için bugün gelinen noktada çökmüş ve çökerken bir ülkenin tüm yapısal organizasyonunu da altında bırakma tehlikesini karşımıza tüm çıplaklığı ile koymuştur.

Evet Sedat Peker’in bugün yaptığı açıklamaların “Sebebini” arayanlar hata etmektedirler. Zira Sedat Peker’in bugün yapmış olduğu açıklamalar bir “Sonuçtur”.

Bu ülkede 1990’lı yıllar ile başlayan ve mafya-istihbarat-siyasetçi-asker-polis ayaklarının iç içe geçtiği ve “Derin” koridorlarda acımasızca alınan “Kirli” kararların uygulandığı sürecin Susurluk’ta ortaya “Çıkar gibi” olmasına rağmen üzerine tam anlamı ile gidilip tasfiye edilememesi bugün Sedat Peker’in bu açıklamaları yapmasına sebep olmaktadır.

Zira 1990’lı yıllardan beri oluşturulan bu girift ve kirli ilişkiler yumağının  en önemli “Denge” faktörlerinden birisi de “Operasyonel” kullanım özellikleri dolayısı ile ülkedeki çeşitli mafya grupları ve organize suç örgütleri ile bu örgütlerin liderleri olmuştur.

Siz eğer ülke olarak dış borcunuzun hatırı sayılır bölümünü  halen kara para üzerinden finanse ediyorsanız bu organize suç örgütü liderlerini “Derinlerdeki” o dengelerin içerisine her dönem sokmaya mahkum kalırsınız.

O zaman da bu isimler dönemin en önemli siyasetçileri,bürokratları,emniyetçileri ve istihbaratçıları ile aynı masalara oturup kalkmaya başlarlar ve neticede “Baki” olan devlet olduğundan, kendilerinin kullanım süresi dolduğu zaman “Tasfiye” edilecekleri dönemlerde bu tip konuşmalar yaparak pazarlık masasına oturmaya başlarlar.

Bu isimler döneme göre değişir, önemli olan ise bu çarpık ve kirli düzeni değiştirebilmektir.

Bu çarpık, kirli ve ellerinde kan olan sistemin değişmemesi halinde bugün Sedat Peker’i konuşan Türkiye yarın Alaattin Çakıcı’yı konuşacak, gün geçip konjonktür değiştiğinde konuşacağımız mafyatik isimler değişecek ama karşılaşacağımız rezaletler değişmeyecek hatta her geçen gün büyüyecektir.

Türkiye’de sistem çökmüştür ve yeni baştan inşa edilmesi gerekmektedir.

Bu yeni ve büyük sistem inşası ise, bugün siyasi hayatımızın içerisinde kendisini var eden hali hazırdaki siyasal aktörler ile mümkün değildir. Zira bu siyasal aktörlerin tamamı Türkiye’de vatandaşı yıllardır ezen ve artık çökmüş haldeki bu sistemin bizzat içerisinde olan, yıllarca öyle veya böyle bulundukları konum, aldıkları görev ve unvanlar itibariyle bu sistem içerisinde yaşanan çöküşte küçük yahut büyük mesuliyeti olan isimlerdir.

O nedenle Türkiye’de artık zorunluluk haline gelmiş olan o “Büyük değişimi” yıpranmamış ,genç, dinamik ve nitelikli kadrolar sağlayabilecektir.

Şu an Türkiye’de halk da eskiyen yüzlerden ve eskimiş sözlerden bıkmıştır ve yeni bir siyasal kadro görmek istemektedir.

Nasıl ki 1950 seçimleri öncesinde halk yeni bir “Umut” beklerken karşısında kendisine umut olan DP’yi iktidara getirdi, nasıl ki 1970’lerde “Umudu” olan Ecevit ve O’nun  genç, yıpranmamış ama nitelikli kadrolarına solu Türkiye’de iktidara taşıma şansı verdi, 1980 askeri darbesi sonrasında nasıl “Yenilikçi” Özal’ın ANAP’ına umut bağladı ve nasıl ki 2001 krizi sonrası yaşanan umutsuzluk döneminde “Umut” olan AKP’yi iktidara taşıdı işte şimdi de Türkiye kendisi için “Umut” olacak bir siyasal kadroyu beklemektedir.

Siyaset konjonktürel bir olaydır ve konjonktür de şu anda Türkiye’de yaşanacak o “Büyük değişimi” sağlayacak bu nitelikli kadroyu ortaya çıkartacağı döneme adım adım ilerlemektedir.

Ve bilesiniz ki o günler de çok uzak değildir…

________________________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan, bağımsız ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan, Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir, DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

Okumaya Devam Et







Popüler

%d blogcu bunu beğendi: