Sosyal Medya Hesaplarımız

ÖZEL HABER

TARİKATA YAKIN OL,SEVGİ İLE ARSA TAHSİSİ YAPILSIN

Yayınlanma Tarihi:

on

Efendim malumunuz ülkemizde en moda ve revaçta şeylerden bir tanesi vakıf kurmak… Tabii vakıf konusu Türk tarihinde çok çok eskiye dayanan bir “Gelenek” ve yüzlerce yıllık bir geçmişi var.Lakin AKP iktidarı bu “Vakıf” olayını baya bir tersinden anlayıp vakıfları millete yarar sağlayacak kurumlar olmak yerine kendisine rant sağlayacak kuruluşlara çevirdiğinden bu yana ne kadar yandaş AKP’li varsa bir vakıf kuruyor ve bu vakıflar üzerinden çok ciddi rantlar elde ediliyor.

Ha tabii bu arada mutlaka vurgulayalım, vakıf işinden rant elde edecekseniz öyle sıradan bir AKP’li olmanız yetmiyor vakıf mutlaka bir tarikata yakın olacak… Hele bir de İskenderpaşa Cemaat yahut orijinal ismi ile Gümüşhanevi Tekkesi’ne yakın isimlerden teşekkül eden bir vakıf kurduysanız bakı siz o zaman kapılar nasıl teker teker açılıyor,işleriniz nasıl “Ballı kaymaklı”  yürümeye başlıyor…

Evet yazımızın girizgahından mutlak surette anlayacağınız üzere  bugün sizlere harika bir “Ballı kaymaklı” vakıf hikayesini anlatacağız…

Evet efendim  haydi başlayalım o zaman…

****

Tarih yaprakları 1978 yılını gösterdiğinde Ankara’da sessiz sedasız bir vakıf kuruluyordu ve bu vakfın ismi SEVGİ KURAN KURSU İMAM HATİP VE YÜKSEK OKUL OĞRENCİLERİNİ KORUMA EĞİTİM VAKFI…

1980 askeri darbesinin hemen öncesinde kurulan ve eğitim alanında faaliyet göstermeyi amaçlayan SEVGİ VAKFI araya askeri darbenin girmesi ile çok fazla etkin şekilde faaliyet yürütemez…

1990’lı yıllarla birlikte Türkiye’de siyasal İslam ile birlikte siyasal sermayenin iş adamlarının oluşturduğu “YEŞİL SERMAYE” de büyümeye başlamıştır. “Ne alakası var siyasal islamın,yeşil sermayenin bir eğitim amaçlı vakıf” ile demeyin siz notunuzu alın ve okumaya devam edin efendim…

***

Dedik ya efendim 1990’lı yıllar Türkiye’de Refah Partisi öncülüğü ile Siyasal İslam’ın yükselişe geçtiği ve o dönem “Anadolu kaplanları” olarak adlandırılıp,kısa süre sonra MÜSİAD’a evrilecek büyük “YEŞİL SERMAYE”nin palazlandığı dönem…

1994 yerel seçimlerinde Ankara’yı Refah Partili Melih Gökçek kazanırken,Ankara’nın Sincan ilçesinin belediye başkanlığını ise yine Refah Partili Bekir Yıldız kazanıyordu...

Bekir Yıldız,Sincan’da öyle icraatlara imza atıyordu ki 28 Şubat’a giden süreçte TSK’nın gözü adeta Ankara’da “İrticai faaliyetlerin kalesi” olan Sincan’a çevrilmişti…Nitekim yine Sincan’da düzenlenen Kudüs gösterileri sonrasında tanklar Sincan caddelerinde yürüyecek, dönemin “Kudretli Paşası” Çevik Bir “Demokarasiye balans ayarı çektik” diyecek ve kısa süre sonrasında gerçekleşecek 28 Şubat post-modern darbesinin fitili Sincan’da ateşlenecekti.

28 Şubat süreci ile Refah Partisi kapatıldı ama Siyasal İslam’ın Ankara Sincan’daki hakimiyeti de zihniyet yapısı da milim değişmedi…

1999 yerel seçimlerinde Sincan’da seçimleri kazanan ise kapatılan Refah Partisi’nin yerine kurulmuş olan Fazilet Partisi’ydi ve belediye başkanlığına seçilen isem bu kez Rüstem Alınbaş olacaktı…

Dedik ya “Zihniyet milim değişmemişti” diye…Efendim Rüstem Altınbaş da görevi döneminde yaptığı icraatlar ile kendisinden önce başkanlık yapan ve Sincan’ı “İrticai faaliyetlerin kalesi” ve sembolü haline getiren Bekir Yıldız’ı zerre aratmadı.

Evet Rüstem Altınbaş ismine kısa süre sonra geri dönmek üzere bir virgül koyarak devam ediyoruz…

Bu arada aynı tarihlerde Dr.Mustafa Sarı ise  Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları bölümünde ihtisasını tamamlamış ve hemen arkasından Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıklar ve Gastroenteroloji kliniğinde görev yapmaya başlamış genç bir hekimdi…

2002 yılına gelindiğinde AKP’nin iktidar olması ile Dr.Mustafa Sarıoğlu “Jet hızı” ile bir yükseliş dönemine girdi.Dr.Mustafa Sarıoğlu 2002 yılında Engürüsağ A.Ş Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı görevine geldi… Ama sadece 7 yıl sonra 2009 yılında Dr.Mustafa Sarıoğlu Engürüsağ A.Ş’yi komple devraldı.

Engürüsağ A.Ş’nin bir hastanesi vardı:LOKMAN HEKİM HASTANESİ…

Ancak Dr.Mustafa Sarıoğlu sadece Engürüsağ A.Ş’yi ve Lokman Hekim Hastanesi’ni devralmamış, hani 1978 yılında kurulmuş olan SEVGİ KURAN KURSU İMAM HATİP VE YÜKSEK OKUL OĞRENCİLERİNİ KORUMA EĞİTİM VAKFI vardı ya; işte bu vakfın da yönetimini almıştır ve vakfın ismi 2015 yılında SEVGİ VAKFI olarak değişmiştir.

İşte bu SEVGİ VAKFI’nın ilk Mütevelli Heyeti Başkanı ise Sincan’da tankların yürümesine sebebiyet veren  dönemin Sincan Belediye Başkanı Rüstem Altınbaş olacaktır. Rüstem Altınbaş’ın en önemli özelliği tıpkı Necmettin Erbakan,tıpkı Recep Tayyip Erdoğan,tıpkı Kemal Unakıtan,tıpkı Korkut Özal ve tıpkı Fahrettin Koca gibi İskenderpaşa Cemaati’nin yahut orijinal adı ile “GÜMÜŞHANEVİ TEKKESİ”ne mensup olmasıdır…

“SEVGİ” güzel şeydir ve adım adım büyüyecektir..

***

Efendim AKP’de Cumhurbaşkanlığı’na Recep Tayyip Erdoğan’ın seçilmesinin sonrasında partideki Genel Başkanlık makamı için devir-teslim yapılmış Erdoğan’ın işaret ettiği Ahmet Davutoğlu AKP Genel Başkanlığı görevine seçilmiştir.

Davutoğlu bu dönemde sağlığına daha bir özen göstermeye başlamıştır ve o dönemde kendisinin yanından ayrılmayan bir doktor dikkat çekmektedir.O doktorun ismi Celil Göçer’dir. Celil Göçer, bu yakınlığın ödülünü kısa süre sonra alacak ve Davutoğlu liderliğinde AKP’nin girdiği 2015 seçimlerinde AKP’den Tokat Milletvekili seçilecek aynı zamanda BAŞBAKANLIK SAĞLIK KOORDİNATÖRÜ olarak atanacaktır…

İşte aynı Celil Göçer karşımızda Sevgi Vakfı’nın mütevelli heyet üyesi olarak çıkmaktadır…

***

16 Nisan 2017 Anayasa referandumu için AKP özellikle İstanbul,Ankara ve İzmir’de çok yoğun bir çalışma yürütmektedir…

AKP bu çalışmalarında en çok il teşkilatlarına güvenmektedir ve AKP il teşkilatları 24 saat aralıksız çalışmaya devam etmektedir.

İşte bu il teşkilatlarından AKP İl Teşkilatında bir isim yaptığı yoğun çalışmalar ile dikkat çekmektedir. Bu isim AKP Ankara İl Başkan Yardımcısı Nazım Bilgen’dir. Bilgen referandum çalışmalarında Seçim Koordinasyon Merkezlerinin yönetimi gibi çok zorlu bir görevi yürütmektedir.

Aynı Nazım Bilgen’in tek göre vi AKP Ankara İl Başkan Yardımcılığı değildir. Zira Nazım Bilgen de aynı zamanda Sevgi Vakfı’nın mütevelli heyeti üyesidir.

***

SEVGİ VAKFI’nın arkasındaki şirket az önce de belirttiğimiz gibi Dr.Mustafa Sarıoğlu’nun sahibi olduğu LOKMAN HEKİM ENGÜRÜSAĞ SAĞLIK, TURİZM, EĞİTİM HİZMETLERİ VE İNŞAAT TAAHHÜT A.Ş….

Bu şirketin en üst düzey yöneticilerinden birisi olarak CFO görevini yürüten isim ise Süleyman Alper İnceöz…Süleyman Alper İnceöz AKP’nin uzun yıllar Ankara Yenimahalle İlçe Başkanlığı görevini yürütmüş bir isim…

***

Ankara’da uzun yıllar Altındağ Belediye Başkanlığı yapan,Büyükşehir adaylığı 2 kez “Direkten dönen” ve son seçimlerde de AKP’nin Ankara Yenimahalle Belediye Başkan Adayı olan isim Veysel Tiryaki..

Veysel Tiryaki seçimi kaybettikten sonra Türkiye Diyanet Vakfı’na mütevelli heyeti üyesi olarak atandı.

Ama daha öncesinde Veysel Tiryaki ile Türkiye Diyabet İşleri Vakfı’nın yolları kesişmişti.

Veysel Tiryaki Altındağ Belediye Başkanlığı döneminde dönemin AKP Altındağ İlçe Başkanı İdris Atalay ile İŞNSAN VAKFI adı ile bir vakıf kurdu.

Ve bu İNSAN VAKFI için Altındağ Belediyesi kasasından tam 14 milyon TL değerinde öğrenci yurdu, dükkân ve sosyokültürel tesis inşa edildi. Yani vatandaşın parası Veysel Tiryaki’nin kurucusu olduğu vakıf için harcanmış oldu…

“Arkadaş şimdi ne alaka Veysel Tiryaki ile SEVGİ VAKFI” demeyin ve okumaya devam edin lütfen…

İşte bu İNSAN VAKFI için Altındağ Belediyesi kasasından milyonlar harcanarak yapılan “Kıyak” yeterli olmamış olacak ki, Türkiye Diyanet Vakfı İNSAN VAKFI için yaptırılan öğrenci yurdunu8 Veysel Tiryaki Türkiye Diyanet Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi olarak atanır atanmaz ayda 90 bin TL’ye kiraladı.

Peki bu Türkiye Diyanet Vakfı adına bu “Ballı kaymaklı” kiralamanın altında kimin imzası vardı? Dönemin TDV Yurtlar ve Sosyal Tesisler İktisadi İşletmesi Müdürü Yavuz Kocamış’ın…

Peki Yavuz Kocamış’ı biz nerede görüyoruz dersiniz? Bingo! SEVGİ VAKFI’nın arkasındaki şirket olup Lokman Hekim Hastanelerinin de sahibi olan LOKMAN HEKİM ENGÜRÜSAĞ SAĞLIK, TURİZM, EĞİTİM HİZMETLERİ VE İNŞAAT TAAHHÜT A.Ş.… Yönetim Kurulu Üyesi olarak…

Veysel Tiryaki Yenimahalle Belediye Başkan Adayı olduğunda seçim kampa nyası boyunca en yakın mesaiyi kimle yaptı? Tabii ki aynı zamanda LOKMAN HEKİM ENGÜRÜSAĞ SAĞLIK, TURİZM, EĞİTİM HİZMETLERİ VE İNŞAAT TAAHHÜT A.Ş.‘nin CFO’su olan Süleyman Alper İnceöz ile…

Biz dedik size ama “Veysel Tiryaki ne alaka şimdi?” demeyin diye…

***

Efendim Ankara Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü, 2019 yılında Ankara’nın Beytepe Mahallesi’ndeki 35 bin metrekarelik arazi için nazım imar planı değişikliği yaparak bu devasa alanı üzerinde Milli Eğitim Bakanlığı’na tahsisli arazinin tahsisini kaldırdı. Yapılan bu değişikliklerinden ardından 35 bin metrekarelik arazi Türkiye Verimlilik Vakfı’na devredildi…  Bu olay yaşandığı dönemde kamuoyunda çok ses getirmiş ve tartışmalara da yol açmıştı.

Ama burada tahsisin yapıldığı Türkiye Verimlilik Vakfı sıradan bir vakıf değildi elbette…

Amman efendim bu Türkiye Verimlilik Vakfı mütevelli heyeti yıldızlar geçidi gibiydi...

AKP’nin yan şubesi gibi olan vakıf aynı zamanda Ankara Bilim Üniversitesi’nin de kurucu vakfı olma özelliğini taşırken, yönetim kurulu başkanlığını  AKP Ankara İl Başkan Yardımcılarından Cemalettin Kömürcü yapmaktaydı.

Bu kıymetli arsanın tahsisini yapan Ankara Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü’nün bağlı olduğu Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nda 2014 yılından bu yana Bakanlık Müşaviri olarak görev yapan A Çağatay Dikmen vakfın yönetim kurulu başkan yardımcısı…

AKP Yenimahalle Belediye Meclis Üyesi ve Ankara Büyükşehir  Belediye Meclis Üyesi Ali Demirdağ yine yönetim kurulu üyesi…

Ve Türkiye Verimlilik Vakfı’nın o yıldızlar geçidi gibi olan yönetiminde bir isim daha var.:Uzun  yıllar AKP Çankaya İlçe Başkan Yardımcılığını yapan,Karate Federasyonu ile Wushu Federasyonunda da yönetim kurulu üyeliği yapmış olan Ömer Göktaş...

İşte maşallah on parmağında on marifet olan Türkiye Verimlilik Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Göktaş’ı biz aynı zamanda LOKMAN HEKİM ENGÜRÜSAĞ SAĞLIK, TURİZM, EĞİTİM HİZMETLERİ VE İNŞAAT TAAHHÜT A.Ş.Yönetiöm Kurulu Üyesi olarak görmekteyiz…

***

2017 yılının Aralık ayında tüm gazetelerin arka sayfalarını tam sayfa olarak bir gazete ilanı süslemektedir…

İlanda yeni kurulmuş bir vakıf üniversitesinin rektörü başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere,Başbakan, bakanlara ile YÖK Başkanı’na övgüler düzülüyor ve teşekkürler sunuluyordu…

İşte o gazetelere o tam sayfa “Teşekkür” ilanını veren LOKMAN HEKİM ÜNİVERSİTESİ,o rektörün adı ise Rektörü Prof. Dr. Ali Koşar’dır…

Rektörü Prof. Dr. Ali Koşar ilerleyen zaman zarfında da resmi sosyal medya hesabını CHP Genel Başkanı ve Millet İttifakı’na hakaret etmek ve AKP propagandası yapmak için kullanılacak bir süre sonra bu kadar “Yağdanlık” yapması tepki çekince Rektörlük görevinden alınarak Lokman Hekim Üniversitesi’nde Tıp Fakültesinde Öğretim Üyesi olarak “TENZİL-İ RÜTBE” alacaktır.

Bu arada LOKMAN HEKİM ÜNİVERSİTESİ de tahmin edeceğiniz üzere SEVGİ VAKFI‘na ait olan bir üniversitedir.

***

Şimdi efendim Ankara’yı bilenler bilir Eskişehir Tolu olarak adlandırılan bölgede bulunan araziler son derece değerli arazilerdir.

İşte Ankara’nın bu en değerli arazilerinin bulunduğu lokasyonda belirli araziler Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na aittir…

Bakanlığa bağlı bu arazilerden birisi için çok çeşitli kurum ve kuruluşlar yıllardan beri çeşitli başvurular yaparak arsanın kendilerine tahsis edilmesini istiyorlar, bu kıymetli arazi için araya ricacılar ve aracılar sokuluyor ancak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 176 bin metrekare büyüklüğündeki bu “Elmas değerindeki” araziyi kimseye vermiyordu.

İşte efendim bu son derece kıymetli arazi için daha 3 senelik mazisi olan LOKMANM HEKİM ÜNİVERSİTESİ de başvuru yaptığında kimse ilk önceleri ciddiye bile almamıştı…

Ama efendim ne oldu? Eylül ayı itibariyle Eskişehir Yolu üzerinde bulunan 1767 bin metrekarelik “Elmas değerinde” olan milyonlarca TL değerindeki bu arazi şak diye LOKMAN HEKİM ÜNİVERSİTESİ’ne tahsis edildi.

Nasıl güzel mi?

***

Kendisine gösterilen bu “SEVGİ” ile büyüyen bu güzide vakfımızın temel amaçlarında birisi ise “Gerekli görülen yerlere Kur’an kursu, imam hatip okulu ve yüksek İslam Enstitüsü için lüzumlu binayı kiralayarak, satın alarak veya inşa ederek temin etmek; tadilat, bakım ve onarımlarını sağlamak” olarak belirlenmiştir.

Öte taraftan bu güzide vakfımız alınan bir karar ile  vergiden de muaf tutulmuştur.

Ve daha enteresanı sağlık,süt ürünleri,taahüt alanında faaliyet gösteren LOKMAN HEKİM ENGÜRÜSAĞ SAĞLIK, TURİZM, EĞİTİM HİZMETLERİ VE İNŞAAT TAAHHÜT A.Ş.’nin  arka planında sahibi olduğu bu vakfa ciddi miktarda para aktardığı ve bu paranın vergiden muaf vakıf üzerinden sisteme dahil edildiği iddiaları  bulunmakta..

LOKMAN HEKİM ENGÜRÜSAĞ SAĞLIK, TURİZM, EĞİTİM HİZMETLERİ VE İNŞAAT TAAHHÜT A.Ş.’nin Sevgi Vakfı’na para aktarıp aktarmadığı, bu paraların nereye kanalize edildiğine dair resmi makamlara yazılan pek çok soru dilekçesi ise anında “Buhar” olmakta, hiç birisine yanıt verilmemekte…

Nasıl sevgili okurlarımız? Memlekette vakıf kurmak güze iş…

Bir tekkeye de sırtınızı dayadıysanız işte böyle “SEVGİ” ile büyütürler sizi…

Arakanızda bir tekke,tarikat,AKP’li vekil yoksa vakıf işini falan hiç aklınızdean geçirmeyin,yaşadığınıza dua edin memlekette…

Zira AKP’nin “SEVGİ” anlayışı “Rabbena hep bana” şeklinde özetlenebilecek bir anlayış,o nedenle hiç girmeyin bu toplara…

İyi “Uykular Türkiyem”, her nerede uyuyor ve uyutuluyorsan…

 

 

 

 

Yorum yapmak için tıklayın

Bir Cevap Yazın

ÖZEL HABER

SEZGİN BARAN KORKMAZ’IN MEGA VARLIK’ININ YÖNETİM KURULU ÜYESİ,BAKANIN ÜNİVERSİTESİNDE ÖĞRETİM ÜYESİ ÇIKTI

Yayınlanma Tarihi:

on

HABER ALTERNATİF-ÖZEL HABER

CELAL EREN ÇELİK

Son dönemde Veyis Ateş’in kendisinden 10 milyon Euro rüşvet istediği iddiası ve medyadaki ilişkileri ile gündeme gelen ve dün gece saatlerinde Avusturya’da ABD’nin talebi ile yakalanan Sezgin Baran Korkmaz hakkında ilginç bir “Bağlantı” ortaya çıktı.

Sezgin Baran Korkmaz’ın Türkiye’de para akladığı şirket olmakla suçlanan SBK Holding’in iştiraklerinden birisi olan ve “Borç yapılandırması” alanında faaliyet gösteren MEGA VARLIK A.Ş’nin kurucusu ve Yönetim Kurulu Üyesi Yakup Levent Korkut’un Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın sahibi olduğu MEDİPOL ÜNİVERSİTESİ’nin akademik kadrosunda yer aldığı ve MEDİPOL ÜNİVERSİTESİ öğretim görevlisi olduğu ortaya çıktı.

Yakup Levent Korkut’un, MEDİPOL ÜNİVERSİTESİ Öğretim Üyesi olarak çalıştığını üniversitenin resmi web sitesine ait aşağıdaki linkte de görmek mümkün:

https://www.medipol.edu.tr/akademik/meslek-yuksekokullari/adalet-meslek-yuksekokulu/egitim-kadrosu#

 

MEGA VARLIK A.Ş’nin kurucularından birisi ise Sezgin Baran Korkmaz’ın ortaklarından Jackop Kingston ABD Hazinesini yaklaşık 500 milyon dolar dolandırmak suçundan 30 yıl hapis cezasına mahkum oldu.

Bu paranın 120 milyon Dolarlık kısmının ise Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın sahibi olduğu MEDİPOL ÜNİVERSİTESİ’nde öğretim üyeliği yapan Yakup Levent Korkmaz’ın da kurucusu olup, Yönetim Kurulu Üyeliği yaptığı, SBK HOLDİNG iştiraklerinden MEGA VARLIK YÖNETİMİ A.Ş tarafından aklandığı bizzat ABD makamlarının iddiası.

ŞAİBELİ BORAJET ALIMINDA DA YİNE MEGA VARLIK VARDI

Yine şaibelerle dolu Borajet’i satın alan da Sezgin Baran Korkmaz’ın ABD’deki şirketi olan SBK Holding USA ve MEGA VARLIK YÖNETİMİ. Ve bu satınalma işleminin de yine ABD Hazinesinden MEGA VARLIK YÖNETİMİ şirketinin kurucusu ve Sezgin Baran Korkmaz’ın ortağı Jackop Kingston’un kaçırdığı yaklaşık 500 milyon dolarlık rakamın aklanma yöntemlerinden birisi olduğu ifade ediliyor.

Aynı Jackop Kingston, Bakan Fahrettin Koca’nım MEDİPOL ÜNİVERSİTESİ’nde Yönetim Kurulu Üyesi olan Yakup Levent Korkut ile de MEGA VARLIK YÖNETİMİ şirketinde kurucu ve ortak…

Burada dikkat çeken husus ise MEGA VARLIK YÖNETİMİ A.Ş’nin 2015 yılında kurulurken, şirketin kurucu ve yönetim kurulu üyelerinden Yakup Levent Korkut’un MEDİPOL ÜNİVERSİTESİNDE 2018 yılında görev yapmaya başlamış olması.

Yani Yakup Levent Korkut’un, ABD’nin kara para aklama davasında merkez noktalarından birisi olan MEGA VARLIK YÖNETİM A.Ş’de ortakken aynı zamanda Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın üniversitesinde de öğretim üyeliği yaptığı ortaya çıkıyor.

AYNI ZAMANDA “AKİL İNSANLAR HEYETİ” ÜYESİ…

Hem Sezgin Baran Korkmaz’a ait SBK Holding’in “İştiraki” olan MEGA VERLIK YÖNETİM A.Ş’de kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi olan, hem de Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya ait MEDİPOL ÜNİVERSİTESİ’nde Öğretim Görevlisi olarak görev yapan Yakup Levent Korkut aynı zamanda “Çözüm Süreci” zamanında oluşturulan “AKİL İNSANLAR HEYETİ” içerisinde de yer almıştı.

Korkut “AKİL İNSANLAR HEYETİ MARMARA BÖLGESİ GURUP SEKRETERİ” görevini yürütmüştü.

________________________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan, bağımsız ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan, Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir, DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

KRİPTEKS E-DERGİ YILLIK ABONELİK LİNKİ:

https://shopier.com/1354512

 

 

 

Okumaya Devam Et

ÖZEL HABER

“MAHİR” ELLERDE “GÜL” GİBİ PROJE: “YENİ” HALK TV

Yayınlanma Tarihi:

on

Celal Eren ÇELİK

Sevgili okurlar malumunuz tüm Türkiye dün gece iş adamı Sezgin Baran Korkmaz’dan 10 milyon Euro “Aracılık” rüşveti istediği iddialarının merkezindeki Veyis Ateş’in İsmail Saymaz ile HALK TV ekranlarında yaptığı programa kilitlendi.

Program daha yapılmadan önce kamuoyu “Hakkındaki iddialar artık savcıların soruşturması gerek boyutlara ulaşmış bir kişiyi ekrana çıkartarak neden aklanmasına alet oluyorsunuz?” şeklinde özetlenebilecek şekilde HALK TV ve İsmail Saymaz’a tepki gösterirken, program esnasında yaşananlar ve özellikle Sezgin Baran Korkmaz’ın yayına bağlandığı 35.dakika sonrasında önce Korkmaz’ın söyleyeceği kritik şeyler varken apar topar yayından alınması, sonrasında kamuoyunun büyük tepkisi ile yeniden yayına bağlandığında da “Sınırlı bir çerçevede” konuşmasına müsaade edilip kendisine sorulması gereken tonla sorudan tek bir tanesinin sorulmaması ve bu dakikadan itibaren programın adeta “Veyis Ateş’in tiyatro sahnesine” dönüşmesi sonrasında gerek HALK TV gerekse İsmail Saymaz’ın kamuoyunun büyük tepkisini çekti.
Ve özellikle basın camiasının  önemli isimlerinden HALK TV’ye yönelik çok sert eleştiriler gelirken Yılmaz Özdil’in “Halk tv televizyon olabilir, restoran olabilir, kuru temizleme firması olabilir, Halk tv hariç kimseyi ilgilendirmez, ama, Sözcü gazetesi bu programın kefili midir, orası bizi ilgilendiriyor…” sözleri adeta eleştirilerin zirvesi oldu… Zira Özdil bu Tweeti ile aslında HALK TV’ye “Kuru temizlemeci” benzetmesi yaparak “Aklama merkezi” diyordu.
HALK TV’nin “Yeni” patronu Cafer Mahiroğlu ise bugün eleştirilere Uğur Mumcu’dan,gazetecilikten örnekler verip dün geceki yayından “Alınlarının akıyla çıktıklarını” savunup kendilerini eleştirenleri “Kültür Mafyası” ilan ettiği şu tweet ile yanıt veriyordu: “Halk Tv, bu sorumluluk bilinciyle yaptığı ve yapacağı yayınlarla bazı kültür mafyalarinin saldırısına rağmen milletimizin guveniyle yoluna devam etmeye kararlidir. Adil ve etik kurallar çerçevesindeki habercilik anlayışıyla bir kez daha alnının akıyla çıkmıştır.”
Tabii tüm bu yaşananlardan sonra HALK TV’nin “YENİ” sahibi elinde geçirdiği “Evrim”, “YENİ” yayın politikası ve tabii ki “YENİ” patronu da tekrar konuşulmaya ve tartışılmaya başlandı.
Ama değişen,dönüşen ve “EVRİLEN”  HALK TV sadece yayıncılık açısından mı dönüşüyordu yoksa çok daha kompleks bir planlama sonucunda mı bu “DÖNÜŞÜM” yoluna girmişti.
İşte sizlerle “YENİ” HALK TV’ye çok farklı bir pencereden bakacağız zira artık “YENİ” HALK TV bir televizyon kanalından çok çok ötesidir
İşte yazımıza başlıyoruz…
***.
Tarih yaprakları 2020 yılının başını gösterdiğinde hayatımıza Cafer Mahiroğlu isimli bir iş adamı girdi.Türkiye kamuoyu İngiltere’de yaşayan iş adamı Cafer Mahiroğlu’nun adını HALK TV’yi satın alması ile duydu ancak bu ismi son duyuşumuz olmayacaktı…
Halk TV’nin ekran yüzlerinden,yayın çizgisine kadar bir “YENİDEN YAPILANMA” içerisine giren Cafer Mahiroğlu ile ilgili ortaya atılan en önemli spekülasyon ise kanalı Akın İpek vasıtası ile aldığı, HALK TV’nin “Satın alma operasyonu” arkasında ise aslında Abdullah Gül’ün yer aldığı şeklindeki iddialar oldu…
Hatırlayacak olursanız bundan yaklaşık 1 sene önce 2020 yılının Nisan ayında önce deneyimli gazeteci Can Ataklı kendi Youtube kanalında yayınladığı videosunda, yine aynı videodaki kendi tabiri -özellikle belirtmek isterim ki bu tabir bana değil bizzat Can Ataklı’ya aittir- ile “Yarı dedikodu, yarı bilgi” şeklinde Cafer Mahiroğlu’nun kanalı Abdullah Gül adına aldığını ilk kez bu kadar net söyleyen isim olmuştu…
Yine 2020 yılının Haziran ayında ise bu kez gazeteci Sebahattin Önkibar Youtube kanalında Abdullah Gül,EXETER Üniversitesi’nden 2 akademisyen,Fehmi Koru’nun kardeşi Büyükelçi Naci Koru’nun da katıldığı bir toplantının Londra’da gerçekleştirildiğini yine videosundaki kendi ifadesi ile “Kulislerdeki iddia” olarak aktarıyordu…
Gerek Can Ataklı,gerekse Sebahattin Önkibar’ın “Yarı iddia yarı bilgi” olarak paylaştıkları bilgiler sonunda geliyor ve Abdullah Gül’ün CHP tarafından Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterileceğine, HALK TV’nin de bu projenin medya ayağı olduğu noktasında birleşiyordu…
Tamam iyiydi, güzeldi ama kimse şu soruyu sormuyor, ya da şu soruya cevap vermiyordu: “Bu projede Cafer Mahiroğlu’nu denkleme dahil eden,Abdullah Gül-CHP arasındaki bu planlamada Mahiroğlu’na rol biçip,köprüyü kuran kimdi?”
Yani daha da net sormak gerekirse”Cafer Mahiroğlu-Abdullah Gül-CHP üçgeninin uçlarının birleşmesini sağlayan kim olmuştu?”
İşin daha enteresan tarafı Cafer Mahiroğlu hakkında çok az şey bilinen, bizzat kendi deyimi ile”Konuşmayı sevmeyen”bir figürdü ve hakkında basmakalıp 3-5 biyografi dışında bir şey de bulunmuyordu…
İşte bu gece izler için öyle “iddia v.s”olmayıp somut ilişkiler ağı üzerinden az önce bahsettiğimiz hiç sorulmayan ”Cafer Mahiroğlu-Abdullah Gül-CHP üçgeninin uçlarının birleşmesini sağlayan kim olmuştu?” sorusunun cevabının izlerini süreceğiz.
***
Şimdi sizlerle takvim yapraklarını biraz geriye saracağız…
Tarihler 14 Mart 2007’yi göstermektedir…
İşte tam da bugün “Cumhuriyet tarihinde 2. Kez yaşanan” bir olay gerçekleşmiş ve dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer 5 müsteşar yardımcısının atamasını veto etmiştir…O isimler Feridun Sinirlioğlu Uğur Doğan,Haydar Berk,Selim Kuneralp ve Ünal Çeviköz’dür…
İşte Ahmet Necdet Sezer’in Dışişleri Bakanlığı’nda soğuk duş etkisi yaratan “VETOLARINDAN” tam 4,5 ay sonra Çankaya Köşkü yeni sahibini bulacak ve Abdullah Gül,28 Ağustos 2007 tarihinde gerçekleştirilen 3.tur oylama sonrasında aldığı 337 oy ile 11.Türkiye Cumhuriyeti Devleti Cumhurbaşkanı olarak Ahmet Necdet Sezer’den boşalacak Cumhurbaşkanlığı koltuğunun yeni sahibi olacaktı.
İşte tam da Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçildiği 2007 yılında İngiltere’de bir Türk iş adamı batmak üzere olan ünlü İngiliz giyim markası olan SELECT’i alarak İngiltere’de tüm dikkatleri üzerine çekiyordu…
O isim ise HALK TV’yi satın alması ile birlikte kamuoyunun adını duyacağı Cafer Mahiroğlu’ndan başkası değildi.Şimdilik bu isme bir virgül koyalım ama tabii ki geri dönmek kaydı ile…
Abdullah Gül Cumhurbaşkanı seçildiğinde en önemli misafiri 2008 yılında, İngiltere’den savaş gemisi ile gelip boğazda demirleyen ve uluslararası teamüller gereği Abdullah Gül’ün makamına gitmesi gerekirken, Abdullah Gül’ün kendisinin yanına savaş gemisine gittiği İngiltere Kraliçesi II.Elizabeth olacaktı.
Kraliçe için Cumhurbaşkanı seçilirken giymediği frağını giyen ve Kraliçeden nişanını alan Gül için İngiltere çok önemliydi.İngilizler de Gül’ün “Diplomat/müzakereci” tarafını pek seviyorlardı,e hani yani EXETER’den de boşa adam çıkarmazlardı…
Neyse efendim biz yazmaya devam edelim…
Dedik ya İngiltere önemlidir Abdullah Gül için ve kendisinin “Diplomatik,müzakereci” yönü beğenilmektedir İngiltere kanadından tabii Abdullah Gül hemen bir “Açılım” yapacaktır…
Gül açılımı ise yıllardır Türk Dış politikasının en netameli konularından birisi olan Ermenistan ile ilişkiler üzerinden yapacaktır…
6 Eylül 2009 tarihinde oynanacak 2010 Dünya Kupası eleme maçı öncesinde Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan’ın Abdullah Gül’ü Ermenistan’a çağırarak “Normalleşme” adımı atma teklifine sıcak baksa da çeşitli tedirginlikleri olan Gül,bu daveti kabul etmenin artıları ve eksilerinin neler olabileceğine dair bir rapor hazırlanmasını ister…
Bu son derece detaylı hazırlanacak rapor çok önemlidir zira Gül,Ermenistan’a gidip gitmeyeceği konusunda son kararını işte bu önemli rapora göre verecektir.İşte bu önemli raporu hazırlayan isim ise yaklaşık 2 yıl önce Ahmet Necdet Sezer tarafından veto yiyen 5 isimden birisi olan Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Ahmet Ünal Çeviköz’den başkası değildir…
Gül,bu kadar önemli bir raporu Dışişleri’nde en güvendiği isimlerden birisi olan Ünal Ahmet Çeviköz’e hazırlatmış ve Çeviköz’ün gidilmesi yönündeki raporundan sonra Ermenistan’a gitmeye karar vererek,o meşhur Ermenistan ile “Milli Maç açılımını” gerçekleştirmiştir.
Ermenistan’a giden Abdullah Gül’ün Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan ile gerçekleştirdiği özel toplantıda Türk heyeti adına bulunan 2 kişiden birisi de yine Ahmet Ünal Çeviköz olacaktır…
Ermeni açılımının üzerinden 7 ay kadar geçmiştir…Tarih yaprakları 2010 yılının Mayıs ayını gösterdiğinde Dışişleri Bakanlığı koridorlarında meraklı bir bekleyiş vardır…Çok önemli ülkelere Büyükelçi atamaları gerçekleştirilecektir…
Ve yeni Büyükelçi atamaları açıklandığında Abdullah Gül’ün Ermenistan açılımı konusunda çok güvendiği isim olan Ahmet Ünal Çeviköz’ün İngiltere’ye Büyükelçi olarak atadığını görecektir herkes…
Bu atamanın zamanı önemlidir hatta önemli olmaktan ziyade”Kritiktir”.Zira Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı olması ile birlikte İngiltere-Türkiye ilişkileri daha sonra bizzat Gül’ün ifadesinde vücut bulacağı üzere”Altın Çağını”yaşamaktadır ve Londra’da”Güvenilir”bir isim olmalıdır.
Ahmet Ünal Çeviköz,2010 yılında İngiltere’ye Büyükelçi olarak atandıktan sonra adeta İngiltere-Türkiye ilişkileri de pupa yelken ilerlemeye başlar…
Tabii bu “Muhteşem ilişkinin” rüzgarını arkasına alan ise Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’dür…
Tarih yaprakları 9 Kasım 2010’u gösterdiğinde Ahmet Çeviköz heyecanlıdır.Tabii heyecanlanmamak mümkün değil.Kolay mı,İngiltere’nin küresel politikalarının dizayn edicisi olan Royal Institute of International Affairs yani bizim kamuoyunda bilinen adı ile Chatham House‘nin ödül töreni vardır o gece.
Ve sadece ödül töreni değildir heyecan yaratan,gecenin en önemli ödülünü alacak isim ayrıca heyecan vermektedir.
Evet,İngiltere’nin küresel emperyal politikalarını yüzyıllardır belirleyen kurum olan Chatham House’da konuşma yapan Kraliçe II.Elizabeth “YILIN DEVLET ADAMI”ödülünü kendisini bizzat vermek için sahneye dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü çağırmaktadır…
Ödül öreni öncesinde Abdullah Gül’ü karşılayan da, Chatham House’da hemen yanı başında olan isim de yine Ahmet Ünal Çeviköz’dür…
Bu ödül töreninden 1 yıl sonra Cumhurbaşkanı Abdullah Gül,Kraliçe II.Elizabeth’in özel daveti ile eşi Hayrinüsa Gül ile birlikte 3 günlük bir Londra ziyareti yapacaktır…
Gül’ün bu ziyaretinde yanındaki iki isim ise Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’dur…
Bu ziyarette Ahmet Ünal Çeviköz ile Abdullah Gül’ün yakınlığı gözlerden kaçmamaktadır…
Nasıl kaçsın,Çeviköz her karede yanında olduğu Gül onuruna bir de yemek vermiştir…Gül-Çeviköz ilişkileri “Zirvelerdedir”…
Bu ziyaretin hemen arkasından Ahmet Ünal Çeviköz,Londra merkezli olup “Türk-İngiliz ilişkilerini geliştirme” misyonu taşıyan bir oluşumun kurucularından birisi olacaktır…O kuruluşun adı ise TATLIDİL FORUM’dur…
***
TATLIDİL FORUM deyince şöyle bir iki dakika duracaksınız…”Neden?”diye soracak olursanız şöyle bir yakından bakalım isterseniz nasıl bir “Yıldızlar geçidi” burası…
Bu TATLIDİL FORUM’un”EŞ BAŞKANLARI” itina ve özel olarak seçilmiştir…
Dönemin AKP Milletvekili, sonrasında ise Cumhurbaşkanı Başdanışmanı olan Reha Denemeç,Dr.Bülent Göktuna, SİR JULİEN HORN SİMİTH VE ESKİ İNGİLTERE DIŞ İŞLERİ BAKANI JACK STRAW
YIL:1979
İngiltere’de genel seçimler yapılmakta ve Muhafazakar Parti uzun yıllar sonrasında Teacher liderliğinde iktidara gelmektedir…
İngiltere’de 1979’da gerçekleştirilen bu seçimlerde parlamentoya giren ve daha sonra kendisini İngiliz siyasetinin hep en kritik yerlerinde göreceğimiz bir isim daha girmektedir:Evet yanılmadınız Jack Straw…
Yine 1979 yılında Türkiye’de Turgut Özal DPT müsteşarı olurken Reha Denemeç’in de DPT serüveni başlamaktadır…
O yıllarda İngiltere’de bir de genç Türk girişimci vardır: Dr.Bülent GÖKTUNA
Bülent Göktuna 20’li yaşlarının başındayken Birleşmiş Milletler’de analistlik yapmış, çok genç yaşta üt düzey ilişkiler kurmuştur. Ve 1984 yılında iktidara gelen Özal’ın çağrısı ile Türkiye’ye dönerek Özal’ın dışişleri danışmanı olur…
Göktuna ile Straw, Göktuna’nın İngiltere günlerinden tanışmaktadır…
Gelelim Sir Julien Horn Simith’e…
1984 yılında Vodafone bünyesine dahil olan Simith kısa süre içerisinde Vodafone u Dünya’nın 1 numarası yapacaktır.Simith aynı zamanda meşhur Bilderberg’in üyesidir…
Ve Türkiye’de TELSİM’im TMSF eli ile satışı söz konusu olduğunda AKP ile özel ve “derin” temaslar kuran yine Sir Simith’tir.İngiltere TELSİM’in mutklaka İngiliz devi Vodafone tarafından alınmasını istemektedir.
Aslında Telsim BAE merkezli Eitelsat’a satılacakken devreye Sir Simith ve Cüneyt Zapsu girerek baskı uygular…
İhaleye İngiltere büyükelçisi bizzat gelir.(Zapsu,İngiltere Kraliçesi Gül’ü savaş gemisinde İstanbul boğazında kabul ederken yanındaki 2 kişiden biridir)
Sonuçta İngiltere’nin istediği olur ve TELSİM 2006’da İngiliz Vodafone tarafından alınır.Amam sadece bir alış-veriş yaşanmamız aynı zamanda “sıkı dostluklar” da kurulmuştur…
Bu arada Kıbrıs Rum tarafının adanın tamamını temsil ederek AB’ye tam üye olması konusunda İngiltere yoğun çaba sarf ederken Dışişleri Bakanı Jack Straw olmuş ve sonunda Rum tarafı AB tam üyesi olmuştur…
Bu arada şunu atlamayalım:Dr.Bülent Göktuna Özal’ın özel isteği ile Golf turizmi alanına girerek Dünya’ca ünlü Belek National Golf sahasını açmış burada ultra sosyeteyi ve üst düzey bakanları ağırlamaktadır
Golf Sahasının müdavimlerinden birisi ise dikkat çekmektedir:Mevlüt Çavuşoğlu… Peki Çavuşoğlu doktorasını nerede yaptı dersiniz? London School of Economics’te… İngiliz ekolü…
İşte bu TATLIDİL FORUM’un İngiltere’deki kritik toplantıları nerede yapıldı? 2013 Edinburgh….İngiltere 2.Elizabeth’in eşi Philip’in unvanı ne? Edinburgh Dükü…
2013’te Edinburgh’da gerçekleşen TATLIDİL FORUM’un “Onur Konuğu” kim dersiniz?Tabii ki Ahmet Ünal Çeviköz’ün daveti ile dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül.Ahmet Ünal Çeviköz aynı zamanda bu “Enetersan” TATLIDİL FORUM’un da kurucusu,tabii Abdullah Gül de destekçisi…
Biz yeniden geri dönmek üzere “Virgül koyduğumuz” Cafer Mahiroğlu’na dönelim…
***
2007 yılında ünlü İngiliz devi SELECT’i batmak üzereyken alan Cafer Mahiroğlu,İngiltere’de giderek büyümekte,İngiltere ekonomi dünyasında giderek daha fazla ağırlığı olan bir isim haline gelmektedir.2009 yılının Aralık ayına gelindiğinde İngiltere’nin en prestijli işadamları örgütlerinden birisi olan The British Chamber of Commerce of Turkey’in yönetim kurulu seçimleri yapılacaktır…
İşte bu seçimde Cafer Mahiroğlu bu prestijli iş adamı yapılanması yönetim kuruluna adaylığını koyar.Mahiroğlu belki seçimi kazanamaz ama bu süreçteki seçim çalışmaları esnasında kurduğu ilişkiler ile çok değerli “Dostlar” kazanır…
“Ne alaka arkadaş Cafer Bey’in kazandığı dostluktan,konumuz ile ilgisi ne şimdi?” derseniz hiç demeyin zira kazın ayağı hiç öyle değil…
İyisi mi biz yazmaya devam edelim…
Şimdi bu prestijli iş adamı organizasyonu The British Chamber of Commerce of Turkey’in “Kıdemli Danışmanı”Ahmet Ünal Çeviköz desek size?
Üzerine de The British Chamber of Commerce of Turkey’in “Kurumsal Ortağı”,TATLIDİL FORUM’da Ahmet Ünal Çeviköz ile birlikte kurucu ve “Eşbaşkan”olan Julian Horn-Smith’in”Efsane yaptığı” VODAFONE desek?
Nasıl güzel mi sevgili okurlar?
Tabii hep “tesadüf” bunlar ama olsun biz yazmaya devam edelim..
İşte o tarihte başlayan Cafer Mahiroğlu-Ahmet Ünal Çeviköz tanışması,Çeviköz’ün her ticari toplantıya davetli listesine Cafer Bey’i de eklemesi ile sıkılaşacaktır…
Bu arada Cafer Mahiroğlu AVRUPALI TÜRK MARKALAR BİRLİĞİ adında bir organizasyon kurar.Yanında Barack Obama’nın ABD’ye özel olarak davet ettiği 33 “Girişimciden”biri olan Zeynep Trudi de “Başkan Yardımcısı”olur…
Tabii böyle bir organizasyonun başkanı olunca çok daha özel ilişkiler,çok daha çabuk kurulur…
Öreğin 20 Nisan 2012’de Türk-İngiliz Ticaret Odası, Business Network, İngiltere Ticaret Bakanlığı, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu, The British Chamber of Commerce of Turkey ile Invest In Turkey çok önemli ve “özel”bir toplantı düzenlerler…
Lord Alderman David Wootton, İngiltere Ticaret Bakanlığı CEO’su Nick Baird, Türkiye Direktörü Jessica Hand ile Uluslararası Grup Direktörü Nicholas Armour,HSBC, Tesco, Aviva, PWC, British Aerospage Industries, JP Morgan, Select, Beko, Vestel, Gina Shoes, Hawes & Curtis, A to Z gibi birçok firmanın enüst düzey yöneticilerinin katılımı sanırız önemi yeterince anlatacaktır…
Kürsüde konuşan Ahmet Ünal Çeviköz’dür bu toplantıda, dikkatle dinleyenler ise Cafer Mahirooğlu ve Obama patentli yardımcısı Zeynep Trudi…
İşte efendim Ahmet Ünal Çeviköz’ün İngiltere ve Londra sevdasını size bizzat kendi sözleri ile “Bir martı gözüyle bir dünya başkenti: Londra” başlıklı makalesinden aktaralım isterseniz…
…Londra’ya bir kez ayak bastıktan sonra bu kentin cazibesi ve size sundukları karşısında büyülenmemek mümkün değil. tarih, sanat, kültür, iş, eğlence ve daha aklınıza gelebilecek hemen her konuda bir dünya başkentinin kucağında buluveriyor insan kendini bir anda…”
“… biz hep Londra’yı izlemeye devam ediyoruz. Londra da bize baktıkça yarın gündeme hangi konuda damga vuracağını planlamaya devam ediyor ve bunu dünyanın diğer kentlerine adeta nispet yaparcasına kurguluyor…”
Bundan 236 yıl önce 20 eylül 1777’de Samuel Johnson ile James Boswell arasında geçen o meşhur konuşmada Johnson’un sarf ettiği cümle aslında herşeyi özetlemiyor mu?
“Londra’dan bıkmak hayattan bıkmaktır, zira Londra’da hayatın sunabildiği herşey mevcuttur.”
KAYNAK: Kadıköy Maarif Koleji ve Anadolu Lisesi Mezunlar Derneği Yayını olan “Kadıköy Maarif” Dergisi’nin sonbahar 2013 sayısı (yıl:8 sayı: 30)
Tabii sayın Çeviköz Londra’dan vazgeçmek istemiyor ama büyükelçiliğin de bir sonu var…
2014 yılına gelindiğinde Abdullah Gül’ün görev süresinin dolmasına 6 ay kala dönemin Başbakanı Erdoğan,İngiltere’den Çeviköz’ü çekmek ve yerine Hakan Fidan’ın sağ kolu MİT Müsteşar Yardımcısı Abddurahman Bilgiç’i atamak istiyor.Ama Kraliyet Ailesi ile Çeviköz’ün arası çok iyi…Gül de halen Cumhurbaşkanı olduğu için İngiltere teamüllere aykırı biçimde yeni Büyükelçi olarak atanmak istenen MİT Müsteşar Yardımcısı Abdurrahman Bilgiç’in ismini tam 3 ay kabul etmiyor…
Ama tabii Gül artık gitmek üzere, görev süresinin dolmasına aylar kalmış şekilde pozisyona gelince Çeviköz,merkeze çekiliyor.Erdoğan,kendi ekibini Londra’ya yerleştiriyor…
***
Gül giderken, Ahmet Ünal Çeviköz de emekli oluyor…
Bir süre Radikal ve Hürriyet’te yazdıktan sonra 2018 yılında CHP Milletvekili seçiliyor…
Çeviköz 2019 yılında İsviçre’nin Montrö şehrinde yapılan toplantı ile “Avrupa’nın Karar Verici Elitlerinin” oluşturduğu Bilderberg’e adımını atıyor… 
Ahmet Ünal Çeviköz “Jet hızı ile” Kemal Kılıçdaroğlu tarafından Genel Başkan Yardımcısı yapılıyor.
2020 Kurultayında kurultay delegeleri Ahmet Ünal Çeviköz’ü çiziyor ama Kılıçdaroğlu bu kez de kendisini “Dış Politikalardan Sorumlu Genelbaşkan Başdanışmanı” yapıyor…
Aynı Ünal Çeviköz siyasette “Jet hızı ile yükselirken” hani Ali Babacan’ın müdavimi olduğu “Küresel Elitlerin Dizayn Kuruluşlrınn”Bilderberg’in Haziran 2019 İsviçre/Montrö toplantısı ile Bilderberg’e adım atıyor… (Aynı Bilderberg’e Türkiye’den en fazla katılan isimlerden birisi olup “Müdavim” diyebileceğimiz isimlerin başında Ali Babacan gelmektedir.)
Çeviköz Bilderberg’e katıldıktan 6 ay sonra ise Cafer Mahiroğlu Halk TV’yi satın alıyor..
Ocak 2020’de Cafer Mahiroğlu’nun HALK TV’yi satınalmasından günler sonra Abdullah Gül 18 Şubat ayının 2020’de KARAR GAZETESİ röportajı ile açık ve net şekilde Babacan’ı desteklediğini açıklıyor…
Gül’ün bu açıklamalarından sadece 20 gün sonra 9 Mart 2020’de  ise Ali Babacan DEVA PARTİSİ’ni kuruyor,”Abdullah Gül’den fikri destek alıyoruz” diyor…
***
Şimdi size bir soru:2018 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde,Meral Akşener’in kararlı tutumu olmayıp,karşı çıkmasaydı Abdullah Gül’ü çatı aday göstermek üzere herkesi ikna eden ve Gül “Sevdası” bitmeyen Kılıçdaroğlu, önümüzdeki seçimde gelse…
“Kürtlerden de,muhafazakarlardan da oy almamız lazım,AKP tabanı da bize oy verir”diye Gül’ü yahut Gül ismi tabanda çok tepki çektiği için daha yıpranmamış olan ve ekonomik kriz sonrasında halkın “Kurtarıcı” olarak görebileceği Ali Babacan’ı karşımıza yine ÇATI ADAY yapıp,bize de “Tıpış tıpış oy vereceksiniz” derse?
Tabii bunu yaparken de işin “Psikolojik ikna” kısmını ve medya ayağını değişen, dönüşen ve “EVRİLEN” HALK TV ile yürütse?
Ne de olsa HALK TV’de Kürt seçmene de, liberallere de, eski AKP’lilere de, 2. Cumhuriyetçilere’de, “Tatlısu” muhaliflerine de sempatik gelecek isimler boy boy ekranda. 
Çok mu imkansız geldi?
İmkansız geldiyse, parçaları birleştirin ve Kılıçdaroğlu’nun bu partiden kimleri aday yaptığını bir kez daha hatırlayın ve Gezi Parkı sürecinde yaptığı yayınlarla bu halkın kalbinde taht kuran, kısıtlı imkanlar ile uzun süre haber kanalları arasında pek çok kez zirvede yer alan HALK TV ile bugünkü HALK TV’nin programlarına,programcılarına ve yayın politikalarına bir bakın derim.
Ondan sonra zaten yorum size kalmış…
________________________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan, bağımsız ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan, Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir, DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

KRİPTEKS E-DERGİ YILLIK ABONELİK LİNKİ:

https://shopier.com/1354512

Okumaya Devam Et

ÖZEL HABER

SEZGİN BARAN KORKMAZ İDDİALARINA AYŞE ARMANDAN DA CEVAP GELDİ

Yayınlanma Tarihi:

on

Haber Alternatif-ÖZEL HABER

Celal Eren Çelik

Sedat Peker’in Sezgin Baran Korkmaz ile çıkar amaçlı ilişki içerisinde olan gazeteciler olduğunu açıklaması sonrasında medyada yaşanan deprem devam ederken biz de dün yazdığımız “SEZGİN BARAN KORKMAZ,GAZETECİLER,İDDİALAR,VERİLEN-VERİLMEYEN YANITLAR” başlıklı yazımızda Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan, Hürriyet yazarı Ayşe Arman ve gazeteci Cüneyt Özdemir hakkındaki Sezgin Baran Korkmaz ile ilişkili bazı iddiaları yazarak kendilerine de bu iddialarımızı iletmiştik.

SEZGİN BARAN KORKMAZ,GAZETECİLER,İDDİALAR,VERİLEN-VERİLMEYEN YANITLAR haberini okumak için tıklayınız:https://haberalternatif.com/sezgin-baran-korkmazgazetecileriddialarverilen-verilmeyen-yanitlar/

Kendileri ile ilgili iddiaları sorduğumuz gazetecilerden Cüneyt Özdemir hemen yanıt vermiş,Özdemir’in yanıtını noktasına virgülüne dokunmadan dünkü haberimizde yayınlamıştık. Yazıda ismi geçen isimlerden Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan cevap yazarken bir anda cevap vermekten vazgeçmiş, Ayşe Arman ise dün haber yayınlanana kadar her hangi bir dönüş yapmamıştı.

Bugün Hürriyet Gazetesi köşe yazarı Ayşe Arman kendisine sorduğumuz sorularla ilgili WhatsApp üzerinden dönüş yaparak iddialara yanıt verdi. Arman iddialar ile ilgili “Dibine kadar yalan” ifadelerini kullanırken, Sezgin Baran Korkmaz’ı hiç tanımadığını ve otelinmde de hiç kalmadığını vurguladı.

Ayşe Arman’ın verdiği cevabı da tıpkı Cüneyt Özdemir’in verdiği cevap gibi noktasına virgülüne dokunmadan yayınlıyoruz.

Celal Eren Çelik: “Ayşe Hanım merhabalar ben gazeteci Celal Eren Çelik… Haber Alternatif Genel Yayın Yönetmeni…”

C.E.Ç: “Sizin bir süre önce Sezgin Baran Korkmaz ile temasta olduğunuz ve bazı takılarınızı sattığınızı ve Sezgin Baran Korkmaz’dan bu takıları almasını istediğinize dair çeşitli kaynaklardan gelen bilgiler var.”

C.E.Ç:”İddiaları size sormak istedim,yanıtlatrsanız sevinirim”

(Ben bu mesajı dün saat 15.42’de WhatsApp üzerinden Ayşe Arman’a göndermiştim ve dün yazı yayına girene kadar kendisinden bir dönüş olmamış ben de kendisinin cevap vermesi halinde kendisinin cevabını da yayınlayacağımı belirtmiştim-Celal Eren Çelik)

Ayşe Arman kendisine sorduğumuz sorulara bugün saat 07.37’de yine bir WhatsApp mesajı ile yanıt verdi. Kendisinin cevabını aynen aktarıyorum:

Ayşe Arman: “Mesajınızı ve yazınızı yeni gördüm. Annemin sağlık sorunlarıyla uğraşıyordum. Hiç bu kadar saçma sapan bi şey duymadım. Değerli kolyeler filan. Bu ne yahu! Dibine kadar yalan. Ne böyle bi teklif aldım ne de değerli kolyem oldu. Herkesin bildigi iyilik kolyeleri hareketimiz var. Onlar da, boncuktan, tanesi 135 TL Sezgin Baran Korkmaz’ı tanmıyorum bile. Oteline de ömrümde gitmedim. Tamamen atmasyon ve iftira.”

Celal Eren Çelik:Ayşe Hanım merhabalar.Mesajınızı yeni gördüm.Sizin de cevabınızı aynen yayınlayacağım.Dönüş yaptığınız için teşekkür ederim.”

Dün yayınlanan yazımızda ismi geçen 3 gazeteciden 2’si olan Cüneyt Özdemir ve Ayşe Arman iddialara cevaplarını verdiler ve biz de burada noktasına, virgülüne dokunmadan yayınladık.

Bu 3 isimden sadece “Cevap yazmaya başlayıp kısa süre içerisinde vazgeçen” Ahmet Hakan’dan bir yanıt gelmedi. Kendisinden gelecek bir yanıtı da sizlerle paylaşacağımızı yeniden belirtiyoruz.

_______________________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan, bağımsız ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan, Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir, DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

KRİPTEKS E-DERGİ YILLIK ABONELİK LİNKİ:

https://shopier.com/1354512

 

Okumaya Devam Et







Popüler

%d blogcu bunu beğendi: