Sosyal Medya Hesaplarımız

ÖZEL HABER

BAHÇELİ ASLINDA KİMİ “ASKIYA” ÇIKARDI?

Yayınlanma Tarihi:

on

Celal Eren ÇELİK

MHP lideri Devlet Bahçeli’nin yapmış olduğu pek çok açıklama muhalefette tepki ile karşılanmakla birlikte kendi partisi içerisinde dahi tepki görmekte hatta bazı açıklamalarına bizatihi kendi partisinin tabanı bir anlam verememekte ve isyan etmekte…

Aslında her şey Bahçeli’nin 7 Haziran seçimlerinin ardından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Gel Başbakan sen ol,koalisyon kuralım” teklifini reddedip erken seçim istemesi ile başladı.

Herkes şaşkınlık içerisindeyken Bahçeli kendi partisini ve kamuoyunu şaşkınlık içerisinde bırakacak hamleler yapmaya başladı…Bundan sonra yaşanan süreçte AKP’nin en yılmaz savunucusu olan da Bahçeli’ydi,”Başkanlık sistemine” geçişin yolunu açan da, Türkiye siyasetini %50+1’e kilitleyen “İTTİFAKLAR SİSTEMİNİN” mucidi de…

Neler olduğunu kimse anlayamıyordu, MHP tabanı dahi isyandaydı…

***

Peki ne olmuş,nasıl olmuştu da Devlet Bahçeli siyaseten “Kendisini inkar” anlamına gelen söylem ve politikalar üretmeye başlamıştı? Bu sadece basit bir “Koltuk sevdası” mıydı yoksa Bahçeli adım adım aslında AKP’nin “Tasfiye” sürecini mi başlatmıştı?

Hemen “Arkadaş adamın söylemleri ortada…Ne tasfiyesi koltuğunu korumanın derdinde” demeyin…Gelin isterseniz olayları ve sonuçları hep birlikte daha detaylı biçimde analiz edelim…

****

Bahçeli  7 Haziran seçimlerinde CHP’nin teklifini reddedip, erken seçimi istediğinde şunu çok iyi biliyordu: Eğer CHP ile MHP arasında bir koalisyon hükümeti kurulsa AKP yarattığı yandaş sermaye eli ile piyasadan para çekecek, zaten var olan ekonomik kriz daha da derinleşecek, ekonomik kriz siyasi bir kaosu tetikleyecek ve o koalisyonun ömrü 6 aydan fazla olamayacaktı.

İşte o anda yapılacak yeni bir erken seçimde AKP’nin “Tek parti iktidarı olmadan nasıl kaos yaşanıyor gördünüz, biz gider gitmez bu beceriksiz partiler ülkede kaosa sebep oldu” diyerek “Kurtarıcı” olarak %60’larla iktidara gelmesi mümkün olacaktı.

Yine 2015 şartlarında Türkiye’nin siyasi konjonktürüne bakalım…

AKP öyle ya da böyle en az %35-38 bandında bir oy potansiyelini kendi arkasında blok halinde konsolide edebilmekteydi. Karşısındaki muhalefet toplamda daha fazla oy yüzdesine sahip olsa da birleşemediği için bölük-pörçük ve parçalı durumdaydı. Bu durumda AKP eski parlamenter sistem devam ettiği sürece en az 15 sene daha rahatlıkla iktidarda kalma şansına sahipti.

Zira karşısındaki muhalefetin en büyük partisi CHP %25 bandında oy alabiliyordu…Hal böyle olunca parlamenter rejimde AKP’yi sandığa “Gömme” şansı yoktu…

***

Ancak MHP’de de “Erime” baş göstermişti ve 2015’te Bahçeli’nin ilk “Stratejik” hamlesi geldi. Parti içerisindeki muhalif hareket Akşener öncülüğünde İYİ PARTİ’yi kurma çalışmalarına başladığı andan itibaren adeta “İtina ile” bir “Mağdur” yaratıldı.

Akşener’e salon verdirilmedi,kürsüleri MHP Ülkü Ocakları üyeleri tarafından tekmelenerek yıkıldı,salonda konuşurken elektirikleri kesildi.

Yeni bir parti kuruluşunda en çok sıkıntı çekilen yerler “Taşralardı”…Zira büyük şehirlerde yeni bir partiyi kurmak için insan bulmak kolaydı ama taşralarda bu öyle kolay bir iş değildi. İYİ PARTİ tam bu “Taşrada örgütlenme” konusunu kara kara düşünürken Bahçeli bir anda onlarca MHP taşra teşkilatını bir gecede kapattı, yönetimlerini tasfiye etti.

Bu MHP tarafından tasfiye edilen taşra teşkilatlarının tamamına yakını MHP tabelasını indirdi, İYİ PARTİ tabelasını taktı. İYİ PARTİ’nin “Taşra örgütlenmesi” sorunu çözüldü…

Akşener’in FETÖ ile hiçbir bağı olmadığını bile bile Bahçeli Akşener için FETÖ’cü açıklamaları yaptı…Bu hamlesine karşılık Akşener kurucu tüm üyelerin “Temiz kağıdı” için MİT’e başvurdu…Aslında Bahçeli Akşener’e “FETÖ’cü” diyerek iyilik yapmış AKP’nin MİT’ten gelen “Temiz” raporları sonrasında İYİ PARTİ için kullanacağı “FETÖ’cü” argümanını daha en başından AKP’nin elinden almıştı.

İYİ PARTİ için bir “Vitrin” gerekiyordu ve Bahçeli MHP içinde Ümit Özdağ,Koray Aydın gibi isimlere zerre taviz vermedi…Öte yandan “Onların içinde tek gerçek ülkücü Koray Aydın’dır” dedi…

Ümit Özdağ,Koray Aydın gibi isimler İYİ PARTİ’nin “Vitrini” olurken,2018 seçimlerinden sonra istifa eden Meral Akşener’in evinin önünde açıklama yapan yılların kurdu siyasetçi Koray Aydın’ın “Yanlışlıkla” (!) “Liderimiz Devlet Bahçeli…” diye söze girmesi de pek bir manidardı. Aynı Koray Aydın İYİ PARTİ’nin “Teşkilattan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı” olarak parti teşkilatlarını dizayn etti, son kurultaya da hazırladığı 2.liste ile damga vurdu,14 milletvekili Koray Aydın’ın gücü karşısında çaresiz kaldı.

Bahçeli, Koray Aydın güçlendikçe aslında bir yandan da İYİ PARTİ’de kendisine çok geniş bir nüfuz alanı yarattı.

Bakın “Kontrolü ele geçirdi” demiyorum “Nüfuz alanı yarattı” diyorum.Zira bundan 2 yıl önce ÖZBEKİSTAN’DAN GELEN PRENS:BUĞRA KAVUNCU yazımızda ifade ettiğimiz üzere ta o zamandan İYİ PARTİ içerisinde de yaşanan bir “Küreselci Kanat-Milli Kanat” çekişmesi söz konusu…

**.*

Bahçeli AKP’ye olanca gücü ile “Başkanlık” sistemi için destek verdi. AKP hayalindeki “Başkanlık” sistemini “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Modeli” adı altında yasalaştırdı yasalaştırmasına ama aslında kendisini %50+1’e mahkum etti. O andan itibaren AKP’nin “Mahkumiyetinin” prangasının adı ise MHP ve Devlet Bahçeli oldu.

Bahçeli giderek daha da fazla AKP’ye destek vermeye başladı, MHP tabanı çıldırdı, isyan etti…

Ama partisindeki bu “İsyanlar” Bahçeli’nin zerre umurunda olmadı, Bahçeli bu kez de “İTTİFAKLAR SİSTEMİ”ni icad etti… Hatta AKP ile geliştirilecek “İttifakın” isim babası olarak “CUMHUR İTTİFAKI”nı AKP’ye dayattı ve kabul ettirdi.

Aslında Bahçeli kendi parti tabanından bile çektiği tepki nedeni ile bu ittifaka firesiz oy gelmeyeceğini gayet net biliyordu. Ama Bahçeli’nin bu “İTTİFAKLAR” hamlesi ile aslında yıllardır AKP’nin seçim üzerine seçim kazanmasının asli sebebi olan muhalefetin “Parçalı bir yapıda” olmasının önüne geçildi. Muhalefet bloğu “MİLLET İTTİFAKI” adı altında konsolide oldu ve ilk kez AKP karşısında “Tek bir blok” oluşturma şansını elde etti.

Bahçeli milliyetçi söyleminin dozunu arttırdıkça AKP’nin yeni bir “Açılım Süreci” yahut benzeri bir hamle ile HDP ile yakınlaşmasının da önünü kesti, HDP’yi de MİLLET İTTİFAKI’na doğru iterek dışarıdan da olsa HDP’nin de bu muhalefet bloğuna dahil olmasını sağlamış oldu.

Bahçeli AKP ile ittifak yaparak Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesinde “Kilit” rol oynadı,AKP’yi kendisine mahkum bıraktı.

Zira 18 Haziran seçimleri öylesi bir Meclis aritmetiği ortaya çıkarttı ki MHP olmadan AKP’nin eli kolu bağlanmış vaziyetteydi.

AKP içerisinde MHP’ye olan bu mahkumiyet ciddi rahatsızlık yaratıp, önemli isimlerden oluşan bir grup vekil Erdoğan’ı MHP ile olan ittifakı sonlandırmaya ikna etme çalışmalarına başladığında Meclis’e getirilen EYT’liler ile ilgili bir yasa tasarısında MHP ilk kez AKP’den farklı oy kullandı “Evet” dedi, Meclis karıştı, telefonlar açıldı ve MHP o telefon trafiği sonrasında dönüp az önce “Evet” dediği yasa tasarısına AKP ile birlikte “Hayır” dedi.

Bahçeli “Ben olmazsam hiçbir şeysiniz” mesajını AKP’ye çok net biçimde verdi.

***

AKP gerek SADAT yapılanması, gerekse özel paramiliter yapılanmalar gerekse “Bekçiler” eli ile “Sokağı ele geçirme” operasyonu yaptı.

Bahçeli ise Türkeş’ten bu yana MHP’nin en önemli bakış açılarından birisi olan “Sokağı yöneten devleti yönetir” mantığından hareketle Alaattin Çakıcı’ya “ÖZEL” af istedi… Bahçeli,Çakıcı’yı hapiste ziyaret edip,birlikte poz verdi.

AKP “Sokakları kaybetmemek” için çok dirense de Alattin Çakıcı MHP’nin bir an olsun azalmayan baskıları sonucunda tahliye oldu. Çakıcı,Bahçeli’ye bağlılığını bildirdi. AKP’ye yakınlığı dillere destan Sedat Peker yurtdışına çıktı,Çakıcı hapisten çıkar çıkmaz yer altı dünyasından kim varsa yanına gitti,biat etti.

En sonunda “Devleti arkasına alan” Çakıcı, Mehmet Ağar,Korkut Eken ve Engin Alan ile poz verdi.

MİT içerisindeki kod adının “ATİLLA” olduğu ifade edilen Çakıcı’nın hapisten çıkacağını hatta “Alaattin olarak değil Atilla” olarak çıkacağını ise bu satırların yazarı olan bendeniz, ortada Çakıcı’nın tahliyesinin “T” si yokken yaklaşık 2 sene önce kaleme aldı.

Yerel seçimlerde aslında AKP’nin MHP ile ittifatan kazanacağı hiçbir şey yoktu zira büyükşehirlerde MHP etkisi zayıftı.Ama eli mahkum MHP ile ittifaka giren AKP’nin kazandığı hiçbir şey olmadığı gibi pek çok ilde (Başta Ankara olmak üzere) MHP tabanı gitti MİLLET İTTİFAKI adaylarına oy verdi.

MHP ise İTTİFAK ANLAŞMASI ile hazırlanan listeler ile belediye sayısını arttırdı…

Devlet içerisinde çok kritik konumdaki kadrolara Bahçeli’nin istediği isimler yerleştirildi. Bahçeli o denli güçlü hale geldi ki AKP’nin içi karışıp Soylu istifa ettiğini açıkladığında Soylu’ya desteğini açıkladı,arkasında durdu…

Normal şartlarda bu hareketi sonrasında görevde kalması mümkün olmayan Soylu’nun istifası kabul edilmedi.

***

Ve geçtiğimiz günlerde Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak “YENİ EKONOMİK PROGRAMI” açıkladı…Türkiye’nin nasıl da muhteşem (!) bir ekonomisi olduğunu anlattı, “Ekonomi şaha kalktı” temalı açıklamalarda bulundu…

İşte bu açıklamaların hemen ardından MHP ve Bahçeli’den “Askıda ekmek” kampanyası geldi. Dün ise kampanyanın ilk görüntüleri servis edildi.

Bu kampanyanın aslında ekonominin içinde bulunduğu fecaat durumu ve AKP iktidarının acziyetini temsil ettiğini, kamuoyunun da bu kampanyayı anacak böyle okuyacağını bilecek kadar kurt bir siyasetçi olan Bahçeli bu kampanya  ile aslında AKP’nin bütün bu “Ekonomi muhteşem” söylemini kaldırdı çöpe attı.

***

1997’de MHP’nin başına “Sürpriz” biçimde seçilmesinden bu yana Türk siyasetindeki en kritik kararların altında Bahçeli imzası oldu…

2001’de iktidarı erken seçime götüren de, AKP’nin elindeki “Başörtüsü” kozunu TBMM’de AKP’ye destek vererek alan da, AKP’yi “Başkanlık” sistemi ile kendisine mahkum bırakarak 20 yıllık kazanımlarının 1 gecede sonlanmasına neden olacak sistem değişikliğinin yaşanmasını sağlayan da hep Bahçeli oldu.

***

Peki Bahçeli bu kadar büyük stratejik planlamalar yapacak,oyun kuracak “Dahaya” sahip bir lider mi? Hayır… Ama hani MHP Genel Merkezi’nde seçim gecesi yarım saat odaya kapanıp telefonla konuştuğu yer neresiyse Bahçeli’nin sadece “Uygulayıcısı” olduğu “Derin planların “stratejisti” işte orasıdır.

AKP bizatihi MHP eli ile önce kontrol altına alınmış,yine sonucunda MHP ver Devlet Bahçeli’nin kendisinin de tasfiye olacağı bir operasyonla siyaseten tasfiye edilme sürecine sokulmuştur.

Şurası da bilinmelidir bu plan Bahçeli’yi de MHP;’yi de çok çok aşan bir “Stratejik Master Plandır”…

Ve şimdi tüm bunları alt alta koyun, “Devletin” 1992’de Emniyet’te başlayıp,2004 yılındaki MGK raporlarına kadar “Tarikat/Cemaat” yapılarına ve orta vadede bu yapıların devletin “Beka sorunu” olacağına  “Resmi kayıtlarda” dikkat çekmesini ekleyin ve “Sol bir parti ve sol bir lider ile bu tarikat ve cemaatlerin tasfiyesi için bir operasyon  mümkün müdür?” sorusunu kendinize sorun

Bakın bakalım Bahçeli’nin AKP’ye verdiği desteğin sebebi anlam kazanacak mı gözünüzde?

Bu bizim analizimiz, katılıp katılmamak konusunda ise kendinize sorduğunuz soruya verdiğiniz cevaba göre siz karar verirsiniz…

 NOT:Bu satırların yazarı bunları 2017’de ilk kez dile getirdiğinde kendisini sosyal medyada  linç etmeye kalkanlara rağmen sözlerinden bir kez dahi olsun geri adım atmadı…Bugün gelinen noktada yaşanan gelişmelerin kimi haklı çıkarttığı ise sizlerin takdirine kalmış…

Yorum yapmak için tıklayın

Bir Cevap Yazın

ÖZEL HABER

CHP’DE ASLI BAYKAL İDDİASI

Yayınlanma Tarihi:

on

HABER ALTERNATİF

ÖZEL-KULİS HABER

CHP’de parti içi muhalefet gruplarının bir sonraki kurultaya yönelik çalışmaları devam ederken, çarpıcı bir kulis bilgisi geldi…

CHP’de eski genel başkan Genel Başkan Deniz Baykal’a yakınlığı ile bilinen bazı isimlerin birlikte hareket ederek gelecek kurultayda genel başkan adayı olarak Kemal Kılıçdaroğlu karşısına Deniz Baykal’ın kızı Prof.Aslı Baykal’ı aday göstermek istedikleri belirtiliyor…

Kulislere yansıyan bilgilere göre yıllarca Deniz Baykal ile yakın siyaset yapan bu isimler Aslı Baykal isminin hem kadın olması hem de “Soyadı” sebebi ile parti içi muhalefeti bir araya toplayabileceğini düşünüyorlar.

Aslı Baykal isminin yıpranmamış bir isim olduğunu belirten CHP içerisindeki bu “Eski tüfek” siyasetçiler, özellikle son dönemde İYİ PARTİ’nin yükselen oylarında Meral Akşener’in Türk siyasetindeki tek kadın lider olmasının da belirli bir etkisi olduğu tespitini yaparlarken, Aslı Baykal’ın da kadın lider olarak CHP Genel Başkanı olması halinde İYİ PARTİ’ye kayan bu oyları konsolide edebileceğini ifade ediyorlar.

Ancak parti içerisinde Aslı Baykal isminin ortaya çıkması ile birlikte kulislerde fikir ayrılıkları da yaşanmaya başlandı.

Baykal ekibine yakın isimler ile birlikte hareket etmeyen ve Aslı Baykal ile birlikte başlatılacak bir parti içi muhalefet hareketinin “Ölü doğum” olacağını savunan ayrıca partide şu anki yönetime olduğu kadar, Baykal ve yakın ekibine de parti tabanından ciddi bir tepki olduğunu belirten pek çok muhalif isim ve grubun ise Aslı Baykal ismine son derece soğuk baktıkları ifade ediliyor.

Aslı Baykal isminin gündeme getirilmesinin “Soyadı” nedeni ile de yanlış olduğunu belirten parti içerisindeki diğer muhalif gruplar “Biz AKP’ye akraba-eş-dost partisi, aile partisi diye eleştiri getiriyoruz. CHP bir “Aile” partisi değildir, Genel Başkanlık makamı da babadan çocuklara soy adı ile devredilecek bir makam değildir” şeklinde tepki gösterdikleri ifade ediliyor.

Geçtiğimiz günlerde ise Prof.Aslı Baykal hakkında medyaya yeni bir parti kuracağı yönünde iddialar yansımıştı.

Hatırlanacağı gibi Aslı Baykal son olarak Mahir Caferoğlu’na satılmadan önce HALK TV’nin başına geçmiş ancak Aslı Baykal yönetiminde finansal açıdan daha da kötüye giden HALK TV bir süre sonra Caferoğlu’na satılmıştı.

Prof.Aslı Baykal’ın kulislere yansıyan iddialar karşısında nasıl bir turum takınacağı ise merakla bekleniyor…

________________________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan, bağımsız ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan, Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir, DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

 

 

 

Okumaya Devam Et

ÖZEL HABER

İŞTE 43 KİŞİYİ “BUHARLAŞTIRAN” “KİLİT” EKİP

Yayınlanma Tarihi:

on

HABER ALTERNATİF-ÖZEL

Celal Eren ÇELİK

AKP’li Malatya Yeşilyurt Belediyesi’nin “ÇEVREYE DUYARLI BİREYLER YETİŞTİRME” projesi çerçevesinde Almanya’ya gönderilen 45 kişiden 43’ünün Türkiye’ye geri dönüş yapmadığı geçtiğimiz günlerde ortaya çıkmıştı.

Konunun üzerine giden HABER TÜRK yazarı Sevilay Yılman ise olayın “İnsan kaçakçılığı” olduğunu belirttiği köşe yazısında AKP’li Yeşilyurt Belediyesi ile birlikte bu projeyi organize eden “Malatya Kişisel Gelişim Dünyası Derneği” ‘ adeta “Buharlaşan” 43 kişinin Almanya’ya gelmesi için “Davetiye” gönderen ve tüm masraflarını karşılayan şirketin MEGA KİLİT GMBH isimli bir şirket olduğunu ancak “Tüm kaynaklarını kullanmasına rağmen” şirketin sahibi olan Ersin Kilit hakkında hiç bir bilgiye ulaşamadığını,Türk büyükelçiliğinin de bu kişi ve şirkete ulaşamadığını yazmıştı…

43 kişilik ekibe Almanya’dan davetiye gönderen ve “Tüm masrafları” karşılayan şirketin tüm ağını HABER ALTERNATİF açıklıyor…

Öncelikle şirketin isminin MEGA KİLİT GMBH olduğu doğru ancak sahibi Ersin Kilit değil…

MEGA KİLİT GMBH 2 Mayıs 2016 tarihinde 25 bin Euro sermaye ile Hannover Ticaret Odası’na HRB 213752 ticaret sicil numarası ile kaydını yaptıran bir şirket.

Şirket şu anda “Kağıt üzerinde” Almanya’da  Scheffelstr. 2 , 30167  Hannover adresinde 4 katlı bir binadaki tek bir dairede faaliyet gösteriyor,”Kağıt üzerinde” zira şirketin 5 yıllık ticari geçmişi incelendiğinde ortaklık sözleşmesindeki faaliyet alanı “Gastronomik ünitelerin işletilmesi, satış makinelerinin kurulumu” gibi yüksek kar marjı olan bir sektörde hemen hemen hiç bir iş yapmayan bir “Tabela şirketi” olmaktan çok da öteye gidemediği görülüyor.

Şirketin kuruluşundaki ilk genel müdürü ise Yılmaz Polat. Yılmaz Polat 8 Ocak 2015’te kurulup, 16 Ocak 2018 yılları arasında ise  batarak tasfiye edilen  ve Hannover Ticaret Odasına HRB 211931 ticaret sicil kaydı ile kayıtlı olan PAMUKKALE GASTRO UG isimli firmanın sahibi.

Yılmaz Polat’ın PAMUKKALE GASTRO UG isimli şirketi faaliyet gösterirken kurduğu “İlişkiler ağı” aslında bugün Almanya’dan dönmeyen 43 AKP’linin buharlaşması olayındaki soru işaretlerinin odağındaki  MEGA KİLİT GMBH şirketine de ışık tutmakta.

Zira Yılmaz Polat’ın 2014-2016 tarihleri arasında yakın ilişki kurduğu isimler Hazime Kilit,Zeynep Kilit,Hüseyin Kilit ve Zeynep Gökçe…

Ve 2016 yılından itibaren Yılmaz Polat’ın Genel Müdürlüğü sonrasında MEGA KİLİT GMBH’de sırası ile kurulan bu yakın ilişkilerde ismi geçen kişileri peş peşe Genel Müdür olurken görüyoruz…

İddiaların odağındaki MEGA KİLİT GMBH şirketinde 10 Haziran 2016 tarihinde Genel Müdürlük görevine Hüseyin Kilit gelirken, 12 Ocak 2018 tarihinde bu göreve Zeynep Kilit atanıyor. 22 Mayıs 2018 tarihinde Hüseyin Kilit Genel Müdürlük koltuğunu devralırken,22 Ağustos 2019 tarihinde ise şirketin Genel Müdürü bu kez Zeynep Gökçe oluyor… Ve son olarak 7 Ocak 2020 tarihinde Zeynep Gökçe yerine Genel Müdür koltuğuna bu kez Hazime Kilit oturuyor.

Bu arada 18 Haziran 2019 – Langenhagen, Am Pferdearkt 6, 30853 Langenhagen adresinde Nord Bau Kilit GmbH isimli bir şirket kuruluyor. Şirketin Genel Müdürü ise Mario-Celal Rashid Selmani… Ancak tek bir ticari faaliyet bile göstermeyen ve sürekli zarar eden bu şirket bir süre sonra yeni “Yöneticileri” ile tanışıyor…

Nord Bau Kilit GmbH şirketine iddiaların odağında olan MEGA KİLİT GMBH ortak oluyor ve bu Nord Bau Kilit GmbH isimli şirketin Genel Müdürlüğü görevine önce 2018 Ocak ayında Ahmet Olgun gelirken,18 Haziran 2019 tarihinde aynı zamanda 2018-2019 tarihleri arasında iddiaların merkezindeki MEGA KİLİT GMBH şirketinin o tarihlerdeki Genel Müdürü olan Zeynep Kilit geliyor.

Nord Bau Kilit GmbH şirketinde 2018 yılında Genel Müdür olan Ahmet Olgun ise iddiaların AKP’li Yeşilyurt belediyesine davet gönderip tüm masrafları karşılayan MEGA KİLİT GMBH şirketinin ilk Genel Müdürü olan Yılmaz Polat ile bağlantılı bir isim.

Tüm bu ilişkiler ağında dikkat çekici olan kurulan tüm bu şirketlerin tamamının “Kağıt üzerinde” kurulmuş ama aktif ticari faaliyet göstermemiş “Tabela şirketi” olmaktan öteye gitmemiş “Naylon şirketler” olması.

Bu da akıllara kurulan bu şirketler sayesinde oluşturulan “Naylon şirketler ağı” sayesinde Türkiye içerisinde “Kurdurulan” STK’lar ile birlikte “Proje” adı altında belediyeler eli ile yurtdışına insan ve diğer başka kaçakçılık türlerinin yapılması için bir organizasyon kurulup kurulmadığı sorusunu getiriyor…

Yani  kafalardaki soru işaretleri doğruysa ki tüm işaretler ve bağlantılar bu soru işaretlerinin doğru olduğunu göstermekte; bu “Naylon şirketler ağı” önce Türkiye’de bir STK kurduruyor,sonra buraya “Yurtdışına kaçırılacak kişileri” kaydettiriyor, sonrasında “Tüm masraflarına sponsor” olacağı bir PROJE” götürüyor, bu “PROJE” nin kabulü ile belediyeler proje katılımcılarına devletin “GRİ PASAPORTUNU” çıkartıyor ve “Yurt dışına kaçırılması planlanan” kişiler böylesi bir organizasyon ile hem de ellerinde devletin “GRİ PASAPORTU” gibi çok önemli kapıları kendilerine açacak bir “ANAHTAR” ile yurtdışına çıkıyor ve en son aşamada AKP’li Malatya Yeşilyurt Belediyesi’nin gönderdiği ve geri dönmeyen 43 kişi gibi bir anda “Buharlaşıyorlar”…

Ve büyük ihtimalle de bu 43 kişi gibi belki de yüzlerce, belki binlerce “Buharlaşan” vatandaş var..

Şimdi burada sorulması gereken bazı soruları da HABER ALTERNATİF olarak soruyoruz:

1-Yukarıda yazmış olduğumuz ilişkiler ağı içerisinde ismi geçen şahıslar yahut şirketler Türkiye’de başka belediyelere de bu şekilde “PROJE” teklif ederek “Sponsor” olmuşlar mıdır?

2-Bu ilişkiler ağı içerisinde yer alan isim ve şirketler hakkında Almanya’daki Türk Büyükelçiliği’nin bir bilgisi var mıdır,varsa yetkili merciler ile bu bilgi paylaşılmış mıdır?

3-Bugüne kadar bu ilişkiler ağı içerisinde yer alan kişi ve şirketler ile birlikte ortak proje düzenleyen başka STK var mıdır?

4-Bu ilişkiler ağı içerisinde bulunan kişi ve şirketler ile Türkiye’de bulunan ve ortak proje düzenleyen STK’ların para alışverişi ve hesap trafikleri ne şekilde seyretmiştir?

5-Ve belki de en önemlisi Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 2020 yılının Eylül ayında gerçekleştiği bilinen bu skandal ile ilgili gerek Alman resmi makamları, gerek Interpol ile temasa geçip açıkladığımız bu ilişkiler ağı içerisindeki şirket ve kişiler ile ilgili bir çalışma başlatmış mıdır?

________________________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan, bağımsız ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan, Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir, DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

 

 

 

 

Okumaya Devam Et

ÖZEL HABER

AKP’NİN MONTRÖ RÖVANŞI VE AHMET ALTAN’A VURAN PİYANGO

Yayınlanma Tarihi:

on

Celal Eren ÇELİK

Evet efendim bu yazımızda önce sizlerle tarihte çok da uzun olmayan bir zaman diliminde geriye doğru gideceğiz…

Dedik ya çok değil bundan 14 yıl öncesinde hayatımıza 15 Kasım 2007 tarihinde TARAF isimli bir gazete girdi. Bu gazete ALIM YAYINEVİ isimli bir şirket tarafından çıkartılıyordu. Gazetenin Genel Yayın Yönetmenliği koltuğuna Ahmet Altan oturtulmuştu.

TARAF gazetesinin kurulmasından kısa süre sonra Türkiye Ergenekon ismi verilen büyük kumpasın ilk dalgaları ile karşılaşmaya başladı… TARAF gazetesi yıllar sonra tamamen kumpas olduğu ortaya çıkan Ergenekon Davası’nın “Medya ayağını” oluşturuyordu…

”Dijital ortamda oluşturulmuş” sahte ve düzmece belgeler, “Bavullar ile servis edilen” bilgiler sistematik olarak her zaman ilk önce TARAF GAZETESİ’nde manşet oluyordu…

TARAF adeta “Tasfiye edilen eski düzeni yıkan gazete” olarak sembolleşiyordu bu süreçte…Rasim Ozan Kütahyalı’dan Mehmet Baransu’ya,Ahmet Altan’dan Yasemin Çongar’a kadar TSK’ya atmadık çamur bırakmıyor yazmadıklarını bırakmıyorlardı…

AKP ise kurulan “KİRLİ ORTAKLIK” ile TARAF GAZETESİ’ni el üstünde tutuyor, uluslararası kuruluşlar gazeteye ödül üzerine ödül veriyorlardı.

Nasıl vermesinlerdi ki ? TARAF öyle manşetler atıyor, öyle “İnce işçilik” bir “Operasyon tetikçiliği” yapıyordu ki “Kumpası kuran” çevrelerin takdirini tabii ki hak edecekti…Zira TARAF’ı belliydi ne de olsa…

TARAF GAZETESİ 26 Temmuz 2008’de Cumhuriyet’i Ergenekon isimli  “Derin bir yapının yönettiğini iddia ettiği” 1923’te KURULDU,2008’DE ARINIYOR manşeti ile çıkıyordu.

“Operatif tetikçiliğin nadide örneklerini sergileyen” TARAF isimli psikolojik harp makinası 19 Kasım 2009’da KOD ADI KAFES manşetini atarak “Kafes Eylem Planı” yalanı haberi ile operasyon yapıyor, 12 Haziran 2009’da AKP VE GÜLEN’İ BİTİRME PLANI yalanını manşetine taşıyor,20 Ocak 2010’da FATİH CAMİİ BOMBALANACAKTI manşeti ile “Operasyon yapmaya” devam ediyordu.

10 Ocak 2009 tarihinde sonradan silahların FETÖ tarafından yerleştirilip TSK’nın şerefli subaylarına kumpas kurulduğu ortaya çıkan Poyrazköy kazılarını da yine “Operasyon karargahı” TARAF isimli paçavra herkesten önce manşetine ÜSTÜ CUMHURİYET,ALTI ERGENEKON manşeti ile veriyordu…

22 Şubat 2010 tarihinde TSK’yı “Darbe yapmayı istemekle” suçlayan ve VESAYETE EN AĞIR BALYOZ manşeti ile çıkan ve bin bir yalanı utanıp sıkılmadan yaptığı “Operasyon ve kumpas” için ardı ardına sıralayan da yine TARAF isimli bu “Kumpas projesiydi”…

İşte TSK’ya tüm bu kumpaslar kurulur ve TSK, FETÖ tarafından kumpas ile çökertilip, vatansever subaylar Ergenekon ve Balyoz kumpasları ile tasfiye edilip FETÖ’cü subayların önü açılarak yükselmesi sağlanırken bu HAİN OPERASYONUN en önemli ayağı olan medya ayağını başından sonuna kadar Ahmet Altan isimli gazeteci görünümlü, Türk basın tarihinin en büyük “Tetikçilerinden” birisi yönetiyordu…

Sonradan TARAF GAZETESİ’ni kuran ALKIM YAYINEVİ’nin FETÖ tarafından finanse edildiği, TARAF GAZETESİ’nin başından beri bir “PROJE” olduğu ve FETÖ kumpaslarında planlı ve sistematik biçimde TSK’ya tarihinin en ağır operasyonunu yaptığı ve FETÖ’cü subayların önünün açılmasını sağladığı tek tek ortaya çıktı…

Şimdi geri dönmek üzere bu TARAF adlı “OPERASYON MERKEZİNE” bir virgül koyalım…

3 Nisan gecesi yani bundan 12 gün önce 103 emekli amiral Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin tartışmaya açılmasından ve bir amiralin tekkede çekilen sarıklı fotoğraflarından duydukları rahatsızlığı belirten bir “DUYURU” yayınladılar…

Aman efendim ortalık ayağa kalktı, bu emekli amiraller “Darbecilik” ile suçlandı,10 tanesi gözaltına alınıp tam 8 gün nezarethanede tutuldu, toplam 14 emekli amiral ifade verdi.

Ve en sonunda emekli amiraller “İl dışına çıkma yasağı” konularak serbest bırakıldı ama bu amiraller ordu evlerinden atıldılar…

Peki bu amiraller gözaltına alındığı zaman ortalığı ayağa kaldırıp amiralleri “Darbecilik” ile suçlayan,rütbelerinin sökülüp “Bedel ödetilmesini” isteyen kimlerdi?

Bunları isteyenler 2008-2012 arası Ahmet Altan’ın TARAF GAZTEESİ’nde attığı manşetler ile bizzat yönettiği TSK’ya kumpas operasyonuna o günlerde alkış tutan Cem Küçük,Nagehan Alçı ve bilimum AKP yandaşı gazeteci görünümlü “Kadrolu yandaş”…

Peki TARAF GAZETESİ’nde yapılan “KİRLİ OPERASYON ve KUMPASLAR” sonucu hayatının önemli bir bölümünü Silivri zindanında geçirmiş olan TSK’nın üst düzey general ve amiralleri arasında kimler vardı?

Montrö açıklaması sebebi ile 8 gün gözaltına alınan,hapisleri istenen, darbecilikle suçlanan ve serbest kalsalar da orduevlerinden atılan emekli amirallerimiz!

Yani efendim bu gece serbest kalan ve “Birilerinin” “Yaptığı gazetecilikti” diyerek “Demokrasi kahramanı” ilan etmeye kalktığı Ahmet Altan ve ekürisi Nazlı Ilıcak’ın tahliyesi hiç de öyle “Tesadüfi” bir zamanlama ile gerçekleşmemiştir.

AKP Montrö Açıklaması nedeni ile emekli generalleri oluşan kamuoyu tepkisi nedeni ile tutuklayamamış ama bu kadar “Gümbürtü koparttıktan” sonra “RÖVANŞ” olarak attığı manşetler ile bu emekli amirallerimizi ERGENEKON VE BALYOZ KUMPASI’nda Silivri Zindanı’na gönderen Ahmet Altan’ı serbest bırakıp “Ödüllendirerek” “Sizi istesem içeri atardım atmadım ama size kumpas kuranları da serbest bıraktım” mesajını vermiştir.

AKP burada aynı zamanda arasının uzun zamandır bozuk olduğu liberallere de göz kırpmaktadır ama asıl mesaj Montrö Bildirisi’ni imzalayan emekli amirallere ve onları destekleyenlere verilmiştir.

Ve Ahmet Altan’ın tahliyesi kendisi için bir büyük “Piyango” iken AKP için ise bir “Rövanştır”

Şimdi asıl soru şudur: “AKP bu rövanş mesajının devamını getirecek mi?”

Bu sorunun cevabını almak için çok bekleyeceğimizi ise hiç sanmıyorum…

_______________________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan, bağımsız ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan, Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir, DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

 

Okumaya Devam Et







Popüler

%d blogcu bunu beğendi: