Sosyal Medya Hesaplarımız

ÖZEL HABER

KORKAKLAR “O KOLTUKTA” OTURAMAZ!

Yayınlanma Tarihi:

on

Celal Eren ÇELİK

Tarih 8 Nisan 2014…

CHP GENEL BAŞKANI Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye Büyük Millet Meclisi koridorlarında yürümekteydi…

Bir anda ortaya çıkan bir kişi Kemal Kılıçdaroğlu’na saldırdı ve yumruk attı…

O kişinin adı Orhan Övet’ti…

CHP’nin ortalığı ayağa kaldırması beklendi ama hiç öyle bir şey olmadı… 1-2 beyanat,1-2 hamasi açıklamadan başka hiç bir ciddi tepki gelmedi..

Kemal Kılıçdaroğlu’nu yumruklayan Orhan Övet olaydan kısa süre sonra girdiği cezaevinden tahliye oldu ve elini ko0lunu sallaya sallaya gezmeye devam etti.

CHP susmuştu…

***

Tarih.. 6 Haziran 2016

Vezneciler’deki terör saldırısında 2 polis memuru şehit olmuş, tüm Türkiye’nin yüreği yanmıştı ve işte 6 HAZİRAN 2016 tarihi şehit polislerimize karşı son görevin yapılıp, onların ebediyete uğurlandığı cenaze töreninin tarihiydi.

Cenaze töreni Fatih Camii2nde kılınacaktı ama öncesinde gerginlik yaşandı.

Kılıçdaroğlu’nun cenazeye gönderdiği çelenk parçalandı.Kılıçdaroğlu ortam sakinleşsin diye minübüsünden çıkmadan bekledi. Ortalık sakinleşince cenaze töreni için camiye geldi.

İşte tam da o anda Kılıçdaroğlu’nun önüne bir “Mermi” fırlatıldı. Bu mafya jargonunun en bilindik “Tehdit” mesajlarından birisiydi.

Mermiyi atan kişi önce gözaltına alındı ama sonra kendisine hiç birşey olmadı.

CHP’nin yeri göğü yıkmasını bekledi herkes…

Ama CHP’den de Kılıçdaroğlu’ndan da 1-2 cılız ses dışında ses çıkmadı…

***

Tarih…25 Haziran 2016

CHP konvoyu Artvin’e doğru yola çıkmıştı… Güzergah belliydi ve halkla buluşmaya gidiliyordu.

Konvoy tam Artvin’in Şavşat ilçesinden Ardanuç ilçesine gittiği sırada Yanıklı köyü yakınlarında saldırı düzenlendi.Saldırıyı PKK üstlendi.Saldırıda 1 jandarma eri şehit oldu,2 asker yaralandı.

Terörün kaotik ortamındaki 1980 öncesinde,İzmir Çiğli Havaalanı’nda 29 Mayıs 1977’de CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit’e düzenlenen ve Ecevit’in kılpayı kurtulduğu suikasttan 39 sene,18 Haziran 1988’de ANAP Büyük Kongresi’nde dönemin ANAP lideri ve Başbakanı Turgut Özal’a karşı düzenlenen suikasttan 28 sene sonra ilk kez bir siyasi parti liderine açıkça suikast düzenlemişti.

CHP’nin yeri göğü inletmesi beklendi…

Ama boşa bekleniyordu zira CHP‘den yine 1-2 cılız ses dışında tepki gelmedi,olayın akıbetinin peşine düşülmedi…

CHP yine “Susmuştu”…

***

Tarih… 29 Ekim 2016…

Tüm yurtta olduğu gibi o gün Aydın’da da 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlanıyordu…

Aydın’da resmi kutlamalar Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirilmişti ve CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan da partisini temsil etmek üzere Aydın Milletvekili olarak oradaydı…

Tören bitti,Bülent Tezcan bir resim sergisini gezdi, sonrasında bir restoranda yemek yerken bir kişi geldi ve Bülent Tezcan’ı silahla yaraladı…

CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI’na kurşun sıkılmıştı…

Bu kez büyük bir tepki gelmesine kesin gözü ile baktı herkes…

Ama nafile bir bekleyişti zira CHP yine “Susacaktı”…

Yine 1-2 cılız çıkışın dışında güçlü bir tepki veremeyecekti…

***

Tarih 21 Nisan 2019…

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Ankara’nın Çubuk ilçesindeki şehit cenazesine katıldı…Ortalık gergindi bir süre sonra ipler koptu,Kılıçdaroğlu linç edilmekten son anda kurtuldu…Bu arada CHP GENEL BALKANI Osman Sarıgün adındaki vatandaş tarafından yumruklandı…

CHP GENEL BAŞKANI yumruklanmış, linç edilmekten MHP’li vekiller tarafından kurtarılmıştı…

CHP yine ortalığı ayağa kaldırmadı ,kaldıramadı…

Üzerine CHP GENEL BAŞKANI’na yumruk atan şahıs AKP tarafından korundu, arkasında duruldu ve elini kolunu sallaya salaya dışarıya çıktı…

Aradan zaman geçti, olay unutuldu…CHP yine susmuştu…

***

Ve bugün…Yani 17 Kasım 2020…

Alaattin Çakıcı, “Ulan Dürzü” diye başlayan mektubu ile çok ağır ifadeler kullanarak CHP GENEL BAŞKANI Kemal Kılıçdaroğlu’nu tehdit etti…

“CHP ne diyecek, anında en üst makamlarınca bu mektuba sert bir cevap verecek mi?” diye merak edenler yine hayal kırıklığına uğradı…

Zira CHP’den yine SAATLERCE çıt çıkmadı,parti saatlerce ölü taklidi yaptı…Anında en üst düzeyde açıklama ile tepki verilmesi gereken olayda sadece milletvekilleri bireysel ve hamasi Tweetler attılar…

Kurumsal tepki gösteremeyen CHP asılnda yine “Sustu”

***

Evet CHP susuyor, CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI konuşamıyor, tepki veremiyor…

Tıpkı Ali Erbaş Atatürk’e hakaret ederken sustuğu, Atatürk’ün emaneti olan Türk Tarih Kurumu’nun başına ENSAR VAKFI yöneticisi atandığı zaman sustuğu, tıpkı Atatürk’ün emaneti olan İŞŞ BANKASI hisseleri AKP tarafından CHP’nin elinden alınmak istediği zaman sustuğu gibi…

***

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlık makamı sıradan bir makam değildir….

O makam karşısında 7 düvel varken korkmamış, hakkındaki idam fermanlarına boyun eğmemiş, Trablus’ta sokak sokak düşmanla çarpışıp yaralanmış, yağmur gibi yağan kurşunlar karşısında Çanakkale’de askerlerinin önünde düşmanla çarpışıp kendi askerine de “Size ölmeyi emrediyorum” diyen ve Cumhuriyeti kuran Mustafa Kemal Atatürk’ün makamıdır…

O makam darbeciler Meclis’i kuşatıp, Cumhurbaşkanlığı’nda bulunan tüm parti liderlerini kendi tarafında geçen Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı tarafından tutuklamak üzere olan darbenin lideri Albay Talat Aydemir’den herkes korkup bir köşeye sinmişken, bir dakika bile geri adım atmayıp,Cumhurbaşkanlığı’nı bir karargaha çevirerek direnen ve Albay Talat Aydemir darbesini püskürten İsmet Paşa’nın makamıdır.

O makam ABD’nin baskılarına boyun eğmeyip, verdiği gözdağlarından korkmayıp Kıbrıs’a çıkan, ABD’nin talebi olan “Afyon ekimini yasaklayan” talebini elinin tersi ile iten, İzmir Çiğli Havalimanı’nda suikasta uğradıktan sonra yoluna hiç bir şey olmamış gibi korkmadan devam eden, 3 Haziran 1977’de gerçekleştireceği Taksim mitinginde dürbünlü tüfek ile öldürüleceği kendisine dönemin Başbakanı Demirel tarafından bildirildiğinde radyodan bunu açıklayıp “HİÇ BİR PARTİLİMİZ GELMESİN AMA BEN VE EŞİM YARIN ORADA OLACAĞIZ” diyerek, suikast ihbarına rağmen korkusuzca 3 Haziran günü Taksim’e miting için gelen ve o gün kendisini yalnız bırakmayan yüzbinleri de o meydanda toplayan Bülent Ecevit’in makamıdır.

O makam ABD’nin tüm stratejik planlarının alt üst olmasına neden olacak 1 Mart tezkeresinin reddedilmesini sağlayarak tarihe geçen, Özal’ın en kudretli günlerinde kimse Özal’a çıtını çıkartamazken 1989’da Özal’a “Sivil diktatör” diye ilk çıkışı yapan Deniz Baykal’ın makamı…

***

CHP tarihinin hiç bir döneminde bu denli cüretkar ve somut şekilde fiili saldırılara uğramamış, hiç bir CHP Genel Başkanı ve tabii ki Genel Başkandan çok daha önemli olan CHP GENEL BAŞKANLIK MAKAMI hiç bu kadar aşağılanmamış ve hiç bu kadar “Şamaroğlanına” döndürülmemiştir.

Bu yaşananların olmasına ses çıkartmayan,göz yuman,faillere tek bir işlem yapmayan AKP iktidarı kadar, korkusundan yaşanan bunca rezalete karşı esaslı ve ses getiren bir duruşu, bir tepkiyi gösteremeyen CHP GENEL BAŞKANI başta olmak üzere üst düzey tüm kadrolar da bu rezaletlerden,bu kepazeliklerden sorumludur.

Sn.Kılıçdaroğlu bilmelidir ki CHP GENEL BAŞKANLIK MAKAMI diğer partilerin Genel Başkanlık makamına benzemez…O makamı oldurabilmek gerekir,o makamın tarihi ağırlığını bilmek ve ona uygun davranmak, o ağırlığı taşıyabilmek gerekir…

Ve her şeyden önce Sn.Kılıçdaroğlu bilmelidir ki “KORKAKLAR O KOLTUKTA OTURAMAZ”

Yorum yapmak için tıklayın

Bir Cevap Yazın

ÖZEL HABER

HUZURLARINIZDA “PARALEL CHP”

Yayınlanma Tarihi:

on

Siyasi partilerin kendilerine yakın Sivil Toplum Kuruluşları kurması, bu kurulan STK’lar ile daha geniş toplumsal katmanlara ulaşabilmek adına çeşitli faaliyet ve çalışmalarda bulunması gayet doğal bir durum.

Hatta bu sistem Türkiye’de AKP tarafından “Yandaş tarikat ve cemaat vakıfları” kurdurularak istismar edilse dahi gelişmiş batı ülkelerinde hemen her siyasi partinin kendisine yakın olarak konumlandırdığı sivil toplum örgütleri bulunmakta ve bu sivil toplum örgütleri ise bahsedilen siyasi partiler açısından çok önemli görevler üstlenmekte.

Şimdi gelelim CHP’de yaşanan akıl almaz yapılanmalara ve bunların STK ADI ALTINDA kamufle edilme çabalarına…

Eminiz az sonra yazacaklarımızı okurken okuduklarına inanamayacak ve “Böyle bir durum koskoca Cumhuriyet Halk Partisi’nde nasıl yaşanabiliyor?” diye sizler de soracaksınız…

***

Bundan yaklaşık 4 sene önce Cumhuriyet Halk Partisi’nde Kemal Kılıçdaroğlu’nun en güvenilir danışmanlarından birisi olarak görev yapan asker kökenli olup, akademisyen titri de bulunan Recep Cengiz parti içerisinde CHP’nin kurumsal gençlik kollarından tamamen ayrı bir “GENÇLİK YAPILANMASI” organizasyonuna girişiyor.

Recep Cengiz, Kermal Kılıçadaroğlu ile birlikte paraşütle indiği CHP’de, CHP’nin çok köklü gençlik kollarını beğenmiyor, gençlik kollarının yetersiz ve çapsız olduğunu belirterek “CHP GENÇLİK KOLLARINA ALTERNATİF” olacak, CHP’nin kurumsal Gençlik Kolları’ndan tamamen AYRI ve BAĞIMSIZ olarak faaliyet gösterecek bir gençlik yapılanması için kolları sıvıyor.

Dizayn edilen bu gençlik yapılanmasının ismi ise “HÜRRİYET HAREKETİ” oluyor…

Recep Cengiz,”HÜRRİYET HAREKETİ”nin oluşumunda insan kaynağı olarak 2 ana damardan bu hareketi beslemeyi planlıyor:

Bunlardan ilki CHP üyesi olmayan hatta başka partilere üyeliği olan yahut hiç bir üyeliği olmayan gençleri bu harekete dahil etmek…

İkincisi ise parti içerisinde “Gözünün tuttuğu”, gençlik kollarında görev yapan bazı gençleri CHP GENÇLİK KOLLARI’ndan alıp bu “HÜRRİYET HAREKETİ” ne dahil etmek…

Yani düşünebiliyor musunuz, CHP Genel Merkezi kendi gençlik kollarına rakip bir yapılanma kuruyor, partinin resmi ve kurumsal gençlik kollarının önemli isimlerini oradan bu parti ile bağı olmayan “PARALEL” gençlik kollarına “TRANSFER” ederek bile isteye kendi gençlik kollarının içerisini boşaltıyor…

Neyse ki özellikle parti disiplini ve parti terbiyesi ile yetişmiş ve bu parti terbiyesi ile partinin gençlik kollarında görev yapan isimler CHP Genel Başkan Danışmanı Recep Cengiz’in kendilerine gelerek gençlik kollarından “HÜRRİYET HAREKETİNE” “TRANSFER” olmaları için yaptığı teklifi “Bizim yerimiz Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Parti ile alakası olmayan başka bir yapılanmada bulunmayız” diyerek ellerinin tersi ile itiyor.

Hatta kendilerine bu “TRANSFER” teklifi götürülen gençlik kollarının önemli isimlerinden bazıları bizzat Recep Cengiz’i yaptığı işin yanlışlığı ve bunun parti açısından doğuracağı olumsuz sonuçları, yaşanabilecek sıkıntıları ve doğacak iki başlılığı anlatarak uyarıyor.

Ancak Recep Cengiz bu uyarılara kulak asmadan “HÜRRİYET HAREKETİ”ni özellikle parti üyeliği olmayan gençlerden oluşturarak kuruyor ve Genel Merkez’den yönlendiriyor.

Bir süre sonra çeşitli etkinlik, yürüyüş gibi organizasyonlarda “PARALEL” Gençlik yapılanması “HÜRRİYET HAREKETİ” pankartları ile arz-ı endam etmeye başlıyor.

Daha sonrasında ise özellikle CHP’nin köklü geleneğe sahip gençlik kolları bu “HÜRRİYET HAREKETİ” yapılanmasına ciddi bir tepki koyuyor, zaten adeta “Sağdan soldan toplama” gençlerle “PARTİYE DEĞİL GENEL MERKEZ YÖNETİMİNE BAĞLI” özel bir yapılanma olarak konumlandırılmak istenen bu “HÜRRİYET HAREKETİ” yapılanması dağılıyor.

***

Partinin kurumsal kimliğinden bağımsız çeşitli “PARALEL” oluşumlara gitme konusunda “HÜRRİYET HAREKETİ” vak’asından ders almayan Genel Başkan Danışmanı Recep Cengiz bundan 2 sene kadar önce bu kez de CHP’nin resmi ve kurumsal kadın kollarından bağımsız “PARALAL” bir “KADIN YAPILANMASI” kurmak için kolları sıvıyor.

Kurulan bu “PARALEL KADIN YAPILANMASININ” adı ise Kurtuluş Savaşı’nın isimsiz kahramanlarından ŞERİFE BACI’ya ithafen “ŞERİFE BACI” olarak belirleniyor.

Ancak bu “PARALEL KADIN YAPILANMASINDA” durum “PARALEL GENÇLİK YAPILANMASINDAN” daha da vahim.

Zira CHP Genel Başkan Danışmanı Recep Cengiz’in bizzat Genel Merkez’den dizayn ettiği bu yapılanmanın en önemli özelliği içerisinde sadece AKP,MHP ve HDP’li olup, bu partilerde aktif üyeliği devam eden kadınları kabul etmesi.

ŞERİFE BACI yapılanması tam bir “KAPALI DEVRE” yapılanma, merkezi Zonguldak’ta ve başında Sevgi Alay isimli kişi var. Toplantılarını da SKYPE üzerinden yapıyor ve gizlilik esası ile “KAPALI DEVRE” çalışıyorlar.

ŞERİFE BACI isimli “PARALEL KADIN YAPILANMASI” bir süre sonra parti içerisinde kadın kollarında rahatsızlık yaratıyor ve çeşitli kadın kollarının başkan ve üyeleri bu yapıya dahil olarak toplantılarda neler konuşulduğunu, plan ve programlarının neler olduğunu,ne gibi çalışmalar yaptıklarını öğrenmek istediklerini Genel Merkez’deki yetkili kişilere iletiyorlar.

Ancak CHP Kadın kolu başkanları ve üyeleri aldıkları cevapla adeta şoke oluyorlar…Zira kendilerine “Bu yapılanma bizzat Genel Başkan Danışmanı Recep Cengiz tarafından dizayn ediliyor. Ancak Recep Cengiz’in yapılanmaya CHP’nin kadın kollarından kimsenin alınmaması konusunda kesin talimatı var” cevabı veriliyor.

Bu cevaptan sonra ilk şoku atlatan CHP Kadın kolu başkanları ve üyeleri bu talimatın sebebini sorduklarında ise ikinci şoku yaşıyorlar. Çünkü kendilerine “ŞERİFE BACI yapılanmasının üyeleri olan özellikle AKP’li ve MHP’li kadınlar sizden rahatsız olurlar” deniliyor…

Düşünebiliyor musunuz,aklınız alıyor mu; CHP’nin kendi kadın kollarının başkanları ve kendi kadın kolu üyeleri parti Genel Merkezi tarafından kendilerine “PARALEL” kurulan bir yapıya “CHP’li kadınlardan rahatsız olunacağı” gerekçesi ile dahil edilmiyorlar.

Bu arada son tartışmalı Kadın Kolları Genel Başkanlığı seçiminde Kemal Kılıçdaroğlu ve İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun büyük desteği ile Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlı Aka’nın da bu “PARALEL” kadın yapılanması ŞERİFE BACI oluşumu ile yakın ilişkileri olduğu ve bu oluşumun tabiri yerindeyse “Bir dediğini iki etmediği” ifade ediliyor…

***

1930’lar Almanyası’nda Hitler adım adım iktidara yürürken partisi NSDAP içerisinde partiye değil sadece “KENDİSİNE BAĞLI” olan “LSAH” (Leibstandarte Adolf Hitler) adlı bir yapılanma kurdu.

Bu yapılanma Alman Nazi Birliği’ne değil bizatihi Hitler’e bağlıydı ve sadece ona karşı sorumlulardı. Bu yapılanma NSDAP içerisinde adeta “Ayrı bir cumhuriyetti” ve HİTLER için ölmek adına yemin etmişlerdi…

Asker kökenli danışman Recep Cengiz HİTLER’in bu yapılanmasını eminiz ki gayet iyi biliyordur. “Acaba bu “PARALEL” ve partiye değil sadece GENEL MERKEZ YÖNETİMİNE bağlı olarak oluşturduğu yapılanmalarda HİTLER’in bu özel yapılanmasından mı esinlenmiştir?” diye sormadan edemiyor insan.

Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi (Danışmanları dahil) partinin örgütsel anlamda tüm kadrolarını dizayn etmek istedikleri için hali hazırda var olan Kadın ve Gençlik Kolları’nı bu şekilde kurulacak “PARALEL” ve partiye değil sadece “KENDİLERİNE” bağlı oluşumlar ile zaman içerisinde tasfiye ederek, yerlerine işte bu “PARALEL” yapılanmalardan yetişecek kadroları yerleştirmek istiyorlar anlaşılan…

***

Şimdi buradan sormak istiyorum;

“HÜRRİYET HAREKETİ” denilen gençlik yapılanması ve “ŞERİFE BACI” adını verdiğiniz kadın yapılanmasının “PARALEL” yapılanmalar olduğu bellidir… CHP üyesi dahi olmayan kişiler ile oluşturduğunuz ve sadece Genel Merkez’in haberi ve dahli olan bu “PARALEL YAPILARI” oluşturmanızın amacı nedir?

Düşünün bu parti ile bağı olmayan, partiye değil “GENEL MERKEZE” bağlı “PARALEL” yapılanmalar yarın bir gün CHP parti politikalarına tamamen ters bazı eylemler içerisine girseler, (Olmaz demeyin zaten belirttik bu oluşumların üyeleri CHP’li değil AKP’li,MHP’li ve HDP’li) sonra da çıkıp “Biz talimatı CHP Genel Merkezi’nden aldık” deseler bunun sorumluluğunu kim üstlenecek?

Partiye “PARALEL” gençlik ve “KADIN” yapılanmaları kurmak, bunu yaparken kendi resmi gençlik kollarının içini boşaltıp “HÜRRİYET HAREKETİ” isimli yapılanmaya transfer etmeye çalışmak açık ve net bir parti suçu değil midir?

ŞERİFE BACI yapılanmasının üyeleri tamamen başka partilerde aktif olarak üyeliği devam eden kadınlardan oluşmakta…Bu “PARALEL” yapılanma içerisinde bulunan başka parti üyelerinin kendi üyesi olduğu partilere kritik bilgileri aktarmayacağını nasıl garanti edebilirsiniz? Bu CHP açık ve net bir “GÜVENLİK SORUNU” teşkil ederken bizzat Genel Merkez yönetimi olarak buna nasıl göz yumarsınız?

“HÜRRİYET HAREKET”, “ŞERİFE BACI ” ve varsa başka parti ile alakası olmayan “PARALEL ” yapılanmalarınızı nereden finanse ediyorsunuz? 1 TL dahi CHP ile alakası olmayan bu “PARALEL “yapılanlara CHP bütçesinden aktarılıyorsa bu alenen “PARTİ SUÇU” değil midir? Siz eğer kendi kadın ve gençlik kollarına aktarmadığınız bütçeleri, bu “PARALEL” yapılara aktararak bizzat kendi partinizin kadın ve gençlik kollarını tasfiye ediyorsanız bunun adı “PARTİ SUÇU” değildir de nedir?

Bu tip başka parti üyelerinin katılımı ile oluşturulan, kapalı devre toplantılar yapan “PARALEL” yapılanmalar yerine neden partinin daha önce kurduğu DEMOKRASİ VE GENÇLİK VAKFI’nı canlandırmıyorsunuz yahut partiye yakın bir STK kurup, bunu da açıkça ilan ederek şeffaf bir yol izlemiyorsunuz? CHP üyelerinden neyi yahut hangi amaçları saklıyorsunuz?

***

CHP Genel Merkez Yönetimi ve Genel Başkan Danışmanı Recep Cengiz bu soruları acilen cevaplamalıdır…

Ve herkes bilmelidir ki “CHP KİMSENİN BABASININ ÇİFTLİĞİ DEĞİLDİR!” 

Okumaya Devam Et

ÖZEL HABER

CHP’DE “ESRARENGİZ” YAPILANMA

Yayınlanma Tarihi:

on

HABER ALTERNATİF-ÖZEL

CELAL EREN ÇELİK

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi tarafından, CHP Kadın Kolları’nın dışında “Paralel” bir kadın örgütlenmesi dizayn edildiği,bu örgütlenmeye ise sadece AKP,MHP ve HDP’li olup bu partilere üyeliği aktif olarak devam eden kadınların kabul edildiği ortaya çıktı…

CHP Genel Merkezi tarafından dizayn edilen bu yapılanmanın isminin “ŞERİFE BACI” olduğu ve bir “KADIN PLATFORMU” olarak konumlandırılan yapılanmanın merkezinin ise Zonguldak olduğu belirtiliyor.

“ŞERİFE BACI” isimli bu yapılanmayı CHP GENEL MERKEZİ adına dizayn eden isim ise CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun asker kökenli danışmanı Recep Cengiz.

Yapılanmanın başında ise Zonguldak’ta yaşan Sevgi Alay isimli kişinin bulunduğu ifade ediliyor.

“ŞERİFE BACI” isimli oluşumun en çarpıcı özelliği ise yapılanma bizatihi CHP Genel Merkezi tarafından dizayn edilmiş olmasına rağmen bu “Esrarengiz” oluşuma hiç bir şekilde CHP ÜYESİ KADININ KABUL EDİLMİYOR OLMASI.Yapılanmaya sadece AKP’li,MHP’li ve HDP’li olup bu partilerde aktif olarak üyeliği devam eden kadınlar kabul ediliyor.

“ŞERİFE BACI” isimli yapılanma çalışmalarını açıktan değil “KAPALI DEVRE” olarak SKYPE toplantıları ile yürütüyor.

Yapılanmanın tam amacı ve hedefleri bilinmiyor,bu konu hakkında CHP Kadın Kolları’ndan gelen sorulara cevap verilmiyor.

Yakın süreçte Genel Merkez ve İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun desteği ile CHP Kadın Kolları Başkanı seçilen Aylin Nazlı Aka’nın da yapılanmadan haberi olduğu ve yapılanma ile ilişkilerinin olduğu belirtilmekte.

Öte yandan CHP örgütleri içerisindeki pek çok kadın kolu bu yapılanmadan son derece rahatsızlık duymakta.

Pek çok kadın kolu yöneticisi ve üyesi bu “Esrarengiz” yapılanmanın nasıl faaliyet gösterdiği,neler yaptığını görmek için yapıya dahil olmak istediklerinde “Genel Başkan Danışmanı Recep Cengiz’in kesin talimatı var bu yapılanmaya CHP’li hiç bir kadın alınmayacak.Yapılanma içerisindeki AKP’li,MHP’li kadınlar CHP’li kadınlardan rahatsız olabilirler” yanıtı aldıklarını ifade ediyorlar…

Okumaya Devam Et

ÖZEL HABER

MEDİPOL İMPARATORLUĞU

Yayınlanma Tarihi:

on

Türkiye’de sağlık denilince akla gelen isim hiç şüphesiz Sağlık Bakanı Dr.Fahrettin Koca oluyor ama Fahrettin Koca denilince de aklımıza gelen ilk şey corona olsa da ikinci şey mutlaka ama mutlaka MEDİPOL HASTANESİ VE MEDİPOL ÜNİVERSİTESİ oluyor…

Efendim nasıl olmasın ki…

Özellikle sağlık sektöründe elimizi nereye atsak altından mutlaka bir şekli ile MEDİPOL HASTANESİ yahut MEDİPOL ÜNİVERSİTESİ çıkıyor… Ama sadece sağlık sektörü ile de sınırlı olmadığını ve MEDİPOL İMPARATORLUĞU’nun çok daha geniş bir alana yayıldığını anlatacağız sizlere bu sefer ALTERNATİF MANŞET köşesinden.

“Bu kadar girizgah yeter” diyelim ve haydi başlayalım anlatmaya o zaman…

***

Tarih 8 Temmuz 2004, AKP iktidarının henüz 2. yılı…

İstanbul’da sessiz sedasız bir açılış yapılmakta ve 1994 yılından beri faaliyetini HAYRÜNİSA HASTANESİ ismi ile sürdüren hastanenin ismi NİSA HASTANESİ olarak değişmektedir.

Gerek tıbbi cihazlarının teknolojisi,gerekse hastanenin fiziksel görünümü baştan aşağıya yenilenirken o gün bu çok da önemsenmeyen açılışa İstanbul İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Erman Tuncer, Sağlık Vakfı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Zeki Şengil katıldı…

Konuklara hastaneyi gezdiren isimler ise yenilenen adı ile “NİSA HASTANESİ” olan hastanenin Hastane Medikal Grup Başkanı Fahrettin Koca ve Başhekim Dr. Bahri Teker oldu.

Tabii çok kimse bilmezdi ama bu eski adı “HAYRÜNİSA” yeni adı ile “NİSA” olan 50 yataklı hastanenin kendisi belki küçüktü ama İslami çevreler içerisindeki en önemli tarikatlardan birisi olan İskenderpaşa yahut Gümüşhanevi Tekkesi için önemi büyüktü.

Zira bu hastane Gümüşhanevi Tekkesi’nin hastanesiydi. Hastaneyi kontrol eden şirketin adı ise HAKSAĞ SAĞLIK HİZMETLERİ ANONİM ŞİRKETİ’ydi..

HAKSAĞ SAĞLIK HİZMETLERİ ANONİM ŞİRKETİ pek çok şirketi ve SERVER ismi ile bir de holdingi olan Nakşibendi Gümüşhanevi Tekkesi’nin sağlık sektöründeki “Amiral Gemisi” konumundaydı.

Şirketin Yönetim Kurulu ise adeta bir “Yıldızlar Geçidiydi”…

O yönetim kurulunda Gümüşhanevi Tekkesi’nin  (Yahut kamuoyunda bilinen ismi ile İskenderpaşa Cemaati’nin) lideri Mahmut Esat Esat Coşan Yönetim Kurulu Üyesi’ydi… Cemaatin başına Mahmut Esat Coşan’ın ölümü sonrasında geçen M.Nurededin Coşan daha sonra Yönetim Kurulu Üyeliği’ni devralacaktı.

Diğer yönetim kurulu üyeleri ise yine Gümüşhanevi Tekkesi’nin en önemli isimlerinden olan Orhan Güner,Gökhan Özcan,Muzbah Gürsel Yavuz,Mehmet Soylu ve Ahmet Selvi olarak sıralanmaktaydı.

Nakşibendiliğin Halidiye Kolu’na bağlı olan Gümüşhanevi Tekkesi’ne 1970’ler itibariyle Erbakan da bağlıydı,Kemal Unakıtan da,Korkut Özal da, Recep Tayyip Erdoğan da… Ve bu “TEKKE” Siyasal İslam’ın “Cemaat-Tarikat” yapılanmasındaki pişramidin en tepesinde yer almaktaydı.

İşte kendisi de Gümüşhanevi Tekkesi’ne bağlı olan Fahrettin Koca da bu NİSA HASTANESİ ile yıldızını hızla parlatmaya başlamıştı…

***

İşte Nakşi Gümüşhanevi Tekkesi’ne ait NİSA HASTANESİ 2004’ye böyle yenilenerek hizmete sokulduktan sadece 1 sene sonra takvim yaprakları 28.07.2005’i gösterirken bir şirket sessiz sedasız İstanbul Ticaret Odası’na kaydını yaptırdı. Bu şirketin adı METROPOLİTAN SAĞLIK VE EĞİTİM HİZMETLERİ İNŞAAT SANAYİ ANONİM ŞİRKETİ’ydi.

Şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Fahrettin Koca’ydı… Koca artık “Kendi Kanatları ile” uçmak istiyordu ama yönetim kurulundaki bir başka isim olan Gökhan Özcan isminin NİSA HASTANESİ’nin sahibi olan Nakşi Gümüşhanevi Tekkesi’nin HAKSAĞ SAĞLIK HİZMETLERİ A.Ş’nin de yönetim kurulunda oluşu aslında ilişkiyi gayet net ortaya koymaktaydı…

Bu arada Fahrettin Koca hızla yükselirken AKP de Türkiye’deki iktidarını daha da sağlamlaştırıyordu…

Ama Fahrettin Koca ileri doğru adım atmaya devam edecekti…

***

Tarih yaprakları 2007’yi gösterdiğinde Fahrettin Koca’nın sahibi olduğu MEDİPOL HASTANESİ İstanbul Kadıköy’de faaliyet göstermektedir…

MEDİPOL HASTANESİ’ni ise sahibinin yine Fahrettin Koca olduğu MEDİ ZİNE isimli bir şirket kontrol etmektedir…

İşte 21.08.2007 tarihinde alınan RAKABET KURUMU KARARI ile MEDİZ ZİNE isimli şirket ile Gümüşhanevi Tekkesi’ne ait olan ve NİSA HASTANESİ’nin de sahibi olan HAKSAĞ SAĞLIK HİZMETLERİ A.Ş, Fahrettin Koca’nın sahibi olduğu METROPOLİTAN SAĞLIK VE EĞİTİM HİZMETLERİ İNŞAAT SANAYİ VE TİCARET A.Ş tarafından devralınır…

İşte o gün “MEDİPOL İMPARATORLUĞU” nun temelleri atılmıştır…

***

Fahrettin Koca, aynı Tekke’ye bağlı olduğu Recep Tayyip Erdoğan ile de yakın ilişkiler kurmuş ve artık “Ailenin Doktoru” olarak anılmaya başlamıştır… MEDİPOL HASTANESİ’nin yanına NİSA HASTANESİNİ de eklemiş hızla “HASTANELER ZİNCİRİ” olma yolunda yeni hastaneler açmaktadır…

İşte tam bu “Jet hızı ile yükseliş” döneminde Fahrettin Koca kısa adı TESA olan Türkiye Eğitim, Sağlık ve Araştırma Vakfı’nı 2009 yılında kurar. Vakıf kurulur kurulmaz ilk icraat olarak İstanbul Medipol Üniversitesi’ni kuracaktır…Ve artık Fahretttin Koca bir de Üniversite sahibidir…

2009 yılında kurulan İstanbul Medipol Üniversitesi’ne “Bina” ve “Kampüs alanı” lazımdır…

AKP tarafından “Ailenin doktoru” olan Fahrettin Koca’nın üniversitesi olan İstanbul Medipol Üniversitesi’ne kurulur kurulmaz TEKEL’in son derece kıymetli olan Unkapanı’ndaki binası 2009’da 49 yıllığına ,hemen 1 sene sonra ise 2010 yılında Beykoz Kavacık’ta bulunan yaklaşık 220 bin metrekarelik arazinin imar planları değiştirilerek tahsis edilir.

***

Fahrettin Koca bu “Vakıf” işini sevmiştir… Bir de  Türkiye Eğitim, Sağlık, Bilim ve Araştırma Vakfı’nı kurar… İşte bu TEBA Vakfı da 2018 yılında Ankara Medipol Üniversitesi’ni kuracak ve Fahrettin Koca’nın Ankara’daki bu üniversitesine de Ankara Tren Garı kampüsü içerinde yer alan TCDD Misafirhanesi ve TCDD Müzesi Ankara 30 yıllığına tahsis edilecektir. Ayrıca yeni kampüs alanı olarak Atatürk Orman Çiftliği arazisi içerisindeki 555 bin metrekarelik alan da yine Bakan Koca’nın Ankara Medipol Üniversitesi’ne kiralanmıştır.

***

Üniversiteler, “ÜNİVERSİTE SANAYİ İŞBİRLİĞİ PLATFORMU” üzerinden proje bedeli olarak kaynak  almaya ve devlet imkanlarından  faydalanmaya başlarlar…

Ama MEDİPOL ÜNİVERSİTESİ bu kaynaklardan “BİR BAŞKA” yararlanır…

2014 yılında kurulan ilk TEKNOLOJİ TRENSFER OFİSİ ile birlikte sadece son 5 yılda 21 proje için 8 milyon TL kaynak MEDİPOL ÜNİVERSİTESİ’ne gönderilir.

Üniversite Sanayi İşbirliği Ofisi projeleri için MEDİPOL ÜNİVERSİTESİ’ne devletten tam 20 milyon TL gönderilmiştir.

***

ASELSAN 5 G TEKNOLOJİSİ’nin askeri alanda kullanımı noktasında çok ciddi öneme sahip bir proje üzerinde çalışmaktadır… Bu projenin adı  “Yeni Nesil Taktik Haberleşme Sistemleri için Çok Taşıyıcılı Fiziksel Seviye Çözümleri Projesi.”

Proje 5G’de Nesnelerin İnterneti için potansiyel teknolojilerden birisi olacak hali ile çok büyük maddi değer de taşıyacak bittiği anda…Peki ASELSAN’ın bu projede ortağı kim dersiniz? Bingo! Tabii ki MEDİPOL ÜNİVERSİTESİ

***

Mesela Sağlık Bakan Yardımcısı atanacak değil mi? Daha 2 gün önce atandı örneğin…Kim o isim? Prof.Dr.Sebahattin Aydın… Kimdir Sebahattin Aydın? MEDİPOL ÜNİVERSİTESİ Mütevelli Heyeti Üyesi ve MEDİPOL ÜNİVERSİTESİ Rektörü.

Sayın bakan Fahrettin Koca “Benim MEDİPOL GRUBU ile alakam kalmadı” diyor ama şirketin yönetiminde de Üniversitenin Mütevelli Heyetinde de kardeşi Özer Koca bulunuyor…

AKP’nin Kayseri siyasetindeki en önemli ve güçlü figürlerden birisi Mehmet Büyükbaş. Büyükbaş uzun yıllar Kayseri’de AKP Belediye Meclis Üyeliği yaptı… Peki kimdir bu Mehmet Büyükbaş? MEDİPOL HASDTANELERİNİN de sahibi olan MEDİPOLİTAN SAĞLIK VE EĞİTİM HİZMETLERİ ANONİM ŞİRKETİ’nin Yönetim Kurulu Üyesi…

Mütevelli Heyeti Başkanı ise Prof.Orhan Gazi Yiğitbaş… Orhan Gazi Yiğitbaş da yine MEDİPOLİTAN SAĞLIK VE EĞİTİM HİZMETLERİ ANONİM ŞİRKETİ’nin Yönetim Kurulu Üyesi.

***

Ve evet memlekette herkes bir an önce corona tedavisinde kullanılacak bir ilaç için gözü yollarda beklerken tek bir şirketin ruhsat alabilmesi için o şirketten aylarca önce ilacı üretmeye hazır olup, Sağlık Bakanlığı’na ruhsat başvurusu yapan 3 farklı şirketin başvuruları bekletildi…

Kendisinin ruhsat alması için milletin “Acil can derdinin” bile hiçe sayılarak diğer 3 firmanın ruhsatları verilmeyen firma ATABAY isimli bir firma…

Peki nedir bu firmayı bu kadar değerli kılan? Çünkü ATABAY isimli şirket ilacı MEDİPOL ÜNİVERSİTESİ ile ortak üretiyor İşte o nedenle de diğer 3 firma bu ATABAY isimli firma ruhsat alacak noktaya gelmeden ruhsat alamıyor…

***

E şimdi 2004’ten 2020’ye sıradan bir doktorken 16 yılda Hastaneler Zinciri,Üniversite Sahibi ve  Sağlık Bakanı olan kişiye “İmparator”, böylesi bir network ile her taşın altından çıkan ve bu kadar büyüyen MEDİPOL için de “İMAPARTORLUK” desek çok mu abartmış oluruz sizce?

Bizce GÜMÜŞHANEVİ TEKKESİ’ne iyi bakın…

O “TEKKEYİ” anladığınız zaman anlattığımız bu “İMPARATORLUĞUN” küçük bir kasaba bile olmadığını göreceksiniz…

Bizden söylemesi…

 

 

 

Okumaya Devam Et







Popüler

%d blogcu bunu beğendi: