YÜKSEK YARGIDA "DİZAYN" TAMAM - Haber Alternatif
Sosyal Medya Hesaplarımız

GÜNDEM

YÜKSEK YARGIDA “DİZAYN” TAMAM

Yayınlanma Tarihi:

on

Son yapılan Danıştay Başkanlığı seçimi ile yüksek yargının tepesindeki isimlerin belirlenmesi süreci tamamlanırken yeni seçilen isimlerin AKP’ye yakınlıkları dikkat çekiyor.

Son yapılan Danıştay Başkanlığı seçimini kazanan Zeki Yiğit,2008 yılında AKP iktidarının üst düzey bürokratlarından birisi olarak görev yapmıştı.Yiğit 2008 yılında dönemin Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in müsteşar yardımcısıydı.

Zeki Yiğit daha sonra Yüksek Seçim Kurulu Üyeliği görevine atandı.Yeni Anayasa referandumunda 2 milyon mühürsüz zarfın geçerli kabul edilerek yeni “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Modelinin” Türkiye’de kabul edilmesinde kritik rol oynayan YSK kararınında mühürsüz zarfların kabul edilmesi yönünde oy kullanan isimlerden bir tanesi de Zeki Yiğit olmuştu.

Son olarak 27 Mart 2019 yerel seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerini Ekrem İmamoğlu’nun 13 bin oy fark ile kazanmasının ardından AKP’nin yaptığı itirazlar sonrasında YSK seçimleri yenileme kararı almıştı.Seçimin iptal edilerek yenilenmesi yönünde oy kullanan isimlerden bir tanesi de yine Zeki Yiğit olmuştu.

Geçtiğimiz günlerde ise yeni YSK başkanı seçilmiş ve YSK’da başkanlık koltuğuna oturan yeni isim Muharrem Akkaya olmuştu.Muharrem Akkaya da YSK üyeliği döneminde İstanbul seçimlerinin iptal edilerek yenilenmesi yönünde oy kullanan diğer bir isimdi.

Yüksek yargıda gerçekleşen ve sonucu bakımından en “Çarpıcı” olan seçim ise Yargıtay Başkanlığı’nda gerçekleşti. Yargıtay’ın yeni Başkanı ise daha önce 2 dönem Yargıtay Başsavcılığı görevini de yürüten Mehmet Akarca oldu.

Ancak Akarca’nın tek özelliği daha önce Yargıtay Başsavcılığı yapmış olması değil. Mehmet Akarca aynı zamanda AKP MKYK üyeliği de yapan,”Erdoğan’a aşığım” sözleri ile tanınan iş adamı Ethem Sancak’ın eniştesi.

Öte yandan Sayıştay Başkanlığı görevine 23 Haziran 2016 yılındaki TBMM oturumunda seçilen Seyit Ahmet Baş da AKP’nin eski üst düzey bürokratı.

Seyit Ahmet Baş,Sayıştay Başkanlığı görevine seçilmeden önce 2015 yılında Maliye Bakanlığı müsteşarlığı yapmıştı.Baş bu görevin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından YÖK üyesi olarak atanmıştı.

Yorum yapmak için tıklayın

Bir Cevap Yazın

GÜNDEM

İBB’DEN BAKANLIĞA “METRO TEPKİSİ”

Yayınlanma Tarihi:

on

Cumhurbaşkanlığı 2022 yatırım programına alınmayan metro projesiyle ilgili açıklama yapan Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, ‘Dökümanlarda eksiklik olduğunu’ belirtti. İBB’den jet hızı ile yanıt geldi…

İBB ise ‘12.03.2021’de gönderdiğimiz ön fizibilite ve proje onay talep yazımıza tam 311 gün sonra yanıt verebilmeniz gerçekten takdire şayan. İlgili hattın tüm projeleri hazır, yeter ki İstanbulluları cezalandırma ve ayrımcılık politikasından vazgeçin’ ifadeleriyle tepki gösterdi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) Sefaköy-Beylikdüzü metro hattı, Cumhurbaşkanlığı 2022 yatırım programına alınmamıştı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü’nden konuyla ilgili İBB’ye yanıt verildi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’na bağlı Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü, sosyal medya hesabından İBB’nin “Onaylamıyorlar” dediği Beylikdüzü-Sefaköy Metrosu için yapması gerekenleri paylaştı.

Paylaşımda, “Sondaja Dayalı Zemin Etüt Raporu, Jeolojik Plan ve Kesit Kesin Projeleri, Deprem Etüt Raporu, Mimari Kesin Projeler, Kazı-Destek Sistemleri ve Diğer Teknik Projelerin Hazırlanması” istendi. Müdürlükten ayrıca, “İBB İş yapmak istiyorsa; Genel Müdürlüğümüz tarafından onaylanıp Cumhurbaşkanlığımızca yatırım programına alınmış, ihalesi 4 yıl önce yapılmış, aynı hatta paralel Mahmutbey – Esenyurt hattında çalışmalara başlamasının önünde hiçbir engel yok” denildi.

İBB’den söz konusu paylaşım alıntılanarak, “12 Mart 2021’de gönderdiğimiz ön fizibilite ve proje onay talep yazımıza tam 311 gün sonra yanıt verebilmeniz gerçekten takdire şayan” tepkisi geldi.

İlgili hattın tüm projelerinin hazır olduğu belirtilen paylaşımda, “Yeter ki İstanbulluları cezalandırma ve ayrımcılık politikasından vazgeçin” ifadeleri yer buldu.

Okumaya Devam Et

GÜNDEM

KAHRAMANMARAŞ’TA PETROL BORU HATTINDA PATLAMA MEYDANA GELDİ

Yayınlanma Tarihi:

on

Edinilen bilgiye göre, Pazarcık ilçesi Narlı mevkiinden geçen petrol boru hattında henüz bilinmeyen bir nedenle patlama meydana geldi. Patlama sonrası yangın çıkarken, olay yerine çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi. Ekiplerin bölgede çalışmaları devam ediyor.

VALİ:”PATLAMANIN NEDENİ HENÜZ BELLİ DEĞİL”

Kahramanmaraş Valisi Ömer Faruk Coşkun da yangının patlama neticesinde meydana geldiğini söyledi. Patlamanın nedeninin araştırıldığını anlatan Coşkun, şunları söyledi:

“Patlamanın nedeni henüz belli değil. Petrol akımı kesildi. Yangına müdahale sürüyor. Yangının etkisi de azalmaya başladı. Boruda petrol olduğu için yangın kontrollü şekilde sürüyor. Şu an için yerleşim yerleriyle ilgili bir risk yok ve çok şükür can kaybı da yok. İnşallah ekiplerimiz kısa sürede yangını söndürecek. Bununla ilgili çalışmalarımız sürüyor.”

BELEDİYE BAŞKANINDCAN İLK AÇIKLAMA

Pazarcık Belediye Başkanı İbrahim Yılmazcan duruma hakim olunduğunu ancak yangının sabaha kadar devam etme ihtimalinin bulunduğunu, ikametlere sıçramaması için tedbir alma yönünde çalışmalar yaptıklarını ifade etti

BOTAŞ: “PETROL AKIŞI DURDURULDU

Yangına ilişkin açıklama yapan BOTAŞ “Petrol akışı derhal durdurularak, teknik emniyet tedbirleri kapsamında olay yerine en yakın hat vanaları kapatılmıştır” bilgisini verdi.

Okumaya Devam Et

GÜNDEM

HAKAN ATİLLA CEZAEVİ GÜNLERİNİ KİTAP YAPTI: “ZARRAB NASIL GEÇER NOT ALDI,BİLMİYORUM”

Yayınlanma Tarihi:

on

‘İran’a yönelik yaptırımları delmek’ suçuyla ABD’de tutuklanan ve 28 ay hapis yatan Hakan Atilla, cezaevi günlerini “Amerika Atilla’ya Karşı” isimli kitabında kaleme aldı. Atilla’nın kitabın bir bölümünde ‘Zarrab nasıl geçer not aldı, bilmiyorum, başka bir gerekçe varsa da benim bilgim yok… ‘ ifadeleri dikkat çekti.

Halkbank Genel Müdür Yardımcılığı görevini yaparken ‘İran’a yönelik yaptırımları delmek’ suçuyla ABD’de tutuklanan Hakan Atilla, 28 ay cezaevinde kalmıştı.

Atilla, New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi tarafından Mayıs 2018’de 32 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.

Halktv’den Özlem Gürses, eski Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla’nın “Amerika Atilla’ya Karşı” adlı kitabından ayrıntıları kaleme aldı.

‘ZARRAB NASIL GEÇER NOT ALDI, BİLMİYORUM’

Kitapta ABD’de İran’a yönelik yaptırımların delinmesi sürecinde rol oynadığı gerekçesiyle yargılanan bir diğer isim olan Reza Zarrab’la ilgili olarak, “Zarrab nasıl geçer not aldı, bilmiyorum, başka bir gerekçe varsa da benim bilgim yok… “  ifadeleri kullanıldı.

Gürses kitaptan şu bölümleri aktardı:

‘DEVLETİN DE BENİ ALMAYA YA GÖNLÜ YA DA GÜCÜ YOK…’

“New York’a yeni atanan konsolos ziyaretime geldi, ‘eve dönmek dışında bir isteğim yok ama devletin de beni almaya ya gönlü ya da gücü yok…

‘FİKİRLER YERİNE KİŞİLERLE UĞRAŞMAYI SEVEN TİPLER UZAKLAŞTIRILMADIĞI SÜRECE…’

Yıllar içinde Türkçe konuşmayı bilmeyen, meramını anlatacak kelime hazinesi olmayan, dünyadan, ilimden, irfandan, habersiz onlarca Genel Müdür, CEO, Başkan tanıdım. Bazılarıyla doğrudan veya dolaylı çalışmak zorunda kaldım. Hepsinin ortak özelliği sırtlarını dayadıkları siyasi parti, siyasetçi veya işadamının onları taşıdığı gerçeğini gizleyerek sanki başarılı kişilermiş gibi davranmaya çalışıp komik duruma düşmeleri idi. Bazıları hâlâ önemli makamları değersiz varlıklarıyla işgal ediyorlar. Vizyonsuzlukları, küçük hesapları, fikirler yerine kişilerle uğraşmayı seven bu tipler uzaklaştırılmadığı sürece ekonominin düzeleceğini beklemek hayalden öte değil.

‘SORUMLULAR DÜNYANIN HER YERİNDE…’

Devletin en önemli kurumlarının başındaki yöneticileri sadece sempatizan oldukları için değil gerçekten vizyon sahibi, gelişmeleri ve yönelimleri idrak edebilen, katma değer yaratacak kişilerden ve tabii mümkünse kullanılabilecek derecede önemli zafiyeti olmayan kişilerden seçmek gerekiyor. Uçkur veya servet düşkünü tiplerin önemli mevkilerden uzak tutulması zorunlu, aksi halde yarattıkları ahlaki bozulma bir yana devletin çalışmasını ve güvenliğini de tehlikeye atabiliyor…

“Sorumlular dünyanın her yerinde: Devlet, hükümet adına yetkisini kötüye kullananlar ve onlara müsamaha gösterenler. Gücü elinde tutana duyulan o vıcık vıcık, sahte ve seviyeden yoksun hayranlık, yanlışlara yanlış diyebilme cesaretini göstermesine ya da doğru karar vermesine engel oluyor insanların.”

‘BENİ ORTAK ETMEYE ÇALIŞTILAR’

Özlem Gürses şöyle devam etti:

“Atilla’nın 28 aylık karanlık bir tünel olarak tanımladığı dönem, Londra üzerinden ABD’ye bono satışı için gittiği seyahatle başlıyor.

ABD’ye girdiğinde tutuklanmayan Atilla, ülkeye döneceği gün JFK Havalimanında 2 FBI ajanı tarafından sorguya alınıyor ve tutuklanarak Manhattan’daki meşhur MCC hapishanesine götürülüyor.

Havalimanındaki işlem sırasında bu iki ajan “elimizde Türkiye’den servis edilmiş telefon kayıtları var” diyerek Hakan Atilla’nın Reza Zarrab’la ilişkisi nedeniyle, banka sahtekarlığı ve uluslararası yaptırımların ihlali gerekçesiyle yargıç önüne çıkacağını söylüyor.

Atilla o anda da, bugün de hala, bu işlemlerin hiç biri ile ilgisi olmadığını söylüyor.

“Reza Zarrab’la iş konuştuğum için, adamın daha sonra hiçbir ilgim ve bilgim olmayan eylemlerine beni ortak etmeye çalıştılar…” diye yazıyor.

REZA İLE NASIL TANIŞMIŞ ?

Zarrab aslında 2009 yılından itibaren Halkbank’ın müşterisi imiş, ama İran’la altın ticareti konusunda 2011 yılında bir talepte bulunmuş, Atilla’dan veto yemiş… Neden sonra banka yönetimi onay vermiş ve süreç böyle başlamış.

Kitaptaki şu cümle önemli : “Zarrab nasıl geçer not aldı, bilmiyorum, başka bir gerekçe varsa da benim bilgim yok… “

ALİ BABACAN DA KİTAPTA…

Hakan Atilla, davanın Amerika ayağındaki kilit isim Amerikan Hazine Bakanlığı Terör ve Mali İstihbarattan sorumlu müsteşarı David Cohen’in enteresan ilişkilerine dikkat çekiyor. ( Bu arada David Cohen CIA ikinci başkanlığına kadar terfi etti )

Cohen’in 17-25 Aralık olayları yaşandığında İstanbul’da olduğunu, Halkbank Genel Müdürü Süleyman Arslan ile planlanmış bir görüşmesi bulunduğunu yazıyor. Ama Cohen bu görüşmeyi iptal edip, aynı gün Türkiye’den ayrılmış…

Oysa Cohen, daha önce dönemin bakanı Ali Babacan’ın da talebi ile Halkbank Genel Müdürü Süleyman Arslan ile ABD’de görüşmüş ve altın meselesi konusunda bilgi almış. Süleyman Arslan’a ABD’deki İran ambargosu yaptırımlarının altını içermediğini söylemiş, ama yakın bir tarihte dahil edileceğini hatırlatmış.

‘EĞER KURUMLAR GÖREVİNİ YAPSAYDI…’

Atilla 2008 yılından itibaren Zarrab’ın Kapalıçarşı ve bazı özel bankalar üzerinden bu işlemleri yaptığını hatırlatıyor ve diyor ki “bu işleri yapanlar hakkında bir işlem yapılsa ve tüm bankalar uyarılmış olsa, hiçbiri kapıdan bile giremeyecekken, tam tersi ilgili kurumlar inceleme ve bilgiler gizlenmiş bankalardan… eğer ilgili kurumlar görevini yapmış olsaydı, bugün Reza Zarrab’ın ülkenin itibarını zedelemeye çalışması mümkün olmazdı… ”

Özlem Gürses, köşe yazısında kitapla ilgili şu değerlendirmeyi de yaptı:

‘BİRİLERİ HALKBANK DAVASI’NDA ATİLLA’YI ‘GÜNAH KEÇİSİ’ Mİ YAPMAK İSTEDİ?’

İnsan okurken merak ediyor :

Birileri Halkbank Davası’nda Atilla’yı ‘günah keçisi’ mi yapmak istedi?

FBI ajanının ‘Türkiye’den telefon kayıtları servis edildi’ dediği kayıtları gönderen kim?

Atilla’yı bono satışı için ABD’ye gönderen banka yönetimi bu dosyayı bilmiyor olabilir mi?

Reza Zarrab ilk ifadesinde Atilla’nın olaylarla bir ilgisi olmadığını söylemişken, mahkeme süreçlerinde neden ifadesini değiştirdi?”

Okumaya Devam Et







Popüler

%d blogcu bunu beğendi: