ELMALI "UTANÇ" DAVASININ AVUKATINDAN KAN DONDURAN AÇIKLAMALAR GELDİ - Haber Alternatif
Sosyal Medya Hesaplarımız

GÜNDEM

ELMALI “UTANÇ” DAVASININ AVUKATINDAN KAN DONDURAN AÇIKLAMALAR GELDİ

Yayınlanma Tarihi:

on

Antalya’da 6 ve 9 yaşındaki iki çocuğa, anneleri Merve Akman ve üvey babaları Rahmi Akman tarafından cinsel istismarda bulunulması olayı hakkında mağdur çocukların avukatı Gülşah Ekin Taş, kan donduran açıklamalarda bulundu.

Antalya’da 6 ve 9 yaşındaki iki çocuğa, anneleri Merve Akman ve üvey babaları Rahmi Akman tarafından cinsel istismarda bulunulması, mahkeme sürecinde ise iki sanığın tahliye edilmeleri yurt genelinde büyük tepkiye neden oldu.

Habertürk’ün aktardığına göre; mağdur çocukların avukatı Gülşah Ekin Taş, dava dosyasını ve süreci anlattı. Avukat Taş, “Dosyanın detaylarını bilseniz günlerce uyku uyuyamazsınız. Bu dava kan dondurur” dedi.

Antalya’nın Finike ilçesinde geçen yıl annesi Merve A. (27) ile üvey babası Rahmi A.’nın (25) cinsel istismarına uğradıkları ortaya çıkan ve çizdikleri resimlerle Türkiye’nin kanını donduran utanç davası, çocukların babaannesi olan G.S.’nin durumu fark edip savcılığa başvurmasıyla duyuldu.

Tahliyeleri infiale neden oldu

Şikayetin ardından o dönem 6 ve 9 yaşında olan biri kız diğeri erkek 2 çocuk babaannelerinin koruması altına alındı. Çocuklar ifadelerinde sadece öz anneleri ve üvey babalarının değil; annenin erkek arkadaşlarının da istismarına uğradığını anlattı.

Hukuki sürecin ardından iki sanığın tahliye edilmesi ise yurt genelinde, özellikle de sosyal medyada infiale neden oldu.

Utanç davasında mağdur olan çocukların avukatlığına yapan UCİM (Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı İle Mücadele Derneği) avukatlarından Gülşah Ekin Taş, yürekleri yakan dava dosyasındaki ayrıntıları anlattı. İşte, ‘Elmalı Davası’nın bilinmeyenleri ve mağdur çocukların avukatının anlattıkları:

“BU DAVA KAN DONDURUCU CİNSTEN”

“Kurban bayramıydı ve UCİM’de nöbetteydim. Bu olayla ilgili ihbar, benim nöbetimde geldi. İlk görüşmeyi babaanneyle yaptım. Kendisi, ‘İki torunum var; psikoloğa götürdüm. Anlattıkları şeyler akla mantığa sığmıyor’ dedi. Çocuklarla yaptığım görüşmelerde her ikisinin de gerçekten çok zeki olduğunu fark ettim.

Yaşadıklarını o kadar detaylı anlatıyorlardı ki yer, zaman ve mekan vererek bütün ayrıntıları anlattılar. Anne ile baba küçük kız çocuğu anne karnındayken boşanıyorlar. Daha sonra kız çocuk annenin yanında kalıyor. Büyük çocuk ise babanın yanında kalıyor.

Daha sonra erkek çocuk, öz babası tarafından annesinin yanına Finike’ye gönderiliyor. Hem kardeşini tanısın hem de yalnız kalmasın diye. Kız çocuğu hep istismara uğramış. Erkek çocuğu ise 2018’in sonu gibi Finike’ye gidiyor ve 8 aylık süreçte cinsel istismara uğruyor. Olayı ortaya çıkaran da erkek çocuk oluyor ve anne erkek çocuğu suçluyor. ‘Baban seni doldurdu ve sen bize iftira atıyorsun’ diye savunma yapıyor.

Bu dava gerçekten kan dondurur cinsten. Dosyanın detaylarını bilseniz; günlerce uyku uyuyamazsınız. Çocuklar, çizdikleri resmin kat be kat fazlasını yaşamışlar. Her ikisi de çok ağır cinsel şiddete maruz kalmışlar.

Kız çocuğunun 2 yaşından itibaren istismara uğradığını düşünüyorum. Çocukların satılması gibi bir şey söz konusu değil. Anne gece kulüplerinde, pavyonlarda çalışan bir kadın ve Rahmi’yle burada tanışıyor ancak yağmadan 1 yıl hüküm de giyiyor.

Kız çocuğu ifadesinde, annenin erkeklerle dost hayatını yaşadığını belirtiyor ve annesinin kocalarının istismarına uğradığını, istismarcının fiziksel özelliklerine kadar ayrıntıyla anlatıyor. Rahmi hayatına girdikten sonra bu değişiyor. Erkek çocuğun bilinçli olmasıyla istismar dile geliyor. Rahmi’nin istismarlarının ardından çocuklar babaanneye gönderiliyor.

Erkek çocuk olayları anlatırken kız çocuğunun yaşadıklarını tetikliyor ve o da yaşadıklarını anlatıyor. HSK olayla ilgili inceleme başlattı. Biz açıkçası tutuklama bekliyoruz. Dosyadaki bütün somut deliller tamamlandı. Adli Tıp istismarı doğruluyor. Çocuklar şu an güvende değil. Bu çocuklar şu an devlet korumasında değil.

Bu dosyada tanık olarak dinlenen herkesin sanık olarak yargılanması da gerekiyor. Çünkü çocuklara anneanne, dede, teyzeler şiddet uyguluyor. Çocukları kablo ile dövüyorlar. Çocuğun beyanı esas alınmalıdır. Çünkü çocuk istismarı bu kadar detaylandıramaz.”

1 Yorum

1 Yorum

  1. Sadi Özgül

    30 Haziran 2021 at 16:11

    Çocuklarına tecavüz edilmesine göz yuman ve yardım eden Merve Akman’ın da mahkemece serbest bırakıldığı ülkede çocukları üşümesin diye saç kurutma makinesini açıp yan odada intihar eden emine Akçay da yaşamıştı.

    Çocuğun tecavüze uğraması suçu katalog suçlar kapsamındadır. Korkarım ki; AKP tipi sözde siyasal islamcılar bundan sonra “somut delil” koşulu getirirseler tecavüze uğrayan çocukların bunu günlüklerine yazması, ifade etmesi ve resimlerle anlatması somut delil olmaktan çıkarılabilir. Bu durumda tarikat ve vakıflarda yaşanan çocuk tecavüzleri suçları cezasız kalacak ve tecavüzler daha da artacaktır.
    Gördünüz mü siyasilerin tarikat ve cemaat vakıflarından gelecek olan olan oyların hesabını yapmasının sebep olacağı kötülüklere.

    Bizim yargı ve hukuk iyice laşkalaşmış artık
    ABD’de çocuğa tecavüz edenlere verilen cezalar;
    – Alabama, ömür boyu hapis
    – Virginia, ömür boyu hapis
    – Montana, 99 yıl hapis
    – Nebraska, 40 yıl hapis
    – Maine, 40 yıl hapis
    – New York, 25 yıl hapis
    Ceza ve kamu davası birlikte açıldığı için verilen süre 1.5 katına çıkıyor.

    Bu durumda kadın/çocuk tecavüzleri ile ilgili davalarda da ABD mahkemeleri yetkilendirilse nasıl olurdu?

Bir Cevap Yazın

GÜNDEM

İBB’DEN BAKANLIĞA “METRO TEPKİSİ”

Yayınlanma Tarihi:

on

Cumhurbaşkanlığı 2022 yatırım programına alınmayan metro projesiyle ilgili açıklama yapan Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, ‘Dökümanlarda eksiklik olduğunu’ belirtti. İBB’den jet hızı ile yanıt geldi…

İBB ise ‘12.03.2021’de gönderdiğimiz ön fizibilite ve proje onay talep yazımıza tam 311 gün sonra yanıt verebilmeniz gerçekten takdire şayan. İlgili hattın tüm projeleri hazır, yeter ki İstanbulluları cezalandırma ve ayrımcılık politikasından vazgeçin’ ifadeleriyle tepki gösterdi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) Sefaköy-Beylikdüzü metro hattı, Cumhurbaşkanlığı 2022 yatırım programına alınmamıştı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü’nden konuyla ilgili İBB’ye yanıt verildi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’na bağlı Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü, sosyal medya hesabından İBB’nin “Onaylamıyorlar” dediği Beylikdüzü-Sefaköy Metrosu için yapması gerekenleri paylaştı.

Paylaşımda, “Sondaja Dayalı Zemin Etüt Raporu, Jeolojik Plan ve Kesit Kesin Projeleri, Deprem Etüt Raporu, Mimari Kesin Projeler, Kazı-Destek Sistemleri ve Diğer Teknik Projelerin Hazırlanması” istendi. Müdürlükten ayrıca, “İBB İş yapmak istiyorsa; Genel Müdürlüğümüz tarafından onaylanıp Cumhurbaşkanlığımızca yatırım programına alınmış, ihalesi 4 yıl önce yapılmış, aynı hatta paralel Mahmutbey – Esenyurt hattında çalışmalara başlamasının önünde hiçbir engel yok” denildi.

İBB’den söz konusu paylaşım alıntılanarak, “12 Mart 2021’de gönderdiğimiz ön fizibilite ve proje onay talep yazımıza tam 311 gün sonra yanıt verebilmeniz gerçekten takdire şayan” tepkisi geldi.

İlgili hattın tüm projelerinin hazır olduğu belirtilen paylaşımda, “Yeter ki İstanbulluları cezalandırma ve ayrımcılık politikasından vazgeçin” ifadeleri yer buldu.

Okumaya Devam Et

GÜNDEM

KAHRAMANMARAŞ’TA PETROL BORU HATTINDA PATLAMA MEYDANA GELDİ

Yayınlanma Tarihi:

on

Edinilen bilgiye göre, Pazarcık ilçesi Narlı mevkiinden geçen petrol boru hattında henüz bilinmeyen bir nedenle patlama meydana geldi. Patlama sonrası yangın çıkarken, olay yerine çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi. Ekiplerin bölgede çalışmaları devam ediyor.

VALİ:”PATLAMANIN NEDENİ HENÜZ BELLİ DEĞİL”

Kahramanmaraş Valisi Ömer Faruk Coşkun da yangının patlama neticesinde meydana geldiğini söyledi. Patlamanın nedeninin araştırıldığını anlatan Coşkun, şunları söyledi:

“Patlamanın nedeni henüz belli değil. Petrol akımı kesildi. Yangına müdahale sürüyor. Yangının etkisi de azalmaya başladı. Boruda petrol olduğu için yangın kontrollü şekilde sürüyor. Şu an için yerleşim yerleriyle ilgili bir risk yok ve çok şükür can kaybı da yok. İnşallah ekiplerimiz kısa sürede yangını söndürecek. Bununla ilgili çalışmalarımız sürüyor.”

BELEDİYE BAŞKANINDCAN İLK AÇIKLAMA

Pazarcık Belediye Başkanı İbrahim Yılmazcan duruma hakim olunduğunu ancak yangının sabaha kadar devam etme ihtimalinin bulunduğunu, ikametlere sıçramaması için tedbir alma yönünde çalışmalar yaptıklarını ifade etti

BOTAŞ: “PETROL AKIŞI DURDURULDU

Yangına ilişkin açıklama yapan BOTAŞ “Petrol akışı derhal durdurularak, teknik emniyet tedbirleri kapsamında olay yerine en yakın hat vanaları kapatılmıştır” bilgisini verdi.

Okumaya Devam Et

GÜNDEM

HAKAN ATİLLA CEZAEVİ GÜNLERİNİ KİTAP YAPTI: “ZARRAB NASIL GEÇER NOT ALDI,BİLMİYORUM”

Yayınlanma Tarihi:

on

‘İran’a yönelik yaptırımları delmek’ suçuyla ABD’de tutuklanan ve 28 ay hapis yatan Hakan Atilla, cezaevi günlerini “Amerika Atilla’ya Karşı” isimli kitabında kaleme aldı. Atilla’nın kitabın bir bölümünde ‘Zarrab nasıl geçer not aldı, bilmiyorum, başka bir gerekçe varsa da benim bilgim yok… ‘ ifadeleri dikkat çekti.

Halkbank Genel Müdür Yardımcılığı görevini yaparken ‘İran’a yönelik yaptırımları delmek’ suçuyla ABD’de tutuklanan Hakan Atilla, 28 ay cezaevinde kalmıştı.

Atilla, New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi tarafından Mayıs 2018’de 32 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.

Halktv’den Özlem Gürses, eski Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla’nın “Amerika Atilla’ya Karşı” adlı kitabından ayrıntıları kaleme aldı.

‘ZARRAB NASIL GEÇER NOT ALDI, BİLMİYORUM’

Kitapta ABD’de İran’a yönelik yaptırımların delinmesi sürecinde rol oynadığı gerekçesiyle yargılanan bir diğer isim olan Reza Zarrab’la ilgili olarak, “Zarrab nasıl geçer not aldı, bilmiyorum, başka bir gerekçe varsa da benim bilgim yok… “  ifadeleri kullanıldı.

Gürses kitaptan şu bölümleri aktardı:

‘DEVLETİN DE BENİ ALMAYA YA GÖNLÜ YA DA GÜCÜ YOK…’

“New York’a yeni atanan konsolos ziyaretime geldi, ‘eve dönmek dışında bir isteğim yok ama devletin de beni almaya ya gönlü ya da gücü yok…

‘FİKİRLER YERİNE KİŞİLERLE UĞRAŞMAYI SEVEN TİPLER UZAKLAŞTIRILMADIĞI SÜRECE…’

Yıllar içinde Türkçe konuşmayı bilmeyen, meramını anlatacak kelime hazinesi olmayan, dünyadan, ilimden, irfandan, habersiz onlarca Genel Müdür, CEO, Başkan tanıdım. Bazılarıyla doğrudan veya dolaylı çalışmak zorunda kaldım. Hepsinin ortak özelliği sırtlarını dayadıkları siyasi parti, siyasetçi veya işadamının onları taşıdığı gerçeğini gizleyerek sanki başarılı kişilermiş gibi davranmaya çalışıp komik duruma düşmeleri idi. Bazıları hâlâ önemli makamları değersiz varlıklarıyla işgal ediyorlar. Vizyonsuzlukları, küçük hesapları, fikirler yerine kişilerle uğraşmayı seven bu tipler uzaklaştırılmadığı sürece ekonominin düzeleceğini beklemek hayalden öte değil.

‘SORUMLULAR DÜNYANIN HER YERİNDE…’

Devletin en önemli kurumlarının başındaki yöneticileri sadece sempatizan oldukları için değil gerçekten vizyon sahibi, gelişmeleri ve yönelimleri idrak edebilen, katma değer yaratacak kişilerden ve tabii mümkünse kullanılabilecek derecede önemli zafiyeti olmayan kişilerden seçmek gerekiyor. Uçkur veya servet düşkünü tiplerin önemli mevkilerden uzak tutulması zorunlu, aksi halde yarattıkları ahlaki bozulma bir yana devletin çalışmasını ve güvenliğini de tehlikeye atabiliyor…

“Sorumlular dünyanın her yerinde: Devlet, hükümet adına yetkisini kötüye kullananlar ve onlara müsamaha gösterenler. Gücü elinde tutana duyulan o vıcık vıcık, sahte ve seviyeden yoksun hayranlık, yanlışlara yanlış diyebilme cesaretini göstermesine ya da doğru karar vermesine engel oluyor insanların.”

‘BENİ ORTAK ETMEYE ÇALIŞTILAR’

Özlem Gürses şöyle devam etti:

“Atilla’nın 28 aylık karanlık bir tünel olarak tanımladığı dönem, Londra üzerinden ABD’ye bono satışı için gittiği seyahatle başlıyor.

ABD’ye girdiğinde tutuklanmayan Atilla, ülkeye döneceği gün JFK Havalimanında 2 FBI ajanı tarafından sorguya alınıyor ve tutuklanarak Manhattan’daki meşhur MCC hapishanesine götürülüyor.

Havalimanındaki işlem sırasında bu iki ajan “elimizde Türkiye’den servis edilmiş telefon kayıtları var” diyerek Hakan Atilla’nın Reza Zarrab’la ilişkisi nedeniyle, banka sahtekarlığı ve uluslararası yaptırımların ihlali gerekçesiyle yargıç önüne çıkacağını söylüyor.

Atilla o anda da, bugün de hala, bu işlemlerin hiç biri ile ilgisi olmadığını söylüyor.

“Reza Zarrab’la iş konuştuğum için, adamın daha sonra hiçbir ilgim ve bilgim olmayan eylemlerine beni ortak etmeye çalıştılar…” diye yazıyor.

REZA İLE NASIL TANIŞMIŞ ?

Zarrab aslında 2009 yılından itibaren Halkbank’ın müşterisi imiş, ama İran’la altın ticareti konusunda 2011 yılında bir talepte bulunmuş, Atilla’dan veto yemiş… Neden sonra banka yönetimi onay vermiş ve süreç böyle başlamış.

Kitaptaki şu cümle önemli : “Zarrab nasıl geçer not aldı, bilmiyorum, başka bir gerekçe varsa da benim bilgim yok… “

ALİ BABACAN DA KİTAPTA…

Hakan Atilla, davanın Amerika ayağındaki kilit isim Amerikan Hazine Bakanlığı Terör ve Mali İstihbarattan sorumlu müsteşarı David Cohen’in enteresan ilişkilerine dikkat çekiyor. ( Bu arada David Cohen CIA ikinci başkanlığına kadar terfi etti )

Cohen’in 17-25 Aralık olayları yaşandığında İstanbul’da olduğunu, Halkbank Genel Müdürü Süleyman Arslan ile planlanmış bir görüşmesi bulunduğunu yazıyor. Ama Cohen bu görüşmeyi iptal edip, aynı gün Türkiye’den ayrılmış…

Oysa Cohen, daha önce dönemin bakanı Ali Babacan’ın da talebi ile Halkbank Genel Müdürü Süleyman Arslan ile ABD’de görüşmüş ve altın meselesi konusunda bilgi almış. Süleyman Arslan’a ABD’deki İran ambargosu yaptırımlarının altını içermediğini söylemiş, ama yakın bir tarihte dahil edileceğini hatırlatmış.

‘EĞER KURUMLAR GÖREVİNİ YAPSAYDI…’

Atilla 2008 yılından itibaren Zarrab’ın Kapalıçarşı ve bazı özel bankalar üzerinden bu işlemleri yaptığını hatırlatıyor ve diyor ki “bu işleri yapanlar hakkında bir işlem yapılsa ve tüm bankalar uyarılmış olsa, hiçbiri kapıdan bile giremeyecekken, tam tersi ilgili kurumlar inceleme ve bilgiler gizlenmiş bankalardan… eğer ilgili kurumlar görevini yapmış olsaydı, bugün Reza Zarrab’ın ülkenin itibarını zedelemeye çalışması mümkün olmazdı… ”

Özlem Gürses, köşe yazısında kitapla ilgili şu değerlendirmeyi de yaptı:

‘BİRİLERİ HALKBANK DAVASI’NDA ATİLLA’YI ‘GÜNAH KEÇİSİ’ Mİ YAPMAK İSTEDİ?’

İnsan okurken merak ediyor :

Birileri Halkbank Davası’nda Atilla’yı ‘günah keçisi’ mi yapmak istedi?

FBI ajanının ‘Türkiye’den telefon kayıtları servis edildi’ dediği kayıtları gönderen kim?

Atilla’yı bono satışı için ABD’ye gönderen banka yönetimi bu dosyayı bilmiyor olabilir mi?

Reza Zarrab ilk ifadesinde Atilla’nın olaylarla bir ilgisi olmadığını söylemişken, mahkeme süreçlerinde neden ifadesini değiştirdi?”

Okumaya Devam Et







Popüler

%d blogcu bunu beğendi: