Sosyal Medya Hesaplarımız

MEDYA

AKP OLUMSUZ İCRAATLARINI İNTERNETTEN YASA İLE “SİLMEYE” HAZIRLANIYOR

Yayınlanma Tarihi:

on

“Saray”a yakınlığı ile bilinen Hürriyet Gazetesi yazarı Abdülkadir Selvi,bugün yayınlanan köşe yazısında sosyal medya düzenlemeleri içerisinde yer alacak çok “Kritik” bir maddenin ip uçlarını verdi…

Selvi’nin verdiği bilgilere göre AKP “Unutulma hakkı” adı altında geçmişte olumsuz haberlere konu olan kişilere sosyal medya platformlarına başvuruda bulunarak 48 saat içerisinde bu haberlerin kaldırtılmasının yolunu açıyor.

Bu süre zarfında paylaşımın kaldırılmaması halinde ise sosyal medya mecralarına 5 milyon TL’ye kadar ceza verilebilecek.

Yine yapılacak düzenleme ile konunun “Hukuki çerçevesinin” çizileceğini belirten Selvi kişiler hakkındaki olumsuz haberlerin bu kanuna göre arama motorlarından silineceğini belirtti.

BÖYLECE NE OLACAK?

Abdülkadir Selvi’nin bahsettiği “Unutturma Hakkı” adı verilen kanun çıkarsa ve bu şekilde düzenleme gerçekleştirilirse özellikle sosyal medyada AKP’li siyasetçilerin geçmişte FETÖ Örgütü elebaşı Fethullah Gülen’e övgüler düzdükleri ve sıklıkla karşılarına muhalefet tarafından çıkartılan paylaşımlarının silinmesinin önü açılacak.

Öte yandan AKP’li siyasetçilerin karıştığı yolsuzluk gibi olaylar ile ilgili haberlerin arama motorlarından tamamen silinerek adeta geçmiş “Sıfırlanacak”…

 

Yorum yapmak için tıklayın

Bir Cevap Yazın

GÜNDEM

SİYASETEN TÜKENMEK

Yayınlanma Tarihi:

on

Şahin MENGÜ

Danıştay’ın Ayasofya kararının taraf olduğumuz çok taraflı sözleşmeler, Türkiye’nin uluslararası ilişkileri, iç hukuk düzeni, yargısal içtihatlar, Cumhurbaşkanı’nın konu hakkında geçmişteki aleyhte siyasi söylemleri gibi birçok boyutu vardı. Cumhuriyet Halk Partisi’nin, Ayasofya’nın ibadete açılmasının mutlaka lehinde veya aleyhinde kesin bir tutum alması gerekmiyordu. Cumhuriyet Halk Partisi tarafından yapılması gereken, 100 yıllık birikime sahip bir parti olarak, yukarıda belirttiğimiz  bütün boyutlarıyla konuyu inceleyen kapsamlı bir “durum saptamasını” ve 1990 lı yıllardan beri Ayasofya’nın bir bölümünün Müslümanlar için ibadete açıldığını  kamuoyunun dikkatine sunmasıydı.

Mevcut  yönetim, belki tembellikten, belki neme lazım tavrından, bunu yapmadığı gibi, “ibadete açarsanız açın, bizim itirazımız olmaz” gibi kolaycı, yüzeysel, Türkiye’nin en birikimli partisi için, kendi şanlı tarihini inkar edercesine  yakışık almayan  bir tutum sergiledi.

Genel Merkez bu tutuma girince bir kısım partililerde hukuka açıkça aykırı bu karara dolaylı olarak methiyeler düzdüler.

Bu tutum, Danıştay kararın açıklanmasının ve partili  Cumhurbaşkanı’nın Cumhuriyet’in bütün taşıyıcı sütunlarına açıkça meydan okuduğu ve Atatürk’ü “ihanetle” suçladığı 10 Temmuz “millete sesleniş” konuşmasının üzerinden günler geçmesine rağmen sürdü.

Sadece son birkaç günde Cumhuriyet’in tasfiyesi yönünde olağanüstü gelişmeler oldu. Ayasofya kararı ve baroların bölünmesi yasası birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye, çoklu hukuk sistemine yöneldi örneğin..

CHP’den kurumsal olarak ne bir ses, ne bir nefes.

Bugün CHP web sitesine baktım, en önemli haber şu: Genel Başkan, kayınpederinin vefatı dolayısıyla İçişleri Bakanı Soylu’ya taziye telefonu açmış.

İç ve dış politikada vahim gidişin durdurulması için milyonlarca Atatürk ve Cumhuriyet sevdalısı insanımızın Cumhuriyet Halk Partisinden kararlı, yaratıcı, etkili, eylemli, sonuç odaklı tutumlar açıklamasını beklediği günde verilen haber bu! İnanılır gibi değil!

Parti  yönetimi artık insanlarla alay etmeye başladı.

Son Ayasofya olayı, Kemal Kılıçdaroğlu başta, mevcut kadro tarafından yönetilen Cumhuriyet Halk Partisi’nin maalesef tamamen etkisizleştiğinin ve siyaseten tükendiğinin tescili oldu….

Okumaya Devam Et

MEDYA

TRUMP’UN YEĞENİNDEN ŞOK SÖZLER:”AMCAM YALANCI BİR NARSİST”

Yayınlanma Tarihi:

on

ABD Başkanı Donald Trump’un yeğeni Mary Trump “Çok Fazla ve Asla Yeterli Değil: Ailem Dünyanın En Tehlikeli Adamını Nasıl Yarattı?” (Too Much and Never Enough: How My Family Created the World’s Most Dangerous Man?) isimli kitabında amcası Donald Trump için şok ifadeler kullandı.

Deutsche Welle Türkçe’de yer alan habere göre Donald Trump’un yeğeni Mary Trump’un kitabından ilk bölümler ABD basınına sızdı ve yayınlandı.

Mary Trump 14 Temmuz’da yayımlanması planan kitapta, amcası Donald Trump’ı babasının baskısı altında “yalancı bir narsist” olarak tanımlıyor. Kitabın New York Times gazetesinde yayımlanan bölümlerine göre, “hile yapmanın amcası için bir yaşam stili” olduğunu belirten Mary Trump, Donald Trump’ın kolejde okurken Pennsylvania Üniversitesi’ne bağlı Wharton Okulu’na girebilmek için kendisinin yerine sınava girmesi için başkasına para verdiğini iddia ediyor. Trump’ın kendisini gerçekte olduğundan daha iyi gösterebilmek için “yalan”ı kullandığını öne süren Mary Trump, amcasını “kibirli ve sabit fikirli bir cahil” olmakla suçluyor.

Washington Post gazetesinde yer alan bölümlerde ise klinik psikolog olan Mary Trump, amcasının babası ile olan ilişkisini anlatıyor. Donald Trump’ın insani duygularını baskı altına alan bir “sosyopat” olan babasının etkisinde kaldığını iddia eden Mary Trump, Fred Trump’ın oğlunun duygularını bastırarak ve çoğunu kabul edilemez olarak nitelendirerek, Donald Trump’ın dünya algısını bozduğunu öne sürüyor. Amcasının, narsizm için gereken bütün psikolojik kriterleri karşıladığını ifade eden Mary Trump, “Donald’ın patalojik durumu o kadar karmaşık ve davranışları o kadar açıklanamaz ki, tam ve geniş kapsamlı bir teşhis için bir dizi psikolojik ve nörofizyolojik test gerekiyor” diyor.

New York Times ve Washington Post’un yanı sıra CNN’in de yayınladığı bölümlerde Mary Trump’ın, Donald Trump’a yönelik suçlamaları neye dayandırdığına dair bilgi yer almıyor.

Donald Trump hakkında yeni iddialar içeren kitabın piyasaya çıkmasını engellemek için kardeşi Robert Trump mahkemeye başvurmuş ancak ilgili mahkeme kitabın yayımlanması için yeşil ışık yakmıştı.

Beyaz Saray Sözcüsü Kayleigh McEnany de Salı günü yaptığı açıklamada, kitabın gerçekleri yansıtmadığını, “gülünç ve saçma iddialar” içerdiğini söyledi. Trump özellikle 1999 yılında ölen babası ile sancılı bir ilişkisi olduğu ve üniversite sınavında hile yaptığı şeklindeki iddiaları reddediyor.

 

Okumaya Devam Et

MEDYA

7 İŞÇİYE MEZAR OLAN HAVAİ FİŞEK FABRİKASININ SAHİBİ SUÇU İŞÇİLERE ATTI

Yayınlanma Tarihi:

on

Sakarya Hendek’te geçtiğimiz günlerde yaşanan patlama ile  7 işçinin hayatını kaybettiği havai fişek fabrikasının sahibi Yaşar Coşkun ifadesinde olayda kendi suçu olmadığını söylerken,yaşanan faciadan kimya mühendislerini,iş güvenliği uzmanlarını ve işçileri sorumlu tuttu.

Cumhuriyet’ten Seyhan Avşar’ın haberine göre, ifadesinde fabrikaya nadiren geldiğini söyleyen Coşkun, patlamaya barutun stok yapılmasının neden olduğu yönündeki iddialarla ilgili “Barutu stoklama şansımız yoktur. Kanuni sınırlaması vardır. Stok yapma durumumuz söz konusu değildir” dedi.

Ancak Coşkun ifadesinin devamında depolarda ne kadar malzeme olduğunu bilmediğini, bunun depocuların görevi olduğunu söyledi.

Çalışan işçilerin yanlarında mevzuat gereği bulundurması gerektiği kadar malzeme bulundurduklarını öne süren Coşkun özetle şunları söyledi: “Bunun, belirlenmesinin sorumluları ise kimya mühendisleri ve iş güvenliği uzmanıdır. Uyarılara rağmen işçiler fazla malzeme getirmeye devam ediyorsa işçiler de sorumludur. Bunun kontrolü ve sorumluluğu bende değildir. Bu hususta iş güvenliği ve sorumlu müdür deftere yazmış ise de bana iletmemiştir.

Ayrıca defter önüme gelmemiştir. Gelseydi zaten imzam olurdu. Yapılan iş güvenliği toplantısına en son 4-5 sene kadar önce katılmıştım. Bundan sonra toplantılara katılmadım çünkü fabrikanın işveren vekili Asiye Hanım’dır. İmza yetkisi ondadır. MÜSİAD Başkanı olduğum için çok yoğunum. Yaklaşık 3-4 yıldır fabrikaya nadiren gelirim. İş güvenliği uzmanı Aslı Bozkurt’un tespitleri varsa çalışmaya neden devam etti ya da neden durumu deftere yazmadı. Çalıştığı sürece de bana herhangi bir eksiklik bildirmemiştir. Ayrıca fabrikada yılda 3-4 denetim yapılırdı. Kesinlikle bize denetimden önce haber gelmezdi.”

Oysa çalışanlar ifadelerinde denetimlerin bir gün öncesinden kendilerine haber verildiğini söylemişti. İş güvenliği uzmanı da deftere her şeyi yazamadığını açıklamıştı.

Koronavirüs salgını sürecinde işlerin yavaşlatılarak, malzemelerin depoya kaldırıldığını ifade eden Coşkun, “Bu süreçte üretilen malzemenin hangi depoya konulduğunu depocular bilir. Hangi depoda ne kadar iyi mal, malzeme vardı, bunu ben bilmiyorum. Ne kadar ürün stoklandığını da bilmiyorum. Ancak çok aşırı bir yığılma olmamıştır” dedi.

“İŞÇİLER TAZMİNAT PEŞİNE DÜŞTÜ”

Yaşar Coşkun işçilere baskı yapıldığı iddialarını da yalanlarken bazı fabrika işçilerinin ailelerin kazanın hemen arkasından tazminat peşine düştüğünü iddia etti.

Okumaya Devam Et

Popüler

%d blogcu bunu beğendi: