Sosyal Medya Hesaplarımız

ÖZEL HABER

BAHÇELİ ASLINDA KİMİ “ASKIYA” ÇIKARDI?

Yayınlanma Tarihi:

on

Celal Eren ÇELİK

MHP lideri Devlet Bahçeli’nin yapmış olduğu pek çok açıklama muhalefette tepki ile karşılanmakla birlikte kendi partisi içerisinde dahi tepki görmekte hatta bazı açıklamalarına bizatihi kendi partisinin tabanı bir anlam verememekte ve isyan etmekte…

Aslında her şey Bahçeli’nin 7 Haziran seçimlerinin ardından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Gel Başbakan sen ol,koalisyon kuralım” teklifini reddedip erken seçim istemesi ile başladı.

Herkes şaşkınlık içerisindeyken Bahçeli kendi partisini ve kamuoyunu şaşkınlık içerisinde bırakacak hamleler yapmaya başladı…Bundan sonra yaşanan süreçte AKP’nin en yılmaz savunucusu olan da Bahçeli’ydi,”Başkanlık sistemine” geçişin yolunu açan da, Türkiye siyasetini %50+1’e kilitleyen “İTTİFAKLAR SİSTEMİNİN” mucidi de…

Neler olduğunu kimse anlayamıyordu, MHP tabanı dahi isyandaydı…

***

Peki ne olmuş,nasıl olmuştu da Devlet Bahçeli siyaseten “Kendisini inkar” anlamına gelen söylem ve politikalar üretmeye başlamıştı? Bu sadece basit bir “Koltuk sevdası” mıydı yoksa Bahçeli adım adım aslında AKP’nin “Tasfiye” sürecini mi başlatmıştı?

Hemen “Arkadaş adamın söylemleri ortada…Ne tasfiyesi koltuğunu korumanın derdinde” demeyin…Gelin isterseniz olayları ve sonuçları hep birlikte daha detaylı biçimde analiz edelim…

****

Bahçeli  7 Haziran seçimlerinde CHP’nin teklifini reddedip, erken seçimi istediğinde şunu çok iyi biliyordu: Eğer CHP ile MHP arasında bir koalisyon hükümeti kurulsa AKP yarattığı yandaş sermaye eli ile piyasadan para çekecek, zaten var olan ekonomik kriz daha da derinleşecek, ekonomik kriz siyasi bir kaosu tetikleyecek ve o koalisyonun ömrü 6 aydan fazla olamayacaktı.

İşte o anda yapılacak yeni bir erken seçimde AKP’nin “Tek parti iktidarı olmadan nasıl kaos yaşanıyor gördünüz, biz gider gitmez bu beceriksiz partiler ülkede kaosa sebep oldu” diyerek “Kurtarıcı” olarak %60’larla iktidara gelmesi mümkün olacaktı.

Yine 2015 şartlarında Türkiye’nin siyasi konjonktürüne bakalım…

AKP öyle ya da böyle en az %35-38 bandında bir oy potansiyelini kendi arkasında blok halinde konsolide edebilmekteydi. Karşısındaki muhalefet toplamda daha fazla oy yüzdesine sahip olsa da birleşemediği için bölük-pörçük ve parçalı durumdaydı. Bu durumda AKP eski parlamenter sistem devam ettiği sürece en az 15 sene daha rahatlıkla iktidarda kalma şansına sahipti.

Zira karşısındaki muhalefetin en büyük partisi CHP %25 bandında oy alabiliyordu…Hal böyle olunca parlamenter rejimde AKP’yi sandığa “Gömme” şansı yoktu…

***

Ancak MHP’de de “Erime” baş göstermişti ve 2015’te Bahçeli’nin ilk “Stratejik” hamlesi geldi. Parti içerisindeki muhalif hareket Akşener öncülüğünde İYİ PARTİ’yi kurma çalışmalarına başladığı andan itibaren adeta “İtina ile” bir “Mağdur” yaratıldı.

Akşener’e salon verdirilmedi,kürsüleri MHP Ülkü Ocakları üyeleri tarafından tekmelenerek yıkıldı,salonda konuşurken elektirikleri kesildi.

Yeni bir parti kuruluşunda en çok sıkıntı çekilen yerler “Taşralardı”…Zira büyük şehirlerde yeni bir partiyi kurmak için insan bulmak kolaydı ama taşralarda bu öyle kolay bir iş değildi. İYİ PARTİ tam bu “Taşrada örgütlenme” konusunu kara kara düşünürken Bahçeli bir anda onlarca MHP taşra teşkilatını bir gecede kapattı, yönetimlerini tasfiye etti.

Bu MHP tarafından tasfiye edilen taşra teşkilatlarının tamamına yakını MHP tabelasını indirdi, İYİ PARTİ tabelasını taktı. İYİ PARTİ’nin “Taşra örgütlenmesi” sorunu çözüldü…

Akşener’in FETÖ ile hiçbir bağı olmadığını bile bile Bahçeli Akşener için FETÖ’cü açıklamaları yaptı…Bu hamlesine karşılık Akşener kurucu tüm üyelerin “Temiz kağıdı” için MİT’e başvurdu…Aslında Bahçeli Akşener’e “FETÖ’cü” diyerek iyilik yapmış AKP’nin MİT’ten gelen “Temiz” raporları sonrasında İYİ PARTİ için kullanacağı “FETÖ’cü” argümanını daha en başından AKP’nin elinden almıştı.

İYİ PARTİ için bir “Vitrin” gerekiyordu ve Bahçeli MHP içinde Ümit Özdağ,Koray Aydın gibi isimlere zerre taviz vermedi…Öte yandan “Onların içinde tek gerçek ülkücü Koray Aydın’dır” dedi…

Ümit Özdağ,Koray Aydın gibi isimler İYİ PARTİ’nin “Vitrini” olurken,2018 seçimlerinden sonra istifa eden Meral Akşener’in evinin önünde açıklama yapan yılların kurdu siyasetçi Koray Aydın’ın “Yanlışlıkla” (!) “Liderimiz Devlet Bahçeli…” diye söze girmesi de pek bir manidardı. Aynı Koray Aydın İYİ PARTİ’nin “Teşkilattan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı” olarak parti teşkilatlarını dizayn etti, son kurultaya da hazırladığı 2.liste ile damga vurdu,14 milletvekili Koray Aydın’ın gücü karşısında çaresiz kaldı.

Bahçeli, Koray Aydın güçlendikçe aslında bir yandan da İYİ PARTİ’de kendisine çok geniş bir nüfuz alanı yarattı.

Bakın “Kontrolü ele geçirdi” demiyorum “Nüfuz alanı yarattı” diyorum.Zira bundan 2 yıl önce ÖZBEKİSTAN’DAN GELEN PRENS:BUĞRA KAVUNCU yazımızda ifade ettiğimiz üzere ta o zamandan İYİ PARTİ içerisinde de yaşanan bir “Küreselci Kanat-Milli Kanat” çekişmesi söz konusu…

**.*

Bahçeli AKP’ye olanca gücü ile “Başkanlık” sistemi için destek verdi. AKP hayalindeki “Başkanlık” sistemini “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Modeli” adı altında yasalaştırdı yasalaştırmasına ama aslında kendisini %50+1’e mahkum etti. O andan itibaren AKP’nin “Mahkumiyetinin” prangasının adı ise MHP ve Devlet Bahçeli oldu.

Bahçeli giderek daha da fazla AKP’ye destek vermeye başladı, MHP tabanı çıldırdı, isyan etti…

Ama partisindeki bu “İsyanlar” Bahçeli’nin zerre umurunda olmadı, Bahçeli bu kez de “İTTİFAKLAR SİSTEMİ”ni icad etti… Hatta AKP ile geliştirilecek “İttifakın” isim babası olarak “CUMHUR İTTİFAKI”nı AKP’ye dayattı ve kabul ettirdi.

Aslında Bahçeli kendi parti tabanından bile çektiği tepki nedeni ile bu ittifaka firesiz oy gelmeyeceğini gayet net biliyordu. Ama Bahçeli’nin bu “İTTİFAKLAR” hamlesi ile aslında yıllardır AKP’nin seçim üzerine seçim kazanmasının asli sebebi olan muhalefetin “Parçalı bir yapıda” olmasının önüne geçildi. Muhalefet bloğu “MİLLET İTTİFAKI” adı altında konsolide oldu ve ilk kez AKP karşısında “Tek bir blok” oluşturma şansını elde etti.

Bahçeli milliyetçi söyleminin dozunu arttırdıkça AKP’nin yeni bir “Açılım Süreci” yahut benzeri bir hamle ile HDP ile yakınlaşmasının da önünü kesti, HDP’yi de MİLLET İTTİFAKI’na doğru iterek dışarıdan da olsa HDP’nin de bu muhalefet bloğuna dahil olmasını sağlamış oldu.

Bahçeli AKP ile ittifak yaparak Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesinde “Kilit” rol oynadı,AKP’yi kendisine mahkum bıraktı.

Zira 18 Haziran seçimleri öylesi bir Meclis aritmetiği ortaya çıkarttı ki MHP olmadan AKP’nin eli kolu bağlanmış vaziyetteydi.

AKP içerisinde MHP’ye olan bu mahkumiyet ciddi rahatsızlık yaratıp, önemli isimlerden oluşan bir grup vekil Erdoğan’ı MHP ile olan ittifakı sonlandırmaya ikna etme çalışmalarına başladığında Meclis’e getirilen EYT’liler ile ilgili bir yasa tasarısında MHP ilk kez AKP’den farklı oy kullandı “Evet” dedi, Meclis karıştı, telefonlar açıldı ve MHP o telefon trafiği sonrasında dönüp az önce “Evet” dediği yasa tasarısına AKP ile birlikte “Hayır” dedi.

Bahçeli “Ben olmazsam hiçbir şeysiniz” mesajını AKP’ye çok net biçimde verdi.

***

AKP gerek SADAT yapılanması, gerekse özel paramiliter yapılanmalar gerekse “Bekçiler” eli ile “Sokağı ele geçirme” operasyonu yaptı.

Bahçeli ise Türkeş’ten bu yana MHP’nin en önemli bakış açılarından birisi olan “Sokağı yöneten devleti yönetir” mantığından hareketle Alaattin Çakıcı’ya “ÖZEL” af istedi… Bahçeli,Çakıcı’yı hapiste ziyaret edip,birlikte poz verdi.

AKP “Sokakları kaybetmemek” için çok dirense de Alattin Çakıcı MHP’nin bir an olsun azalmayan baskıları sonucunda tahliye oldu. Çakıcı,Bahçeli’ye bağlılığını bildirdi. AKP’ye yakınlığı dillere destan Sedat Peker yurtdışına çıktı,Çakıcı hapisten çıkar çıkmaz yer altı dünyasından kim varsa yanına gitti,biat etti.

En sonunda “Devleti arkasına alan” Çakıcı, Mehmet Ağar,Korkut Eken ve Engin Alan ile poz verdi.

MİT içerisindeki kod adının “ATİLLA” olduğu ifade edilen Çakıcı’nın hapisten çıkacağını hatta “Alaattin olarak değil Atilla” olarak çıkacağını ise bu satırların yazarı olan bendeniz, ortada Çakıcı’nın tahliyesinin “T” si yokken yaklaşık 2 sene önce kaleme aldı.

Yerel seçimlerde aslında AKP’nin MHP ile ittifatan kazanacağı hiçbir şey yoktu zira büyükşehirlerde MHP etkisi zayıftı.Ama eli mahkum MHP ile ittifaka giren AKP’nin kazandığı hiçbir şey olmadığı gibi pek çok ilde (Başta Ankara olmak üzere) MHP tabanı gitti MİLLET İTTİFAKI adaylarına oy verdi.

MHP ise İTTİFAK ANLAŞMASI ile hazırlanan listeler ile belediye sayısını arttırdı…

Devlet içerisinde çok kritik konumdaki kadrolara Bahçeli’nin istediği isimler yerleştirildi. Bahçeli o denli güçlü hale geldi ki AKP’nin içi karışıp Soylu istifa ettiğini açıkladığında Soylu’ya desteğini açıkladı,arkasında durdu…

Normal şartlarda bu hareketi sonrasında görevde kalması mümkün olmayan Soylu’nun istifası kabul edilmedi.

***

Ve geçtiğimiz günlerde Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak “YENİ EKONOMİK PROGRAMI” açıkladı…Türkiye’nin nasıl da muhteşem (!) bir ekonomisi olduğunu anlattı, “Ekonomi şaha kalktı” temalı açıklamalarda bulundu…

İşte bu açıklamaların hemen ardından MHP ve Bahçeli’den “Askıda ekmek” kampanyası geldi. Dün ise kampanyanın ilk görüntüleri servis edildi.

Bu kampanyanın aslında ekonominin içinde bulunduğu fecaat durumu ve AKP iktidarının acziyetini temsil ettiğini, kamuoyunun da bu kampanyayı anacak böyle okuyacağını bilecek kadar kurt bir siyasetçi olan Bahçeli bu kampanya  ile aslında AKP’nin bütün bu “Ekonomi muhteşem” söylemini kaldırdı çöpe attı.

***

1997’de MHP’nin başına “Sürpriz” biçimde seçilmesinden bu yana Türk siyasetindeki en kritik kararların altında Bahçeli imzası oldu…

2001’de iktidarı erken seçime götüren de, AKP’nin elindeki “Başörtüsü” kozunu TBMM’de AKP’ye destek vererek alan da, AKP’yi “Başkanlık” sistemi ile kendisine mahkum bırakarak 20 yıllık kazanımlarının 1 gecede sonlanmasına neden olacak sistem değişikliğinin yaşanmasını sağlayan da hep Bahçeli oldu.

***

Peki Bahçeli bu kadar büyük stratejik planlamalar yapacak,oyun kuracak “Dahaya” sahip bir lider mi? Hayır… Ama hani MHP Genel Merkezi’nde seçim gecesi yarım saat odaya kapanıp telefonla konuştuğu yer neresiyse Bahçeli’nin sadece “Uygulayıcısı” olduğu “Derin planların “stratejisti” işte orasıdır.

AKP bizatihi MHP eli ile önce kontrol altına alınmış,yine sonucunda MHP ver Devlet Bahçeli’nin kendisinin de tasfiye olacağı bir operasyonla siyaseten tasfiye edilme sürecine sokulmuştur.

Şurası da bilinmelidir bu plan Bahçeli’yi de MHP;’yi de çok çok aşan bir “Stratejik Master Plandır”…

Ve şimdi tüm bunları alt alta koyun, “Devletin” 1992’de Emniyet’te başlayıp,2004 yılındaki MGK raporlarına kadar “Tarikat/Cemaat” yapılarına ve orta vadede bu yapıların devletin “Beka sorunu” olacağına  “Resmi kayıtlarda” dikkat çekmesini ekleyin ve “Sol bir parti ve sol bir lider ile bu tarikat ve cemaatlerin tasfiyesi için bir operasyon  mümkün müdür?” sorusunu kendinize sorun

Bakın bakalım Bahçeli’nin AKP’ye verdiği desteğin sebebi anlam kazanacak mı gözünüzde?

Bu bizim analizimiz, katılıp katılmamak konusunda ise kendinize sorduğunuz soruya verdiğiniz cevaba göre siz karar verirsiniz…

 NOT:Bu satırların yazarı bunları 2017’de ilk kez dile getirdiğinde kendisini sosyal medyada  linç etmeye kalkanlara rağmen sözlerinden bir kez dahi olsun geri adım atmadı…Bugün gelinen noktada yaşanan gelişmelerin kimi haklı çıkarttığı ise sizlerin takdirine kalmış…

Yorum yapmak için tıklayın

Bir Cevap Yazın

ÖZEL HABER

“MİLLİ GÖRÜŞ” İÇİN SPOR FEDERASYONU

Yayınlanma Tarihi:

on

Yazının daha ilk cümlesinde şunun altını çok net biçimde çizelim:Yazının başlığı sizi sakın aldatmasın, bu yazı BİR SPOR YAZISI DEĞİLDİR…Aksine bu yazı girift ilişkiler ağı ile dolu,bir siyasal kanadın “Yapılanmasına” ayna tutan önemli bir siyasi yazıdır…

Efendim AKP içerisinde yaşanan Erdoğan sonrası döneme dair güç savaşı, Berat Albayrak’ın tasfiye olmasından sonra İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun önderliğindeki “MİLLİYETÇİ” kanat ile AKP Genel Başkan Vekili Numan Kurtulmuş2un öncülüğündeki “GELENEKÇİ-MUHAFAZAKAR” kanat arasında yaşanmakta.

Bu nedenle son 2 gündür Soylu’nun annesine küfür edilenlerin serbest bırakılmasına gösterdiği tepkiye Abdülhamit Gül ve Yasin Bölükbaşı’nın yine Twitter üzerinden verdiği mesajları bu bağlamda okumak çok önemli…

Zira gerek Adalet Bakanı Abdülhamit Gül,gerekse Abdülhamit Gül’ün kayınpederi olan Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç MSP-REFAH-FAZİLET-SAADET-HAS PARTİ geleneğinden gelen ve Numan Kurtulmuş ile yıllardır birlikte hareket eden isimler.

Öte yandan AKP Genel Sekreteri Yasin Bölükbaşı da bu “GELENEKÇİ-MUHAFAZAKAR” ekibin en genç ismi…

Abdülhamit Gül kadar dikkat çekmedi ve ses getirmedi belki ama AKP Genel Sekreteri Yasin Bölükbaşı’nın Soylu’nun Tweet’i ile başlayan tartışmaya dahil olarak attığı tweetler çok önemliydi ve aslında yaşananların 2 bakan arasındaki çekişmeden ibaret olmayıp AKP’de Erdoğan sonrası dönem için mücadele veren 2 önemli kanat arasındaki mücadelenin yansımasını tescilleyen de yine Yasin Bölükbaşı’nın Soylu’ya yönelik attığı Tweetler oldu…

Yani yaşı genç olsa da AKP Genel Sekreteri Yasin Bölükbaşı ileride adını çok daha sık duyacağımız, AKP’de ağırlığını her geçen gün arttıran “Gelenekçi-Muhafazakar” kanadın en önemli isimlerinden birisi…

Peki “Yasin Bölükbaşı’nın AKP Genel Sekreteri olmasının dışında en önemli “Sıfatı” nedir ?” diye soracak olursanız buna vereceğimiz yanıt kesinlikle “TÜRKİYE HERKES İÇİN SPOR FEDERASYONU” Başkanı olması cevabını vermek mümkün…

Belki pek çoğunuzun bu yazı ile ilk kez haberdar olacağınız “HERKES İÇİN SPOR FEDERASYONU” öyle sıradan bir federasyon değil… Zira bu federasyon aslında AKP içerisindeki “Erdoğan sonrası dönem” için en önemli 2 güç odağından birisi haline gelmiş olan Numan Kurtulmuş önderliğindeki, Milli Görüş ekolünden gelen ve halen bu ekole bağlı olan “GELENEKÇİ-MUHAFAZAKAR” kanadın ne kadar ince,planlı ve sistematik olarak yapılandığının adeta tescili durumunda...

O nedenle işte bu “HERKES İÇİN SPOR FEDERASYONU” muzu yakından incelememiz gerekmekte…

Efendim bu kadar girizgah yeter diyoruz ve detaylara geçiyoruz artık…

****

“HERKES İÇİN SPOR FEDERASYONU ne yapar,ne işle iştigal eder*” derseniz aslında orası çok da belirli değil ama “Faaliyet gösterdiği branşlar” kendi resmi sitesinde yoga ve wellness olarak gözükmekte… 4-5 tane de kurs ve seminer programı var bu güzide federasyonumuzun gerçekleştirdiği faaliyetler arasında…

Ama gelin görün ki bu muhteşem (!) faaliyetler için HERKES İÇİN SPOR FEDERASYONU’na bütçe olarak “Kendi Genel Kurul” verilerine göre 2020 yılında 17 milyon 500 bin TL’lik bütçe tahsis edilmiş… “”Kendi Genel Kurul verilerine göre” diyoruz zira Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğü Herkes İçin Spor Federasyonı 2020-2021 Sportif ve Mali Veri Sunumu’na göre inceleme yaptığınızda karşınıza çıkan Power Point sunumda bu rakamın 45 milyon TL olduğunu görüyoruz…

Rakam 17,5 milyon mu 45 milyon TL’mi bilemiyoruz ki kabahat bizim değil devletin bu federasyon için kayıtlarındaki kendi verileri çelişiyor ama bildiğimiz bir şey var ki bu bütçenin %90’ı federasyonumuza Spor Toto Teşkilatı Başkanlığı tarafından aktarılmakta…

Bütçenin büyük bölümünün Spor Toto Başkanlığı tarafından aktarılan kaynakla oluşturulduğu detayını boşa vermedik bunu bir kenara not edin zira yazımızın ilerleyen bölümde bu detaya döneceğiz…

***

Efendim bu güzide federasyonumuz pek tabii ki Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu’na bağlı…

Şimdi eğer “Ne alakası var Bakan Kasapoğlu’nun AKP içindeki ekipler savaşı ile hele hele yurtdışında eğitim görmüş bu ismin daha çok yeni olan siyasi geçmişinin Erbakan ekolünden etkilenmesi mümkün mü Allah aşkına?” diyorsanız bence hiç demeyin zira kazın ayağı öyle değil…

Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, uzun yıllar Erbakan’ın Refah Partisi’nin İstanbul İl Yönetim Kurulu üyesi olan,Refah Partisi’nden Bağcılar Belediye Başkanı seçilip 14 sene bu görevi yürüten ve sonrasında AKP’den 26. Dönem Milletvekili olarak Meclis’e giren Feyzullah Kıyıklık’ın damadı. Kıyıklık ise Refah Partisi’nde Erbakan’a yakınlığı ile bilinen bir isim.

Feyzullah Kıyıklık aynı zamanda İlim Yayma Cemiyeti’nin kurucuları arasında… İlim Yayma Cemiyeti’nin kardeş kuruluşu İlim Yayma Vakfı’nın kurucularından birisi ise Numan Kurtulmuş.

Numan Kurtulmuş2un akrabası olarak bilinen ve KAPALIÇARŞI Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini de yürüten M.Fatih Kurtulmuş Birlik Vakfı’nın kurucusu, Feyzullah Kıyıklık da bu vakfın diğer bir kurucusu.

Kıyıklık aynı zamanda Numan Kurtulmuş’un çok yakın ilişkileri olan ENSAR VAKFI ve ÖNDER İMAMHATİPLİLER DERNEĞİ’nin de kurucuları arasında…

***

HERKES İÇİN SPOR FEDERASYONU Başkanlığını AKP içerisindeki Numan Kurtulmuş’un önderliğindeki “GELENEKÇİ-MUHAFAZAKAR” kanadın en genç ama önemli isimlerinden Yasin Bölükbaşı’nın yaptığını zaten yazımızın başında ifade etmiştik…

Ama sadece Yasin Bölükbaşı ismini değil HERKES İÇİN SPOR FEDERASYONU Yönetim Kurulu üyelerini de yakından incelemek gerekmekte…

AKP‘nin ilk Genel Merkez Gençlik Kolları Başkanlarından birisi de Rizeli Zelkif Kazdal’dı…

Zelkif Kazdal kısa süre içerisinde AKP Milletvekili de oldu tabii ki…Zelkif Kazdal aynı zamanda HUKUK VE DEĞİŞİM DERNEĞİ‘nin de kurucuları arasındaydı.

Bu dernekte kurucu olan bir başka “KAZDAL” ise Zelkif Kazdal2ın kardeşi Gökhan Kazdal olmuştu… Ve kısa süre içerisinde Zelkif Kazdal’ın kardeşi Gökhan Kazdal ağabeyinin izinden giderek AKP saflarında siyasete atıldı ve jet hızı ile AKP Genel Merkez Gençlik Kolları MKYK Üyeliği görevine seçildi.

İşte o Gökhan Kazdal, HERKES İÇİN SPOR FEDERASYONU‘nda da yönetim kurulu üyesi olarak görev almakta…

***

Fikret Karabekmez,Erbakan çizgisinin ve MİLLİ GÖRÜŞ ekolünün önemli isimlerinden bir tanesiydi. Avukat olan Karabekmez 1995 seçimlerinde 20. Dönem Malatya Milletvekili olarak da Refah Partisi’nden Meclis’e girdi.

Vekillik döneminden sonra ise Fikret Karabekmez, Mili Görüş Ekolü’ne yakın avukatların örgütlülüğünü sağlamak amacı ile 2006 yılında HUKUK-DER isimli bir dernek kurdu.

Dernek doğal olarak ilk siyasi parti ziyaretini o dönemde Milli Görüş Ekolü’nü temsil eden Saadet Partisi’ne yaptı… Ziyaretin gerçekleştiği 13 Haziran 2006 tarihinde Saadet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan ile birlikte HUKUK-DER heyetini dönemin Saadet Partisi GİK üyesi olan, daha sonra siyasete Numan Kurtulmuş ekibi ile devam edecek ve HAS PARTİ’nin kurucusu olacak  ve bugünün Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün de kayınpederi olan Şeref Malkoç karşıladı.

Saadet Partisi’ne gerçekleştirilen bu ziyarette HUKUK-DER heyetinde genç bir avukat dikkat çekmekteydi ve o avukatın ismi Üzeyir Özek’ti…

İşte o Üzeyir Özek de bugün HERKES İÇİN SPOR FEDERASYONU Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yapmakta…

***

Şimdi efendim bilişim sektöründe faaliyet gösteren bir firmamız var:Tiga Bilgi Teknolojileri A.Ş

Bu firmamız memlekette ne kadar önemli bakanlık -hatta Cumhurbaşkanlığı Hükümet Modeli’ne geçmeden halen var olan Başbakanlık ile ilgili projeler de buna dahil- projesi varsa alıyor… Başbakanlık, Sağlık Bakanlığı, İletişim Bakanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı bu güzide firmamızın en fazla iş aldığı kurumlar.

Firmamızın imza attığı büyük çaplı projelerin “Bazılarını” şöyle sıralayacak olursak ne kadar “Nadide” bir firmamız ile karşı karşıya olduğumuzu daha iyi anlayacaksınız: Ulusal Sağlık Sistemi, İlaç Takip Sistemi, E-nabız, Renkli Reçete, Reçete Bilgi Sistemi, Serebral Palsili çocukları ve bakıma muhtaç yaşlıların rehabilitasyonu için geliştirilen Cplayer ve Closer, Kredi Yurtlar Kurumu için geliştirilen KYKNET, Türksat için TSUNAMİ, Yurtdışı Türkler Başkanlığı için Türkiye Bursları ve Başvuru Değerlendirme Sistemi,

Ve Ak Parti için AKBİS (Ak Parti Bilgi Sistemleri) projesi de tabii ki Tiga Bilgi Teknolojileri A.Ş tarafından gerçekleştiriliyor…

“Arkadaş Allah daha çok versin de bizim konumuz ile ne alakası var şimdi?” demeyin zira çok alakası var.

Bu “Nadide” ve “Güzide” şirketimizin sahibi Adem Ali Yılmaz… Adem Ali Yılmaz Rize’li ODTÜ mezunu bir bilgisayar mühendisi…Ama kendisinin en önemli özelliği AKP’nin MKYK Üyesi olması ve hatta AR-GE Başkanlığı görevini uzunca süre yürütmüş olması…

Ve aynı zamanda AKP müdahalesi ile yeniden şekillenen Ankara Ticaret Odası yönetim kurulunda da bulunan Adem Ali Yılmaz aynı zamanda HERKES İÇİN SPOR FEDERASYONU Yönetim Kurulu üyesi olarak karşımıza çıkmakta…

***

Yazımızda Gökhan Kazdal’ı anlatırken Kazdal2ın ağabeyi olan eski AKP Milletvekili Zelkif Kazdal ile birlikte HUKUK VE DEĞİŞİM DERNEĞİ kurucusu olduğundan bahsetmiştik.

İşte bu derneğin bir başka kurucusu ise Samir Altunkaynak. Altunkaynak aynı zamanda AKP’nin ilk kurucularından birisi ve kurucu Siyasi ve Hukuk Başkanı 2006-2009 yılları arasında…

Samir Altunkaynak daha sonra AKP Ankara İl yöneticiliği de yapıyor. İmam Hatip mezunu olan Altunkaynak’ın AKP içerisindeki “Gelenekçi” kanada yakın olduğu bilinmekte.

İşte Samir Altunkaynak da HERKES İÇİN SPOR FEDERASYONU Yönetim Kurulu Üyesi.

***

2016 yılında Maarif Vakfı Mütevelli Heyeti’ne yapılan atamalar ciddi anlamda tepki çekmiş ve atanan isimler kamuoyunda tartışmalar yaratmıştı.

Maarif Vakfı yönetimine atanan ve tartışma yaratan isimlerden bir tanesi de Saadet Partisi’nin eski Gençlik Kolları Başkanı olan Osman Nuri  Kabaktepe olmuştu.

Şimdi Osman Nuri Kabaktepe ismine hemen geri dönmek üzere kısa bir “es” verelim…

İstanbul’da kurulan AYN MEDYA isimli bir şirket vardı…Bu güzide şirketimizin en önemli özelliği Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu’nun  kendisini çok sevmesiydi. Zira bu AYN MEDYA isimli güzide şirketimiz 2012-2020 yılları arasında Göksu’nun başkanı olduğu Esenler Belediyesinden 41,9 milyon TL tutarında tam 21 ihale alarak Esenler Belediyesi’nin en fazla ihale verdiği şirket oluyordu.

Ama ne oluyorsa oluyor bu “Darphane gibi” para b asan  şirket 2019 yılında devrediliyordu.. AYN MEDYA isimli bu “Altın yumurtlayan tavuk” misali şirketin devredildiği şirketin adı ise BİLGE ULUSLARARASI TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ’ydi.

İşte Maarif Vakfı yönetimine atanması ile kamuoyunun tepkisini çeken Osman Nuri Kabaktepe’nin bu BİLGE ULUSLARARASI TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ’nin 2 ortağından birisiydi…

Aynı zamanda tıpkı Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu gibi Erdoğan ve AKP’nin “Gözbebeği” TÜGVA’nın Yüksek İstişare Kurulu üyesi olan Osman Nuri Kabaktepe’nin bu şirketteki ortağı ise AKP İstanbul İl Yönetimi eski “Yedek” üyelerinden Hacı Dursun Bozo’ydu…

AYN MEDYA’nın Esenler Belediyesi’nden aldığı milyonluk ihaleler aynı şekilde 2019 sonrasında şirketi devralan BİLGE ULUSLARARASI TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ’ne akmaya devam etti.

Biz ise şirketin diğer ortağı Hacı Dursun Bozo’yu HERKES İÇİN SPOR FEDERASYONU Yönetim Kurulu Üyesi olarak gördük…

***

Konya ve daha sonraları Konya’dan ayrılarak il olan Karaman “MİLLİ GÖRÜŞ EKOLÜ”nün en güçlü olduğu iller…

Zaten Milli Görüş ekolünün temelleri de Erbakan tarafından Konya’da atılır…

Karaman’da “AKGÜN AİLESİ” de uzun yıllardır Milli Görüş Ekolü2ne yakın bir aile olarak bilinen ve Karaman siyasetinde de etkili bir ailedir.

İşte bu aile 2002 ve 2007 seçimlerinde Mevlüt Akgün’ü vekil olarak Meclis’e gönderir… 2011 yılında bu kez Mevlüt Akgün2ün kardeşi Dr.Mustafa Akgün AKP Karaman Milletvekili aday adayı olsa da vekil seçilemez.

Ama gerek Akgün Ailesi gerekse Mevlüt Akgün AKP içerisinde önemini halen koruyan “Muhafazakar” geleneğe yakın bir isimdir.

İşte Mevlüt Akgün de karşımıza HERKES İÇİN SPOR FEDERASYONU Yönetim Kurulu Üyesi olarak çıkmaktadır…

***

HERKES İÇİN SPOR FEDERASYONU’nun Yönetim Kurulu üyelerinden Gökhan Kazdal ve Samir Altunkaynak’ı anlatırken bu isimlerin HUKUK VE DEĞİŞİM DERNEĞİ’nin kurucuları olduğunu ifade etmiştik.

İşte o HUKUK VE DEĞİŞİM DERNEĞİ’nin bir başka kurucu ismi ise Burhanettin Sevencan’dır.

Burhanettin Sevencan’ın en önemli özelliği ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmadan önce Başbakanlığı döneminde avukatlığını yapan isimlerden bir tanesi olması. Sevencan aynı zamanda AKP’nin Hukuk Müşaviri.

Evet tahmin ettiğiniz üzere Burhanettin Sevencan da HERKES İÇİN SPOR FEDERASYONU Yönetim Kurulu Üyesi…

***

AKP Ankara İl Gençlik Kolları Başkanı olan Ali Osman Özdemir’i de HERKES İÇİN SPOR FEDERASYONU Yönetim Kurulu Üyesi olarak görmekteyiz…

Yazımızın başında hatırlarsanız bu güzide federasyonumuzun on milyonlarca TL’lik bütçesini belirtirken bu bütçenin büyük bir bölümünün SPOR TOTO TEŞKİLATI tarafından aktarılan kaynaklardan oluştuğunu ifade ederek “Bu bilgiyi not edin zira sonra bu bilgiye geri döneceğiz” demiştik.

Efendim HERKES İÇİN SPOR FEDERASYONU için milyonlarca liralık kaynağı sağlayan SPOR TOTO TEŞKİLATI ve SPOR TOTO TEŞKİLATI Genel Müdür Yardımcısı İsmail Hakkı Tuhan da HERKES İÇİN SPOR FEDERASYONU Yönetim Kurulu üyesi.

***

Ama bu federasyonun AKP içerisindeki “MİLLİ GÖRÜŞ” ekolünün temsilcisi, “GELENEKÇİ-MUHAFAZAKAR” kanadın bir “Yapılanması” olduğunu ifade ediyoruz ya, şimdi size bunun adeta “İmzası” olan ismi yazacağız…

Erbakan Vakfı,Necmettin Erbakan  adına kurulan, Erbakan’ın siyasi misyonunu,hayatını yayma amaçlı bir STK…

Erbakan Vakfı’nın Başkan Yardımcısı uzun yıllar Saadet Partisi Samsun teşkilatında siyaset yapmış,milletvekili adayı olmuş Cengiz Zor.

Peki Cengiz Zor şu anda hangi görevde başka? Cengiz Zor şu anda Necmettin Erbakan’ın oğlu Fatih Erbakan tarafından kurulan YENİDEN REFAH PARTİSİ’nin Genel Başkan Yardımcısı.

Ve biz aynı Cengiz Zor’u da HERKES İÇİN SPOR FEDERASYONU Yönetim Kurulu Üyesi olarak görmekteyiz…

***

Evet efendim HERKES İÇİN SPOR FEDERASYONU bir “Federasyondan” çok ötesidir ve bu federasyon AKP içerisindeki “GERLENEKÇİ-MUHAFAZAKAR” kanadın nasıl planlı,sistematik ve stratejik şekilde yol aldığını ,etki alanını genişlettiğini göstermesi açısından son derece çarpıcı bir örnektir…

İsmine bakıp aldanmayın, zira aslında orada HERKES İÇİN değil “MİLLİ GÖRÜŞ” İÇİN SPOR FEDERASYONU yazmaktadır…

________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan,bağımsız ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan,Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir,DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

 

 

 

 

Okumaya Devam Et

ÖZEL HABER

İŞTE MUHARREM İNCE’NİN PARTİSİNİN GENEL MERKEZİ

Yayınlanma Tarihi:

on

Haber Alternatif-ÖZEL

Celal Eren Çelik

 

Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde MEMLEKET HAREKETİ’ni başlatan ve Türkiye gezisine çıkan Muharrem İnce’nin hareketi partileştireceği de kısa süre önce kesinleşmişti.

İnce’nin kuracağı partiye 10’a yakın CHP’li milletvekilinin de katılacağı kulislerde konuşulmaktaydı.

PARTİ BİNASI TUTULDU…

İnce’nin kuracağı parti ile ilgili önemli bir gelişmenin daha yaşandığı da ortaya çıktı..

Uzun süredir parti için genel merkez binası arayışı içerisinde olan Muharrem İnce ve ekibinin partinin genel merkez binasını kiraladığı öğrenildi.

Genel Merkez binası Ankara’nın Çankaya ilçesindeki Hilal Mahallesi Hollanda Caddesi’nde yer alıyor.

İnce’nin partisinin genel merkez binası olarak tutulan bina giriş katı ile birlikte  4 bin metrekare kullanım alanına ve tam 40 ayrı bölüme sahip.

Bina giriş katı ile birlikte 4 katlı bir bina.

Bina kısa süre öncesine kadar da internet sitesi üzerinden kiralık durumdaydı…

PRENSİP ANLAŞMASINA VARILDI,KISA SÜRE İÇERİSİNDE KONTRAT İMZALANIYOR

Tutulan binanın kirası 60 bin TL olarak belirlendi ancak İnce’nin partisi için bu rakamda bazı indirimlerin yapılmasının gündemde olduğu da gelen bir diğer bilgi.

Son olarak tarafların her konuda prensip anlaşmasına vardığı ve el sıkıştığı ancak resmi kontratın henüz imzalanmadığı,bir-kaç küçük detayın halledilmesinin ardından kısa süre içinde resmi kontratın da imzalanacağı belirtiliyor.

 

 

 

 

 

 

Okumaya Devam Et

ÖZEL HABER

TÜRK SPOR MEDYASININ BARONLARI-FİNAL

Yayınlanma Tarihi:

on

Evet sevgili okuyucular büyük bir ilgi ile takip ettiğiniz, TÜRK SPOR MEDYASININ BARONLARI yazı dizimizin 5. ve “FİNAL” bölümü ile bu akşam karşınızda olacağız…

Yazı dizimizin bundan önceki 4 bölümünde Türk spor medyasının içerisindeki ilişkileri ve bu alanın dizayn edilirken hangi girift ilişkilerin kurulduğunu anlatırken sizlerle hep Türk spor medyasının önemli isimleri üzerinden yaşanan ilişkileri anlatmıştık.

Bugün yazacağımız “FİNAL” bölümümüzde ise az sonra okuyacağınız satırlarda spor-siyaset-iş dünyası-mafya-medya ilişkilerinin nasıl iç içe geçtiğini ve bu ilişkiler ağının nasıl günün sonunda Türk spor medyasını etkisi altına aldığını anlatacağız.

Bu kadar peşrev yeter diyerek yazımıza başlıyoruz…

***

Takvim yapraklarını sizler ile 1997 yılına sarıyoruz…

1997 yılı Türk futbolu ve özellikle de Türkiye Futbol Federasyonu için kaotik bir yıldır.

Türk futbolu tam da o yıllarda artık sadece bir “Spor” olmaktan çıkmaya ve “Endüstrileşmeye” doğru ilk adımlarını atmıştır… Bu “Endüstrileşmeye” doğru evrilen sürecin en önemli mihenk taşı ise “Naklen yayın gelirleridir”…,

O dönem için çok büyük rakamlar, milyonlarca dolarlık meblağlar havada uçuşmakta, kulüpler ise ilk defa büyük bir pastadan pay alacakları için hep “Nasıl daha fazla bu pastadan pay alabiliriz?” sorusunun cevabının peşindedir.

Tam bu nedenle Fenerbahçe havuza katılmayarak iç saha ve dış saha maçlarını ATV’ye vererek TFF’ye rest çekmiş,Fenerbahçe’nin bu hamlesi ile başlayan süreç ise TFF’de yönetimsel bir krizi tetiklemiştir.,

TFF Başkanı Abdullah Kiğılı istifa ederken başkanvekili Haluk Ulusoy istifa etmemiştir.

Spor Bakanı yurtdışındayken yerine vekalet eden Orman Bakanı Ersin Taranoğlu ise çok çok yakın arkadaşı Haluk Ulusoy’u TFF Başkanlığına atamıştır.

Ersin Taranoğlu,Haluk Ulusoy’a yaptığı bu “Jestin” karşılığını yıllar sonra alacak ve siyaset dünyasında tasfiye olur olmaz Haluk Ulusoy’un şirketlerfinde Genel Müdür olarak işbaşı yapacaktır…

Ancak Haluk Ulusoy bir “Atama” ile göreve gelmiştir ve kısa süre sonra TFF “Seçimle” yeni başkanını seçecektir. TFF artık “Spor Rantının” en tepesindeki noktadır.

Ve ortada dönen bu büyük paralar mafya dünyasının da iştahını kabartmış,yer altı dünyasının gözü TFF seçimlerine dönmüştür.

TFF Başkanlığı için önceleri Celal Doğan ve Mehmet Ali Yılmaz’ın isimleri geçse de Alaattin Çakıcı’nın devreye girmesi ile bu isimler Çakıcı’nın desteklediği aday olan Mustafa Kefeli lehine adaylıktan çekilir…

Çakıcı ile Sedat Peker TFF’nin başkanlığı için Mustafa Kefeli ismi üzerinde “Uzlaşmıştır” ve Peker de Mustafa Kefeli2yi desteklemektedir. Hatta Peker tam seçim gününden bir gün önce bir otele karargah kurarak oy kullanacak delegeler ile birebir görüşmeler yapacaktır.

Diğer adaylar ise Haluk Ulusoy ve Alp Yalman’dır…

Yer altı dünyasının isimlerinin son derece aktif biçimde seçim sürecine müdahil olması ile çekinen Alp Yalman adaylıktan çekilecek, Çakıcı-Peker destekli Mustafa Kefeli2nin karşısında tek aday olarak Haluk Ulusoy olarak kalacaktır.

Herkes Ulusoy’un da baskılara dayanamayarak ve korkarak çekileceğini düşünmektedir. Hatta Ulusoy’a destek vereceğini söyleyen Ali Şem seçimden 1 gece önce Ulusoy’u arayarak şartların değiştiğini ve Mustafa Kefeli2ye destek vereceğini söyler bununla da kalmaz gayet kibar bir dille Ulusoy’a “Akıllı ol,çekil” der…

Ancak Haluk Ulusoy tek bir adım adım geriye atmayacatır zira Haluk Ulusoy’un da Ankara’dan büyük ve “Ağar” bir güvencesi vardır…

O güvence TFF Başkanlık seçimlerinin yapıldığı gün, Korkut Eken ve “Özel ekibinin” seçimin yapıldığı salona girmesi ile gayet net anlaşılacaktır.

Korkut Eken’in salona girmesinden 15 dakika sonra daha önce tüm delegeleri kontrol edecek şekilde salona yerleşmiş olan Çakıcı ve Peker’in adamları salondan ayrılacak,Haluk Ulusoy ise kongreyi 195 delegenin 134’ünün oyunu alarak kazanacaktır…

Mehmet Ağar Türk sporunun zirvesine ilk kez işte bu olayla “Direkt” müdahale etmiştir.

Ağar 25 Kasım 1998’de Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlanan kendisi ve bu süreç ile ilgili haberde “Genel Kurul kulislerini tetikçilerin doldurduğu haberini alınca Korkut Eken’i otele gönderdim.Tetikçiler çekildi” ifadelerini kullanacaktır…

Haluk Ulusoy ile Mehmet Ağar çok yakın dosttur ve Ağar dostuna “Vefasını” göstermiştir. Bu iki simin ortak özelliği ise ikisinin de “Fanatik” derecede Galatasaraylı olmalarıdır…

***

Burada Ağar-Ulusoy ilişkisine bir virgül koyarak şimdi sizlerle 1974 tarihine gidelim…

Takvim yaprakları 1974’ü gösterdiğinde Türkiye Ligi’nde son 5 yıldır Adana Demirspor forması ile adeta fırtınalar estiren Fatih çoktan büyük kulüplerin radarına girmiştir.

Ancak Fatih için varsa yoksa Galatasaray’dır ve Fatih 1975 yılında kendisini Galatasaraylı yapan ve sonraları “Efsaneleşeceği” Galatasaray’a imza atar… O imza ile birlikte Fatih Terim “Efsanesi” de başlamaktadır.

Fatih Terim Galatasaray’da bir oyuncudan ve bir kaptan çok çok ötesidir…

Fatih Terim’in takım içerisinde inanılmaz bir ağırlığı vardır ve yeni gelen futbolcuların gideceği gece mekanlarından giyecekleri takım elbiselere,tarzlarına kadar hepsine Fatih Terim’in sözleri dinlenmektedir…

Gece alemini seven Terim,İstanbul da bir futbolcudan öte kurduğu ilişkiler ile bir “Ağır abi” olarak görünmektedir.

Ve tarihler 1984’ü gösterdiğinde İstanbul Emniyet Müdür Yardımcılığı görevine Emniyet camiasının hızla yükselen “Yıldızı” Mehmet Ağar getirilir.

Fanatik Galatasaraylı Ağar ile Galatasaray’ın “efsanesi” “Ağır abisi”, kaptanı kısacası her şeyi Fatih Terim’in yolları tam da bu süreçte kesişecek ve bir daha da ayrılmayacaktır.

***

Biz şimdi de gidelim 1996 yılına…

1996 yılında Mehmet Ağar artık “Gücünün zirvesindedir”. Ağar önce Fanatik Galatasaraylı Mesut Yılmaz Başbakanlığında kurulan ANAP-DOĞRUYOL koalisyon hükümetinde Adalet Bakanı olmuş kısa süren bu koalisyon sonrasında kurulan REFAH PARTİSİ-DOĞRU YOL koalisyonunda ise güç ve nüfuz olarak zirve yapacağı İçişleri Bakanlığı koltuğuna oturmuştur.

“DEVLETTE” daha doğru ifade etmek gerekirse “DEVLETİN EN DERİNLERİNDE” Mehmet Ağar’dan habersiz kuş uçmamaktadır… Ağar’ın bu dönemdeki gücünü anlamak için Susurluk Skandalı’na bakmak ve bu skandal sonrasında “Konuşursam Türkiye sarsılır” ve “Bir tuğla çekersem tüm duvar yıkılır” sözlerine bakmak yeterlidir.

Mehmet Ağar’ın yakın dostu Fatih Terim ise başarısız Ankaragücü deneyimi sonrasında 1993 yılında Akdeniz Olimpiyatlarını kazanan Olimpik Milli Takım’ın başındadır ve yine 1993 yılında Sepp Piontek’ten boşalan A Milli Takım Teknik Direktörlüğü döneminde de 1996 yılında A Milli Takımı ilk kez Avrupa Şampiyonası finallerine taşıyan isim olmuştur.

Ancak Ağar ve Terim’in ortak “Sevdası” Galatasaray için işler pek de iyi gitmemektedir.

Kar-Heinz Feldkamp dönemi sonrasında Reinard Safting,Grame Souness gibi isimlerle çalışan Galatasaray istediği başarıları kazanamamaktadır.

İşte Galatasaray bu tablo içerisindeyken daha önceki “Kulüp” teknik direktörlüğü kariyeri Ankaragücü’nde hüsran ile biten ve başka bir kulüp çalıştırmamış Fatih Terim birden bire ve kimsenin beklemediği şekilde Galatasaray’ın teknik direktörü olmaktadır…

Bunda 1 Haziran 1996 tarihinde Galatasaray’a imza atan Fatih Terim’in bu imzasından sadece 27 gün sonra 28 Haziran 1997 tarihinde bir önceki hükümette Adalet Bakanı olan Mehmet Ağar’ın İçişleri Bakanı olarak gücünün zirvesine çıkmasının ve Galatasaray Başkanı Faruk Süren’in sıkıntılı TRANSTÜRK firmasının bu Ağar-Terim ilişkisi üzerinden devletten bazı “Anlayış ve kolaylıklar” bekleyip beklemediğini bilemiyoruz tabii…

Ama bildiğimiz bir şey var ki ;

Fatih Terim ‘in Galatasaray’a 1 Haziran 1996 tarihi itibariyle  fanatik Galatasaraylı ve Fatih Terim’in aile dostu Mehmet Ağar Adalet Bakanı,Fatih Terim Galatasaray Teknik Direktörü’dür, iktidardaki ANAP-DYP koalisyonunun Başbakanı ise  yine fanatik Galatasaraylı Mesut Yılmaz’dır…

Terim’in Galatasaray’a imza atmasından 27 gün sonra ise kurulan yeni hükümet ile (REFAH-YOL) Mehmet Ağar artık İçişleri Bakanı olmuştur.

Aradan çok geçmeden 1997 yılında bir başka Galatasaraylı Haluk Ulusoy da Mehmet Ağar desteği,Korkut Eken müdahalesi ile artık TFF Başkanıdır…

***

1996’da ortaya çıkan bu ilginç tablo 1Mehmet Ağar’ın ise Elazığ’dan Türk siyasi tarihinde bir “BAĞIMSIZ” adaya verilen en fazla oyu alarak bağımsız milletvekili olarak TBMM’ye girmesi ve bu tarihten sonra Türk merkez sağı için en büyük “Potansiyel lider adayı” olarak ortaya çıkarak devletin derinlerinde gücünü ve kudretini en heybetli biçimde kullanması ile devam edecektir…

Ağar’ın “Bağımsız Milletvekili” olarak TBMM’ye girdiği seçimlerde kurulan ANASOL-M Hükümetinin Başbakan Yardımcısı da yine Galatasaraylı Mesut Yılmaz’dır…

Peki futbol siyaset-mafya-spor ayağını bir araya böyle getirirken bu işin medya tarafı hiç eksik kalır mı? Kalmaz tabii ki…

***

Şimdi sizlerle 2002 yılının Haziran ayına gidelim…

2000-2002 yılları arasında Galatasaray’a 1 Süper Kupa,1 Süper Lig Şampiyonluğu kazandırmış,yarısı “Kiralık” bir takım ile Galatasaray’a Şampiyonlar Ligi’nde Çeyrek Final oynatmış olan Mircea Lucescu ile aniden yollar ayrılır…

Tabii Fatih Terim’in Fiorentina ve Milan maceralarının sona erip “Boşa” çıkmış olmasının bunda etkisi nedir onu da bilmiyoruz ama yine kesin olarak bildiğimiz bir şey var ki, Mehmet Ağar aile dostu Terim için yine devrededir… Galatasaray yönetimi niyeyse kendisi gidip Terim’e teklif sunamamış, Mehmet Ağar’ı “Aracı ve ricacı” koymuştur…

Mehmet Ağar yerel bir televizyon kanalında katıldığı programda aynen şunları söylemektedir: “Galatasaray yönetimi, benim aracılığımla Fatih Terim’e manevi baskı yapmaya çalışıyor” Ağar bu programda ilginç bir de detay vermekte ve Terim2in Korkut Eken adına yapılacak futbol turnuvasına katılacağını ifade ediyordu…

Ancak Terim bu kez sadece 1996-2000 döneminde fanatik Galatasaraylı Cem Uzan’ın Star Grubu tarafından desteklendiğinden çok daha güçlü bir medya desteğine de sahip olacaktır…

2002 yılının Haziran ayında “Ağar” ricacının devreye girmesi ile Galatasaray ile Terim prensip anlaşmasına varır ve taraflar “Hayırlı olsun” derlerken medyada da flaş bir gelişme yaşanmaktadır.

Çukurova Holding,Doğan Medya Grubu’ndan Tuncay Özkan ve ekibini transfer ediyor bu transfer medya dünyasına bomba gibi düşüyordu…

Bu transferi o dönem özellikle Pamukbank ile ilgili çeşitli sıkıntıları olan Karamehmet istiyordu zira Tuncay Özkan Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz’a en yakın gazeteciydi.

Sonraları Ergenekon kumpas davaları sürecinde tanık olarak dinlenirken Karamehmet “Tuncay Özkan benden habersiz transfer edildi” dese de buna kimseler inanmamıştı.

Tuncay Özkan ile Mesut Yılmaz arasındaki yakın ilişkide bir başka ortak nokta ise Tuncay Özkan’ın da tıpkı Mesut Yılmaz gibi koyu bir Galatasaray taraftarı olmasıdır…

Tuncay Özkan,Çukurova Grubuna “MEDYA GRUP BAŞKANI” adında şatafatlı bir unvan ile transfer olmuştu…

Tuncay Özkan’ın “Emrinde” o dönem 4 ulusal gazete (Akşam,Güneş,Tercüman,Bulvar),Lig maçlarını yayınlayan DİGİTÜRK -Ki Digitürk 2001-2002 sezonu devre arasında maçların yayıncısı olan TELEON’un yükümlülüklerini yerine getirmemesi ile yenilenen ihale sonrası  naklen yayın hakkını almıştı.Eski yayıncı TELEON da yine bir başka Galatasaralı Cem Uzan’ındı- lig maçlarının yorumlandığı LİG TV, Show Tv,SkyTurk ve ALEM FM’den oluşan devasa bir medya gücü vardır…

Yani;

TFF Başkanı “Ağar destekli Ulusoy

Galatasaray Teknik Direktörü “Ağar”ın aile dostu Fatih Terim

Başbakan Yardımcısı Galatasaraylı Mesut Yılmaz

Medyada ise Galatasaraylı Cem Uzan’ın sahibi olduğu UZAN MEDYA GRUBU ve Galatasaraylı Tuncay Özkan’ın başında olduğu Çukurova Medya Grubu…

Terim işte böylesi devasa bir medya gücünü de arkasına alarak Galatasaray’daki 2. dönemine başlamıştır…

Buna Fatih Terim’in ilk dönemindeki başarılı performansı ve İtalya’da haksızlığa uğradığı algısı eklenince Terim tıpkı aile dostu Mehmet Ağar’ın İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı olduğu 1985 yılında sahada kafa atıp rakip futbolcunun yüzünü kan revan içerisinde bırakmasına nasıl kimse “Çıtını çıkaramadıysa” o dönemden çok daha büyük ve güçlü bir “GİZLİ DOKUNMAZLIK ZIRHI” kazanmıştır…

Türk spor medyasında tüm spor müdürleri,tüm  muhabirler Terim’den korkmakta ve karşısında esas duruşa geçmekte, korkudan Terim’i eleştirecek tek satır dahi yazamamaktadırlar…

İşte o “GÖRÜNMEZ DOKUNULMAZLIK ZIRHI” nedeni ile 2002-2004 arasında Galatasaray’a on milyonlarca dolarlık transfer yaptırıp tek kupa kazanamadan çok kötü bir döneme imza atmakla birlikte kulübün milyonlarca dolarının da çöpe gitmesine neden olan Terim’e kimse bir şey diyememiş,yakın tarihte canlı yayında, maç sonu toplantıda Igor Tudor’u yarım saat boyunca yerin yedi kat altına soruları ile sokup çıkartan spor muhabirleri ve müdürleri Terim’in kötü performansı karşısında “Süt dökmüş kedi” gibidir… (Bu arada belirtelim spor müdürlerinin yerin dibine soktukları ve manşet üzerine manşet atarak istifaya zorladıkları Igor Tudor’un yerine tamamen tesadüf olarak yine Fatih Terim gelecektir)

***

Bu arada 2002 AKP iktidarı ile birlikte dengeler değişir,kartlar yeniden dağıtılır…AKP için Yıldırım Demirören “Emin” kişidir ve milyarlarca dolarlık futbol sektörünün tepesine TFF Başkanı yapılır…

AKP sporun medya ayağını ise Mustafa Erdoğan’ın en yakınındaki isim olan Rıdvan Dilmen üzerinden dizayn eder…

Sonrasında Demirören medyaya sokulup medya devi haline “Getirilince” spor medyası da yandaş Demirören-Şahenk ikilisi ile kontrol edilirken Rıdvan Dilmen TFF Başkanlığı hayalleri kurar hatta bunun için “Yeşil ışık” da alır…Nasıl kurmasın? Dilmen artık “Aileye” bir evlat kadar yakındır…

Aykut Kocaman’ın Teknik Direktör,Emre Belözoğlu’nun sportif direktör yahut yönetici olacağı bir federasyon tasarlaması muhtemel olan Dilmen’in futbolu bırakır bırakmaz Arda Turan’ı “Sen de var mısın?” çağrısı yaparak bu ekibe dahil etme düşüncesi var gibi gözükmekte…

Kulüpler Birliği de zaten “Damat” kontenjanından Göksel Gümüşdağ eli ile kontrol altında tutulmakta…

Yani efendim günümüzde an itibariyle “Baronları” spor dünyası dışından yandaş iş adamları eliyle AKP iktidarı belirlemektedir.

Bizler sadece sevdalısı olduğumuz renkler için sevinir yahut üzülürken birbirimizle kavga ederken, AKP iktidarı milyarlarca dolarlık bir endüstriyi kendi ellerinde kontrol etmekte, bu endüstri eli ile toplumu “Uyutmayı” da başarmaktadır…

Koyu Beşiktaşlı ve eski Beşiktaş yöneticisi ünlü televizyoncu Reha Muhtar’ın klasikleşen sözlerimizi kendimize “Uyarlayarak” bitirelim yazı dizimizi o zaman:

“İyi  geceler Türkiye’m… Her nerede UYUYOR ve UYUTULUYORSAN”

 

 

 

 

Okumaya Devam Et







Popüler

%d blogcu bunu beğendi: