Sosyal Medya Hesaplarımız

DOSYA HABER

BİR YANDAŞ ÜNİVERSİTE MODELİ “SİMGESİ”:İBN HALDUN ÜNİVERSİTESİ-DOSYA HABER

Yayınlanma Tarihi:

on

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bugün gerçekleştirdiği hastane açılışında özellikle Rönesans Holding’e teşekkür etti. AKP döneminde şehir hastanelerinden,Külliye inşaatına kadar aldığı işlerle dikkati çeken Rönesans Holding ise kamuoyunda inşaat sektöründeki yatırımları ile bilinse de aslında eğitim sektörü ile son derece alakalı.

Rönesans Holding’in eğitim sektörüne olan alakasının en önemli göstergesi ise holdingin yönetim kurulu başkanı Erman Ilıcak’ın, AKP’nin “Yandaş Üniversite” modeli yüksek öğretim kurumlarının adeta simgesi olan İbn Haldun Üniversitesi’nin Mütevelli Heyeti Üyesi olması.

İBN HALDUN ÜNİVERSİTESİ’NİN KURULUŞU İLE BİZZAT ERDOĞAN İLGİLENDİ

AKP dönemi “Yandaş üniversite” örneklerinin adeta “Simgesi” olan İbn Haldun Üniversitesi’nin kuruluş aşamasındaki süreç ile bizzat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ilgilendi.

Üniversitenin mütevelli heyeti olarak ise bizzat Erdoğan’ın telefonla arayarak görevlendirdiği Prof.Dr.İrfan Gündüz getirildi.İrfan Gündüz Necmettin Erbakan ile Tansu Çiller’in kurduğu REFAHYOL hükümetinde  Başbakanlık Danışmanlığı,kapatılan Fazilet Partisi’nin Genel Başkan Yardımcılığı, 1999 seçimlerinde Fazilet Partisi’nden,2002 seçimlerinde ise AKP’den İstanbul milletvekilliği yapan ve 2002 seçimleri sonrasında AKP Grup Başkanvekilliği görevini üstlenen bir isim.

BİLAL ERDOĞAN MÜTEVELLİ HETETİ BAŞKAN VEKİLİ

İbn Haldun Üniversitesi’nin mütevelli heyetinde yer alan diğer isimler de “Özenle seçilen” ve AKP’ye yakınlıkları ile kamuoyunun tanıdığı isimler…

İbn Haldun Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkan Vekilliği görevini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan üstlenmiş durumda.

Okulun asıl yönetiminin de Bilal Erdoğan’da olduğu ifade edilmekte.

MÜTEVELLİ HEYETİ “YANDAŞ” YILDIZLAR GEÇİDİ…

Yıllarca Ziraat Bankası bünyesindeki Ziraat Yatırım, Ziraat Hayat ve Emeklilik, Ziraat Sigorta şirketlerinde yönetim kurulu üyeliği yapan ardından Türk Hava Yolları’na Genel Müdür Yardımcısı olarak atanan Murat Şeker de mütevelli heyetinde bulunan bir diğer isim.

Yine Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu üyesi ve AKP desteği ile Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanlığına da seçilip bir dönem bu görevi yürüten,Rıza Zarrab’a bakanların TİM ödül töreninde ödül vermesi ile alakalı “Rıza Zarrab’ı yargılamak bize düşmez”diyen Mehmet Büyükekşi de İbn Haldun Üniversitesi yönetim kurulu üyesi…

AKP döneminde oluşturulan ve o dönem direkt başbakana bağlı olarak kurulan Türkiye Bilimler Akademisi Başkanlığı’na atanan  ve hakkında öğretim üyesi olduğu İstanbul Üniversitesi’ne hiç gitmediği iddiaları olan ama rağmen bu okula rektör yardımcısı olarak atanan Prof.Dr.Ahmet Cevat Acar yine İbn Haldun Üniversitesi mütevelli heyeti üyesi…

İbn Haldun Üniversitesi’nin bir diğer mütevelli heyeti üyesi ise Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın yengesi olan Şule Albayrak.Şule Albayrak aynı zamanda AKP’ye en yakın STK’lardan birisi olan ve yönetim kurulunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kızı Sümeyye Erdoğan’ın da bulunduğu KADEM’de de yönetim kurulu üyesi.

İbn Haldun Üniversitesi’ndeki bir başka dikkat çeken isim ise Colin’s firmasının ve Eroğlu Holding’in sahibi olan Nurettin Eroğlu…Zira Nurettin Eroğlu 15 Temmuz öncesinde FETÖ’nün yayın organı Zaman Gazetesi’nin hissedarı ve FETÖ’nün iş adamı yapılanması olan TUSKON’un eski yöneticilerinden birisi. Nurettin Eroğlu hakkındaki FETÖ bağlantılı soruşturmalardan “ceza almadan kurtulan” tek kişi olarak dikkat çekiyor.

İbn Haldun Üniversitesi Mütevelli Heyeti içerisindeki en dikkat çekici isimlerden bir tanesi ise hiç şüphesiz Ömer Faruk Kalyoncu. Kalyoncu SOCAR TÜRKİYE’nin hissedarı olan bir isim.

Ancak ZİRVE HOLDİN sıradan bir şirket değil. Zira Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eniştesi Ziya İlgen Kalyoncu ailesine ait Ar Enerji Şirketi’nin hisselerin %50’sini almış ve daha sonra Ar Enerji Şirketi Zirve Holding’e devir edilmişti. Ar Enerji Şirketi aynı zamanda Socar Türkiye Şirketinin hissedar.

CHP milletvekili Aykut Erdoğdu aralarında Arkgaz, Ar Enerji, CIG Petrol, Ay Yıldız Holding gibi Şirketlerin adının geçtiği çeşitli şirketlerdeki hisse devirlerini açıklamış bu devirlerin içerisinde Berat Albayrak, Remzi Gür, Fatih Baltacı, Fettah Tamince, Cemal Kalyoncu isimlerinin bulunduğunu açıklamıştı.

CHP’li Erdoğdu İbn Haldun Üniversitesi Mütevelli Heyeti Üyesi Ömer Faruk Kalyoncu’ya ait ZİRVE HOLDİNG içinse ““Zirve Holding ATV-Sabah Medya Grubunu satın almak amacıyla toplanan 630 Milyon dolar rüşvet havuzunun kasa şirketidir” ifadelerini kullanmıştı.

İstanbul Başakşehir Stadyumu’nun inşaatını Kalyon Grubu ile birlikte üstlenen ve aynı zamanda İstanbul’un en değerli arazilerinden biri olan Merkez Bankası’nın Levent’teki 18 dönümlük arazisine cami yapan firma olan  ASL İnşaat’ın sahibi olan Abdulkadir Kart ise Mütevelli Heyetinde bulunan bir diğer isim.

Abdulkadir Kart’ın sahibi olduğu ASL İnşaat 2017 yılında 842 milyon lira büyüklüğündeki Avrupa Bölgesi İçmesuyu Tünel İnşaatı ihalesini, 2018 yılında 109 milyon lira büyüklüğündeki, Avrupa Bölgesi Müteferrik İçmesuyu İnşaatı ihalesini kazanmıştı. ASL İnşaat 2019 yılında ise 334 milyon lira bedelle Rize Güney Çevreyeolu İnşaatı ihalesini İntekar İnşaat ile birlikte almıştı.

Abdülkadir Kart ise 2002-2007 yılları arasında AKP’den Rize milletvekili seçilerek TBMM’ye giren bir isim.

İstanbul Başakşehir Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu ve Başakşehir’in AKPli eski belediye başkanıyken Kadir Topbaş2ın İBB Başkanlığından istifa etmesi sonrasında İBB Başkanlığı görevini üstlenen Mevlüt Uysal da İbn Haldun Üniversitesi’nde Mütevelli Heyeti üyesi.

İbn Haldun Üniversitesi’nin Mütevelli Heyeti’nde yer alan bir başka “Yandaş” iş adamı ise AKP zamanında aldığı byük ihaleler ile gündeme gelen TÜRKERLER GOLDİNG’in sahibi Kazım Türker.

Kazım Türker daha önce Çiftçiler Holding, İstanbul Zincirlikuyu’daki Boğaz manzaralı arazisine yapılan gökdelen ile gündeme gelmişti. 5 katlık aparman yapılabilecek yere 46 katlı iki gökdelen inşa dilince inşaata dönemin İBB Başkanı Kadir Topbaş tarafından mühür vurulmuş ama Kazım Türker’in “Yakın Dostu” Blilal Erdoğan’ın İstişare Heyeti Üyesi olduğu TÜRGEV Vakfı’na Mardin’de İmam Hatip Okulu yaparak bağışlaması sonrasında mühürler sökülmüştü…

Ve mütevelli heyetindeki son isim ise Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu Üyesi olan Havva Hümeyra Şahin. Şahin bu göreve atanmadan önce AKŞAM Gazetesi’nde AKP ve Erdoğan hakkında yazdığı övgü dolu yazılarla ve yine AKP tarafından desteklenen MERİDYEN DERNEĞİ’nin kurucu başkanı olması ile tanınıyor.

İBN HALDUN ÜNİVERSİTESİ’NDEKİ TANIDIK İSİMLER

İbn Haldun Üniversitesi sadece mütevelli heyeti ile değil akademik kadrosu ile de “Tanıdık” isimler barındırdı.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, AKP’nin “Think-thank” kuruluşu olarak faaliyet gösteren SETA’nın Genel Koordinatörü ve Cumhurbaşkanlığı Güvenlik Politikaları Kurulu Üyesi Bahattin Duran, AKP’ye en yakın STK’lardan olan ve AKP yönetimindeki İBB’nin 13 milyon TL’den fazla kamu kaynağı aktardığı ÖNDER İMAM HATİPLİLER DERNEĞİ Genel Başkan Yardımcısı Ali Osman Kuşakçı bu üniversitede akademisyen olarak görev yapan isimler.

 

 

 

 

Yorum yapmak için tıklayın

Bir Cevap Yazın

DOSYA HABER

CELAL EREN ÇELİK YAZDI: “AYDIN DOĞAN BASIN SEKTÖRÜNDEN GERÇEKTEN ÇEKİLDİ Mİ?”

Yayınlanma Tarihi:

on

Celal Eren ÇELİK

Geçtiğimiz günlerde bazı haber siteleri medyadan tamamen çıkan Aydın Doğpan’ın yeniden medya sektörüne dönmek için hazırlıklara başladığını,Doğan’ın NTV yayın grubunu 150 milyon Dolar’a satın alarak medya sektörüne güçlü bir geri dönüş yapacağı haberini yaptılar…

Peki ben de size desem ki “Aydın Doğan ve Doğan holding şu anda Türk yazılı basın sektörünün kaderini elinde tutuyor,pek çok gazeteyi kendisine borçlandırma ve mahkum etme gücüne sahip…”

Ve üzerine de “Doğan Holding, hiç gazete ve dergisi olmamasına rağmen yazılı basın sektöründe son dönemin en çok NET KAR elde eden kuruluşu” diye eklesem…

Hiç “Nasıl olur öyle şey?” dem eyin bal gibi olur… Haydi başlayalım o zaman anlatmaya.

***

Tarih yapraklarımızı oldukça geriye doğru saracağız… Yıl 1288…

Yer:İsveç yakınlarındaki Falun kasabası… Stora adında küçük bir firma ilk işi olarak bakır madenciliği işletmesine başlayarak sertifika almakta…

Daha sonra bu İsveçli şirket giderek büyüyecek ve tarih yaprakları Stora Kopparbergs Bergslag adını alıyor ve ticari faaliyet alanını da madencilik,demir ve ahşap yelpazesinde genişletiyor…

Tarih 1970… Stora Kopparbergs Bergslag faaliyet alanlarını daha da geliştiriyor.Şirket ormancılık, kağıt hamuru ve kağıt alanlarında da faaliyet göstermeye başlıyor..

Şimdi Stora Kopparbergs Bergslag’a ufak bir virgül koyalım ve 1872 yılına uzanalım…

1872 yılında Finlandiya’nın ilk buharla çalışan bıçkı fabrikası kurulmaktadır.Fabrikanın kurucusu Hans Gutzeit’tir. Firmanın ismi ise W. Gutzeit & Co kereste fabrikası olarak geçmektedir.

1912 yılına gelindiğinde Hans Gutzeit kereste sektörünün önemli firmalarından birisi olan Enso’yu da satın alır…1990’lara gelindiğinde ise Enzo-Gutzeit artık Finlandiya’nın en büyük ormancılık şirketi haline gelmiştir ve ismi de artık Enso Ojy’dir…

Tarih: 1998… Milenyum öncesindeki dünya sanayi devleri arasındaki en önemli şirket birleşmelerinden birisi yaşandı. Finlandiyalı Enso Oyj ile İsveçli Stora Kopparbergs Bergslags Aktiebolag birleşerek STORA ENSO adını aldı…

İki şirketin birleşmesiyle birlikte ortaya Dünya’nın en büyük kağıt tröstlerinden birisi çıkıyordu…

Yıl 1999… Aylardan Ağustos… O dönemlerde çok da ilgi çekmeyen gazetelerin ekonomi sayfalarında ya çok küçük biçimde kendisine yer bulan ya da hiç bahsedilmeyen bir gelişme yaşanmaktaydı…

STORA ENSO birleşmesi gerçekleşir gerçekleşmez Aydın Doğan’ın başlattığı görüşme trafiği sonunda meyvesini vermişti. Ve Ağustos 1999 yılında Dünya’nın kağıt tröstü STORA ENSO ile Doğan Holding anlaşma imzaladılar…

Bu anlaşma ile birlikte Doğan Holding STORA ENSO’nun Türkiye Temsilcisi oldu… Yani Türkiye’de tüm gazetelerin,dergilerin,basılı yayınların büyük çoğunluğunun kağıdını sağlayan STORA ENSO olduğu için Doğan aslında tüm gazetelerin “KADERİNİ ELİNE ALIYORDU”…

Doğan Dış Ticaret Mümessillik A.Ş üzerinden yapılan bu anlaşma ile birlikte Doğan grubu yıllar yılı diğer gazetelerden çok daha ucuza kağıt maliyetini karşılama şansını da elde ederken maliyetlerinde de ciddi bir tasarrufa gidiyor,diğer yandan rakiplerine kağıt satıyordu…

Bu anlaşma ile doğan gücün gazeteler üzerinde nasıl bir “tahakküm ve baskı aracı” olduğunun en çarpıcı örneği ise VATAN GAZETESİ’nin öyküsü oluyordu… Dinç Bilgin ve Sabah Grubu’ndan ayrılan Zafer Mutlu Vatan gazetesini kurmuştu…

Vatan Gazetesi spor sayfası,köşe yazarları ve önemli haberleri ile kısa sürede dikkat çeken ve okunan bir gazete haline gelmeye başarmıştı.Ancak kısa süre sonra gazete mali darboğaz yaşamaya başladı.Kağıt ve baskı parası karşılanamıyordu…

İşte Aydın Doğan burada devreye girdi… Önce aylarca Vatan Gazetesi’ni “Veresiye” biçimde kendi matbaalarında basmaya bastı… Doğan grubu için ne kağıt sıkıntıydı ne matbaa…

Aydın Doğan, Vatan Gazetesini planlı ve sistematik biçimde kendisine borçlandırmış ve bu süreçte basılan her bir gazete ile Vatan Gazetesi Aydın Doğan’a daha da mahkum hale gelmişti…

Ve Mart 2008’de Vatan Gazetesi 2 yıl içerisinde 100 milyon YTL ( O dönem YTL olarak geçiyordu) borçlandığı Aydın Doğan ve Doğan Grubu’na satıldı…

Aydın Doğan “Borca mahsuben” satın aldığı Vatan Gazetesi’ni 2 yıl sonra 26 milyon dolara Demirören-Karacan ortaklığına sattı!

Son dönemlerde kağıt fiyatlarında kur bazlı yaşanan artış temel hammadde olarak kağıt maliyeti olan gazetelerin en büyük sorunu… Peki Türkiye’de gazete ve dergilerin pek çoğu hangi firmalardan kağıt temin etmekte? STORA ENSO ve OPPOGA

Bu iki şirketin Türkiye yetkili temsilcisi kim Aydın Doğan’ın DOĞAN HOLDİNG’i bünyesinde bulunan DOĞAN DIŞ TİCARET VE MÜMESSİLLİK A.Ş.

Aydın Doğan şu anda iç piyasada kağıt fiyatlarını kontrol ediyor zira bu firmaların ana yetkili temsilcisi olduğu için diğer kağıt firmaları da kağıdı Doğan grubundan temin ediyor.

Doğan şu anda istediği bir gazetenin kağıt bulamamasını da sağlayacak güce sahip,istediği gazeteyi aynı Vatan Gazetesi örneğinde olduğu gibi kendisine borçlandırma gücü de elinde…

Yaşanan kağıt sıkıntısı o denli ciddi ki Aydınlık Gazetesi bu sıkıntı nedeni ile çok değil 1,5 sene önce 3 gün çıkamadı,Birgün gazetesi sayfa sayısında düşmeye gitti.Hatta Hürriyet bile durumdan etkilenip dönemsel olarak sayfa sayısında azalttı…Eklerin hemen hemen tamamı kapatıldı.

Bu arada Aydın Doğan, gazetelerini satmış,nakit parayı oradan almış,personel,vergi,amortisman,baskı v.s gider kalemlerinden kurtulmuş.Ama gazetelerin kağıtlarının satışı onun elinde… Sektörden para kazanmaya da,sektörün perde arkasında kaderini elinde tutmaya da devam ediyor.

Hal böyleyken dostlar isterseniz tekrar soralım “AYDIN DOĞAN BASIN SEKTÖRÜNDEN ÇEKİLDİ Mİ?”…

Not: Bu yazı 5 Kasım 2018 tarihinde şahsi Twitter hesabım olan “@yazparov” hesabından AYDIN DOĞAN BASIN SEKTÖRÜNDEN ÇEKİLDİ? başlığı ile flood olarak yayınlanmıştır.

Okumaya Devam Et

DOSYA HABER

AKP NEDEN FACEBOOK’A “KIYAK” YAPIYOR?

Yayınlanma Tarihi:

on

HABER ALTERNATİF-ANALİZ HABER

Celal Eren ÇELİK 

Son dönemin en çok konuşulan konularından bir tanesi hiç şüphesiz Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamaları sonrası AKP’nin”Sosyal Medya Yasakları” konusunda atmaya hazırlandığı adımlar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarında dikkat çeken ama çok da tartışılmayan bir konu ise Erdoğan’ın yasaklama getirilmesi için adımlar atılması gerektiğini ifade ettiği mecraları dile getirirken Twitter,Youtube hatta Netflix gibi mecraları saymasına rağmen Facebook’un adını ağzına dahi almaması…

FACEBOOK NEDEN AKP KORUMASINDA?

Aslında bu durum AKP iktidarının “Sosyal medya yasakları” konusunda kendisine gerekçe yaptığı konular noktasında da bir “Samimiyet testi” halini almakta.

Zira Facebook bugün Dünya’da yaklaşık 2,5 milyar insanın kullandığı bir sosyal medya mecrası.Dolayısı ile eğer AKP’nin bahsettiği gibi “Sosyal medya üzerinden yapılacak bir manipülatif operasyon” asli gerekçeyse Facebook burada çok daha etkin rol oynayabilir. Kaldı ki Facebook daha önce Arap Baharı’ndan Fransa’daki sarı yelekliler eylemlerine kadar kitlelerin mobilize edilmesi konusunda kullanıldı.

Ama günümüzün “Dijital Dünyası” içerisinde sosyal medya mecraları kadar bu mecraların toplumsal muhalefeti etkileme noktasında etkileri bu sosyal medya mecralarının “Kullanıcı profilleri” ile belirlenmekte.

Facebook bu noktada AKP’nin kendi seçmen kitlesini barındıran bir mecra.Daha muhafazakar,yaş ortalaması daha yüksek,eğitim seviyesi özellikle Twitter’a göre görece olarak daha düşük bir kullanıcı profili Facebook’u kullanmakta.

AKP’nin ulaşamadığı “Muhalif” Z kuşağı Facebook’ta değil…

Öte yandan toplumun siyaset,medya,hukuk,ekonomi,akademi dünyasının en önemli isimleri Facebook’tan ziyade Twitter’ı kullanmakta,hatta bu toplumun “Öner” kişilerinin resmi Twitter hesapları topluma verdikleri mesajların “Resmi adresi” haline geliyor.

Toplumun en etkili muhalif isimleri Twitter üzerinden verdikleri mesajlarla AKP’nin karşısında bir toplumsal  muhalefetin en etkin şekilde oluşmasını sağlıyor.

FACEBOOK AKP İÇİN TİCARETEN ÖNEMLİ…

Bugün Türkiye’de temsilcilik açan Facebook, Instagram ile birlikte Türk şirketlerinin sosyal medya mecraları üzerinde verdikleri reklamların ezici bölümünü alıyor.

Bu ticari hacim aynı zamanda Facebook ile Ticaret Bakanlığı’nın KOBİ’lerin gelişimi üzerine birlikte proje üretmelerine kadar varan bir işbirliğinin de başlamasına sebep oldu.

Olayın bu boyutu AKP için ciddi önem arz etmekte.Zira büyük reklam bütçeleri olmadığı için yüzbinlerce küçük ve orta ölçekli şirket reklamlarını Facebook üzerinden yapıyor,bureklamlarise şirketlerin cirolarını arttırmalarına neden oluyor.Bu da AKP iktidarına “Vergi” olarak dönüyor.

Facebook’un kapatılması bu reklam mecrasını kapatacağı için çok sayıdaki küçük ve orta ölçekli işletmenin işleride daralma yaşanması,cirolarda düşüş yaşaması söz konusu.

Bırakın vergiyi ekonomik olarak “Domino” etkisi yaratabilecek bazı olumsuz gelişmelerin tetikleyicisi olma potansiyeli dahi taşımakta böylesi bir “Yasak” kararı.

Öte yandan AKP’nin “Sosyal Medya Yasakları” noktasında şirketlerin sosyal medya mecrasında en fazla reklam verdiği mecra olan Instagram’ı da ağzına almaması da “Enteresan” bir durum.

INFOGRAFİK KAYNAK:PAZARLAMASYON.COM/DİJİTALİN GELECEĞİ 2019 RAPORU

TWİTTER VE FACEBOOK DİJİTAL DÜNYANIN 2 AYRI EKOLÜ… 

Öte yandan AKP’nin Facebook’a “dokunmaması” adını ağzına bile almamasının asli sebebi Facebook ve Twitter’in dijital dünyada 2 farklı “Ekolü” temsil ediyor olması…

Facebook,hükümetler ile iyi ilişkiler geliştiriyor,siyasi reklamların “Parayla” platformu üzerinden yayınlanmasına izin veriyor,verilerini parayla Cambridge Analytica “Skandalında” olduğu gibi satarak “Siyasal seçmen manipülasyonuna” yardımcı oluyor.

Hatta tüm bu yaşanan skandallardan sonra ABD’de Kongre karşısında soruşturma geçiren Facebook’un sahibi Mark Zuckerberg tüm baskılara rağmen Facebook üzerinde parayla siyasi reklam verilmesi uygulamasından vazgeçmeyeceklerini söyledi.

Twitter ise hükümetler ile “İyi ilişkiler geliştirmek” gibi bir kaygı taşımıyor,Twitter siyasi reklamların  platform üzerinde parayla yayınlanmasını da yasakladı.Twitter’in sahibi Jack Dorsey “Siyasi mesajların para ile değil hak ettiği için kitlelere ulaşması gerektiğini düşündüklerini” açıklamıştı.

Twitter kullanıcılarının verilerini de paylaşmıyor,kullanıcı gizliliği konusunda hassas…

Twitter’in kendi üzerinden siyasi manipülasyonun önüne geçmek adına,Trump’un seçmenlerine gönderdiği mesajların altına “Bilgiyi doğrula” butonu koymak gibi “Filitreleme” önlemleri de var.Yani Twitter dezenformasyonu engellemek üzere mümkün olduğunca hassas davranıyor,platform geçtiğimiz günlerde AKP tarafından kontrol edildiği belirlenen binlerce hesabı kapatmıştı.

YOUTUBE “MUHALİF ALTERNATİF MEDYANIN” MERKEZİ

İktidarın Youtube üzerine gitmesinin ana sebebi ise AKP tarafından dizayn edilerek “HAVUZ MEDYASINA” dönüştürdüğü merkez medyada kendi düzenine uymayan “Muhalif” ve “Bağımsız” gazetecilerin Youtube’da kendi kanallarını kurarak pek çok televizyon kanalından çok daha etkin ve daha fazla izlenen muhalif yayınlar yapması.

Youtube üzerinden muhalif ve bağımsız gazetecilerin yapmış oldukları yayınlara teknolojinin imkanları da eklenince AKP’nin yıllar içerisinde milyarlarca dolar harcayarak kurduğu klasik medya düzeni ve bu düzenin “Yalan bilgiye”dayalı propaganda mekanizması da işlevsiz hale gelmekte.

VE NETFLİX…

AKP kendi tabanına özellikle LGBT+ karşıtı söylemler ile sıklıkla mesaj vermekte.Oysa Netflix bu anlamda gerek LGBT+ içerikler barındırması,gerekse AKP’nin konsolide etmek istediği ana kitle olan kendi muhafazakar kitlesine uygun olmayan bazı içerikleri yayınlanıyor olması nedeni ile AKP’nin hedef tahtasına oturuyor.

AKP bu içeriklerden rahatsız olan kendi tabanına mesaj vermek için Netflix’i kapatma tehdidi ile kendi tabanına mesaj gönderiyor.

SONUÇ…

Sonuç olarak tüm bu tablonun bize gösterdiğinin AKP’nin “Sosyal medyayı” değil “İşine gelmeyen sosyal medyayı” engelleme çabasında olduğunu söylemek hiç de yanlış bir tespit olmayacaktır.

 

Okumaya Devam Et

DOSYA HABER

AKP’NİN “YIKIM EKİBİ”-DOSYA HABER

Yayınlanma Tarihi:

on

HABER ALTERNATİF/DOSYA HABER

AKP iktidarında devlet kurumlarında yaşanan israf çok büyük boyutlara ulaşırken özellikle şehirlere milyonlarca lira harcanarak yapılan yatırımların kısa süre süre sonra yıkılması ile oluşan zararı ise vatandaşlar ödüyor.

11 MİLYON TL’YE YAPILAN ÜST GEÇİDİN 2 SENE SONRA YIKIMINA KARAR VERİLDİ

Elazığ’da AKP’li eski belediye başkanı Mücahit Yılmaz zamanında “ihtiyaç” olarak belirlenerek yapımı gerçekleşen Rüstempaşa Mahallesinde yapılan Hamza Yanılmaz Köprülü Kavşağı tam 11 milyon 265 bin 704 liraya mal oldu.Köprülü kavşağın açılışı 2018 yılında yapıldı.

Köprülü kavşağın yapımının üzerinden henüz 2 sene geçmişken Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum yapılan incelemeler sonucunda köprülü kavşağın artık ihtiyaç olmaktan çıktığını belirterek kentsel dönüşüm projesine dahil edilerek yıkılacağını açıkladı.

11 milyon liranın göz göre  toprağa gömüldüğünü belirten Elazığ Belediyesi İYİ Parti meclis üyesi Gültekin Koç ise köprü yapılmadan önce böylesi bir yatırımın gereksiz olduğunu vurgulayarak defalarca karşı çıktıklarını ancak AKP’li belediyeni seçim yatırımı amacıyla bu köprüyü gerçekleştirdiğini belirterek “Bu köprünün maliyetinin eski başkan Mücahit Yılmaz’dan tazmini talep ediyoruz” dedi.

KÜLTÜR MERKEZİ DİYE YAPILDI UYUŞTURUCU MÜPTELALARININ MEKANI OLDU

Konya’nın AKP’li Meram ilçe belediyesi 5 bin metrekarelik alan üzerinde hayata geçirilen 600 kişilik Konevi Kültür Merkezi’nin açılışını 2004 yılında yapmıştı.

2016 yılına kadar pek çok kültürel faaliyete de ev sahipliği yapan KONECİ KÜLTÜR MERKEZİ’nin çatısı 2016 yılında yoğun kar yağışı sonrasında çöktü.

Meram Belediyesi tadilat yapmak yerine değerli eşyalarını topladı ve kültür merkezini kendi kaderine terk etti.Boş kalan bina adeta talan edilirken metruk bir yapıya dönüştü

Bu tarihten sonra atıl halde bırakılan kültür merkezi alkol ve uyuşturucu bağımlılarının mekanı haline geldi.

Yapımı 3 milyon TL’ye mal olan KONEVİ KÜLTÜR MERKEZİ’nin akıbeti merak edilirken Meram Belediye Başkanı Mustafa Kavuş, Konevi Kültür Merkezi’ni yıkacaklarını ve yeni bir sosyal tesis yapacaklarını açıkladı.

İLLER BANKASI’NIN TARİHİ BİNASI YIKILDI,BAKANA ÖZEL KONUK EVİ YAPIMINA BAŞLANDI!

AKP döneminde rant amaçlı pek çok “Yıkım” kararı uygulamaya geçirilirken özellikle bazı tarihi yapıların da yıkımına şahit olundu.

Yıkılan tarihi binalardan bir tanesi de İller Bankası’nın Ankara’daki binası olmuştu.

İller Bankası’nın tarihi binasının yıkılmasının ardından bazı bölümleri  İller Bankası’nın Macunköy Yerleşkesi’ne taşındı. Alanın diğer kısmı ise İller Bankası’nın sosyal tesisleri olarak kullanılıyordu.Kurum bir taraftan kamu hizmeti veriyor bir taraftan yerleşke içerisinde, lokal, yüzme havuzu, spor tesisler, kreş ve parkı ile birlikte çalışanlarına ve halka hizmet veriyor.

Yerleşkenin tamamı 96 bin 500 metrekare. Çevre Şehircilik Bakanlığı’na bağlı olan ve tarihi binası yıkılan İller Bankası, yerleşkenin yarısını planladı ve bu alana “Macunköy Sosyal Tesislerine ek bina yapıyoruz” diyerek bakana konuk evi yapımına başladı.

Mimarlar Odası Ankara Şubesi ise “Kabul salonu, özel çalışma odası, bahçe ve peyzaj düzenlemesi ile yerleşke duvarla ikiye ayrılarak bakana özel has bahçemi planlanıyor?” sorusunu sorarak konuyu hukuka taşıdı.

3 YIL ÖNCE 10 MİLYON TL’LİK TADİLAT YAPILAN VALİLİK BİNASI YIKILIYOR!

AKP’nin Millet Projeleri kapsamında Gaziantep’te yapımı gündeme gelen Millet Bahçesi projesi ise projenin hayata geçmesi için çeşitli binaların yıkımını öngörmekte.

Gaziantep’te yapılması planlanan Millet Bahçesi için yıkılması planlanan binalardan bir tanesi Gaziantep Valilik Binası…Ancak oldukça yeni bir bina olan ve daha 3 sene önce 10 milyon TL ödenerek tadilat gerçekleştirilen Gaziantep Valilik binasının Millet Bahçesi için yıkılmasına hem halktan hem Gaziantep Milletvekillerinden büyük tepki var.

Konuyu Meclis gündemine taşıyan CHP Gaziantep Milletvekili Bayram Yılmazkaya bir soru önergesi verdi.

CHP Gaziantep Milletvekili Opr. Dr. Bayram Yılmazkaya, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un cevaplaması için Meclis Başkanlığına verdiği yazılı soru önergesinde, daha yeni sayılan Gaziantep Valilik binasını 3 yıl önce 10 milyon liraya harcayarak tadilat yapıldıktan sonra şimdi yıkmanın devlete ve millete ihanet olduğunu söyledi.

MİLYONLARCA LİRAYA YAPILAN SPOR KOMPLEKSİ 10 SENE SONRA YIKILDI

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) bağlı olan KİPTAŞ tarafından yaptırılan İkitelli Olimpik Yüzme Havuzlu Spor Kompleksi, 2006 yılında hizmete girdi. Kapalı mekanda 920 seyirci oturma kapasiteli olimpik yüzme havuzu, 659 seyirci oturma kapasiteli basketbol-voleybol ve hentbol spor salonu, 2 adet çim futbol sahası ile 2 tenis kortu ve 2 basketbol sahasından oluşan dev spor kompleksi 10 yıl boyunca birçok sportif faaliyete ev sahipliği yaptı.

Ancak açılışını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gerçekleştirdiği bu önemli tesis 2016 yılında alınan bir kararla yıkıldı.

Tesisin yıkım kararı CHP’li İBB Meclis üyeleri tarafından belediye meclis toplantısında gündeme getirilip sorulduğunda “Tesis atıldı başka yerde başka spor kompleksi yapılacak” cevabı verildi.

Bu tesis için harcanan milyonlar da böylece çöpe gitmiş oldu.

KAYSERİ’YE “MİLYONLUK ÇADIR” KURULDU,4 AY SONRA YIKILDI

Kayseri kamuoyunun,yerel medyasının ve pek çok siyasetçinin tepkilerine rağmen eski AKP’li Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Çelik tarafından şehir merkezine “Kayseri’yi gelen turistlere tanıtmak” amaçlı bir “Tanıtım Çadırı” kuruldu.

Zeynel Abidin Kütüphanesi bitişiğine kurulan bu çadır için o dönem milyonlarca lira harcanırken bu harcamalar eleştirilere ve sorulara konu olmasına rağmen “Tanıtım Çadırı” 24 Aralık 2018’de faaliyete geçti.

Ancak Kayseri’de 2019 seçimlerinden sonra belediye başkanı değişti. Yeni Büyükşehir Belediye Başkanı olan  Memduh Büyükkılıç’ın ilk icraatlarından birisi milyonlarca lira harcanan bu çadırı yıkmak oldu.

Niye yapıldığı dahi anlaşılamayan ve yapımına milyonlarca lira aktarılan bu çadır 24 Aralık 2018’de faaliyete girdikten sadece 4 ay sonra 2019 yerel seçimlerinin hemen ardından Nisan 2019’da yıkıldı.

Kayseri’de “Çadır tartışması” belki böylece sona erdi ama olan yine milletin cebinden çıkan milyonlara oldu.

 

 

 

 

Okumaya Devam Et







Popüler

%d blogcu bunu beğendi: