Sosyal Medya Hesaplarımız

ÖZEL HABER

“ERDOĞAN’A BİAT EDECEKSİNİZ” DİYEN İSİM ELEKTRİK TESİSATÇISI ÇIKTI

Yayınlanma Tarihi:

on

HABER ALTERNATİF-ÖZEL HABER

Celal Eren ÇELİK

TV100 ekranlarında Ahu Özyurt’un sunduğu 10’dan 12’ye programına katılan Mustafa Albayrak ile gazeteci Barış Yarkadaş’ın tartışması olay oldu…

Tartışmada Mustafa Albayrak “Erdoğan’a ram olacaksınız,Erdoğan’a biat edeceksiniz” deyince Barış Yarkadaş tepki gösterdi, sunucu Ahu Özyurt’un şaşkınlığını gizleyemediği bu dakikalarda stüdyoda ortam gerildi.

“YAZAR” DEĞİL ELEKTRİK TESİSATÇISI

TV100 ekranlarında “YAZAR” sıfatı ile konuşup “Erdoğan’a ram olacaksınız biat edeceksiniz” diyen Mustafa Albayrak’ın asıl işinin ise “ELEKTRİK TESİSASTI” olduğu ortaya çıktı.

Mustafa Albayrak 1990 yılında  “İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği” bölümünü bitirdi.

Albayrak perakende, enerji, toptancılık, aydınlatma ürünleri üreticiliği, elektronik sayaç üreticiliği alanda faaliyet gösteren TEKNİK ELEKTRİK isimli büyük bir şirkete sahip.

Mustafa Albayrak  ayrıca AKP yandaşlığı ile bilinen işadamları derneği MÜSİAD’ın da önemli isimlerinden bir tanesi.

Albayrak MÜSİAD’ın Enerji ve Çevre Sektör Kurulu Başkanı. 2015-2017 yılları arasında ise MÜSİAD’ın yedek Yönetim kurulu üyesi. Albayrak aynı zamanda MÜSİAD’ın ABD kolu olan USA MÜSİAD’ın kurucusu.MÜSİAD USA’nın Başkanlığını ise 2018 yılındaki 24 Haziran seçimlerinde AKP,’den Sakarya Milletvekilliği adaylığı başvurusu yapan Mustafa Tuncer yapmakta…

AKP’nin kontrolündeki İstanbul Ticaret Odası’nda da yine Mustafa Albayrak’ı görüyoruz.Albayrak aynı zamanda İstanbul Ticaret Odası Meclis üyesi.

Albayrak ayrıca AKP’li iş adamlarının adeta “NETWORK KULÜBÜ” olarak faaliyet gösteren Dış Ekonomik İlişkiler Kurul’nda da (DEİK)  görev aslmış. Albayrak Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu Türk-Danimarka İş Konseyi Yürütme Kurulu Üyesi ve  Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu Türk-İsveç İş Konseyi Üyesi.

“YAZARLIĞI” KENDİ DERGİSDİNDEN!

Mustafa Albayrak’ın “YAZARLIK SIFATI” (!) ise kendi şirketi olan TEKNİK ELEKTRİK ile aynı adı taşıyan ve Türkiye’deki 5000 elektrikçiye her ay “ÜCRETSİZ” dağıtılan TEKNİK ELEKTRİK DERGİSİ’ne yazdığı yazılardan gelmekte.Bu derginin AKP tarafından desteklendiği ise biliniyor.

Mustafa Albayrak kendi parasını verdiği,kendi bastırdığı,kendi dağıttığı dergi ile “YAZAR” sıfatını edinmiş. Yani Albayrak’ın “YAZARLIĞI”nın hikmeti (!) kendisinden menkul.

Bu arada yine TEKNİK ELEKTRİK isimli haber sitesinde de bol bol AKP’li bürokratlar ile röportajlar yapılıyor,AKP’nin icraatları övülüyor.

 

 

Yorum yapmak için tıklayın

Bir Cevap Yazın

ÖZEL HABER

“YEŞİL AHTAPOT”UN İLK KOLU: MÜCADELE KARDEŞLİĞİ

Yayınlanma Tarihi:

on

Celal Eren ÇELİK

Malumunuz geçtiğimiz günlerin en çok tartışılan konularının başında eski Meclis Başkanı ve Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Bülent Arınç’ın bir televizyon kanalında Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’ın tutukluluk hallerinin devamını eleştirdiği ve herkese Selahattin Demirtaş’ın kitabını okumasını tavsiye ettiği açıklamaları sonrasında başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere önce çok sert tepkiler ile karşılaşıp sonra da Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyeliği görevinden istifa etmek zorunda kalması geliyordu.

Bu gerçekleşen istifanın hemen ardından ise Erdoğan’ın “Kara kutularından” bir tanesi olan, Diyarbakır eski AKP Milletvekillerinden Mehmet İhsan Arslan’ın BBC Türkçe’ye verdiği röportajında AKP’yi eleştiren sözleri sonrasında kesin ihraç talebi ile disipline sevk edildiğini gördük…

İyi güzel ama Bülent Arınç eleştirel sözleri ile Erdoğan’ın hışmına yuğrayıp istifa etmek zorunda bırakılırken yahut Erdoğan’a en yakın isimlerden birisi olan Mehmet İhsan Arslan’ın eleştişrileri partiden ihracı ile sonuçlanacak süreci başlatırken “Bize toplu tövbe lazım,hukuk reformundan kimse bir şey beklemesin” diyen eski TBMM Başkanı ve Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Cemil Çiçek’e niçin kimse çıtını çıkarıp da tek kelime etmiyor,aslında doğru tabirle “EDEMİYORDU” ?

Ya da AKP içinde yıllardır adeta “Ayrı özerk bir cumhuriyet” gibi hareket eden, istifası bile zor alınan ama partiden uzaklaştırılamayan Melih Gökçek neden tamamen tasfiye edilemiyor, nasıl oluyor da hala geçtiğimiz hafta Külliye’ye çapırılıp saatlerce süren “Özel bir toplantıda” fikirleri alınabiliyor, Gökçek’in tonla yolsuzluk ve defosuna rağmen adı nasıl hala yeni bir kabine revizyonunda yeni bakanlar arasıdna geçebiliyor,üzerine adeta “Görünmez” bir dokunulmazlık zırhını nasıl geçirebiliyordu?

Şimdi “Arkadaş Bülent Arınç’ın çıkışı ile Cemil Çiçek’in Melih Gökçek’in ne alakası var?” diye sormayın sakın,aşağıda okuyacaklarınız sizi çok şaşırtacak,bununla da kalmayaracak olayın Cemil Çiçek’i de Melih Gökçek’i de çok çok aşan boyutlarına da ışık tutacak…

Bu kadar peşrev yeter artık yazmaya başlayalım işin  “Sadedini”…

***

Tarih yaprakları 1945 yılını gösterdiğinde İstanbul Beşiktaş’ta küçük bir bakkal dükkanı açılmıştır. Bakkal dükkanının sahibi Mehmet  Emin Alpkan…

Konya Taşkent’te doğmuş olan ve çok zor şartlarda büyüyüp, eğitimini daha 7-8 yaşlarında yarıdabırakmış olan,2. Dünya Savaşı’nın zorlu yıllarında askerliğini tamamlamış olan Mehmet Emin Alpkan ‘ın askerlikle birlikte hayatında Nihal Atsız ve O’nun Türkçü fikirleri giriyor… Askerden döndükten sonra Mehmet Emin Alpkan elinden Atsız kitaplarını düşürmüyor çevresinde de bu konuda sıkça konuşmalar yapıyor…

Biz tekrar dönelim 1945 yılında Mehmet Emin Alpkan tarafından açılan “Bakkala”… Zira bu bakkal öyle sıradan, küçük bir bakkal olmanın çok ötesinde…

Mehmet Emin Alpkan’ın bu küçücük bakkalının ismi sonraki yıllarda “Çok büyük” olacak “Müdavimleri” var…

Kimler kimler yok ki Mehmet Emin Alkgan’ın bakkalını sıklıkla ziyaret eden o “Müdavimler” arasında…

Korkut Özal,Alparslan Türkeş,Turgut Özal (Hatta Turgut Özal ile Alparslan Türkeş ilk kez bu bakkalda tanışıyor), Faruk Sükan,Ferruh Bozbeyli,Osman Yüksel Serdengeçti,Bekir Berk,Sadettin Biilgiç… Ve pek çok subay da yine bu “Bakkalın” daimi konukları arasında…

Dedik ya burası sıradan bir “Bakkal” değil, zaten özellikle o dönem üniversitede eğitim gören pek çok muhafazakar, milliyetçi genç isim de bu bakkalın düzenli ziyaretçisi.

İşte bu “Müdavimler” için bakkalın sahibi olan Mehmet Emin Alpkan ayda bir kez bakkalının hemen yanındaki evinde “Seminerler” düzenliyor…

***

Tarih yaprakları 1964’ü göstermektedir, tüm Dünya’da olduğu gibi Türkiye’de de sol siyasi ideoloji yükselişe geçmiştir…

İşte Türkiye’de sol hızla yükselir, solcu gençler özellikle üniversitelerdeki etkinliklerini daha da arttırırken Afyon  ve Konya’da 2 küçük muhafazakar öğrenci grubu birbirinden habersiz “Çalışmalar” yürütmeye başlamışlardır…

Ayfonlu öğrenci grubunun başında Aykut Edibali ve Yavuz Arsalan Argun bulunmaktadır.Konya’da faaliyet gösteren ve çoğunluğu Yüksem İslam Enstitüsü çıkışlı gençlerin başını ise Necmettin Erişen ve irfan Küçükköy çekmekteydi. Konya’da bulunan bu grubun diğer önemli isimleri ise  Mevlit Baltacı, Kemal Yaman, Mevlit Faruk İslamoğlu, Ziya Yürekli, Hasan Elmas ve Mehmet Aydın’dı…

İşte birbirinden habersiz faaliyet gösteren bu gençleri 1964 yılının  bir araya getirerek bir başka genç olan İhsan Ramiz Bayram üzerinden bir araya getirecek olan  isim de yine Mehmet Emin Alpkan olacaktır…

Artık bir “Hareket” doğmaktadır…

İşte bu “Birleşmeden” 1 sene sonra Gaziantep’te daha bir lise öğrencisi iken bu harekete dahil olan genç ve gözükara bir genç üniversiteyi kazanarak Ankara’ya gelecek ve Ankara’da “Hareketin” en önde gelen isimlerinden birisi olacak,kısa sürede dikkat çekecektir… O dikkat çeken gencin adı İbrahim Melih Gökçek’tir…

***

Bütün bu gelişmeler olup biterken adı “MİLLİ BAKKAL” a çıkmış olan o meşhur “Bakkal” ı kapatan Mehmet Emin Alpkan aynı dükkanda bir matbaa işletmeye başlamıştır…Dükkanın işi değişmiş ama konukları, “Müdavimleri”asla değişmemiştir.

1960 askeri cuntasının kudretli Albayı Alparslan Türkeş Mehmet Ermin Alpkan ile o kadar yakın arkadaştır ki evine önceden haber vermeden gelip gitmekte, Türkeş’in en güçlü dönemlerinde Mehmet Emin Alpkan Türkeş’i resmi ofisinde randevusuz ziyaret edebilmekte, ofiste saatlerce süren “Özel” konuşmalar yapabilmektedir.

İşte yine böyle haber vereden Mehmet Emin Alpkan’ın evine gittiği günlerden birisinde Alparslan Türkeş o evde Ziya Uygur ile tanışmıştı…Ziya Uygur ise Mehmet Emin Alpkan’a o dönemde en yakın olan kişi konumundaydı…Bu Ziya Uygur ismini not alın yazımızın sonlarında size tekrar anımsatacağız…

***

Mehmet Emin Alpkan matbaa işletmesinden sonra bir de gazete kurar, gazetenin adı BİZİM ANADOLU’dur…

BİZİM ANADOLU gazetesine de o “Müdavimler” sürekli gelmekte hatta aralarına yenileri eklenmektedir.Bu dönemde Mehmet Emin Alpkan’ın en yakın arkadaşı ve gazeteye en sık  gelen kişi ise Mehmet Davutoğlu’dur… Mehmet Davutoğlu gazeteye her gidişinde yanında mutlaka oğlunu da götürmektedir…

Mehmet Davutoğlu’nun oğlunun adı ise Ahmet Davutoğlu’dur…

Ve yıllar sonra Dışişleri Bakanı,AKP Genel Başkanı ve Başbakan olacak Ahmet Davutoğlu gençlik yıllarında ilk fikri yazılarını işte bu gazetede kaleme alacaktır…

Evet Davutoğlu’nun da aslen kökeni “MÜCADELE BİRLİĞİ HAREKETİNE” dayanmaktadır, Davutoğlu da bir “MÜCADELECİ” dir.

***

Mehmet Emin Alpkan artık BİZİM ANADOLU  Gazetesinin sahibi olduğu dönemde Nakşiliğin Halidiye kolundan İskenderpaşa Tarikatı başta olmak üzere çeşitli tarikatlar ile de ilişkilerini sıkılaştırmıştır.

Kendisini sıklıkla ziyarete gelen isimler arasında Mehmet Kutlular,Enver Ören,Korkut Özal gibi isimler artık daha ön plana çıkmıştır.

İskenderpaşa Cemaati ya da “Orijinal ismi” ile “GÜMÜŞHANEVİ TEKKESİ” desteği ile parti kuran Erbakan yola çıkarken de yanında yine Mehmet Emin Alpkan vardır.

Daha sonraları İLİM YAYMA CEMİYETİ VE İLİM YAYMA VAKFI’nın kurucu kadrolarının pek çoğu da hep bu “Müdavimler” “Hareketin mensupları” arasından çıkmıştır.

***

Ama ne kadar farklı ilişkiler içine girerse girsin Mehmet Emin Alpkan’ın gözü de eli de “Gençlerin” ve başlamasına ön ayak olduğu “HAREKETİN” üzerindedir…

Bu yıllar artık muhafazakar, milliyetçi camiada Mehmet Emin Alpkan’ın istihbarat ile ilişkileri olduğunun kulaktan kulağa konuşulmaya başlandığı yıllardır.

İşte 1967 yılına gelindiğinde Mehmet Emin Alpkan’ın Afyon ve Konyalı muhafazakar öğrencileri bir araya getirip fikri temellerini de attığı hareket isme ve cisme bürünür.

Ve “MÜCADELE BİRLİĞİ HAREKETİ” “Sancaklar” adı verilen il örgütlenmesine başlar…Kısa süre sonra Adana, Erzurum, Diyarbakır, Afyon, Çorum, Bursa, Gaziantep, İzmir, Adapazarı, Ankara, Konya “SANCAKLARI” kurularak buralara “SANCAK BEYLERİ” atayan hareket artık ulusal bir nitelik kazanmıştır.

Bu arada pek çok kimse bilmez lakin bugün siyasal İslam’ın kadrolarının tamamına yakınının içerisinden yetiştiği Milli Türk Talebe Birliği aslında 1965’e kadar solun hakim olduğu bir yapılanmadır.

İşte MÜCADELE BİRLİĞİ HAREKETİ’nin yoğun çabaları ve kendilerine “Verilen” destekle birlikte Milli Türk Talebe Birliği “Ele geçirilir”… “HAREKETİN “ üniversiteler üzerinde hakimiyet kurma noktasındaki önemli operasyonu ile MTTB’nin başına geçen isin daha sonraları TBMM Başkanı olacak olan İsmail Kahraman’dır…

3 Şubat 1970 tarihinde ise “HAREKET”  “YENİDEN MİLLİ MÜCADELE” dergisini çıkartmaya başlar… Dergi  bir dergi olmanın çok ötesinde bir “İdeolojik” yayındır. Anti-emperyalist,İslamcı,milliyetçi,Anti-kapitalist bir ideolojiyi “İLMİ SAĞ” adı ile formüle etmiş bu dergi ile birlikte “MÜCADECİLER” olarak anılan hareket tam anlamı ile vücut bulmuştur ve “SAĞIN DEV-GEÇ’İ” olarak anılacak bir etkinliğe ulaşmıştır..

Dergi o dönem için ciddi sayılacak tiraj rakamlarına ulaşır en kötü döneminde kapanmadan önce bile tirajı 25 binin altına düşmen.

Dergide sürekli “İslamcı”bir vurgu ile birlikte, TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ’ne “Yaklaşan Komünist tehlikeye karşı yönetime el koyma çağrıları” yapılmaktadır…

Dergi orduyu darbe yapmak için her sayısında göreve davet etmektedir…

12 Mart muhtırasının yaklaştığı günlerde 16 Şubat 1971 tarihli 55. Sayısında dergi Genel Kurmay Başkanı Memduh Tağmaç’ın fotoğrafını tam sayfa kapak yapmış ve “KOMÜNİSTLERE KARŞI ORDU MİLLET EL ELE” başlığı ile çıkmıştır.

Aynı sayının içerisinde sayının yayınlanmasından hemen önce adeta muhtıra gibi bir Kurban Mesajı yayınlayan Genelkurmay Başkanı Mehmduh Tağmaç’a hitaben şöyle bir mektup yazılmıştır.

“Muhterem Memduh Tağmaç

Genel Kurmay Başkanı

Ankara

Aylardan beri anarşist ve komünist militanların silahlı tecavüzleri yüzünden derslere devam edemeyen, hayatları ve okuma hakları tehdit altında bulunan Türkiye’mizin istikbalinden endişe duyan milliyetçi ve vatansever talebeler olarak bayram mesajınızı ümid ve takdirle karşıladık.

Milliyet, devlet ve milli ordu düşmanları karşısında kahraman ordumuzun mert sesini duymaktan büyük sevinç ve kıvanç duyduk. Bağlılıklarımızı bildirir; saygılar sunarız.

Mücadele Birliği

İstanbul Sancağı İdare Heyeti Adına”

 

Evet Mücadele Birliği adına bu mektubun altına İstanbul Sancak İdare Heyeti Adına imzasını atan isim “SANCAK BEYİ” Cemil Çiçek’tir…

 

Bugünlerde “Askeri vesayet” kelimesini ağızlarından düşürmeyen, CHP’yi darbeci olmakla suçlayanlar o zamanlar bizzat dergi manşetlerinden orduyu darbe yapmaya çağırmaktadır…

 

***

MÜCADELE BİRLİĞİ hareketinin dergisi olan YENİDEN MİLLİ MÜCADELE DERGİSİ öyle bir dergidir ki kimlerin kimlerin yolu bu dergi ile ve tabii ki MÜCADELE BİRLİĞİ HAREKETİ ile kesişmemiştir ki….

 

İsterseniz sizin için “Yıldızlar geçidini” andıracak şekilde bir kısa liste yapalım:

 

Cemil Çiçek, Taha Akyol, Aykut Edibali, Yavuz Aslan Argun, Melih Gökçek, Necmettin Erişen, Prof. Dr. Mustafa Erdoğan, Halil Şıvgın, Mustafa Ruhi Şirin, Atilla Yayla, Ali Müfit Gürtuna, Ahmet Taşgetiren, Gaffar Yakın, Dr. Necmettin Turinay, Galip Demirel, Ömer Vehbi Hatipoğlu, Hüseyin Gülerce, Ahmet Taşgetiren, Kemal Yaman, Burhan Özfatura, Hamza Türkmen, Altan Tan…

***

Ancak MÜCADELECİ’ler için “DEVLET” “Tamam “ demiştir.

12 Mart Muhtırası verilmiş, Denizler idam edilmiş, “Devlet” ise yükselen sol dalgaya karşın “Yumuşak” İslamcıları değil, “Sert çocuklar” olan Ülkücüleri ön plana çıkartmıştır.

 

12 Mart Muhturası sonrasında 1980’e kadar devam etse dahi MÜCADELE BİRLİĞİ ve YENİDEN MİLLİ MÜCADELE DERGİSİ’nin gücü her geçen gün azalmıştır.

 

***

1990’ların başında ABD Türkiye için siyasal İslamın iktidara gelmesi gerektiğine karar verdiğinde Refah Partisi’nin de yükselişi başlamıştır.

 

1991 yılında Refah Partisi’nin ilk kez Meclis’e güçlü biçimde girmesini sağlayacak ittifak kurulmuş ve 1991 seçimlerine Refah Partisi-Milliyetçi Çalışma Partisi-Islahatçı Demokrasi Partisi ittifakı Meclis’e Refah Partisi listelerinden taşınmıştı.

 

Refah Partisi’nin başında Erbakan, Milliyetçi Çalışma Partisi’nin başında Türkeş ve Islahatçı Demokrasi Partisi’nin başında da Aykut Edibali vardı…

 

Bu isimlerin hepsinin ortak özelliği MÜCADELE BİRLİĞİ HAREKETİ’ni “Kurgulayan”  Mehmet Emin Alpkan’ın “Dostu “ yahut “Öğrencisi” olmalarıydı…

 

Ve aslında MÜCADELE BİRLİĞİ aradan geçen onlarca yılın ardından artık Meclisteydi…

***

O tarihten sonra MÜCADELE BİRLİĞİ’nin “SANCAK BEYİ” Cemil Çiçek TBMM Başkanı,Adalet Bakanı, Melih Gökçek Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı,Ömer Vehbi Hatipoğlu Refah Partisi’nden 2 dönem vekil sonrasında Gökçek’in yönettiği Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin BUGSAŞ VE AŞTİ’sinde Yönetim Kurulu Üyesi, Ahmet Tan HDP Milletvekili, Mehmet Aydın Devlet Bakanı,Halil Şıvgın Sağlık Bakanı, Ali Müfit Gürtuna İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, Atilla Yayla LİBERAL DEMOKRASİ DERNEĞİ Başkanı,Burhan Özfatura İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ,Ahmet Davutoğlu Dışişleri Bakanı,AKP Genel Başkanı, Başbakan oldu…

 

Ahmet Taşgetiren muhafazakarların en önemli ve “Ağır” kalemlerinden birisi, Hüseyin Gülerce yıllarca Fethullah Gülen’in sağ kolu oldu…

 

Mesela Gülerce’ye neden bu kadar üst düzey bir FETÖ’cü olmasına rağmen kimse bir şey yapmadı ve Hüseyin Gülerce neden Melih Gökçek’in korumasına girip ,BEYAZ TV ekranlarının demirbaşı oldu dersiniz? Bunda sizce MÜCADELE BİRLİĞİ “KARDEŞLİĞİNİN” hiç mi katkısı yoktu?

 

Devlette şu an pek çok üst düzey bürokrat, pek çok önemli siyasi isim MÜCADELE BİRLİĞİ kökenli ancak hareket günümüzde adeta “Kapalı bir yapılanma” ile bir “Kardeşlik” yapına bir “Siyasi Lobi” teşkilatına dönüştü…

 

Yolları MÜCADELE BİRLİĞİ’nden geçen herkes her konuda mutlaka birbirine destek veriyor,  k   kritik görevlere bu hareketten gelen arkadaşlarının gelmesi  için çaba gösteriyor,ağırlığını koyuyor…

 ***

 

Bu kadar ismi saydıktan sonra size bir atamayı hatırlatacağız:

Tarih 9 Mayıs 2017…

O dönem en önemli “İSTİHBARAT” teşkilatlarından birisi olarak yapılandırılan ve İçişleri Bakanlığı’na bağlı olarak faaliyet gösteren Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı görevine Prof. Dr. Lütfihak Alpkan atandı…

Prof.Dr. Alpkan daha sonrasında 2018 yılında ise Cumhurbaşkanlığı Sosyal Politikalar Kurulu Üyeliğine seçildi.

İşte Prof.Dr. Lütfihak Alphan, o meşhur “Bakkalın” ve “Matbaanın” sahibi, MÜCADELE BİRLİĞİ HAREKETİ’nin asli kurucusu olan Mehmet Emin Alpkan’ın oğlundan başkası değildi…

 

Ve sizlere “Yazımızın sonunda anımsatacağız, not alın “ dediğimiz bir isim vardı hani: Ziya Uygur… Hani Mehmet Emin Alpkan’ın bir dönemki sağ kolu…

 

İşte bu isim için “MÜCADELECİLER” hareketinin Afyon kanadının önde gelen isimlerinden olan ve 1980 öncesinde  Adalet Partisi’nden milletvekili de seçilen Mehmet Özutku, Ekin Kadir Selçuk’un hareket ile ilgili hazırladığı çalışma esnasında kendisi ile görüşmesinde ““Zaten sonradan istihbaratın elemanı olduğunu öğrendik,” açıklamasını yapmıştı.

 

Yine MÜCADELECİLER’in 2 numaralı ismi olan Yavuz Arslan Argun Ekin Kadir Selçuk ile görüşmesinde hareket ile bu “esrarengiz” ve istihbarat bağlantılı isimlerin ilişkisini “Komünist bir tehlike ortaya çıkmıştı. Muhafazakâr gençler bununla mücadele etmek istiyordu fakat kendilerine bir istikamet çizemiyorlardı. O sırada belli bölgelerde devletle bağlantılı isimler olur. Bunlar devletin maaşlı elemanı değildir, devletten telkin alır telkin verirler. Bu ağabeyler de bu noktada komünizme karşı faydalı hizmetler görmüşlerdir.” sözleri ile açıklamış ve bu “Ağabeyler” ve “Devletin derinlikleri ile” ile olan ilişkilerini ilk kez bu kadar açık biçimde deşifre etmişti.

 

***

Şimdi size  bir soru; Ahmet Davutoğlu partisini kurmadan önce bir vakıfta konuşma yapmıştı: ARAŞTIRMA VE KÜLTÜR VAKFI…

Bu vakıf kimin vakfı? Bingo! MÜCADELE BİRLİĞİ’nin vakfı… Ankara şubesinin finanse ve himaye eden ise Gökçek…

Şimdi yarın birgün Gökçek ve Çiçek gibi isimler de AKP’den bir şekilde tasfiye ederse, MÜCADELE BİRLİĞİ’nden arkadaşları Ahmet Davutoğlu’nun partisi GELECEK PARTİSİ Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ’ın Arınç’a transfer teklifi yapılıp yapılmadığına ilişkin soruya verdiği “Biz partilerinden ayrıldıktan sonra herkes ile konuşur, gelmek isteyeni kabul edebilir kendimiz de teklif götürebiliriz” mealindeki sözleri bir anlam ifade eder mi?

MÜCADELE BİRLİĞİ yeniden bir araya gelir mi dersiniz?

Neden olmasın,üzerinde düşünmeye değer…

Okumaya Devam Et

ÖZEL HABER

TÜRKİYE’NİN OXFORD’U,”BEYAZ MÜSLÜMANLARIN” ANAHTARI

Yayınlanma Tarihi:

on

Yaşı yeten okuyucularımız iyi hatırlayacaklardır bundan çok uzun yıllar önce İbrahim Tatlıses, kasetleri-plakları milyonlar satıp adeta fırtına gibi eserken kendisini küçük görenler O’nu eğitimi olmaması nedeni ile “Küçük görerek” aşağılamışlar, Tatlıses ise bu eleştiriler karşısında magazin tarihine geçecek olan “Urfa’da Oxford vardı da biz mi gitmedik” cevabını vermişti…

Şimdi tabii o yıllarda Urfa’da Oxford’un olmadığı doğrudur doğru olmasına lakin Tatlıses’in bu efsane cevabı verdiği tarihlerde İstanbul’da kurulan Kartal İmam Hatip Lisesi -Daha sonra Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi- mezunları ve bu mezunların Türkiye’de geldikleri pozisyonlar itibariyle Oxford’dan daha etkili bir olacaktır…

***

Kartal İmam Hatip Lisesi açıldığı dönemde Türkiye’de 12 Eylül darbesi olmuş, eski siyasi partiler ve bu partilerin başta liderleri olmak üzere üst düzey tüm yönetici kadrolarına “Siyaset yapma yasağı” getirilmiştir.

İşte siyaset sahnesindeki bu “Eski kurtların” olmadığı dönemlerde artık yeni yüzler Türk siyasetinde parlamaya başlamıştır.Bunlardan bir tanesi de 1980 askeri darbesi öncesinden Erbakan’ın liderliğini yaptığı Milli Selamet Partisi’nin gençlik kolları başkanlığını yapan, yaptığı ateşli konuşmalar ile nam salmış Recep Tayyip Erdoğan’dır.

1980’li yılların ortalarından itibaren Milli Selamet Partisi’nin yasaklı olması nedeni ile kendisini devam ettiren parti olan Refah Partisi içerisinde Recep Tayyip Erdoğan giderek yükselecek, önce İstanbul İl Başkanı ardından da İstanbul İl Başkanlığını yaparken aynı anda partinin MKYK üyesi olacak, partide çok güçlü bir konuma gelecektir.

Tarih yaprakları 1994’ü gösterdiğinde ise Türkiye yerel seçim heyecanını yaşamaktadır. Recep Tayyip Erdoğan ise Refah Partisi’nin İstanbul Belediye Başkan  adayı olarak gösterilse de kimse kazanacağına ihtimal vermemektedir. Ancak yerel seçimlerde tıpkı Ankara’da olduğu gibi İstanbul’da da CHP ve SHP’nin ayrı adaylar çıkarması sonucunda Recep Tayyip Erdoğan kimsenin ihtimal vermediği başarıyı yakalar ve sandıklar açıldığında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilir…

Bu arada Recep Tayyip Erdoğan sıklıkla eşi Emine Erdoğan ve çocukları ile görülmektedir ve “Aileye” ne kadar önem verdiğini herkes bilmektedir. O nedenle Erdoğan’ın özel hayatındaki “Tercihleri” en karizmatik lideri olduğu İslamcı Refah Partisi içerisindeki kitlelerin de “Tercihleri” olmaya başlamıştır. Erdoğan artık “Siyasal İslamcılar” arasında bir “Rol model” olarak görülmeye başlanmıştır.

İşte tam da bu nedenle 1996 yılı Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi için tam manası ile bir “KIRILMA” senesidir. Zira İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmesinden 2 sene sonra Recep Tayyip Erdoğan oğulları Bilal ve Burak’ı elleri ile götürüp Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi’ne kaydettirecektir.

Artık yıllardır “Ezilmekten” şikayetçi olan Siyasal İslamcılar için Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi sıradan bir okul değil, “Erdoğan’ın çocukları ile aynı okula çocuğunu yazdırış olmak” şeklinde tanımlanan bir “Statü sembolüdür”

Recep Tayyip Erdoğan’ın çocuklarını Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi’ne yazdırmasının ardından siyasal-islamcı,muhafazakar çevreye dahil ne kadar önemli aile,siyasetçi,iş adamı,entelektüel varsa çocuğunu bu okula kaydettirmeye başlıyor.

Tüm bu olanlara 1996 yılında Türkiye’de iktidara Refah Partisi’nin büyük ortağı,Erbakan’ın Başbakanı olduğu REFAH PARTİSİ-DOĞRU YOL PARTİSİ koalisyonunun gelmesi eklenince zaten bu “Sıradışı bir İmam Hatip” olan okulumuza en iyi hocalar,en iyi imkanla ve fiziki şartların sağlanması için adeta seferber olunuyor… Popüler kültür tabiri ile söylemek gerekirse Kartal Anadolu İmam Hatip’in  “Allah verdikçe veriyor” dediği günler başlıyor…

Hal böyle olunca muhafazakar-İslamcı “Elit” çevrenin yani bugünün “BEYAZ MÜSLÜMANLARININ” çocukları o günlerde işte bu Kartal Anadolu İmam Hatip’den yetişiyor tek tek…

***

Aradan yıllar geçiyor Recep Tayyip Erdoğan AKP ile iktidara geliyor… Refah Partisi döneminin muhafazakar çevredeki “Elitleri” artık elitlikten çıkıyor devasa ekonomik güçlere,en önemli, bürokratik ve siyasi güçlere,Türkiye’nin en büyük şirketlerine hükmeden “BEYAZ MÜSLÜMANLARA” evriliyorlar…

Onların Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi’nden mezun olan çocukları ise kendi aralarında yazımızın başında da belirttiğimiz gibi çok ama çok önemli bir “NETWORK” kuruyorlar…

Ve o “NETWORK” adeta “Kusursuz bir makine” gibi işliyor…Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi’nden mezun olmak AKP döneminde en önemli köşe başlarına gelebilmek için en önemli referanslardan birisi, her kapıyı açan sihirli bir anahtara dönüşüyor…

İşte o “Sihirli anahtarla” kapıları açanlar…

***

Anadolu Ajansı Genel Müdürü Şenol Kazancı Kartal Anadolu İmam Hatip mezunu…

TRT’ye bakıyoruz şöyle bir… Tesadüfe bakın ki Genel Müdür İbrahim Eren Kartal Anadolu İmam Hatip mezunu…

Tabii bu “Vakıflar” konusu AKP için “Instagram” istifacısı eski bakan Berat Albayrak’ın tabiri ile “Çok önemli” Peki bir konu “ÇOK ÖNEMLİ” olur da orada bu Kartal Anadolu İmam Hatip olmaz mı? Mümkün değil tabii…

Bu vakıflardan AKP için en önemlisi hiç şüphesiz Bilal Erdoğan’ın Yüksek İstişare Heyetinde bulunduğu TÜRGEV VAKFI…

Bu vakfın yönetiminde bulunan bir isim var oldukça dikkat çekici,zira o isim Erdoğan’a olan aşkı ile meşhur yandaş iş adamı Ethem Sancak’a ait ES MEDYA’nın da başında bulunuyordu: Ahmet Bayraktutar… Nerden mezun Ahmet Bayraktutar? Bak sen Allah’ın işine ki o da Kartal Anadolu İmam Hatip Mezunu…

Şimdi biliyorsunuz ETNO SPOR önemli…Boşuna “Ya Allah” deyip yay germiyor Bilal Erdoğan…Tabii ETNO SPOR bu kadar önemli olunca hali ile ETNO SPOR FEDERASYONU da ayrı bir önem arz etmekte…

ETNO SPOR FEDERASYONU’nun başındaki isme bakmak lazım o zaman değil mi,haydi bakalım o zaman…

Bu isim Osman Bozkurt... Tabii kendisi çok yetkin, maharetli, bulunmaz Hint Kumaşı özelliklerine de sahip olduğu için İBB’yi AKP’nin yönettiği dönemde İBB’nin hem Deniz Otobüsleri İşletmeleri A.Ş’nin hem de İstanbul Şehir Hatları A.Ş’nin avukatlığını da yapıyor. Bunla kalmıyor TÜRGEV’in de Yönetim Kurulu Üyesi aynı zamanda. Başka? Ha bir de meşhur Okçular Vakfı Spor Kulübü Derneği Yönetim Kurulu üyesi.

Tabii bu kadar muhteşem yetenekte, cevval, atakan, mümtaz bir şahsiyet nereden mezun olmuş olabilir dersiniz? Yanılmadınız Tabii ki Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi’nden.

Adı yurtlarında yaşanan “Çocuk tecavüzleri” ile anılan “ENSAR VAKFI‘nın Mütevelli Heyetinde bir isim var: İsmail Cenk Dilberoğlu… Dilberoğlu aynı zamanda THY’de de Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptı uzunca süre…

İşte o İsmail Cenk Dilberoğlu’nın eğitim hayatında da “Made ın Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi” yazmakta.

Biliyorsunuz AKP‘nin göz bebeği olan TÜRGEV‘in bir de “İkiz vakfı” var: TÜGVA.

İşte efendim bu TÜGVA‘da 2 önemli yöneticinin ismi ise Kemal Bilal Aydın ve Eyüp Balta… Ve tabii ki bu 2 isim de Kartal Anadolu İmam Hatip mezunu…

Hatırlarsanız bu satırların yazarı BAŞKENT GAZ‘ın 8 milyonluk bağışının KIZILAY üzerinden nasıl da ENSAR VAKFI’na aktarıldığını belgeleri ile ortaya çıkartmıştı… Sonra biz bir de öğrenmiştik ki meğer o “Vergiden kaçınılan” (!) paralar ABD’ye gitmiş, orada TÜRKEN diye bir vakıf eli ile Manhattan’da lüks gökdelen yapımına harcanmış…

Tabii AKP’nin genç nesli maşallah pek bir müteşebbis,her biri ayrı ticaret dehası ama bu işi kurumsal yapmışlar, ENSAR ile TÜRGEV’in ortak paraları ile kurulmuş bu TÜRKEN VAKFI

Peki TÜRKEN VAKFI‘nın yönetiminde kim var? Az önceki satırlarda kandisinin adını andığımız Ethem Sancak’ın ES MEDYA’sının tepesindeki isim olan ve aynı zamanda TÜRGEV‘in de başkanvekilliği görevini üstlenmiş olan Ahmet Bayraktutan…

***

Şimdi efendim bu liste çarşaf çarşaf uzar gider gitmesine de ne sizde o kadar okuyacak zaman ne bizde bunları sığdıracak köşe yok.

Bu verdiğimiz isimlerden hepsi çok değil 1 sene öncesine kadar yani Kasım 2019 itibariyle bahsettiğimiz görevlerde aktif biçimde bulunuyorlardı. Ve yine hemen hepsi hala o görevlerine devam etmekte her gün bir başka maklama mevkiye yeni bir “Kartal Anadolu İmam Hatipli” arkadaşları oturmakta.

Bu hatırlatmayı da şunu için yapıyoruz; bu yazıyı okuyanlardan bazıları belki “Arkadaş madem durum buydu da, Varlık Fonuna Kartal Anadolu İmam Hatip mezunu Ahmet Burak Dağlıoğlu atananınca mı geldi aklına bu yazıyı yazmak? Aklın neredeydi şimdiye kadar?” diye soracak olursa hemen onlara da cevap verelim: Biz bu yazının bir benzerini TAM 1 YIL ÖNCE 8 Kasım 2019 tarihinde BEYAZ MÜSLÜMANLARIN REFERANSI başlığı ile halen haftada 2 gün köşe yazdığımız siyasetcafe.com haber sitesinde kaleme aldık. O yazının linki de işte burada:

https://www.siyasetcafe.com/beyaz-muslumanlarin-referansi-3140yy.htm

***

Burada önemli olan ve bilinmesi gereken tek bir şey varsa o da şudur; Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi AKP için sadece mezunlarına “Torpil yapılan” bir okul olmanın çok çok ötesinde bir okuldur.

Bu okul AKP’nin “2. ve 3. KUŞAK BEYAZ MÜSLÜMANLARINI” yetiştirip AKP “KADROLARI” haline getiren, AKP’nin en önemli eksikliği olan “Entelektüel kültür geleneğini” üzerinden kurgulamaya çalıştığı bir laboratuvardır. Ve bu okulun asli önemi Bilal ve Burak Erdoğan’ın bu okuldan mezun olmasından değil işte tam da bu “BEYAZ MÜSLÜMANLARIN STATÜ SEMBOLÜ” olmasından kaynaklanmaktadır…

Ve o “Statü sembolü” AKP’nin fikri ve kadrosal harcını karmaktadır.

İşte “Asıl” mesele budur ve bu “Asıl” mesele anlaşılmadan sadece “Bilal ve Burak Erdoğan’ın mezun olduğu okul” olarak yapılacak Kartal Anadolu İmam Hatip değerlendirmeleri yüzeysel kalmaya mahkumdur…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Okumaya Devam Et

ÖZEL HABER

ÇUKROVA HAVALİMANI İHALESİ DE,SOMALİ’DE HAVALİMANI İŞLETMESİ DE AYNI ŞİRKETE GİTTİ

Yayınlanma Tarihi:

on

HABER ALTERNATİF-ÖZEL HABER

Uzun zamandır devam eden ve daha önce CENGİZ-LİMAK konsorsiyumunun ihalede elenmesi sonrasında defalarca iptal edilen Çukurova Havalimanı üstyapı tesislerinin yap-işlet-devret (YİD) modeli çerçevesinde yaptırılması, havalimanının işletilmesi ve devri ihalesini 147.tur sonucunda Favori İşletmecilik AŞ/Yako Tekstil Sanayi ve Dış Ticaret AŞ Ortak Girişimi kazandı.

“Yolcu garantili” bu “Ballı” ihaleyi kazanan Favori İşletmecilik AŞ/Yako Tekstil Sanayi ve Dış Ticaret AŞ Ortak Girişiminin ise aynı zamanda geçtiğimiz günlerde Türkiye’nin IMF’ye olan borçlarını hibe yolu ile ödediği Somali’deki en önemli havalimanı olan  Mogadishu Aden Abdulle Uluslararası Havaalanı’nın işletmesini de 10+10 yıllığına alan firma olduğu ortaya çıktı.

HABER ALTERNATİF Genel Yayın Yönetmeni Celal Eren Çelik 5 Kasım 2020 tarihli KARA KITANIN AK SEVDASI:”SOMALİ” başlıklı yazısında Çukurova Havalimanı ihalesini kazanan Favori İşletmecilik AŞ/Yako Tekstil Sanayi ve Dış Ticaret AŞ Ortak Girişimi‘nin gerek AKP ile gerek Somali ile olan bağlarını şu şekilde kaleme almıştı:

“...Şimdi sizleri 29 Ocak 2013 tarihine götürüyoruz…

Somali Ulaştırma Bakanı Muhiadin Mohamed Kalmoy ile FAVORİ LLC. firması arasında Mogadishu Aden Abdulle Uluslararası Havaalanı işletmeciliği hizmetinin 10+10 yıl süreyle Somali Devleti’niş kar ortaklığı ile FAVORİ LLC isimli şirkete verilmesini içeren anlaşma imzalanmaktadır…

“Peki bu Somali’de havaalanı işletmesini alan FAVORİ LLC. şirketi kimdir, neyin nesidir?” derseniz hemen söyleyelim…

Bu şirket az önce isimlerini verdiğimiz Ahmet Tekin ve 2019’da AKP’nin Çerkezköy Belediye Başkan Adayı olan Süleyman Kozuva’nın ortak olarak kurduğu şirkettir.

Yani Süleyman Kozuva boşuna AKP Belediye Başkan Adayı olmamıştır ,zira AKP için “Güvenilir” bir isimdir…”

3 MİLYONA YAKIN YOLCU GARANTİSİ VERİLDİ,DHMİ BU GARANTİYİ “MAKUL” BULDU

Öte yandan AKP’li yandaş şirkete verilen Çukurova Havalimanı ihalesinde önemli, oranda bir “Yolcu Garantisi” de verildi.Buna göre ihaleyi kazanan şirkete işletme süresinin ilk 12 yılıyla sınırlı olmak kaydıyla, ilk işletme yılında 2 milyon 353 bin 787 iç hat giden yolcu, 347 bin 374 dış hat giden yolcu sayısı garanti edildi.

Yani Çukurova Havalimanı‘nda 1 yılda 2 milyon 700 bin yolcu seyahat etmezse bu rakamın altında kalan her bir yolcunun parasını devlet Hazine’den müteahhit firmaya ödeyecek.

Yapılan bu “Yolcu Garantisi” konusunda Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü ise garanti edilen yolcu miktarının çok “Makul” olduğunu belirten bir açıklama yaptı.

Açıklamada “İhalede kamu çıkarını azami derecede sağlayan çok makul bir yolcu garantisi tablosu ortaya çıktı” ifadelerine yer verilirken, “ Taahhüt edilen yolcu sayısı üzerinden yapılacak garanti ödemeleri, belirtilen yolcu sayılarının altında bir gerçekleşme olduğu takdirde ödenecek tutardır” denildi.

Okumaya Devam Et







Popüler

%d blogcu bunu beğendi: