Sosyal Medya Hesaplarımız

DOSYA HABER

BİR YANDAŞ ÜNİVERSİTE MODELİ “SİMGESİ”:İBN HALDUN ÜNİVERSİTESİ-DOSYA HABER

Yayınlanma Tarihi:

on

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bugün gerçekleştirdiği hastane açılışında özellikle Rönesans Holding’e teşekkür etti. AKP döneminde şehir hastanelerinden,Külliye inşaatına kadar aldığı işlerle dikkati çeken Rönesans Holding ise kamuoyunda inşaat sektöründeki yatırımları ile bilinse de aslında eğitim sektörü ile son derece alakalı.

Rönesans Holding’in eğitim sektörüne olan alakasının en önemli göstergesi ise holdingin yönetim kurulu başkanı Erman Ilıcak’ın, AKP’nin “Yandaş Üniversite” modeli yüksek öğretim kurumlarının adeta simgesi olan İbn Haldun Üniversitesi’nin Mütevelli Heyeti Üyesi olması.

İBN HALDUN ÜNİVERSİTESİ’NİN KURULUŞU İLE BİZZAT ERDOĞAN İLGİLENDİ

AKP dönemi “Yandaş üniversite” örneklerinin adeta “Simgesi” olan İbn Haldun Üniversitesi’nin kuruluş aşamasındaki süreç ile bizzat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ilgilendi.

Üniversitenin mütevelli heyeti olarak ise bizzat Erdoğan’ın telefonla arayarak görevlendirdiği Prof.Dr.İrfan Gündüz getirildi.İrfan Gündüz Necmettin Erbakan ile Tansu Çiller’in kurduğu REFAHYOL hükümetinde  Başbakanlık Danışmanlığı,kapatılan Fazilet Partisi’nin Genel Başkan Yardımcılığı, 1999 seçimlerinde Fazilet Partisi’nden,2002 seçimlerinde ise AKP’den İstanbul milletvekilliği yapan ve 2002 seçimleri sonrasında AKP Grup Başkanvekilliği görevini üstlenen bir isim.

BİLAL ERDOĞAN MÜTEVELLİ HETETİ BAŞKAN VEKİLİ

İbn Haldun Üniversitesi’nin mütevelli heyetinde yer alan diğer isimler de “Özenle seçilen” ve AKP’ye yakınlıkları ile kamuoyunun tanıdığı isimler…

İbn Haldun Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkan Vekilliği görevini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan üstlenmiş durumda.

Okulun asıl yönetiminin de Bilal Erdoğan’da olduğu ifade edilmekte.

MÜTEVELLİ HEYETİ “YANDAŞ” YILDIZLAR GEÇİDİ…

Yıllarca Ziraat Bankası bünyesindeki Ziraat Yatırım, Ziraat Hayat ve Emeklilik, Ziraat Sigorta şirketlerinde yönetim kurulu üyeliği yapan ardından Türk Hava Yolları’na Genel Müdür Yardımcısı olarak atanan Murat Şeker de mütevelli heyetinde bulunan bir diğer isim.

Yine Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu üyesi ve AKP desteği ile Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanlığına da seçilip bir dönem bu görevi yürüten,Rıza Zarrab’a bakanların TİM ödül töreninde ödül vermesi ile alakalı “Rıza Zarrab’ı yargılamak bize düşmez”diyen Mehmet Büyükekşi de İbn Haldun Üniversitesi yönetim kurulu üyesi…

AKP döneminde oluşturulan ve o dönem direkt başbakana bağlı olarak kurulan Türkiye Bilimler Akademisi Başkanlığı’na atanan  ve hakkında öğretim üyesi olduğu İstanbul Üniversitesi’ne hiç gitmediği iddiaları olan ama rağmen bu okula rektör yardımcısı olarak atanan Prof.Dr.Ahmet Cevat Acar yine İbn Haldun Üniversitesi mütevelli heyeti üyesi…

İbn Haldun Üniversitesi’nin bir diğer mütevelli heyeti üyesi ise Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın yengesi olan Şule Albayrak.Şule Albayrak aynı zamanda AKP’ye en yakın STK’lardan birisi olan ve yönetim kurulunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kızı Sümeyye Erdoğan’ın da bulunduğu KADEM’de de yönetim kurulu üyesi.

İbn Haldun Üniversitesi’ndeki bir başka dikkat çeken isim ise Colin’s firmasının ve Eroğlu Holding’in sahibi olan Nurettin Eroğlu…Zira Nurettin Eroğlu 15 Temmuz öncesinde FETÖ’nün yayın organı Zaman Gazetesi’nin hissedarı ve FETÖ’nün iş adamı yapılanması olan TUSKON’un eski yöneticilerinden birisi. Nurettin Eroğlu hakkındaki FETÖ bağlantılı soruşturmalardan “ceza almadan kurtulan” tek kişi olarak dikkat çekiyor.

İbn Haldun Üniversitesi Mütevelli Heyeti içerisindeki en dikkat çekici isimlerden bir tanesi ise hiç şüphesiz Ömer Faruk Kalyoncu. Kalyoncu SOCAR TÜRKİYE’nin hissedarı olan bir isim.

Ancak ZİRVE HOLDİN sıradan bir şirket değil. Zira Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eniştesi Ziya İlgen Kalyoncu ailesine ait Ar Enerji Şirketi’nin hisselerin %50’sini almış ve daha sonra Ar Enerji Şirketi Zirve Holding’e devir edilmişti. Ar Enerji Şirketi aynı zamanda Socar Türkiye Şirketinin hissedar.

CHP milletvekili Aykut Erdoğdu aralarında Arkgaz, Ar Enerji, CIG Petrol, Ay Yıldız Holding gibi Şirketlerin adının geçtiği çeşitli şirketlerdeki hisse devirlerini açıklamış bu devirlerin içerisinde Berat Albayrak, Remzi Gür, Fatih Baltacı, Fettah Tamince, Cemal Kalyoncu isimlerinin bulunduğunu açıklamıştı.

CHP’li Erdoğdu İbn Haldun Üniversitesi Mütevelli Heyeti Üyesi Ömer Faruk Kalyoncu’ya ait ZİRVE HOLDİNG içinse ““Zirve Holding ATV-Sabah Medya Grubunu satın almak amacıyla toplanan 630 Milyon dolar rüşvet havuzunun kasa şirketidir” ifadelerini kullanmıştı.

İstanbul Başakşehir Stadyumu’nun inşaatını Kalyon Grubu ile birlikte üstlenen ve aynı zamanda İstanbul’un en değerli arazilerinden biri olan Merkez Bankası’nın Levent’teki 18 dönümlük arazisine cami yapan firma olan  ASL İnşaat’ın sahibi olan Abdulkadir Kart ise Mütevelli Heyetinde bulunan bir diğer isim.

Abdulkadir Kart’ın sahibi olduğu ASL İnşaat 2017 yılında 842 milyon lira büyüklüğündeki Avrupa Bölgesi İçmesuyu Tünel İnşaatı ihalesini, 2018 yılında 109 milyon lira büyüklüğündeki, Avrupa Bölgesi Müteferrik İçmesuyu İnşaatı ihalesini kazanmıştı. ASL İnşaat 2019 yılında ise 334 milyon lira bedelle Rize Güney Çevreyeolu İnşaatı ihalesini İntekar İnşaat ile birlikte almıştı.

Abdülkadir Kart ise 2002-2007 yılları arasında AKP’den Rize milletvekili seçilerek TBMM’ye giren bir isim.

İstanbul Başakşehir Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu ve Başakşehir’in AKPli eski belediye başkanıyken Kadir Topbaş2ın İBB Başkanlığından istifa etmesi sonrasında İBB Başkanlığı görevini üstlenen Mevlüt Uysal da İbn Haldun Üniversitesi’nde Mütevelli Heyeti üyesi.

İbn Haldun Üniversitesi’nin Mütevelli Heyeti’nde yer alan bir başka “Yandaş” iş adamı ise AKP zamanında aldığı byük ihaleler ile gündeme gelen TÜRKERLER GOLDİNG’in sahibi Kazım Türker.

Kazım Türker daha önce Çiftçiler Holding, İstanbul Zincirlikuyu’daki Boğaz manzaralı arazisine yapılan gökdelen ile gündeme gelmişti. 5 katlık aparman yapılabilecek yere 46 katlı iki gökdelen inşa dilince inşaata dönemin İBB Başkanı Kadir Topbaş tarafından mühür vurulmuş ama Kazım Türker’in “Yakın Dostu” Blilal Erdoğan’ın İstişare Heyeti Üyesi olduğu TÜRGEV Vakfı’na Mardin’de İmam Hatip Okulu yaparak bağışlaması sonrasında mühürler sökülmüştü…

Ve mütevelli heyetindeki son isim ise Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu Üyesi olan Havva Hümeyra Şahin. Şahin bu göreve atanmadan önce AKŞAM Gazetesi’nde AKP ve Erdoğan hakkında yazdığı övgü dolu yazılarla ve yine AKP tarafından desteklenen MERİDYEN DERNEĞİ’nin kurucu başkanı olması ile tanınıyor.

İBN HALDUN ÜNİVERSİTESİ’NDEKİ TANIDIK İSİMLER

İbn Haldun Üniversitesi sadece mütevelli heyeti ile değil akademik kadrosu ile de “Tanıdık” isimler barındırdı.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, AKP’nin “Think-thank” kuruluşu olarak faaliyet gösteren SETA’nın Genel Koordinatörü ve Cumhurbaşkanlığı Güvenlik Politikaları Kurulu Üyesi Bahattin Duran, AKP’ye en yakın STK’lardan olan ve AKP yönetimindeki İBB’nin 13 milyon TL’den fazla kamu kaynağı aktardığı ÖNDER İMAM HATİPLİLER DERNEĞİ Genel Başkan Yardımcısı Ali Osman Kuşakçı bu üniversitede akademisyen olarak görev yapan isimler.

 

 

 

 

Yorum yapmak için tıklayın

Bir Cevap Yazın

DOSYA HABER

HAZİNE’DEN SOROS’UN FONLADIĞI VAKFA MİLYONLUK DESTEK

Yayınlanma Tarihi:

on

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın ABD’li ünlü spekülatör ve ülkelerde NGO’ları fonlayarak yaptırdığı “Renkli Devrimler” ile ünlü George Soros’un Türkiye’deki en etkin olduğu ve fonladığı vakıf olarak tanınan TESEV’e 1 milyon 186 bin 278 lira 15 kuruş tutarında şartlı bağışta bulunduğu ortaya çıktı.

VERYANSIN TV haber sitesinden Eray Çelebi’nin haberine göre TESEV’in 2019 yılı faaliyet raporlarına bu bağış 8 Ekim 2018 tarihinde gönderilirken bağışın yaklaşık 927 bin lirası harcandı, henüz gerçekleştirilmeyen proje faaliyetlerine tekabül eden tutar ise 259 bin 99 lira 13 kuruş oldu.

Yapılan bağışların bilgisi, 61 sayfadan oluşan raporun “1.4. Gelecek Aylara Ait Gelirler” başlığı altında aktarılıyor.

BAĞIŞ TUTARLARI TESEV RAPORUNDA

Raporda, Hazine ve Maliye Bakanlığı Dış Ekonomik İlişkiler Genel Müdürlüğü’nün Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı’na (TESEV) 167.586,55 avro (1 milyon 186 bin 278 lira 15 kuruş) tutarında “şartlı bağış” yaptığı belirtiliyor.

8 Ekim 2018 tarihinde gönderilen bağışın 2018 yılında 151 bin 638 lira 94 kuruşu, 2019 yılında da 775 milyon 540 bin 8 kuruşunun harcandığı görülüyor. Henüz gerçekleştirilmeyen proje faaliyetlerine karşılık gelen tutarın ise 259 bin 99 lira 13 kuruş olduğu ifade ediliyor.

2018 Gelecek Aylara Ait Gelirler Bölümü

2019 Gelecek Aylara Ait Gelirler Bölümü

TESEV’E GÖRE BAĞIŞ İHALE İLE GELMİŞ

Hazine ve Maliye Bakanlığı soruları yanıtsız bırakırken Veryansın TV’nin sorularını yanıtlayan TESEV yetkililerine göre AB hibeleri “şartlı bağışlar” kategorisinde gerçekleşiyor. Bu kapsamda bu kategorideki AB hibelerinden yararlanabilmek için Hazine ve Maliye Bakanlığı Merkezi Finans ve İhale Birimi’nin açtığı ihalelerin kazanılması gerekiyor.  Böylece ihaleyi kazanan kuruluşa AB hibesi aktarılıyor.

TESEV’E HİBE YAĞIYOR!

“Gelecek Aylara Ait Gelirler” hesabındaki veriler incelendiğinde TESEV’in gelirlerinin büyük oranda Avrupa Birliği’nden Birleşmiş Milletler’e kadar birçok uluslararası kurumdan alınan hibelerden oluştuğu görülüyor.

“Belirli bir projeye yönelik harcama koşulu bulunan bağışlar”a göre; ihale ile alınan 1 milyon 186 bin 278 lira 15 kuruşluk hibe dışında, Birleşmiş Milletler’e bağlı UNDP Yöneticiliği‘nden 124 bin 184 lira 93 kuruş, Avrupa Birliği’ne bağlı Horızon 2020 programından 52.018,75 avro, Internatıonal Budget Partnershıp (Uluslararası Şeffaf Bütçe Endeksi) tarafından 27 bin 807 lira 3 kuruş, Macedonian Center for International Cooperation Foundation’dan 14 bin 388 lira 62 kuruş aktarılmış.

ŞARTLI BAĞIŞLARDA DİKKAT ÇEKEN ARTIŞ

2019 yılında önceki dönemlere göre alınan “şartlı bağış”taki fahiş artış ise dikkat çekiyor. Tabloya göre, 2017’de 204 bin 262 lira 85 kuruş, 2018’de 311 bin 396 lira 10 kuruş olan şartlı bağışlar 2019 yılında 1 milyon 106 bin 406 lira 78 kuruşa yükselmiş.

Rapora göre vakfın 31.12.2019 itibarıyla banka hesaplarındaki bakiyelerin toplam tutarı ise 1 milyon 94 bin 582 lira 98 kuruş.

TESEV’DE KİMLER YOK Kİ?

Kurulduğu günden bu yana SOROS fonları ile pek çok projeye ve Türkiye’nin sinir uçları ile oynayan pek çok rapora imza atan TESEV’in kurucuları adeta bir “KÜÇÜK TÜSİAD”, bir yıldızlar geçidi…

Ömer Koç’tan,Nejat Eczacıbaşı’na,Kamhi Kardeşlerden,Kemal Derviş’e,Mehmet Ali Birand’dan,Cem Boyner’den,Nuri Çolakoğlu’na Türkiye’ye yön veren ne kadar isim varsa bu vakıfta bir arada.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 183 numaralı kurucu üyesi ve vakıf hissesi sahibi olduğu TESEV’de, Ethem Sancak ve Cüneyt Zapsu’nun da Yüksek Danışma Kurulu Üyesi.

Ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan.2ın kızlarından Esra Albayrak da stajını TESEV’de gerçekleştirmişti.

Okumaya Devam Et

DOSYA HABER

TARİHİ HAMAMDA ÇIKAN USULSÜZLÜĞÜN UCU,SUUDİ ARABİSTAN’A UZANDI

Yayınlanma Tarihi:

on

HABER ALTERNATİF-ÖZEL DOSYA HABER

Celal Eren Çelik

Vakıflar Genel Müdürlüğü bünyesinde olup “Restore Et-İşlet-Devret” modeli ile ihalesi gerçekleşen tarihi Haseki Hamamı (Ayasofya Hürrem Sultan Hamamı) ile ile ilgili usulsüzlük Sayıştay incelemesi sonrasında raporlara yansıdı.

Tarihi hamam 03/04/2008 yılında “Rstore Et-İşlet-Devret” modeli ile ihale edilerek yüklenici firma olan Haseki Turizm Sağlık İnş. San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. ile sözleşme imzalandı.

Ancak restorasyon çalışmaları esnasında, tarihi hamamın kuzey batı cephesi boyunca özgün drenaj
kanallarının ortaya çıktı.Ortaya çıkarılan drenaj kanalları ve havalandırma bacalarının
bakım onarım ve denetiminin yapılabilmesi ve Sultanahmet Parkı’ndaki sulama çalışmalarının
esere zarar vermemesi için kuzey-batı cephesi boyunca 6,5 m. Genişliğindeki alan hamam
parseline 02/07/2011 tarih ve 294/3962 sayılı Kurul Kararı ile yoldan ihdas edilerek dahil
edildi.

Böylece tarihi hamam eklenen bu bölüm ile birlikte  59 ada 3 parsel olarak 56843/304880 hissesi Vakıflar Genel Müdürlüğü adına 248037/304880 hissesi Haseki Sultan ve Sultan Mahmudi Sani Vakfı adına 20/05/2011 tarihinde tescil edildi.

TARİHİ HAMAMDA CAFE AÇTILAR

Ancak yüklenici firma ve Vakıflar Genel Müdürlüğü usulsüz biçimde, bakım onarım çalışmaları nedni ile tarihi hamama eklenen ve hiç bir şekilde tek çivi çakılamayacak alana çay bahçesi ve wc yaparak işletmeye başladı.

Bu usulsüzlükler 2016,2017 ve 2018 yılları Sayıştay raporlarına da yansıdı ancak İBB’nin de Vakıflar Genel Müdürlüğü‘ne defalarca yazı yazarak buradaki ticari faaliyetin sonlandırılmasını istemesine rağmen kimse bu işletmeci firma olan Haseki Turizm Sağlık İnş. San. ve Dış Tic. Ltd. Şti.’ne “Dokunamadı”.

İşletmeci firma İstanbul’un en yoğun,en fazla turist gelen noktalarından birisinde usülsüz biçimde açtığı cafe ve wc ile “Darphane gibi” para basmaya devam etti.

Peki kimdi 3 kez Sayıştay Raporuna “usülsüzlükleri” yansıyanj,İBB’nin “Tarihi eserden cafesi kaldırılsın” talebine karşı kendisine dokunulamayan Haseki Turizm Sağlık İnş. San. ve Dış Tic. Ltd. Şti.?

İşte bundan sonra okuyacaklarınız basit bir usulsüzlükten, cafe işletmekten çok çok öteye geçip Suud Hanedanı ile yakın ilişkilere uzanan enteresan bir ilişkiler ağı…

İSTANBUL’DAN CİDDE’YE UZANAN YOL…

Haseki Turizm Sağlık İnş. San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. aslında bu tarihi restorasyonu için kurulmuş bir şirket…Şirketin asıl sahibi ise ZADELER İNŞAAT SANAYİ TİCARET A.Ş…

Restorasyon ihalesini kazanan Haseki Turizm Sağlık İnşaat Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketi’nin tek ortağı ise ZADELER İNŞAAT adına “Ailenin” genç kuşak temsilcisi Nihat Katipzadeler.

ZADELER İNŞAAT, AKP döneminde işleri büyümüş bir şirket ama bu bir anda büyümede bir “Dönem” özel önem taşımakta.

O özel önem taşıyan “Dönem” ise 2007 yılında Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı döneminde Türkiye’yi ziyaret eden eski Suudi Arabistan Kralı Fahd’ı otelde ziyaret etmesi ile başlayıp, Kral Fahd’ın ölümü ile bayrakların yarıya indirilip milli yas ilan edildiği 2015’e kadar süren Suudi Arabistan ile “Altın Çağın” yaşandığı dönem.

İşte tam da bu dönemde ZADELER İNŞAAT‘ın birden bire büyüdüğünü ve Suudi Arabistan’da çok büyük işler aldığını görüyoruz.

Öyle ki sadece Suudi Arabistan‘ın değil, Ortadoğu’nun en etkin gazetecileri, iş adamları, politikacıları bu şirketin proje lansmanı için düzenlediği kahvaltılarda bir araya geliyor,bu kahvaltılara dönemin Bilim,Sanayi ve Teknoloji Bakanı olan şimdilerin DEVA PARTİSİ Genel Başkan Yardımcısı Nihat Ergün katılıp kendilerine teşekkür edip hediye  veriyor.

Bununla da kalınmıyor Türkiye Cumhuriyeti Devleti,ZADELER İNŞAAT ve Yönetim Kurulu Bakanı Nejdet Katipzadeler’e  Cidde Başkonsolosu Salih Mutlu Şen imzası ile “Teşekkür Mektubu” gönderiyor…

ZADELER İNŞAAT’IN İLİŞKİLER AĞI…

Çünkü bu ZADELER İNŞAAT öyle sıradan bir inşaat firması değil Suudi Arabistan’da…Zira Suudi Arabistan’da bu kadar büyük çaplı işleri yapmalarını sağlayan da, bu kadar önemli kişinin bir araya gelmesini sağlayan da ZADELER İNŞAAT’ın Suudi Arabistan’daki ortağı olan Khalid bin Mohammed Al Angari.

Peki kimdir bu Khalid bin Mohammed Al Angari ?

Al Angari,Suudi Arabistan eski YÜKSEK EĞİTİM BAKANI… Suud Hanedanı ile çok yakın ilişkileri olan Al Angari’ye şöyle bir virgül koyalım geri dönmek üzere…

Suudi Arabistan’da medya-politikası ve iş dünyası denilince ve Suud Hanedanı ile “En yakın isimler” sayılırken hemen akla gelen 3-4 kişiden birisi Waleed bin İbrahim El İbrahim…

Waleed bin İbrahim El İbrahim Suudi Arabistan’ın en zengin iş adamlarından birisi olan bir “MEDYA İMPARATORU”

Sahibi olduğu “ORTADOĞU YAYIN MERKEZİ” (MBC) Suudi Arabistan’da o kadar başarılı oldu ki Suudi Arabistan devleti 11 milyar Dolar net değeri olan medya grubunun %60’ını satın aldı.

Ama Waleed bin İbrahim el İbrahim’in asıl gücü ve “Kudreti” milyar dolarlık bir iş adamı, bir medya patronu olmasından kaynaklanmıyor. Zira Waleed bin İbrahim el İbrahim SUUD HANEDANI ile yakın akrabalık ilişkileri olan bir isim.

Waleed bin İbrahim el İbrahim’in bir kız kardeşi Al Jawhara bint Ibrahim Al Ibrahim ölen Kral Fahd’ın eşlerinden biriydi. Bir diğer kız kardeşi Maha Al İbrahim ise Suudi Arabistan savunma ve havacılık bakan yardımcısı Prens Abdul Rahman ile evli…

Evet şimdi tekrar dönüyoruz ZADELER İNŞAAT’ın Suudi Arabistan’daki ortağı olan Al Angari’ye…

İşte bu Waleed bin İbrahim el İbrahim’in bir diğer kız kardeşi olan Mohdi Al Ibrahim ise ZADELER İNŞAAT’ın ortağı ve  eski Suudi Arabistan Eğitim Bakanı Al Angari ile evli.

Yani ZADELER İNŞAAT, Suudi Arabistan’da ortağının akrabalık ilişkileri sayesinde Suud Hanedanı ile çok yakın ilişkilere sahip.

Zaten pek çok projelerinin açılışına ve tanıtımına bizzat Suudi Arabistan’ın bakanları ve prensleri katılmakta.

İşte bu yakın ilişkiler özellikle AKP-Suudi Arabistan ilişkilerinin “Altın Çağının” başladığı 2007 yılından sonra kuruluyor. Bu arada 2008 yılında ZADELER İNŞAAT önce ortak olup daha sonra tamamının hissesini aldığı Haseki Turizm Sağlık İnş. San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. ile tarihi Haseki Hamamı “Restorasyon ve İşletme” ihalesini alıyor…Yetmiyor,çivi dahi çakamayacağı tarihi alana cafe açıp darphane gibi para basıyor.

Ama Suudi Arabistan-AKP ilişkileri arasında ZADELER İNŞAAT ve “İlişkiler Ağı” önemli bir noktada durduğu için 3 kez Sayıştay Raporu’na da girse,İBB Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne yazı yazarak bu usulsüzlüğe son vermesini de istese kimse ZADELER İNŞAAT’a dokunamıyor…

Ve Sayıştay Raporlarına Türkiye’de milyarlarca liralık yolsuzluklar arasında devede kulak dahi olamayacak bir usulsüzlük olarak geçen bir olayın perde arkasındaki ilişkilerin çok farklı olduğunu, “Türkiye’nin tanıtımı ve Suudi Arabistan ile ilişkilerinin geliştirilmesine sunduğu katkı” için bu şirkete bizzat Türkiye Cumhuriyeti tarafından nasıl övgüler yağdırılıp, teşekkür edildiğini görüyoruz.

Hal böyle olunca Suudi Arabistan’a uzanan bu ilişkiler ağını kuran devlet istediği usulsüzlüğü yapıyor,Sayıştay ise yazdığı rapor ile kalıyor,ZADELER’e kimse dokunamıyor.

 

 

 

Okumaya Devam Et

DOSYA HABER

CELAL EREN ÇELİK YAZDI: “AYDIN DOĞAN BASIN SEKTÖRÜNDEN GERÇEKTEN ÇEKİLDİ Mİ?”

Yayınlanma Tarihi:

on

Celal Eren ÇELİK

Geçtiğimiz günlerde bazı haber siteleri medyadan tamamen çıkan Aydın Doğpan’ın yeniden medya sektörüne dönmek için hazırlıklara başladığını,Doğan’ın NTV yayın grubunu 150 milyon Dolar’a satın alarak medya sektörüne güçlü bir geri dönüş yapacağı haberini yaptılar…

Peki ben de size desem ki “Aydın Doğan ve Doğan holding şu anda Türk yazılı basın sektörünün kaderini elinde tutuyor,pek çok gazeteyi kendisine borçlandırma ve mahkum etme gücüne sahip…”

Ve üzerine de “Doğan Holding, hiç gazete ve dergisi olmamasına rağmen yazılı basın sektöründe son dönemin en çok NET KAR elde eden kuruluşu” diye eklesem…

Hiç “Nasıl olur öyle şey?” dem eyin bal gibi olur… Haydi başlayalım o zaman anlatmaya.

***

Tarih yapraklarımızı oldukça geriye doğru saracağız… Yıl 1288…

Yer:İsveç yakınlarındaki Falun kasabası… Stora adında küçük bir firma ilk işi olarak bakır madenciliği işletmesine başlayarak sertifika almakta…

Daha sonra bu İsveçli şirket giderek büyüyecek ve tarih yaprakları Stora Kopparbergs Bergslag adını alıyor ve ticari faaliyet alanını da madencilik,demir ve ahşap yelpazesinde genişletiyor…

Tarih 1970… Stora Kopparbergs Bergslag faaliyet alanlarını daha da geliştiriyor.Şirket ormancılık, kağıt hamuru ve kağıt alanlarında da faaliyet göstermeye başlıyor..

Şimdi Stora Kopparbergs Bergslag’a ufak bir virgül koyalım ve 1872 yılına uzanalım…

1872 yılında Finlandiya’nın ilk buharla çalışan bıçkı fabrikası kurulmaktadır.Fabrikanın kurucusu Hans Gutzeit’tir. Firmanın ismi ise W. Gutzeit & Co kereste fabrikası olarak geçmektedir.

1912 yılına gelindiğinde Hans Gutzeit kereste sektörünün önemli firmalarından birisi olan Enso’yu da satın alır…1990’lara gelindiğinde ise Enzo-Gutzeit artık Finlandiya’nın en büyük ormancılık şirketi haline gelmiştir ve ismi de artık Enso Ojy’dir…

Tarih: 1998… Milenyum öncesindeki dünya sanayi devleri arasındaki en önemli şirket birleşmelerinden birisi yaşandı. Finlandiyalı Enso Oyj ile İsveçli Stora Kopparbergs Bergslags Aktiebolag birleşerek STORA ENSO adını aldı…

İki şirketin birleşmesiyle birlikte ortaya Dünya’nın en büyük kağıt tröstlerinden birisi çıkıyordu…

Yıl 1999… Aylardan Ağustos… O dönemlerde çok da ilgi çekmeyen gazetelerin ekonomi sayfalarında ya çok küçük biçimde kendisine yer bulan ya da hiç bahsedilmeyen bir gelişme yaşanmaktaydı…

STORA ENSO birleşmesi gerçekleşir gerçekleşmez Aydın Doğan’ın başlattığı görüşme trafiği sonunda meyvesini vermişti. Ve Ağustos 1999 yılında Dünya’nın kağıt tröstü STORA ENSO ile Doğan Holding anlaşma imzaladılar…

Bu anlaşma ile birlikte Doğan Holding STORA ENSO’nun Türkiye Temsilcisi oldu… Yani Türkiye’de tüm gazetelerin,dergilerin,basılı yayınların büyük çoğunluğunun kağıdını sağlayan STORA ENSO olduğu için Doğan aslında tüm gazetelerin “KADERİNİ ELİNE ALIYORDU”…

Doğan Dış Ticaret Mümessillik A.Ş üzerinden yapılan bu anlaşma ile birlikte Doğan grubu yıllar yılı diğer gazetelerden çok daha ucuza kağıt maliyetini karşılama şansını da elde ederken maliyetlerinde de ciddi bir tasarrufa gidiyor,diğer yandan rakiplerine kağıt satıyordu…

Bu anlaşma ile doğan gücün gazeteler üzerinde nasıl bir “tahakküm ve baskı aracı” olduğunun en çarpıcı örneği ise VATAN GAZETESİ’nin öyküsü oluyordu… Dinç Bilgin ve Sabah Grubu’ndan ayrılan Zafer Mutlu Vatan gazetesini kurmuştu…

Vatan Gazetesi spor sayfası,köşe yazarları ve önemli haberleri ile kısa sürede dikkat çeken ve okunan bir gazete haline gelmeye başarmıştı.Ancak kısa süre sonra gazete mali darboğaz yaşamaya başladı.Kağıt ve baskı parası karşılanamıyordu…

İşte Aydın Doğan burada devreye girdi… Önce aylarca Vatan Gazetesi’ni “Veresiye” biçimde kendi matbaalarında basmaya bastı… Doğan grubu için ne kağıt sıkıntıydı ne matbaa…

Aydın Doğan, Vatan Gazetesini planlı ve sistematik biçimde kendisine borçlandırmış ve bu süreçte basılan her bir gazete ile Vatan Gazetesi Aydın Doğan’a daha da mahkum hale gelmişti…

Ve Mart 2008’de Vatan Gazetesi 2 yıl içerisinde 100 milyon YTL ( O dönem YTL olarak geçiyordu) borçlandığı Aydın Doğan ve Doğan Grubu’na satıldı…

Aydın Doğan “Borca mahsuben” satın aldığı Vatan Gazetesi’ni 2 yıl sonra 26 milyon dolara Demirören-Karacan ortaklığına sattı!

Son dönemlerde kağıt fiyatlarında kur bazlı yaşanan artış temel hammadde olarak kağıt maliyeti olan gazetelerin en büyük sorunu… Peki Türkiye’de gazete ve dergilerin pek çoğu hangi firmalardan kağıt temin etmekte? STORA ENSO ve OPPOGA

Bu iki şirketin Türkiye yetkili temsilcisi kim Aydın Doğan’ın DOĞAN HOLDİNG’i bünyesinde bulunan DOĞAN DIŞ TİCARET VE MÜMESSİLLİK A.Ş.

Aydın Doğan şu anda iç piyasada kağıt fiyatlarını kontrol ediyor zira bu firmaların ana yetkili temsilcisi olduğu için diğer kağıt firmaları da kağıdı Doğan grubundan temin ediyor.

Doğan şu anda istediği bir gazetenin kağıt bulamamasını da sağlayacak güce sahip,istediği gazeteyi aynı Vatan Gazetesi örneğinde olduğu gibi kendisine borçlandırma gücü de elinde…

Yaşanan kağıt sıkıntısı o denli ciddi ki Aydınlık Gazetesi bu sıkıntı nedeni ile çok değil 1,5 sene önce 3 gün çıkamadı,Birgün gazetesi sayfa sayısında düşmeye gitti.Hatta Hürriyet bile durumdan etkilenip dönemsel olarak sayfa sayısında azalttı…Eklerin hemen hemen tamamı kapatıldı.

Bu arada Aydın Doğan, gazetelerini satmış,nakit parayı oradan almış,personel,vergi,amortisman,baskı v.s gider kalemlerinden kurtulmuş.Ama gazetelerin kağıtlarının satışı onun elinde… Sektörden para kazanmaya da,sektörün perde arkasında kaderini elinde tutmaya da devam ediyor.

Hal böyleyken dostlar isterseniz tekrar soralım “AYDIN DOĞAN BASIN SEKTÖRÜNDEN ÇEKİLDİ Mİ?”…

Not: Bu yazı 5 Kasım 2018 tarihinde şahsi Twitter hesabım olan “@yazparov” hesabından AYDIN DOĞAN BASIN SEKTÖRÜNDEN ÇEKİLDİ? başlığı ile flood olarak yayınlanmıştır.

Okumaya Devam Et







Popüler

%d blogcu bunu beğendi: