Sosyal Medya Hesaplarımız

DIŞ BASIN

1. TRUMP-TWİTTER MEYDAN MUHAREBESİ

Yayınlanma Tarihi:

on

Twitter , ABD Başkanı Donald Trump’ın posta yoluyla gönderilecek oy pusulalarıyla ilgili iddialarının  doğru olmadığı konusunda uyararak ilk defa okuyucuları ABD Başkanı Donald Trump’ın attığı tweetlerdeki doğruluğu kontrol etmeye çağırdı.


Bu adım Trump’ın kendi siyasi tabanına mesajlarını filtrelemeden ulaştırabildiği sosyal iletişim ağı Twitter için önemli bir dönüm noktasını oluşturuyor. Twitter, yıllardır platformdaki içeriklere dair serbest bir politika benimsiyordu.

Suistimale, sahte hesaplara, yanlış bilgilendirmenin artmasına neden olduğuna dair eleştirilerin ardından şirket serbest politikasını son yıllarda sıkılaştırmaya başlamıştı.

TRUMP SERT YANIT VERDİ

Trump, bunun ardından sert tepki gösterek attığı bir tweette şirketi 2020 başkanlık seçimlerine karışmakla suçladı: “Twitter SERBEST KONUŞMA ÖZGÜRLÜĞÜNÜ tamamen kısıtlıyor ve ben, Başkan olarak bunun olmasına izin vermeyeceğim!”

80 milyondan fazla takipçisi olan Trump, Twitter’da yaptığı açıklamada posta yoluyla gönderilecek oy pusulalarının “büyük ölçüde hileli” olacağını ve “hileli bir seçime” neden olacaklarını” söylemişti. Trump’ın açıklamalarından birkaç saat sonra Twitter, Trump’ın tweetlerinin altında mavi ünlem paylaşarak okuyucuları “posta yoluyla gönderilecek oy pusulalarına dair doğruları öğrenmeye” çağırdı.

Kaynak:Reuters

Yorum yapmak için tıklayın

Bir Cevap Yazın

DIŞ BASIN

FOREIGN POLICY:”ERDOĞAN GİTMEDİKÇE EKONOMİ DÜZELMEZ”

Yayınlanma Tarihi:

on

ABD’nin en prestijli yayın organlarından birisi olarak kabul edilen Foreıgn Polıcy’de yayınlanan makalede AKP’nin yeni ekonomik reformları analiz edilirken “Erdoğan gitmedikçe ekonomi düzelmez” değerlendirmesi yapıldı.

Foreign Policy‘de yayımlanan Shlomo Roiter Jesner imzalı bir makalede, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ekonomiyle ilgili attığı adımlar değerlendirildi.

“Türkiye’nin problemi başkanın kendisi, o gitmedikçe bir düzelme olmaz” diye başlayan yazıda, Türkiye’nin “gelişmekte olan ülkeler arasında bu yıl en kötü performansa sahip ekonomi” olduğu vurgulandı. Türkiye ekonomisinin iyi haberlerin ardından kısa vadede olumlu tepkiler verebildiği, ancak bu haberlerin uzun vadede ülke ekonomisine bir fayda sağlamayacağı kaydedildi.

Erdoğan‘ın 11 Kasım’da ekonomide yeni bir yol izleneceğini duyurmasının liranın dolar karşısında en fazla değer kaybını yaşamasının sürpriz olmadığının belirtildiği yazıda, söz konusu duyurunun ardından Hazine Bakanı Berat Albayrak’ın istifa ettiği ve Merkez Bankası Başkanı’nın görevden alındığı hatırlatıldı.

Yazıda, Türkiye ekonomisinin yoluna girmesinin uzun bir süreç gerektirdiği, bunun ekonominin “son birkaç yılda görülen komplo ve iktidar politikaları” ile yürütülmesinin sonlanmasıyla sağlanabileceği kaydedildi. Türkiye hükümetinin ayrıca, Doğu Akdeniz gündemi başta olmak üzere dış politikada maceracılıktan vazgeçmesi gerektiği de savunuldu.

Erdoğan‘ın 17 yıllık yönetimindeki hatalarının yabancı paraların ülkeyi terk etmesine neden olduğu belirtilen açıklamada, yatırımcıların ülkeye olan güvensizliğinin açığa satışların yasaklanmasıyla pekiştiği ve Erdoğan‘ın yabancı yatırımcılara yönelik sert tavrının ülke ekonomisine yardım etmediği kaydedildi.

“OTORİTER EĞİLİM OLDUKÇA REFORM OLMAZ”

Erdoğan’ın Türkiye’nin ekonomik çöküntü yaşamasıyla kendi yönetimi arasındaki bağı inkar ettiğine vurgu yapılan yazıda, kendisinin “faiz lobisi” gibi görünmez düşmanlar icat ettiğine ve faizlerin yükselmesini savunan bankaları faizleri düşürmek için baskı yaptığına işaret edildi.

Yazıda şu ifadelere yer verildi:

“Erdoğan’ın elindeki mevcut düzeltme yöntemlerinden heyecan duymayın. Nihayetinde bu yöntemler, Türkiye’nin ihtiyaçlarına yanıt veremeyecek. Serbest piyasalar, otoriter eğilimlerle yan yana duramaz. Bir ülke, kurumların bağımsızlığı ayaklar altına alındığı müddetçe gerçek bir reform gerçekleştiremez

Türkiye’nin ekonomisinin restore edilebilmesi için, ahbaplık ilişkilerinden daha fazlası gerekiyor (Yeni Merkez Bankası Başkanı ve Maliye Bakanı, Erdoğan’a ve AKP’ye yakın isimler). Lirayı dolar ve avro karşısında daha değerli kılmak kısa vadede ülkenin ekonomik onurunu incitse de, uzun vadede yapıcı bir hamle olacak. Bunun için Erdoğan’ın himaye odaklı ekonomisinin bir son bulması lazım. Kendisinin ikinci başkanlık süresi 2023’te bitse de, Türk anayasasının yaratıcı yorumlamaları kendisinin görev süresini uzatmasını sağlayabilir. Bu da ekonomik reformların ötelenmesine neden olur”

Erdoğan’ın Doğu Akdeniz’deki sondaj çalışmalarına yatırım yapmasının ekonominin kısa vadede boğulmaktan kurtulmasını sağlayabileceğine, ancak bunun uzun vadede bir etkisi olmayacağına işaret edilen yazıda, bunun alternatifinin IMF paketine başvurmak olabileceği ancak bunun “Erdoğan’ın onuru için kabul edilemez” olduğu belirtildi. Türkiye’nin alternatif kaynak olarak Çin ve Katar’a başvurabileceği söylenen yazıda, Erdoğan’ın Batı karşıtı söylemlerine karşın bu hamlenin Brüksel ve Washington’la halihazırda gergin olan ilişkileri daha da gereceğini bildiğine dikkat çekildi.

 

 

Okumaya Devam Et

DIŞ BASIN

YUNANİSTAN’DAN ALMANYA’YA TÜRKİYE TEPKİSİ GELDİ

Yayınlanma Tarihi:

on

Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias Almanya’nın Yunanistan olarak kendilerinin sorunları olan Türkiye’ye silah satışına devam etmesine tepki gösterirken,Almanya’yı AB dönem başkanlığı görevini layığı ile yerine getirememek ile suçladı.

DW Türkiye‘de yer alan haberde Yunanistan Dışişleri Bakanı Dendias‘ın haber portalı Politico‘ya yaptığı açıklamalara yer verildi…

Dendias, “Almanya’nın, Atina’nın Türkiye’ye karşı uygulanmasını istediği silah ambargosunu hayata geçirmek için devasa ekonomik gücünü kullanmaya yanaşmamasını gerçekten anlayamıyorum” ifadesini kullandı.

Almanya’nın ekonomik çıkarlarını ön planda tutmasını anlayabildiğini belirten Dendias, “Ancak Almanya da, iki Avrupa Birliği üyesi ülkenin barış ve istikrarını tehdit eden bir ülkeye silah temin etmenin çelişkisini anlamalı” dedi.

Geçtiğimiz yıllarda Yunanistan’a, 214 sınıfı denizaltılar satan Alman Thyssenkrupp şirketi, halihazırda Türkiye için üretilen aynı tip altı adet denizaltının yapımına katkı sağlıyor.

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de hak iddia etmesi ve geçtiğimiz aylarda bu bölgede doğal gaz arama ve sondaj faaliyetleri yürütmesi üzerine Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti, AB’den Türkiye’ye silah satışının durdurulmasını talep etmişti. Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias ayrıca geçen ekim ayında Alman mevkidaşı Heiko Maas’a yolladığı mektupla, Türkiye’ye yönelik silah ihracatının kesilmesini istemişti.

Atina’daki siyasi çevreler, Türkiye ile yaşanan sorunlar konusunda Almanya’nın takındığı tavırdan duydukları hoşnutsuzluğu uzun süredir dile getiriyor. Bu çevrelere göre, Almanya Başbakanı Angela Merkel ile Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas’ın Doğu Akdeniz’deki arabuluculuk çabaları, Ankara’nın sert tutumu nedeniyle boşa çıkmış durumda. Yunan politikacılar, Almanya’nın tavrının arabuluculuk değil, aynı Birlik içinde olduğu Yunanistan’a destek çıkmak olması gerektiği görüşünü savunuyor.

AB liderleri Arlık ayındaki zirvede bir araya gelecekler ve liderlerin gündemlerinde Türkiye’ye olası yaptırımların da bulunuyor.

 

Okumaya Devam Et

DIŞ BASIN

FRANSA SENATOSU “DAĞLIK KARABAĞ TANINSIN” DEDİ

Yayınlanma Tarihi:

on

Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığının tanınması için Fransız Senatosu’nda oylanan karar teklifi kabul edildi.Karar sembolik olarak önem taşıyor.

DW Türkçe‘nin haberine göre hazırlanan karar teklifinde, Fransız hükümetinden “Dağlık Karabağ hükümetini tanıması ve bu tanımayı kalıcı bir barışın tesisinde müzakere aracı olarak kullanması” isteniyor.

Teklifte Fransız hükümetine “bölgeye uluslararası güç gönderilmesi fikrini Minsk Grubu içinde savunması, Dağlık Karabağ’da işlenmiş savaş suçlarıyla ilgili uluslararası soruşturma yürütülmesini talep etmesi, 1994 yılında belirlenmiş sınırları yeniden tesis edecek biçimde soruna Minsk Grubu bünyesinde müzakere edilmiş kalıcı çözüm için çalışması ve Türk makamlarının oynadığı rolle ilgili tüm diplomatik sonuçları tartarak Avrupalı ortaklarıyla en uygun yanıtları öngörmesi” çağrısında bulunuluyor.

Karar teklifinin açıklama bölümünde ise Dağlık Karabağ’daki kirizin; Kıbrıs, Doğu Akdeniz, Suriye ve Libya’dan sonra “Türkiye’nin yeni güç gösterisi” olduğu fikri savunuluyor. “Ermeni medeniyetinin beşiği” olarak tanımlanan Dağlık Karabağ’ın Ermenistan’dan “keyfi biçimde sökülüp alındığı” ileri sürülüyor.

Azerbaycan’ın, 2010 Oslo Sözleşmesi’yle yasaklanmış olmasına rağmen Dağlık Karabağ’da Ermenilere karşı “misket bombası kullandığı” iddia ediliyor. Bakü’nün hedefinin “Pantürk yayılmacılık” amacıyla Dağlık Karabağ’da “etnik temizlik” olduğu mesajı veriliyor.

Okumaya Devam Et







Popüler

%d blogcu bunu beğendi: