Sosyal Medya Hesaplarımız

MEDYA

TÜRK SPOR MEDYASININ “BARONLARI”-2

Yayınlanma Tarihi:

on

Celal EREN ÇELİK

Dün yazmaya başladığımız ve sizlerin de çok büyük ilgi gösterdiğiniz yazı dizimize bugün kaldığımız yerden devam ediyoruz…

Her zaman dediğimiz gibi “Futbol asla sadece futbol değildir” ve dün yazmaya başladığımız Türk spor medyasının “BARONLARINI” yazmaya başladığınız zaman tüm yan gelir kalemleri ile milyarlarca dolarlık bir “Endüstri” haline gelen futbolda işin ucu ekonomiye de dokunur,siyasete de,girift ilişkilere de…

Yazı serimizin bugünkü bölümü işte tam “Futbol asla sadece futbol değildir” sözünün adeta tescili olacaktır ve aynı zamanda bu memlekette “Damat” olmanın ne kadar önemli,ne kadar mühim bir konu olduğunu bize gösterecektir…

Bu kadar “Peşrev” yeter diyelim ve başlayalım yazı dizimizin 2. bölümünü yazmaya o zaman,sizler de çayınızı kahvenizi alın ve derin bir nefes alarak başlayın okumaya…

***

Kurtuluş Savaşı yıllarına gidiyoruz şimdi sizlerle…

Kurtuluş Savaşı’nın ismi kamuoyu tarafından çok bilinmese de en önemli isimlerinden birisi Denizli’nin önde gelen isimlerinden birisi olan Avukat Hulusi Mehmet Bey’dir. Kurtuluş Savaşı’nda gösterdiği yararlılık dönemi ile o dönem bölgede bir efsane haline gelen Mehmet Hulusi Bey,Kurtuluş Savaşı sonrasında TBMM tarafından özel olarak İstiklal Madalyası’na layık görülecektir.

Mehmet Hulusi Oral o dönem ülkeyi yöneten CHP için de önemli b ir isimdir. Cumhuriyetin ilk yıllarında Denizli’nin ilk milletvekillerinden birisi olarak uzun süre TBMM’de milletvekilliği yapacaktır.

Avukat Mehmet Hulusi Oral’ın bir oğlu vardır:Arif Hüdai Oral…

Arif Hüdai Oral hayatında her anlamda babasını kendisine rol model olarak almıştır. İstanbul Üniversitesi’nde hukuk okuyarak avukat olur ve tabii ki daha çok genç yaşta adeta “İçine doğduğu” siyasete adım atar.

Arif Hüdai Oral da tıpkı babası gibi ailenin 2. kuşak temsilcisi olarak CHP Denizli Milletvekili olarak Meclis’e girer. Ama Arif Hüdai Oral Türk siyaseti için öyle sıradan bir milletvekili değildir.

Cumhuriyet’in kurumsal bir enerji politikasına ihtiyacı vardır ama genç cumhuriyet pek çok sıkıntı ile boğuşmaktan enerji konusunda bu kurumsallaşmayı sağlayamamıştır.Koskoca memleketin ne Enerji Bakanlığı vardır, ne de yer altı ve yer üstü kaynakları ile özel olarak ilgilenecek bir bakanlığı…

İşte Arif Hüdai Oral”Devletin verdiği” -Dikkatinizi çekerim hükümetin demiyorum “DEVLETİN” diyorum arada büyük fark var- stratejik bir karar ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nı kuran isim olacak ve 1963 yılında Türkiye Cumhuriyeti tarihinin ilk Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olacaktır.

Dedik ya karar “DEVLET KARARIYDI” diye… Boşa demiyoruz zira Arif Hüdai Oral Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin gelmiş geçmiş en “Millici” Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olacak, tüm enerji ve yer altı/yer üstü zenginliklerinin devlet açısından “Stratejik” önemde olduğunu belirterek bu alanların kesinlikle ve tamamen devlet kontrolünde olmasını savunmuş hele hele bu alanlara yabancıların girmesini şiddetle reddetmiştir….

Bu arada Oral Ailesi devlet içerisinde çok önemli,güçlü ve derin ilişkiler de kurmuştur doğal olarak.

Şimdi siz diyorsunuz ki “Arkadaş sen bize spor medyasının baronlarını yazacaktın gittin Kurtuluş Savaşı’na,1960’lara kel alaka şeyler anlatıyorsun” Ama demeyin efendim demeyin…

Biz yazmaya devam edelim.

1980’lerin hemen başında Ankara’da Hacettepe Üniversitesi’nde bir akademisyen adeta parlamaktadır…Gazetecilik mezunu olsa da kısa süreli 1-2 gazetecilik deneyimi dışında sektörde pek de geçmişi olmayan bu akademisyenin enteresan ve bir o kadar geniş bir çevresi vardır… O akademisyenin adı Ertuğrul Özkök’tür.

O yıllarda Hürriyet Gazetesi Türkiye’nin en etkili gazetesi konumundayken, gazetenin sahibi ise aile olarak Kurtuluş Savaşı yıllarında Anadolu’daki Kuvayi Milliye’nin yanında yer almış Türkiye’nin köklü basın ailesi Simavi Ailesi‘dir.

Ve işte tarih yaprakları 1986’yı gösterdiğinde o sektörde hemen hiç tecrübesi olmayan Ertuğrul Özkök, Simavi Ailesi’nin Hürriyet Gazetesi’ne “Paraşütle” inerek gelir ve önce gazetenin Ankara,sonra da Moskova Temsilciliğini yaptıktan sonra “Jet hızı” ile yükselişine devam ederek 1989 yılında Hürriyet Gazetesi’nde 20 yıl kesintisiz devam edecek Genel Yayın Yönetmenliği görevine getirilir.

İşte o Ertuğrul Özkök, Türkiye’de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nı kuran ve ilk Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olan Arif Hüdai Oral’ın kızı Tansu Hanım ile evlidir,yani “Damattır”…

***

Şimdi sizlerle 1 Eylül 1995 tarihine gidiyoruz…

Romantik bir ortamda, iki genç daha önce pek çok kez telefonla görüşseler, ortak arkadaşları ile haberleşseler de ilk kez baş başa yemeğe çıkmanın heyecanını yaşıyorlar…

İki genç masaya oturduklarında ikisinin de adeta elleri titriyor heyecandan ve ilk görüşte birbirlerine aşık oluyorlar…

Aslında o masaya oturan gençlerden birisinin hiç heyecanlanmaması lazım normalde,zira o sıralarda kendisi Türkiye’nin tozunu sahnelerde atıyor,on binlerce genç kız kendisine hayran,imza almak için kuruğa giriyor ,kulis odasına geliyorlar…

Ama dedik ya bu iki genç ilk görüşte birbirlerine aşık oluyorlar… O gün yedikleri yemeğin ardından tam 2 sene birliktelikleri devam ediyor ve 1997 yılında da evlenerek taçlandırıyorlar mutluluklarını ve kısa süre sonra iki de çocukları oluyor.

İşte o masadaki iki gençten birisi Türkiye’nin kendisini 1990’ların “POP MÜZİK” furyasının en önde gelen gruplarından İzel-Çelik-Ercan dan tanıdığı Ercan Saatçi, diğeri ise Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök’ün kızı Gülümsün Özkök…

Evet Ercan Saatçi’de artık “DAMATTIR” ve dedik ya “Damatlık” bu memlekette önemlidir. Ercan Saatçi, Ertuğrul Özkök yıllarca Aydın Doğan’ın sağ koluyken Doğan Holding2in müzik şirketi DMC’nin başındaki isim olacaktır.

Ama futbola da pek bir meraklıdır koyu Fenerbahçeli Ercan Saatçi…

E, Türkiye’de futbol 2000’li yıllardan sonra endüstrileşerek bir sektör haline gelir de Aydın Doğan buna kayıtsız kalır mı…

Kısa süre sonra bir de bakarız ki şarkıcı Ercan Saatçi Hürriyet’te spor yazarı olarak karşımıza çıkar,Ertuğrul Özkök futbol yazıları kaleme almaya başlar…

Ama özellikle 2008 itibariyle Ertuğrul Özkök damadını Hürriyet Spor Servisi’nin başı için “hazırlamaya” başlar…

Bu arada bir gelişme yaşanır ve 2012 yılında Ercan Saatçi ile Ertuğrul Özkök’ün kızı Gülümsün Hanım boşanır.Ama Özkök Ailesi torunlarının babası Ercan Saatçi’yi evlatları gibi sevmeye devam eder.

Öyle ki boşanmadan kısa süre sonra Ercan Saatçi eski kayınpederi Ertuğrul Özkök tarafından HÜRRİYET SPOR KOORDİNATÖRÜ olarak Hürriyet’in spor servisinin başına getirilir.

Saatçi “SİSTEMİ” bilmektedir…

İlk röportajını kime verir dersiniz?

Dünkü yazımızda ilişkiler ağını detayları ile yazdığımız Hıncal Uluç’un akrabası Sanem Altan’a ve der ki “En büyük hayalim İbrahim Seten ile çalışmak”

İbrahim Seten ise 25 Eylül 2012’de yapılan bu röportajdan sadece 3 ay önce 20 Haziran 2012’de “El ele geldikleri” adliyede tek celsede Sanem Altan ile 11 yıllık evliliğini bitirmiş ama hem Sanem Altan ile dost kalmış, hem de Hıncal Uluç’un en yakınında olmaya devam eden Vatan Gazetesi Haber Müdürü’dür.

Sonra tabii bu çıraklık dönemi geçecektir Ercan Saatçi’nin hatta öyle “Ustalaşacaktır” ki bu operasyon işlerinde Aziz Yıldırım’ın yanına gidip çok ünlü bir gazetecinin ismini –İsmi bizde saklı olan bu çok önemli  gazeteci olaydan kesinlikle haberi olmadığını söylüyor bize- kendisinden habersiz vererek “Başkan bak bu gazetecinin elinde senin askerliğin ile ilgili sıkıntılı belgeler var,ben araya gireyim yayınlamasın” diyecek hatta istifa etmesini telkin edecek, Aziz Yıldırım’ın yanından çıkınca yakın olduğu Yıldırım muhalifi bazı önemli isimlere telefon açıp “Başkan istifa ediyor,seçim var listenizi hazırlayın” diyecek, gazetede Yıldırım muhaliflerini parlatacaktır.

Yıldırım’ın o meşhur istifasının arka planında da vardır Ercan Saatçi…

Ama aynı Ercan Saatçi kulübüm 100. kuruluş yıl dönümünde 1907 adet sayılı üretilen saatlerin satış işini başkan Yıldırım’dan kapacak, İsviçre’den getirdiği 200-300 Euro’luk “Çakma” saatleri minimum 1000-1500 Euro kar bırakacak şekilde Fenerbahçeli iş adamlarına satacaktır.

Hatta kendisine “Başkan bak sana X numaralı saati ayırdım -Saatin numarasını kaynağımız ortaya çıkmasın diye yazamıyoruz,dediğimiz gibi sadece 1907 adet üretilmişti ve herkesteki saatin numarası belli- yazıyorum bir saat” diye aradığı önemli bir iş adamı ile konuşmasını bu iş adamının yanında hoparlörden dinleyen bir başka Fenerbahçeli önemli iş adamı hayretler içinde kalacaktır. Zira Ercan Saatçi o aynı numaralı saati kendisine de satmıştır!

1907 saatten saat başı minimum 1000 Euro’dan yaklaşık 2 milyon Euro,tabii “Çifte satışlar hariç”!

Güzel tezgahlardır,ballı kaymaklı işlerdir bunlar…

Ha kendisi illa ki “Yok böyle birşey,yalan iftira” diyorsa Halep oradaysa arşın burada…

Fenerbahçe Spor Kulübü’nün o saatlerin satış hakkını kime verdiği,satışların hangi şirket üzerinden yapıldığı, saatlerin yurtdışından hangi şirketin ithal ettiğini isteriz kulüpten, istenirse devletin resmi kayıtlarına da girer böylece,ha tabii saatleri alanlar da konuşunca siz izleyin cümbüşü…

Dedik ya artık usta olmuş, “HAYALLERİNDE” olan İbrahim Seten ile son derece yakın ilişkiler kurmuş olan Ercan Saatçi, Tür futboluna ince ayarlar çeken,teknik direktör getirip,götüren, TFF Başkanı seçimlerine müdahil olan, menajerleri pek bir yakından tanıyan ve bunlarla muhabbeti bol olan o “PROTOKOL MASASI EKİBİNE” kısa sürede dahil olacaktır.

***

Şimdi bakınız efendim son dönemlere, özellikle de Nihat Özdemir TFF Başkanı olduktan sonraki döneme…

Özdemir ne zaman sıkışsa, LİMAK ne zaman yeni bir yatırım yapacak olsa hoop Fatih Çekirge ortaya çıkar ve pek sevgili dostu Nihat Özdemir ile müthiş yazılar döşenir…

Ali Koç açıklama yapar, Nihat Özdemir “Ali Koç tribünlere gaz verip provokasyon yapıyor” diye Fatih Çekirge’nin köşesinden yanıt verir…

Ali Koç- Nihat Özdemir geriliminden sonra Aziz Yıldırım-Nihat Özdemir cephesinden açıklama gelir mi diye konuşulur… Kimin ne yapacağını Fatih Çekirge yazar…

LİMAK’ın ne kadar büyük ve önemli  bir şirket olup,ülkeye ne kadar önemli yatırımların yazılması gerekir Fatih Çekirge hazır ve de nazırdır…

Ve tabii TFF seçimleri olur Fatih Çekirge “Uzmanımız” olarak yine yazılar döşenir köşesinden…

İyi de Fatih Çekirge spor yazarı olmamasına rağmen bu işlere niye karışır? Karışır mı yoksa Hürriyet Gazetesi üzerindeki “Gölgesi” hiç bir zaman kalkmamış olan Ertuğrul Özkök tarafından mı karıştırılır?

Şimdi “Arkadaş ne alakası var Ertuğrul Özkök ile Fatih Çekirge’nin,iktidar-LİMAK-Nihat Özdemir ilişkilerinin” diyorsanız aman durun efendim sakın demeyin..

Zira Fatih Çekirge ,Ercan Saatçi ile boşandıktan sonra uzun süre kimse ile birlikte olmayan Ertuğrul Özkök’ün kızı Gülümsün Özkök ile 2012 yılında nişanlanmıştır…

Ertuğrul Özkök ile Fatih Çekirge’nin arasından da daha önce pek çok kez atıştıkları bilinse de bu tarihten sonra su sızmayacaktır…

Tabii maksat “Baba kontenjanından” TV2’ye Genel Müdür yapılan Gülümsün Hanım üzülmesin,mutlu olsun…Yani aklınıza başka bir şey gelmesin…

MUÇEV Yönetim Kurulu üyesi olarak limanlar üzerinde Türkiye’deki en önemli rant alanlarından birisinin üzerinde bulunan Fatih Çekirge’nin hakkında Türk medyasında bizim Twitter mecrasında 3 bölüm halinde yayınladığımız SAHİLLERİ AŞAN DENİZ SAVAŞI:MUÇEV başlıklı flood serimiz dışında neden tek kelime edilmez dersiniz?

Zira LİMAK da ondan sorulur,Fenerbahçe içindeki derin güç mücadeleleri de,iktidar-medya-sermaye arasındaki bağlantılar da…

***

Evet efendim yazı dizimizin ikinci bölümünün sonuna geliyoruz burada…

Yazı dizimizin 3. bölümünü Perşembe günü yayınlayacağımızın duyurusunu da şimdiden  burada yaparak noktalayalım yazımızı ve ekleyelim “Emin olun çok ama çok şaşıracaksınız” daha…

Zira 3. bölümde Ercan Saatçi’nin İsviçre’den getirttiği 300 Euro’luk çakma saatlerin değil tam 110 bin Euro’luk saatlerin “JEST” olarak havalarda uçuştuğu bir yazı okuyacaksınız.,ne baronlar ne milyon dolarlık pazarlıklar okuyacaksınız…

Yazımızın sonuna gelirken notumuzu da düşelim;

 “Twitter,sosyal medya çöp” deyip “Sevgili kardeşlerim bu part bitti” kelimesini “GETİR BABACIM” eşliğinde aklımıza kazıyan “VOLEYE”,  dömi “VOLEYE”kalkma uzmanı, Türk spor medyasının operasyon ordusunun kimi zaman”SERDAR”ı EKREM-İ,kimi zaman “ÇELİK” yürekli “ER”i, her duruma her operasyona “AYANI” ayık olanı,”ARSLAN” yürekli Hürriyet sevdalıları, her daim “FİTBOL” sevdası içinden Benjamin Franklin sevgisi nedeni ile eksik olmayan “CANDAN ” gülüşleri ile “IŞIK” saçan en “KAFA” yorumcuları (!) “ŞEYTANI” meleği, telefonundaki “BİP” sesine sevdalanan ağır abileri (!)…

Okumaya devam etsinler bizi…Zira bu yazı dizisinde “KENDİLERİNDEN” çok ama çok şey bulacaklar…

Ver sizler de her bir bölümü okudukça yüksek sesle tekrarlayacaksınız kendi kendinize: “FUTBOL ASLA SADECE FUTBOL DEĞİLMİŞ GERÇEKTEN” diye...

________________________________________________________________________________

*** BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan,bağımsız ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan,Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir,DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=ckNkclRRSnVuUldIblRnczBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w?view_as=subscriber

 

 

 

2 Yorum

2 Yorum

  1. Harun Bingöl

    30 Aralık 2020 at 00:36

    Celal bey esenlikler, yazılarınızı tivitırdan çok sıkı takip ediyordum, artık kullanmadığım için buradan müdaviminiz oldum.. Tek belirtmek istediğim, yazılarınızı vatsap üzerinden ya da meil yoluyla başkaları ile paylaşabilsek, insanları bu uygulamanıza yönlendirebilsek daha çok insana ulaşabilmek, daha iyi olmaz mı?

    • Celal Eren Çelik

      2 Ocak 2021 at 21:23

      Tabii ki olur…Bunu da sizler paylaşarak yapabilirsiniz ancak…Saygı ve selamlarımla.

Bir Cevap Yazın

MEDYA

TWİTTER VE PİNTEREST “KRİTİK SÜRECE” GİRDİ

Yayınlanma Tarihi:

on

AKP iktidarının sosyal medyayı kontrol altına alma amacıyla çıkardığı yeni yasa sonrasında Türkiye’de temsilci bulundurması yönündeki yeni kurala uymayan Twitter ve Pinterest daha önce milyonlarca liralık ceza ödemişlerdi.

Bu cezaları ödemelerine rağmen Türkiye’de halen temsilci bulundurmayan ve milyonlarca kullanıcıya sahip Twitter ve Pinterest için reklam cezası kesildi.

Kesilen son ceza ile birlikte Twitter ve Pinterest artık Türkiye’den reklam alamayacak.

Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Ömer Fethi Sayan, konuya ilişkin Twitter’dan yaptığı açıklamada, “7253 sayılı yasa gereği Türkiye’ye resmi temsilci atamayan yurt dışı kaynaklı sosyal medya şirketleri, artık ülkemizden reklam alamayacak. Reklam yasağının uygulamasını; BTK, BDDK, TCMB, VDK ve ilgili tüm kamu kurumlarımız hassasiyetle denetleyecek. Ayrıca reklam veren şirketlere de ceza kesilecek” dedi

KISITLAMA YOLDA…

Reklam yasağı kararından sonra da temsilci atamayan sosyal medya ağlarına erişim kısıtlaması getirileceğini belirten Sayan, “Reklam yasağı uygulanmadan Türkiye’ye temsilci atamayı ve yükümlülükleri yerine getirmeyi kabul eden sosyal ağ şirketlerine teşekkürlerimi sunuyorum. Hiçbir vatandaşımızın ülkemizde sağlanan hizmetlerden mahrum kalmasını istemiyoruz. Dileriz ki hala temsilcisini bildirmeyen Twitter ve Pinterest de ivedilikle gerekli adımları atarlar. Yükümlülüğe uymamakta ısrar eden sosyal ağların bant genişliğinin daraltılması en son istediğimiz yol” ifadesini kullandı.

Twitter ve Pinterest bu aşamadan sonra Türkiye’ye temsilcilik açarak temsilci atamayı kabul etmezse bant genişlikleri minimum düzeye indirilerek kağıt üzerinde erişime kapatılmasa da fiili olarak kullanılamaz hale getirilecek.

KULLANICILAR VPN PEŞİNDE…

Twitter ve Pinterest‘in reklam yasağından sonra da temsilci atamaması ve bant genişliklerinin daraltılarak fiili olarak kullanımının imkansız hale getirilmesi ihtimalini düşünen kullanıcılar ise şimdiden çeşitli sosyal medya platformları ve forumlarda VPN programları arayışına girdiler…

VPN kullanarak bu bant daralmasını aşarak bu uygulamalara giriş yapmak mümkün olmakta.

________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan,bağımsız ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan,Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir,DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

 

Okumaya Devam Et

MEDYA

TÜRK SPOR MEDYASININ BARONLARI-4

Yayınlanma Tarihi:

on

İlgiyle takip ettiğiniz TÜRK SPOR MEDYASININ BARONLARI yazı dizimizin 4. bölümünde sizlerle birlikte olacağız sevgili okuyucularımız…

Çağımız dijitalleşme çağı,çağımız klasik medyanın güç ve nüfuz alanını hızla dijital medya mecralarına bıraktığı bir çağ…

Hal böyle olunca Türkiye’deki spor medyasının “Yeni nesil baronları” da  bu duruma entegre olarak, dijital bir yapılanma ile Türk futbolunu başkanlık seçimlerinden hoca ve futbolcu transferlerine kadar dizayn ettiler…

Algı yarattılar,manipülasyon yaptılar,bu yaptıkları operasyonlar ile çok büyük bir rant alanını en tepedeki patronları adına şekillendirdiler…

Evet sizler de hazırsanız yazı dizimizin 4. bölümüne başlayalım efendim…

***

Tarih 2002 yılının Eylül ayı ortası…

Ataköy Otelcilik A.Ş’ye ait Corowne Plaza’ya ait binaya sessiz sedasız bir “Anten” yerleştirilir…Ancak anten uçak geçişlerini tehdit etmektedir lakin bu çok riskli durumu kimseler umursamaz, anten yerinde kalmaya devam eder.

O tarihlerde AKP kurulalı yaklaşık 1 sene olmuştur ve AKP’nin ilk kez iktidara geleceği Kasın 2002 seçimlerine yaklaşık 2 aylık bir zaman vardır,AKP harıl harıl çalışma yapmaktadır…

İşte Cowne Plaza’ya ait binanın tepesindeki bu esrarengiz antenin AKP’nin “Özel” bazı telsiz görüşmeleri için kullanıldığı bilgisi bir süre sonra kulislere düşecek ve bu bilgi asla yalanlanmayacaktır…

Crowne  Plaza’nın sahibi olan ATAKÖY OTELCİLİK A.Ş’nin o dönemde yönetim kurulu başkanlığını Serdar Güzelaydın isimli genç ve parlak bir yönetici yapmaktaydı…

Ancak işin daha “Enteresan” olan tarafı Serdar Güzelaydın’ın kendisinden önce ATAKÖY OTELCİLİK A.Ş’nin Yönetim Kurulu Başkanı olan ve 2001 yılı içerisinde bu görevden ayrılan,yani “Halef-selef” olduğu Reha Denemeç’in AKP’nin kurucularından birisi olmasıdır…

Nitekim Reha Denemeç AKP’de sıradan bir kurucu olarak kalmayacak,kısa süre içerisinde o dönemki AKP içerisinde en önemli isimlerden birisi olacak,2002 ve 2007 seçimlerinde AKP’den Ankara Milletvekili olarak Meclise girecek,uzun yıllar AKP Genel Başkan Yardımcılığı ve AKP MKYK üyeliği görevlerini yürütecekti…

Ve yine bir tesadüf olarak AKP’nin kuruluşunda “Vitrinindeki” en önemli isimlerden olan Erkan Mumcu da Serdar Güzelaydın’ın çok yakın arkadaşıdır…

O esrarengiz antenin Crown Plaza’nın tepesine oturtulmasında işte böyle enteresan tesadüfler vardır ama tesadüf olmayan şeyler de vardır…

***

2002 seçimlerinde AKP iktidara gelirken Meclis’e AKP milletvekili olarak giren eski ANAP’lı milletvekilleri sadece Erkan Mumcu ile sınırlı değildir.

1987,1991,1995,1999 seçimlerinde tam 4 dönem üst üste ANAP milletvekili olarak TBBM’ye giren Murat Başesgioğlu da bu kez AKP milletvekili olarak Meclis’e giren isimlerden birisi olmuştur…

İşte o Murat Başesgioğlu 2003 yılında kurulan hükümette Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yaparken en yakınındaki isim Kastamonulu hemşehrisi ATAKÖY OTELCİLİK A.Ş’nin o genç ve parlak Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Güzelaydın olacaktır.

2007 yılında ise Murat Başesgioğlu yeniden AKP milletvekili olarak TBMM’ye girecek ve bu kez de Gençlik ve Spordan Sorumlu Devlet Bakanı olacak,onun döneminde TFF’de çok önemli düzenlemeler yapılırken,yine Murat Başesgioğlu’nun en yakınındaki isim olan Serdar Güzelaydın’ın da futbol dünyasındaki “Önlenemez yükselişi” başlayacaktır.

***

Serdar Güzelaydın kısa süre içerisinde yakını olduğu Murat Başesgioğlu’nun da desteği ile futbol camiası içerisinde yükselirken spor medyası içerisinde de sonraları çok ama çok daha ilerleteceği sıkı ilişkiler kurmaya başlamıştır.

İşte bu ilişkiler sayesinde Haluk Ulusoy’u destekleyerek Ulusoy listesinden TFF Yöneticisi olan Serdar Güzelaydın 2004 TFF seçimlerinde rüzgarın tersine döndüğünü ve AKP’nin Haluk Ulusoy’un “Kalemini kırdığını” “Kuşlarından” haber alarak bir anda Haluk Ulusoy’u istifaya davet etmiş,medya ilişkileri ile o dönemde Ulusoy aleyhine medyada bir algı yaratmış ve en sonunda bunun ödülünü Levent Bıçakçı listesinden yeniden TFF Yönetim Kurulu Üyesi olarak almıştır…

Bu arada yıllar ilerliyor medya ile kurduğu ilişkiler sonrasında medyanın karlı bir sektör olduğunu keşfeden Serdar Güzelaydın, tam adı ile söylersek Serdar Seda Güzelaydın BES YAPIM PRODÜKSİYON LİMİTED ŞİRKETİ’ni Süleyman Nihat Yelekçi ile birlikte kurar ancak 3 Ekim 2012 tarihinde Süleyman Nihat Yelekçi şirketteki hisselerini Serdar Güzelaydın’a devreder ve Güzelaydın şirketin tek patronu olur.

Serdar Güzelaydın aynı zamanda Aydın Doğan’ın damadı olan Mehmet Ali Yalçındağ’ın da çok yakın arkadaşıdır… Önce KANAL D’ye pek çok program yapar… GELİNİM MUTFAKTA,RENKLİ SAYFALAR,EV GEZMESİ,MAGAZİN D gibi uzun yıllardır ekranlarda olan pek çok program işte Serdar Güzelaydın’ın bu BES YAPIM şirketine aittir.

STAR TV’ye ALİŞAN ile SEVCAN,SHOW TV’ye meşhur gençlik dizisi ARKA SIRADAKİLER,TNT’ye AKLIN YOLU BİR ve İSMAİL BAKİ SHOW,Star TV’ye Halil Necipoğlu ile Sahur da yine BES YAPIM imzası taşımaktaydı.

Ancak AKP’den milletvekili adayı olmak için kulis yapacak kadar iyi ilişkileri olan Serdar Güzelaydın,AKP’nin çiftliği haline gelen TRT’yi de boş geçmez..

Ahmet Çakar’ın sunduğu SON BASAMAK TRT SPOR’a, AİLELER YARIŞIYOR yarışma programı ve GURBETTE AŞK dizisi TRT 1’e yine Güzelaydın’a ait BES YAPIM tarafından yapılan işlerdir.

Bu arada TRT AVAZ’da yayınlanan KENTLER ve GÖLGELER,TRT HABER’de yayınlanan SAHNE TOZU,TRT SPOR’da yayınlanan GERÇEK FUTBOL ve TRT’de yayınlanan 10 NUMARA çekilişlerine de Serdar Güzelaydın’ın BES YAPIM şirketi “DANIŞMAN” olarak imza atmaktadır…

Ama özellikle medya içerisinde Serdar Güzelaydın’ın kurduğu bu ilişkilerin asıl zirve yapacağı tarih TURKCELL‘de önemli gelişmelerin yaşandığı 2015 yılı olacaktı…

***

1980 askeri darbesinin öncesinde Süleyman Demirel’e en yakın bürokratlardan birisi hiç şüphe yok ki Uğur Gümüştekin’di…

Uğur Gümüştekin THY,PETKİM,EXİMBANK gibi pek çok önemli stratejik kuruluşun yönetim kurulu üyeliği yapmış olan Türkiye’nin en önemli üst düzey bürokratlarından bir tanesiydi.

Uğur Gümüştekin’in eşi de eski THY Genel Müdür Yardımcılarından Sevgi Gümüştekin’di.

Uğur-Sevgi Gümüştekin çiftinin kızları ise Tulu Gümüştekin’di ve Tulu Gümüştekin AKP döneminde SABAH’ın en önemli yazarlarından bir tanesiydi, seçimlerden hemen önce de “Oyum AKP’ye” başlığı atacak kadar AKP’yi desteklemekteydi.

SABAH için “En önemli” hatta daha da doğru ifade etmek gerekirse “En prestijli yazarlardan” birisi olması ise böylesi önemli bir aileden geliyor olmasının yanı sıra Dünya Gazetesi tarafından düzenlenen “yılın en başarılı iş kadını” ödülünü 2001 yılında alan Tulû Gümüştekin, 2002 yılında Dünya Ekonomik Forumu (World Economic Forum) tarafından “Geleceğin 100 Global Lideri” ödülüne layık görülmüş, Rotary Klubü tarafından da 2003 yılında kendisine “Yüksek Profesyonel Başarı” ödülünü kazanmış,uluslararası saygınlığı ve çok önemli kontakları olan bir isim olmasındanda kaynaklanmaktaydı.

Biz 2015 yılına dönecek olursak o yıl TURKCELL’de “Efsane” denebilecek 9 yıllık Süreyya Ciliv’in CEO’luğu sona ermiş,Ciliv’in görevden ayrılması ile bir dönem kapanmıştı.

Ekonomi koridorları o tarihlerde merakla TURKCELL’in başına Süreyya Ciliv sonrasında kimin geçeceğini bekliyorlardı.Koridorlarda ise bu görev için  AK Parti’li eski bakanlar Hilmi Güler ile Atilla Koç, Vakıf Emeklilik Genel Müdürü Mehmet Bostan ve THY Genel Müdürü Temel Kotil gibi “Ağır topların”isimleri geçiyor, bu isimlerden birisinin TURKCELL’in en tepesine gelmesine kesin gözü ile bakılıyordu.

Ancak 2015 yılının Nisan ayında kimsenin beklemediği bir gelişme oluyor ve kimsenin beklemediği bir isim olan Kaan Terzioğlu TURKCELL CEO’su olarak atanıyordu…

İşte o Kaan Terzioğlu, Uğur ve Sevgi Gümüştekin çiftinin damadı,gazeteci ve iş kadını Tulu Gümüştekin’in eşiydi…

Ancak Terzioğlu bu atama ile ilgili çok sevinemeyecektir zira TURKCELL CEO’luğu görevine getirildikten sadece 3 ay  sonra eşi Tulu Gümüştekin’i kanser hastalığı sebebi ile kaybedecek,Tulu Gümüştekin’in cenazesinde başta dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Berat Albayrak’tan İdris Güllüce’ye kadar devlet ricali neredeyse tam kadro katılacaktır…

Ama hayat devam etmektedir ve acılar tamamen geçmese de Kaan Terzioğlu için de hayat son derece yeni gelişmeler ile devam edecektir.

TURCELL CEO’su olarak bir yandan bu şirketteki görevine devam eden Kaan Terzioğlu da bir süre sonra “Futbola ilgi duyanlar kervanına” katılır…

Terzioğlu “Güçlü ve nüfuzlu” bir kişidir üstelik AKP ile de arası iyidir…

İşte tüm bu özellikler bir araya geldiğinde ve buna bir de Yıldırım Demirören ile Kaan Terzioğlu arasındaki samimiyet eklendiğinde Terzioğlu 2015 yılında Yıldırım Demirören’in listesinden TFF ‘ye “YENİ PROJELERDEN” sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi olarak seçildi.

Evet görevinin hakkını fazlası ile verecekti Terzioğlu ve Türk spor tarihinin son yıllarda gördüğü en büyük “PROJEYE” imza atacaktı…

Ve Kaan Terzioğlu 2005 yılından beri başında olduğu TURCELL’in A Milli Takım “ANA SPONSORU” olması gerçeği ortada dururken, “Parayı ben veriyorsam düdüğü de ben çalmalıyım” diyerek gücünü zirveye ulaştırmak isteyecek “YENİ PROJESİNİ” hayata geçirmek için kolları sıvadı…

İşte tam da burada Kaan Terzioğlu ile Serdar Güzelaydın’ın yolları kesişti ve bu büyük projede ortaklık yapmak için el sıkışıldı..

***

Projeye start verilmesi ile birlikte her şey için ilk adım  Lifecell Ventures diye Gustav Mahler Plain 2 1082 MA Amsterdam adresinde bir merkez ofis “Gösterilerek” şirket kurulması ile başladı…

“Gösterilerek” diyoruz zira Amsterdam’daki bu adres bildiğiniz bir masa,bir sandalye kiraladığınız “HAZIR VE SANAL OFİS” çözümleri sunan bir plazaya ait…Şu anda da bu “SANAL OFİSLERİN” güncel kiraları 235 Euro’dan başlıyor…

Sonra efendim TURKCELL’in BİP uygulaması içerisine sessiz sedasız  BİP SPOR adı ile bir spor uygulaması ekleniyor…

Bu BİP SPOR uygulamasına Serdar Güzelaydın ortak oluyor.

BİP SPOR’un başına ise ilk bölümde Sanem Altan üzerinden bir dönemin “BARONU” Hıncal Uluç ile akrabalığını yazdığımız,o dönemde TFF Başkanı olan Yıldırım Demirören’ê yakınlığı ile bilinen VATAN Gazetesi Spor Müdürü İbrahim Seten getiriliyor…

Ve BİP SPOR başlıyor adım adım “Transferler” yolu ile “PROJEYİ “inşa etmeye…

Ama bu transferlerin bir özelliği var: Öye sıradan muhabir falan değil,gazetelerin spor servislerinin başında olan spor müdürleri ile gazetelerin en çok okunan ve kamuoyu yaratma yeteneğine sahip köşe yazarları özenle seçiliyor…

TRTSPOR’dan Ersin Düzen,HaberTürk’ten Halil Özer,Hürriyet’tenMehmet Arslan,Milliyet’ten Tayfun Bayındır,,Beyaz TV’den Ertem Şener,Aspor’dan Serkan Korkmaz,Fotomaç’tan Zeki Uzundurukan ve Sabah’tan Murat Özbostan “HABER MÜDÜRÜ” olarak ekibe dahil ediliyor…

“Çok okunan yazarlar ve izlenen programcılar” kontenjanından ise Sinan Engin, Turgay Demir, Serdar Ali Çeliker, Uğur Karakullukçu, Gökhan Dinç, Haluk Yürekli kadroya dahil olurken hakem camiasını etki altına almak için de Ahmet Çakar transferi unutulmuyor…

Ancak bu isimler ile “PROJENİN” başarıya ulaşması için bir de yazılı olmayan ama son derece “STRATEJİK” öneme sahip bir anlaşma yapılıyor.Bu anlaşmaya göre bu spor müdürleri ve yazarlar em sıcak ve özel haberleri kendi gazetelerinden önce BİP SPOR’da yayınlamaya başlıyorlar…

Böylece kısa süre içerisinde BİP SPOR ülkede spor medyasının tek belirleyicisi haline geliyor…

E tabii bunun karşılığında TURCELL bu spor yazarlarını bol sıfırlı ücretler ödüyor,yurtdışı gezilerine götürüyor,Katar’da Abu Dabi’de lüks içinde otellerde tatiller yaptırıyor…

Bu arada bu faturaların nasıl ve ne adı altında kesildiği ise belli değil,bu “GAZETECİLERE” (!) dağıtılan oluk oluk para akıyor ama nasıl fatura edildiğini kimse bilmiyor.

Öte taraftan Kaan Terzioğlu ile Serdar Güzelaydın kendi ceplerinden  vermiyorlar bu parayı zira TURKCELL hisselerinin büyük bölümüne Ziraat Bankası’ndan alınan 500 milyon doları aşan krediler dolayı ile devlet rehin koymuş,2013 yılında ise SPK TURKCELL Yönetim Kurulu’nu lağvederek “Bağımsız” (!) AKP’li yöneticiler atayarak devlet kontrolünü şirkette sağlamış durumda. Yani bir yerde bu dağıtılan paralar milletin paraları…

***

Tabii ki spor medyası “TÜM KÖŞE BAŞLARINDAN” boşuna tutulmuyordu…BİP SPOR artık kulüp başkanlık seçimlerine etki eden,hoca getirip hoca götüren,oyuncu aldıran devasa bir algı makinesi haline gelmişti.

Galatasaray’da Tudor gönderilip Fatih Terim göreve getirirken BİP SPOR medyası devreye giriyor,Tudor linç ediliyor, Dursun Özbek ile Terim’i Serdar Güzelaydın buluşturuyor ve o buluşmadan Terim Galatasaray Teknik Direktörü olarak ayrılıyordu… Serdar Güzelaydın da tesadüf olsa gerek bu “Aracılık” sonrasında Galatasaray Sportif A.Ş yönetimine geliveriyordu.

Beşiktaş’ta Şenol Güneş’in gitmesi için manşet üzerine manşet atan, olmadık yerlerden Güneş’i eleştiri yağmuruna tutan hatta Şenol Güneş’in artık dayanamaz hale gelip bu ekibin başındaki İbrahim Seten ile yakınlığını bildiği TFF Başkanı Demirören’e gidip bu ekibi şikayet etmesini sağlaya ve en sonunda hocayı yiyen de bu ekipti…

Fenerbahçe’de “DİKİNE FUTBOL” diye diye, “Haşofmanlı” diye dalga geçe geçe Aykut Kocaman’ı gönderen de İbrahim Seten-Serdar Ali Çelikler ortaklığıydı…

Şimdi burada durup bu dömi “VOLECİ”, ” Bu part bitti sevgili kardeşim” repliğini beynimize kazıyan, “Getir babacım” diye diye bizi getir.com’dan soğutan Serdar Ali Çelikler’e özel bir paragraf açalım…

Zira bu çok “büyük” (!), bu çok “bilmiş” “gazeteci” beyefendi Aykut Kocaman’ın gitmesi için ekürisi LİG RADYO Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Ayan ve ekibin başı İbrahim Seten ile her türlü algı operasyonunu yaptı.

Şimdi konuya “Damardan” ve bu dömi “VOLECİ” operasyon ordularının “SERDAR”-ı Ekremi, algı operasyonlarının “ÇELİK” yürekli “ER”i zatı-muhteremin en iyi bildiği yer olan “MENAJERLER” konusundan girelim…

Fenerbahçe’de Aykut Kocaman döneminde transferler Kocaman ve İdari Menajer Hasan Çetinkaya ikilisi tarafından yürütülür,işi son olarak bitiren ise Ali Yıldırım olurdu…

Kulübün kapısından hele hele Ahmet Bulut gibi isimler ve pek çok menajer elini kolunu sallaya sallaya giremezdi.

Hal böyle olunca Serdar Ali Çelikler’in o muhteşem “SCOUT” bilgisi ile ekranlardan köşelerden, Youtube kanallarından önerdiği futbolcuları dikkate alacak bir “KONTAĞI” bulunmuyordu kulüpte…

İşte efendim Serdar Ali Çelikler “KONTAK” peşindeydi,”DİKİNE FUTBOL” falan değil ve bu nedenle de Aykut Kocaman’ın gitmesi için elinden geleni yaptı…

Ve tabii ki arasının son derece iyi olduğu yine İbrahim Seten’in de sıkı ilişkileri olan Ersun Yanal’ın göreve getirilmesi için yoğun bir algı çalışması yapıldı.

En nihayetinde Aykut Kocaman “Gönderildi” ama işler planlandığı gibi gitmedi Ersun Yanal değil Hollandalı Cocu ve Sportif Direktör Comolli ile anlaştı Ali Koç yönetimi…

Serdar Ali Çelikler ve BİP SPOR ekibinden ekürileri olan başta Mehmet Ayan gibi isimlerin Aziz Yıldırım karşısında açık destek verdikleri Ali Koç Comolli ile yola devam etti.

Comolli ise Türkiye’den sadece FOOTTALENT isimli menajerlik firması ile çalışıyordu.Bu firma ise Fenerbahçe kongresinde Ali Koç için yoğun kulis çalışması yapıp,kürsüde hararetli konuşmalar yapan Fenerbahçe efsanesi Ogün  Altıparmak’ın oğlu Batur Altıparmak’a aitti…

Yurt dışında çalışılan menajerlik firması da Cocu’nun menajerlik firmasıydı…

Ve bu  satırların yazarı olan bendeniz 29 Ekim 2018 tarihinde Türkiye’de ilk kez Fenerbahçe içerisindeki bu menajerlik bağlantılarını açıkça ortaya koyan SARI LACİVERT ENKAZ:FENERBAHÇE floodunu Twitter’dan yayınladım.

İsteyen floodu bu linkten okuyabilir…

https://twitter.com/yazparov/status/1056681338328223744?s=20

Biz bu menajerlik bağlantılarını yazarken daha Yanal göreve gelmemişti ve Serdar Ali Çelikler “Bu takımı ancak Yanal kurtarır” algısı yapmakla meşguldü zira Cocu-Comolli ikilisinden de aranılan “KONTAK” bulunamamıştı….

Ama ne zaman ki COCU gönderilip, gecikmeli de olsa Serdar Ali Çelikler-İbrahim Seten ikilisinin istediği Yanal takımın başına getirildi “Büyük gazeteci” Comolli dönemi menajer bağlantılarını “Yeni keşfetti” ve önce 13 Mart 2019’da HABERTÜRK GAZETESİ’ndeki köşesinde “COMOLLİ’NİN KANKALARI ANLATTI “başlıklı köşe yazısında,sonra 27 Mayıs 2019’da Youtube’daki VOLE kanalında yani bu satırların yazarından tam 5 ay sonra bir de “İlk kez ben cesaretle açıklıyorum” havaları,pozları ile bu menajer bağlantılarını dile getirdi.

Ama bu “Büyük gazeteci” “Twitter çöp” diyen arkadaşın “Muhteşem gazeteciliğini” size anlatmam için şu tarihi örnek yeterli olacaktır…

Bu müthiş dömi “VOLE ” uzma nı zat-ı muhterem yine bir gün ekrana çıktıu,tarih 08.10.2018…

NTV ekranında “Büyük gazeteci” pozlarında “YILIN TRANSFER” BOMBASINI “KULİS HABERİ” olarak anlatıyor… Serdar Ali Çelikler’in müthiş (!) kaynaklarına dayandırarak havası ile verdiği haber şu… Diyor ki Serdar Ali Çelikler “Comolli’yle Cocu’nun transfer nedeniyle kavga ettiler, Cocu ve Comolli’nin Ajax’taki Lasse Schöne ve Nuri Şahin arasinda kaldıklarını ve anlaşmazlık yaşadıklarını; Ayew’i Comolli’nin istediğini, Cocu’nun Köln’deki sağ açık Drexler’i istedi”…

Şimdi sıkı dursun bu kepazeliği bilmeyen okurlarımız…

Serdar Ali Çelikler’in bu anlattıkları EKŞİ SÖZLÜK’te “PATAVATSIZ SADRAZAM” nicki ile yazan bir Ekşi Sözlük yazarının transfer döneminde milleti trollemek için uydurduğu hayal ürünü bir hikaye!

Aşağıdaki linkte de bu olayın anlatılıp Serdar Ali Çelikler’in rezil kepaze edildiği Ekşi Sözlük linki var:

https://eksisozluk.com/serdar-ali-celiklerin-muthis-gazeteciligi–5801137

“Büyük gazetecimiz” (!) okumuş Ekşi Sözlüğü bildiğin bu hayal ürünü “TROLLEME ” hikayesini müthiş bir “KULİS HABER” gibi millete anlatıyor…

Aynı Serdar Ali Çelikler 21.02.2018’de ekürisi Mehmet Ayan ile yaptıkları Kırmızı Çizgi programında  “Ben de yürüme olayı yok” diyerek Beşiktaş maçı için basın kartı ile basın tribününde maçı izleyemeyeceğini “VODAFON’DAN LOCA BEKLEDİĞİNİ” “Anlayana” utanmadan anlatıyor”…

Serdar Ali Çelikler şimdi de VOLE adlı “2.BİP VAK’ASI” haline getirilen Youtube kanalında “Erol Bulut yarın gönderilmeli” ahkamı kesiyor ama tabii BİP SPOR günlerindeki gücü yok kendisini pek de sallayan olmuyor… Zaten kendisi Habertürk ekranlarında Ali Koç karşısında da süt dökmüş kedi uysallığında “İpek gibi” oluyor…

“Twitter çöp”, “Sosyal medya ile muhatap olmam” diyen bu arkadaş her gün milleti gizli gizli stalklayıp Ekşi Sözlük’den uydurma haber “Apartması” örneğinde görüldüğü üzere kendi fikriymiş gibi bunları satıyor…

Am

***

Beşiktaş Kongresi’nde de  bu BİP EKİBİ  görev başında Fikret Orman parlatılıp cilalanıyor…Zira Fikret Orman Serdar Güzelaydın’ın nikah şahidi…

Daha sonra Orman başkan olunca da Güzelaydın’ın transfer görüşmesine giden özel jetteki fotoğrafları çarşaf çarşaf ortaya seriliyor…

İşte Galatasaray Başkanlık seçimine de müdahil olarak Dursun Özbek’i seçtirmek isteyen ama yazı dizimizin 3 . bölümünde anlattığımız Fatih Altaylı’nın devreye girerek kendi nüfuz alanına sokmaması ile başarılı olamayan bu ekip bir süre sonra çığırından çıkıyor…

Tabii mızrak çuvala sığmaz olunca bölük pörçük de olsa bu “YAPILANMA” deşifre olup artık bir “Yük” haline gelince Haziran 2019’da tasfiye ediliyor…

Sonra bir süre bu yapı TURKCELL LİFE+ üzerinden devam ettirilse de proje geçtiğimiz aylarda kesin olarak rafa kaldırılıyor…

Ama “Ballı kaymaklı” tarifelere alışmış bu çok önemli “Gazeteciler” (!) bu sefer aynı düzeni VOLE adlı Youtube kanalı üzerinden kurmaya çalışıyorlar…

-***

İşte Türk spor medyası son yılların en büyük projesi ile bu şekilde ve bu girift ilişkiler ağı ile dizayn edildi,paralar böyle akıtıldı…

Bize de futbol adına “Cambaza bak” isimli tiyatro seyrettirildi…

Evet efendim yazı dizimizin 4. bölümünün de burada sonuna gelirken, yazı dizimizin FİNAL bölümü olacak 5.bölümü ile Salı günü sizlerle olacağımızı duyuralım…

Hadi dömi “VOLE” ci arkadaşlar sizi de görelim,ha bu arada beni öyle ekranlardan “Vereceğim mahkemeye” deyip baskı ile 2 gün arayla 180 derece birbirine ters söylemlerinizi klip yapıp sizi kepaze eden ama ekrandan linç ettirerek videoları sildirdiğiniz anonim hesaplara benzetip sakın ola tehdit etmeye kalkmayın…

İşte er meydanı yüreğiniz yetiyorsa verin mahkemeye…

Vesselam…

________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan,bağımsız ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan,Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir,DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

Okumaya Devam Et

MEDYA

İŞTE BİM MARKETLER ZİNCİRİ’NİN “REKLAM KARŞILIĞINDA” SANSÜRLETMEK İSTEDİĞİ O HABER

Yayınlanma Tarihi:

on

Milli Gazete dün basın tarihine geçen  bir uygulamaya imza atarak gazetenin arka sayfasında,BİM’in bir haber sansürü karşılığında reklam teklif ettiği, olumsuz yanıt alınca reklamı geri çektiğini duyurduğu bir ilan yayınlamıştı.

Gazetenin son sayfasında, “Bugün sayfada ‘BİM reklamı’ olacaktı. Ancak reklam verenin ‘haber sansürü’ taleplerinin kabul edilmemesi üzerine reklam geri çekilmiştir. Gelişmeler, detaylarıyla birlikte ilerleyen süreçte okuyucularımızla ve kamuoyuyla paylaşılacaktır” denilmişti.

Milli Gazete bugün “reklam rüşveti” ile sansürlenmek istenen o haberi açıkladı.Haberin “Ucuz et sahtekarlığı” ile ilgili olduğu ortaya çıktı.

Gazetenin “Reklam verenin sansürlenmesini istediği haber: Ucuz ette hileli satış” şeklinde duyurduğu ve Sadettin İnan imzalı haberde şu ifadelere yer verildi:

“Millî Gazete’nin 23 Kasım’da yaptığı ‘Ucuz ette hileli satış!’ başlıklı haberinin, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın müfettişleri tarafından belgeli olması ve kamunun uğradığı zarara dikkat çekmek için yapılmasına rağmen reklam veren bir market tarafından sansürlenmek istenmesi dikkat çekti. Söz konusu haberde, müfettiş raporunda ismi geçen marketlerin ismi verilmemiş, sadece olay anlatılmıştı. Buna rağmen ismi geçen marketin habere sansür talebinde bulunması dikkat çekmiş ve Millî Gazete, bu durumu dün beyaz sayfa ile ortaya koymuştu. Tarım ve Orman Bakanlığı, Millî Gazete’nin ortaya çıkardığı bu skandalla ilgili tamamen sessizliğe bürünerek, konuyla ilgili kamuoyuna bir açıklama yapmamıştı.

UCUZ ET SKANDALI

Sözde, vatandaşa eti ucuz tükettirmek için 2017’nin sonunda başlatılan ve 2019 yılına kadar belli aralıklarla uygulanan ucuz et projesinde büyük bir skandal patlak verdi.

Marketlerin, proje kapsamında Et ve Süt Kurumu’ndan düşük fiyattan aldıkları etin tamamını vatandaşa satmadıkları ortaya çıktı. Ucuz etteki hileli satış, projenin bitiminden bir yıl sonra Tarım ve Orman Bakanlığı müfettişleri tarafından ortaya çıkarılırken, kamunun zararının 100 milyon lirayı bulduğu kaydediliyor. Sözde vatandaşın ucuz et tüketmesi için 2017’nin sonunda uygulamaya konulan ve belli aralıklarla uygulanarak 2019 yılında sona eren ucuz et uygulamasında yeni bir skandal patlak verdi. Projenin uygulandığı dönemde marketlerde vatandaşa ESK’dan alınan kaliteli etlerin değil, piyasadan toplanan yağlı ve kalitesiz etlerin satılmasıyla gündeme gelen ucuz et projesinde, şimdi de marketlerin ESK’dan aldıkları indirimli etlerin tamamını vatandaşa satmadıkları ortaya çıktı. Tarım ve Orman Bakanlığı müfettişleri, skandal hileli satışı ortaya çıkarırken, Bakan Pakdemirli ucu marketlere dokunacağı için soruşturmaya izin vermedi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, ucuz ette yaşanan hileli satışla ilgili soruşturma yapabilmek için Danıştay’ın kararını bekliyor.

MÜFETTİŞLER SORUŞTURMA İSTEDİ, BAKAN İZİN VERMEDİ!

Bir ihbar üzerine ucuz et projesi kapsamında satılan etleri incelemeye alan bakanlık müfettişleri, yaşanan skandalı ortaya çıkardı. Müfettişler, kamunun zarara uğratıldığı ve marketlere büyük çıkar sağlandığı gerekçesiyle söz konusu zararın sorumlulardan tahsil edilerek haklarında soruşturma açılmasını talep etti.

DOSYA NASIL KAPATILDI?

Diğer yandan, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na soruşturma izni vermezken, yaşanan skandalda dosyanın kapatılması için ara bir formül bulundu. Buna göre, marketler, eksik sattıkları tespit edilen 3 bin ton civarındaki eti tekrar proje kapsamında indirimli satmayı kabul ederken, ucuz et projesi de sessiz sedasız yeniden hayata geçirilmiş oldu. Buna göre, söz konusu marketler, 3 bin ton ete karşılık gelecek şekilde kıymayı 34 liradan, kuşbaşını ise 37 liradan satmaya başladı. Söz konusu etler sessiz sedasız satılırken, marketler de bu satıştan sonra taahhütlerini yerine getirmiş olacak.”

________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan,bağımsız ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan,Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir,DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

 

Okumaya Devam Et







Popüler

%d blogcu bunu beğendi: