Sosyal Medya Hesaplarımız

GENEL

CİHAN ÇİFTÇİ YAZDI:FRANSA-TÜRKİYE İLİŞKİLERİ DEĞERLENDİRMESİ

Yayınlanma Tarihi:

on

CİHAN ÇİFTÇİ

Son zamanlarda Doğu Akdeniz üzerinden yapılan tartışmaların odağında yer alan meselelerden birisi de Fransa Türkiye ilişkileri. Aslında iki ülke arasında yaşanan sorunlar sadece Libya meselesi ile sınırlı ya da son dönemde yaşanan çıkar çatışmaları sadece Macron ve Erdoğan dönemleri ile de sınırlı değil. Bu açıdan, mevcut sorunların 2000’li yılların başından beri var olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Bu duruma örnek olarak verilebilecek akla ilk gelen gerginlik konusu Ermeni meselesi. Bilindiği üzere 2017 yılından beri iktidarda olan Macron geçtiğimiz sene, 24 Nisan’ı “Ermeni Soykırımını Anma Günü” ilan etmişti.[1] Benzer şekilde Türkiye ise Ruanda’da yaşanan soykırımdan[2] Fransa’yı sorumlu tutmuş ayrıca Fransa’yı Cezayir’de katliam ve soykırım yapmakla da suçlamıştı.[3]

Bu türden gerilimlere sebep olan konuları çoğaltmak zor değil. Mesela 1980’lerde eylemlerine başlayan PKK’nın yarattığı korku ortamı neticesinde aralarında PKK’lı militanların yoğunlukta olduğu azımsanamayacak sayıda insan, Fransa’ya iltica etmiş böylece Türkiye’deki insan hakları ihlallerini konu alan platformlar oluşmuştu. Fransa, olaya insan hakları meselesi olarak bakarken Türkiye durumu terör sorunu olarak değerlendirmiş ve iki ülke arasındaki ilişkilere yeni bir çatışma alanı eklenmişti [4]. Fransa’nın, Türkiye’nin PKK uzantısı olarak gördüğü PYD ve YPG üst düzey görüşmeler yapmaktan geri durmaması bu konuda ki bir diğer çatışma sebebi. Buna ilaveten; Türkiye’nin, PYD/YPG’nin Suriye’deki hareket alanına yönelik 2019 yılından bu yana gerçekleştirdiği askeri operasyonlar Fransa tarafından “IŞİD’de alan açmak” olarak yorumlanmıştı. [5] Suriye ve Lübnan’ın bugünkü durumlarının üzerinde, eski Fransız manda yönetimin Nusayrilere tanıdığı imtiyazların büyük etkisinin olduğu düşünüldüğünde aslında Fransa ve Türkiye’nin bu coğrafyaya bakış açılarının ne kadar farklı olduğu görülebilmekte. [6]

İhtilaflı meseleler maalesef bunlarla da sınırlı değil. Bu minvalde, Fransa’nın genel olarak İslam’ın siyasal yelpazede güç kazanmasından rahatsızlık duyması sorunlu alanlardan bir diğeri. Burada şunu vurgulamakta fayda var. Fransa’nın bu konudaki negatif duyarlılığı sadece fundamentalist örgütlere duyduğu “antipati“ ile sınırlı değil. Bu açıdan, iktidara gelen, meşru bir siyasal parti de olsa durum pek fazla değişmiyor. [7]

Son zamanlarda Fransa ve Türkiye arasında Libya üzerinden yaşanan gerginliğinse biraz daha özel bir yeri var. Öyle ki; Fransa’nın bu bölgenin enerji rezervleri ile ilgili planlarının olması, Almanya’nın bölgeye fazla müdahil olmamasının sonucu olarak Fransa’nın rol kapmak istemesi ve bu bölgenin tarihsel olarak Fransa’nın geçmişten bugüne, kültürel anlamda

etkilediği bir coğrafya olması; Fransa’nın, Afrika’nın bu bölgesi için “Türk modelini” tehdit olarak görmesine sebep olmaktadır.

Evet, Doğu Akdeniz’de yaşanan çekişme doğal olarak Türkiye ile Fransa’yı karşı karşıya getiriyor. Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un bu yılın başında Yunanistan’a gerçekleştirdiği ziyareti, Fransa’nın Türkiye’ye bakışını anlamak için önemli veriler sunmuştu. O görüşmede Macron, Türkiye’nin doğalgaz arama faaliyetlerini, KKTC politikasını açık şekilde eleştirmiş ve Yunanistan-Güney Kıbrıs Rum Kesimi ortaklık ilişkilerini açıkça desteklemişti.

Bir diğer çatışma alanı Avrupa Birliği ve NATO… Her ne kadar AB hedeflerinden uzaklaşmış ve özellikle S-400 meselesi yüzünden NATO üyeliği tartışmaya açılmışsa da Türkiye’nin geleneksel tehdit algılamaları ve dış politika kodları bu organizasyonlar ile Türkiye arasındaki “karşılıklı bağımlılığı” geçersiz kılmamaktadır. Ancak, Ankara ve Paris’in Avrupa Birliği (AB) ve NATO meselelerinde birbirlerinin lehine tutumlar sergilediklerini söylemek güç. Yaşanan sorunlu diplomasinin bir diğer yansıması ise Haziran ayında yaşandı. Fransa Savunma Bakanı Florence Parly, 18 Haziran’da yaptığı açıklamada, Libya’ya silah taşıdığından şüphelenilen Çirkin adlı kargo gemisinin transponder sistemini kapatarak kimlik kodu, nihai destinasyonu gibi bilgileri gizlediğini, bunun üzerine Fransız Courbet gemisinin NATO görevi kapsamında kargo gemisini denetleme girişiminin Türk fırkateynleri tarafından engellendiğini söyledi.[2] Fransa bu konuyu NATO’ya taşıdı ve 1 Temmuz itibariyle de NATO’nun Akdeniz’deki deniz gücünün görev yaptığı operasyonlardaki katılımını askıya aldığını açıkladı.[3]

 

Genel tabloya bakıldığında mevcut sorunların üzerine yenilerinin eklendiği göze çarpıyor. Ancak özellikle Doğu Akdeniz’de “bir tarafın mutlak galibiyeti” pek mümkün ve rasyonel görünmemekte. Bu nedenle Türkiye’nin bu bölgede etkin olabilmesi ya da halk dilindeki ifadesiyle “pastadan pay alabilmesi” için bölgede ekonomik, kültürel, siyasi ve askeri nüfuzu bulunan ülkelerle diplomatik ilişkileri bir şekilde devam ettirebilmesi gerekmektedir. Bu açıdan Mısır, Suriye ve Libya büyük öneme sahip.

 

Ancak Türkiye’nin Suriye ve Mısır ile olan ilişkileri bilindiği üzere en düşük düzeyde. Diğer taraftan Libya’daki iç savaşın da tarafı olunmuş durumda. Bölgedeki ülkelerin yanında Yunanistan, Kuzey Kıbrıs Rum Yönetimi ve Rusya’da diplomasi sahasında temasın kesilmemesi gereken diğer ülkeler.

Her bir ülke ile olan diplomatik ilişkiler ayrıca ilgilenilmesi gereken konular olmakla birlikte Fransa özelinde; 2018 yılında ticaret hacminin 12,4 milyar Euro, 2019 yılında 14 milyar Euro olduğu, Fransa Türkiye’nin en çok ihracat yaptığı 7. ülke olduğu ve 2019 yılında Türkiye ye gelen Fransız turist sayısının bir milyona yakın olduğu düşünüldüğünde Türkiye-Fransa ilişkilerinde ekonominin “yapıcı rolü” fark edilebilmektedir.[4] Bu açıdan bakıldığında, Türkiye-Fransa ilişkilerinde ekonominin siyasi ilişkilerde bir normalleşme zemini oluşturması için çalışılabilir.

Türkiye için dikkatle izlenmesi gereken bir diğer nokta Macron’un ABD’den ve NATO’dan bağımsız bir Avrupa Birliği düşüncesini zaman zaman dillendiriyor olmasıdır. [1] Macron bu siyasi projesi için Avrupa ülkelerinden yeterli destek alamıyor. Ayrıca Fransa bu konuda Almanya’yı da kendi yanına çekebilmiş de değil. Bu nedenle Fransa’nın, kendi siyasi bakışının doğru olduğunu anlatabilmek amacıyla Türkiye ile olan ihtilafını -Rusya’nın Suriye ve Libya’daki nüfuzunu dengelemek için Ankara’ya yeşil ışık yakan- ABD’ye (bu minvalde NATO’ya) karşı kullanma eğiliminde olduğu düşünülebilir. Fransa’nın bu siyasi projeyi hayata geçirebilmesi için Almanya’yı ikna etmesi gerektiğini söylemek yanlış olmaz. Fakat Almanya transatlantik eğilimlerini sürdürmekte. Ancak yaklaşan ABD seçimleri işin rengini değiştirebilecek güçte. Şöyle ki tüm dünya gibi Almanya’da Trump yönetiminin öngörülmezliğinin farkında. Dolayısı ile Trump’ın tekrar seçilmesi durumunda Almanya’nın, ABD’nin belirsiz ve güvensiz yönetimine karşı Fransa’nın çizgisine kayması muhtemel senaryolardan biri.

 

Bu açıdan, Fransa’nın AB içerisindeki ikna gücünün zayıflaması, ABD ve NATO ile olan ilişkilerinin çatırdamaya başlaması Türkiye için “kullanılabilir” bir güç boşluğu oluşturmuştur denilebilir. Tabi bu güç boşluğunu kullanabilmek için örneğin sadece ABD ve AB ile değil, denklemin tüm unsurları ile diyalog kapısının açık olması gerektiğini de vurgulamak gerekir.

Diplomasi denge işidir son tahlilde…

 

[1] https://tr.sputniknews.com/karikatur/201811061036017764-fransa-macron-rusyaya-karsi-abdden-bagimsiz-avrupa-ordusu/

https://www.dw.com/tr/macrondan-avrupaya-ortak-güvenlik-çağrısı/a-52297419

 

[1] http://www.riknews.com.cy/tr/index.php/haberler/politik-haberler/item/34398-macron-ve-mitsotakis-bir-araya-geliyor

[2] https://www.dw.com/tr/nato-fransanın-taciz-iddiasına-ilişkin-ilk-raporunu-hazırladı/a-54006861

[3] https://tr.sputniknews.com/avrupa/202007011042363835-turkiye-ile-libya-krizinde-yeni-perde-fransa-dogu-akdenizdeki-seaguardian-operasyonundan/

[4] http://www.mfa.gov.tr/fransa-ekonomisi.tr.mfa

[1] https://www.dw.com/tr/fransada-ilk-ermeni-soykırımını-anma-günü/a-48462112

[2] https://tr.euronews.com/2019/10/18/ruanda-soykirimin-25-yil-ruanda-da-neler-oldu-bati-rolu-ne-fransa-tarih-arastirma-komisyon

[3] https://www.dw.com/tr/erdoğandan-fransaya-soykırım-suçlaması/a-48460125

[4] https://www.ntv.com.tr/dunya/fransaya-en-fazla-iltica-basvurusu-turkiyeden,EERLtgwJnke8Hmzgy7yEUg

[5] https://www.dw.com/tr/macron-türkiye-işid-bağlantılı-gruplarla-birlikte-çalışıyor/a-51518404

[6] https://webcache.googleusercontent.com/search?q=cache:ZnYOBgu-BmMJ:https://hbvdergisi.hacibayram.edu.tr/index.php/TKHBVD/article/view/2644/1980+&cd=6&hl=tr&ct=clnk&gl=tr&client=safari

[7] https://medyascope.tv/2020/02/20/macron-fransada-siyasal-islamin-yeri-yok-dedi-diyanet-ataseliklerinin-banka-hesaplari-kapatildi/

[8] http://www.riknews.com.cy/tr/index.php/haberler/politik-haberler/item/34398-macron-ve-mitsotakis-bir-araya-geliyor

[9] https://www.dw.com/tr/nato-fransanın-taciz-iddiasına-ilişkin-ilk-raporunu-hazırladı/a-54006861

[10] https://tr.sputniknews.com/avrupa/202007011042363835-turkiye-ile-libya-krizinde-yeni-perde-fransa-dogu-akdenizdeki-seaguardian-operasyonundan/

[11] http://www.mfa.gov.tr/fransa-ekonomisi.tr.mfa

[12] https://tr.sputniknews.com/karikatur/201811061036017764-fransa-macron-rusyaya-karsi-abdden-bagimsiz-avrupa-ordusu/

https://www.dw.com/tr/macrondan-avrupaya-ortak-güvenlik-çağrısı/a-52297419

Yorum yapmak için tıklayın

Bir Cevap Yazın

GENEL

İMAMOĞLU’NDAN GEZİ PARKI AÇIKLAMASI

Yayınlanma Tarihi:

on

İBB Başkanı İmamoğlu, mülkiyeti İBB’den alınarak Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilen Gezi Parkı’yla ilgili, “Taksim Projemizi engellemek için Gezi Parkı’nı almaya çalışıyorlar. Ancak bu proje İstanbulluların yüzbinlerce oyuyla seçildi. Hiçbir tekil akıl bunun karşısında duramaz. Biz buna güveniyoruz” dedi.

İmamoğlu’nun açıklaması şöyle:

“Gezi Parkı’nın devredildiği Sultan Beyazıt Hanı Veli Hazretleri Vakfı diye aktif bir vakıf şu anda yok. Gezi Parkı’nın mülkiyetini geri almak için İBB olarak davamızı açıyoruz.

Vakıflar Genel Müdürlüğü, bir anlamda Gezi Parkı’ndaki Topçu Kışlası’nın, kışla yapılmadan 310 yıl önce ölen II. Bayezid’in vakıf eseri olduğunu iddia ederek parkı İBB’den aldı.

Saraçhane’deki belediye binasını kütüphane ve kültür merkezi yapma projemiz anıtlar kurulundan geçmiyor. Anıtlar kurulu, belediye binasını bir Ayasofya gibi çivi çakılamaz SİT alanı gibi değerlendiriyor.

Taksim Projemizi engellemek için Gezi Parkı’nı almaya çalışıyorlar. Ancak bu proje İstanbulluların yüz binlerce oyuyla seçildi. Hiçbir tekil akıl bunun karşısında duramaz. Biz buna güveniyoruz.

Sana nasıl 25 yıl İstanbul halkı sana yetki vermişse, şimdi de Millet İttifakı’nın adayı olan Ekrem İmamoğlu’na verdi. Bizde bir laf var, “lillahi el fatiha” diyeceksin, demiyorlar. İstanbul benim mülküm, istediğim gibi karar veririm diyorlar.

Ülkenin yoksulluk gibi gerçek gündemlerinden halkı uzaklaştırma çabası var. Eskiden ayda 1-2 gündemle manipülasyon yapmak yetiyordu, demek ki artık yetmiyor, bu hafta 6-7 gündem geldi. Haftaya bakalım neler gelecek.

Kimse umutsuzluğa kapılmasın. Bu zor günler demokrasinin olgunlaşması için mücadele anlarıdır. Bu gibi olayların bir daha yaşanmaması adına, hukukun önde durduğu bir sistemi, inşallah hep birlikte inşa edeceğiz.”

KAYNAK: VERYANSIN TV

________________________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan, bağımsız ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan, Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir, DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

Okumaya Devam Et

GENEL

MİT’TEN ÖZBEKİSTAN’DA FETÖ OPERASYONU

Yayınlanma Tarihi:

on

Terör örgütü mensubu olmaları gerekçesi ile haklarında arama kararı çıkartılan ve firari olan Gürbüz Sevilay ve Tamer Avcı, MİT’in operasyonuyla Özbekistan’dan Türkiye’ye getirildi. Gürbüz Sevilay’ın, Irak ve Suriye’de PKK/KCK-PYD/YPG-SDG’ye yönelik silah temini faaliyetinde bulunduğu ve örgüt sorumlularıyla görüştüğü belirlendi.

Haklarında yakalama kararı bulunan firari Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları Gürbüz Sevilay ve Tamer Avcı, MİT’in operasyonuyla Özbekistan’dan Türkiye’ye getirildi.

Alınan bilgiye göre, savunma sanayisinde faaliyet gösteren Sevilay’ın 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında KHK ile devlet memurluğundan ihraç edilen FETÖ mahrem imamlarına şirketinde görev verdiği, söz konusu kişiler vasıtasıyla 2017’de PKK/KCK mensuplarıyla irtibatlandığı belirlendi.

Irak ve Suriye’deki PKK/KCK-PYD/YPG-SDG mensuplarının füze, anti-drone, radar sistemi ve termal üniforma ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla 2019’da ilk olarak Irak’ın kuzeyine giden Sevilay’ın, PKK/KCK organizasyonuyla illegal yollardan Suriye’ye geçtiği, Haseke’de örgütün silah/mühimmat/araç üretim ve geliştirme tesislerini ziyaret ettiği, ayrıca PKK/KCK sorumlularıyla örgüte ait karargahlarda görüştüğü tespit edildi.

Söz konusu görüşmelerde PKK/KCK tarafından kendisine iletilen ihtiyaçları karşılamak amacıyla savunma sanayi sektörü alanındaki uluslararası bağlantılarını devreye sokan Gürbüz Sevilay’ın, yabancı menşeli firma sorumluları ile PYD/YPG’nin Suriye’deki İHA/drone ile mücadele sürecini bizzat yönlendiren “Mazlum Kobani/Şahin Cilo” Kod Ferhat Abdi Şahin ve diğer üst düzey PKK/KCK mensuplarını Suriye’de bir araya getirdiği öğrenildi.

Sevilay’ın, FETÖ’ye Özbekistan’da maddi yardımda bulunduğu, devlet kurumlarına sızan FETÖ mensuplarının iltimasıyla yurt dışında usulsüz ihaleler alarak kazanç sağladığı, Kırgızistan ve Ukrayna’da şirketler açtığı tespit edildi.

FETÖ mensubu Tamer Avcı’nın ise örgüte öğrenci kazandırmak ve öğrencileri örgüt evlerine yönlendirmek için çalıştığı, örgüte ait şirketlerde sorumlu düzeyde görev yaptığı, internet üzerinden yayın yapan bazı haber portallarında Türkiye aleyhinde yazılar yazdığı belirlendi.

________________________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan, bağımsız ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan, Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir, DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

 

 

Okumaya Devam Et

GENEL

NİJERYA’DA KAÇIRILAN TÜRK GEMİCİLERİN TAMAMI BÜYÜKELÇİLİKTE

Yayınlanma Tarihi:

on

Geçtiğimiz ay içerisinde Nijerya açıklarında deniz korsanlarının saldırısına uğrayarak kaçırılan ve uzun süre rehin tutulduktan sonra serbest bırakılan Türk gemicilerin tamamı Türkiye’nin Abuja Büyükelçiliğine ulaşırken,mürettabatın hepsinin sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi.

VERYANSIN TV’nin haberine göre Nijerya’da serbest bırakılan Türk gemicilerden 9’unun daha getirilmesiyle 15 kişilik mürettebatın tamamı Türkiye’nin Abuja Büyükelçiliğine ulaştı.

Türkiye’nin Abuja Büyükelçisi Melih Ulueren, 9 Türk gemiciyi Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ekibi ve büyükelçilik yetkilileri ile karşıladı, telefonda aileleriyle görüştürdü.

Mozart Gemisi Kaptanı Mustafa Kaya yaptığı açıklamada, “21 gün sonunda özgürlüğümüze kavuştuk, şu anda ailelerimize kavuşacak olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Kısa zamanda ailelerimize kavuşacağız.” dedi.
15 Türk gemiciden 6’sı gün içinde Türkiye’nin Abuja Büyükelçiliğine getirilmişti.

Sağlık durumları iyi olan Kaptan Kaya ile Adil Alkan, Mesut Meral, Hamza Orhan, İlyas Baş, Mustafa Benklioğlu, Gökhan Lale, Erdi Akman, Halil Gülçür, Gökhan Buran, Alper Şeker, Vedat Aksan, Doğancan Cengil, Melih Çetin ve Ünsal Dilsiz’in resmi işlemlerin tamamlanmasının ardından akşam saatlerinde Türkiye’ye dönmeleri bekleniyor.

_______________________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan,bağımsız ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan,Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir,DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

Okumaya Devam Et







Popüler

%d blogcu bunu beğendi: