CEMİL ÇİÇEK "MUHALEFET NEDEN 3 AY BEKLEDİ?" DEDİ,RESMİ BELGELER TERSİNİ SÖYLEDİ - Haber Alternatif
Sosyal Medya Hesaplarımız

ÖZEL HABER

CEMİL ÇİÇEK “MUHALEFET NEDEN 3 AY BEKLEDİ?” DEDİ,RESMİ BELGELER TERSİNİ SÖYLEDİ

Yayınlanma Tarihi:

on

HABER ALTERNATİF-ÖZEL

Celal Eren ÇELİK

Çevre ve Şehircilik eski Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın “Dosyamdaki tapeler ve kayıtlar A’dan Z’ye doğru” şeklindeki açıklamaları gündeme bomba gibi düşerken, Bayraktar2ın bu açıklamaları başka açıklamaları da peşinden getirmişti.

Erdoğan Bayraktar bu açıklamaları yaptığı röportajında dönemin TBMM Başkanı Cemil Çiçek’e de gönderme yaparak “Cemil Çiçek Erdoğan’ın adamı olduğum için beni sevmez ama o bunlara yalvardı Erdoğan’ın dosyasını bunlarla bir araya koymayalım diye” şeklinde ifadeler kullanmıştı.

Bayraktar’ın bu açıklamaları sonrasında sessizliğini bozan Çiçek ise “Yalvarma falan yok” diyerek “Sadece Meclis başkanı olarak görevimi yaptım” demişti.

Ancak Cemil Çiçek Bayraktar’ın açıklamaları ile ilgili yaptığı açıklamanın sonunda muhalefeti suçlayan bazı ifadeler kullanmıştı.

“Bu önergede, 55 milletvekili yetiyor, delile de gerek yok. Önergenin veriliş tarihine bakın” diyen Çiçek şöyle ” Önerge aradan üç ay sonra geçtikten sonra veriliyor, muhalefet bir türlü vermedi. Kayıtlar bunu söylüyor. Zannediyorum, süreci 17 Mart’ta Mustafa Elitaş başlatıyor. Neden muhalefet bu konuda kılını kıpırdatmadı?” diye sormuştu.

TBMM KAYITLARI ÖYLE SÖYLEMİYOR

Muhalefetin 17/25 Aralık sürecinde “Hemen önerge vermediğini ve ilk önergeyi vermek için 3 ay beklediğini” söyleyen Cemil Çiçek’i TBMM resmi kayıtları yalanlıyor.

Zira TBMM kayıtlarına göre 17/25 Aralık operasyonları ile ilgili muhalefet hemen Araştırma Önergesi veriyor…

İlk önerge 17 Aralık’tan sadece 2 gün sonra HDP tarafından veriliyor. 19/12/2013 tarihli önerge TBMM kayıtlarında “HDP Grubu adına Grup Başkanvekili Bingöl Milletvekili İdris BALUKEN’in, ve Iğdır Milletvekili Pervin BULDAN’ın, son günlerde ortaya çıkan yolsuzluk iddialarının araştırılması amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi.” şeklinde geçmekte.

Keza ikinci önergeyi veren ise 06/01/2014 tarihinde yani 25 Aralık’tan 12 gün sonra CHP Aydın Milletvekili Mtin Lütfi Baydar… Baydar’ın araştırma önergesi ise TBMM kayıtlarında “Aydın Milletvekili Metin Lütfi BAYDAR ve 22 Milletvekilinin, yolsuzluk ve rüşvet iddialarıyla ilgili başlatılan operasyon sonrasında gelişen olayların araştırılması amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi.” şeklinde yer almakta.

Bir diğer araştırma önergesi ise 09/01/2014 tarihinde yani 25 Aralık’tan 15 gün sonra HDP listelerinden TBMM’ye giren EMEK Partisi Genel Başkanı Levent Tüzel ve 22 arkadaşını  araştırma önergesi.

Bu önergede kayıtlarda “İstanbul Milletvekili Abdullah Levent TÜZEL ve 22 Milletvekilinin, 17 Aralık 2013 tarihinde başlatılan yolsuzluk ve rüşvet operasyonu ile ilgili ekonomik ve siyasi gerçeklerin ortaya çıkarılması amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi.” ifadeleri ile yer almakta.

Aynı gün yanı 09/01/2014 tarihinde Altan Tan ve 22 arkadaşı da “Diyarbakır Milletvekili Altan TAN ve 21 Milletvekilinin, 17 Aralık 2013 tarihinde başlatılan yolsuzluk operasyonunun tüm yönleriyle araştırılması amacıyla bir Meclis Araştırması açılmasına ilişkin önergesi.” ile yolsuzlukların araştırılmasını istiyor.

Muhalefetin verdiği araştırma önergelerinde dikkat çeken bir diğer konu ise AKP’nin bu önergelerin hiç birini dikkate almamış,işleme koymamış olması. Hali ile yasama yılı sona erdiği anda da bu önergeler “Hükümsüz sayılmış”

Yani Cemil Çiçek’in dediği gibi muhalefetin bir önerge vermeme durumu söz konusu değil tam tersi muhalefet araştırma önergesi verirken AKP’nin önergeleri “Görmezden gelme” durumu söz konusu.

Böylece Cemil Çiçek’in “Muhalefetin 17/25 Aralık konusunda önerge vermek için 3 ay beklediği” ifadeleri resmi belgeler tarafından çürütülmüş oldu.

Şimdi merak edilen ise bunu bilmemesi mümkün olmayan Çiçek’in bu ifadeleri neden kullandığı ve muhalefeti önerge vermek için 3 ay beklemekle suçladığı.

________________________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan, hiç bir kurum, kuruluş yahut kişiden “Fonlanmadan”, “tam bağımsız” ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan, Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir, DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

KRİPTEKS E-DERGİ YILLIK ABONELİK LİNKİ:

https://shopier.com/1354512

HABER ALTERNATİF’İN ANDROİD CİHAZLAR İÇİN ÜCRETSİZ MOBİL UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN:

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.haberalternatif.dro

 

Yorum yapmak için tıklayın

Bir Cevap Yazın

ÖZEL HABER

CİHAD TİCARET’İN BAŞARILI MÜMESSİLİ: RESUL TOSUN

Yayınlanma Tarihi:

on

Celal Eren ÇELİK

Son birkaç gündür Türkiye AKP’nin eski milletvekillerinden STAR GAZETESİ köşe yazarı Resul Tosun’un “Laiklik Anayasa’dan çıkartılmalı” şeklindeki açıklamalarını tartışıyor.

Bu açıklamalara CHP ve MHP’den çok sert tepki gelirken AKP de Tosun’un görüşüne katılmadığını açıkladı.

Ancak kendisine karşı büyük bir eleştiri ve tepki fırtınası olmasına rağmen Resul Tosun  geri adım atmayarak bugün bir laikilik karşıtı açıklama daha yaptı, “Laiklik Cumhuriyetin temel ilkesi değildir” ifadelerini kullandı.

Peki kimdir,neyin nesidir bu Resul Tosun ve bu “Laiklik” çıkışını yeni mi yapmaktadır?

Resul Tosun’un ilikiler ağı nerelere uzanmaktadır ve bu sözlerinin arka planında neler yatmaktadır?

“Bu kadar peşrev yeter” diyelim o halde ve yazımıza geçelim…

***

Şimdi sizlerle 1990’lı yılların ortalarına doğru uzanacağız…Takvim yaprakları 1997’yi göstermektedir…İstanbul’da sessiz sedasız bir şirket kurulur:CİHAD DIŞ TİCARET

Şirketin kurucusu enteresan ve enteresan olduğu kadar da esrarengiz bir isimdir: HASAN AKSAY

Hasan Aksay ismi önemli bir isim. Zira ilk olarak Adalet Partisi’nden Meclis’e girse de daha sonraki yıllarda Adalet Partisi’nden ayrılarak Necmettin Erbakan ile birlikte Milli Görüş hareketini kuran ve 1980 yılında aktif siyasetten çekilinceye dek “Erbakan’ın 2. adamı” konumunda Türk siyasetinde önemli roller oynamış, CHP-MSP Koalisyonunda ise Devlet Bakanlığı yapmış bir isimden bahsediyoruz.

Ama Hasan Aksay’ın Milli Görüş Hareketi açısından asıl önemli özelliği Milli Görüş ile RABITA arasındaki bağlantıyı sağlayan, RABITA toplantılarında Milli Görüş’ü temsil eden isim olması.

İşte bu Hasan Aksay “CİHAD DIŞ TİCARET” isimli şirkette ilginç ama çok etkin bir isimle ortaktır:1995-1996 yılları arasında Afganistan Başbakanlığı yapan Ahmad Shah Ahmad Zai.

Afganistanlı radikal İslamcı Ahmad Shah Ahmad Zai ile yaptığı ortaklık sonrası Suudi Arabistan sermayeli Rabıta ile temasa giren ve Rabıta toplantılarının daimi konuğu olan Hasan AKSAY kısa süre sonra Türkiye’de de bir şirket kurmaya karar verir…

E tabii tüm İslamcıları finanse eden Rabıta ile ilişkiler sıkı fıkı olunca finansman sorunu da kalmıyor

Hasan Aksay Türkiye’de ayrıca Telif Hakları Ajansı ve Yayıncılık Anonim Şirketi’ni kuruyor…Şirkette enteresan ortaklar var.

Mesela adı o dönem yolsuzluklar ile anılan Tufan Mengi’nin kardeşi Hasip Mengi, yıllar sonra kamuoyunun kendisini “Alo Fatih” olarak tanıyacağı Fatih Saraç ve aynı zamanda Hasan Aksay’ın yeğeni olan Abdurrahman Dilipak şirketteki diğer ortaklardır.

Bir kişi daha var bu şirketlerin ortakları arasında ve işte o isim Resul Tosun!

Resul Tosun daha sonraki dönemde Erdoğan ile yakın ilişkiler kurunca kendisine Yeni Şafak Gazetesi’nde bir de köşe tahsis ediliyor.

Tosun tabii köşesinden övgüler,güzellemeleri eksik tutmazken bir yandan da Hasan Aksay tüm sürati ile ticari faaliyetlerine devam ediyor.

Hasan Aksay önce Almanya’daki gurbetçilerden milyonlarca Mark’ı toplayan “KOMBASSAN” türü bir şirket olan SİLM HOLDİNG’i kurarken arkasından ise yeğeni Abdurrahman Dilipak’ın danışmanlık yaptığı Adım Holding’i kuruyor.

Efendim Hasan Aksay’ın kurduğu bu ADIM HOLDİNG’in diğer bir kurucusu ise kim dersiniz? Bingo! Tabii ki Resul Tosun!

 

Hasan Aksay ve yeğeni Abdurrahman Dilipak ile ilişkilerini sadece beşeri olarak değil ticari olarak da geliştiren Resul Tosun bir yandan da YENİ ŞAFAK gazetesinde yazdığı süreçte Erdoğan’ın arkasında yer alan ilk büyük sermaye grubu olan ALBAYRAKLAR ile ilişkilerini güçlendiriyor.

Tabii bu arada Resul Tosun’un AKP kadrolarının en önemli STK’larından Birlik Vakfı üyeliği de gelince “Akıyor maşallah”

“Aktıkça” güzellemenin dozunu da artıran bir Resul Tosun çıkıyor karşımıza yıllar içerisinde.

Ama Resul Tosun o dönem gidiyor bir de Türkiye Yazarlar Birliği’ne üye olarak Dış İlişkiler Entitüsü kurucu üyesi olarak bu vakıfta yer almasını mutlaka buraya not edelim.Zira bunun önemini yazımızın son kısmında daha da net anlayacağız…

Devam edelim yazmaya…

Aradan çok geçmiyor bu Resul Tosun’un en etkin üyelerinden birisi olduğu Türkiye Yazarlar Birliği 2000 yılında bir “Üstün Hizmet Ödülü” veriyor…Kime dersiniz? Fethullah Gülen’e!

Resul Tosun o dönemde pek bir mutlu,pek bir mesut “Hocaefendisine” etkin üyesi olduğu vakıf “Üstün Hizmet Ödülü” verirken mesela…

Resul Tosun,Adım Holding ve Yeni Şafak’ta Albayrak ailesi ile ilişkileri de geliştiriyor ve 2002’de o dönem AKP’nin en önemli finansörü “Albayrak Ailesi kontenjanından” olsa gerek bir de vekil oluyor…

2000 yılında en etkin üyelerinden birisi olduğu vakıf Fethullah Gülen’e “Üstün Hizmet Ödülü” verirken 2 yıl sonra Meclis’e giren Resul Tosun bu kez karşımıza Meclis’in “Muhafız Alayı” kısmından duyduğu rahatsızlığı dile getirirken çıkıyıor.

Yani bu Resul Tosun beyefendi Meclis’i koruyan TSK’dan rahatsız ama üyesi olduğu vakıf Fethullah Hoca’sına ödül verirken pek mesut,pek mutmain…

2002’de başlayan vekilliği 2007’de sona eren Resul Tosun AKP tarafından boşta bırakılmayarak kendisine bu kez de yandaş STAR GAZETESİ’nde bir köşe tahsis ediliyor.

***

Ancak bugün gelinen noktada Resul Tosun’un “Laiklik Anayasa’dan çıkartılmalı” şeklindeki çıkışını da garipsememek gerekiyor.”Neden?” diyecek olursanız anlatalım.

Takvim yapraklarını 11 Mart 1967’ye doğru sarıyoruz…

Bu tarihte Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) yeni Genel Başaknı2nı seçti. O dönemde islamcı-muhafazakar gençliğin temsilcisi olan ve eylemleri ile dikkat çeken İsmail Kahraman MTTB Başkanlığı görevine seçildi.

İsmail Kahraman’ın yöneticiliği döneminden hemen sonraki kuşakta MTTB’nin en etkin isimlerinden birisi de Resul Tosun’du.

İsmail Kahraman 1980’de kapatılan MTTB yerine Birlik Vakfı’nı kurarken Resul Tosun Birlik Vakfı’na az önce de ifade ettiğimiz üzere Dış İlişkiler Enstitüsü Kurucu Üyesi olarak katıldı.

Ancak Resul Tosun’un Birlik Vakfı’ndaki çalışmaları Dış İlişkiler ile sınırlı kalmadı.

20 Aralık 2011 tarihinde İsmail Kahraman’ın başkanlığı’nda Birlik Vakfı’nda gerçekleştirilen toplantıdaMehmet Alacacı, Resul Tosun, Tahsin Erdinç, Yaşar Öztürk, Yusuf Ağbayram, Leyla Demir ve İsmail Emrah Karayel bir araya gelerek 4 ay sürecek olan “YENİ ANAYSA” çalışmalarını başlattılar.

Bu çalışmalar sona erdiğinde ise ortaya bir “Yeni Anayasa Taslağı” çıktı ve bu “Taslağı” İsmail Kahraman 2012 yılında Meclis Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na sundu.

İşte Resul Tosun2un hazırlayıcısı olduğu 2012’deki o “Anayasa Taslağı” Laiklik bölümünde şu ifadeleri içermekteydi:

““Hazırlamış olduğumuz taslakta laiklik gibi çok muğlâk ve tartışmalı bir kavramın anayasalarda yer almaması gerektiği kanaatinde olduğumuz için taslağımızda laiklik ile ilgili bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Fikir, kanaat ve düşünce hürriyetine pranga vurma aracı olarak kullanılan ‘laiklik prensibine/kavramına’ taslağımızda yer verilmemiştir.”

Yani Resul Tosun 2012 yılında İsmaiö Kahraman başkanlığında hazırladıkları Anayasa Tasalağında da laikliğin Anaysa’da yer almaması gerektiğini belirtiyordu.

***

MTTB’nin “İhvancı” fikri ikliminde yetişen, RABITA’nın Türkiye’deki “İrtibatları” ile ticareten ortaklık yapan, Laiklik ilkesine dün olduğu gibi bugün de karşı çıkan Resul Tosun bunu “Kendi kafasına göre mi” ısıtarak yeniden dile getiriyor dersiniz peki?

Bence Resul Tosun’a “Birileri” “Toplumu kutuplaştırmaya ihtiyacımız var,konuş” diye kulağına fısıldamış…

Resul Tosun konuşacak,toplum kutuplaşacak ve AKP bu kutuplaşma sayesinde oylarını yeniden konsolide edecek en azından bir süre çözülmeyi durduracak.

Sonra yeni bir kutuplaşma söylemi geliştirecek ve yeni bir tartışma başlatacak.

AKP bunu yapmaya mecbur kalıyor zira bugün gelinen noktada AKP’nin artık söyleyecek yeni bir sözü de, kriz yönetme kabiliyeti de,ülke yönetme becerisi de kalmadı.

Hal böyle olunca Resul Tosun ve benzerlerinin kulağına fısıldanarak oluşturulmaya çalışılan bu kutuplaştırma politikası AKP2nin tek tutunacağı dal haline geliyor ve görünen o ki ilerleyen süreçte kan kaybını durduramayan AKP çok daha radikal ve toplumu daha da ayrıştırıcı söylemler ile bu “Kutuplaştırma stratejisini” hayata sokacak.

Umalım ki bu gerginlik siyasetinin ülke için sıkıntılı sonuçları olmasın…

_______________________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan, hiç bir kurum, kuruluş yahut kişiden “Fonlanmadan”, “tam bağımsız” ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan, Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir, DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

KRİPTEKS E-DERGİ YILLIK ABONELİK LİNKİ:

https://shopier.com/1354512

HABER ALTERNATİF’İN ANDROİD CİHAZLAR İÇİN ÜCRETSİZ MOBİL UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN:

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.haberalternatif.dro

 

Okumaya Devam Et

ÖZEL HABER

11 YAŞINDA SUBAY OLUP,AFGANİSTAN’DA CEPHEYE GİDEN ADAM: “MÜBARİZ MANSİMOV”

Yayınlanma Tarihi:

on

Bugün en çok ses getiren haberlerden bir tanesi de hiç şüphesiz  BirGün Gazetesi’nden Timur Soykan’ın Mübariz Mansimov ile gerçekleştirdiği röportaj ve bu röportajda Mansimov’un kullandığı ifadelerdi.

Mansimov özellikle çarpık ve girift ilişkilerin bir simgesi olarak tanımlanan bir “Fotoğrafın” tam ortasından başlayan açıklamaları ile bize “Çürümüşlüğü” anlatıyordu anlatmasına da anlattıklarında da bir gariplik vardı hani…

Şimdi efendim öncelikle o meşhur “Çürümüşlüğün vücut bulmuş hali” olarak tanımlayabileceğimiz fotoğrafı hatırlatalım…

Bu fotoğraf bir düğün fotoğrafı. 2016’da Antalya Kervansaray Oteli’nde çekilen bu fotoğraf adeta bir “Yıldızlar geçidi”

Fotoğrafta evlenen kişi yani damat Sezgin Baran Korkmaz’ın ortağı olan Bereket Öner. Bereket Öner ile aynı fotoğraf karesinde bulunan diğer isimler Mehmet Ağar,Sezgin Baran Korkmaz, SBK’nın ABD’deki ortağı Levon Termerdzhyan bulunurken fotoğraf karesini tamamlayan diğer isim ise Mübariz Mansimov.

Şimdi tabii bu fotoğraf karesi hakkında söylenecek çok söz var da bizim konumuz özellikle bugün bu fotoğraf karesi ile ilgili Mansimov’un söyledikleri.

Ne diyor Mansimov : “Ben o fotoğraf karesinden çıkmak istiyorum” Neden böyle diyor? Anlattığına göre Mansimov Ermenileri hiç sevmeyen,7 kuşaktan Ermeni akrabası olan birini şirketinde çalıştırmayan bir kişi… E fotoğrafta da malumunuz Sezgin Baran Korkmaz’ın ABD’deki ortağı Levon Termerdzhyan bulunmakta. Yani Mansimov diyor ki “Orada bir Ermeni olarak Levon Termerdzhyan’ın bulunmasından dahi rahatsız oldum ve o kareden çıkmak istedim” Hatta Mansimov diyor ki “Ben sevmem bu tipleri,küfür edip gittim”

Aynı röportajda aynı Mansimov bu düğünden 4 ay önce Yunanistan’da bir restoranda karşılatığı Levon Termerdzhyan’ı dövdüğünü de söylüyor…

Peki ne zaman oluyor Mansimov’un tüm bu söyledikleri yani Mansimov kendi ifadesi ile Levon Termerdzhyan2ı ne zaman”Dövüyor”? 2016 yılının yaz aylarında…

***

Şimdi gelin isterseniz sizlerle 2016  yılının Kasın ayına gidelim.

Tarih yaprakları 5 Kasım 2016 tarihini gösterirken Mehmet Ağar acı bir haber alıyor. Ağar’ın gelini, Tolga Ağar’ın eşi Badısabah Ağar tedavi gördüğü Amerikan Hastanesi’nde genç yaşta hayata gözlerini yumuyor.

Ancak tabii Badısabah Ağar hastanede tedavi gördüğü süreçte iş,sanat,siyaset ve spor camiasından çok sayıda önemli isim geçmiş olsun ziyaretine geliyor Ağar Ailesi’ni.

İşte Badısabah Ağar’ın vefatından 3 gün önce 2 Kasım 2016 tarihinde özel yapım Mercedes aracı ile Amerikan Hastanesi’ne gelen isim Mübariz Mansimov. Tabii şimdi siz “Arkadaş gayet normal o dönem Ağar ile Mansimov’un ilişkisi çok samimi,abi-kardeş gibiler. Mansimov gelmeyecek de kim gelecek?” diyebilirsiniz. Lakin burada Mansimov’un bugün anlattıkları ile çelişen nokta Mansimov’un kendi özel aracı ile geçmiş olsun ziyaretine birlikte geldiği isim.

Zira Mansimov Amerikan Hastanesi’ne bugünkü röportajında aynı yılın yaz aylarında “Dövdüğünü”, Bereket Öner’in düğününde küfür ettiğini, hayatında hiç bir işi olmadığını söylediği Levon Termerdzhyan ile birlikte geliyor. Bu durum Amerikan Hastanesi kayıtlarından rahatlıkla bulunabilir diye düşünüyoruz. Hatta aynı ortamda olanlar Mansimov’un “Dövüp,küfür ettiği” (?) Levon Termerdzhyan için “Kendisini Ermenistan Cumhurbaşkanlığı için destekleyeceğim, her türlü desteği vereceğim” dediğin iddia ediyorlar!

Yani efendim Mansimov’un malum röportajda anlattıkları açısından olaya bakıldığında ilk büyük çelişki burada başlıyor.

Devam edelim röportajdaki “Enteresan” çelişkilere…

Şimdi röportajda çok önemli bir Recep Canpolat bölümü var… Bu bölüm neden son derece önemli zira Recep Canpolat Utah’ta SBK’nın ortakları olan Levon Termerdzhyan ve Kingston Kardeşler ile ilgili görülen davayı bizzat yerinde takip eden ve mahkeme belgelerini yayınlayan tek Türk gazeteci.

İşte o mahkeme tutanaklarına geçen ifadeler Mansimov’un Termerdzhyan ile ortak olduğunu,kurulan şirketi ve koordinasyonu ortaya çıkartıyor.

Timur Soykan’a bugün verdiği röportajda Mansimov Recep Canpolat’ı “Kendisine birinin gönderdiğini ve Canpolat’ın kendisinden reklam istediğini” belirtiyor. Mansimov, Recep Canpolat’ın kendisinden reklam isteğini kabul etmediği için bu haberleri yaptığını belirtiyor.

Şimdi burada açıkça görüleceği üzere Mansimov kendisi ile ilgili en vurucu belgeleri ortaya çıkartan gazeteci olan Recep Canpolat hakkında “İtibarsızlaştırma” algısı yaparken hayatında Canpolat’ı ilk kez görmüş ve bir daha da hiç görüşmemiş gibi beyanatlarda bulunuyor.

Denizcilik sektörünü yakından takip edenler ve bu sektörün içerisinde bulunanlar bu sektör ile ilgili olarak verilen ALTIN ÇIPA ÖDÜLLERİ’nin sektördeki en prsestijli ödüller olduğunu bilirler.

Şimdi sizleri 26 Eylül 2017 tarihine götürüyoruz…

Bu tarihte son son derece prestijli konukların da katılımı ile (O toplantıda Dünya’nın 80 farklı ülkesinden,BM’den bakanlar,alanının en önemli sektör temsilcileri,askerler bulunmakta) 12. Uluslararası Altın Çıpa Denizcilik Başarı Ödülleri sahiplerini buluyor. Ödüllerden birisi ise “EN İYİ TANKER ARMATÖRLÜĞÜ” dalında veriliyor. İşte bu dalda verilen ödülün sahibi olan isim ise Mübariz Mansimov ve şirketi PALMALİ GROUP

Ödülü bizzat alan ve ekibi ve tüm Palmali Ailesi adına bu ödülü alırken “Minnetarım” ifadelerini kullanan ve ödülü aldığı için son derece mutlu gözüken Mübariz Mansimov’dur…

Tabii şimdi siz diyeceksiniz ki “Arkadaş adam son derece prestijli, uluslararası bir ödül almış tabii heyecanlı ve mutlu olacak. Ne de olsa o tarihlerde Türkiye’de giderek büyüyen bir yatırımcı ve bu ödül onun için de önemli…” Tabii doğru da işte tam da bu noktada Mübariz Mansimov’un bugünkü Timur Soykan röportajında bir “Enteresan çelişkisi” daha ortaya çıkıyor.

Hani bugünkü röportajda Mansimov kendisini adeta köşeye sıkıştıran UTAH MAHKEME belgelerini yayınlayan gazeteci Recep Canpolat’ı “Sevmediğini”, yanından gönderdiğini, reklam vermediği için bu haberlerin Recep Canpolat tarafından yapıldığını söylüyor ve Canpolat’ı sadece bir kez gördüğünü o da bir yakınının ricası ile “Kabul ettiğini” söylüyordu ya…

Şimdi bakın Mansimov2un bu aldığı uluslararası prestijli ALTIN ÇAPA DENİZCİLİK ödülleri bizzat gazeteci Recep Canpolat ve sahibi olduğu DENİZ HABER AJANSI tarafından veriliyor, yani Mansimov ödül töreninde Canpolat’a bu ödül için “Minnetlerini” sunuyor!

Aşağıdaki linkten ödül törenini ve Mansimov’un ödülü alışını izlemeniz mümkün…

https://www.facebook.com/palmaligroupofcompanies/videos/2069300673096209/

Yani Mansimov “Ortak olmam söz konusu değil” “Dövdüm”, “Küfrettim” dediği Levon Termerdzhyan ile can ciğer kuzu sarması olarak Ağar Ailesi’nin en zor günlerinde hastaneye ziyaretine geliyor iddialara göre aynı Termerdzhyan için “Ermenistan Cumhurbaşkanlığı için destekleyeceğim” diyor, “Reklam vermediğim için haber yaptı ” “Bir kere görüştüm” dediği gazetecinin verdiği ödülü alıp “Minnetlerini” belirtiyor.

***

Şimdi de gelelim röportajdaki en çarpıcı “Çelişkiye”…

Röportajda Timur Soykan Mansimov’un birden bire ortaya çıkan servetini sorguladıktan ve Mansimov bu soruyu yuvarlak cevaplar ile geçiştirdikten sonra bir soru daha soruyor ve “Kızıl Ordu’dayken Afganistan’da görev yaptığınız doğru mu?” sorusunu yöneltiyor. Bu soruya Mansimov’un yanıtı “Evet, 1980’lerde genç bir subayken görev yaptım. Savaşı gördüm, Afganistan’ın acısını gördüm. Şimdi orası için çok üzülüyorum. Taliban bize benzeyemez. Onların Müslümanlığı’nın bizimle ilgisi yok.” şeklinde oluyor.

Yani Mansimov Rus ordusunda bir subay olarak Afganistan’da savaştığını doğruluyor…

İyi güzel ama Rusya’nın Afganistan’ı işgali 24 Aralık 1979… İşgalin bitiş tarihi ise 15 Şubat 1989

Mansimov’un doğum tarihi ise 22 Mart 1968… Yani SSCB Afganistan’ı işgal ettiğinde Mansimov henüz 11 yaşında. İşgal bittiğinde bile Mansimov 21 yaşında. SSCB’de askeri okullardan mezuniyet süresi de uzun olduğu için zaten 21 yaşında Mansimov’un 21 yaşında hem de bir subay olarak SSCB’de bulunma ihtimali yok.

 Yani Mansimov sanki bu “Çelişkili” yanıtı ve servetinin kaynağı ile ilgili “Biz babadan zengin değiliz,doğru işi doğru şekilde yaparsanız para kazanılıyor” şeklindeki beyanatı bazı gerçekleri “Perdeleme” adına verilen yanıtlar gibi durmakta.

O nedenle Mansimov2un bu “Çelişkili” açıklamaları daha çook su kaldırır ve bence Mansimov bu “Çelişkili” açıklamalar ile işin “Doğrusunu” bilenlere bir mesaj vermekte ve “Beni konuşturup işin doğrusunu anlattırmayın” mesajını vermektedir.

Tabii bu benim yorumum ama bunca önemli çelişkiye baktıktan sonra siz ne diyorsunuz?

________________________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan, hiç bir kurum, kuruluş yahut kişiden “Fonlanmadan”, “tam bağımsız” ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan, Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir, DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

KRİPTEKS E-DERGİ YILLIK ABONELİK LİNKİ:

https://shopier.com/1354512

HABER ALTERNATİF’İN ANDROİD CİHAZLAR İÇİN ÜCRETSİZ MOBİL UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN:

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.haberalternatif.dro

 

 

 

 

Okumaya Devam Et

ÖZEL HABER

ALİ BABACAN ve “SUÇ ORTAKLIĞI” PSİKOZU

Yayınlanma Tarihi:

on

Akşam saatlerinde tüm haber sitelerine DEVA PARTİSİ Genel Başkanı Ali Babacan’ın partisinin Avcılar ilçe binası açılışında yaptığı düştü. Ve tabii ki düşmesi de gayet normaldi zira Babacan yeni bir parti kurmak için yola çıktığı ilk andan itibaren adeta üzerine titreyerek çizdiği “Liberal muhafazakar” imajının tersine “Özüne” dönerek asıl fikri iklimini şekillendiren “Siyasal İslam” dili ve argümanları ile konuşmuştu…

Ne diyordu Babacan?

“Neredeyse her milli bayramımızda Türkiye’nin dindar insanları adeta bir sınava çekiliyor. Gözümüzden kaçmıyor. Laiklik ilkesini yıllarca çarpıtan zihniyet hak ve özgürlükler üzerinde kurduğu baskıyla, laiklik kavramını bir süre lekeledi. Temel hak ve özgürlükleri kısıtlayanlar, yanlış anladıkları laiklik kavramının arkasına yıllarca sığındılar. Aynı zihniyet, arada sırada inançlı vatandaşlarımıza da göndermeler yapıyor. Millî günlerimiz üzerinden, bu ülkenin dindar vatandaşlarına göndermeler yapılmasına izin vermeyiz.”

Yani her zamanki klasik Siyasal İslam’ın din üzerinden oy devşirmeye yönelik, laik-anti-laik kutuplaştırmasını körükleyen ayrıştırıcı dili vardı Babacan’ın sözlerinde.

Babacan’ın konuşmasının özellikle bu kısmı tepki çekmiş ve haber sitelerinde de bu kısmı ön plana çıkartılmış olsa da ben Babacan’ın konuşmasındaki diğer bazı “Satır arası”1 mesajların çok daha önemli olduğunu düşünmekteyim.

Öncelikle Babacan konuşmasında iktidarı ilk seçimde değiştireceklerini belirttikten hemen sonra “Ancak ülkemizi intikamdan, rövanştan beslenen azgın bir azınlığa bırakmamakta da kararlıyız”  ifadelerini kullandı.

Yani aslında Babacan, Kılıçdaroğlu’nun bir dönem dillendirip gerek kamuoyundan gerekse parti tabanından aldığı şiddetli tepki nedeni ile geri adım attığı “Devri sabık yaratmayacağız” söylemini, “Rövanşizm karşıtlığı” ambalajına sararak dile getirdi.

Bununla da kalmadı 20 yıllık AKP iktidarında yaşanan vurgunun,talanın,haksızlıkların,kamu kaynaklarının peşkeş çekilişinin,yaşanan hukuksuzlukların “Hesabının sorulmasını” isteyen, bu iktidar değişiminde bunu bekleyen ve böylesi bir “Hesap sorma” yaşanmazsa Türkiye’de gerçek anlamda bir değişim olmayacağını savunanları da “Bir avuç azgın azınlık” olarak niteleyerek agresif söylemini bir adım da öteye taşıdı.

Babacan konuşmasında “Senelerce mücadele ederek kazandığımız hakların hepsinin teminatı biziz. Kazanılmış haklardan tek bir gram dahi eksilmesine müsaade etmeyiz ancak gasp edilen hakların iadesi için sonuna kadar çalışırız.” ifadelerini de kullandı.

Babacan’ın “Kazanılmış haklar” olarak kastı belli; türban yasağı… Yani yine,yeniden tribünlere,klasik AKP seçmenine ve yine 20 sene öncesinin argümanı olan türban konusu üzerinden mesaj veriyor gibi gözüküyor ilk bakışta Babacan.

Ama ben Babacan’ın sadece vatandaşa sıradan ve “Hamasi” bir mesaj verdiğini düşünmüyorum. Babacan aslında çok daha stratejik ve kendisi için önem taşıyan bir mesaj iletiyor “Birilerine” bu sözleri ile…

***

Babacan “Rövanş almayacağını” söylediği ve özellikle son dönemde CHP ve İYİ PARTİ’nin başta Kanal İstanbul olmak üzere memleketi sıkıntıya sokacak ihalelere girmeye heveslenen, bugüne kadar “Hazine garantili” sözleşmelerinin keyfini süren yandaş iş adamlarına “Bu paraları ödemeyeceğiz” söylemleri üzerinden bir mesaj veriyor.

“Liberal” (!) Babacan  büyük “yandaş” sermayeye “Korkmayın beni destekleyin, bugüne kadar ne kazandıysanız onlar sizin kazanılmış hakkınız garantisi de benim” mesajını veriyor.

Peki yazımızın başlığını boş yere mi “BABACAN VE SUÇ ORTAKLIĞI PSİKOZU” olarak attık ve Babacan’ın bu mesajları bugün vermesi tesadüf mü? Tabii ki hayır.

Bakın 17/25 Aralık operasyonları süreci ile ilgili dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanın Erdoğan Bayraktar’ın itirafları adeta bomba etkisi yarattı ve O’nun açıklamalarının ardından AKP’lilerden adeta “İtiraf” gibi açıklamalar gelmeye, AKP’ye yönelik eleştiriler peşi sıra bir zamanların “En önemli” AKP’lileri tarafından dile getirilmeye başlandı.

Ve o itirafların hepsi bugün kayda geçiyor hatta dosyaların yeniden açılması ihtimalinden bahsediliyor…

Peki o dönemlerin AKP içerisindeki en önemli isimlerinden birisi kim? Ekonomi Bakanı olarak,AB ile müzakerelerden sorumlu Devlet Bakanı olarak Ali Babacan…

Babacan “Ben bunları bilmiyordum,ben bunları tahmin edememiştim” diyebilir mi? Elbette hayır…

***

Babacan da biliyor ki iktidar değiştikten sonra adil hukuk normları ile tam bağımsız yargı eli ile o dosyalar açılırsa kendisini “Ben bunları bilmiyordum” demek de “Parti zarar görmesin diye sustum” demek de, “Ben aslında karşı çıkmıştım” demek de kurtarmaz. Çünkü kendisini ne kadar “Liberal muhafazakar” ne kadar “AKP’den ayrı”, ne kadar “Yeni” göstermek isterse istesin Ali Babacan tıpkı Ahmet Davutoğlu gibi uzun yıllar boyunca AKP’nin en önemli icraatlarında imzası,sorumluluğu olan bir isimdir.

O nedenle Babacan bugün son derece agresif ve kendisinden beklenmeyen (Daha doğrusu daha önce görülmeyen) bir üslup ile “Rövanş almayacağını” ilan ederken “Hesap sorulması” talebi olanların da “Azgın bir azınlık” olarak yaftyalayarak ön alma çabası içerisine girmiştir.

Babacan bu “Ön alma” çabasında kendisini devrilecek domino taşlarının altında kalmaktan kurtarmak için “Demokrasi havarisi, ülkede rövanşist duygularla hareket edilmesinin önünü açarak toplumsal gerginliklerin önüne set çeken politikacı” rolüne soyunmuştur.

Oysa ki gerçek çok açıktır ve Babacan açık ve net biçimde “Suç ortaklığı psikozu” içerisinde panik hamlesi yapmaktadır.

Burada bir sözümüz de CHP Genel Başkanı Sn.Kemal Kılıçdaroğlu’na…

“Siyasetin parlayan yıldızı” olarak nitelediğiniz yeni “Dostunuz” Ali Babacan işte tam olarak budur ve ilk sert virajı döner dönmez de “Eğreti” biçimde kendisini sağlama almak için tuttuğu kolunuzu bırakıp tam da karşınıza geçecektir. Tıpkı Ahmet Davutoğlu gibi, tıpkı “Arkadaşlarım” dediğiniz Cumhuriyet ile kavgalı,Atatürk ile derdi olan 2. Cumhuriyetçi kadrolar gibi,tıpkı partiye doldurduğunuz Atatürk’e “Kefere” diyen, yıllarca Siyasal İslam’ın bayraktarlığını yapan “Gözdeleriniz” gibi, tıpkı “3-5 oy getirsin,muhafazakar tabana şirin gözükelim” diye merkez sağdan hatta AKP’den partiye rozet takarak getirdiğiniz “Transferleriniz” gibi…

Aklınızı başınıza alınız Sn.Kılıçdaroğlıu, İran’da Şah Rıza Pehlevi’yi devirmek için “Aman canım yeter ki Şah hele bir devrilsin sonra kendi içimizde mücadelemizi yaparız” deyip Humeyni’ye destek veren İranlı komünistlerin, TUDEH üyelerinin daha Humeyni’nin kontrolü ele alır almaz Tahran Meydanı’nda vinçlerde sallandırılarak idam edilişi tarihin tozlu sayfaları içerisinden size bir “Uyarısıdır”

Tarih ders almayı bilenler için büyük bir rehber,ders almayanlar için ise maalesef sonu hüsranla biten hikayelerin yazıldığı bir trajedyadır.

Bu ülkenin yeni bir çıkışa ihtiyacı var, “Çıkış” zannedip yaşayacağı bir “Trajedyaya” değil…

_______________________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan, hiç bir kurum, kuruluş yahut kişiden “Fonlanmadan”, “tam bağımsız” ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan, Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir, DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

KRİPTEKS E-DERGİ YILLIK ABONELİK LİNKİ:

https://shopier.com/1354512

HABER ALTERNATİF’İN ANDROİD CİHAZLAR İÇİN ÜCRETSİZ MOBİL UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN:

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.haberalternatif.dro

 

 

 

Okumaya Devam Et







Popüler

%d blogcu bunu beğendi: