Sosyal Medya Hesaplarımız

ÖZEL HABER

CHP’DE KAYNAYAN KAZAN VE ZOR TERCİH: “ÖRGÜT MÜ,RANT MI?”

Yayınlanma Tarihi:

on

Celal Eren ÇELİK

Evet sevgili okuyucular bu akşam sizlere Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde, altındaki ateş her geçen gün daha da harlanarak büyüyerek kaynayan kazanı yazacağız…

CHP örgütlerin rahatsız olduğu ve isyan noktasında geldiği bu süreç, bir partinin nasıl olup da “Yönetilemediğinin” ve hangi rantlara,hangi siyasi ve ticari pazarlıklara,hangi girift ilişkilere esir edildiğinin tescilidir aslında…

CHP’li kimliğini hiç bir zaman gizlememiş bir gazeteci olarak her zaman “Yanlışın,talanın,rantın partisi,ideolojisi olmaz.Bunu yapan kendi partimizden dahi olsa açıkça yazılmalıdır.Eğer yazmaz ve “Kol kırılır yen içerisinde kalır” dersek, “aman parti zarar görmesin” gibi bir yanlışın içerisine düşersek partiye asıl zararı o zaman vermiş oluruz.İşte o zaman Siyasal İslamcıların “Benim hırsızım iyidir” şeklindeki sakat zihniyetlerinden bir farkımız kalmaz” dedim ve yanlışlığı yapan  CHP’li bir isim de olsa makamına mevkisine,ismine-cismine bakmadan yazdım,bundan sonra da tıpkı AKP’nin talanlarını,vurgunlarını,yolsuzluğunu,kamu kaynaklarını tarikat cemaat vakıfları üzerinden yandaşlara aktarmasını yazdığım gibi yazmaya devam edeceğim.

Az sonra okuyacaklarınız özellikle CHP üyeleri yahut CHP’yi yüreğinde taşıyan okurlarımız için hiç de kolay kabul edilebilir,hazmedilebilir şeyler değil.Ancak maalesef gerçekler bunlar.

Ya acı da olsa gerçekleri bileceğiz ve tavrımızı buna göre belirleyeceğiz, ya da “DUYMAK İSTEMEDİKLERİMİZ” yazıldığı zaman “YALAN,İFTİRA,YOK ÖYLE BİR ŞEY,BUNU YAZANLAR GİZLİ AKP’LİDİR” diyerek, “KAÇ PARA ALDIN BUNLARI YAZMAK İÇİN?” diye ithamlarda bulunup, ölü taklidi yaparak Polyanna’cılık oynayıp bizlere anlatılan La Fontaine’den masallara inanıp kendimizi kandırmanın dayanılmaz hafifliği ile mutlu mesut yaşayıp,hayaller görmeye devam edeceğiz…

Tercih sizin diyoruz ve işte başlıyoruz yazmaya…

***

Bugün akşam saatlerinde Antalya Büyükşehir Belediyesi’nde uzunca süredir devam eden kriz çok farklı bir boyut aldı ve haberimizvar.net haber sitesi yazarı gazeteci Ebru Küçükaydın aylar süren tedavisinin ardından göreve döner dönmez ilk icraatı yetkileri tırpanlanan Genel Sekreter Cansel Çevikol Tuncer’in yetkilerini geri iade edip, bizzat CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Antalya’ya gönderdiği Genel Sekreter Yardımcısı Hüseyin Karakuş’u görevden almak olan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in oğlu Gökhan Böcek’in kendisine kullandığı şok edici ifadeleri kaleme aldı…

Ne diyordu “Başkanın oğlu” olma sıfatı dışında hiç bir vasfı olmayan Gökhan Böcek ? “Benim Mevlüt Amcam (Çavuşoğlu) var. Mevlüt “Amcam” her gün arıyor ve babamın iyileşmesi için dua ediyor”… Başka? “Babamın sağlık durumu ile ilgili Kemal Kılıçdaroğlu ve Meral Akşener’e bilgi verilmemesi talimatını verdim” Başka? “Bizim için CHP bitmiştir. Babam Mevlüt “Amcamın” yanında olacak”

Bu haber bomba etkisi yaratırken, CHP seçmeninde ise infial yarattı…

Lakin yaşananları daha iyi anlamak ve Gökhan Böcek’in bu Mevlüt “Amcasına” duyduğu sevdayı çözebilmek için Antalya Büyükşehir Belediyesi’nde yaşanan krizin tam göbeğindeki isim Cansel Çevikol Tuncer’e iyi bakmak,bu ismi iyi tanımak lazım…

Cansel Çevikol Tuncer siyaseten her şeyini Muhittin Böcek’e borçlu olan bir isim… Muhittin Böcek2in “KARAKUTUSU” olarak da anılmakta. Parti içerisindeki jet hızı ile yükselişini de tamamen Muhittin Böcek’e borçlu. Cansel Çevikol Tuncel Konyaaltı Belediye Başkanlığı için aday adayı olduğunda da kendisinin arkasında olan isim Muhittin Böcek’ti,Tuncer’in aday gösterilmesi için Genel Merkez düzeyinde kulis yapan da…

Cansel Çevikol Tuncer bizzat Kemal Kılıçdaroğlu’nun vetosu ile Konyaaltı’na aday yapılmadı ama Muhittin Böcek seçimi kazanınca Tuncer’i Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne Genel Sekreter yani “2 NUMARA” yaptı…

Peki neydi Cansel Çevikol Tuncer’i bu denli vazgeçilmez kılan?

Antalya siyasetinde Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun ciddi etkisi var. İşin rant ve “Siyasetin finansmanı” ayağında ise FETÖ’den yargılanan, bir dönem FETÖ’nün ZAMAN GAZETESİ’nin %10’unu satın alan,FETÖ bağlantılı olduğu gerekçesi ile kapatılan GAYE VAKFI kurucusu ve Mütevelli Heyeti Başkanı olan,FETÖ elebaşı Fethullah Gülen istediği için Antalya’da üniversite açan “OTELLER KRALI” Fettah Tamince var…

Fettah Tamince hakkındaki bunca “İltisak” emaresi olmasına rağmen FETÖ ddavasından ceza almadan kurtuldu.. Kendisine sihirli bir el değimişti sanki. Yetmedi kendisi Kültür Bakanlığı’na bağlı olan Turizm Tanıtma ve Geliştirme Ajansı’nın Yönetim Kurulu Üyesi olarak atandı…

Fettah Tamince ile Gökhan Böcek’in “Amcası” Mevlüt Çavuşoğlu’nun arası son derece iyi…

İşte Cansel Çevikol Tuncer bu Fettah Tamince’ye ait olan meşhur SEMBOL İNŞAAT firmasının avukatı.

Ve geliyoruz işin “Bam teline”…

Antalya’da Muhittin Böcek rahatsızken Başken Vekili olarak görev yaparken işte bu Cansel Çevikol Tuncer’in yetkilerini tırpanladığında bu işin arkasında “AKP’li kimi iş adamları ile yapılan iş birliğinin” olduğunu yazmıştık.

Şimdi efendim gelelim bu krizin perde arkasındaki büyük “RANT VURGUNU SAVAŞINA”…

Antalya’da Balbey Mahallesi adında bir mahalle var… Oldukça geniş bu mahallede bir “KENTESL DÖNÜŞÜM” daha dorusu bir “RANTSAL DÖNÜŞÜM” hazırlığı ve planı var…

Balbey Mahallesi şu an en fazla 3 kat izni verilen bir bölge ve bölgede eski binalar yer almakta. İşte bu mahallenin komple zorunlu kamulaştırma yapılarak istimlak edilmesi ve “2.KALE İÇİ ” şeklinde bir “KENTSEL DÖNÜŞÜME” sokulması, bölgenin imar planının değiştirilerek çok kat izni verilmesi ,eski evlerin tamamen yıkılarak yerine yapılacak yeni ve lüks yapılar ile burada yüz milyon dolara yakın büyük bir rant projesi yaratılması planlanıyor...

Peki bu bölge imara açılınca buranın inşaat işinin verilmesi planlanan isim kim? Yanılmadınız bölgeye yapılacak yüz milyon dolara yakın inşaat projesinin Fettah Tamince tarafından inşa edilmesi planlanmakta…

Antalya’da yaşayanlar ve Antalya’yı iyi bilenler bu şehrimizdeki Phaselis Antik Kenti’ni iyi bilirler…

İşte efendim her yıl on binlerce turistin ziyaret ettiği bu antik kent için de çok “Ballı” projeler geliştirilmiş durumda… Bu bölgeye Fettah Tamince otel dikmek istiyor… Tabii lokasyon nadide bir elmas gibi ve burada da ortaya yüz milyon dolara yakın bir rant çıkacak…

Şimdi parçaları üst üste koyalım:Ortada yüz milyonlarca dolarlık 2 büyük rant projesi var, bu projelerin normal şartlarda imar izni, bölgelerin tarihi alan olması sebebi ile gerçekleşmesi imkansız, bu rant projelerinin hayata geçmesi için Büyükşehir Belediyesi’nde işin “Pürüzlü” kısımlarının halledilip “Adrese teslim” olarak “Birilerinin önüne” getirilmesi lazım.Bu projeleri hayata geçirmek isteyen Fettah Tamince…Fettah Tamince’nin avukatı Cansel Çevikol Tuncer Antalya Büyükşehir Belediyesi’nde Genel Sekreter ve en yetkili 2.isim, Fettah Tamince’nin kimin isteği ile kurduğunu yukarıda yazdığımız Antalya Bilim Üniversitesi’nde kendisi Mütevelli Heyeti Başkanı iken Mütevelli Heyeti’nde üye olan isim Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın avukatı Ahmet Özel… Ve tabii Fettah Tamince’nin en yakın olduğu isimlerden birisi de Gökhan Böcek’in “Mevlüt Amcası” Mevlüt Çavuşoğlu…

Şimdi sanırız bu Cansel Çevikol Tuncer’in neden vazgeçilmez olduğu daha iyi anlaşılmıştır… Hatta size bir detay verelim daha 1,5 ay önce Cansel Çevikol Tuncer ile Fettah Tamince’nin Antalya’da bir plazanın 6.katında buluşarak uzunca bir görüşme gerçekleştirdiği ve bu projeler hakkında konuştukları Antalya kulislerinden bize gelen bir bilgi…

Antalya İl Örgütü durumdan son derece rahatsız…Gerek İl Başkanlığı gerekse ilçe örgütleri Cansel Çevikol Tuncer’den duydukları rahatsızlığı defalarca dile getirdiler.  Bu arada Başkan Muhittin Böcek’in oğlunun ifadeleri ile “Mevlüt Amcasının yanına” yani AKP’ye geçeceği iddiası ile ilgili Antalya örgütünden görüştüğüm üst düzey bir yönetici “Muhittin Böcek Antalya’yı kendi başına Cumhuriyet gibi yönetmek istiyor.Genel Başkan’ın gönderdiği Hüseyin Karakuş ismini de bu sebeple istemedi.  Genel Merkez yöneticilerine “Ben burada seçilmek için bu kadar para harcadım,bu kadar yatırım yaptım burayı ben yönetirim siz değil” dedi.Bu AKP’ye geçme söylentisi ise Muhittin Böcek’in Genel Merkez’e karşı elini güçlü tutmak için ortaya sürdüğü kozu”ifadelerini kullandı.

Evet Antalya’da ne seçmenin iradesi nje partililer kimsenin umurun da değil. Yaşanan krizin asıl sebebi yüz milyonlarca dolarlık rant ve siyasi güç savaşı…

Şimdi geçiyoruz Hatay’a…

***

Bildiğiniz gibi Hatay’da CHP’nin Belediye Başkanı Lütfü Savaş…Ancak CHP Örgütü Lütfü Savaş’tan adeta yaka silkiyor. Zaten Lütfü Savaş da her fırsatta özel sohbetlerde “Ben milleytçi ve ülkücüyüm,partili olan sizsiniz” diyor. Lütfü Savaş Belediye Başkanı seçildikten sonra Hatay İl Örgütü’nün kapısından içeri girmedi…

Tabii konunun arka planına hakim olmayan okuyucularımız ” Bir CHP Büyükşehir Belediye Başkanı nasıl olur da ben ülkücüyüm,partili olan sizsiniz” der diyebilirler…Anlatalım efendim…

Lütfü Savaş hiç bir zaman CHP’li olmadı zaten… Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Sekreteri iken Alevi ve solcu öğrencilerin fişlenmesi skandalına adı karışan da Lütfü Savaş’tı..2009 seçimlerinde AKP’den Antakya Belediye Başkanı olan da Lütfü Savaş’tı. AKP içerisinde kendisini “Ülkücü,milliyetçi” olarak konumlandırıp bu yönde sıklıkla beyanlar veren de Lütfü Savaş’tı…

2014 yılında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Lütfü Savaş’ı Hatay Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak gösterdiğinde tüm parti örgütleri ayağa kalkmış ve isyan etmişti. Özellikle o dönem CHP Hatay Milletvekillerinden Mehmet Ali Ediboğlu şiddetle bu adaylığa karşı çıktı… Ama Lütfü Şahin’in arkasında Genel Merkez’de çok etkili olan Hatay Milletvekili Mehmet Güzelmansur vardı…

Sonuç ne mi oldu? Kılıçdaroğlu örgütlerin hiç bir tepkisini dinlemedi ve 2014’te Lütfü Savaş’ı Hatay Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak gösterdi.2015 Milletvekili seçimlerinde Lütfü Savaş’ın adaylığına karşı gelen CHP Milletvekili Mehmet Ali Ediboğlu listeye konulmayarak tasfiye edildi.

Lütfü Savaş’ın karşısında olan bir başka önemli isim Nihat Matkap da tasfiye edilenler listesine eklendi.

Tabii şimdi Sn.Lütfü Savaş’a (Cevap vereceğini sanmasak da) şu soruyu da sormamız lazım: Sn.Başkan CHP içindeki en büyük destekçiniz olan ve petrol istaysyonları bulunan Hatay Milletvekili Mehmet Güzelmansur’un “Gizli ortak” olarak kurdurduğu çeşitli şirketler aracılığı ile Hatay Büyükşehir Belediyesi’ne çok yüklü miktarda akaryakıt sattığı doğru mudur?

Ama Lütfü Savaş’tan CHP örgütlerinin rahatsızlığı sadece bu siyasi-ticari ilişkilerden kaynaklı değil.

Tarih:2015

Yer:CHP Kırıkhan İlçe Başkanlığı

Milletvekili adayları saatlerdir gelmesini bekledikleri Lütfü Savaş’ın uzun süren gecikmesi sonrasında huzursuzlanmaya başlarlar. Az sonra Lütfü Savaş’ın Aydınlı Mahallesi’nde bulunan bir “Şeyhin” evinde olduğu ve her zaman gittiği bu şeyhin evinden konu ne olursa olsun oradaki işi bitmeden çıkmadığı bilgisi gelir.

Kırıkhan İlçe Başkanlığı’nda bulunan vekil adaylarından birisi kalkarak “Türkiye Cumhuriyeti şeyhler,şıhlar ve meczuplar devleti olamaz diyen Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu bu partide ben bu durumu CHP’ye de,Atatürk’e de,kendime de hakarat sayarım” diyerek toplantıyı terk eder…

Ama Lütfü Savaş’ın “Şeyh-Şıh ” sevdası bununla bitmez…

Hatay’da Yunus Emre Yaşatma Derneği adında faaliyet gösteren bir dernek ve bu derneğin başında olan Erdal Koşay isminde bir zat-ı muhterem bulunmakta… İşte bu Erdal Koşay’ın da bir Nakşibendi Tarikatı şeyhi olduğu ve Başkan Lütfü Savaş’ın düzenli olarak bu Erdal Hoca’yı ziyaret ettiği Hatay kulislerinde dile getiriliyor.

Öte yan dan Hatay İl Örgütü başkan Lütfü Savaş’a adeta ulaşamıyor… Büyükşehir Belediyesi’ne yapılan kadro alımlarında İl ve İlçe örgütleri tek bir CHP’li partiliyi işe aldıramazken AKP ve MHP’li isimler belediyeye alınıyor.

Hatay İl Örgütü adeta isyan ediyor…

Şimdi geçelim Ankara ve İstanbul’da yaşanan 2 önemli gelişmeye…

***

CHP’de yaşanan son kurultay suların durulmasını sağlamak şöyle dursun parti içerisinde son derece ciddi bir muhalif dalganın yayılması sürecini de başlattı…

Tüm bunlar yaşanırken CHP içerisinde 2 ilçede çok önemli gelişme yaşandı.

Bunların ilki CHP Ümraniye ilçesi.. Ümraniye ilçe yönetim kurulu istifalar nedeni ile düştü… Ümraniye ilçe istifa ederken ilçe yönetiminin kadınlara davranış biçiminden duyulan rahatsızlık özellikle dile getirildi.

Şimdi ortada enteresan bir durum var… İBB seçimlerinin kazanılmasından sonra tamı tamına 42 bin üyenin istifa ettiği CHP İstanbul İl Örgütü bu kez de tüzük gereği 45 içerisinde olağanüstü kongreye gitmek zorunda olan Ümraniye İlçe Başkanlığı’na “Kongre izni vermiyor” ve “Kayyumla devam” etmek istiyor…

HDP’li vekiller kayyum ile görevden alınırken kendilerini ziyaret edip desteklerini sunan,destek mesajları paylaşıp “KAYYUM DEMOKRASİYE VURULMUŞ EN BÜYÜK DARBEDİR” diyenler iş kendilerine muhalif isimlerin de aday olacağı hatta büyük ihtimalle kongreyi kazanacakları ve Tüzük gereği de yapılması zorunlu olan kongreyi yapmaya gelince “KAYYUM İYİDİR,KAYYUMLA DEVAM EDELİM” diyorlar. Niye? Çünkü kayyum muhalif değil,kendi atadıkları isimler…

İstanbul CHP örgütü de içten içe kaynıyor, medyada yaratılan “Efsane Başkan” algısı tabanda hiç de öyle gözükmüyor ve Canan Kaftancıoğlu ve yönetimine ciddi tepki var. İBB kadrolarına CHP’liler ancak uzaktan bakarken İYİ PARTİ’li,HDP’li ve hatta İYİ PARTİ’yi “İstasyon ve kamuflaj” aracı olarak kullanan AKP’liler tepeden inme paraşütle getiriliyor.

İBB’de işe alımlarda İYİ PARTİ İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu’nun eski il başkan yardımcısı ve şimdi kadrosu İSKİ’de Danışman olan Fatih Oğuz’dan dolayısı ile Buğra Kavuncu’dan habersiz kuş uçmuyor…

***

Gelelim Ankara’nın Etimesgut ilçesinde yaşananlara…

Ankara’nın Etimesgut ilçesi son seçimlerde Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik’in aday yapılarak adeta kaybedilmesine göz yumulan bir ilçe zira Celal Çelik’in “Kılıçdaroğlu’nun avukatı ve sırdaşı” olmaktan başka hiç bir siyasi geçmişi de tabanda karşılığı da yok.

Ama bu ilçe gelecek seçimde kazanılması en muhtemel ilçelerden birisi,ranta çok açık bir metrolopol ve Ankara İl Delegasyonunun kontrolü açısından da önemli.

Şimdi 2019 yılının Temmuz ayında CHP Etimesgut ilçe yönetimi başta başkan Ayhan Yılmaz olmak üzere yaşanan istifalar ile düştü.

Ayhan Yılmaz’ın yerine ise Genel Merkez CHP Ankara Milletvekili Nihat Yeşil’in kardeşi Ahmet Yeşil’i getirdi.

Genel Merkez tıpkı bugün Ümraniye’de yaptığı gibi o zaman da vekil Nihat Yeşil’in kardeşi Ahmet Yılmaz ile yola devam etmek istedi.Yani kayyumu kalıcı hale getireceklerdi.Ancak Etimesgut İlçe örgütü bastırdı ve olağanüstü kongre gerçekleşti.

Kongreyi 4 farklı gruba karşı arkasına 10 Aralık ekibinin başı olan Oğuz Kaan Salıcı’yı alan Onur Öktem kazandı.Onur Öktem eski CHP İzmir Milletvekili olan ve trafik kazasında hayatını kaybeden Enver Öktem’in oğluydu.

Sonra olağan kongre sürecinde Onur Öktem bu 4 farklı muhalif grubu bir kez daha yenerek yeniden ilçe başkanı oldu.

Ancak geçtiğimiz ay içerisinde CHP’de çok uzun zamandır yaşanmayan bir gelişme yaşandı ve muhalif kongre delegeleri yeterli imzayı toplayarak Etimesgut ilçeyi olağanüstü kongre sürecine soktular.

Ve muhalifler bu imzaları toplayıp,Onur Öktem’i devirirken Genel Merkez buna “Yol verdi”, göz yumdu,zımnen destek verdi.

Bu çok önemli zira Etimesgut örneği Türkiye için bir örnek teşkil ediyor… Çok uzun olmayan bir gelecekte CHP içerisinde yönetimden memnun olmayan pek çok il ve ilçede kongre delegeleri tıpkı Etimesgut örneğindeki gibi imza toplayarak il yahut ilçeleri olağanüstü seçimlere götürebilir.

Bu süreçte Etimesgut’un Ankara delegasyonu için önemini bilen Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen imzacı muhalifleri destekleyerek Etimesgut üzerinde de ayrı bir nüfuz alanı kurmaya çalışıyor.

Etimesgut’taki sürece müdahil olan bir başka odak ise Etimesgut’un en fazla göç aldığı ilçe olan Mamak ilçesi CHP Örgütü… Mamak CHP İlçe örgütü de Etimesgut’taki yeni dengelerde kendisi etkin olmak adına sürece müdahil olmuş durumda.

Bu arada Etimesgut örgütünün sancılı imza toplama sürecinde ilçe yönetimine yakın isimlerin sosyal medya üzerinden muhalif imzacı bayanları aşağılayıcı paylaşımları büyük tepki ve rahatsızlık yaratırken, Etimesgut Kadın  Kolları ile CHP Kadın Kolları Başkanı Aylin Nazlıaka arasında Kadın Kolları Genel Başkanlığı sürecinden beri süregelen bir gerginlik ve soğukluk var.

Bir önemli detay da olağanüstü kongre için delegelerden imza toplayan muhaliflerin pek çok delegeye yakınlarını,çocuklarını Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde işe aldırma vaadi vererek imzalarını almaları.

Böyle bir vaadi Genel Merkez’in onayı olmadan verebilmeleri pek mümkün gözükmüyor doğrusu…

Öte yandan geçtiğimiz günlerde kamuoyunun yakından tanıdığı ve CHP içerisinde çok etkin bir isimle konuşmamızda bana “Kılıçdaroğlu,10 Aralık ekibine operasyon çekecek… Yapılan görevden almalara dikkat et,hemen hepsi 10 Aralık ekibine ve Oğuz Kaan Salıcı’ya yakın isimler” demişti.,

Etimesgut İlçe Başkanı Onur Öktem;’in de Salıcı’ya yakın bir isim olması ve muhalifler olağanüstü kongre için imza toplarken Genel Merkez’in hiç karşı çıkmadan buna adeta destek vermesi de bu yaptığım görüşme ile birlikte değerlendirildiğinde çok daha ilginç bir hal alıyor.

***

Evet ülkedeki rezil,liyakatsiz AKP’ye karşı umut ve alternatif olması gereken CHP’de işte TİCARET-SİYASET-GÜÇ-RANT ekseninde böyle bir kazan kaynıyor…

Ve bu partinin cefakar,vefakar parti emekçileri Genel Başkanları 10 yılda bir kez gerçekten güzel bir Meclis konuşması yaptı diye adeta bayram yapar hale getiriliyor…

Sn.Kılıçdaroğlu bu partinin içini siyaseten boşaltmıştır,bu partide bugün yaşanan  rezillikler bu ideolojik savrulma ve partinin kendi değerlerine yabancılaştırılmasının sonucudur.

18 Haziran Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ve hemen ardından gelen “İTTİFAK” sisteminin getirdiği “zorunluluk” nedeni ile yerel seçimlerde İTTİFAK desteği ile kazanılan Büyükşehirler kesinlikle Kemal Kılıçdaroğlu’nun başarı hanesine yazılacak bir puan değildir.

Zira ortada gerçek bir zafer de yoktur, kazanılan belediye sayısına,belediye meclis üyesi sayısına, genel oy oranına bakılacak olursa AKP hepsinde öndedir.

Yerel seçimlerdeki kazanılan belediyeler zaten kurulması doğal zorunluluk olan yani Kılıçdaroğlu’nun bir stratejik deha falan göstermediği ittifakın diğer partilerinin desteği,adayların muhteşem seçim performansı ve AKP’nin yıpranmışlığı sayesinde kazanılmıştır

Kimsenin kendisini kandırmasının  lüzumu yoktur,CHP “YÖNETİLEMEMEKTEDİR”… Tıpkı AKP’nin Türkiye’yi yönetemediği gibi Kılıçdaroğlu ve ekibi de CHP’yi yönetememektedir.

Ancak CHP’nin “YÖNETİLEMEMESİ” sadece CHP’nin sorunu değildir,ortaya çıkarttığı muhalefet eksikliği ve yetersizliği nedeni ile Türkiye için AKP iktidarı kadar önemli bir sorundur.

CHP bu yönetilememe halinden bir an önce kurtulmalıdır, parti il binalarında ağzından çıkan en ufak muhalif cümle,eleştirel sosyal medya paylaşımı nedeni ile yığılmış duran “İHRAÇ” dosyalarını işleme koyup,parti içi muhalifler için giyotin sehpaları kurmak sadece başını kuma gömmektir.

CHP örgütü siyasi ve ticari pazarlıklar karşılığında feda edilmiş durumdadır.

Ve buradan bir kez daha tekrar ediyorum CHP bu yönetim anlayışından”KURTARILMALIDIR”

Zira “CHP KURTULMADAN,TÜRKİYE KURTULMAZ!é

 

 

Yorum yapmak için tıklayın

Bir Cevap Yazın

ÖZEL HABER

CHP’DE ASLI BAYKAL İDDİASI

Yayınlanma Tarihi:

on

HABER ALTERNATİF

ÖZEL-KULİS HABER

CHP’de parti içi muhalefet gruplarının bir sonraki kurultaya yönelik çalışmaları devam ederken, çarpıcı bir kulis bilgisi geldi…

CHP’de eski genel başkan Genel Başkan Deniz Baykal’a yakınlığı ile bilinen bazı isimlerin birlikte hareket ederek gelecek kurultayda genel başkan adayı olarak Kemal Kılıçdaroğlu karşısına Deniz Baykal’ın kızı Prof.Aslı Baykal’ı aday göstermek istedikleri belirtiliyor…

Kulislere yansıyan bilgilere göre yıllarca Deniz Baykal ile yakın siyaset yapan bu isimler Aslı Baykal isminin hem kadın olması hem de “Soyadı” sebebi ile parti içi muhalefeti bir araya toplayabileceğini düşünüyorlar.

Aslı Baykal isminin yıpranmamış bir isim olduğunu belirten CHP içerisindeki bu “Eski tüfek” siyasetçiler, özellikle son dönemde İYİ PARTİ’nin yükselen oylarında Meral Akşener’in Türk siyasetindeki tek kadın lider olmasının da belirli bir etkisi olduğu tespitini yaparlarken, Aslı Baykal’ın da kadın lider olarak CHP Genel Başkanı olması halinde İYİ PARTİ’ye kayan bu oyları konsolide edebileceğini ifade ediyorlar.

Ancak parti içerisinde Aslı Baykal isminin ortaya çıkması ile birlikte kulislerde fikir ayrılıkları da yaşanmaya başlandı.

Baykal ekibine yakın isimler ile birlikte hareket etmeyen ve Aslı Baykal ile birlikte başlatılacak bir parti içi muhalefet hareketinin “Ölü doğum” olacağını savunan ayrıca partide şu anki yönetime olduğu kadar, Baykal ve yakın ekibine de parti tabanından ciddi bir tepki olduğunu belirten pek çok muhalif isim ve grubun ise Aslı Baykal ismine son derece soğuk baktıkları ifade ediliyor.

Aslı Baykal isminin gündeme getirilmesinin “Soyadı” nedeni ile de yanlış olduğunu belirten parti içerisindeki diğer muhalif gruplar “Biz AKP’ye akraba-eş-dost partisi, aile partisi diye eleştiri getiriyoruz. CHP bir “Aile” partisi değildir, Genel Başkanlık makamı da babadan çocuklara soy adı ile devredilecek bir makam değildir” şeklinde tepki gösterdikleri ifade ediliyor.

Geçtiğimiz günlerde ise Prof.Aslı Baykal hakkında medyaya yeni bir parti kuracağı yönünde iddialar yansımıştı.

Hatırlanacağı gibi Aslı Baykal son olarak Mahir Caferoğlu’na satılmadan önce HALK TV’nin başına geçmiş ancak Aslı Baykal yönetiminde finansal açıdan daha da kötüye giden HALK TV bir süre sonra Caferoğlu’na satılmıştı.

Prof.Aslı Baykal’ın kulislere yansıyan iddialar karşısında nasıl bir turum takınacağı ise merakla bekleniyor…

________________________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan, bağımsız ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan, Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir, DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

 

 

 

Okumaya Devam Et

ÖZEL HABER

İŞTE 43 KİŞİYİ “BUHARLAŞTIRAN” “KİLİT” EKİP

Yayınlanma Tarihi:

on

HABER ALTERNATİF-ÖZEL

Celal Eren ÇELİK

AKP’li Malatya Yeşilyurt Belediyesi’nin “ÇEVREYE DUYARLI BİREYLER YETİŞTİRME” projesi çerçevesinde Almanya’ya gönderilen 45 kişiden 43’ünün Türkiye’ye geri dönüş yapmadığı geçtiğimiz günlerde ortaya çıkmıştı.

Konunun üzerine giden HABER TÜRK yazarı Sevilay Yılman ise olayın “İnsan kaçakçılığı” olduğunu belirttiği köşe yazısında AKP’li Yeşilyurt Belediyesi ile birlikte bu projeyi organize eden “Malatya Kişisel Gelişim Dünyası Derneği” ‘ adeta “Buharlaşan” 43 kişinin Almanya’ya gelmesi için “Davetiye” gönderen ve tüm masraflarını karşılayan şirketin MEGA KİLİT GMBH isimli bir şirket olduğunu ancak “Tüm kaynaklarını kullanmasına rağmen” şirketin sahibi olan Ersin Kilit hakkında hiç bir bilgiye ulaşamadığını,Türk büyükelçiliğinin de bu kişi ve şirkete ulaşamadığını yazmıştı…

43 kişilik ekibe Almanya’dan davetiye gönderen ve “Tüm masrafları” karşılayan şirketin tüm ağını HABER ALTERNATİF açıklıyor…

Öncelikle şirketin isminin MEGA KİLİT GMBH olduğu doğru ancak sahibi Ersin Kilit değil…

MEGA KİLİT GMBH 2 Mayıs 2016 tarihinde 25 bin Euro sermaye ile Hannover Ticaret Odası’na HRB 213752 ticaret sicil numarası ile kaydını yaptıran bir şirket.

Şirket şu anda “Kağıt üzerinde” Almanya’da  Scheffelstr. 2 , 30167  Hannover adresinde 4 katlı bir binadaki tek bir dairede faaliyet gösteriyor,”Kağıt üzerinde” zira şirketin 5 yıllık ticari geçmişi incelendiğinde ortaklık sözleşmesindeki faaliyet alanı “Gastronomik ünitelerin işletilmesi, satış makinelerinin kurulumu” gibi yüksek kar marjı olan bir sektörde hemen hemen hiç bir iş yapmayan bir “Tabela şirketi” olmaktan çok da öteye gidemediği görülüyor.

Şirketin kuruluşundaki ilk genel müdürü ise Yılmaz Polat. Yılmaz Polat 8 Ocak 2015’te kurulup, 16 Ocak 2018 yılları arasında ise  batarak tasfiye edilen  ve Hannover Ticaret Odasına HRB 211931 ticaret sicil kaydı ile kayıtlı olan PAMUKKALE GASTRO UG isimli firmanın sahibi.

Yılmaz Polat’ın PAMUKKALE GASTRO UG isimli şirketi faaliyet gösterirken kurduğu “İlişkiler ağı” aslında bugün Almanya’dan dönmeyen 43 AKP’linin buharlaşması olayındaki soru işaretlerinin odağındaki  MEGA KİLİT GMBH şirketine de ışık tutmakta.

Zira Yılmaz Polat’ın 2014-2016 tarihleri arasında yakın ilişki kurduğu isimler Hazime Kilit,Zeynep Kilit,Hüseyin Kilit ve Zeynep Gökçe…

Ve 2016 yılından itibaren Yılmaz Polat’ın Genel Müdürlüğü sonrasında MEGA KİLİT GMBH’de sırası ile kurulan bu yakın ilişkilerde ismi geçen kişileri peş peşe Genel Müdür olurken görüyoruz…

İddiaların odağındaki MEGA KİLİT GMBH şirketinde 10 Haziran 2016 tarihinde Genel Müdürlük görevine Hüseyin Kilit gelirken, 12 Ocak 2018 tarihinde bu göreve Zeynep Kilit atanıyor. 22 Mayıs 2018 tarihinde Hüseyin Kilit Genel Müdürlük koltuğunu devralırken,22 Ağustos 2019 tarihinde ise şirketin Genel Müdürü bu kez Zeynep Gökçe oluyor… Ve son olarak 7 Ocak 2020 tarihinde Zeynep Gökçe yerine Genel Müdür koltuğuna bu kez Hazime Kilit oturuyor.

Bu arada 18 Haziran 2019 – Langenhagen, Am Pferdearkt 6, 30853 Langenhagen adresinde Nord Bau Kilit GmbH isimli bir şirket kuruluyor. Şirketin Genel Müdürü ise Mario-Celal Rashid Selmani… Ancak tek bir ticari faaliyet bile göstermeyen ve sürekli zarar eden bu şirket bir süre sonra yeni “Yöneticileri” ile tanışıyor…

Nord Bau Kilit GmbH şirketine iddiaların odağında olan MEGA KİLİT GMBH ortak oluyor ve bu Nord Bau Kilit GmbH isimli şirketin Genel Müdürlüğü görevine önce 2018 Ocak ayında Ahmet Olgun gelirken,18 Haziran 2019 tarihinde aynı zamanda 2018-2019 tarihleri arasında iddiaların merkezindeki MEGA KİLİT GMBH şirketinin o tarihlerdeki Genel Müdürü olan Zeynep Kilit geliyor.

Nord Bau Kilit GmbH şirketinde 2018 yılında Genel Müdür olan Ahmet Olgun ise iddiaların AKP’li Yeşilyurt belediyesine davet gönderip tüm masrafları karşılayan MEGA KİLİT GMBH şirketinin ilk Genel Müdürü olan Yılmaz Polat ile bağlantılı bir isim.

Tüm bu ilişkiler ağında dikkat çekici olan kurulan tüm bu şirketlerin tamamının “Kağıt üzerinde” kurulmuş ama aktif ticari faaliyet göstermemiş “Tabela şirketi” olmaktan öteye gitmemiş “Naylon şirketler” olması.

Bu da akıllara kurulan bu şirketler sayesinde oluşturulan “Naylon şirketler ağı” sayesinde Türkiye içerisinde “Kurdurulan” STK’lar ile birlikte “Proje” adı altında belediyeler eli ile yurtdışına insan ve diğer başka kaçakçılık türlerinin yapılması için bir organizasyon kurulup kurulmadığı sorusunu getiriyor…

Yani  kafalardaki soru işaretleri doğruysa ki tüm işaretler ve bağlantılar bu soru işaretlerinin doğru olduğunu göstermekte; bu “Naylon şirketler ağı” önce Türkiye’de bir STK kurduruyor,sonra buraya “Yurtdışına kaçırılacak kişileri” kaydettiriyor, sonrasında “Tüm masraflarına sponsor” olacağı bir PROJE” götürüyor, bu “PROJE” nin kabulü ile belediyeler proje katılımcılarına devletin “GRİ PASAPORTUNU” çıkartıyor ve “Yurt dışına kaçırılması planlanan” kişiler böylesi bir organizasyon ile hem de ellerinde devletin “GRİ PASAPORTU” gibi çok önemli kapıları kendilerine açacak bir “ANAHTAR” ile yurtdışına çıkıyor ve en son aşamada AKP’li Malatya Yeşilyurt Belediyesi’nin gönderdiği ve geri dönmeyen 43 kişi gibi bir anda “Buharlaşıyorlar”…

Ve büyük ihtimalle de bu 43 kişi gibi belki de yüzlerce, belki binlerce “Buharlaşan” vatandaş var..

Şimdi burada sorulması gereken bazı soruları da HABER ALTERNATİF olarak soruyoruz:

1-Yukarıda yazmış olduğumuz ilişkiler ağı içerisinde ismi geçen şahıslar yahut şirketler Türkiye’de başka belediyelere de bu şekilde “PROJE” teklif ederek “Sponsor” olmuşlar mıdır?

2-Bu ilişkiler ağı içerisinde yer alan isim ve şirketler hakkında Almanya’daki Türk Büyükelçiliği’nin bir bilgisi var mıdır,varsa yetkili merciler ile bu bilgi paylaşılmış mıdır?

3-Bugüne kadar bu ilişkiler ağı içerisinde yer alan kişi ve şirketler ile birlikte ortak proje düzenleyen başka STK var mıdır?

4-Bu ilişkiler ağı içerisinde bulunan kişi ve şirketler ile Türkiye’de bulunan ve ortak proje düzenleyen STK’ların para alışverişi ve hesap trafikleri ne şekilde seyretmiştir?

5-Ve belki de en önemlisi Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 2020 yılının Eylül ayında gerçekleştiği bilinen bu skandal ile ilgili gerek Alman resmi makamları, gerek Interpol ile temasa geçip açıkladığımız bu ilişkiler ağı içerisindeki şirket ve kişiler ile ilgili bir çalışma başlatmış mıdır?

________________________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan, bağımsız ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan, Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir, DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

 

 

 

 

Okumaya Devam Et

ÖZEL HABER

AKP’NİN MONTRÖ RÖVANŞI VE AHMET ALTAN’A VURAN PİYANGO

Yayınlanma Tarihi:

on

Celal Eren ÇELİK

Evet efendim bu yazımızda önce sizlerle tarihte çok da uzun olmayan bir zaman diliminde geriye doğru gideceğiz…

Dedik ya çok değil bundan 14 yıl öncesinde hayatımıza 15 Kasım 2007 tarihinde TARAF isimli bir gazete girdi. Bu gazete ALIM YAYINEVİ isimli bir şirket tarafından çıkartılıyordu. Gazetenin Genel Yayın Yönetmenliği koltuğuna Ahmet Altan oturtulmuştu.

TARAF gazetesinin kurulmasından kısa süre sonra Türkiye Ergenekon ismi verilen büyük kumpasın ilk dalgaları ile karşılaşmaya başladı… TARAF gazetesi yıllar sonra tamamen kumpas olduğu ortaya çıkan Ergenekon Davası’nın “Medya ayağını” oluşturuyordu…

”Dijital ortamda oluşturulmuş” sahte ve düzmece belgeler, “Bavullar ile servis edilen” bilgiler sistematik olarak her zaman ilk önce TARAF GAZETESİ’nde manşet oluyordu…

TARAF adeta “Tasfiye edilen eski düzeni yıkan gazete” olarak sembolleşiyordu bu süreçte…Rasim Ozan Kütahyalı’dan Mehmet Baransu’ya,Ahmet Altan’dan Yasemin Çongar’a kadar TSK’ya atmadık çamur bırakmıyor yazmadıklarını bırakmıyorlardı…

AKP ise kurulan “KİRLİ ORTAKLIK” ile TARAF GAZETESİ’ni el üstünde tutuyor, uluslararası kuruluşlar gazeteye ödül üzerine ödül veriyorlardı.

Nasıl vermesinlerdi ki ? TARAF öyle manşetler atıyor, öyle “İnce işçilik” bir “Operasyon tetikçiliği” yapıyordu ki “Kumpası kuran” çevrelerin takdirini tabii ki hak edecekti…Zira TARAF’ı belliydi ne de olsa…

TARAF GAZETESİ 26 Temmuz 2008’de Cumhuriyet’i Ergenekon isimli  “Derin bir yapının yönettiğini iddia ettiği” 1923’te KURULDU,2008’DE ARINIYOR manşeti ile çıkıyordu.

“Operatif tetikçiliğin nadide örneklerini sergileyen” TARAF isimli psikolojik harp makinası 19 Kasım 2009’da KOD ADI KAFES manşetini atarak “Kafes Eylem Planı” yalanı haberi ile operasyon yapıyor, 12 Haziran 2009’da AKP VE GÜLEN’İ BİTİRME PLANI yalanını manşetine taşıyor,20 Ocak 2010’da FATİH CAMİİ BOMBALANACAKTI manşeti ile “Operasyon yapmaya” devam ediyordu.

10 Ocak 2009 tarihinde sonradan silahların FETÖ tarafından yerleştirilip TSK’nın şerefli subaylarına kumpas kurulduğu ortaya çıkan Poyrazköy kazılarını da yine “Operasyon karargahı” TARAF isimli paçavra herkesten önce manşetine ÜSTÜ CUMHURİYET,ALTI ERGENEKON manşeti ile veriyordu…

22 Şubat 2010 tarihinde TSK’yı “Darbe yapmayı istemekle” suçlayan ve VESAYETE EN AĞIR BALYOZ manşeti ile çıkan ve bin bir yalanı utanıp sıkılmadan yaptığı “Operasyon ve kumpas” için ardı ardına sıralayan da yine TARAF isimli bu “Kumpas projesiydi”…

İşte TSK’ya tüm bu kumpaslar kurulur ve TSK, FETÖ tarafından kumpas ile çökertilip, vatansever subaylar Ergenekon ve Balyoz kumpasları ile tasfiye edilip FETÖ’cü subayların önü açılarak yükselmesi sağlanırken bu HAİN OPERASYONUN en önemli ayağı olan medya ayağını başından sonuna kadar Ahmet Altan isimli gazeteci görünümlü, Türk basın tarihinin en büyük “Tetikçilerinden” birisi yönetiyordu…

Sonradan TARAF GAZETESİ’ni kuran ALKIM YAYINEVİ’nin FETÖ tarafından finanse edildiği, TARAF GAZETESİ’nin başından beri bir “PROJE” olduğu ve FETÖ kumpaslarında planlı ve sistematik biçimde TSK’ya tarihinin en ağır operasyonunu yaptığı ve FETÖ’cü subayların önünün açılmasını sağladığı tek tek ortaya çıktı…

Şimdi geri dönmek üzere bu TARAF adlı “OPERASYON MERKEZİNE” bir virgül koyalım…

3 Nisan gecesi yani bundan 12 gün önce 103 emekli amiral Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin tartışmaya açılmasından ve bir amiralin tekkede çekilen sarıklı fotoğraflarından duydukları rahatsızlığı belirten bir “DUYURU” yayınladılar…

Aman efendim ortalık ayağa kalktı, bu emekli amiraller “Darbecilik” ile suçlandı,10 tanesi gözaltına alınıp tam 8 gün nezarethanede tutuldu, toplam 14 emekli amiral ifade verdi.

Ve en sonunda emekli amiraller “İl dışına çıkma yasağı” konularak serbest bırakıldı ama bu amiraller ordu evlerinden atıldılar…

Peki bu amiraller gözaltına alındığı zaman ortalığı ayağa kaldırıp amiralleri “Darbecilik” ile suçlayan,rütbelerinin sökülüp “Bedel ödetilmesini” isteyen kimlerdi?

Bunları isteyenler 2008-2012 arası Ahmet Altan’ın TARAF GAZTEESİ’nde attığı manşetler ile bizzat yönettiği TSK’ya kumpas operasyonuna o günlerde alkış tutan Cem Küçük,Nagehan Alçı ve bilimum AKP yandaşı gazeteci görünümlü “Kadrolu yandaş”…

Peki TARAF GAZETESİ’nde yapılan “KİRLİ OPERASYON ve KUMPASLAR” sonucu hayatının önemli bir bölümünü Silivri zindanında geçirmiş olan TSK’nın üst düzey general ve amiralleri arasında kimler vardı?

Montrö açıklaması sebebi ile 8 gün gözaltına alınan,hapisleri istenen, darbecilikle suçlanan ve serbest kalsalar da orduevlerinden atılan emekli amirallerimiz!

Yani efendim bu gece serbest kalan ve “Birilerinin” “Yaptığı gazetecilikti” diyerek “Demokrasi kahramanı” ilan etmeye kalktığı Ahmet Altan ve ekürisi Nazlı Ilıcak’ın tahliyesi hiç de öyle “Tesadüfi” bir zamanlama ile gerçekleşmemiştir.

AKP Montrö Açıklaması nedeni ile emekli generalleri oluşan kamuoyu tepkisi nedeni ile tutuklayamamış ama bu kadar “Gümbürtü koparttıktan” sonra “RÖVANŞ” olarak attığı manşetler ile bu emekli amirallerimizi ERGENEKON VE BALYOZ KUMPASI’nda Silivri Zindanı’na gönderen Ahmet Altan’ı serbest bırakıp “Ödüllendirerek” “Sizi istesem içeri atardım atmadım ama size kumpas kuranları da serbest bıraktım” mesajını vermiştir.

AKP burada aynı zamanda arasının uzun zamandır bozuk olduğu liberallere de göz kırpmaktadır ama asıl mesaj Montrö Bildirisi’ni imzalayan emekli amirallere ve onları destekleyenlere verilmiştir.

Ve Ahmet Altan’ın tahliyesi kendisi için bir büyük “Piyango” iken AKP için ise bir “Rövanştır”

Şimdi asıl soru şudur: “AKP bu rövanş mesajının devamını getirecek mi?”

Bu sorunun cevabını almak için çok bekleyeceğimizi ise hiç sanmıyorum…

_______________________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan, bağımsız ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan, Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir, DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

 

Okumaya Devam Et







Popüler

%d blogcu bunu beğendi: