Sosyal Medya Hesaplarımız

GÜNDEM

TEHLİKELİ PROJE:FATİH TEZCAN’IN”İMAMLARI”

Yayınlanma Tarihi:

on

Son dönemde çektiği tehdit videoları ve gazeteci Sevilay Yılman ve ilahiyatçı Cemil Kılıç’ı özel telefonundan arayarak tehdit etmesi ile gündeme gelen Fatih Tezcan’ın, muhalif kişileri hedefe koymak ve polis tarafından göz altına alınmalarını sağlamak için kapalı bir yapılanma olarak TELEGRAM isimli uygulama üzerinden kurduğu “SİBERTÜRK” adlı grupta son derece tehlikeli bir projeyi hayata geçirmeyi düşündüğü ortaya çıktı.

TELEGRAM yapılanması içerisindeki yazışmaları ilk olarak Twitter’da Taylan Kulaçoğlu’nun hesabından paylaşılan Fatih Tezcan bu grup aracılığı ile giderek daha tehlikeli projeleri kurgulamaya başladı.

10 bine yakın üyesi olan grup içerisinde, muhalif kişilerin “ihbar” adı altında grupta fişlendiği ve bu kişiler hakkında sosyal medya mecrası Twitter üzerinden hedefe koyma,itibar suikastı ve Emniyet Genel Müdürlüğü başta olmak üzere CİMER ile İç İşleri Bakanlığı’na koordineli biçimde belirlenen kişilerin hakkında aynı anda binlerce şikayet gönderilmesi yolu ile kişilerin göz altına alınmasının sağlandığı anlaşılmıştı.

Ancak tüm bu gelişmelerin ardından bu kez de Fatih Tezcan’ın hiyerarşik bir yapılanma ile yönettiği grubun çok daha tehlikeli bir projesi olduğu yine TELEGRAM üzerinde yapılanmış olan bu grubun iç yazışmalarında gruba “Anket” adı altında sorulan bir soru ile ifşa oldu.

FATİH TEZCAN DİN ADAMLARINI KENDİ AMAÇLARI DOĞRULTUSUNDA KULLANMAYI PLANLIYOR

Fatih Tezcan “Anket” başlığı adı altında guruptaki binlerce kişiye CORONA VİRÜS sürecinde camilerin toplu ibadete kapanması ile birlikte pasifize olan imam,müezzin,Kur’an öğretmeni gibi din görevlilerinin yapılanmaya entegre edilerek sosyal medya mecrasında muhaliflere karşı yürütülen operasyonlara dahil edilmesini nasıl karşılayacaklarını sordu.

Anketin “Diyanet’ten maaşlı 140 binin imam-müezzin-Kur’an öğretmenimiz var.Allah hepsinden razı olsun.Ancak camiler kapalı,hepsi boşta ve tabi evlerinde kalmalılar.Bu 140 bin görevlinin bu fitne sürecinde sosyal medyada aktifleştirilmesini nasıl bulursunuz?” şeklinde açıldığı yazışmalarda görülmekte.

Anketin şıkları ise “Çok güzel olur.Dini bilgileri var,belagatları çok iyi,hainlere karşı çok isabetli bir hamle olur.” ve “Hayır boş otursunlar,sosyal medyada işleri yok.Görev sahaları da değil.Mecbur değiller.Olmaz” şeklinde verilmiş.

Ankete katılan TELEGRAM’daki Fatih Tezcan’ın organize ederek yönettiği SİBERTÜRK isimli yapılanma üyelerinin %91’inin böyle bir projeye onay verdiği de anket sonucu olarak gözükmekte.

İşte projenin alt yapısını oluşturan o anket:

 

MUHALİFLER “HAİN”,DİN ADAMLARI KAPIKULU

Fatih Tezcan’ın TELEGRAM üzerinden kurduğu bu kapalı yapılanma üzerinden din adamlarını siyasi bir çatışmanın tarafı haline getirmeyi düşünüp,din adamlarının tümünü AKP’nin “Kapıkulu” gibi gördüğü ortaya çıkarken, muhalif kesimleri ise “Hain” olarak nitelemesi,AKP iktidarına yapılan eleştirileri ise “Nifak süreci” olarak yapılanmasına empoze etmesi dikkat çekiyor.

Böylesi bir projenin hayata geçmesi halinde siyasetin camilere gireceği ve ülkenin mili güvenliği için çok tehlikeli bir sürecin yaşanacağı ortadayken,Fatih Tezcan’ın TELEGRAM yapılanmasında özellikle “DEVLETİN KURUMLARI ve ÜST DÜZEY BÜROKRASİSİ” ile temas halinde olduklarını ve bu TELEGRAM  yapılanmasını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a çok yakın bir isimin tavsiye ve “Himayesi” ile hayata geçirdiklerini sık sık vurgulaması dikkat çekiyor.

FATİH TEZCAN AÇIKÇA “DEVLET KURUMLARIYLA  TEMAS HALİNDEYİM” DİYOR 

Fatih Tezcan’ın TELEGRAM üzerinden kurduğu binlerce kişilik yapılanmayı yönetirken yapıyı Cumhurbaşkanı Erdoğan’a çok yakın bir kişinin telkin ve himayesi ile kurduğu,devletin bakanlıkları,Emniyet Genel Müdürlüğü,hatta bizzat İçişleri Bakanı ile bizzat görüştüğünü,hedefe konulan kişiler için “işlem yaptırdığını” belirttiği ve fişlemeye konu olacak kişiler hakkında “İhbarların” nasıl ve hangi “Formata” göre yapılacağını belirttiği grup içi yazışmalarda, alenen bu faaliyetleri devletin kurumları ve bakanları ile irtibatlı olarak sürdürdüğünü anlatıyor…

İşte ilk kez geçtiğimiz günlerde Twitter’da Taylan Kulaçoğlu’nun hesabından paylaşılan o yazışmalar:

1 Yorum

1 Yorum

  1. Selami Sönmez

    15 Mayıs 2020 at 03:23

    Allah kötünün belasını versin, neler oluyor bu canım ülkemde, bir kere daha büyük Atatürk’ü anmadan geçemiyorum “bu ülkenin kahramanı kadar hainide var ismet.

Bir Cevap Yazın

GÜNDEM

AVUKATLAR ANKARA’DA SIHHİYE ADLİYESİ’NE YÜRÜDÜ

Yayınlanma Tarihi:

on

AKP’nin ‘çoklu baro’ sistemine karşı avukatlar direnmeye devam ediyor. Kuğulu Park’ta sabahlayan baro başkanları ve avukatlar, yasa teklifinin geri çekilmesi imzaladıkları dilekçeleri teslim etmek üzere Meclis’e yürüdü. Polis avukatların yürüyüşünü 3 kez barikat kurarak engelledi. Avukatlar Sıhhiye Adliyesi’ne yürüdü.

AKP’nin “çoklu baro” sistemine karşı çıkan baro başkanları sabaha kadar Kuğulu Park’ta nöbetteydi.

Polis Kuğulu Park’a geçişi kapattığı için Tunalı Hilmi Caddesi’nde bekleyen avukatlar ve baro başkanları, Meclis’teki yasa teklifinin geri çekilmesi için dilekçe imzaladılar. Baro başkanları ve avukatlar Meclis’e dilekçelerini vermek üzere yürüyüşe geçtiler.

Polis avukatların yürüyüşünü 3 kez barikat kurarak engellemeye çalışırken, baro başkanları ve avukatların dilekçeleri Meclis bahçesinde dilekçe komisyonu üyelerince alınmaya başlandı.

Avukatlar “Paralel baro istemiyoruz”, “Savunma yoksa adalet de yok” sloganları attı.

Meclis’e alınmayan avukatlar baro başkanlarıyla birlikte Sıhhiye Adliyesi’ne doğru yürüyüşe geçti.

Çevredeki yurttaşlar avukatlara alkışlar ve arabalardan korna çalarak avukatlara destek verdi.

Adliyenin etrafı polis tarafından barikatlarla çevrilirken avukatların barikatın açılması için adliyenin arka kapısı önünde uzun süre beklediler.

Bu bekleyişin ardından baro başkanları Sıhhiye Adliyesi önünde açıklama yaparak çoklu baroya neden karşı olduklarını bir kez daha anlattılar…

Okumaya Devam Et

GÜNDEM

AYASOFYA KARARINDAN SONRA YUNANİSTAN’DAKİ CAMİLERE NE OLACAK?

Yayınlanma Tarihi:

on

HABER ALTERNATİF-HABER MERKEZİ

Danıştay 10.Dairesinin Ayasofya ile ilgili müze kararını kaldıran kararı sonrasında bu kez yabancı ülkelerde,özellikle de Yunanistan’da bulunan camilerin “misilleme” olarak kapatılması yahut  kiliseye dönüştürülmesi ihtimali konuşulmaya başlandı.

Özellikle son dönemde ilişkilerin yeniden gergin bir süreç içerisine girdiği Yunanistan’da bulunan pek çok cami son aylarda restorasyon gerekçesi ile kapatılıyordu.

Yunanistan’da bulunan Hamza Bey Camii,İbrahim Paşa Camii,Yeni Camii,Alaca İmaret Camii,Fethiye Camii,Recep Paşa Camii,Eminzade Hacı Ahmet Ağa Camisi ve Karaferya Musalla Namazgahı gibi camilerin akıbeti merak konuu oldu.

YUNANİSTAN’DA CAMİLER KAPATILIYOR,KİLİSEYE ÇEVİRİLİYOR

Yunanistan’da bulunan Hacı Ahmet Ağa Camisi ve Karaferya Musalla Namazgahı mimari yapısı değiştirilerek Ortodokslara ait bir mekana dönüştürülürken,Kavala’da 1530’da inşa edilen İbrahim Paşa Camisi ise kiliseye çevrildi.

Öte yandan Serez’de 1385’te inşa edilen Eski Caminin 1937’de yıktırılıp yerine alışveriş merkezi yapıldığı, Rodos’ta ise 1578’de Sultan 3. Murat tarafından yaptırılan Sultan Mustafa Camisinin bugün nikah salonu olarak kullanıldığı biliniyor.

Selanik’te 1484’te inşa edilen ve bugüne kadar ayakta kalmayı başarabilen Osmanlı eserlerinden Alaca İmaret Camisi ise müze olarak hizmet veriyor. 1904’te yaptırılan Yeni Cami, Selanik’in Yunan idaresine geçmesinin ardından minaresi yıkılarak ibadete kapatıldı ve mübadele yıllarında göçmenler için konut olarak kullanıldı. Bugün ise belediyenin sergi salonu olarak kullanılıyor.

YUNANİSTAN KÜLTÜR BAKANLIĞI’NDAN AYASOFYA KARARI İÇİN “PROVAKASYON” AÇIKLAMASI

Yunanistan Kültür Bakanlığı, Ayasofya’yı camiye dönüştürmenin yolunu açan Danıştay kararının tüm medeni dünyaya karşı “açık provokasyon” olduğunu söyledi.

Yunanistan Kültür Bakanlığı’nın bu açıklamasının ardından Yunanistan’da bulunan diğer cmiler için de kapatma,kiliseye yahut müzeye çevirme işlemi yapılabileceği konuşuluyor.

Okumaya Devam Et

GÜNDEM

DANIŞTAY’IN AYASOFYA KARARI BELLİ OLDU

Yayınlanma Tarihi:

on

Danıştay 10. Dairesi, Ayasofya’nın camiden müzeye dönüştürülmesine dair 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararını iptal etti. Danıştayın gerekçesinde, Ayasofya’nın Fatih Sultan Mehmet Han Vakfı mülkiyetinde olduğu, cami olarak toplumun hizmetine sunulduğu belirtildi.

Danıştay 10. Dairesi, Ayasofya‘nın camiden müzeye dönüştürülmesine dair 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararını iptal etti.

Sürekli Vakıflar Tarihi Eserlere ve Çevreye Hizmet Derneği, Ayasofya’nın camiden müzeye dönüştürülmesine yönelik Bakanlar Kurulu kararının iptali istemiyle Danıştayda dava açtı.

Davayı duruşmalı inceleyen Daire, 2 Temmuz’daki duruşmada tarafları dinledi.

Duruşmanın ardından dosyayı inceleyen Danıştay 10. Daire kararını verdi. Daire, Ayasofya’nın camiden müzeye dönüştürülmesine dair 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararını iptal etti.

TAPU BELGESİNDE CAMİ VASFI İLE TESCİLLİ

Daire’nin 19 sayfalık gerekçesinde, dava konusu Bakanlar Kurulu kararının, ilgili mevzuat, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları kapsamında değerlendirildiği belirtildi.

Gerekçede, Ayasofya’nın, statüsü muhafaza edilerek, hukuk düzeninde güvence altına alınan özel hukuk tüzel kişiliğini haiz mazbut vakıf niteliğindeki Fatih Sultan Mehmet Han Vakfının mülkiyetinde olduğu kaydedildi.

Ayasofya’nın, vakfedenin iradesi gereği, sürekli şekilde cami olarak kullanılması için toplumun hizmetine sunulduğu, bedelsiz kamunun istifadesine terk edilmesi yönüyle hayrat taşınmaz niteliği taşıdığı, tapu belgesinde de cami vasfı ile tescilli bulunduğuna dikkati çekilen gerekçede, şu ifadeler yer aldı:

“Vakıf senedinin, hukuk kuralı etki değer ve gücünde olduğu, vakfedilen taşınmazın vakıf senedindeki niteliğinin ve kullanım amacının değiştirilemeyeceği, bu hususun tüm gerçek tüzel kişiler kişilerle birlikte davalı idare için de bağlayacı olduğu kuşkusuzdur. ”

Türk hukuk sisteminde kadimden beri korunarak yaşatılan Vakfa ait taşınmaz ve hakların vakfiyesi doğrultusunda istifadesine bırakıldığı toplum tarafından kullanılmasına engel olunamayacağı, vakıf senedinde sürekli olarak tahsis edildiği cami vasfı dışında kullanımının ve başka bir amaca özgülenmesinin hukuken mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.”

CUMHURBAŞKANI MİLLETE SESLENECEK

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın karara ilişkin 20.53’te millete sesleniş konuşması yapacağı bildirildi.

AYASOFYA İLE İLGİLİ YARGISAL SÜREÇ

Sürekli Vakıflar Tarihi Eserlere ve Çevreye Hizmet Derneği, Ayasofya için ilk olarak 2005’te Danıştay’a dava açmıştı. Dernek, 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararının iptali ve yürütmenin durdurulmasını istemişti.

Danıştay 10. Dairesi, 24 Haziran 2005’te söz konusu Bakanlar Kurulu kararının yürütmesini durdurma istemini reddetmişti. Daire 2008’de ise Ayasofya Camisi’nin müze olarak kullanılmasında hukuka aykırılık bulunmadığına işaret ederek, davayı reddetmişti.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Dairenin bu kararını onamıştı. Dernek, 2016’da tekrar Danıştaya dava açmıştı.

Derneğin, Anayasa Mahkemesine yaptığı bireysel başvuru hakkında ise 2018’de karar verilmişti. Yüksek Mahkeme, Ayasofya’nın namaz kılınması için ibadete açılması yönündeki talebin reddedilmesi nedeniyle din ve vicdan hürriyetinin ihlal edildiği iddiasıyla yapılan başvuruyu, “incelenmeksizin kişi bakımından yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez bulmuştu.

Okumaya Devam Et

Popüler

%d blogcu bunu beğendi: