Sosyal Medya Hesaplarımız

ÖZEL HABER

BAHÇELİ ASLINDA KİMİ “ASKIYA” ÇIKARDI?

Yayınlanma Tarihi:

on

Celal Eren ÇELİK

MHP lideri Devlet Bahçeli’nin yapmış olduğu pek çok açıklama muhalefette tepki ile karşılanmakla birlikte kendi partisi içerisinde dahi tepki görmekte hatta bazı açıklamalarına bizatihi kendi partisinin tabanı bir anlam verememekte ve isyan etmekte…

Aslında her şey Bahçeli’nin 7 Haziran seçimlerinin ardından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Gel Başbakan sen ol,koalisyon kuralım” teklifini reddedip erken seçim istemesi ile başladı.

Herkes şaşkınlık içerisindeyken Bahçeli kendi partisini ve kamuoyunu şaşkınlık içerisinde bırakacak hamleler yapmaya başladı…Bundan sonra yaşanan süreçte AKP’nin en yılmaz savunucusu olan da Bahçeli’ydi,”Başkanlık sistemine” geçişin yolunu açan da, Türkiye siyasetini %50+1’e kilitleyen “İTTİFAKLAR SİSTEMİNİN” mucidi de…

Neler olduğunu kimse anlayamıyordu, MHP tabanı dahi isyandaydı…

***

Peki ne olmuş,nasıl olmuştu da Devlet Bahçeli siyaseten “Kendisini inkar” anlamına gelen söylem ve politikalar üretmeye başlamıştı? Bu sadece basit bir “Koltuk sevdası” mıydı yoksa Bahçeli adım adım aslında AKP’nin “Tasfiye” sürecini mi başlatmıştı?

Hemen “Arkadaş adamın söylemleri ortada…Ne tasfiyesi koltuğunu korumanın derdinde” demeyin…Gelin isterseniz olayları ve sonuçları hep birlikte daha detaylı biçimde analiz edelim…

****

Bahçeli  7 Haziran seçimlerinde CHP’nin teklifini reddedip, erken seçimi istediğinde şunu çok iyi biliyordu: Eğer CHP ile MHP arasında bir koalisyon hükümeti kurulsa AKP yarattığı yandaş sermaye eli ile piyasadan para çekecek, zaten var olan ekonomik kriz daha da derinleşecek, ekonomik kriz siyasi bir kaosu tetikleyecek ve o koalisyonun ömrü 6 aydan fazla olamayacaktı.

İşte o anda yapılacak yeni bir erken seçimde AKP’nin “Tek parti iktidarı olmadan nasıl kaos yaşanıyor gördünüz, biz gider gitmez bu beceriksiz partiler ülkede kaosa sebep oldu” diyerek “Kurtarıcı” olarak %60’larla iktidara gelmesi mümkün olacaktı.

Yine 2015 şartlarında Türkiye’nin siyasi konjonktürüne bakalım…

AKP öyle ya da böyle en az %35-38 bandında bir oy potansiyelini kendi arkasında blok halinde konsolide edebilmekteydi. Karşısındaki muhalefet toplamda daha fazla oy yüzdesine sahip olsa da birleşemediği için bölük-pörçük ve parçalı durumdaydı. Bu durumda AKP eski parlamenter sistem devam ettiği sürece en az 15 sene daha rahatlıkla iktidarda kalma şansına sahipti.

Zira karşısındaki muhalefetin en büyük partisi CHP %25 bandında oy alabiliyordu…Hal böyle olunca parlamenter rejimde AKP’yi sandığa “Gömme” şansı yoktu…

***

Ancak MHP’de de “Erime” baş göstermişti ve 2015’te Bahçeli’nin ilk “Stratejik” hamlesi geldi. Parti içerisindeki muhalif hareket Akşener öncülüğünde İYİ PARTİ’yi kurma çalışmalarına başladığı andan itibaren adeta “İtina ile” bir “Mağdur” yaratıldı.

Akşener’e salon verdirilmedi,kürsüleri MHP Ülkü Ocakları üyeleri tarafından tekmelenerek yıkıldı,salonda konuşurken elektirikleri kesildi.

Yeni bir parti kuruluşunda en çok sıkıntı çekilen yerler “Taşralardı”…Zira büyük şehirlerde yeni bir partiyi kurmak için insan bulmak kolaydı ama taşralarda bu öyle kolay bir iş değildi. İYİ PARTİ tam bu “Taşrada örgütlenme” konusunu kara kara düşünürken Bahçeli bir anda onlarca MHP taşra teşkilatını bir gecede kapattı, yönetimlerini tasfiye etti.

Bu MHP tarafından tasfiye edilen taşra teşkilatlarının tamamına yakını MHP tabelasını indirdi, İYİ PARTİ tabelasını taktı. İYİ PARTİ’nin “Taşra örgütlenmesi” sorunu çözüldü…

Akşener’in FETÖ ile hiçbir bağı olmadığını bile bile Bahçeli Akşener için FETÖ’cü açıklamaları yaptı…Bu hamlesine karşılık Akşener kurucu tüm üyelerin “Temiz kağıdı” için MİT’e başvurdu…Aslında Bahçeli Akşener’e “FETÖ’cü” diyerek iyilik yapmış AKP’nin MİT’ten gelen “Temiz” raporları sonrasında İYİ PARTİ için kullanacağı “FETÖ’cü” argümanını daha en başından AKP’nin elinden almıştı.

İYİ PARTİ için bir “Vitrin” gerekiyordu ve Bahçeli MHP içinde Ümit Özdağ,Koray Aydın gibi isimlere zerre taviz vermedi…Öte yandan “Onların içinde tek gerçek ülkücü Koray Aydın’dır” dedi…

Ümit Özdağ,Koray Aydın gibi isimler İYİ PARTİ’nin “Vitrini” olurken,2018 seçimlerinden sonra istifa eden Meral Akşener’in evinin önünde açıklama yapan yılların kurdu siyasetçi Koray Aydın’ın “Yanlışlıkla” (!) “Liderimiz Devlet Bahçeli…” diye söze girmesi de pek bir manidardı. Aynı Koray Aydın İYİ PARTİ’nin “Teşkilattan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı” olarak parti teşkilatlarını dizayn etti, son kurultaya da hazırladığı 2.liste ile damga vurdu,14 milletvekili Koray Aydın’ın gücü karşısında çaresiz kaldı.

Bahçeli, Koray Aydın güçlendikçe aslında bir yandan da İYİ PARTİ’de kendisine çok geniş bir nüfuz alanı yarattı.

Bakın “Kontrolü ele geçirdi” demiyorum “Nüfuz alanı yarattı” diyorum.Zira bundan 2 yıl önce ÖZBEKİSTAN’DAN GELEN PRENS:BUĞRA KAVUNCU yazımızda ifade ettiğimiz üzere ta o zamandan İYİ PARTİ içerisinde de yaşanan bir “Küreselci Kanat-Milli Kanat” çekişmesi söz konusu…

**.*

Bahçeli AKP’ye olanca gücü ile “Başkanlık” sistemi için destek verdi. AKP hayalindeki “Başkanlık” sistemini “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Modeli” adı altında yasalaştırdı yasalaştırmasına ama aslında kendisini %50+1’e mahkum etti. O andan itibaren AKP’nin “Mahkumiyetinin” prangasının adı ise MHP ve Devlet Bahçeli oldu.

Bahçeli giderek daha da fazla AKP’ye destek vermeye başladı, MHP tabanı çıldırdı, isyan etti…

Ama partisindeki bu “İsyanlar” Bahçeli’nin zerre umurunda olmadı, Bahçeli bu kez de “İTTİFAKLAR SİSTEMİ”ni icad etti… Hatta AKP ile geliştirilecek “İttifakın” isim babası olarak “CUMHUR İTTİFAKI”nı AKP’ye dayattı ve kabul ettirdi.

Aslında Bahçeli kendi parti tabanından bile çektiği tepki nedeni ile bu ittifaka firesiz oy gelmeyeceğini gayet net biliyordu. Ama Bahçeli’nin bu “İTTİFAKLAR” hamlesi ile aslında yıllardır AKP’nin seçim üzerine seçim kazanmasının asli sebebi olan muhalefetin “Parçalı bir yapıda” olmasının önüne geçildi. Muhalefet bloğu “MİLLET İTTİFAKI” adı altında konsolide oldu ve ilk kez AKP karşısında “Tek bir blok” oluşturma şansını elde etti.

Bahçeli milliyetçi söyleminin dozunu arttırdıkça AKP’nin yeni bir “Açılım Süreci” yahut benzeri bir hamle ile HDP ile yakınlaşmasının da önünü kesti, HDP’yi de MİLLET İTTİFAKI’na doğru iterek dışarıdan da olsa HDP’nin de bu muhalefet bloğuna dahil olmasını sağlamış oldu.

Bahçeli AKP ile ittifak yaparak Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesinde “Kilit” rol oynadı,AKP’yi kendisine mahkum bıraktı.

Zira 18 Haziran seçimleri öylesi bir Meclis aritmetiği ortaya çıkarttı ki MHP olmadan AKP’nin eli kolu bağlanmış vaziyetteydi.

AKP içerisinde MHP’ye olan bu mahkumiyet ciddi rahatsızlık yaratıp, önemli isimlerden oluşan bir grup vekil Erdoğan’ı MHP ile olan ittifakı sonlandırmaya ikna etme çalışmalarına başladığında Meclis’e getirilen EYT’liler ile ilgili bir yasa tasarısında MHP ilk kez AKP’den farklı oy kullandı “Evet” dedi, Meclis karıştı, telefonlar açıldı ve MHP o telefon trafiği sonrasında dönüp az önce “Evet” dediği yasa tasarısına AKP ile birlikte “Hayır” dedi.

Bahçeli “Ben olmazsam hiçbir şeysiniz” mesajını AKP’ye çok net biçimde verdi.

***

AKP gerek SADAT yapılanması, gerekse özel paramiliter yapılanmalar gerekse “Bekçiler” eli ile “Sokağı ele geçirme” operasyonu yaptı.

Bahçeli ise Türkeş’ten bu yana MHP’nin en önemli bakış açılarından birisi olan “Sokağı yöneten devleti yönetir” mantığından hareketle Alaattin Çakıcı’ya “ÖZEL” af istedi… Bahçeli,Çakıcı’yı hapiste ziyaret edip,birlikte poz verdi.

AKP “Sokakları kaybetmemek” için çok dirense de Alattin Çakıcı MHP’nin bir an olsun azalmayan baskıları sonucunda tahliye oldu. Çakıcı,Bahçeli’ye bağlılığını bildirdi. AKP’ye yakınlığı dillere destan Sedat Peker yurtdışına çıktı,Çakıcı hapisten çıkar çıkmaz yer altı dünyasından kim varsa yanına gitti,biat etti.

En sonunda “Devleti arkasına alan” Çakıcı, Mehmet Ağar,Korkut Eken ve Engin Alan ile poz verdi.

MİT içerisindeki kod adının “ATİLLA” olduğu ifade edilen Çakıcı’nın hapisten çıkacağını hatta “Alaattin olarak değil Atilla” olarak çıkacağını ise bu satırların yazarı olan bendeniz, ortada Çakıcı’nın tahliyesinin “T” si yokken yaklaşık 2 sene önce kaleme aldı.

Yerel seçimlerde aslında AKP’nin MHP ile ittifatan kazanacağı hiçbir şey yoktu zira büyükşehirlerde MHP etkisi zayıftı.Ama eli mahkum MHP ile ittifaka giren AKP’nin kazandığı hiçbir şey olmadığı gibi pek çok ilde (Başta Ankara olmak üzere) MHP tabanı gitti MİLLET İTTİFAKI adaylarına oy verdi.

MHP ise İTTİFAK ANLAŞMASI ile hazırlanan listeler ile belediye sayısını arttırdı…

Devlet içerisinde çok kritik konumdaki kadrolara Bahçeli’nin istediği isimler yerleştirildi. Bahçeli o denli güçlü hale geldi ki AKP’nin içi karışıp Soylu istifa ettiğini açıkladığında Soylu’ya desteğini açıkladı,arkasında durdu…

Normal şartlarda bu hareketi sonrasında görevde kalması mümkün olmayan Soylu’nun istifası kabul edilmedi.

***

Ve geçtiğimiz günlerde Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak “YENİ EKONOMİK PROGRAMI” açıkladı…Türkiye’nin nasıl da muhteşem (!) bir ekonomisi olduğunu anlattı, “Ekonomi şaha kalktı” temalı açıklamalarda bulundu…

İşte bu açıklamaların hemen ardından MHP ve Bahçeli’den “Askıda ekmek” kampanyası geldi. Dün ise kampanyanın ilk görüntüleri servis edildi.

Bu kampanyanın aslında ekonominin içinde bulunduğu fecaat durumu ve AKP iktidarının acziyetini temsil ettiğini, kamuoyunun da bu kampanyayı anacak böyle okuyacağını bilecek kadar kurt bir siyasetçi olan Bahçeli bu kampanya  ile aslında AKP’nin bütün bu “Ekonomi muhteşem” söylemini kaldırdı çöpe attı.

***

1997’de MHP’nin başına “Sürpriz” biçimde seçilmesinden bu yana Türk siyasetindeki en kritik kararların altında Bahçeli imzası oldu…

2001’de iktidarı erken seçime götüren de, AKP’nin elindeki “Başörtüsü” kozunu TBMM’de AKP’ye destek vererek alan da, AKP’yi “Başkanlık” sistemi ile kendisine mahkum bırakarak 20 yıllık kazanımlarının 1 gecede sonlanmasına neden olacak sistem değişikliğinin yaşanmasını sağlayan da hep Bahçeli oldu.

***

Peki Bahçeli bu kadar büyük stratejik planlamalar yapacak,oyun kuracak “Dahaya” sahip bir lider mi? Hayır… Ama hani MHP Genel Merkezi’nde seçim gecesi yarım saat odaya kapanıp telefonla konuştuğu yer neresiyse Bahçeli’nin sadece “Uygulayıcısı” olduğu “Derin planların “stratejisti” işte orasıdır.

AKP bizatihi MHP eli ile önce kontrol altına alınmış,yine sonucunda MHP ver Devlet Bahçeli’nin kendisinin de tasfiye olacağı bir operasyonla siyaseten tasfiye edilme sürecine sokulmuştur.

Şurası da bilinmelidir bu plan Bahçeli’yi de MHP;’yi de çok çok aşan bir “Stratejik Master Plandır”…

Ve şimdi tüm bunları alt alta koyun, “Devletin” 1992’de Emniyet’te başlayıp,2004 yılındaki MGK raporlarına kadar “Tarikat/Cemaat” yapılarına ve orta vadede bu yapıların devletin “Beka sorunu” olacağına  “Resmi kayıtlarda” dikkat çekmesini ekleyin ve “Sol bir parti ve sol bir lider ile bu tarikat ve cemaatlerin tasfiyesi için bir operasyon  mümkün müdür?” sorusunu kendinize sorun

Bakın bakalım Bahçeli’nin AKP’ye verdiği desteğin sebebi anlam kazanacak mı gözünüzde?

Bu bizim analizimiz, katılıp katılmamak konusunda ise kendinize sorduğunuz soruya verdiğiniz cevaba göre siz karar verirsiniz…

 NOT:Bu satırların yazarı bunları 2017’de ilk kez dile getirdiğinde kendisini sosyal medyada  linç etmeye kalkanlara rağmen sözlerinden bir kez dahi olsun geri adım atmadı…Bugün gelinen noktada yaşanan gelişmelerin kimi haklı çıkarttığı ise sizlerin takdirine kalmış…

Yorum yapmak için tıklayın

Bir Cevap Yazın

ÖZEL HABER

MEDYASCOPE TV VAK’ASI VE MEDYADA KIYAMET KOPARTAN VAKIF:CHREST FONDATION…

Yayınlanma Tarihi:

on


Celal Eren ÇELİK

Malumunuz dün ODA TV’de yayınlanan bir haber ile yurtdışındaki vakıflardan “Fonlanan” “Hibe alan” haber sitelerinin listesi yayınlandı ve özellikle de Ruşen Çakır’ın sahibi olduğu Medyascope TV’nin 500 bin Dolar’a yaklaşan hibe ile bu alanda 1. Sırada olduğu vurgulandı…

Aman efendim tabii ODA TV’de bir havalar sormayın gitsin “Maskeleri düşürdük,gerçekleri ortaya çıkardık” pozları…

Ortalıkta kızılca kıyamet koptu, bu arada MEDYASCOPE ve “Çakma Bağımsız Gazeteci” Ruşen Çakır savunucuları da ortaya çıktı ve Twitter adeta bir MEDYASCOPE MEYDAN MUHAREBESİ’nin savaş alanına dönüştü…

Oysa ki ODA TV bayatlamış bir haberi “Isıtıp” “Servis” etmişti…

Zira “Çakma Bağımsız Gazeteci” Ruşen Çakır’ın bahse konu olan CHREST VAKFI’ndan aldığı hibeleri Türkiye’de ilk kez bu satırların yazarı bendeniz 11 Ağustos 2018 tarihinde yani bundan tam 3 sene önce kendi Twitter hesabımda kaleme aldığım 5 bölümden oluşan BİR BÜYÜK DEMOKRASİ TİYATROSU: “PROJECT DEMOCRACY” flood serisinde yazmıştım.

Daha sonra son 3 ay içerisinde değişik zamanlarda VERYANSIN TV İmtiyaz Sahibi gazeteci dostum Erdem Atay ile birlikte YouTube’de her hafta yaptığımız MIZRAK isimli programında detayları ile konuyu altını çizerek, detayları ile, yıl yıl rakam vererek anlatmıştık…

Yani ODA TV’nin “Ortaya çıkarttığı” bir şey falan yoktu…

İşte yazımızın başlığı tam da burada önem kazanmakta… Buraya kadar yazdıklarımızı “Aman efendim işte haberi önce biz yaptık ODA TV değil” demek için değil yazımızın başlığında yer alan o “GÖRÜNMEZ” dengeleri sizlere anlatmak için soracağımız “Kritik soruya” giriş yazabilmek için yazdık…

Peki nedir o kritik soru? “ODA TV yıllar önce bizim yazdığımız bu CHREST FONU hibelerini yazmasına yazmıştı da neden bu CHEREST VAKFI kimdir neyin nesidir onu yazmamıştı?

İşte sevgili okurlarımız bu sorunun nasıl kritik bir soru olduğunu ve bu vakfın kollarının nerelere uzandığını, kurulan girift ilişkiler ağını ise aşağıdaki satırlarda okuyacaksınız…

O zaman “Bu kadar peşrev yeter” diyerek başlayalım yazımıza…

***

Şimdi öncelikle MEDYASCOPE TV’ye 2016 yılından başlayarak her yıl ortalama 100 bin Dolar toplamda yaklaşık 500 bin Dolar hibe veren CHREST VAKFI’ndan başlayalım…

Bu güzide vakfımız ABD’li ünlü milyarder aile JENSSEN AİLESİ’nin vakfı…

CHREST FONDATION ve Jenssen Ailesi’nin en önemli özelliklerinden birisi de SOROS ve SOROS’un Açık Toplum Enstitüsü ile yakın ilişkileri…

Şimdi efendim bu SOROS beyefendi Türkiye’de AÇIK TOPLUM VAKFI’nı kuruyor…

Bu vakfın kurucusu SOROS’un Türkiye’deki 1 numaralı ismi, Can Paker…

Bu AÇIK TOPLUM VAKFI’nın Danışma Kurulu 1-2 senede bir yenilense de adeta “Demirbaş” gibi sıklıkla bu Danışma Kurulu’nda yer alan isim ise “Çakma Bağımsız Gazeteci” Ruşen Çakır…

Bu AÇIK TOPLUM VAKFI’nın Danışma Kurulu’nda başka kim var? Osman Kavala… Efendim siz Osman Kavala ismini ve Osman Kavala’nın meşhur ANADOLU KÜLTÜR DERNEĞİ’ni şöyle bir kenara not edin zira sonra yeniden döneceğiz.

Şimdi bakalım bu AÇIK TOPLUM VAKFI SOROS’un paraları,destekleri ile hangi projelere “FON” sağlamakta:

TÜRKİYE’DEKİ SURİYELİ MÜLTECİLER,

SURİYELİ MÜLTECİLER HAKLARINI ÖĞRENİYOR,

SURİYELİ ÖĞRETMENLERE TÜRKÇE DİL DERSİ,

SURİYELİ ÖĞRETMENLERİN MESLEKİ OLARAK GÜÇLENDİRİLMESİ,

İSTANBUL’DAKİ SURİYELİ MÜLTECİLER, SURİYELİ MÜLTECİLERİN “UYUMU”,

ÇANKIRI’DAKİ SURİYELİ MÜLTECİLER, SURİYELİ MÜLTECİ ÇOCUKLAR TÜRKÇE ÖĞRENİYOR,

SURİYELİ MÜLTECİ ÇOCUKLARA ERKEN EĞİTİM DESTEĞİ,

SURİYE SÖZ OKULU PROJESİ (OKUL YAPTIRILIYOR),

TÜRKİYE’DE LGBT HAREKETİ, ADALETİN “T” HALİ -TÜRKİYE’DE TRANS BİREYLERİN GÜÇLENDİRİLMESİ PROJESİ….

Osman Kavala’nın ve Ruşen Çakır’ın Danışma Kurulu’nda yönetiminde oldukları bu AÇIK TOPLUM VAKFI’nın derdi,işi- gücü “Suriyeli Mülteciler”

Bu arada Türkiye’deki Suriyeliler “Geçici Koruma Kapsamında Yabancı” statüsünde olmasına rağmen bu projelerde uluslararası hukukta yeri,statüsü çok farklı olan MÜLTECİ ifadesi özellikle kullanılmakta.

SOROS’un “Can ciğer kuzu sarması” Can Paker bir süre sonra kalkıyor bir de PODEM ismi ile bir STK kuruyor…

Kamusal Politika ve Demokrasi Çalışmaları Merkezi ismi ile kurulan PODEM’in yönetim kurulunda Can Paker ile birlikte Cüneyt Zapsu, Murat Vargı, Erdal Aksoy ve Oral Çalışlar’ı görmekteyiz… Şimdi de PODEM’in “DESTEKÇİLERİNE” bakalım isterseniz…

Bu “DESTEKÇİLER” kişisel ve kurumsal destekçiler olarak 2 gruba ayrılmış durumda… Şimdi öncelikle “BİREYSEL” destekçilere yani açık söylemek gerekirse “FİNANSÖRLERE” bakalım… Can Paker Cüneyd Zapsu Ebru Özdemir (LİMAK)34 Erdal Aksoy Fettah Tamince (RİXOS OTELLERİ) Fırat Çeçen (IC HOLDİNG) Murat Vargı Pelin Akın Özalp Rona Yırcalı Serdar Erener (REKLAMCI)

Bu PODEM’in en önemli “KURUMSAL DESTEKÇİLERİNDEN” birisi yani finansörlerinden biri kim dersiniz? Bingo! CHREST FONDATION…

Dünden beri konuşulup duran ama biz 2018’de yazsak da kimsenin hala hakkında detaylı bilgi vermediği CHREST FONDATION çok önemli bir NGO. O nedenle bu NGO nerelere destek veriyor o “Hümanistliğini” nerelere gösteriyor bir yakından bakmamız lazım…

Bu CHEREST VAKFI tamamen “hayırseverlik” amacı ile kurulmuş bir vakıf.ABD’li milyarder aile JANSSEN AİLESİ’nin Vakfı…

Vakıf bakalım 2017’de kimlere “Hayırseverlik” yapmış?…

Azınlık Hakları için çalışan bir güzide vakfımız var: DEMOS- Demokrasi,Barış ve Alternatif Politikalar Merkezi… E şimdi bunlar için hayır işlemek lazım değil mi? Ne de olsa işin içinde,”DEMOKRASİ”,İNSAN HAKLARI”,BARIŞ” falan var.Kayıtsız kalmak olmaz..İşte bu CHREST VAKFI da tam bizim gibi düşünmüş olacak ki 2017’de ilk “hayrını” bu DEMOS’un “Barış Sürecine Toplumsal Cinsiyet Açısından Bakmak: Kolombiya Barış Sürecine Kadınların Katılımı” başlıklı projesi var.Projenin amacı Kolombiya barış sürecini toplumsal cinsiyet temelli bir bakış açısıyla araştırmak… Projeye 26.028 $ destek geldi…HİBE tabii!

Osman KAVALA’nın bir derneği var demiştik hatırlarsanız… Neydi o dernek ANADOLU KÜLTÜR DERNEĞİ.Bu derneğin Yönetiminde Açık Toplum Vakfı’ndan da hatırlayacağımız Hakan Altınsay, Serra Ciliv gibi isimler var.Bu isimleri de not edin onlara da geri döneceğiz ama şimdi devam edelim yamazya biz…

Şimdi bu ANADOLU KÜLTÜR DERNEĞİ bir proje yapıyor…“Türkiye ve İran Arasında Olası Sanatsal ve Kültürel İşbirliği İmkanlarını Araştırmak İçin Avrupa Düzeyinde Yuvarlak Masa Toplantısı” isimli projeye fon sağlanıyor CHREST VAKFI tarafından.İstanbul’da yapılacak bu yuvarlak masa toplantısının amacı “Sanat ve kültür alanlarında uluslararası işbirliği imkanlarını tartışmak üzere Avrupa, Türkiye ve İran’dan kültür uygulayıcılarını bir araya getirmek”.olarak tanımlanmış.Hibe bedeli 11.195 $…

Hakikat, Adalet ve Hafıza Çalışmaları Derneği (Hafiza Merkezi) … Bakın bu derneği de iyi yazın bir kenara.Özellikle “Kürt Sorunu” konusunda çalışmalar yapıyor bu güzide derneğimiz ve bu vakıftan en çok fon alan derneklerden birisi belki de birincisi.”İnsan Hakları ve Şiddet” bağlamında bolca devlet eleştirisi üzerinden faaliyet yürüten bu derneğimiz 2017 yılında bakalım nasıl fon almış..

.“Kafkaslar ile Orta Doğu ve Kuzey Afrika Bölgesindeki Zorla Kaybettirmelerin ve Kayıpların Haritalandırılması’ projesine fon alıyor.

Projenin amacı: “Kafkaslar ile Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesindeki geçmişten miras kalan çözüme ulaştırılmamış ve günümüzde ortaya çıkan zorla kaybettirmeler ve/veya kayıplara ilişkin suçlar hakkında karşılaştırmalı bir anlayışı geliştirmek”. Fon miktarı 12.800 $…

Bir kez daha Hakikat, Adalet ve Hafıza Çalışmaları Derneği (Hafiza Merkezi) çıkıyor karşımıza… Bu seferki proje “Zor Koşullarda Barışı Savunmak” başlıklı…Proje kapsamında Türkiye’de yaşanan son başarısız darbe girişiminin ardındaki nedenleri açıklayan derinlemesine bir araştırma ve inceleme çalışması yapılması ve proje gelecekteki barış görüşmeleri için aktörler arasında yeni bir diyalog zemini tesis edilmesine katkıda bulunabilecek yeni yaklaşımlar önermeyi amaçlamakta. Projeye sağlanan fon 123.195 $…

Şimdi bir noktayı belirtelim.. Bu Can Paker’in PODEM’inin özel önem verdiği ve çalışmalar yağptığı alanların başında “Türkiye ve Ermeniler” diye bir başlık var… Bunu niye söyledik şimdi daha iyi anlayacağız…

PODEM’in en önemli “FİNANSÖRÜ” CHREST Vakfı’nın en fazla fon desteği sağladığı STK’lardan birisi de Hrant Dink Vakfı….

Hrant Dink Vakfı’na “Ermenistan-Türkiye Uzman Diyalog Grubu” isimli projesi için finansman sağlanıyor.. Fon bedeli 64.565 $… Ama bununla sınırlı değil tabii… Yine Harnt Dink Vakfı’nın“Hafıza Mekanlarının Uyarlanabilir ve Yaratıcı Şekillerde Yeniden Kullanımı” başlıklı projesine 55.585$ destek verilmiş…

İşte Ruşen Çakır’ın meşhur Medyascope TV’si bu vakıftan fon üstüne fon alıyor…2017’de 129,960$, 2016’da 99,960$ fon almış Ruşen ÇAKIR…

“Çakma Bağımsız Gazeteci” Ruşen Çakır anlaşılan daha sonra bu CHREST FONDATION ile ilişkilerini daha da iyileştiriyor ki bu 100’er bin Dolar’lık hibeler 2020’ye kadar her yıl kesintisiz gelmeye devam ediyor…

Peki hatırlayın Osman KAVALA’nın ANADOLU KÜLTÜR DERNEĞİ’ni ve yönetim kurulunu…

Burada Sera Ciliv ismini görmüştük… Ciliv nerede programlar yapıyor ve hangi gazetede boy gösteriyor? Ruşen ÇAKIR’ın Medyascope TV’si ve Hrant Dink’in ölmeden önce Genel Yayın Yönetmeni olduğu gazete olan AGOS’ta…

Tesadüf tabii bunlar hep…

***

Bu arada biz sizi şimdi 2012 yılına götürüyoruz…

Tarih:21.09.2012…

Bu tarihte MASAK bir rapor hazırlıyor ve PKK’ya Avrupa’dan dağ kadrosu için sağlanan finansman akışının nasıl gerçekleştirildiğini devletin resmi kayıtlarına geçiriyor…

PKK’ya Avrupa’dan finansal destek UMUT IŞIĞI KADIN KOOPERATİFİ üzerinden gelmekte…

Raporun ilgili kısmında aynen şu ifadeler yer almakta:

“Umut Işığı Kadın Kooperatifi’nin doğrudan kendi hesaplarına yahut ortak veya çalışanlarının hesaplarına yurt dışından ‘Kürt Kültür Vakfı (Kurdiska Kulturstiftelsen)’ tarafından toplam 469,800 SEK, Vansterpartiet Jarfalla (İsveç Sol Parti) tarafından 290,000 SEK, Global Fund For Children tarafından 15,000 USD, Ashoka General tarafından 26,435,63 USD ve Chrest Foundation tarafından 45,598 USD tutarında para transfer edilmiştir. Diğer yandan İsveç İstanbul Başkonsolosluğu tarafından Kurdiska Kulturstiftelsen adlı kuruluşa 140,931 SEK tutarında para transfer edilmiştir” 

2012 yılında ortaya çıkartılan bu raporun belgesini ise MİLLİ GAZETE yayınlıyor:

Yani neymiş efendim meşhur “Bağımsız” (!) gazetecimiz Ruşen Çakır’ın çatır çatır her yıl hibe aldığı CHREST FONDATION aynı zamanda PKK dağ kadrosunu da finanse ediyormuş!

***

Şimdi efendim CHREST FONDATION kimle iç içe ,el ele kol kola? SOROS ve onun vakıfları ile…

Ruşen Çakır nerede? SOROS’un AÇIK TOPLUM VAKFI’nda “DANIŞMA KURULU ÜYESİ”

Ruşen Çakır nereden fonlanıyor,SOROS ve SOROS Vakıflarının kadim dostu CHREST FONDATION’dan…

Ve Ruşen Çakır “Bağımsız Gazeteci” (!)

İsmet Paşa’nın tarihi sözünü tam da burada kullanmak gerekiyor:

“HADİ CANIM SEN DE!”

***

Bakınız sevgili okurlar; “MUHALİF” olmak ile “BAĞIMSIZ” olmak aynı şey değildir. Siz sırf Erdoğan’a muhalif yayınlar yapıyorsunuz diye “BAĞIMSIZ” olamazsınız. Tıpkı Ruşen Çakır’ın bugün 2 kelime Erdoğan muhalifliği yaptığı için “BAĞIMSIZ” olamadığı gibi…

Aynı Ruşen Çakır, dün Morton Abramowitz ile Erdoğan’ı buluşturan kişiydi… Aynı Ruşen Çakır dün “Açılım sürecine” ve AKP’ye destek verip A HABER’de “Destek nutukları” atan kişiydi…

“BAĞIMSIZ GAZETECİLİK” özünde ve temelinde “EKONOMİK” bir kavramdır.

Gazetecilik yahut gazetecilik bağlantılı -Okur desteği,Kitap telifi,Dergi,Kitapevi sahipliği gibi- gelirlerin dışında fon,hibe,kamu reklamı alan, özellikle siyasi partilere, iş adamlarına danışmanlık yapan kimse “BAĞIMSIZ GAZETECİ” olamaz,bu mümkün değildir.

İşte MEDYASCOPE TV VAK’ASI bu memlekette bizim yıllardır söylediğimiz bu durumu tescillemiştir. Yoksa bağımsızlığınız ancak “FONUNUZ” kadar olur, size fon ve hibe veren kurum, kuruluş yahut kişilerin siyasal projeksiyonlarının, hedeflerinin ve onlarının “Ajandalarının” aksine tek bir haber yapamazsınız, “Bağımsızlığınız” “Çakma”, gazeteciliğiniz “MEDYASCOPE GAZETECİLİĞİ” olur…

Olay bu kadar nettir ve “Ama..” ya yer yoktur…

Gerisi de laf-ı güzaftır…

NOT: Bu ilişkiler ağının asıl küresel çaptaki büyük projesini ve bu projenin Türkiye’ye izdüşümünü, kurulan STK’ları,girift ilişkileri çok daha detaylı biçimde isim isim anlattığımız YouTube Programımızı aşağıdan izleyebilirsiniz…

________________________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan, hiç bir kurum, kuruluş yahut kişiden “Fonlanmadan”, “tam bağımsız” ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan, Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir, DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

KRİPTEKS E-DERGİ YILLIK ABONELİK LİNKİ:

https://shopier.com/1354512

HABER ALTERNATİF’İN ANDROİD CİHAZLAR İÇİN ÜCRETSİZ MOBİL UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN:

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.haberalternatif.dro

Okumaya Devam Et

ÖZEL HABER

İŞTE HAMZA YERLİKAYA’NIN “ALINMIYOR” DENİLEN VAKIFBANK MAAŞI

Yayınlanma Tarihi:

on

HABER ALTERNATİF-ÖZEL

CELAL EREN ÇELİK

Kamuoyunda aldığı 4 farklı maaş ile gündeme gelen ve büyük tepki çeken Hamza Yerlikaya’nın avukatı bir açıklama yaparak Yerlikaya’nın 4 değil 2 yerden maaş aldığını belirtmiş, “Yalan haberlere” karşı dava açacaklarını ifade etmişti.

Hamza Yerlikaya’nın avukatı olan Esma Aybike Sarıçiçek yaptığı açıklamasında “Öncelikle belirtmek gerekir ki müvekkil, haberde aktarıldığı gibi Cumhurbaşkanı Başdanışmanlığı, Vakıfbank Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı, Gençlik ve Spor Bakan Yardımcılığı ve Sporcu Şeref Aylığı olmak üzere dört ayrı maaş almamaktadır.” ifadelerini kullanarak Yerlikaya’nın sadece Gençlik ve Spor Bakan Yardımcılığı görevinden dolayı ve üstün sportif başarıları nedeniyle Sporcu Şeref Aylığı olmak üzere maaş ödemesi yapıldığını belirtmişti.

Yerlikaya’nın avukatının özellikle kamuoyunda büyük tepki çeken Vakıfbank Yönetim Kurulu Üyeliği’nden Hamza Yerlikaya’nın maaş almadığını belirtmesi dikkat çekmişti.

BELGELER ÖYLE SÖYLEMİYOR…

Ancak Hamza Yerlikaya’nın avukatı bu açıklamayı yapmış olsa da belgeler tam tersini söylüyor.

Vakıf Bank’ın 12 Haziran 2020 tarihinde gerçekleşen 66.Genel Kurul Toplantı tutanakları, Hamza Yerlikaya’nın bu tarih itibariyle Vakıf Bank Yönetim Kuruluna “Yönetim Kurulu Üyesi” olarak girmesinin kabul edildiğinin yanı sıra, alacağı aylık ücret ve yıllık ikramiyelerin de karara bağlandığını belgeliyor.

Vakıf Bank’ın 66.Olağan Genel Kurul tutanaklarına göre 01.01.2020 tarihinden geçerli olmak üzere Yönetim Kurulu Üyelerinin net maaşları “Üzerinde Kamu Görevi Bulunmayan Üyeler İçin” aylık net 22 bin 500 TL, “Uhdesinde Kamu Görevi Bulunan Üyeler İçin” ise aylık net 12 bin 530 TL olarak belirleniyor.

Ama Yönetim Kurulu üyelerinin bankadan aldıkları ücret aylık maaşları ile sınırlı değil…. Vakıf Bank 66. Genel Kurul tutanaklarına göre banka Yönetim Kurulu üyeleri aynı zamanda banka personeline ikramiye verilen Ocak,Nisan,Temmuz,ve Ekim aylarının 15. günü yani yılda 4 keze birer maaş da ikramiye alıyorlar.

Bu rakamlara göre Hamza Yerlikaya aynı zamanda Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı olduğu için aylık net 12 bin 530 TL Yönetim Kurulu üyeliği ücreti alırken yılda 4 kez de birer maaş ikramiye alıyor.

Hamza Yerlikaya’nın görevi 21 Mart 2021 tarihinde gerçekleşen Vakıf Bank 67.Olağan Genel Kuruluna dek sürüyor. Bu tarihte kamuoyundan gelen yoğun baskılar nedeni ile Yerlikaya Vakıf Bank yönetiminden alınmıştı.

Ancak Hamza Yerlikaya 1 Ocak 2020-21 Mart 2021 tarihi arasında Yönetim Kurulu üyeliği yaptı. Bu süre toplamda 15 ay yapıyor. Bu süre zarfında Yerlikaya’nın aldığı aylık maaş 15×12.530 TL’den toplam 187 bin 950 TL.

Bu maaşlara 15 ay içerisinde 5 kez aldığı 1’er maaş ikramiyeyi yani 12.530×5 TL’den 62 bin 650 TL’yi de eklediğimiz zaman Hamza Yerlikaya’nın 15 aylık Yönetim Kurulu üyeliği döneminde Vakıf Bank Yönetim Kurulu Üyeliği’nden toplamda 250 bin 600 TL maaş aldığı ortaya çıkıyor.

Hamza Yerlikaya ve avukatının bu belgelere nasıl bir yanıt verecekleri ise merak konusu…

________________________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan, hiç bir kurum, kuruluş yahut kişiden “Fonlanmadan”, “tam bağımsız” ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan, Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir, DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

KRİPTEKS E-DERGİ YILLIK ABONELİK LİNKİ:

https://shopier.com/1354512

HABER ALTERNATİF’İN ANDROİD CİHAZLAR İÇİN ÜCRETSİZ MOBİL UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN:

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.haberalternatif.dro

 

Okumaya Devam Et

ÖZEL HABER

“ENTERESAN” BİR SORU: “TÜRK HAVA YOLLARI VERGİ İADESİ İŞİNE GİRER Mİ?”

Yayınlanma Tarihi:

on

CELAL EREN ÇELİK

Evet sevgili dostlar yazının başlığına bakıp “Kardeşim git işine sen de artık abarrttın,koskoca THY’nin vergi iadesi ile ne işi olur? Hem zaten vergi iadesi dediğin şey devletin yaptığı bir iş THY ile ne alakası var?” dediğinizi duyar gibiyiz…

Amma velakin bizce hiç ama hiç acele etmeyin zira kazın ayağı öyle değil…

Az sonra okuyacağınız birbirinden girift ilişkilerin gelip nasıl da yazının başlığındaki soruya bağlandığını görünce hem şaşıracak hem de sizler de aynı soruyu bizimle birlikte soracaksınız…

“Bu kadar peşrev yeter” diyelim ve başlayalım yazımızı kaleme almaya…

***

Şimdi efendim sizlerle takvim yapraklarını biraz geriye doğru saracağız ve 2010 yılına gideceğiz hep birlikte…

Malumunuz AKP’nin başta da Erdoğan ve Yıldırım Aileleri başta olmak üzere muhteşem bir “Denizcilik” ve pek tabii buna paralel olarak “Gemicilik” sevdası var…

Tabii sektör milyar dolarlık bir sektör hele de bu sektörün “Gemi yan parça imali” diye bir kalemi var ki küresel çapta 200 milyar Dolar’lık bir hacme sahip…

İşte efendim tabii AKP iktidarının bu “Denizcilik” sevdasına binaen 2010 yılında Yalova’da bir “GEMİ ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ” kurulması kararı alınıyor, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı, yine dönemin Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün’ün talimatı ile birlikte çalışmalara start veriliyor…

Çalışmalar başlıyor başlamasına ama tabii bürokrasi,arazi konumlandırması v.s derken zaman ilerliyor bu esnada da kabinede bir revizyon oluyor ve Nihat Ergün’ün yerine OSB ile kabineye Bilim,Sanayi ve Teknoloji Bakanı olarak giren Fikri Işık ilgilenmeye başlıyor.

Bölgede gemicilik sektörüne büyük bir Pazar açılacak olması nedeni ile büyük heyecan içerisindeki sektör temsilcileri heyecanlanıyor,artık yeni bakanın gelmesi ile tüm sorunlarının çözüleceğini düşünüyorlar.

Ama öyle olmuyor hatta tem tersi sorunlar ortaya çıkıyor.

YALOVA GEMİ İHTİSAS OSB bölgesinin arsası için Ankara Üniversitesi’nin yaptığı değerlemeye göre arazinin M2 birim fiyatı 18 TL 51 kuruş tüm arsanın bedeli se 26 milyon TL olarak değerlemesi yapılmışken, yeni bakan Fikri Işık’ın göreve gelmesi ile birlikte Bakanlık devreye giriyor ve arazinin sahiplerinin istediği şekli ile arsanın metrekare fiyatının 110 TL,toplam bedelinin ise 150 milyon TL olarak belirlenmesini uygun buluyor!

Bu arada YALOVA İHTİSAS GEMİ OSB’nin kurulması işinin öncüsü olan GESAD Başkanı Ziya Gökalp ve arkadaşları şokta… Zira onlar devletin arazi sahibi ile kendilerini uzlaştırmasını en azından kamulaştırma için makul bir fiyat belirlemesini beklerken bakanlık yetkilileri tamamen arazi sahiplerinin yanında yer alarak son toplantıda “Ya bu araziyi M2’si 110 TL’den olmak üzere 150 Milyon TL’den alın ya OSB’yi terk edin” diyorlar!’

Efendim tabii işin rengi bu aşamadan sonra belli oluyor ve kısa süre sonra bu YALOVA GEMİ İHTİSAS OSB’de “Enteresan” gelişmeler yaşanmaya başlıyor.

Bu yaşanan gelişmelerin bir bölümü o dönem Deniz Haber Ajansı’nın İmtiyaz Sahibi Recep Canpolat tarafından da yazılıyor,gündeme getiriliyor ama konu “Kapatlııyor”…

Neyse efendim biz devam edelim yazmaya…

Kısa süre içerisinde bakanlığın “150 milyona arsayı alın” dayatmasına karşı çıkan GESAD Başkanı Ziya Gökalp ve ekibi OSB yönetiminden tasfiye edilirken asıl ilginçlikler de bundan sonra başlıyor. Ve bu pek güzide YALOVA GEMİ İHTİSAS OSB’de yeni bir “Kurucular Kurulu” oluşuyor,bu kurucular yönetimi de ellerine alıyor hali ile…

Ama efendim bu “Kurucular” öyle sıradan kurucular değil, o nedenle yakından bakmamız gerekecek bu isimlere…

***

Şimdi efendim sizleri 2014 yerel seçimlerine götürüyoruz… AKP Malatya Doğanşehir’e çok önem vermekte bu seçimlerde ve kimsenin beklemediği şekilde bu seçimde kimi aday gösteriyor dersiniz? Vahap Küçük’ü…

Vahit Küçük bu seçimi aldığı gibi 2019 yerel seçimlerinde de AKP’nin adayı olarak 2. Dönemine de başlıyor ancak yaşadığı sağlık sorunları sonrasında vefat ediyor…

Şimdi diyeceksiniz ki “Arkadaş hani Vahit Küçük YALOVA GEMİ İHTİSAS OSB’nin kurucusuydu bak adam ölmüş gitmiş Allah rahmet eylesin…”

Tabii rahmet eylesin de bu rahmetli olan Vahap Küçük, YALOVA GEMİ İHTİSAS OSB’nin kurucusu olan Vahap Küçük’ün babası

Peki kimdir bu Küçük Ailesi?

Meşhur LC Waikiki’nin sahibi… Başka? TAHA HOLDİNG’in ortağı…

TAHA HOLDİNG kimin? İsmail Hakkı Kısacık’ın… İsmail Hakkı Kısacık ise daha 3 ay önce FETÖ üyeliğinden 3 yıl 9 ay ceza almış olan bir isim, FETÖ’nün iş adamları yapılanması TUSKON’un en etkin iş adamlarından birisi…

***

Şimdi sizleri 11 Eylül 2008 tarihine götürüyoruz…

Bu tarih AKP’nin Türkiye genelindeki ticareti kontrolüne almak adına oda seçimlerine bizzat müdahil olmaya başlaması açısından önemli bir tarih zira bu tarihte Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin seçimi var…

Adaylardan Mehmet Büyükekşi lehine ne kadar AKP’li önemli isim varsa kulis yapıyor ve tabii ki Mehmet Büyükekşi seçimi kazanıyor.

Mehmet Büyükekşi ve Büyükekşi Ailesi ise son derece önemli bir aile…

Büyükekşi Ailesi ile Ziylan Ailesi akraba… Ama bu akrabalık da “Sıradan” bir akrabalık değil…

Şöyle ki; İslami camiada çok önemli bir ağırlığı olan, Hoşgör Fatih İlim Araştırma Vakfı Başkanı

Ziylan Ailesi’nin “Büyüğü” Ahmet Ziylan Mehmet Büyükekşi’nin kayınpederi oluyor…

İki önemli ailenin akrabalık ilişkisi ile birbirine bağlanması ise hem islami camiadaki ağırlıkları hem sermaye güçleri nedeni ile çok ciddi bir güç ortaya çıkartıyor..

Şimdi siz belki “ZİYLAN AİLESİ” dediğimiz zaman tam çıkartamamışsınızdır ama size “Hani şu meşhur FLO ayakkabı mağazalarının, Kinetix gibi ayakkabı markalarının sahibi olan, en son Dünya’ca ünlü İtalyan ayakkabı devi Lumberjack’ı satın alan aile bu aile” dersek çok net anlatmış oluruz meramımızı sanırız.

Şimdi tabii bu ZİYLAN AİLESİ’nin meşhur FLO MAĞAZALARI’ndaki diğer 2 ortağı da enteresan… ÜLKER GRUBU’nun sahibi olduğu GÖZDE GİRİŞİM ve Erenköy Cemaati’nin lideri olan Topbaş Ailesi’nin sahibi olduğu BİM Marketler de bu ZİYLAN AİLESİ’nin şirketi “Amiral gemisi” FLO’da ortak… Bu arada BİM’in sahibi Mustafa Latif Topbaş’ın kızı Fatma Topbaş, Sabri Ülker’in torunu Ali Ülker ile evli. Yani Ülker Ailesi ile Topbaş Ailesi dünür…

İşte bu ZİYLAN GROUP’un Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ziylan da YALOVA GEMİ İHTİSAS OSB’nin bir diğer kurucusu!

***

Efendim bakınız Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın futbola merakı hepimizin malumu…

Kendisini herkes İETT’de oynayıp yarım kalan Fenerbahçe’ye transfer hikayesi ile bilir ama aslında Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk formasını giydiği kulüp İETT değiidir… Erdoğan erken gençlik yıllarında ESENLER EROKSPOR isimli amatör takımın formasını giymiştir.

Tabii ESENLER EROKSPOR yıllarca amatör kümede tabiri yerindeyse “Yerinde saymış” bir kulüpken AKP iktidarı ile birlikte ESENLER EROKSPOR’da da bir değişim yaşanmaya kulüp jet hızı ile yükselmeye başlamıştır…

Tüm bu değişiklikler ise kulübün başına AKP’ye İstanbul seçimleri için karargah olarak koca TOYA PLAZA’yı tahsis eden TOYA GAYRİMENKUL’ün sahibi Zafer Topaloğlu’nun kulübe başkan olması ile birlikte başlar…

Zafer Topaloğlu kulübe başkan olduktan sonra AKP yönetimindeki dönemde İBB tarafından  kulübe özel lüks makam arabaları tahsis edilir, kulüp üst üste şampiyonluklar yaşar…

Zafer Topaloğlu ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kurucusu olduğunu Haber Alternatif’in “ÖZEL HABERİ” ile Türkiye’ye duyurduğu SICAK YUVA Vakfı’nda da mütevelli heyeti üyesi olarak iş hayatında da “Jet hızı” ile yükselmeye başlar…

İşte efendim o Zafer Topaloğlu da YALOVA GEMİ İHTİSAS OSB’nin “Kurucular Kurulu” içerisinde yerini almaktadır!

Bu arada gerek Zafer Topaloğlu-Esenler Erokspor gerekse SICAK YUVA VAKFI  ile ilgili gerek HABER ALTERNATİF’te gerekse Siyasetcafe.com’da kaleme aldığımız çok daha detaylı yazıları aşağıdaki linklerden okuyabilirsiniz…

SİZ HİÇ ESENLER EROKSPOR DİYE BİR TAKIM DUYDUNUZ MU?:

https://www.siyasetcafe.com/siz-hic-esenler-erokspor-diye-bir-takim-duydunuz-mu-3246yy.htm

İBB’NİN ARACI,VAKIFLARIN HARACI:

https://haberalternatif.com/ibbnin-aracivakiflarin-haraci/

***

Efendim İstanbul ve çevresinde otomotiv işi ile ilgilenenler Onur Soysal ismini bilirler… Kendisi AKP sonrasında sektörde rüzgar gibi esen bir zat-ı muhterem beyefendi olup aynı zamanda…

Memklekette Volkswagen’den tutun, Mitsubishi’ye,Mercedes’ten,SCANIA’ya aklınıza gelecek ne kadar büyük küresel otomotiv firması varsa bunların “Yetkili satıcıları” AKP iktidarından sonra “Böyle olmaz bir birleşelim” demiş ve tek bir STK’da tek bir çatı altında birleşmiştir. Bu

Böylelikle milyar dolarlık otomotiv sektöründe çok önemli bir güç haline gelmiş olan bu güzide STK’mızın ismi Otomotiv Yetkili Satıcıları Derneği ‘dir.

Bu dernek öyle böyle bir güç değildir haberiniz ola tam 950 yetkili satıcıyı,1500 plazada bu STK temsil eder.

“Arkadaş bize ne şimdi otomotiv sektöründen,STK’dan” diyorsanız demeyiniz….

Zira bu güzide STK’mızın başındaki isim Onur Soysal’dır…

“İyi güzel de konumuz ile bunun ne alakası var?” derseniz çok ama çok alakası var hatta bizzat yazımızın başlığı ile alakası var ama şimdilik Onur Soysal’ın YALOVA GEMİ İHTİSAS OSB’nin “Kurucular Kurulunda” bulunan 4.isim olduğunu ifade edelim!

***

Şimdi tabii bakın çok önemli isimler sayıyoruz size bu YALOVA GEMİ İHTİSAS OSB kurucuları olarak…

Sizler de doğal olarak bunların “Başkanı” konumundaki kişinin çok daha “Ağır bir top” olmasını bekliyorsunuz büyük ihtimalle…

Ama efendim biliyorsunuz AKP dönemi “Genç ticari dehalar” (!) dönemi… Nerde hangi tecrübeyi nasıl kazandığını bilmediğimiz ama çok önemli mevkilerde atamaları yapılan, iş dünyasında “Parayla oynadıklarını” gözümüze gözümüze sokan bu “Genç ticaret dehalarından” (!) ortalık,elinizi sallasanız birine değiyorsunuz…

İşte efendim küresel çapta 200 milyar dolarlık hacme sahip bir sektör için kurulan bu OSB’nin başkanlığını da 1977 doğumlu Muhammet Abdullah Çiftçi isimli genç bir arkadaşımız yapmakta…

Kendisi ile ilgili tek bir haber,tek bir röportaj,tek bir başarı hikayesi olmayan bu muhteşem (!) dehamızın CV’si ise pek bir dolu…

YALOVA GEMİ İHTİSAS OSB resmi sitesi ve farklı bazı sitelerdeki özgeçmişinde CV’lere bakıyoruz,iş tecrübesi olarak aynen şunlar yazılı:

Çiftçiler A.Ş., Damlapınar A.Ş., Sigma A.Ş., Bera A.Ş., CFC A.Ş., Oraka A.Ş., Ortaçağ A.Ş., Yüceyurt A.Ş., Hidro-D A.Ş.ve Topkapı A.Ş. şirketlerinde Yönetim Kurulu Üyeliği veya Başkanlığı yapmaktadır.”

Tabii bu genç yaşta bu kadar Yönetim Kurulu Başkanlığı, Yönetim Kurulu Üyeliği yapınca gözlerimiz yaşarıyor bir feyz alalım istiyoruz kendisinden biraz daha araştırıyoruz… Araştırınca bakıyoruz ki bu CV’deki HİDRO-D A.Ş,ORTAÇAĞ A.Ş,DAMLAPINAR A.Ş,YÜCEYURT A.Ş hepsi KÜÇÜKLER HOLDİNG’in “Alt şirketleri”…

Küçükler Holding kimin peki? YALOVA GEMİ İHTİSAS OSB’nin bir diğer kurucusu olan ve LC Waikiki’nin de sahibi olan Vahap Küçük’ün!

Yani efendim “Büyük Başkan” (!) aslında LC Waikiki’nin sahibi olan Vahap Küçük’ün “Maaşlı personeli”..

Tesadüf işte…

***

Şimdi efendim bu Yalova OSB’ler her nedense tam da Orhangazi Köprüsü açılmaya yakın adeta OSB “Patlaması” yaşıyor… Bu OSB’lerin kurulacağı alanlar Osmangazi Köprüsü’ne olan yakınlığı nedeni ile değerini 100’e,1000’e katlıyor…

İşte yine böyle bir dönemde Yalova’da bu kez de YALOVA AVRASYA OSB adı ile büyükçe bir arazi üzerine bir OSB bölgesi inşası yapılıyor…

Peki kim kuruyor ve yönetmeye başlıyor bu AVRASYA OSB’yi dersiniz? Bingo! YALOVA GEMİ İHTİSAS OSB’yi kuran ve yukarıda anlattığımız 5’li AVRASYA OSB’yi de kuruyor ve yönetimi eline alıyor…

Nerede OSB Var bu “5’li orada o bölgede…

***

“Arkadaş iyi güzel de sen bize yazıya başlarken THY dedin,vergi iadesi dedin… Bu anlattıkların ile THY’nin hele hele vergi iadesinin ne alakası var?” dediğinizi duyar gibiyim…

Ama demeyin efendim,demeyin… Geldik işin THY kısmına, “Bam teline”…

Şimdi bakınız sevgili okurlar…

Vergi usul kanununa göre “Yolcu beraberinde eşya ihracatı istisnası KDV Kanununun 11. maddesinin 1/b bendinde düzenlenmiştir. Buna göre; Türkiye’de ikamet etmeyen yolcuların satın alarak Türkiye dışına götürdükleri malların teslimi anında Katma Değer Vergisi tahsil edilir. Ancak gümrükten malın çıkışı anında fatura veya belgenin ibrazında tahsil edilen Katma Değer Vergisi iade olunur”

Yani Türkiye’de ikamet etmeyen bir turist ülke dışarısına çıkartacağı “Kişisel kullanım” miktarını geçen ürünler için alır fişini,faturasını bunu ilgili yere ibraz eder ve bu ibraz sonrasında da kendisine yasa uyarında “KDV MUAFİYETİ” uygulanarak KDV tutarı iade edilir.

Bu “Vergi iadesi”, KDV v.s gibi işler kimin işidir? Tabii ki bizzat devletin ve devletin ilgili kurumlarının değil mi? “Tabii ki” diyorsanız demeyin zira öyle değilmiş…

Bakınız siz hiç  VERGİ İADE ARACILIK A.Ş diye bir şirket duydunuz mu? %99’unuzun duymadığına eminim…

Ama bakınız böyle bir şirket var ve şirket faaliyet alanını “Türkiye’de ikamet etmeyen yolcuların satın alarak beraberinde yurt dışına götürecekleri mallar için satın alma anında ödenen KDV’nin yurt dışına çıkışta iade alınmasına aracılık hizmeti yapmak amacıyla kurulmuştur. 31 Aralık 2017 itibariyle şirkette 19 kişi istihdam edilmektedir”  olarak tanımlamış… Yani devletin bizzat resmi kurumları aracılığı ile yapması gereken “Vergi iadesi” işlerinin yürütülmesi için özel bir şirket kurulmuş!

“Peki kimdir bu şirket sahibi kimlerdir? Dediğinizde geliyoruz işin THY kısmına…

Bu şirket 01.09.2014 tarihinde kuruluyor ve şirketin %30’una Türk Hava Yolları sahip ve bu şirket THY faaliyet raporlarında,bilançolarında “İştirakler” başlığı altında yer alıyor.

Peki %70’lik “Büyük ortak kim?” diyorsunuz tabii…Şimdi sıkı durun…

Şirketin %45’lik hissesi MASLAK OTOMOTİV SANAYİ A.Ş’ye, %25’i ise VK HOLDİNG’e ait…

Bilirsiniz belgesiz konuşmayız, buyurun bu da bu “Ortaklığın” belgeleri…

Peki kimindir bu şirketler? MASLAK OTOMOTİV SANAYİ A.Ş’nin sahibi YALOVA GEMİ İHTİSAS OSB ve AVRASYA OSB’nin kurucusu  Onur Soysal’a ait, diğer ortak olan VK HOLDİNG’in sahibi ise yine YALOVA GEMİ İHTİSAS OSB ve AVRASYA OSB’nin bir diğer kurucusu Vahap Küçük’e ait!

Buyurun bunlar da bu şirketler ve sahipleri ile ilgili belgeler.

Bakın Allah’ın tesadüfüne sevgili okurlar…

Şimdi işin daha enteresan bir boyutu var: Bu şirketi kurdunuz kurmasına da adı üzerinde bu iş “Vergi İadesi” işi… Yani turist fişini,faturasını getirirse çatır çatır vergi iadesi olan parayı ödediğiniz bir iş…

Şimdi buradan 4 soru soruyoruz:

1-Normal şartlarda “Vergi İadesi” yapılarak sürekli kasadan para çıkan bir işte özel bir şirketin “Kar” elde etmesi mümkün değildir… THY’nin %30’una ortak olduğu VERGİ İADE ARACILIK A.Ş’nin yukarıda isimlerini verdiğimiz ortakları nasıl ve hangi yolla bu şirketten para kazanmaktadır? Yoksa “Maksat devletimizin üzerinden yük almak” diyerek “Hilal-i Ahmer” için mi çalışmaktadırlar?

2-Vergi iadesi ciddi bir konudur ve her bir vergi iadesi sisteme işlenmek durumundadır. 2 özel şirketin sahiplerinin bu vergi iadelerini sisteme işleyebilmek adına devletin vergi sistemine erişimi olmak zorundadır. Bu “Erişim” çok ciddi soru işaretlerini,soru işaretlerini beraberinde getirmez mi? Yarın birgün birisi çıkıp “Bu şirketlerin sisteme erişimi olduğu için kendileri lehine burada oynama yaptılar” şeklinde bir suçlaması olsa nasıl cevap verilecektir ?

Yoksa artık devletin bu gibi hassas sistemlerine de şirket kurup iş alarak erişmek mümkün hale mi gelmiştir?

3-THY kendisinin azınlıkta olduğu bu şirketten nasıl bir yarar sağlamaktadır? Şirkete olan katkısı nedir?

4-Bu şirketin THY dışındaki ortaklarının aynı zamanda YALOVA GEMİ İHTİSAS OSB ve YALOVA AVRASYA OSB’de de kurucu ortak olarak birlikte olmaları tamamen bir “Tesadüften” ibaret mi?

Şimdi yazının başlığını okuyup da “Yok artık bu kadar da olmaz” diyen okurlarımız isterlerse bir daha düşünsünler ve bu soruları sorsunlar…

________________________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan, bağımsız ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan, Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir, DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

KRİPTEKS E-DERGİ YILLIK ABONELİK LİNKİ:

https://shopier.com/1354512

HABER ALTERNATİF’İN ANDROİD CİHAZLAR İÇİN ÜCRETSİZ MOBİL UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN:

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.haberalternatif.dro

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Okumaya Devam Et







Popüler

%d blogcu bunu beğendi: