Sosyal Medya Hesaplarımız

ÖZEL HABER

KARA KITANIN,AK SEVDASI: “SOMALİ”

Yayınlanma Tarihi:

on

Celal Eren Çelik

Bugün memleketçe Somali’nin IMF’e ödeyemediği borçlarını tek kalemde, IMF’de zor zamanlarda kullanılmak üzere vatandaşımızın vergileri ile biriken “İhtiyat payımızda” 2.3 milyon SDR’yi “Hibe” ederek Türkiye olarak sildiğimizi öğrendik…

Tabii aman efendim bu AKP yandaşı tayfada bir gurur, bir övünç “Mazluma el uzatıyoruz” diyen mi ararsınız, “Din kardeşlerimize helali hoş olsun ” diyenler mi ararsınız, daha stratejik analiz kasıp “Somali stratejik önem taşıyor,petrolünü alacağız yatırım yapıyoruz” diyen mi ararasınız…Yani “Yancılık”, “Yağdanlık”,”Taklacılık” aldı başını gitti o mahallede…

Tabii az biraz aklı başında olan her bir Türk vatandaşı ise “Arkadaş ekonomi dibe vurmuş,yabancı basın Türk ekonomisi iflas etti diye manşetler atıyor, İzmir Depremi’nde koca İzmir’e ancak 10 milyon TL ayırabilmişiz.Bu neyin hibesi?” diye sorguladı bu gelişmeyi…

Tabii AKP’nin bu Somali sevdası yeni değil, daha önce Somali’nin yıllarca Dışişleri Bakanlığı’nı yapan, 2017’de ise Devlet Başkanlığı’na seçilen “ABD VATANDAŞLIĞINI” ise ancak 2019’da bırakabilen Devlet Başkanı Muhammed Abdullah Muhammed ile Cumhurbaşkanın Erdoğan’ın “Sıcak” ilişkilerini görmüştük.

Efendim tabii hal böyle olup bizim de “Aklımız az biraz başımızda” olduğu için biz de sorguladık tabii memleket yangın yerine dönmüşken Somali’ye 2.3 milyon SDR (SDR IMF tarafından oluşturulan uluslararası bir rezerv para birimi ve 1 SDR 14 TL, Somali’ye yapılan hibe 32 milyon 200 bin TL tutuyor) “Hibeyi” neden yaptığımızı…

***

Takvim yaprakları 2002 yılını göstermekte…

AKP’nin iktidarı ile birlikte o yıl sessiz sedasız bir şirket kurulmaktadır: EN-EZ İnşaat…

EN-EZ İNŞAAT’ın sahibi Gümüşhaneli Hidayet Zorlu’dur ve Hidayet Zorlu’nun AKP ile oldukça “İyi” oldukça “Yakın” ilişkileri vardır…

Zaten 2002 yılında kurulan bu EN-EZ İnşaat anında “Jet hızı” ile yükselmeye başlar iş dünyasında…Öyle ufak tefek ihaleler almaz ha…Nerde tünel ihalesi var, nerede yol yapım ihalesi var bu şirketi biz o ihaleleri alırken görürüz…

AKP ile bu EN-EZ İnşaat’ın ilişkileri o kadar samimidir ki Antalya’ya yapılacak tek tüp tünel ihalesini alan firmanın sahibi Hidayet Zorlu, tüneli ziyaret eden Mevlüt Çavuşoğlu ile ayaküstü sohbet ederken “Bu tünel buraya yeterli olmaz” deyince proje değişir olur size çift tünel… Ayaküstü bir tünel işi daha alıverir EN-EZ İnşaat…

Sonra efendim işte bu AKP’nin Somali “Sevdası” başlayıp, dillere “Bir sevdadır Somali” türküsü pelesenk olunca Somali’de hararetli bir “İmar” çalışması başlar. Bu imar çalışmasının en önemli kısmını ise Somali’nin yolları oluşturur.

Ve efendim bir bakarız ki Somali’nin ne kadar yolu varsa bu yolların inşaatı bu EN-EZ İnşaata gitmiştir…

Tesadüf işte…

***

Şimdi biliyorsunuz memleketimizin 4-5 tane “Bulunmaz Hint kumaşı” olan ve işte onlardan başka kimse beceremeyeceği için (!) ne  kadar kamu ihalesi varsa alayını toparlayıp alan 5 müteahhitti var ki biz onlara kısaca “Havuz Müteahhitleri” de diyoruz…

Bu firmalardan bir tanesi de aynı zamanda Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığı’nı yapmakta olan Nihat Özdemir’in sahibi olduğu LİMAK HOLDİNG…

Limak Çimento Grubu Ceo’su Gültekin Aksüyek’in çimento sektörünün en önde gelen sektör dergilerinden birisi olan CEMENTURK’e verdiği bir röportajda öğreniyoruz ki Limak, Somali’de havalimanı yapmış…

Bakınız dergiye verdiği röportajda Limak Çimento Grubu Ceo’su Gültekin Aksüyek ne diyor:

Limak Grubu Afrika’ya yerleşiyor. Çimento grubu olarak önce biz gidiyoruz, sonra inşaat ve enerji grubu gidiyor. Mesela Somali’de havaalanı yaptık ve 8 ayda bitirdik ve devreye aldık.

Neymiş efendim LİMAK Afrika’ya “Yerleşiyormuş” ve bu arada Somali’yi de boş geçmemiş…

Ama işin şöyle bir enteresan tarafı var ki LİMAK HOLDİNG’in resmi web sitesine girince “HAVALİMANLARI” bölümünde böyle bir havalimanı inşaatından bahsedilmiyor…

Yani ya LİMAK Çimento Grubu CEO’sunun şirketinin nerede ne iş yaptığından haberi yok, ya da LİMAK bu kadar önemli ve büyük aynı zamanda prestijli bir işi bilemediğimiz bir nedenle “Gizliyor”…

Tabii orasını bilemeyiz ama bildiğimiz bir şey var o da bu “Havalimanı” konusu önemli…Zira Somali’nin tek dışa açılan kapısı Başkent Mogadişu’daki havalimanı…

Tabii konu önemli olunca üzerine biraz daha dikkatle eğilmek gerekiyor…

O zaman anlatmaya devam edelim…

***

2013 yılında Türkiye’de Sanayi ve Ticaret Odası seçimleri yapılmakta, AKP de odalarda kendisine yakın iş adamlarının seçimleri kazanması ve bu yolla tüm sanayi ve ticaret odalarını9, dolayısı ile iş dünyasını kontrol altına almak adına son derece yoğun faaliyetler yürütmekteydi.

İşte tam da bu dönemde Tekirdağ’da da Sanayi ve Ticaret Odası seçimi heyecanı yaşanırken Tekirdağ’ın önde gelen 2 iş adamı; Çetin Group’un Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çetin ve Kardeşler Yapı’nın yönetim kurulu başkanı Süleyman Kozuva ortak hareket etmeye karar verirler…

İki iş adamının da en önemli özelliği AKP ile olan yakınlıklarıdır ve 2 iş adamının güçlerini birleştirerek beraber hareket etmesi Tekirdağ’da yapılan Sanayi ve Ticaret Odası seçimlerinde önemli etki yaratır…

Aradan 6 yıl geçmiştir…

Tarih yaprakları 2019 yılını göstermektedir ve bu kez Türkiye’de yerel seçim heyecanı yaşanmaktadır.

Ve aday listeleri açıklanıp,partilerin belediye başkan adayları belli olduğunda Tekirdağ Sanayi ve Ticaret Odası seçimlerinde birlikte hareket eden iki iş adamından Kardeşler Yapı’nın sahibi Süleyman Kozuva karşımıza Cumhur İttifakı’nın belediye başkan adayı olarak çıkar…

Arkadaş Somali’yi yazıyordun sen,bize ne Tekirdağ’daki seçimlerden, ortaklıklardan” dediğinizi duyar gibiyiz ama sakın demeyin zira kazın ayağı hiç öyle değil…

Şimdi sizleri 29 Ocak 2013 tarihine götürüyoruz…

Somali Ulaştırma Bakanı Muhiadin Mohamed Kalmoy ile FAVORİ LLC. firması arasında Mogadishu Aden Abdulle Uluslararası Havaalanı işletmeciliği hizmetinin 10+10 yıl süreyle Somali Devleti’niş kar ortaklığı ile FAVORİ LLC isimli şirkete verilmesini içeren anlaşma imzalanmaktadır…

“Peki bu Somali’de havaalanı işletmesini alan FAVORİ LLC. şirketi kimdir, neyin nesidir?” derseniz hemen söyleyelim…

Bu şirket az önce isimlerini verdiğimiz Ahmet Tekin ve 2019’da AKP’nin Çerkezköy Belediye Başkan Adayı olan Süleyman Kozuva’nın ortak olarak kurduğu şirkettir.

Yani Süleyman Kozuva boşuna AKP Belediye Başkan Adayı olmamıştır ,zira AKP için “Güvenilir” bir isimdir…

***

Yandaş YENİ ŞAFAK Gazetesi deyince de, İBB’den milyarlarca dolarlık ihaleler deyince de, araç kiralama,geri dönüşüm işi deyince de AKP döneminde aklımıza gelen ilk firmalardan birisi her zaman ALBAYRAKLAR HOLDİNG oldu…

Bizzat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ailenin ilişkileri Erdoğan‘a İBB Başkanı olduğu dönemde ilk destek veren büyük sermayedar olması nedeni ile hep iyi oldu, Albayraklar’ın Erdoğan‘daki yeri hep “Özel” oldu.

Tabii AKP iktidarı ile Albayraklar daha da büyüdüler ve artık “Denize nazır” bakar oldular hayata…Hal böyle olunca Albayraklar “Liman” işine de merak saldı…

Trabzon Port’a da el attı, Afrika’da Gine’ye de uzandı oradaki Conakry Limanı’na da el attı…

Albayraklar “Hazır Afrika’ya açılmışken” Somali’ye de bir el atıverdiler.

Ve Somali için stratejik önem taşıyan Somali’nin Dünya’ya açılan tek limanı olan Mogadişu Alport Limanı’nın 20 yıllık işletme hakkını da ellerine aldılar…

***

Malumunuz 15 Temmuz sonrasında FETÖ ile  mücadele kapsamında FETÖ’nün yurtdışındaki okullarını devralması için Türkiye Maarif Vakfı görevlendirildi AKP tarafından, bu vakfa özel “Düzenleme” bile yapıldı.

Vakfın yönetimi Cumhurbaşkanlığı tarafından belirlenecek hale getirildi.

Tabii bu vakıf önemli bir vakıf o nedenle yönetimine de şöyle bir yakından bakalım isterseniz…

Vakfın Başkanı Prof.Dr. Birol Aygün… Aygün AKP’ye yakınlığıyla bilinen Stratejik Düşünce Enstitüsü (SDE)’nin başkanıydı.

Vakfın Müteveli Heyeti maşallah “Yıldızlar geçidi” gibi,hemen bakıyoruz:

Saadet Partisi Gençlik Kolları eski başkanı Osman Nuri Kabaktepe…

AKP 22.Dönem İzmir Milletvekili Zekeriya Çam

Eski AKP Ankara Milletvekili Prof.Dr.Aşkın Asan

Eski AKP Çorum Milletvekili,Başbakan eski Danışmanı Cahit Bağcı.

2011 Genel Seçimlerinde AKP Adana Milletvekili Adayı olan Prof.Dr.Ahmet Emre Bilgili.

2015 Genel Seçimlerinde AKP Ankara Milletvekili Adayı olan Selim Cerrah

Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu’nun kardeşi ve Katar Büyükelçisi Dr.Mehmet Mustafa Göksu.

2015 Kasım seçimlerine gidilirken kurulan seçim hükümetinin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Prof.Dr. Ayşen Gürcan.

Eski ÖSYM Başkanı ve Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Prof.Dr.Mahmut Özer

Esenler Belediye Başkan Yardımcısı, uzun süre İlim Yayma Cemiyeti’nin yurtlarının idarecisi,AKP döneminde İGDAŞ yöneticisi olan Dr.HasanTaşçı.

Efendim Türkiye Maarif Vakfı’na Sayıştay Raporu’na göre 2016-2019 yılları arasından Cumhurbaşkanlığı onayı ile Milli Eğitim ve Hazine Bakanlığı’ndan aktarılan toplam rakam tam 1 milyon 120 milyon TL…

Şimdi sizlere niye anlattığımızı soracak olursanız bu Türkiye Maarif Vakfı’nı bu güzide vakfımız, Somali2de ne kadar FETÖ okulu varsa devraldı, üzerine başka yeni okullar da açtı şimdi oraları da işletiyor…

***

Şimdi birileri diyor ya hani “Bunlar stratejik hamleler biz Somali’de nüfuz kuruyoruz” falan diye…

Devletler “Nüfuzlarını” kendi resmi şirketleri ile kurarlar, yandaş partili şirketler ile değil.

Eğer amaç “Somali’de yumuşak güç uygulayarak nüfuz alanı kurmak ve stratejik bir hamle yapmak ve etki alanımızı Afrika’ya ulaştırmak” ise sormak lazım buradaki liman işletmesini  Albayraklar Holding değil de liman işletmesinin uzmanı olan devletin Türkiye Denizcilik İşletmeleri Genel Müdürlüğü alamaz mıydı?

Ya da Mogadişu havalimanı işletmesini AKP’nin belediye başkanı adayının sahibi olduğu şirket değil de Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü’ne bağlı kurulacak bir şirket alamaz mıydı?

Somali’deki okullar için neden madem “Nüfuz alanı” kuruluyorsa doğrudan Milli Eğitim Bakanlığı değil de neden AKP “Yandaşı”, eğitimle uzaktan yakından alakası olmayan kişilerin yönettiği, milyarlarca TL aktarılan Maarif Vakfı eli ile yapılır bu iş?

***

Kimse kusura bakmasın Somali’de kurulan bir “Nüfuz alanı” var doğru ama bu Türkiye’nin değil daha çok “YANDAŞ ŞİRKETLERİN” nüfuz alanı gibi duruyor.

E tabii Somali,IMF borçlarını ödeyemez, pamuk ipliğine bağlı ekonomisi bir krize girerse bu yandaş firmaların paralarını ödeyemez,o nedenle veririz “Hibeyi” sileriz Somali’nin IMF borcunu.

Şimdi biz hani stratejik olarak Somali’nin petrollerine talibiz ya…

Yukarıda yazdıklarımıza bakın da bir cevap verin orada petrol arama işini devletin TPAO’su mu yapar yoksa “Bizim Çalık” gibi petrol arama işinde olan bazı “Yandaşlar” mı?

Cevap çok da belirsiz değil sanırız…

 

 

Yorum yapmak için tıklayın

Bir Cevap Yazın

ÖZEL HABER

CHP’DE ASLI BAYKAL İDDİASI

Yayınlanma Tarihi:

on

HABER ALTERNATİF

ÖZEL-KULİS HABER

CHP’de parti içi muhalefet gruplarının bir sonraki kurultaya yönelik çalışmaları devam ederken, çarpıcı bir kulis bilgisi geldi…

CHP’de eski genel başkan Genel Başkan Deniz Baykal’a yakınlığı ile bilinen bazı isimlerin birlikte hareket ederek gelecek kurultayda genel başkan adayı olarak Kemal Kılıçdaroğlu karşısına Deniz Baykal’ın kızı Prof.Aslı Baykal’ı aday göstermek istedikleri belirtiliyor…

Kulislere yansıyan bilgilere göre yıllarca Deniz Baykal ile yakın siyaset yapan bu isimler Aslı Baykal isminin hem kadın olması hem de “Soyadı” sebebi ile parti içi muhalefeti bir araya toplayabileceğini düşünüyorlar.

Aslı Baykal isminin yıpranmamış bir isim olduğunu belirten CHP içerisindeki bu “Eski tüfek” siyasetçiler, özellikle son dönemde İYİ PARTİ’nin yükselen oylarında Meral Akşener’in Türk siyasetindeki tek kadın lider olmasının da belirli bir etkisi olduğu tespitini yaparlarken, Aslı Baykal’ın da kadın lider olarak CHP Genel Başkanı olması halinde İYİ PARTİ’ye kayan bu oyları konsolide edebileceğini ifade ediyorlar.

Ancak parti içerisinde Aslı Baykal isminin ortaya çıkması ile birlikte kulislerde fikir ayrılıkları da yaşanmaya başlandı.

Baykal ekibine yakın isimler ile birlikte hareket etmeyen ve Aslı Baykal ile birlikte başlatılacak bir parti içi muhalefet hareketinin “Ölü doğum” olacağını savunan ayrıca partide şu anki yönetime olduğu kadar, Baykal ve yakın ekibine de parti tabanından ciddi bir tepki olduğunu belirten pek çok muhalif isim ve grubun ise Aslı Baykal ismine son derece soğuk baktıkları ifade ediliyor.

Aslı Baykal isminin gündeme getirilmesinin “Soyadı” nedeni ile de yanlış olduğunu belirten parti içerisindeki diğer muhalif gruplar “Biz AKP’ye akraba-eş-dost partisi, aile partisi diye eleştiri getiriyoruz. CHP bir “Aile” partisi değildir, Genel Başkanlık makamı da babadan çocuklara soy adı ile devredilecek bir makam değildir” şeklinde tepki gösterdikleri ifade ediliyor.

Geçtiğimiz günlerde ise Prof.Aslı Baykal hakkında medyaya yeni bir parti kuracağı yönünde iddialar yansımıştı.

Hatırlanacağı gibi Aslı Baykal son olarak Mahir Caferoğlu’na satılmadan önce HALK TV’nin başına geçmiş ancak Aslı Baykal yönetiminde finansal açıdan daha da kötüye giden HALK TV bir süre sonra Caferoğlu’na satılmıştı.

Prof.Aslı Baykal’ın kulislere yansıyan iddialar karşısında nasıl bir turum takınacağı ise merakla bekleniyor…

________________________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan, bağımsız ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan, Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir, DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

 

 

 

Okumaya Devam Et

ÖZEL HABER

İŞTE 43 KİŞİYİ “BUHARLAŞTIRAN” “KİLİT” EKİP

Yayınlanma Tarihi:

on

HABER ALTERNATİF-ÖZEL

Celal Eren ÇELİK

AKP’li Malatya Yeşilyurt Belediyesi’nin “ÇEVREYE DUYARLI BİREYLER YETİŞTİRME” projesi çerçevesinde Almanya’ya gönderilen 45 kişiden 43’ünün Türkiye’ye geri dönüş yapmadığı geçtiğimiz günlerde ortaya çıkmıştı.

Konunun üzerine giden HABER TÜRK yazarı Sevilay Yılman ise olayın “İnsan kaçakçılığı” olduğunu belirttiği köşe yazısında AKP’li Yeşilyurt Belediyesi ile birlikte bu projeyi organize eden “Malatya Kişisel Gelişim Dünyası Derneği” ‘ adeta “Buharlaşan” 43 kişinin Almanya’ya gelmesi için “Davetiye” gönderen ve tüm masraflarını karşılayan şirketin MEGA KİLİT GMBH isimli bir şirket olduğunu ancak “Tüm kaynaklarını kullanmasına rağmen” şirketin sahibi olan Ersin Kilit hakkında hiç bir bilgiye ulaşamadığını,Türk büyükelçiliğinin de bu kişi ve şirkete ulaşamadığını yazmıştı…

43 kişilik ekibe Almanya’dan davetiye gönderen ve “Tüm masrafları” karşılayan şirketin tüm ağını HABER ALTERNATİF açıklıyor…

Öncelikle şirketin isminin MEGA KİLİT GMBH olduğu doğru ancak sahibi Ersin Kilit değil…

MEGA KİLİT GMBH 2 Mayıs 2016 tarihinde 25 bin Euro sermaye ile Hannover Ticaret Odası’na HRB 213752 ticaret sicil numarası ile kaydını yaptıran bir şirket.

Şirket şu anda “Kağıt üzerinde” Almanya’da  Scheffelstr. 2 , 30167  Hannover adresinde 4 katlı bir binadaki tek bir dairede faaliyet gösteriyor,”Kağıt üzerinde” zira şirketin 5 yıllık ticari geçmişi incelendiğinde ortaklık sözleşmesindeki faaliyet alanı “Gastronomik ünitelerin işletilmesi, satış makinelerinin kurulumu” gibi yüksek kar marjı olan bir sektörde hemen hemen hiç bir iş yapmayan bir “Tabela şirketi” olmaktan çok da öteye gidemediği görülüyor.

Şirketin kuruluşundaki ilk genel müdürü ise Yılmaz Polat. Yılmaz Polat 8 Ocak 2015’te kurulup, 16 Ocak 2018 yılları arasında ise  batarak tasfiye edilen  ve Hannover Ticaret Odasına HRB 211931 ticaret sicil kaydı ile kayıtlı olan PAMUKKALE GASTRO UG isimli firmanın sahibi.

Yılmaz Polat’ın PAMUKKALE GASTRO UG isimli şirketi faaliyet gösterirken kurduğu “İlişkiler ağı” aslında bugün Almanya’dan dönmeyen 43 AKP’linin buharlaşması olayındaki soru işaretlerinin odağındaki  MEGA KİLİT GMBH şirketine de ışık tutmakta.

Zira Yılmaz Polat’ın 2014-2016 tarihleri arasında yakın ilişki kurduğu isimler Hazime Kilit,Zeynep Kilit,Hüseyin Kilit ve Zeynep Gökçe…

Ve 2016 yılından itibaren Yılmaz Polat’ın Genel Müdürlüğü sonrasında MEGA KİLİT GMBH’de sırası ile kurulan bu yakın ilişkilerde ismi geçen kişileri peş peşe Genel Müdür olurken görüyoruz…

İddiaların odağındaki MEGA KİLİT GMBH şirketinde 10 Haziran 2016 tarihinde Genel Müdürlük görevine Hüseyin Kilit gelirken, 12 Ocak 2018 tarihinde bu göreve Zeynep Kilit atanıyor. 22 Mayıs 2018 tarihinde Hüseyin Kilit Genel Müdürlük koltuğunu devralırken,22 Ağustos 2019 tarihinde ise şirketin Genel Müdürü bu kez Zeynep Gökçe oluyor… Ve son olarak 7 Ocak 2020 tarihinde Zeynep Gökçe yerine Genel Müdür koltuğuna bu kez Hazime Kilit oturuyor.

Bu arada 18 Haziran 2019 – Langenhagen, Am Pferdearkt 6, 30853 Langenhagen adresinde Nord Bau Kilit GmbH isimli bir şirket kuruluyor. Şirketin Genel Müdürü ise Mario-Celal Rashid Selmani… Ancak tek bir ticari faaliyet bile göstermeyen ve sürekli zarar eden bu şirket bir süre sonra yeni “Yöneticileri” ile tanışıyor…

Nord Bau Kilit GmbH şirketine iddiaların odağında olan MEGA KİLİT GMBH ortak oluyor ve bu Nord Bau Kilit GmbH isimli şirketin Genel Müdürlüğü görevine önce 2018 Ocak ayında Ahmet Olgun gelirken,18 Haziran 2019 tarihinde aynı zamanda 2018-2019 tarihleri arasında iddiaların merkezindeki MEGA KİLİT GMBH şirketinin o tarihlerdeki Genel Müdürü olan Zeynep Kilit geliyor.

Nord Bau Kilit GmbH şirketinde 2018 yılında Genel Müdür olan Ahmet Olgun ise iddiaların AKP’li Yeşilyurt belediyesine davet gönderip tüm masrafları karşılayan MEGA KİLİT GMBH şirketinin ilk Genel Müdürü olan Yılmaz Polat ile bağlantılı bir isim.

Tüm bu ilişkiler ağında dikkat çekici olan kurulan tüm bu şirketlerin tamamının “Kağıt üzerinde” kurulmuş ama aktif ticari faaliyet göstermemiş “Tabela şirketi” olmaktan öteye gitmemiş “Naylon şirketler” olması.

Bu da akıllara kurulan bu şirketler sayesinde oluşturulan “Naylon şirketler ağı” sayesinde Türkiye içerisinde “Kurdurulan” STK’lar ile birlikte “Proje” adı altında belediyeler eli ile yurtdışına insan ve diğer başka kaçakçılık türlerinin yapılması için bir organizasyon kurulup kurulmadığı sorusunu getiriyor…

Yani  kafalardaki soru işaretleri doğruysa ki tüm işaretler ve bağlantılar bu soru işaretlerinin doğru olduğunu göstermekte; bu “Naylon şirketler ağı” önce Türkiye’de bir STK kurduruyor,sonra buraya “Yurtdışına kaçırılacak kişileri” kaydettiriyor, sonrasında “Tüm masraflarına sponsor” olacağı bir PROJE” götürüyor, bu “PROJE” nin kabulü ile belediyeler proje katılımcılarına devletin “GRİ PASAPORTUNU” çıkartıyor ve “Yurt dışına kaçırılması planlanan” kişiler böylesi bir organizasyon ile hem de ellerinde devletin “GRİ PASAPORTU” gibi çok önemli kapıları kendilerine açacak bir “ANAHTAR” ile yurtdışına çıkıyor ve en son aşamada AKP’li Malatya Yeşilyurt Belediyesi’nin gönderdiği ve geri dönmeyen 43 kişi gibi bir anda “Buharlaşıyorlar”…

Ve büyük ihtimalle de bu 43 kişi gibi belki de yüzlerce, belki binlerce “Buharlaşan” vatandaş var..

Şimdi burada sorulması gereken bazı soruları da HABER ALTERNATİF olarak soruyoruz:

1-Yukarıda yazmış olduğumuz ilişkiler ağı içerisinde ismi geçen şahıslar yahut şirketler Türkiye’de başka belediyelere de bu şekilde “PROJE” teklif ederek “Sponsor” olmuşlar mıdır?

2-Bu ilişkiler ağı içerisinde yer alan isim ve şirketler hakkında Almanya’daki Türk Büyükelçiliği’nin bir bilgisi var mıdır,varsa yetkili merciler ile bu bilgi paylaşılmış mıdır?

3-Bugüne kadar bu ilişkiler ağı içerisinde yer alan kişi ve şirketler ile birlikte ortak proje düzenleyen başka STK var mıdır?

4-Bu ilişkiler ağı içerisinde bulunan kişi ve şirketler ile Türkiye’de bulunan ve ortak proje düzenleyen STK’ların para alışverişi ve hesap trafikleri ne şekilde seyretmiştir?

5-Ve belki de en önemlisi Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 2020 yılının Eylül ayında gerçekleştiği bilinen bu skandal ile ilgili gerek Alman resmi makamları, gerek Interpol ile temasa geçip açıkladığımız bu ilişkiler ağı içerisindeki şirket ve kişiler ile ilgili bir çalışma başlatmış mıdır?

________________________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan, bağımsız ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan, Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir, DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

 

 

 

 

Okumaya Devam Et

ÖZEL HABER

AKP’NİN MONTRÖ RÖVANŞI VE AHMET ALTAN’A VURAN PİYANGO

Yayınlanma Tarihi:

on

Celal Eren ÇELİK

Evet efendim bu yazımızda önce sizlerle tarihte çok da uzun olmayan bir zaman diliminde geriye doğru gideceğiz…

Dedik ya çok değil bundan 14 yıl öncesinde hayatımıza 15 Kasım 2007 tarihinde TARAF isimli bir gazete girdi. Bu gazete ALIM YAYINEVİ isimli bir şirket tarafından çıkartılıyordu. Gazetenin Genel Yayın Yönetmenliği koltuğuna Ahmet Altan oturtulmuştu.

TARAF gazetesinin kurulmasından kısa süre sonra Türkiye Ergenekon ismi verilen büyük kumpasın ilk dalgaları ile karşılaşmaya başladı… TARAF gazetesi yıllar sonra tamamen kumpas olduğu ortaya çıkan Ergenekon Davası’nın “Medya ayağını” oluşturuyordu…

”Dijital ortamda oluşturulmuş” sahte ve düzmece belgeler, “Bavullar ile servis edilen” bilgiler sistematik olarak her zaman ilk önce TARAF GAZETESİ’nde manşet oluyordu…

TARAF adeta “Tasfiye edilen eski düzeni yıkan gazete” olarak sembolleşiyordu bu süreçte…Rasim Ozan Kütahyalı’dan Mehmet Baransu’ya,Ahmet Altan’dan Yasemin Çongar’a kadar TSK’ya atmadık çamur bırakmıyor yazmadıklarını bırakmıyorlardı…

AKP ise kurulan “KİRLİ ORTAKLIK” ile TARAF GAZETESİ’ni el üstünde tutuyor, uluslararası kuruluşlar gazeteye ödül üzerine ödül veriyorlardı.

Nasıl vermesinlerdi ki ? TARAF öyle manşetler atıyor, öyle “İnce işçilik” bir “Operasyon tetikçiliği” yapıyordu ki “Kumpası kuran” çevrelerin takdirini tabii ki hak edecekti…Zira TARAF’ı belliydi ne de olsa…

TARAF GAZETESİ 26 Temmuz 2008’de Cumhuriyet’i Ergenekon isimli  “Derin bir yapının yönettiğini iddia ettiği” 1923’te KURULDU,2008’DE ARINIYOR manşeti ile çıkıyordu.

“Operatif tetikçiliğin nadide örneklerini sergileyen” TARAF isimli psikolojik harp makinası 19 Kasım 2009’da KOD ADI KAFES manşetini atarak “Kafes Eylem Planı” yalanı haberi ile operasyon yapıyor, 12 Haziran 2009’da AKP VE GÜLEN’İ BİTİRME PLANI yalanını manşetine taşıyor,20 Ocak 2010’da FATİH CAMİİ BOMBALANACAKTI manşeti ile “Operasyon yapmaya” devam ediyordu.

10 Ocak 2009 tarihinde sonradan silahların FETÖ tarafından yerleştirilip TSK’nın şerefli subaylarına kumpas kurulduğu ortaya çıkan Poyrazköy kazılarını da yine “Operasyon karargahı” TARAF isimli paçavra herkesten önce manşetine ÜSTÜ CUMHURİYET,ALTI ERGENEKON manşeti ile veriyordu…

22 Şubat 2010 tarihinde TSK’yı “Darbe yapmayı istemekle” suçlayan ve VESAYETE EN AĞIR BALYOZ manşeti ile çıkan ve bin bir yalanı utanıp sıkılmadan yaptığı “Operasyon ve kumpas” için ardı ardına sıralayan da yine TARAF isimli bu “Kumpas projesiydi”…

İşte TSK’ya tüm bu kumpaslar kurulur ve TSK, FETÖ tarafından kumpas ile çökertilip, vatansever subaylar Ergenekon ve Balyoz kumpasları ile tasfiye edilip FETÖ’cü subayların önü açılarak yükselmesi sağlanırken bu HAİN OPERASYONUN en önemli ayağı olan medya ayağını başından sonuna kadar Ahmet Altan isimli gazeteci görünümlü, Türk basın tarihinin en büyük “Tetikçilerinden” birisi yönetiyordu…

Sonradan TARAF GAZETESİ’ni kuran ALKIM YAYINEVİ’nin FETÖ tarafından finanse edildiği, TARAF GAZETESİ’nin başından beri bir “PROJE” olduğu ve FETÖ kumpaslarında planlı ve sistematik biçimde TSK’ya tarihinin en ağır operasyonunu yaptığı ve FETÖ’cü subayların önünün açılmasını sağladığı tek tek ortaya çıktı…

Şimdi geri dönmek üzere bu TARAF adlı “OPERASYON MERKEZİNE” bir virgül koyalım…

3 Nisan gecesi yani bundan 12 gün önce 103 emekli amiral Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin tartışmaya açılmasından ve bir amiralin tekkede çekilen sarıklı fotoğraflarından duydukları rahatsızlığı belirten bir “DUYURU” yayınladılar…

Aman efendim ortalık ayağa kalktı, bu emekli amiraller “Darbecilik” ile suçlandı,10 tanesi gözaltına alınıp tam 8 gün nezarethanede tutuldu, toplam 14 emekli amiral ifade verdi.

Ve en sonunda emekli amiraller “İl dışına çıkma yasağı” konularak serbest bırakıldı ama bu amiraller ordu evlerinden atıldılar…

Peki bu amiraller gözaltına alındığı zaman ortalığı ayağa kaldırıp amiralleri “Darbecilik” ile suçlayan,rütbelerinin sökülüp “Bedel ödetilmesini” isteyen kimlerdi?

Bunları isteyenler 2008-2012 arası Ahmet Altan’ın TARAF GAZTEESİ’nde attığı manşetler ile bizzat yönettiği TSK’ya kumpas operasyonuna o günlerde alkış tutan Cem Küçük,Nagehan Alçı ve bilimum AKP yandaşı gazeteci görünümlü “Kadrolu yandaş”…

Peki TARAF GAZETESİ’nde yapılan “KİRLİ OPERASYON ve KUMPASLAR” sonucu hayatının önemli bir bölümünü Silivri zindanında geçirmiş olan TSK’nın üst düzey general ve amiralleri arasında kimler vardı?

Montrö açıklaması sebebi ile 8 gün gözaltına alınan,hapisleri istenen, darbecilikle suçlanan ve serbest kalsalar da orduevlerinden atılan emekli amirallerimiz!

Yani efendim bu gece serbest kalan ve “Birilerinin” “Yaptığı gazetecilikti” diyerek “Demokrasi kahramanı” ilan etmeye kalktığı Ahmet Altan ve ekürisi Nazlı Ilıcak’ın tahliyesi hiç de öyle “Tesadüfi” bir zamanlama ile gerçekleşmemiştir.

AKP Montrö Açıklaması nedeni ile emekli generalleri oluşan kamuoyu tepkisi nedeni ile tutuklayamamış ama bu kadar “Gümbürtü koparttıktan” sonra “RÖVANŞ” olarak attığı manşetler ile bu emekli amirallerimizi ERGENEKON VE BALYOZ KUMPASI’nda Silivri Zindanı’na gönderen Ahmet Altan’ı serbest bırakıp “Ödüllendirerek” “Sizi istesem içeri atardım atmadım ama size kumpas kuranları da serbest bıraktım” mesajını vermiştir.

AKP burada aynı zamanda arasının uzun zamandır bozuk olduğu liberallere de göz kırpmaktadır ama asıl mesaj Montrö Bildirisi’ni imzalayan emekli amirallere ve onları destekleyenlere verilmiştir.

Ve Ahmet Altan’ın tahliyesi kendisi için bir büyük “Piyango” iken AKP için ise bir “Rövanştır”

Şimdi asıl soru şudur: “AKP bu rövanş mesajının devamını getirecek mi?”

Bu sorunun cevabını almak için çok bekleyeceğimizi ise hiç sanmıyorum…

_______________________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan, bağımsız ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan, Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir, DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

 

Okumaya Devam Et







Popüler

%d blogcu bunu beğendi: