Sosyal Medya Hesaplarımız

ÖZEL HABER

COVİD TESTİ İÇİN KATAR ŞARTI!

Yayınlanma Tarihi:

on

HABER ALTERNATİF/ÖZEL HABER

Çok ağır belirtiler göstermeyen vatandaşlar için COVİD-19 testlerinin yapılması durdurulmuş durumdayken özellikle pasaport yenilemek için zorunlu olan COVİD-19 testlerinin yapımı aşamasında “Katar” söz konusu olduğunda ayrım yapıldığı ve ayrıcalık sağlandığı ortaya çıktı

Özellikle İstanbul’da bulunan ve yurtdışına çıkış yapacak yahut pasaport yenileyecek vatandaşlardan bunun için 110 TL tutarında bir bedeli kendilerine verilen HALKBANKASI’na ait bir IBAN numarasına yatırılması isteniyor.

Ancak sıkıntı tam da bundan sonra başlıyor zira İstanbul’da testi sadece yeni kurulan Sahra Hastanesi,Çapa ve Cerrahpaşa Hastanesi yaparken şehir hastaneleri vatandaşlar gerekli parayı yatırmış olmalarına rağmen COVİD-19 testi yapmıyorlar.

Ancak Şehir Hastaneleri’nin bu “Test yapmama” uygulamasının tek bir istisnası var o da “KATAR’A gidecek olan yolcular”

Şehir Hastanelerini test için arayan yurtdışına çıkış için pasaport yenileyecek ve bunun için de COVİD-19 testi yaptırması zorunlu olan vatandaşlara sadece “Katar’a giden vatandaşlara test yapıldığı” bilgisi verildiği ortaya çıktı.

Bu yıl içerisinde sadece 100 bin kişinin yeniden pasaport yenilemeleri ve yurtdışına çıkış yapmaları beklenirken,bu kişilerden zorunlu COVİD-19 testi için zorunlu olarak alınan toplam ücret ise 11 milyon TL olurken vatandaşlar ise “Devlet bizden milyonlarca lira para alıyor test için ama Katarlı olmadığımız ya da Katar’a değil başka ülkeye gittiğimiz için test yapacak hastane bulamıyoruz.Kendi ülkemizde Katarlı olmak ayrıcalık oldu” şeklinde tepkilerini dile getiriyorlar.

Yorum yapmak için tıklayın

Bir Cevap Yazın

ÖZEL HABER

SAĞLIK SÜRECİ YÖNETİLEMEZ AMA SAĞLIK RANTI YÖNETİLİR

Yayınlanma Tarihi:

on

Celal Eren ÇELİK

Geçtiğimiz günlerde bu köşeden yayınladığımız MEDİPOL İMPARATORLUĞU başlıklı köşe yazımızda Türkiye’de vatandaşın sağlık sürecini yönetemeyen Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın iş kendi ticari süreçlerine gelince nasıl da “Süreci çok iyi yönettiğini” kaleme almıştık…

Bugün yazacaklarımız gerçekten Sağlık Bakanlığı ve Sağlık Bakanı‘nın kendileri için “Önemli” konularda süreçleri nasıl da mükemmel (!) biçimde yönettiklerini ve Sağlık Bakanlığı içinde yaşanan “Rant oyunlarını” orta yere serecek…

Yalnız yazımızın detaylarına geçmeden önce özellikle 2 teknik konuya açıklık getirmek ve yazımızın tabiri yerindeyse “ATARDAMARINI” oluşturacak bu 2 teknik tabir ile ilgili ana hatları ile ilgili bilgi vermemiz gerekmekte…

Öncelikle Sağlık Bakanlığı tarafından verilen “HASTANE ÖN İZİN” belgesini anlatalım…

Ana hatları ile söyleyecek olursak bir özel hastane yapmak istediğinizde yapacağınız özel hastaneyi hangi arsaya yapacağınızı, hangi branşlarda özel hastanenizin hizmet vereceğini, kaç yatak kapasitesi olacağını, çeşitli uygunluk evraklarını tamamlayarak Sağlık Baklanlığı’na götürüyorsunuz ve burada bir kurul tarafından incelenen başvurunuz onaylanırsa size “HASTANE ÖN İZİN” belgesi veriliyor. Bu izni aldıktan sonra 2 sene içerisinde hastaneyi tamamlayıp hizmete açmanız gerekiyor, yoksa “HASTANE ÖN İZNİNİZ” yanıyor ve geçersiz hale düşüyor…

Bir de Sağlık Bakanlığı’nın adeta “Kalbi” ve “Beyni” olan bir kurul var:KADRO DEĞERLENDİRME KURULU yahut diğer adıyla KADRO DEĞERLENDİRME KOMİSYONU.

Bu kurulun başkanlığını ise bizzat Sağlık Bakanı yapmakta ve az önce bahsettiğimiz bu hastane ön izinlerinden tutun da ne kadar kritik karar varsa işte bu kurul almakta.

Şimdi yazımızda kaleme alacaklarımızın anlaşılabilmesi adına mutlaka açıklama yapmamız gereken bu 2 konuyı belirttiğimize göre detaylara geçebiliriz…

***

Yukarıda bahsettiğimiz ve Sağlık Bakanlığı için önemini vurguladığımız KADRO DEĞERLENDİRME KURULU’nun içerisinde en önemli ve kritik isimlerden bir tanesi Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü zira yine az önce bahsettiğimiz “HASTANE ÖN İZİNLERİNE” asıl onayı veren makam burası…

İşte bir süre önce Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü makamına “KONYALI” Ahmet Tekin atandı. “KONYALI” oluşunu özellikle vurguladık zira Sağlık Bakanı Fahrettin Koca bakan olduktan sonra Sağlık Bakanlığı’nın en önemli, en kritik üst düzey bürokratlık görevlerinin pek çoğuna kendisi gibi Konyalı olan isimleri atadı.

Yani şu an Sağlık Bakanlığı’nda ciddi bir “Konyalılar Grubu” etkisi bulunmakta.

İşte Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü görevine Ahmet Tekin’in atanmasının ardından Sağlık Bakanlığı 2019 yılının 8. ve 10. ayında 2 ayrı yönetmelik değişikliği yayımladı.

Bu yönetmelik değişiklikleri özel hastaneler ile ilgiliydi ve “HASTANE ÖN İZİNLERİ” ile alakalıydı.

2019 yılının 8. ayında yayımlanan ilk yönetmelik değişikliği ile birlikte 2 yıl süreli verilen ve 2 yıl içerisinde hastane kurulmaz ise yanarak iptal olan “HASTANE ÖN İZİNLERİ”‘nin geçerlilik süreleri 5 yıl daha uzatıldı…

Ne tesadüftür ki İstanbul ilinde o tarihte alınmış olan 7 tane “HASTANE ÖN İZNİNİN” 3 tanesi Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya ait MEDİPOL HASTANELERİ’ne aitti ve ÖN İZİN ALINDIKTAN sonra geçen 2 senede hastaneler faaliyete geçmediği için bu 3 HASTANE ÖN İZNİNİN yanarak iptal olmasına sadece 3 aylık bir süre kalmıştı…

Bu yapılan yönetmelik değişikliği ile Bakan Koca’nın hastanelerine ait ÖN İZİNLER yanmaktan kurtarıldı…

2019 yılının 10. ayında ise yine özel hastaneler ve HASTANE ÖN İZİNLERİ ile alakalı bir yönetmelik değişikliği daha yapıldı.

Bu yönetmelik değişikliği ile birlikte o tarihe kadar iller arasında taşınması ve devredilerek satılması mümkün olmayan HASTANE ÖN İZİNLERİNİN iller arasında taşınabilmesi ve alınıp-satılabilmesinin önü açıldı.

Bugün bir HASTANE ÖN İZNİ alındığı ile göre 30 milyon TL civarında bedeller ile satılabiliyor. Yani Sağlık Bakanı Fahrettim Koca’nın 3 tane HASTANE ÖN İZNİ gerekli zamanda hastaneleri faaliyete geçirmediği için yanarak iptal olacakken önce bir yönetmelikle süresi 5 yıl uzatılarak iptal edilmekten kurtarıldı, ardından bu ön izinler devedilebilir/satılabilir hale getirilerek Bakan2ın hastane özel izinlerinin aslında on milyonlarca liralık bir rant aracı haline gelmesi sağlandı.

Tabii yapılan yönetmelik değişikliği ile daha önce sadece alındığı il için geçerli olan bu HASTANE ÖN İZİNLERİ’nin başka illere taşınabilmesinin önünün açılması da çok önemli.

Zira böylece bir başka ilde HASTANE ÖZEL İZNİ alan Fahrettin Koca’ya ait hastanelerin bu izni hastane açmak istedikleri kendisine uygun bir başka ile taşıyıp hastaneyi orada açmasının da yolu açılmış oldu.

Şimdi Sağlık Bakanı Koca o hastanelere ait “ÖN İZİNLERİ” satarsa -Ki İstanbul için bu izinlerin bir tanesinin 30 milyon TL’den satıldığı ifade ediliyor- maliyetsiz biçimde 100 milyon TL’ye yakın kazanç sağlayabilecek.

Sayın Bakanımız maşallahı var gördüğünüz gibi bu süreçleri gayet iyi yönetti, gözleri kan çanağına döndü ama iyi yönetti…

***

Şimdi gelelim Sağlık Bakanlığı’nda yaşanan  başka enteresan gelişmelere…

Şimdi sevgili okurlar Sağlık Bakanlığı özel hastane açabilmeniz için bazı kriterler koymuş durumda… Bu kriterlerden en önemlilerinden birisi de “DOLULUK ORANI” kriter. Bu kritere göre sizin x ilinde bir özel hastaneniz var ve o ilin hastane doluluk oranı örneğin %40. Siz hastanenizi bir başka x ile taşımak istediğinizde öncelikle hastanenizi taşımak istediğiniz ilin “DOLULUK ORANINA” bakılıyor. Eğer hastaneyi taşımak istediğiniz ilin “DOLULUK ORANI” hali hazırda hastanenizin bulunduğu ilden yüksekse hastanenizi taşımanıza izin verilmiyor.

Şimdi bunu neden anlattığımızı çok daha iyi anlayacaksınız…

MERSİN DİYABET HASTANESİ isimli hastane yakın tarihte el değiştirdi…Ancak sadece el değiştirmekle kalmadı Mersin’den çok daha yüksek bir “DOLULUK ORANINA” sahip olan İzmir’e taşındı. Yani Sağlık Bakanlığı2nın en önemli il taşıma kriterlerinden biri olan “DOLULUK ORANI “kriteri alt üst edildi, bu yasağa rağmen hastane İzmir’e taşındı.

“Peki nasıl oldu da Sağlık Bakanlığı’nın en çok dikkat ettiği kriterlerden birisi olan bu kriter hiçe sayılarak bu iş yasaya aykırı biçimde gerçekleşti?” diye soracak olursanız işin o tarafında karşımıza enteresan isimler ve ilişkiler çıkıyor.

MERSİN DİYABET HASTANESİ’ni satın alan ve İzmir’e taşıyan isim AKP İzmir Milletvekili ve özellikle Binali, Yıldırım ve Fahrettin Koca ile yakın ilişkileri ile bilinen Necip Nasır…

Ama işin daha da enteresan olan kısmı şu ki; Necip Nasır’ın şu an İzmir’de EGEPOL ismi ile faaliyet gösteren 3 hastanesinin yakın bir tarihte Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın MEDİPOL HASTANESİ’ne dönüştürülmesi konusunda prensip anlaşmasına varılmış durumda…Çok yakında AKP İzmir Milletvekili Necip Nasır’ın EGEPOL HASTANELERİ olacak Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya ait MEDİPOL HASTANELERİ…

İşte bu nedenledir ki kanun,yasa,mevzuat hiçe sayılarak Mersin Diyabet Hastanesi, doluluk oranı çok daha yüksek İzmir iline taşınabiliyor…

***

Sizlerle bu kez Kayseri’ye gidiyoruz…

15 Temmuz Darbe girişimi sonrasında FETÖ bağlantısı olduğu gerekçesi ile Kayseri’deki 3 hastanenin SGK ile anlaşmaları dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu tarafından iptal ediliyor.

Bu 3 hastaneden 2’sinin çalışma ruhsatı da tamamen iptal ediliyor ve faaliyetleri sonlandırılıyor…

Ancak her ne hikmetse bu 3 FETÖ irtibatlı hastaneden ANAKALP isimli hastanenin SGK anlaşması iptal edilse de ruhsatı iptal edilmiyor faaliyetlerinin devamına müsaade ediliyor.

Bir süre ANAKALP isimli hastane mali sıkıntı çekmeye başlıyor ve kepenkleri kapatıyor…

İşte enteresan olaylar da tam bundan sonra yaşanmaya başlıyor. Kayseri’de bulunan ANAKALP isimli hastane el değiştirerek Yalova’ya taşınıyor. Ancak aslında bu taşınma işleminin normal şartlarda gerçekleşmesi mümkün değil zira Kayseri ilinin “DOLULUK ORANI” %28’ken, Yalova ilinin “DOLULUK ORANI” %40… Yani Sağlık Bakanlığı kriterlerine göre daha fazla doluluk oranı olan bir il olduğu için Kayseri’den Yalova’ya bu hastanenin el değiştirse dahi taşınması mümkün değil.

Ayrıca hastane 2016’da kapandığı için 2 sene içinde taşınma işlemini gerçekleştirmesi gerekiyor. Ama hastane 2 sene içerisinde taşınma işlemini yapmıyor. 2020 yılında normalde taşınma hakkı iptal olmuşken, Sağlık Bakanlığı’na bir dilekçe veriyor ve Yalova’da bulunan ATAKENT HASTANESİ ile birleştirilme talebini iletiyor, Sağlık Bakanlığı da bu dilekçeyi mevzuata aykırı olmasına rağmen “Şak” diye kabul ediyor…

Yalova’daki ATAKENT HASTANESİ bünyesinde “Kalp Merkezi” olarak faaliyete geçen hastane çatır çatır SGK’ya ayda 3-7 milyon TL arasında fatura kesmeye başlıyor.

Oysa bu fatura kesişi de tamamen yasal mevzuatlara aykırı.Zira ANAKALP HASTANESİ’nin SGK Anlaşması yapıp devlete yeniden fatura kesebilmesi için, 2016 yılında FETÖ bağlantısından dolayı iptal edilen SGK anlaşmasını bu suçlama ve hukuki süreçten tamamen aklanıp döndükten sonra yenilemesi gerekmekte.

Ortada tamamlanan bir hukuk süreci de bir beraat kararı da yok…

Peki nasıl oluyor da normal şartlarda bu her açıdan “İmkansız” taşınma gerçekleşiyor, gerçekleşebiliyor?

Anlatalım efendim, anlatalım…

Kayseri’de bulunan ANAKALP isimli hastanenin sahibi Zeynep Kaplan…

Peki Zeynep Kaplan Kim derseniz kendisi Yeni Şafak Gazetesi yazarı, AKP’ye yakın isimlerden Yusuf Kaplan2ın kardeşinin eşi…

Yeni Şafak Gazetesi yazarı Yusuf Kaplan’ın kardeşi kim? Prof.Dr. Bünyamin Kaplan…

Bünyamin Kaplan’ı da biz uzunca bir süre nerede görüyoruz? Kadrosu MEDİPOL ÜNİVERSİTESİ’nde olmak üzere Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya ait MEDİPOL HATANALERİ’nin en önemli hekimlerinden birisi olarak uzun süre çalışıyor Prof.Dr.Bünyamin Kaplan…

Bitti mi? Biter mi efendim,biter mi? Muhteşem (!) süreç yönetimlerinden örnekler sunmaya devam ediyoruz…

***

Şimdi sizlerle gideceğimiz adres Eskişehir…

Eskişehir’de bulunan SAKARYA HASTANESİ 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrasında FETÖ ilişkisi nedeni ile yine dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu tarafından 1 Ocak 2016 tarihi itibariyle SGK sözleşmesi feshedilen bir başka hastane olarak karşımıza çıkmakta.

SAKARYA HASTANESİ’nin sahibi Mustafa Emeksiz ise 2011 seçimlerinde Eskişehir AKP Milletvekili Aday Adayı olup, FETÖ’nün Eskişehir’deki en önemli isimlerinden bir tanesi…Zaten Emeksiz 15 Temmuz’dan hemen önce Türkiye’yi de terk ediyor…

Tabii bu şartlar altında Eskişehir Sakarya Hastanesi ile devletin SGK anlaşmasının iptali de gayet doğal hale geliyor…

Ancak ne oluyorsa oluyor yine bir “İmkansız” taşınma gerçekleşiyor ve Eskişehir Sakarya Hastanesi, Bursa’ya taşınıyor. Neden imkansız bu taşınma? Zira Eskişehir’in %33 olan “DOLULUK ORANI” Bursa’da %33… Yani doluluk oranı hastanenin bulunduğu ildeki doluluk oranından daha yüksek bir ile taşınma gerçekleştirilemeyecek olmasına rağmen mevzuatın bu önemli kuralı bu kez de alt üst edilerek bu “İmkansız” taşınma işlemi gerçekleştiriliyor.

Peki Eskişehir Sakarya Hastanesi’ni satın alarak taşıyan kim? AKP’ye yakınlığı dillere destan MEDİKANA HASTANELER ZİNCİRİ!

Ve FETÖ b ağlantısı nedeni ile SGK ile anlaşması iptal edilen Eskişehir Sakarya Hastanesi de FETÖ suçlamalarından tüm mahkemelerde beraat ederek ancak yeniden SGK ile anlaşma yaparak fatura kesebilecekken, hiçbir hukuki beraat kararına gerek duyulmadan çatır çatır SGK’ya fatura kesmeye başlıyor, MEDİCANA tarafından satın alındıktan sonra.

Bugün bu hastanenin SGK’ya kestiği faturaların aylık bedelinin 20 ortalama milyon TL olduğu ifade edilmekte…

***

Şimdi gelelim esas bombaya…

Tüm bu mevzuata aykırı işlemlere onay veren, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın Hastanesi’ne ait 3 “HASTANE ÖN İZİNİNİN ” yanmasını engelleyen,üzerine bu izinlerin iller arası taşınma ve satılabilmesinin önünü açan, normalde FETÖ bağlantısı nedeni ile SGK sözleşmesi iptal olan hastanelerin hukuken aklanma süreçleri tamamlanmadan yeniden SGK’ya fatura kesmelerine izin veren isim olan “KONYALI” Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Ahmet Tekin’in çok kısa bir süre sonra Dr.Emine Alp Meşe’nin yerine SAĞLIK BAKAN YARDIMCILIĞI görevine atanarak “Ödüllendirileceği” Sağlık Bakanlığı’na çok yakın ve güvenilir kaynaklar tarafından dile getirilmekte.

Gördüğünüz gibi efendim MEDİPOL İMPARATORLUĞU gücüne güç katarken, vatandaşın sağlığını canını ilgilendiren süreci yönetemeyen Sağlık Bakanı Fahrettin Koca iş  MEDİPOL’ün ve AKP yandaşı isimlerin süreçlerini yönetmeye geldiğinde son derece muhteşem bir performans ortaya koymakta…

Ne diyelim Allah bu milletin yüzüne baksın zira şansa yaşıyoruz…

Okumaya Devam Et

ÖZEL HABER

PARA UĞRUNA ÖZEL ANAOKULLARINDAKİ ÇOCUKLARIN SAĞLIĞI HİÇE SAYILIYOR

Yayınlanma Tarihi:

on

HABER ALTERNATİF-ÖZEL

Celal Eren ÇELİK

Son dönemde son derece hızlı şekilde artış gösteren Koronavirüs vaka sayıları ile birlikte tedbirler ve kısıtlamalar da arttırılırken bu çerçevede başta İstanbul olmak üzere  pek çok ilde okul öncesi eğitim kurumları da kapatılmıştı.

Ancak İstanbul’da devlete ait tüm okul öncesi eğitim kuruluşları kapatılırken aynı hizmeti veren “Özel” kreş ve anaokulları yayınlanan açık genelgeye rağmen faaliyetlerini sürdürmeye devam ediyor…

Dün sabah saatlerinde pek çok anaokulu öğretmeni yayınlanan genelge ile okul öncesi eğitimin kısıtlandığını ve kreş-anaokulu gibi eğitim kurumlarının kapanacağını içeren bir genelge ile birlikte evlerine gönderildiler.

Ancak yine dün akşam saat 22.00 sularında okul öncesi eğitim kurumlarında çalışan öğretmenlere çeşitli öğretmen whatsapp gruplarından gönderilen bilgilendirme mesajı ile İstanbul İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün sadece devlet anaokullarını kapattığını öte yandan özel anaokulları ve kreşlerin açık olduğunu belirten bilgilendirme mesajı gönderdi.

Yine dün akşam saatlerinde ÖZEL ANAOKULLARI DERNEĞİ (ÖZADER) de resmi sosyal medya hesabından bir duyuru yaparak özel anaokullarının eğitime devam edeceğini duyurdu.

ÖZEL ANAOKULLARI DERNEĞİ resmi sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda “Özel anaokulları eğitime devam edecektir. Devlete ait anaokulları kapalıdır” ifadeleri kullanıldı.

Öte yandan özel kreş ve anaokullarında çocukları okuyan veliler ve bu okullarda çalışan öğretmenler de duruma isyan ediyorlar.

Okumaya Devam Et

ÖZEL HABER

BORSA İSTANBUL “BEDAVAYA” GİTTİ

Yayınlanma Tarihi:

on

HABER ALTERNATİF-ÖZEL

Celal Eren ÇELİK

Son günlerin en çok konuşulan konularından birisi Borsa İstanbul’un %10 hissesinin Katar Yatırım Otoritesi’ne devri oldu.Uzun süre devir işleminin bedeli açıklanmazken dün akşam saatlerinde devir işleminin tamamlandığı ve Borsa İstanbul’un %10’unun 200 milyon Dolar’a satışının gerçekleştiği duyuruldu.

Ancak 200 milyon dolarlık satış bedelinin Borsa İstanbul’un piyasa değerinin yaklaşık 1000’de biri olduğu ortaya çıktı.

Dünya Borsalar Federasyonu (WFE) verilerine göre 2019 yılında Borsa İstanbul’un piyasa değeri 189 milyar 966 milyon dolar olarak açıklandı.

Hali ile piyasa değerine göre bakılacak olursa Borsa İstanbul’un piyasa değerinin %10’luk kısmının değeri 18.9 milyar dolara denk gelmekte.

Borsa İstanbul’un %10’u ise 200 milyon dolara Katar Yatırım Otoritesi’ne devredildi. Bu rakam Borsa İstanbul’un piyasa değerinin %10’u olan 18.9 milyar doların yaklaşık 100’de 1’ine denk gelmekte.

Yine 200 milyon dolarlık bu rakam Borsa İstanbul‘un piyasa değeri olan 188 milyar 966 milyon doların ise yaklaşık 1000’de birine denk gelmekte.

BORSA İSTANBUL’UN DEĞERİ

Borsa İstanbul’un Dünya Borsalar Federasyonu tarafından açıklanan 188,9 milyar dolarlık “PİYASA DEĞERİ” önemli bir “Teknik detay”.Zira “PİYASA DEĞERİ” Borsa İstanbul içerisinde işlem gören şirketlerin toplam değerinin oluşturduğu bir rakamı ifade etmekte. 

Öte yandan Borsa İstanbul 2019 yılında 1 milyar 930 milyon milyon 577 TL net kar açıkladı. Yine Borsa İstanbul’un  16,2 milyar TL kasasında nakit geliri bulunmakta.

Borsa İstanbul ise halka açık bir şirket olmadığından içinde işlem gören şirketlerin toplam piyasa değerinin ortaya çıkarttığı “PİYASA DEĞERİ” dışında başlı başına kendisinin değeri hakkında kesin bir rakam vermek mümkün değil.

Ancak gerek Dünya Borsalar Federasyonu tarafından açıklanan “PİYASA DEĞERİ” rakamı, gerekse Borsa İstanbul’un finansal tablosuna ait veriler bu kurumun ne kadar değerli bir kurum olduğu noktasında çok önemli bir fikir veriyor.

2013’TE NASDAQ BİST’İN %7’Sİ İÇİN 105 MİLYON DOLARLIK ANLAŞMA YAPMIŞTI

NASDAQ Borsası ile o dönemki  adı BİST olan Borsa İstanbul arasında 2013 yılında yapılan anlaşma ile borsanın %7’sinin 105 milyon dolara NASDQ Borsası’na satışı sağlanmış, NASDAQ 105 milyon dolara karşılık gelen bu hisseleri 2018 yılında yeniden Borsa İstanbul’a satarak ortaklıktan çıkmıştı.

Öte yandan 2013 yılında %7 si için 103 milyon dolarlık sözleşme yapılan Borsa İstanbul2un %10’u için aradan geçen 7 sene sonra ancak 200 milyon dolara satış yapılabilmesi de bir diğer dikkat çeken nokta.

“BEDAVA” GİTTİ

Bu kadar değerli ve hali hazırda “Altın yumurtlayan tavuk” örneğindeki gibi karlı bir kamu kurumunun %10’unun 200 milyon dolar gibi bir rakama satılması adeta “BEDAVA GİTTİ” tanımının karşılığı oldu.

Okumaya Devam Et







Popüler

%d blogcu bunu beğendi: