Bugün Kütahya’da yaşanan 4 şiddetindeki deprem ve hemen ardından yer bilimci Naci Görür’ün yaptığı açıklamalar Türkiye’de yaşayan herkese bir “Deprem ülkesi” olduğumuzu ve deprem konusundaki eksikliklerimizi bir kez daha hatırlattı.
İktidar ve muhalefet partilerinin ise depremi “Kentsel dönüşüm” adı altında bir rant fırsatı olarak görmek dışında çözüm odaklı bir vizyon,yol haritası,rapor ve çözüm önerileri yok.
DİP DALGA HAREKETİ olarak kısa süre içerisinde kuracağımız partimiz ise depremi sadece bir “Doğal Afet” olarak değil bir “Milli Beka Sorunu” bir “Milli Güvenlik Problemi” olarak ele almakta.
Bu bağlamda bugün kamuoyu ile DİP DALGA HAREKETİ olarak kısa süre içerisinde kuracağımız partimizin kurucular kurulundaki mimar ve jeoloji mühendislerinin parti programımızda detayları çok daha geliştirilerek sunulmuş olan KORKU ŞEHİRLERİNDEN GÜVENLİ ŞEHİRLERE GEÇİŞ” başlıklı ön deprem raporunu paylaşacağız.
İşte partimizin deprem konusundaki yol haritasının da en önemli belirleyicilerinden birisi olan “KORKU ŞEHİRLERİNDEN GÜVENLİ ŞEHİRLERE GEÇİŞ” raporu:
GİRİŞ
Türkiye, jeolojik konumu gereği dünyanın en aktif deprem kuşaklarından birinde yer almakta; bunun yanında
sel, heyelan, çığ, orman yangını gibi afetlerle de sıklıkla karşı karşıya kalmaktadır. Ancak acı gerçek şudur:
Öldüren, afet değil; ihmaller zinciridir.
Ve bu zincirin en sağlam halkası açgözlülüktür.
Cumhuriyet’in ilk dönemlerinden itibaren farklı dönemlerde yürürlüğe giren deprem yönetmelikleri (1975,
1998, 2007) ile yapı güvenliği hedeflenmiş olsa da, bugün halen ayakta olan binaların büyük çoğunluğu,
Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği 2018 (TBDY 2018)’in getirdiği can güvenliği ve yapı dayanımı
hedeflerinden uzaktır.
Bu rapor, ihmaller zincirini kırmak ve güvenli şehirler inşa etmek için gerekli teknik, hukuki ve toplumsal
adımları; uygulanabilir, denetlenebilir ve sürdürülebilir şekilde ortaya koymaktadır.
1. MİKRO ZEMİN ETÜDÜ – BİNA TEMEL BAZLI
Sorun
*Türkiye’de birçok bina, yalnızca bölgesel zemin etüdü üzerinden inşa edilmekte; mikro ölçekte
(parsel/bina bazında) zemin analizi yapılmamaktadır.
*Sıvılaşma, taşıma kapasitesi, farklı oturma riskleri tespit edilmeden temeller atılmakta, bu da depremde
ağır hasara yol açmaktadır.
ÇÖZÜM
1. Mikro Zemin Etüdü Zorunluluğu
Her bina projesi için, temel bazında zemin parametreleri (zemin sınıfı Z1–Z4, yeraltı su seviyesi,
sıvılaşma riski) raporlanacak.
2. Bağımsız Onay Mekanizması
Zemin raporları, belediye yerine bağımsız ve lisanslı jeoloji mühendisleri tarafından onaylanacak.
3. Etüt–Proje Uyum Denetimi
Onaylı zemin raporu ile temel projesinin uyumu, yapı ruhsatı verilmeden kontrol edilecek.
Uygulama
*İmar Kanunu’na ek madde ile mikro zemin etüdü zorunlu hale getirilecek.
*Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bünyesinde Ulusal Zemin Veri Bankası kurulacak.
İHMALLER ZİNCİRİNİN ANATOMİSİ
Afetlerin yıkıcı etkilerinin temel nedeni; denetimsizlik, bilinçsizlik ve açgözlülük üçgeninde
düğümlenmektedir.
Bu üçgenin kırılması için, yerinde tespit – doğru proje – sağlam uygulama – periyodik denetim
döngüsünün kurulması gerekir.
TBDY 2018, “can güvenliği” performans hedefini esas alır; ancak uygulamada:
*Yerel yönetimlerin siyasi veya ekonomik baskılarla uygulamayı gevşetmesi,
*Müteahhitlerin maliyeti düşürmek için malzeme kalitesini düşürmesi,
*Vatandaşın “en ucuz teklif”e yönelmesi,
*Denetim firmalarının bağımsız olamaması,
bu zinciri kırılgan hale getirmektedir.
Bu rapor, şehir ölçeğinden bina ölçeğine kadar tüm adımları kapsayacak şekilde hazırlanmıştır.
2. KOLON, KİRİŞ VE DONATI STANDARTLARI
Sorun
*1998 öncesi yapılarda kolon etriye aralıkları 20–30 cm, beton kalitesi çoğunlukla C14–C20.
*Bu binalar depremde “gevrek kırılma”ya uğrayarak ani göçme riski taşır.
*Proje ile şantiye uygulaması arasında ciddi farklar var, çünkü donatı yerleşimi çoğunlukla gözle
denetleniyor, kayıt altına alınmıyor.
ÇÖZÜM
1. Beton Standardı
Yeni yapılarda C30+ beton standardı zorunlu hale getirilecek.
2. Etriye Sıklaştırma
TBDY 2018’e uygun olarak, kritik bölgelerde etriye aralığı maksimum 10 cm olacak.
3. Donatı Kayıt Sistemi
Demir donatı yerleşimi, beton dökümü öncesi dijital olarak fotoğraf/video ile kayıt altına alınacak ve
Bina Kimlik Kartına işlenecek.
4. Bağımsız Laboratuvar Denetimi
Beton numuneleri, belediye veya müteahhitten bağımsız akredite laboratuvarlarda test edilecek,bu akreditasyonu alabilen laboratuvarlar belirli teknik şartları yerine getirecek ve akreditasyon belgeleri belirli şartlar çerçevesinde 5 yılda bir yenilenerek teknolojik yeniliklere ayak uydurmaları sağlanacak..
Uygulama
*Yapı Denetim Kanunu’nda değişiklik yapılarak fotoğraf/video kayıt zorunluluğu getirilecek.
*Denetim firmalarının ataması otomatik kura sistemi ile yapılacak, müteahhit–denetçi ilişkisi kesilecek.
3. TEMEL TÜRÜ VE DOĞRU SEÇİM
Sorun
*Ülkemizde zayıf veya sıvılaşma riski olan zeminlerde hâlâ pabuç temel kullanımı yaygın.
*Yerleşim planları hazırlanırken mikro zemin etüdü çoğu zaman sadece “kâğıt üzerinde” yapılıyor.
*Yüksek katlı yapılarda deprem yüklerini azaltacak teknolojiler (sismik izolatör, deprem yayı vb.)
çoğunlukla maliyet gerekçesiyle tercih edilmiyor.
*Hatalı temel seçimi, en iyi projeyi bile depremde savunmasız bırakıyor.
ÇÖZÜM
1. Zeminle Uyumlu Temel
o Zayıf zeminlerde radye temel veya fore kazık sistemi zorunlu hale getirilecek
o Sıvılaşma riski yüksek alanlarda temel altı iyileştirme (jet grout, vibro compaction vb.)
uygulanacak.
2. Titreşim Azaltıcı Sistemler
o 10 kat ve üzeri yapılarda, özellikle hastane, okul, kamu binalarında sismik izolatör veya
damper sistemleri kullanılacak.
o Bu sistemlerin maliyeti, bina ömrüne yayılmış sigorta indirimi ile karşılacak.
3. Bağımsız Onay Süreci
o Temel tipi seçimi, belediye onayından önce üçüncü taraf mühendislik kurulu tarafından
incelenecek.
o Bu kurul, jeoloji – jeofizik – inşaat mühendislerinden oluşacak.
4. Uygulama Denetimi
o Temel kazısı sırasında zemin özellikleri raporla uyuşmuyorsa, uygulama anında proje
revizyonu yapılacak.
o Bu revizyon, resmi kayıt altına alınmalı ve denetimsiz devam edilmesine izin verilmeyecek.
Uygulama
*İmar Kanunu ve Yapı Denetim Kanunu’na, “temel tipi – zemin uyum kontrolü” maddesi eklenecek.
*Sigorta şirketleri, doğru temel seçilen binalara prim indirimi sağlayacak.
4. YER–YAPI GÜVENLİK SİGORTASI (EMNİYET SİBOBU)
Sorun
*Mevcut sistemde binalar sadece inşaat ruhsatı aşamasında denetleniyor.
*Yapı ömrü boyunca, kolon kesme, taşıyıcıya müdahale, izinsiz tadilat gibi değişiklikler tespit
edilmeden devam ediyor.
*Bu durum, depremde binanın performansını ciddi şekilde düşürüyor.
*Deprem Sigortası (DASK) sadece hasar sonrası tazminat sağlıyor; binanın sağlamlığını sürekli
kontrol etmiyor.
ÇÖZÜM
1. Sigorta – Denetim Entegrasyonu
o Her bina için Yer–Yapı Güvenlik Sigortası zorunlu hale getirilecek.
o Bu sigorta, yalnızca hasar sonrası ödeme değil; hasar öncesi denetim ve bakım zorunluluğu
içerecek.
2. Periyodik Yapı Sağlığı Kontrolü
o Sigorta şirketleri, her 2 yılda bir bina taşıyıcı sistemi, nem–rutubet durumu, korozyon, çatlak,
kolon–kiriş sağlamlığı gibi parametreleri kontrol etmekle yükümlü olacak.
o Kontrol sonuçları Bina Kimlik Kartı’na işlenmeli.
3. Riskli Yapıya Poliçe Yok
o Riskli ve güçlendirme yapılmamış binalara sigorta poliçesi düzenlenmeyecek.
o Bu, mülk sahiplerini zorunlu olarak güçlendirme veya dönüşüme yönlendirilecek.
4. Prim Teşviki
o Düzenli bakım ve denetim yapılan, risk seviyesi düşük binalara sigorta primi indirimi
sağlanacak.
5. Kamusal Veri Tabanı
o Tüm sigorta denetim raporları, belediyelerin ve yapı denetim firmalarının erişebileceği merkezi bir
sistemde tutulacak.
o Böylece aynı bina hakkında farklı kurumların çelişkili raporlar vermesi engellenecek.
Uygulama
*Yapı Denetim Kanunu’na, “Yer–Yapı Güvenlik Sigortası olmadan iskan verilemez” maddesi
eklenecek.
*Sigorta şirketlerinin teknik denetim yetkisi, TSE onaylı mühendislik firmaları ile entegre edilecek.
*Belediyeler, poliçesi olmayan binalara kullanım sınırlaması getirecek.
SİGORTA YOKSA, GÜVENCE DE YOK!
Bu sistem, şehrin emniyet sibobu olacak; riskli yapı, denetimsiz yaşama alanı bulamayacak.
5. BİNA KİMLİK KARTI VE HASAR TRAMER SİSTEMİ
Sorun
* Türkiye’de binaların geçmişine dair resmî, şeffaf ve erişilebilir bir kayıt sistemi yok.
* Bir bina daha önce deprem, sel, yangın veya heyelan gibi bir afet görmüş olsa bile bu bilgi alıcıya,
kiracıya veya sigortacıya ulaşmıyor.
* Güçlendirme yapılıp yapılmadığı, hangi malzemelerle inşa edildiği, kolon–kiriş kesildi mi kesilmedi mi
belirsiz.
* Bu durum, ikinci el konut piyasasında görünmeyen risklerin alınıp satılmasına yol açıyor.
ÇÖZÜM
1. Bina Kimlik Kartı Zorunluluğu
o Her bina için dijital ve fiziksel Bina Kimlik Kartı oluşturulacak.
o Bu kartta şu bilgiler yer alacak:
*İnşa yılı ve yönetmelik versiyonu (1975, 1998, 2007, TBDY 2018 vb.)
*Kullanılan beton sınıfı ve çelik donatı bilgisi
*Zemin sınıfı ve temel tipi
*Yapı denetim raporları
*Geçmiş afetlerde oluşan hasar kayıtları
*Yapılan güçlendirme ve tadilatlar
*Sigorta poliçe bilgileri
2. Hasar Tramer Sistemi
o Araçlarda olduğu gibi binalar için de tramer sorgulama sistemi kurulacak.
o E-devlet üzerinden “Bina Hasar Geçmişi Sorgulama” hizmeti verilecek.
o Bu sistem, belediyeler, sigorta şirketleri, yapı denetim firmaları ve AFAD tarafından
beslenecek.
3. Güçlendirme ve Tadilat Takibi
o Her güçlendirme ve tadilat işlemi (örneğin karbon fiber takviye, perde beton ekleme, temel
güçlendirme) kimlik kartına işlenecek.
o Bu kayıt, teknik rapor ve fotoğraf desteği ile saklanmalı.
4. Alım–Satım ve Kiralama Şartı
o Tapu devri veya kira sözleşmesi sırasında Bina Kimlik Kartı ibrazı zorunlu olacak.
o Böylece alıcı ve kiracı, binanın gerçek durumunu bilerek karar verecek.
5. Şeffaflık ve Piyasa Düzeni
o Bu sistem, hem vatandaşın can güvenliğini artırır hem de konut piyasasında adil fiyat
oluşumunu sağlar.
o Riskli bina, gerçek değerinin üzerinde satılamaz; sağlam bina ise hak ettiği değeri görür.
Uygulama
*Tapu Kanunu ve Belediye İmar Yönetmelikleri’ne ek yapılacak.
*Belediyeler, binanın kimlik kartı olmadan ruhsat, iskan, elektrik–su aboneliği gibi hizmetleri
başlatmayacak.
* AFAD, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Türkiye Sigorta Birliği ve Belediyeler arasında ortak veri
tabanı kurulacak.
GEÇMİŞİNİ BİLMEYEN BİNA, GELECEĞİNİ KORUYAMAZ!
Bu sistem, alım–satım ve kiralamada gizli riskleri ortadan kaldıracak, hem can hem mal güvenliğini
sağlayacak.
6. KENTSEL DÖNÜŞÜM: ADA–PARSEL BAZLI
Sorun
*Türkiye’de kentsel dönüşüm uygulamalarının önemli bir bölümü bina bazlı yapılıyor.
*Bu model, altyapı kapasitesi, ulaşım, sosyal donatı ve yeşil alan gibi hayati unsurları göz ardı ediyor.
*Bina bazlı dönüşümde, yan yana farklı yüksekliklerde, farklı mimarilerde binalar çıkıyor; mahalle
dokusu bozuluyor.
*En önemlisi, altyapı aynı kalıyor: Kanalizasyon, yağmur suyu drenajı, elektrik hatları, yol genişlikleri
ve toplanma alanları yenilenmiyor.
*Sonuçta “güvenli bina” yapılmış olsa bile, güvensiz mahalle oluşuyor.
ÇÖZÜM
1. Ada–Parsel Bazlı Planlama
o Kentsel dönüşüm projeleri, bütün ada veya birden fazla parsel bazında yapılacak.
o Bu sayede altyapı, sosyal alan, ulaşım ve güvenlik planlaması tek elden ve bütüncül
yapılabilir.
o Örneğin, 10 binadan sadece birini yenilemek yerine, tamamını birlikte dönüştürerek birlikte
güvenli mahalle oluşturmak mümkün olur.
2. Rant Odaklı Değil, İnsan ve Çevre Odaklı Yaklaşım
o Mevcut dönüşüm projelerinin çoğunda maksimum kat sayısı ve m² artırılarak müteahhit karı
maksimize ediliyor.
o Bu anlayış yerine:
*Deprem güvenliği
*Yeşil alan ve çocuk parkı zorunluluğu
*Engelli erişim standartları
*Afet toplanma alanı
*Mahalle içi yaya–araç dengesi öncelikli olacak.
3. Altyapı Yenileme Şartı
o Ada–parsel bazlı dönüşümde, altyapı yenilenmeden ruhsat verilmeyecek.
o Kanalizasyon, yağmur suyu drenaj sistemi, elektrik ve internet altyapısı, yangın hidrantları
güçlendirilmiş olarak projeye eklenecek
4. Sosyal Donatı ve Toplumsal Dayanışma Alanları
o Mahallelerde çok amaçlı sosyal tesisler (afet sonrası barınma, eğitim, kültürel faaliyet) zorunlu
olacak.
o Dönüşümle birlikte mahalle ölçeğinde dayanışma kültürü korunacak; komşuluk ilişkilerini
bitiren, “yalnız beton blok” modelinden kaçınılacak.
5. Finansman Modeli
o Vatandaşın ekonomik yükünü hafifletecek, uzun vadeli düşük faizli kredi ve kira desteği
sağlanacak.
o Kentsel dönüşüm projelerinde müteahhit–vatandaş arasındaki sözleşmeler noter onaylı ve
devlet güvenceli olacak.
Uygulama
*6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun revize edilecek.
*Bina bazlı dönüşüm yerine ada–parsel ölçekli planlama zorunlu hale getirilecek.
*Belediyeler, imar planı değişikliklerinde afet risk azaltma planını esas alınacak.
Sokağı parça parça yıkarsan, mahalle ruhu da yıkılır!
7. PERİYODİK DENETİM VE KAÇAK MÜDAHALE ÖNLEME
Sorun
*Türkiye’de binanın inşaat aşamasında yapılan denetimler, genellikle iskan alındığında bitiyor.
*Oysa bina ömrü boyunca taşıyıcı sisteme zarar verecek müdahaleler yapılabiliyor:
o Kolon kesme (dükkan, otopark veya depo alanı açmak için)
o Kiriş delme (tesisat geçişi için)
o Balkon kapatma / oda ekleme (fazladan alan yaratma amacıyla)
o Yük bindirme (çatıya ek kat çıkma, ağır su deposu veya klima sistemleri yerleştirme)
*Bu müdahaleler, taşıyıcı sistemin dengesi ve dayanımını bozar, depremde binanın yıkılma riskini kat
kat artırır.
*Türkiye’de bu tür müdahaleler genelde tespit edilemediği veya görmezden gelindiği için, deprem
sonrası yıkımların önemli bir kısmı bu “gizli hasarlardan” kaynaklanıyor.
ÇÖZÜM
1. Yıllık Periyodik Bina Sağlık Kontrolü
o Tıpkı araç muayenesi gibi, binalar için zorunlu periyodik denetim sistemi getirilecek.
o Denetimler; statik proje ile mevcut durumu karşılaştırarak yapılacak.
o Tespit edilen uygunsuzluklar, acil onarım / güçlendirme takvimine alınacak.
2. Bina Kimlik Kartı Güncelleme Zorunluluğu
o Yapılan tüm tadilatlar, “bina kimlik kartı” sistemine işlenecek.
o Bu kayıtlar dijital olarak e-Devlet üzerinden erişilebilir olacak.
3. Kaçak Müdahaleye Karşı Caydırıcı Yaptırımlar
o Kolon kesme, kiriş delme, izinsiz ek kat çıkma gibi müdahaleler, hayati tehlike yaratma kapsamında ağır cezai yaptırıma tabi tutulacak, Hafifletici nedenler” hükümlerinden faydalanamayacak.
o İmar affı ile bu tür kaçak müdahalelerin “temize çekilmesi” kesin olarak yasaklanacak.
4. Dijital Denetim ve Yapay Zeka Takibi
o Belediyeler, yapıların mevcut durumunu dron ile tarayarak düzenli olarak kayıt altına alacak.
o Yapay zeka ile değişiklikler tespit edilip, otomatik uyarı sistemi kurulacak.
Uygulama
*3194 sayılı İmar Kanunu ve TBDY 2018’de, periyodik denetim zorunluluğu ve kaçak müdahale
cezaları net olarak tanımlayacak şekilde yeniden düzenlenecek.
*Belediyelerde “Bina Denetim Birimleri” kurulmalı ve bu birimlere teknik yetkin mühendisler alınmalı.
*Denetim masrafları, yer–yapı güvenlik sigortası kapsamında karşılanacak.
Balkonu kapatırsın, kolonu kesersin, sonra suçu depreme atarsın!
Binayı zayıflatan, doğa değil; bilinçsizlik ve denetimsizliktir.
MADDE 8 – HALKIN FARKINDALIĞI VE GÜVENLİK KÜLTÜRÜ
Sorun:
Toplum genelinde afet bilinci hâlâ yetersiz. Çoğu kişi tehlikeyi ancak afet yaşandıktan sonra fark ediyor.
Mahalle bazında organize olmuş, eğitimli ekipler yok denecek kadar az.
ÇÖZÜM:
*Her mahallede Afet Bilinci Birimi (AFBİL) kurulacak.
*Yaş, sağlık durumu, fiziksel uygunluk ve yetkinlik dikkate alınarak arama-kurtarma, yangınla
mücadele, ilk yardım, lojistik gibi alt ekipler oluşturulacak.
*Tüm ekipler yılda en az bir kez tatbikat yapacak, tatbikat sonuçları raporlanacak.
*Acil durum ekipmanı, bina ve site büyüklüğüne göre belirlenerek komşu site, bina veya güvenli
alanlarda hazır bulundurulması zorunlu hale getirilecek.
*Çadır, jeneratör, aydınlatma, yangın söndürme ekipmanı, kurtarma takımları gibi malzemeler halkın
kolayca erişebileceği noktalarda olacak.
*Kullanılan konteyner kentler afet sonrası sökülüp depoya kaldırılmamalı; düzenli bakımları yapılarak
kentsel dönüşüm sürecinde geçici konut olarak da kullanılacak..
Değişim bireyden başlar, donanım toplumu güçlendirir!
MADDE 9 – AĞIR EKİPMAN VE OPERATÖR LOJİSTİĞİ (SEFER EMRİ SİSTEMİ)
Sorun:
Geçmiş afetlerde en büyük sorunlardan biri, uzun bomlu vinç, ekskavatör gibi ağır iş makinelerinin ve yetkin
operatörlerin zamanında bölgeye ulaşamamasıydı. Bu nedenle birçok mahallede enkaz kaldırma çalışmaları
gecikti.
ÇÖZÜM
*Mali geliri belirli bir eşiğin üzerinde olan inşaat, lojistik, madencilik vb. sektörlerdeki firmaların
envanterindeki ağır iş makineleri ve operatörleri “Afet Sefer Emri” kapsamına alınacak.
*Operatörler, yılda en az bir kez arama-kurtarma odaklı özel afet eğitimi alacak ve bu eğitim sertifikaları
güncel tutulacak
*Görevli operatörlerin sağlık muayeneleri yıllık periyotlarla yapılacak.
*Sefer emirleri e-Devlet üzerinden dijital olarak tanımlanacak ve ihtiyaç halinde otomatik olarak görevlendirilmiş kişiler göreve çağrılabilecek.
*Bu sistem yalnızca kamuya değil; sivil halk ve özel sektöre ait makineler için de geçerli olacak.
*Böylece afet anında hangi bölgede hangi makine ve operatörün bulunduğu anında görülebilecek, hızlı sevk
yapılabilecek.
Özel Sektör – Kamu Entegrasyonu:
Sadece kamu değil, özel sektöre ait makineler de sisteme “ZORUNLU” olarak dahil edilecek; afet anında bu makineler ayrıca bir kararname,tebligat v.s yayınlanmasına gerek olmadan otomatikman kamusal kullanım emrine geçecek ve devlet yetkilileri bu ekipmanları devralacak.
Bölgesel Konuşlanma Planı:
Kritik bölgelerde makineler afet öncesinde stratejik noktalara konuşlandırılacak, böylece afet sonrası
ulaşım engelleri en aza indirilecek.
MADDE 10 – KURUMSAL GÜÇLERİN YENİDEN YAPILANDIRILMASI VE
KOORDİNASYON
Sorun:
2009 yılında AFAD’ın kurulmasıyla afet yönetimi tek çatı altında toplandı; ancak bu süreçte Türk Silahlı
Kuvvetleri (TSK) afetlerde “asli güç” olmaktan çıkarıldı.
Sivil Savunma Teşkilatı lağvedildi, Türk Hava Kurumu’nun yangın uçakları ve tecrübeli pilotları sistem
dışına itildi.
Orman köylüsü gibi yerel bilgiye sahip topluluklar dışlandı.
Kurumlar arası kopukluk ve yetki karmaşası, afet anında kritik zaman kaybına yol açtı.
ÇÖZÜM
TSK Yeniden Asli Güç Olacak:
Afet anında TSK, ilk müdahale ve lojistik ana unsuru olarak sisteme dahil edilecek.
Sivil Savunma Teşkilatı ve THK’nın Güçlendirilmesi:
THK’nın yangın söndürme uçakları modernize edilecek, pilot kadrosu güçlendirilecek.
Sivil savunma birimleri yeniden yapılandırılmalı.
Yerel Bilginin Sisteme Dahil Edilmesi:
Orman köylüleri, dağcılık ve arama kurtarma deneyimi olan sivil toplum gönüllüleri resmi afet
planlarında yer alacak.
Kurumsal Koordinasyon Merkezi:
AFAD, TSK, THK, belediyeler, emniyet, sağlık ve gönüllü kuruluşların eş zamanlı çalışacağı Afet
Koordinasyon Platformu kurulacak.
Tüm lojistik, ekipman, personel ve malzeme envanteri bu merkezden yönetilecek.
Liyakat ve Bağımsız Denetim:
AFAD ve ilgili kurumlar liyakat esasına göre yeniden yapılandırılacak, atamalar siyasi değil teknik
kriterlerle yapılacak.
Uygulama:
* 5902 sayılı AFAD Kanunu revize edilerek TSK’nın afet yönetimindeki yeri yasal güvence altına
alınacak.
* THK ve Sivil Savunma Teşkilatı için ayrı bütçe ve teknik yatırım planı hazırlanacak.
* Kurumlar arası ortak dijital afet yönetim platformu zorunlu hale getirilecek.
Vatanı sevmek; sadece bayrak sallamak değil, afet anında ilk koşan olmaktır.
MADDE 11 – STRATEJİK KAMU BİNALARINDA KESİNTİSİZ KULLANIM
Sorun:
Hastaneler, kriz merkezleri, emniyet binaları, haberleşme merkezleri ve su–enerji dağıtım tesisleri gibi kritik
yapılar, deprem sonrası hizmet dışı kalabiliyor.
Türkiye’de sağlık altyapısında “şehir hastaneleri” öncelikli hedef haline getirilmiş olsa da, afet anlarında
ulaşımın kesilmesi veya bina hasarı, bu dev tesislerin işlevini sınırlayabiliyor.
Ayrıca afet bölgesinde hızla sahra hastanesine dönüştürülebilecek kamu binaları planlaması neredeyse
yok.
ÇÖZÜM
* TBDY 2018’in “Kesintisiz Kullanım” performans hedefi tüm kritik tesislerde yasal zorunluluk
haline getirilecek.
* Kritik yapılar, deprem, sel, fırtına gibi afetlerden sıfır yapısal hasarla çıkmalı ve kesintisiz hizmet
verebilir hale getirilecek.
*Sağlık sistemi, tek merkezli şehir hastanelerine bağımlı olmayacak bölgesel ölçekte daha küçük,
ulaşımı kolay, dayanıklı hastaneler de güçlendirilecek.
*Çok amaçlı kamu binaları modeli: Normal zamanda okul, spor salonu, kültür merkezi vb. olarak
kullanılan bazı kamu binaları, altyapısı önceden hazırlanarak afet anında 24 saat içinde tam donanımlı
sahra hastanesine dönüştürülebilecek şekle getirilecek.
* Enerji altyapısı: Jeneratör + yüksek kapasiteli batarya sistemleri ile en az 72 saat tam yükte
çalışabilecek yedek enerji sağlanmasına dair tüm çalışmalar gerçekleştirilecek.
*Su altyapısı: Yedek su depoları, arıtma ve basınçlandırma sistemleri kurulacak.
*Haberleşme altyapısı: Bağımsız uydu iletişim sistemleri ve özel afet frekansları entegre edilecek.
*Yılda en az 1 kez tam senaryolu tatbikat ile afet sonrası çalışma kapasitesi test edilecek.
MADDE 12 – HAFIZA MEKANLARI (DEPREM MÜZELERİ VE EĞİTİM
ALANLARI)
Sorun:
Türkiye’de afetler büyük acılar ve kayıplar yaşatmasına rağmen, toplumsal hafıza kısa sürede siliniyor.
Deprem, sel, heyelan gibi felaketlerin neden olduğu yıkım ve kayıplar, birkaç yıl içinde unutuluyor; alınan
dersler uygulanmıyor.
Yeni nesiller, bu afetlerin ciddiyetini ve sonuçlarını yeterince bilmiyor.
ÇÖZÜM:
Deprem Müzeleri:
Büyük depremlerin yaşandığı şehirlerde kalıcı deprem müzeleri kurulacak.
Yıkılmış binalardan alınan parçalar, kurtarma araçları, tanıklık videoları ve interaktif simülasyonlar
sergilenecek.
Afet Simülasyon Merkezleri:
Okul çağındaki çocuklar ve gençler için deprem, yangın, sel simülasyon alanları oluşturulacak.
Bu alanlarda düzenli tatbikatlar yapılacak.
Yıkıntı Alanlarının Korunması:
Bazı enkaz alanları, unutmamak ve unutturmamak amacıyla “hafıza mekanı” olarak korunacak.
Belgesel ve Dijital Arşiv:
Afet sonrası yapılan tüm çekimler, röportajlar, teknik raporlar dijital arşivde toplanacak; halka açık hale
getirilecek.
Uygulama:
Kültür ve Turizm Bakanlığı ile AFAD iş birliğinde Deprem Müzeleri Ulusal Ağı kurulacak.
Müze ve simülasyon merkezleri Milli Eğitim Bakanlığı müfredatına entegre edilecek.
Yerel yönetimler, her yıl 17 Ağustos ve 6 Şubat gibi tarihlerde “hafıza günü” etkinlikleri düzenleyecek.
Unutmak, ikinci bir felakettir. Hafızayı canlı tutmak, geleceği korumaktır.
MADDE 13 – AFET BİLİNCİ SEFERBERLİĞİ
Sorun:
Türkiye’de afet bilinci genellikle afetten sonra gündeme geliyor.
Oysa afet yönetiminde en kritik unsur, afet öncesinde toplumun hazırlıklı olmasıdır.
Okuldan iş yerine, mahalleden köylere kadar yaygın bir bilinç ve eğitim ağı kurulmadıkça, en iyi teknik
önlemler bile yeterli olmaz.
ÇÖZÜM
Ulusal Afet Eğitimi Programı:
İlkokuldan üniversiteye kadar zorunlu “Afet Bilinci ve Güvenlik” dersi müfredata eklenecek.
“Yaşat Projesi”: Hayatta kalma ve yaşatma kültürünü toplumun her kesimine yaymak amacı ile özel olarak hazırlanacak..
“Evin Gücü”: Aileden başlayarak afet bilincini güçlendirme planlaması yapılacak.
“Güvende Büyüsün”: Çocuklara güvenli yaşam kültürünü aşılamak adına oluşturulacak program.
“Hayatta Kal” broşürleri ile görselli, adım adım afet anı davranış rehberleri oluşturulacak.
Bölgesel eğitim seferberliği ile mahalle bazında afet türlerine özel bilgilendirmeler yapılacak.
Kısa belgeseller ile ihmallerin sonuçları çarpıcı şekilde topluma sunulacak.
Halk Eğitimi Seferberliği:
Muhtarlıklar, belediyeler, STK’lar aracılığıyla her mahallede afet bilinci eğitimleri düzenleyecek.İhdas edeceğimiz DEPREM VE DOĞAL AFET BAKANLIĞI koordinasyonu ile düzenlenen bu eğitimlere katılım zorunlu olacak ve sertifika ile belgelendirilecek.
Yılda En Az Bir Tatbikat:
Okullar, kamu binaları, siteler ve iş yerlerinde yılda en az bir kez kapsamlı deprem–yangın–tahliye
tatbikatı yapılacak.
Gönüllü Afet Timleri:
Her ilçede, AFAD ile koordineli çalışacak gönüllü afet timleri kurularak organize edilecek; bu timler profesyonel arama–kurtarma teknikleriyle eğitilecek
Afet Bilinci Medya Kampanyaları:
Televizyon, radyo, sosyal medya üzerinden sürekli afet bilinci kampanyaları yürütülecek.
Özellikle deprem kuşağında yer alan illerde bu kampanyalar kesintisiz olacak ve yerel medya ile güçlü bir işbirliği ile kesintisiz olarak devam ettirilecek.
Teşvik ve İstihdam Önceliği:
Afet bilinci seferberliğinde aktif görev alan, tatbikat ve eğitimlere düzenli katılan aileler için puanlama
sistemi kurulacak.
Belirli puanı toplayan ailelerin bireylerine, devlet kurumlarında işe alımda öncelik tanınacak..
Uygulama
Milli Eğitim Bakanlığı, kurulacak DEPREM VE DOĞAL AFET BAKANLIĞI, AFAD ve belediyeler arasında “Afet Bilinci İş Birliği Protokolü” imzalanacak.
Gönüllü afet timleri için “Afet Gönüllüsü Kartı” verilecek ve bu kişilere tatbikat, eğitim ve afet
dönemleri ile sınırlı olmak üzere yetki ve sorumlulukları net olarak belirlenmiş “resmi görev yetkisi” tanımlanacak..
Medya kampanyaları için kamu spotu zorunluluğu getirilecek
Puanlama sistemi, e-Devlet altyapısına entegre edilecek ve şeffaf şekilde işletilecek.
MADDE 14– ACİL DURUM EKİPMANLARI VE KONTEYNER KENTLER
Sorun:
Afet sonrası ilk 72 saat, hayatta kalma ve kurtarma açısından en kritik zaman dilimidir. Ancak geçmiş
afetlerde; jeneratör, aydınlatma, temiz su, mobil tuvalet, kurtarma takımları gibi temel ekipmanlara erişimde
ciddi gecikmeler yaşandı. Konteyner kentler ise afet bitince kaldırılıyor, bir sonraki afet için hazır tutulmuyor.
ÇÖZÜM
Bölgesel Acil Durum Depoları:
Her il ve ilçede, afet sonrası kullanılmak üzere stratejik noktalara acil durum depoları yerleştirilecek.
Bu depolarda; jeneratör, portatif aydınlatma, mobil su arıtma cihazı, çadır, battaniye, gıda kitleri, mobil
tuvalet, kurtarma takımları, ilk yardım setleri bulundurulacak.
Sabit ve Mobil Konteyner Kentler:
Afet sonrası kurulan konteyner kentler, afet bitiminde sökülmeyecek; bakımı yapılarak bölgedeki kentsel
dönüşüm sürecinde geçici konut olarak da kullanılabilecek şekilde yapılandırılacak.
Hızlı Kurulum Ekipleri:
Konteyner kentler ve acil durum depoları, eğitilmiş ekipler tarafından 24 saat içinde devreye
alınabilecek şekilde tasarlanacak.
Kapasite Esnekliği:
Depo ve konteyner stokları, mevsim koşulları ve nüfus yoğunluğuna göre her yıl güncellenecek.
Afet Öncesi Tatbikat:
Depoların açılması, ekipmanların kurulumu ve konteyner kentlerin yerleşim planı her yıl tatbikatla test
edilecek.
Uygulama:
Kurulacak DEPREM VE DOĞAL AFET BAKANLIĞI,AFAD, belediyeler ve sivil toplum kuruluşları arasında “Acil Durum Lojistik Koordinasyon Protokolü” imzalanacak. Konteyner ve ekipman bakımının ihmal edilmemesi için özel sektörle bakım–onarım sözleşmeleri
yapılmalı.
Depo yerleri ve ekipman durumu, vatandaşın görebileceği şeffaf dijital haritalarda paylaşılacak.
MADDE 15 – RİSK HARİTALARI, TAHLİYE PLANLARI VE YOL AĞI GÜVENLİĞİ
Sorun:
Afet sonrası hangi yolların kullanılacağı, hangi köprülerin sağlam kalacağı, hangi alanların toplanma alanı
olacağı çoğu şehirde net değil.
Toplanma alanlarının bir kısmı imara açılmış, tabelalar eksik veya hiç yok.
Tahliye yolları planlansa bile, deprem sonrası enkaz veya trafik nedeniyle işlerliği çoğu zaman sıfıra iniyor.
ÇÖZÜM
Risk haritaları: İl, ilçe, mahalle bazında güncel risk haritaları hazırlanacak, bu haritalar dijital ortamda yapılacak sürekli çalışmalar ile kesintisiz olarak güncellenerek(e-Devlet, mobil uygulama) halka açık hale getirilecek.
Tahliye planları: Tahliye yolları, toplanma alanları, geçici barınma yerleri net olarak belirlenecek, her
birine yönlendirme tabelaları yerleştirilecek.
Altyapı testleri: Yol ve köprülerin deprem, sel, heyelan gibi afet performansı periyodik olarak test
edilecek, riskli olanlar güçlendirme programına alınacak.
Güvenli erişim güzergâhları: Yoğun yapılaşmış bölgelerde toplanma alanlarına güvenli erişim için
enkaz ve trafik riskinden arındırılmış özel güzergâhlar planlanacak.
Acil durum trafik planı: Ulaşım ağında afet durumunda devreye girecek tek yön uygulamaları, geçiş
öncelikleri ve açık-kapalı yollar önceden belirlenerek tatbikatlarla test edilecek.
Alternatif ulaşım: Kritik durumlar için bisiklet yolları, yaya tahliye güzergâhları ve acil durum
helikopter pistleri belirlenecek.
Ulaşım ağında, afet durumunda çalışacak “acil durum trafik planı” hazırlanacak.
Yol ve köprülerin deprem performansı periyodik olarak test edilecek.
SONUÇ
Bu rapor, DİP DALGA HAREKETİ ve MİLLİYETÇİ DEMOKRATİK SOL ideolojik perspektif ile kısa süre içerisinde resmen kuracağı yeni partinin “Korku Şehirlerinden Güvenli Şehirlere Geçiş” vizyonunu ortaya koymaktadır.
Amacımız, afetleri kader olmaktan çıkarmak; denetimsizlik, bilinçsizlik ve açgözlülük zincirini kırmaktır.
Her madde, uygulanabilir ve denetlenebilir çözümler sunmaktadır.
Kentlerimizin geleceği, ancak bilim, mühendislik, vicdan ve toplumsal sorumlulukla güvence altına alınabilir.
DİP DALGA HAREKETİ’NİN KURACAĞI YENİ SİYASİ PARTİNİN PROGRAMINA DAİR BENZER HABERLER:
DİP DALGA HAREKETİ OLARAK KURACAĞIMIZ PARTİNİN PROGRAMINDA YER ALAN “ÜNİTER DEVLET” VE “TERÖR SORUNU” POLİTİKALARI ANA HATLARI
https://haberalternatif.com/https-haber-ulus-uniter-devlet-teror-politikalari/
DİP DALGA HAREKETİ GÖÇ POLİTİKASI MANİFESTOSU:”ÜLKEMİZ YENİDEN “BİZİM” OLACAK”
https://haberalternatif.com/dip-dalga-hareketi-goc-politikasi-manifestosu/
“BÜYÜK DEĞİŞİM VE DÖNÜŞÜM PROJESİ”: NASIL YAPACAĞIZ?-EKONOMİ
https://haberalternatif.com/buyuk-degisim-ve-donusum-projesi-nasil-yapacagiz-ekonomi/










