DİYANET ATATÜRK'E HAKARET EDEN İMAM İÇİN "YAPILACAK İŞLEM YOK" DEDİ - Haber Alternatif
Sosyal Medya Hesaplarımız

GÜNDEM

DİYANET ATATÜRK’E HAKARET EDEN İMAM İÇİN “YAPILACAK İŞLEM YOK” DEDİ

Yayınlanma Tarihi:

on

Diyanet, Ayasofya’da Erdoğan’ın gözü önünde Atatürk’e lanet okuyan Mustafa Demirkan’a ilişkin üç ay sonra “Kurumla bağı olmadığı için yapılacak işlem yok” dedi.

Cumhuriyet’ten Sefa Uyar’ın haberine göre Reisül-Kurra vekili Mustafa Demirkan, 28 Mayıs’ta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un da katılımıyla Ayasofya’da düzenlenen bir törende cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e lanet okumuştu.

Konuya ilişkin sessizliğini koruyan Diyanet İşleri Başkanlığı, Demirkan hakkında disiplin sürecinin işletilip işletilmediğine ilişkin bir başvuruya yaklaşık 3 ay sonra verdiği yanıtta, “Demirkan’ın 6 Ocak 2019’da yaş haddinden emekli olduğunu, kurumla bağı kalmadığını ve yapılacak işlem olmadığını” belirtti. Diyanet, Osmanlı’dan itibaren var olan Reisül-Kurra makamına, yayımladığı “Reisül-Kurra’lık Yönergesi” ile resmiyet kazandırmıştı. Diyanet’in “bağı kalmadı’’ dediği Demirkan’ın halen Diyanet İşleri Başkanlığı sorumluluğundaki Reisül-Kurra vekili olduğu öğrenildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Meclis Başkanı Şentop’un katılımıyla 28 Mayıs’ta Ayasofya’da gerçekleştirilen “İTO Marmara Anadolu İmam Hatip Lisesi Hafızları İcazet Töreni”nde, Reisül-Kurra vekili Mustafa Demirkan, Ayasofya’nın müzeye çevrilmesini anımsatarak, Atatürk’ü hedef almıştı. Demirkan, “Ayasofya gibi mabetler, mabet olarak kalması için inşa edildi. Öyle bir zaman geldi ki bir asır gibi bir zaman içinde ezan ve namaz yasaklandı ve müze haline çevrildi. Bunlardan daha zalim ve kâfir kim olabilir? Yarabbi bir daha bu zihniyetin bu ümmetin başına gelmesini mukadder buyurma” ifadelerini kullanmıştı. Tepki çeken ifadelerin ardından Demirkan hakkında çok sayıda suç duyurusunda bulunulmuştu. MHP Genel Başkanı Bahçeli ise Demirkan için “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e tahammülsüzlük, Türkiye Cumhuriyeti’ne tahammülsüzlüktür. Gizli FETÖ’cü olup olmadıkları mutlaka incelenmeli” ifadelerini kullanmıştı.

Bu süreçte sessizliğini koruyan Diyanet İşleri Başkanlığı tepki çekmişti. Konuya ilişkin 4 Haziran’da Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) üzerinden Bilgi Edinme Hakkı Yasası kapsamında yapılan başvuruya, yaklaşık 3 ay sonra Diyanet İşleri Başkanlığı Disiplin ve Değerlendirme Daire Başkanlığı tarafından yanıt verildi. Reisül-Kurralık makamının Diyanet’e bağlı olduğu anımsatılan, bu nedenle Diyanet’e bağlı olarak görev yürüttüğü kaydedilen Demirkan hakkında iç disiplin yollarına başvurulup başvurulmadığı sorulan başvuruya tek cümlelik yanıt veren başkanlık, “Demirkan’ın 6 Ocak 2019’da yaş haddinden emekli olduğunu, kurumla herhangi bir bağı bulunmadığını ve yapılacak işlem bulunmadığını” kaydetti.

YÖNERGEYLE RESMİLİK KAZANDI

Reisül-Kurralığın oluşumu, nitelikleri, seçimi, görevleri ve diğer hususları ilişkin usul ve esasları belirleyen Diyanet İşleri Başkanlığı Reisül-Kurralık Yönergesi, Diyanet’in 24 Aralık 2020 tarih ve 911290 sayılı onayı ile yürürlüğe girdi. Yönergeye göre, Türkiye’deki bütün hafız ve kurra hafızların başı olan Reisül-Kurra, Diyanet’e bağlı Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulu Başkanlığı kararı ve Diyanet İşleri Başkanı onayı ile seçiliyor. İstanbul’daki Haseki Reisül-Kurra Abdurrahman Gürses Kıraat İhtisas Eğitim Merkezi Müdürlüğü bünyesinde bir mekan tahsis edilen Reisül-Kurralık makamı için yine müdürlüğe bağlı bir sekreterya görev yapıyor. Ayrıca, Reisül-Kurra’ya yardımcı olmak üzerine yine Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulu Başkanlığı’nca oluşturulan bir komisyon tarafından belirlenen 3 yardımcı bulunuyor. Makamın giderleri ise söz konusu müdürlüğün resmi bütçesinden karşılanıyor. Edinilen bilgiye göre, Demirkan, halen Reisül-Kurra vekili olarak görevini sürdürüyor.

________________________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan, hiç bir kurum, kuruluş yahut kişiden “Fonlanmadan”, “tam bağımsız” ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan, Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir, DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

KRİPTEKS E-DERGİ YILLIK ABONELİK LİNKİ:

https://shopier.com/1354512

HABER ALTERNATİF’İN ANDROİD CİHAZLAR İÇİN ÜCRETSİZ MOBİL UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN:

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.haberalternatif.dro

Yorum yapmak için tıklayın

Bir Cevap Yazın

GÜNDEM

İBB’DEN BAKANLIĞA “METRO TEPKİSİ”

Yayınlanma Tarihi:

on

Cumhurbaşkanlığı 2022 yatırım programına alınmayan metro projesiyle ilgili açıklama yapan Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, ‘Dökümanlarda eksiklik olduğunu’ belirtti. İBB’den jet hızı ile yanıt geldi…

İBB ise ‘12.03.2021’de gönderdiğimiz ön fizibilite ve proje onay talep yazımıza tam 311 gün sonra yanıt verebilmeniz gerçekten takdire şayan. İlgili hattın tüm projeleri hazır, yeter ki İstanbulluları cezalandırma ve ayrımcılık politikasından vazgeçin’ ifadeleriyle tepki gösterdi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) Sefaköy-Beylikdüzü metro hattı, Cumhurbaşkanlığı 2022 yatırım programına alınmamıştı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü’nden konuyla ilgili İBB’ye yanıt verildi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’na bağlı Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü, sosyal medya hesabından İBB’nin “Onaylamıyorlar” dediği Beylikdüzü-Sefaköy Metrosu için yapması gerekenleri paylaştı.

Paylaşımda, “Sondaja Dayalı Zemin Etüt Raporu, Jeolojik Plan ve Kesit Kesin Projeleri, Deprem Etüt Raporu, Mimari Kesin Projeler, Kazı-Destek Sistemleri ve Diğer Teknik Projelerin Hazırlanması” istendi. Müdürlükten ayrıca, “İBB İş yapmak istiyorsa; Genel Müdürlüğümüz tarafından onaylanıp Cumhurbaşkanlığımızca yatırım programına alınmış, ihalesi 4 yıl önce yapılmış, aynı hatta paralel Mahmutbey – Esenyurt hattında çalışmalara başlamasının önünde hiçbir engel yok” denildi.

İBB’den söz konusu paylaşım alıntılanarak, “12 Mart 2021’de gönderdiğimiz ön fizibilite ve proje onay talep yazımıza tam 311 gün sonra yanıt verebilmeniz gerçekten takdire şayan” tepkisi geldi.

İlgili hattın tüm projelerinin hazır olduğu belirtilen paylaşımda, “Yeter ki İstanbulluları cezalandırma ve ayrımcılık politikasından vazgeçin” ifadeleri yer buldu.

Okumaya Devam Et

GÜNDEM

KAHRAMANMARAŞ’TA PETROL BORU HATTINDA PATLAMA MEYDANA GELDİ

Yayınlanma Tarihi:

on

Edinilen bilgiye göre, Pazarcık ilçesi Narlı mevkiinden geçen petrol boru hattında henüz bilinmeyen bir nedenle patlama meydana geldi. Patlama sonrası yangın çıkarken, olay yerine çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi. Ekiplerin bölgede çalışmaları devam ediyor.

VALİ:”PATLAMANIN NEDENİ HENÜZ BELLİ DEĞİL”

Kahramanmaraş Valisi Ömer Faruk Coşkun da yangının patlama neticesinde meydana geldiğini söyledi. Patlamanın nedeninin araştırıldığını anlatan Coşkun, şunları söyledi:

“Patlamanın nedeni henüz belli değil. Petrol akımı kesildi. Yangına müdahale sürüyor. Yangının etkisi de azalmaya başladı. Boruda petrol olduğu için yangın kontrollü şekilde sürüyor. Şu an için yerleşim yerleriyle ilgili bir risk yok ve çok şükür can kaybı da yok. İnşallah ekiplerimiz kısa sürede yangını söndürecek. Bununla ilgili çalışmalarımız sürüyor.”

BELEDİYE BAŞKANINDCAN İLK AÇIKLAMA

Pazarcık Belediye Başkanı İbrahim Yılmazcan duruma hakim olunduğunu ancak yangının sabaha kadar devam etme ihtimalinin bulunduğunu, ikametlere sıçramaması için tedbir alma yönünde çalışmalar yaptıklarını ifade etti

BOTAŞ: “PETROL AKIŞI DURDURULDU

Yangına ilişkin açıklama yapan BOTAŞ “Petrol akışı derhal durdurularak, teknik emniyet tedbirleri kapsamında olay yerine en yakın hat vanaları kapatılmıştır” bilgisini verdi.

Okumaya Devam Et

GÜNDEM

HAKAN ATİLLA CEZAEVİ GÜNLERİNİ KİTAP YAPTI: “ZARRAB NASIL GEÇER NOT ALDI,BİLMİYORUM”

Yayınlanma Tarihi:

on

‘İran’a yönelik yaptırımları delmek’ suçuyla ABD’de tutuklanan ve 28 ay hapis yatan Hakan Atilla, cezaevi günlerini “Amerika Atilla’ya Karşı” isimli kitabında kaleme aldı. Atilla’nın kitabın bir bölümünde ‘Zarrab nasıl geçer not aldı, bilmiyorum, başka bir gerekçe varsa da benim bilgim yok… ‘ ifadeleri dikkat çekti.

Halkbank Genel Müdür Yardımcılığı görevini yaparken ‘İran’a yönelik yaptırımları delmek’ suçuyla ABD’de tutuklanan Hakan Atilla, 28 ay cezaevinde kalmıştı.

Atilla, New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi tarafından Mayıs 2018’de 32 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.

Halktv’den Özlem Gürses, eski Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla’nın “Amerika Atilla’ya Karşı” adlı kitabından ayrıntıları kaleme aldı.

‘ZARRAB NASIL GEÇER NOT ALDI, BİLMİYORUM’

Kitapta ABD’de İran’a yönelik yaptırımların delinmesi sürecinde rol oynadığı gerekçesiyle yargılanan bir diğer isim olan Reza Zarrab’la ilgili olarak, “Zarrab nasıl geçer not aldı, bilmiyorum, başka bir gerekçe varsa da benim bilgim yok… “  ifadeleri kullanıldı.

Gürses kitaptan şu bölümleri aktardı:

‘DEVLETİN DE BENİ ALMAYA YA GÖNLÜ YA DA GÜCÜ YOK…’

“New York’a yeni atanan konsolos ziyaretime geldi, ‘eve dönmek dışında bir isteğim yok ama devletin de beni almaya ya gönlü ya da gücü yok…

‘FİKİRLER YERİNE KİŞİLERLE UĞRAŞMAYI SEVEN TİPLER UZAKLAŞTIRILMADIĞI SÜRECE…’

Yıllar içinde Türkçe konuşmayı bilmeyen, meramını anlatacak kelime hazinesi olmayan, dünyadan, ilimden, irfandan, habersiz onlarca Genel Müdür, CEO, Başkan tanıdım. Bazılarıyla doğrudan veya dolaylı çalışmak zorunda kaldım. Hepsinin ortak özelliği sırtlarını dayadıkları siyasi parti, siyasetçi veya işadamının onları taşıdığı gerçeğini gizleyerek sanki başarılı kişilermiş gibi davranmaya çalışıp komik duruma düşmeleri idi. Bazıları hâlâ önemli makamları değersiz varlıklarıyla işgal ediyorlar. Vizyonsuzlukları, küçük hesapları, fikirler yerine kişilerle uğraşmayı seven bu tipler uzaklaştırılmadığı sürece ekonominin düzeleceğini beklemek hayalden öte değil.

‘SORUMLULAR DÜNYANIN HER YERİNDE…’

Devletin en önemli kurumlarının başındaki yöneticileri sadece sempatizan oldukları için değil gerçekten vizyon sahibi, gelişmeleri ve yönelimleri idrak edebilen, katma değer yaratacak kişilerden ve tabii mümkünse kullanılabilecek derecede önemli zafiyeti olmayan kişilerden seçmek gerekiyor. Uçkur veya servet düşkünü tiplerin önemli mevkilerden uzak tutulması zorunlu, aksi halde yarattıkları ahlaki bozulma bir yana devletin çalışmasını ve güvenliğini de tehlikeye atabiliyor…

“Sorumlular dünyanın her yerinde: Devlet, hükümet adına yetkisini kötüye kullananlar ve onlara müsamaha gösterenler. Gücü elinde tutana duyulan o vıcık vıcık, sahte ve seviyeden yoksun hayranlık, yanlışlara yanlış diyebilme cesaretini göstermesine ya da doğru karar vermesine engel oluyor insanların.”

‘BENİ ORTAK ETMEYE ÇALIŞTILAR’

Özlem Gürses şöyle devam etti:

“Atilla’nın 28 aylık karanlık bir tünel olarak tanımladığı dönem, Londra üzerinden ABD’ye bono satışı için gittiği seyahatle başlıyor.

ABD’ye girdiğinde tutuklanmayan Atilla, ülkeye döneceği gün JFK Havalimanında 2 FBI ajanı tarafından sorguya alınıyor ve tutuklanarak Manhattan’daki meşhur MCC hapishanesine götürülüyor.

Havalimanındaki işlem sırasında bu iki ajan “elimizde Türkiye’den servis edilmiş telefon kayıtları var” diyerek Hakan Atilla’nın Reza Zarrab’la ilişkisi nedeniyle, banka sahtekarlığı ve uluslararası yaptırımların ihlali gerekçesiyle yargıç önüne çıkacağını söylüyor.

Atilla o anda da, bugün de hala, bu işlemlerin hiç biri ile ilgisi olmadığını söylüyor.

“Reza Zarrab’la iş konuştuğum için, adamın daha sonra hiçbir ilgim ve bilgim olmayan eylemlerine beni ortak etmeye çalıştılar…” diye yazıyor.

REZA İLE NASIL TANIŞMIŞ ?

Zarrab aslında 2009 yılından itibaren Halkbank’ın müşterisi imiş, ama İran’la altın ticareti konusunda 2011 yılında bir talepte bulunmuş, Atilla’dan veto yemiş… Neden sonra banka yönetimi onay vermiş ve süreç böyle başlamış.

Kitaptaki şu cümle önemli : “Zarrab nasıl geçer not aldı, bilmiyorum, başka bir gerekçe varsa da benim bilgim yok… “

ALİ BABACAN DA KİTAPTA…

Hakan Atilla, davanın Amerika ayağındaki kilit isim Amerikan Hazine Bakanlığı Terör ve Mali İstihbarattan sorumlu müsteşarı David Cohen’in enteresan ilişkilerine dikkat çekiyor. ( Bu arada David Cohen CIA ikinci başkanlığına kadar terfi etti )

Cohen’in 17-25 Aralık olayları yaşandığında İstanbul’da olduğunu, Halkbank Genel Müdürü Süleyman Arslan ile planlanmış bir görüşmesi bulunduğunu yazıyor. Ama Cohen bu görüşmeyi iptal edip, aynı gün Türkiye’den ayrılmış…

Oysa Cohen, daha önce dönemin bakanı Ali Babacan’ın da talebi ile Halkbank Genel Müdürü Süleyman Arslan ile ABD’de görüşmüş ve altın meselesi konusunda bilgi almış. Süleyman Arslan’a ABD’deki İran ambargosu yaptırımlarının altını içermediğini söylemiş, ama yakın bir tarihte dahil edileceğini hatırlatmış.

‘EĞER KURUMLAR GÖREVİNİ YAPSAYDI…’

Atilla 2008 yılından itibaren Zarrab’ın Kapalıçarşı ve bazı özel bankalar üzerinden bu işlemleri yaptığını hatırlatıyor ve diyor ki “bu işleri yapanlar hakkında bir işlem yapılsa ve tüm bankalar uyarılmış olsa, hiçbiri kapıdan bile giremeyecekken, tam tersi ilgili kurumlar inceleme ve bilgiler gizlenmiş bankalardan… eğer ilgili kurumlar görevini yapmış olsaydı, bugün Reza Zarrab’ın ülkenin itibarını zedelemeye çalışması mümkün olmazdı… ”

Özlem Gürses, köşe yazısında kitapla ilgili şu değerlendirmeyi de yaptı:

‘BİRİLERİ HALKBANK DAVASI’NDA ATİLLA’YI ‘GÜNAH KEÇİSİ’ Mİ YAPMAK İSTEDİ?’

İnsan okurken merak ediyor :

Birileri Halkbank Davası’nda Atilla’yı ‘günah keçisi’ mi yapmak istedi?

FBI ajanının ‘Türkiye’den telefon kayıtları servis edildi’ dediği kayıtları gönderen kim?

Atilla’yı bono satışı için ABD’ye gönderen banka yönetimi bu dosyayı bilmiyor olabilir mi?

Reza Zarrab ilk ifadesinde Atilla’nın olaylarla bir ilgisi olmadığını söylemişken, mahkeme süreçlerinde neden ifadesini değiştirdi?”

Okumaya Devam Et







Popüler

%d blogcu bunu beğendi: