Sosyal Medya Hesaplarımız

ÖZEL HABER

KARA KITANIN,AK SEVDASI: “SOMALİ”

Yayınlanma Tarihi:

on

Celal Eren Çelik

Bugün memleketçe Somali’nin IMF’e ödeyemediği borçlarını tek kalemde, IMF’de zor zamanlarda kullanılmak üzere vatandaşımızın vergileri ile biriken “İhtiyat payımızda” 2.3 milyon SDR’yi “Hibe” ederek Türkiye olarak sildiğimizi öğrendik…

Tabii aman efendim bu AKP yandaşı tayfada bir gurur, bir övünç “Mazluma el uzatıyoruz” diyen mi ararsınız, “Din kardeşlerimize helali hoş olsun ” diyenler mi ararsınız, daha stratejik analiz kasıp “Somali stratejik önem taşıyor,petrolünü alacağız yatırım yapıyoruz” diyen mi ararasınız…Yani “Yancılık”, “Yağdanlık”,”Taklacılık” aldı başını gitti o mahallede…

Tabii az biraz aklı başında olan her bir Türk vatandaşı ise “Arkadaş ekonomi dibe vurmuş,yabancı basın Türk ekonomisi iflas etti diye manşetler atıyor, İzmir Depremi’nde koca İzmir’e ancak 10 milyon TL ayırabilmişiz.Bu neyin hibesi?” diye sorguladı bu gelişmeyi…

Tabii AKP’nin bu Somali sevdası yeni değil, daha önce Somali’nin yıllarca Dışişleri Bakanlığı’nı yapan, 2017’de ise Devlet Başkanlığı’na seçilen “ABD VATANDAŞLIĞINI” ise ancak 2019’da bırakabilen Devlet Başkanı Muhammed Abdullah Muhammed ile Cumhurbaşkanın Erdoğan’ın “Sıcak” ilişkilerini görmüştük.

Efendim tabii hal böyle olup bizim de “Aklımız az biraz başımızda” olduğu için biz de sorguladık tabii memleket yangın yerine dönmüşken Somali’ye 2.3 milyon SDR (SDR IMF tarafından oluşturulan uluslararası bir rezerv para birimi ve 1 SDR 14 TL, Somali’ye yapılan hibe 32 milyon 200 bin TL tutuyor) “Hibeyi” neden yaptığımızı…

***

Takvim yaprakları 2002 yılını göstermekte…

AKP’nin iktidarı ile birlikte o yıl sessiz sedasız bir şirket kurulmaktadır: EN-EZ İnşaat…

EN-EZ İNŞAAT’ın sahibi Gümüşhaneli Hidayet Zorlu’dur ve Hidayet Zorlu’nun AKP ile oldukça “İyi” oldukça “Yakın” ilişkileri vardır…

Zaten 2002 yılında kurulan bu EN-EZ İnşaat anında “Jet hızı” ile yükselmeye başlar iş dünyasında…Öyle ufak tefek ihaleler almaz ha…Nerde tünel ihalesi var, nerede yol yapım ihalesi var bu şirketi biz o ihaleleri alırken görürüz…

AKP ile bu EN-EZ İnşaat’ın ilişkileri o kadar samimidir ki Antalya’ya yapılacak tek tüp tünel ihalesini alan firmanın sahibi Hidayet Zorlu, tüneli ziyaret eden Mevlüt Çavuşoğlu ile ayaküstü sohbet ederken “Bu tünel buraya yeterli olmaz” deyince proje değişir olur size çift tünel… Ayaküstü bir tünel işi daha alıverir EN-EZ İnşaat…

Sonra efendim işte bu AKP’nin Somali “Sevdası” başlayıp, dillere “Bir sevdadır Somali” türküsü pelesenk olunca Somali’de hararetli bir “İmar” çalışması başlar. Bu imar çalışmasının en önemli kısmını ise Somali’nin yolları oluşturur.

Ve efendim bir bakarız ki Somali’nin ne kadar yolu varsa bu yolların inşaatı bu EN-EZ İnşaata gitmiştir…

Tesadüf işte…

***

Şimdi biliyorsunuz memleketimizin 4-5 tane “Bulunmaz Hint kumaşı” olan ve işte onlardan başka kimse beceremeyeceği için (!) ne  kadar kamu ihalesi varsa alayını toparlayıp alan 5 müteahhitti var ki biz onlara kısaca “Havuz Müteahhitleri” de diyoruz…

Bu firmalardan bir tanesi de aynı zamanda Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığı’nı yapmakta olan Nihat Özdemir’in sahibi olduğu LİMAK HOLDİNG…

Limak Çimento Grubu Ceo’su Gültekin Aksüyek’in çimento sektörünün en önde gelen sektör dergilerinden birisi olan CEMENTURK’e verdiği bir röportajda öğreniyoruz ki Limak, Somali’de havalimanı yapmış…

Bakınız dergiye verdiği röportajda Limak Çimento Grubu Ceo’su Gültekin Aksüyek ne diyor:

Limak Grubu Afrika’ya yerleşiyor. Çimento grubu olarak önce biz gidiyoruz, sonra inşaat ve enerji grubu gidiyor. Mesela Somali’de havaalanı yaptık ve 8 ayda bitirdik ve devreye aldık.

Neymiş efendim LİMAK Afrika’ya “Yerleşiyormuş” ve bu arada Somali’yi de boş geçmemiş…

Ama işin şöyle bir enteresan tarafı var ki LİMAK HOLDİNG’in resmi web sitesine girince “HAVALİMANLARI” bölümünde böyle bir havalimanı inşaatından bahsedilmiyor…

Yani ya LİMAK Çimento Grubu CEO’sunun şirketinin nerede ne iş yaptığından haberi yok, ya da LİMAK bu kadar önemli ve büyük aynı zamanda prestijli bir işi bilemediğimiz bir nedenle “Gizliyor”…

Tabii orasını bilemeyiz ama bildiğimiz bir şey var o da bu “Havalimanı” konusu önemli…Zira Somali’nin tek dışa açılan kapısı Başkent Mogadişu’daki havalimanı…

Tabii konu önemli olunca üzerine biraz daha dikkatle eğilmek gerekiyor…

O zaman anlatmaya devam edelim…

***

2013 yılında Türkiye’de Sanayi ve Ticaret Odası seçimleri yapılmakta, AKP de odalarda kendisine yakın iş adamlarının seçimleri kazanması ve bu yolla tüm sanayi ve ticaret odalarını9, dolayısı ile iş dünyasını kontrol altına almak adına son derece yoğun faaliyetler yürütmekteydi.

İşte tam da bu dönemde Tekirdağ’da da Sanayi ve Ticaret Odası seçimi heyecanı yaşanırken Tekirdağ’ın önde gelen 2 iş adamı; Çetin Group’un Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çetin ve Kardeşler Yapı’nın yönetim kurulu başkanı Süleyman Kozuva ortak hareket etmeye karar verirler…

İki iş adamının da en önemli özelliği AKP ile olan yakınlıklarıdır ve 2 iş adamının güçlerini birleştirerek beraber hareket etmesi Tekirdağ’da yapılan Sanayi ve Ticaret Odası seçimlerinde önemli etki yaratır…

Aradan 6 yıl geçmiştir…

Tarih yaprakları 2019 yılını göstermektedir ve bu kez Türkiye’de yerel seçim heyecanı yaşanmaktadır.

Ve aday listeleri açıklanıp,partilerin belediye başkan adayları belli olduğunda Tekirdağ Sanayi ve Ticaret Odası seçimlerinde birlikte hareket eden iki iş adamından Kardeşler Yapı’nın sahibi Süleyman Kozuva karşımıza Cumhur İttifakı’nın belediye başkan adayı olarak çıkar…

Arkadaş Somali’yi yazıyordun sen,bize ne Tekirdağ’daki seçimlerden, ortaklıklardan” dediğinizi duyar gibiyiz ama sakın demeyin zira kazın ayağı hiç öyle değil…

Şimdi sizleri 29 Ocak 2013 tarihine götürüyoruz…

Somali Ulaştırma Bakanı Muhiadin Mohamed Kalmoy ile FAVORİ LLC. firması arasında Mogadishu Aden Abdulle Uluslararası Havaalanı işletmeciliği hizmetinin 10+10 yıl süreyle Somali Devleti’niş kar ortaklığı ile FAVORİ LLC isimli şirkete verilmesini içeren anlaşma imzalanmaktadır…

“Peki bu Somali’de havaalanı işletmesini alan FAVORİ LLC. şirketi kimdir, neyin nesidir?” derseniz hemen söyleyelim…

Bu şirket az önce isimlerini verdiğimiz Ahmet Tekin ve 2019’da AKP’nin Çerkezköy Belediye Başkan Adayı olan Süleyman Kozuva’nın ortak olarak kurduğu şirkettir.

Yani Süleyman Kozuva boşuna AKP Belediye Başkan Adayı olmamıştır ,zira AKP için “Güvenilir” bir isimdir…

***

Yandaş YENİ ŞAFAK Gazetesi deyince de, İBB’den milyarlarca dolarlık ihaleler deyince de, araç kiralama,geri dönüşüm işi deyince de AKP döneminde aklımıza gelen ilk firmalardan birisi her zaman ALBAYRAKLAR HOLDİNG oldu…

Bizzat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ailenin ilişkileri Erdoğan‘a İBB Başkanı olduğu dönemde ilk destek veren büyük sermayedar olması nedeni ile hep iyi oldu, Albayraklar’ın Erdoğan‘daki yeri hep “Özel” oldu.

Tabii AKP iktidarı ile Albayraklar daha da büyüdüler ve artık “Denize nazır” bakar oldular hayata…Hal böyle olunca Albayraklar “Liman” işine de merak saldı…

Trabzon Port’a da el attı, Afrika’da Gine’ye de uzandı oradaki Conakry Limanı’na da el attı…

Albayraklar “Hazır Afrika’ya açılmışken” Somali’ye de bir el atıverdiler.

Ve Somali için stratejik önem taşıyan Somali’nin Dünya’ya açılan tek limanı olan Mogadişu Alport Limanı’nın 20 yıllık işletme hakkını da ellerine aldılar…

***

Malumunuz 15 Temmuz sonrasında FETÖ ile  mücadele kapsamında FETÖ’nün yurtdışındaki okullarını devralması için Türkiye Maarif Vakfı görevlendirildi AKP tarafından, bu vakfa özel “Düzenleme” bile yapıldı.

Vakfın yönetimi Cumhurbaşkanlığı tarafından belirlenecek hale getirildi.

Tabii bu vakıf önemli bir vakıf o nedenle yönetimine de şöyle bir yakından bakalım isterseniz…

Vakfın Başkanı Prof.Dr. Birol Aygün… Aygün AKP’ye yakınlığıyla bilinen Stratejik Düşünce Enstitüsü (SDE)’nin başkanıydı.

Vakfın Müteveli Heyeti maşallah “Yıldızlar geçidi” gibi,hemen bakıyoruz:

Saadet Partisi Gençlik Kolları eski başkanı Osman Nuri Kabaktepe…

AKP 22.Dönem İzmir Milletvekili Zekeriya Çam

Eski AKP Ankara Milletvekili Prof.Dr.Aşkın Asan

Eski AKP Çorum Milletvekili,Başbakan eski Danışmanı Cahit Bağcı.

2011 Genel Seçimlerinde AKP Adana Milletvekili Adayı olan Prof.Dr.Ahmet Emre Bilgili.

2015 Genel Seçimlerinde AKP Ankara Milletvekili Adayı olan Selim Cerrah

Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu’nun kardeşi ve Katar Büyükelçisi Dr.Mehmet Mustafa Göksu.

2015 Kasım seçimlerine gidilirken kurulan seçim hükümetinin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Prof.Dr. Ayşen Gürcan.

Eski ÖSYM Başkanı ve Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Prof.Dr.Mahmut Özer

Esenler Belediye Başkan Yardımcısı, uzun süre İlim Yayma Cemiyeti’nin yurtlarının idarecisi,AKP döneminde İGDAŞ yöneticisi olan Dr.HasanTaşçı.

Efendim Türkiye Maarif Vakfı’na Sayıştay Raporu’na göre 2016-2019 yılları arasından Cumhurbaşkanlığı onayı ile Milli Eğitim ve Hazine Bakanlığı’ndan aktarılan toplam rakam tam 1 milyon 120 milyon TL…

Şimdi sizlere niye anlattığımızı soracak olursanız bu Türkiye Maarif Vakfı’nı bu güzide vakfımız, Somali2de ne kadar FETÖ okulu varsa devraldı, üzerine başka yeni okullar da açtı şimdi oraları da işletiyor…

***

Şimdi birileri diyor ya hani “Bunlar stratejik hamleler biz Somali’de nüfuz kuruyoruz” falan diye…

Devletler “Nüfuzlarını” kendi resmi şirketleri ile kurarlar, yandaş partili şirketler ile değil.

Eğer amaç “Somali’de yumuşak güç uygulayarak nüfuz alanı kurmak ve stratejik bir hamle yapmak ve etki alanımızı Afrika’ya ulaştırmak” ise sormak lazım buradaki liman işletmesini  Albayraklar Holding değil de liman işletmesinin uzmanı olan devletin Türkiye Denizcilik İşletmeleri Genel Müdürlüğü alamaz mıydı?

Ya da Mogadişu havalimanı işletmesini AKP’nin belediye başkanı adayının sahibi olduğu şirket değil de Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü’ne bağlı kurulacak bir şirket alamaz mıydı?

Somali’deki okullar için neden madem “Nüfuz alanı” kuruluyorsa doğrudan Milli Eğitim Bakanlığı değil de neden AKP “Yandaşı”, eğitimle uzaktan yakından alakası olmayan kişilerin yönettiği, milyarlarca TL aktarılan Maarif Vakfı eli ile yapılır bu iş?

***

Kimse kusura bakmasın Somali’de kurulan bir “Nüfuz alanı” var doğru ama bu Türkiye’nin değil daha çok “YANDAŞ ŞİRKETLERİN” nüfuz alanı gibi duruyor.

E tabii Somali,IMF borçlarını ödeyemez, pamuk ipliğine bağlı ekonomisi bir krize girerse bu yandaş firmaların paralarını ödeyemez,o nedenle veririz “Hibeyi” sileriz Somali’nin IMF borcunu.

Şimdi biz hani stratejik olarak Somali’nin petrollerine talibiz ya…

Yukarıda yazdıklarımıza bakın da bir cevap verin orada petrol arama işini devletin TPAO’su mu yapar yoksa “Bizim Çalık” gibi petrol arama işinde olan bazı “Yandaşlar” mı?

Cevap çok da belirsiz değil sanırız…

 

 

Yorum yapmak için tıklayın

Bir Cevap Yazın

ÖZEL HABER

“MİLLİ GÖRÜŞ” İÇİN SPOR FEDERASYONU

Yayınlanma Tarihi:

on

Yazının daha ilk cümlesinde şunun altını çok net biçimde çizelim:Yazının başlığı sizi sakın aldatmasın, bu yazı BİR SPOR YAZISI DEĞİLDİR…Aksine bu yazı girift ilişkiler ağı ile dolu,bir siyasal kanadın “Yapılanmasına” ayna tutan önemli bir siyasi yazıdır…

Efendim AKP içerisinde yaşanan Erdoğan sonrası döneme dair güç savaşı, Berat Albayrak’ın tasfiye olmasından sonra İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun önderliğindeki “MİLLİYETÇİ” kanat ile AKP Genel Başkan Vekili Numan Kurtulmuş2un öncülüğündeki “GELENEKÇİ-MUHAFAZAKAR” kanat arasında yaşanmakta.

Bu nedenle son 2 gündür Soylu’nun annesine küfür edilenlerin serbest bırakılmasına gösterdiği tepkiye Abdülhamit Gül ve Yasin Bölükbaşı’nın yine Twitter üzerinden verdiği mesajları bu bağlamda okumak çok önemli…

Zira gerek Adalet Bakanı Abdülhamit Gül,gerekse Abdülhamit Gül’ün kayınpederi olan Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç MSP-REFAH-FAZİLET-SAADET-HAS PARTİ geleneğinden gelen ve Numan Kurtulmuş ile yıllardır birlikte hareket eden isimler.

Öte yandan AKP Genel Sekreteri Yasin Bölükbaşı da bu “GELENEKÇİ-MUHAFAZAKAR” ekibin en genç ismi…

Abdülhamit Gül kadar dikkat çekmedi ve ses getirmedi belki ama AKP Genel Sekreteri Yasin Bölükbaşı’nın Soylu’nun Tweet’i ile başlayan tartışmaya dahil olarak attığı tweetler çok önemliydi ve aslında yaşananların 2 bakan arasındaki çekişmeden ibaret olmayıp AKP’de Erdoğan sonrası dönem için mücadele veren 2 önemli kanat arasındaki mücadelenin yansımasını tescilleyen de yine Yasin Bölükbaşı’nın Soylu’ya yönelik attığı Tweetler oldu…

Yani yaşı genç olsa da AKP Genel Sekreteri Yasin Bölükbaşı ileride adını çok daha sık duyacağımız, AKP’de ağırlığını her geçen gün arttıran “Gelenekçi-Muhafazakar” kanadın en önemli isimlerinden birisi…

Peki “Yasin Bölükbaşı’nın AKP Genel Sekreteri olmasının dışında en önemli “Sıfatı” nedir ?” diye soracak olursanız buna vereceğimiz yanıt kesinlikle “TÜRKİYE HERKES İÇİN SPOR FEDERASYONU” Başkanı olması cevabını vermek mümkün…

Belki pek çoğunuzun bu yazı ile ilk kez haberdar olacağınız “HERKES İÇİN SPOR FEDERASYONU” öyle sıradan bir federasyon değil… Zira bu federasyon aslında AKP içerisindeki “Erdoğan sonrası dönem” için en önemli 2 güç odağından birisi haline gelmiş olan Numan Kurtulmuş önderliğindeki, Milli Görüş ekolünden gelen ve halen bu ekole bağlı olan “GELENEKÇİ-MUHAFAZAKAR” kanadın ne kadar ince,planlı ve sistematik olarak yapılandığının adeta tescili durumunda...

O nedenle işte bu “HERKES İÇİN SPOR FEDERASYONU” muzu yakından incelememiz gerekmekte…

Efendim bu kadar girizgah yeter diyoruz ve detaylara geçiyoruz artık…

****

“HERKES İÇİN SPOR FEDERASYONU ne yapar,ne işle iştigal eder*” derseniz aslında orası çok da belirli değil ama “Faaliyet gösterdiği branşlar” kendi resmi sitesinde yoga ve wellness olarak gözükmekte… 4-5 tane de kurs ve seminer programı var bu güzide federasyonumuzun gerçekleştirdiği faaliyetler arasında…

Ama gelin görün ki bu muhteşem (!) faaliyetler için HERKES İÇİN SPOR FEDERASYONU’na bütçe olarak “Kendi Genel Kurul” verilerine göre 2020 yılında 17 milyon 500 bin TL’lik bütçe tahsis edilmiş… “”Kendi Genel Kurul verilerine göre” diyoruz zira Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğü Herkes İçin Spor Federasyonı 2020-2021 Sportif ve Mali Veri Sunumu’na göre inceleme yaptığınızda karşınıza çıkan Power Point sunumda bu rakamın 45 milyon TL olduğunu görüyoruz…

Rakam 17,5 milyon mu 45 milyon TL’mi bilemiyoruz ki kabahat bizim değil devletin bu federasyon için kayıtlarındaki kendi verileri çelişiyor ama bildiğimiz bir şey var ki bu bütçenin %90’ı federasyonumuza Spor Toto Teşkilatı Başkanlığı tarafından aktarılmakta…

Bütçenin büyük bölümünün Spor Toto Başkanlığı tarafından aktarılan kaynakla oluşturulduğu detayını boşa vermedik bunu bir kenara not edin zira yazımızın ilerleyen bölümde bu detaya döneceğiz…

***

Efendim bu güzide federasyonumuz pek tabii ki Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu’na bağlı…

Şimdi eğer “Ne alakası var Bakan Kasapoğlu’nun AKP içindeki ekipler savaşı ile hele hele yurtdışında eğitim görmüş bu ismin daha çok yeni olan siyasi geçmişinin Erbakan ekolünden etkilenmesi mümkün mü Allah aşkına?” diyorsanız bence hiç demeyin zira kazın ayağı öyle değil…

Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, uzun yıllar Erbakan’ın Refah Partisi’nin İstanbul İl Yönetim Kurulu üyesi olan,Refah Partisi’nden Bağcılar Belediye Başkanı seçilip 14 sene bu görevi yürüten ve sonrasında AKP’den 26. Dönem Milletvekili olarak Meclis’e giren Feyzullah Kıyıklık’ın damadı. Kıyıklık ise Refah Partisi’nde Erbakan’a yakınlığı ile bilinen bir isim.

Feyzullah Kıyıklık aynı zamanda İlim Yayma Cemiyeti’nin kurucuları arasında… İlim Yayma Cemiyeti’nin kardeş kuruluşu İlim Yayma Vakfı’nın kurucularından birisi ise Numan Kurtulmuş.

Numan Kurtulmuş2un akrabası olarak bilinen ve KAPALIÇARŞI Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini de yürüten M.Fatih Kurtulmuş Birlik Vakfı’nın kurucusu, Feyzullah Kıyıklık da bu vakfın diğer bir kurucusu.

Kıyıklık aynı zamanda Numan Kurtulmuş’un çok yakın ilişkileri olan ENSAR VAKFI ve ÖNDER İMAMHATİPLİLER DERNEĞİ’nin de kurucuları arasında…

***

HERKES İÇİN SPOR FEDERASYONU Başkanlığını AKP içerisindeki Numan Kurtulmuş’un önderliğindeki “GELENEKÇİ-MUHAFAZAKAR” kanadın en genç ama önemli isimlerinden Yasin Bölükbaşı’nın yaptığını zaten yazımızın başında ifade etmiştik…

Ama sadece Yasin Bölükbaşı ismini değil HERKES İÇİN SPOR FEDERASYONU Yönetim Kurulu üyelerini de yakından incelemek gerekmekte…

AKP‘nin ilk Genel Merkez Gençlik Kolları Başkanlarından birisi de Rizeli Zelkif Kazdal’dı…

Zelkif Kazdal kısa süre içerisinde AKP Milletvekili de oldu tabii ki…Zelkif Kazdal aynı zamanda HUKUK VE DEĞİŞİM DERNEĞİ‘nin de kurucuları arasındaydı.

Bu dernekte kurucu olan bir başka “KAZDAL” ise Zelkif Kazdal2ın kardeşi Gökhan Kazdal olmuştu… Ve kısa süre içerisinde Zelkif Kazdal’ın kardeşi Gökhan Kazdal ağabeyinin izinden giderek AKP saflarında siyasete atıldı ve jet hızı ile AKP Genel Merkez Gençlik Kolları MKYK Üyeliği görevine seçildi.

İşte o Gökhan Kazdal, HERKES İÇİN SPOR FEDERASYONU‘nda da yönetim kurulu üyesi olarak görev almakta…

***

Fikret Karabekmez,Erbakan çizgisinin ve MİLLİ GÖRÜŞ ekolünün önemli isimlerinden bir tanesiydi. Avukat olan Karabekmez 1995 seçimlerinde 20. Dönem Malatya Milletvekili olarak da Refah Partisi’nden Meclis’e girdi.

Vekillik döneminden sonra ise Fikret Karabekmez, Mili Görüş Ekolü’ne yakın avukatların örgütlülüğünü sağlamak amacı ile 2006 yılında HUKUK-DER isimli bir dernek kurdu.

Dernek doğal olarak ilk siyasi parti ziyaretini o dönemde Milli Görüş Ekolü’nü temsil eden Saadet Partisi’ne yaptı… Ziyaretin gerçekleştiği 13 Haziran 2006 tarihinde Saadet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan ile birlikte HUKUK-DER heyetini dönemin Saadet Partisi GİK üyesi olan, daha sonra siyasete Numan Kurtulmuş ekibi ile devam edecek ve HAS PARTİ’nin kurucusu olacak  ve bugünün Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün de kayınpederi olan Şeref Malkoç karşıladı.

Saadet Partisi’ne gerçekleştirilen bu ziyarette HUKUK-DER heyetinde genç bir avukat dikkat çekmekteydi ve o avukatın ismi Üzeyir Özek’ti…

İşte o Üzeyir Özek de bugün HERKES İÇİN SPOR FEDERASYONU Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yapmakta…

***

Şimdi efendim bilişim sektöründe faaliyet gösteren bir firmamız var:Tiga Bilgi Teknolojileri A.Ş

Bu firmamız memlekette ne kadar önemli bakanlık -hatta Cumhurbaşkanlığı Hükümet Modeli’ne geçmeden halen var olan Başbakanlık ile ilgili projeler de buna dahil- projesi varsa alıyor… Başbakanlık, Sağlık Bakanlığı, İletişim Bakanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı bu güzide firmamızın en fazla iş aldığı kurumlar.

Firmamızın imza attığı büyük çaplı projelerin “Bazılarını” şöyle sıralayacak olursak ne kadar “Nadide” bir firmamız ile karşı karşıya olduğumuzu daha iyi anlayacaksınız: Ulusal Sağlık Sistemi, İlaç Takip Sistemi, E-nabız, Renkli Reçete, Reçete Bilgi Sistemi, Serebral Palsili çocukları ve bakıma muhtaç yaşlıların rehabilitasyonu için geliştirilen Cplayer ve Closer, Kredi Yurtlar Kurumu için geliştirilen KYKNET, Türksat için TSUNAMİ, Yurtdışı Türkler Başkanlığı için Türkiye Bursları ve Başvuru Değerlendirme Sistemi,

Ve Ak Parti için AKBİS (Ak Parti Bilgi Sistemleri) projesi de tabii ki Tiga Bilgi Teknolojileri A.Ş tarafından gerçekleştiriliyor…

“Arkadaş Allah daha çok versin de bizim konumuz ile ne alakası var şimdi?” demeyin zira çok alakası var.

Bu “Nadide” ve “Güzide” şirketimizin sahibi Adem Ali Yılmaz… Adem Ali Yılmaz Rize’li ODTÜ mezunu bir bilgisayar mühendisi…Ama kendisinin en önemli özelliği AKP’nin MKYK Üyesi olması ve hatta AR-GE Başkanlığı görevini uzunca süre yürütmüş olması…

Ve aynı zamanda AKP müdahalesi ile yeniden şekillenen Ankara Ticaret Odası yönetim kurulunda da bulunan Adem Ali Yılmaz aynı zamanda HERKES İÇİN SPOR FEDERASYONU Yönetim Kurulu üyesi olarak karşımıza çıkmakta…

***

Yazımızda Gökhan Kazdal’ı anlatırken Kazdal2ın ağabeyi olan eski AKP Milletvekili Zelkif Kazdal ile birlikte HUKUK VE DEĞİŞİM DERNEĞİ kurucusu olduğundan bahsetmiştik.

İşte bu derneğin bir başka kurucusu ise Samir Altunkaynak. Altunkaynak aynı zamanda AKP’nin ilk kurucularından birisi ve kurucu Siyasi ve Hukuk Başkanı 2006-2009 yılları arasında…

Samir Altunkaynak daha sonra AKP Ankara İl yöneticiliği de yapıyor. İmam Hatip mezunu olan Altunkaynak’ın AKP içerisindeki “Gelenekçi” kanada yakın olduğu bilinmekte.

İşte Samir Altunkaynak da HERKES İÇİN SPOR FEDERASYONU Yönetim Kurulu Üyesi.

***

2016 yılında Maarif Vakfı Mütevelli Heyeti’ne yapılan atamalar ciddi anlamda tepki çekmiş ve atanan isimler kamuoyunda tartışmalar yaratmıştı.

Maarif Vakfı yönetimine atanan ve tartışma yaratan isimlerden bir tanesi de Saadet Partisi’nin eski Gençlik Kolları Başkanı olan Osman Nuri  Kabaktepe olmuştu.

Şimdi Osman Nuri Kabaktepe ismine hemen geri dönmek üzere kısa bir “es” verelim…

İstanbul’da kurulan AYN MEDYA isimli bir şirket vardı…Bu güzide şirketimizin en önemli özelliği Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu’nun  kendisini çok sevmesiydi. Zira bu AYN MEDYA isimli güzide şirketimiz 2012-2020 yılları arasında Göksu’nun başkanı olduğu Esenler Belediyesinden 41,9 milyon TL tutarında tam 21 ihale alarak Esenler Belediyesi’nin en fazla ihale verdiği şirket oluyordu.

Ama ne oluyorsa oluyor bu “Darphane gibi” para b asan  şirket 2019 yılında devrediliyordu.. AYN MEDYA isimli bu “Altın yumurtlayan tavuk” misali şirketin devredildiği şirketin adı ise BİLGE ULUSLARARASI TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ’ydi.

İşte Maarif Vakfı yönetimine atanması ile kamuoyunun tepkisini çeken Osman Nuri Kabaktepe’nin bu BİLGE ULUSLARARASI TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ’nin 2 ortağından birisiydi…

Aynı zamanda tıpkı Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu gibi Erdoğan ve AKP’nin “Gözbebeği” TÜGVA’nın Yüksek İstişare Kurulu üyesi olan Osman Nuri Kabaktepe’nin bu şirketteki ortağı ise AKP İstanbul İl Yönetimi eski “Yedek” üyelerinden Hacı Dursun Bozo’ydu…

AYN MEDYA’nın Esenler Belediyesi’nden aldığı milyonluk ihaleler aynı şekilde 2019 sonrasında şirketi devralan BİLGE ULUSLARARASI TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ’ne akmaya devam etti.

Biz ise şirketin diğer ortağı Hacı Dursun Bozo’yu HERKES İÇİN SPOR FEDERASYONU Yönetim Kurulu Üyesi olarak gördük…

***

Konya ve daha sonraları Konya’dan ayrılarak il olan Karaman “MİLLİ GÖRÜŞ EKOLÜ”nün en güçlü olduğu iller…

Zaten Milli Görüş ekolünün temelleri de Erbakan tarafından Konya’da atılır…

Karaman’da “AKGÜN AİLESİ” de uzun yıllardır Milli Görüş Ekolü2ne yakın bir aile olarak bilinen ve Karaman siyasetinde de etkili bir ailedir.

İşte bu aile 2002 ve 2007 seçimlerinde Mevlüt Akgün’ü vekil olarak Meclis’e gönderir… 2011 yılında bu kez Mevlüt Akgün2ün kardeşi Dr.Mustafa Akgün AKP Karaman Milletvekili aday adayı olsa da vekil seçilemez.

Ama gerek Akgün Ailesi gerekse Mevlüt Akgün AKP içerisinde önemini halen koruyan “Muhafazakar” geleneğe yakın bir isimdir.

İşte Mevlüt Akgün de karşımıza HERKES İÇİN SPOR FEDERASYONU Yönetim Kurulu Üyesi olarak çıkmaktadır…

***

HERKES İÇİN SPOR FEDERASYONU’nun Yönetim Kurulu üyelerinden Gökhan Kazdal ve Samir Altunkaynak’ı anlatırken bu isimlerin HUKUK VE DEĞİŞİM DERNEĞİ’nin kurucuları olduğunu ifade etmiştik.

İşte o HUKUK VE DEĞİŞİM DERNEĞİ’nin bir başka kurucu ismi ise Burhanettin Sevencan’dır.

Burhanettin Sevencan’ın en önemli özelliği ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmadan önce Başbakanlığı döneminde avukatlığını yapan isimlerden bir tanesi olması. Sevencan aynı zamanda AKP’nin Hukuk Müşaviri.

Evet tahmin ettiğiniz üzere Burhanettin Sevencan da HERKES İÇİN SPOR FEDERASYONU Yönetim Kurulu Üyesi…

***

AKP Ankara İl Gençlik Kolları Başkanı olan Ali Osman Özdemir’i de HERKES İÇİN SPOR FEDERASYONU Yönetim Kurulu Üyesi olarak görmekteyiz…

Yazımızın başında hatırlarsanız bu güzide federasyonumuzun on milyonlarca TL’lik bütçesini belirtirken bu bütçenin büyük bir bölümünün SPOR TOTO TEŞKİLATI tarafından aktarılan kaynaklardan oluştuğunu ifade ederek “Bu bilgiyi not edin zira sonra bu bilgiye geri döneceğiz” demiştik.

Efendim HERKES İÇİN SPOR FEDERASYONU için milyonlarca liralık kaynağı sağlayan SPOR TOTO TEŞKİLATI ve SPOR TOTO TEŞKİLATI Genel Müdür Yardımcısı İsmail Hakkı Tuhan da HERKES İÇİN SPOR FEDERASYONU Yönetim Kurulu üyesi.

***

Ama bu federasyonun AKP içerisindeki “MİLLİ GÖRÜŞ” ekolünün temsilcisi, “GELENEKÇİ-MUHAFAZAKAR” kanadın bir “Yapılanması” olduğunu ifade ediyoruz ya, şimdi size bunun adeta “İmzası” olan ismi yazacağız…

Erbakan Vakfı,Necmettin Erbakan  adına kurulan, Erbakan’ın siyasi misyonunu,hayatını yayma amaçlı bir STK…

Erbakan Vakfı’nın Başkan Yardımcısı uzun yıllar Saadet Partisi Samsun teşkilatında siyaset yapmış,milletvekili adayı olmuş Cengiz Zor.

Peki Cengiz Zor şu anda hangi görevde başka? Cengiz Zor şu anda Necmettin Erbakan’ın oğlu Fatih Erbakan tarafından kurulan YENİDEN REFAH PARTİSİ’nin Genel Başkan Yardımcısı.

Ve biz aynı Cengiz Zor’u da HERKES İÇİN SPOR FEDERASYONU Yönetim Kurulu Üyesi olarak görmekteyiz…

***

Evet efendim HERKES İÇİN SPOR FEDERASYONU bir “Federasyondan” çok ötesidir ve bu federasyon AKP içerisindeki “GERLENEKÇİ-MUHAFAZAKAR” kanadın nasıl planlı,sistematik ve stratejik şekilde yol aldığını ,etki alanını genişlettiğini göstermesi açısından son derece çarpıcı bir örnektir…

İsmine bakıp aldanmayın, zira aslında orada HERKES İÇİN değil “MİLLİ GÖRÜŞ” İÇİN SPOR FEDERASYONU yazmaktadır…

________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan,bağımsız ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan,Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir,DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

 

 

 

 

Okumaya Devam Et

ÖZEL HABER

İŞTE MUHARREM İNCE’NİN PARTİSİNİN GENEL MERKEZİ

Yayınlanma Tarihi:

on

Haber Alternatif-ÖZEL

Celal Eren Çelik

 

Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde MEMLEKET HAREKETİ’ni başlatan ve Türkiye gezisine çıkan Muharrem İnce’nin hareketi partileştireceği de kısa süre önce kesinleşmişti.

İnce’nin kuracağı partiye 10’a yakın CHP’li milletvekilinin de katılacağı kulislerde konuşulmaktaydı.

PARTİ BİNASI TUTULDU…

İnce’nin kuracağı parti ile ilgili önemli bir gelişmenin daha yaşandığı da ortaya çıktı..

Uzun süredir parti için genel merkez binası arayışı içerisinde olan Muharrem İnce ve ekibinin partinin genel merkez binasını kiraladığı öğrenildi.

Genel Merkez binası Ankara’nın Çankaya ilçesindeki Hilal Mahallesi Hollanda Caddesi’nde yer alıyor.

İnce’nin partisinin genel merkez binası olarak tutulan bina giriş katı ile birlikte  4 bin metrekare kullanım alanına ve tam 40 ayrı bölüme sahip.

Bina giriş katı ile birlikte 4 katlı bir bina.

Bina kısa süre öncesine kadar da internet sitesi üzerinden kiralık durumdaydı…

PRENSİP ANLAŞMASINA VARILDI,KISA SÜRE İÇERİSİNDE KONTRAT İMZALANIYOR

Tutulan binanın kirası 60 bin TL olarak belirlendi ancak İnce’nin partisi için bu rakamda bazı indirimlerin yapılmasının gündemde olduğu da gelen bir diğer bilgi.

Son olarak tarafların her konuda prensip anlaşmasına vardığı ve el sıkıştığı ancak resmi kontratın henüz imzalanmadığı,bir-kaç küçük detayın halledilmesinin ardından kısa süre içinde resmi kontratın da imzalanacağı belirtiliyor.

 

 

 

 

 

 

Okumaya Devam Et

ÖZEL HABER

TÜRK SPOR MEDYASININ BARONLARI-FİNAL

Yayınlanma Tarihi:

on

Evet sevgili okuyucular büyük bir ilgi ile takip ettiğiniz, TÜRK SPOR MEDYASININ BARONLARI yazı dizimizin 5. ve “FİNAL” bölümü ile bu akşam karşınızda olacağız…

Yazı dizimizin bundan önceki 4 bölümünde Türk spor medyasının içerisindeki ilişkileri ve bu alanın dizayn edilirken hangi girift ilişkilerin kurulduğunu anlatırken sizlerle hep Türk spor medyasının önemli isimleri üzerinden yaşanan ilişkileri anlatmıştık.

Bugün yazacağımız “FİNAL” bölümümüzde ise az sonra okuyacağınız satırlarda spor-siyaset-iş dünyası-mafya-medya ilişkilerinin nasıl iç içe geçtiğini ve bu ilişkiler ağının nasıl günün sonunda Türk spor medyasını etkisi altına aldığını anlatacağız.

Bu kadar peşrev yeter diyerek yazımıza başlıyoruz…

***

Takvim yapraklarını sizler ile 1997 yılına sarıyoruz…

1997 yılı Türk futbolu ve özellikle de Türkiye Futbol Federasyonu için kaotik bir yıldır.

Türk futbolu tam da o yıllarda artık sadece bir “Spor” olmaktan çıkmaya ve “Endüstrileşmeye” doğru ilk adımlarını atmıştır… Bu “Endüstrileşmeye” doğru evrilen sürecin en önemli mihenk taşı ise “Naklen yayın gelirleridir”…,

O dönem için çok büyük rakamlar, milyonlarca dolarlık meblağlar havada uçuşmakta, kulüpler ise ilk defa büyük bir pastadan pay alacakları için hep “Nasıl daha fazla bu pastadan pay alabiliriz?” sorusunun cevabının peşindedir.

Tam bu nedenle Fenerbahçe havuza katılmayarak iç saha ve dış saha maçlarını ATV’ye vererek TFF’ye rest çekmiş,Fenerbahçe’nin bu hamlesi ile başlayan süreç ise TFF’de yönetimsel bir krizi tetiklemiştir.,

TFF Başkanı Abdullah Kiğılı istifa ederken başkanvekili Haluk Ulusoy istifa etmemiştir.

Spor Bakanı yurtdışındayken yerine vekalet eden Orman Bakanı Ersin Taranoğlu ise çok çok yakın arkadaşı Haluk Ulusoy’u TFF Başkanlığına atamıştır.

Ersin Taranoğlu,Haluk Ulusoy’a yaptığı bu “Jestin” karşılığını yıllar sonra alacak ve siyaset dünyasında tasfiye olur olmaz Haluk Ulusoy’un şirketlerfinde Genel Müdür olarak işbaşı yapacaktır…

Ancak Haluk Ulusoy bir “Atama” ile göreve gelmiştir ve kısa süre sonra TFF “Seçimle” yeni başkanını seçecektir. TFF artık “Spor Rantının” en tepesindeki noktadır.

Ve ortada dönen bu büyük paralar mafya dünyasının da iştahını kabartmış,yer altı dünyasının gözü TFF seçimlerine dönmüştür.

TFF Başkanlığı için önceleri Celal Doğan ve Mehmet Ali Yılmaz’ın isimleri geçse de Alaattin Çakıcı’nın devreye girmesi ile bu isimler Çakıcı’nın desteklediği aday olan Mustafa Kefeli lehine adaylıktan çekilir…

Çakıcı ile Sedat Peker TFF’nin başkanlığı için Mustafa Kefeli ismi üzerinde “Uzlaşmıştır” ve Peker de Mustafa Kefeli2yi desteklemektedir. Hatta Peker tam seçim gününden bir gün önce bir otele karargah kurarak oy kullanacak delegeler ile birebir görüşmeler yapacaktır.

Diğer adaylar ise Haluk Ulusoy ve Alp Yalman’dır…

Yer altı dünyasının isimlerinin son derece aktif biçimde seçim sürecine müdahil olması ile çekinen Alp Yalman adaylıktan çekilecek, Çakıcı-Peker destekli Mustafa Kefeli2nin karşısında tek aday olarak Haluk Ulusoy olarak kalacaktır.

Herkes Ulusoy’un da baskılara dayanamayarak ve korkarak çekileceğini düşünmektedir. Hatta Ulusoy’a destek vereceğini söyleyen Ali Şem seçimden 1 gece önce Ulusoy’u arayarak şartların değiştiğini ve Mustafa Kefeli2ye destek vereceğini söyler bununla da kalmaz gayet kibar bir dille Ulusoy’a “Akıllı ol,çekil” der…

Ancak Haluk Ulusoy tek bir adım adım geriye atmayacatır zira Haluk Ulusoy’un da Ankara’dan büyük ve “Ağar” bir güvencesi vardır…

O güvence TFF Başkanlık seçimlerinin yapıldığı gün, Korkut Eken ve “Özel ekibinin” seçimin yapıldığı salona girmesi ile gayet net anlaşılacaktır.

Korkut Eken’in salona girmesinden 15 dakika sonra daha önce tüm delegeleri kontrol edecek şekilde salona yerleşmiş olan Çakıcı ve Peker’in adamları salondan ayrılacak,Haluk Ulusoy ise kongreyi 195 delegenin 134’ünün oyunu alarak kazanacaktır…

Mehmet Ağar Türk sporunun zirvesine ilk kez işte bu olayla “Direkt” müdahale etmiştir.

Ağar 25 Kasım 1998’de Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlanan kendisi ve bu süreç ile ilgili haberde “Genel Kurul kulislerini tetikçilerin doldurduğu haberini alınca Korkut Eken’i otele gönderdim.Tetikçiler çekildi” ifadelerini kullanacaktır…

Haluk Ulusoy ile Mehmet Ağar çok yakın dosttur ve Ağar dostuna “Vefasını” göstermiştir. Bu iki simin ortak özelliği ise ikisinin de “Fanatik” derecede Galatasaraylı olmalarıdır…

***

Burada Ağar-Ulusoy ilişkisine bir virgül koyarak şimdi sizlerle 1974 tarihine gidelim…

Takvim yaprakları 1974’ü gösterdiğinde Türkiye Ligi’nde son 5 yıldır Adana Demirspor forması ile adeta fırtınalar estiren Fatih çoktan büyük kulüplerin radarına girmiştir.

Ancak Fatih için varsa yoksa Galatasaray’dır ve Fatih 1975 yılında kendisini Galatasaraylı yapan ve sonraları “Efsaneleşeceği” Galatasaray’a imza atar… O imza ile birlikte Fatih Terim “Efsanesi” de başlamaktadır.

Fatih Terim Galatasaray’da bir oyuncudan ve bir kaptan çok çok ötesidir…

Fatih Terim’in takım içerisinde inanılmaz bir ağırlığı vardır ve yeni gelen futbolcuların gideceği gece mekanlarından giyecekleri takım elbiselere,tarzlarına kadar hepsine Fatih Terim’in sözleri dinlenmektedir…

Gece alemini seven Terim,İstanbul da bir futbolcudan öte kurduğu ilişkiler ile bir “Ağır abi” olarak görünmektedir.

Ve tarihler 1984’ü gösterdiğinde İstanbul Emniyet Müdür Yardımcılığı görevine Emniyet camiasının hızla yükselen “Yıldızı” Mehmet Ağar getirilir.

Fanatik Galatasaraylı Ağar ile Galatasaray’ın “efsanesi” “Ağır abisi”, kaptanı kısacası her şeyi Fatih Terim’in yolları tam da bu süreçte kesişecek ve bir daha da ayrılmayacaktır.

***

Biz şimdi de gidelim 1996 yılına…

1996 yılında Mehmet Ağar artık “Gücünün zirvesindedir”. Ağar önce Fanatik Galatasaraylı Mesut Yılmaz Başbakanlığında kurulan ANAP-DOĞRUYOL koalisyon hükümetinde Adalet Bakanı olmuş kısa süren bu koalisyon sonrasında kurulan REFAH PARTİSİ-DOĞRU YOL koalisyonunda ise güç ve nüfuz olarak zirve yapacağı İçişleri Bakanlığı koltuğuna oturmuştur.

“DEVLETTE” daha doğru ifade etmek gerekirse “DEVLETİN EN DERİNLERİNDE” Mehmet Ağar’dan habersiz kuş uçmamaktadır… Ağar’ın bu dönemdeki gücünü anlamak için Susurluk Skandalı’na bakmak ve bu skandal sonrasında “Konuşursam Türkiye sarsılır” ve “Bir tuğla çekersem tüm duvar yıkılır” sözlerine bakmak yeterlidir.

Mehmet Ağar’ın yakın dostu Fatih Terim ise başarısız Ankaragücü deneyimi sonrasında 1993 yılında Akdeniz Olimpiyatlarını kazanan Olimpik Milli Takım’ın başındadır ve yine 1993 yılında Sepp Piontek’ten boşalan A Milli Takım Teknik Direktörlüğü döneminde de 1996 yılında A Milli Takımı ilk kez Avrupa Şampiyonası finallerine taşıyan isim olmuştur.

Ancak Ağar ve Terim’in ortak “Sevdası” Galatasaray için işler pek de iyi gitmemektedir.

Kar-Heinz Feldkamp dönemi sonrasında Reinard Safting,Grame Souness gibi isimlerle çalışan Galatasaray istediği başarıları kazanamamaktadır.

İşte Galatasaray bu tablo içerisindeyken daha önceki “Kulüp” teknik direktörlüğü kariyeri Ankaragücü’nde hüsran ile biten ve başka bir kulüp çalıştırmamış Fatih Terim birden bire ve kimsenin beklemediği şekilde Galatasaray’ın teknik direktörü olmaktadır…

Bunda 1 Haziran 1996 tarihinde Galatasaray’a imza atan Fatih Terim’in bu imzasından sadece 27 gün sonra 28 Haziran 1997 tarihinde bir önceki hükümette Adalet Bakanı olan Mehmet Ağar’ın İçişleri Bakanı olarak gücünün zirvesine çıkmasının ve Galatasaray Başkanı Faruk Süren’in sıkıntılı TRANSTÜRK firmasının bu Ağar-Terim ilişkisi üzerinden devletten bazı “Anlayış ve kolaylıklar” bekleyip beklemediğini bilemiyoruz tabii…

Ama bildiğimiz bir şey var ki ;

Fatih Terim ‘in Galatasaray’a 1 Haziran 1996 tarihi itibariyle  fanatik Galatasaraylı ve Fatih Terim’in aile dostu Mehmet Ağar Adalet Bakanı,Fatih Terim Galatasaray Teknik Direktörü’dür, iktidardaki ANAP-DYP koalisyonunun Başbakanı ise  yine fanatik Galatasaraylı Mesut Yılmaz’dır…

Terim’in Galatasaray’a imza atmasından 27 gün sonra ise kurulan yeni hükümet ile (REFAH-YOL) Mehmet Ağar artık İçişleri Bakanı olmuştur.

Aradan çok geçmeden 1997 yılında bir başka Galatasaraylı Haluk Ulusoy da Mehmet Ağar desteği,Korkut Eken müdahalesi ile artık TFF Başkanıdır…

***

1996’da ortaya çıkan bu ilginç tablo 1Mehmet Ağar’ın ise Elazığ’dan Türk siyasi tarihinde bir “BAĞIMSIZ” adaya verilen en fazla oyu alarak bağımsız milletvekili olarak TBMM’ye girmesi ve bu tarihten sonra Türk merkez sağı için en büyük “Potansiyel lider adayı” olarak ortaya çıkarak devletin derinlerinde gücünü ve kudretini en heybetli biçimde kullanması ile devam edecektir…

Ağar’ın “Bağımsız Milletvekili” olarak TBMM’ye girdiği seçimlerde kurulan ANASOL-M Hükümetinin Başbakan Yardımcısı da yine Galatasaraylı Mesut Yılmaz’dır…

Peki futbol siyaset-mafya-spor ayağını bir araya böyle getirirken bu işin medya tarafı hiç eksik kalır mı? Kalmaz tabii ki…

***

Şimdi sizlerle 2002 yılının Haziran ayına gidelim…

2000-2002 yılları arasında Galatasaray’a 1 Süper Kupa,1 Süper Lig Şampiyonluğu kazandırmış,yarısı “Kiralık” bir takım ile Galatasaray’a Şampiyonlar Ligi’nde Çeyrek Final oynatmış olan Mircea Lucescu ile aniden yollar ayrılır…

Tabii Fatih Terim’in Fiorentina ve Milan maceralarının sona erip “Boşa” çıkmış olmasının bunda etkisi nedir onu da bilmiyoruz ama yine kesin olarak bildiğimiz bir şey var ki, Mehmet Ağar aile dostu Terim için yine devrededir… Galatasaray yönetimi niyeyse kendisi gidip Terim’e teklif sunamamış, Mehmet Ağar’ı “Aracı ve ricacı” koymuştur…

Mehmet Ağar yerel bir televizyon kanalında katıldığı programda aynen şunları söylemektedir: “Galatasaray yönetimi, benim aracılığımla Fatih Terim’e manevi baskı yapmaya çalışıyor” Ağar bu programda ilginç bir de detay vermekte ve Terim2in Korkut Eken adına yapılacak futbol turnuvasına katılacağını ifade ediyordu…

Ancak Terim bu kez sadece 1996-2000 döneminde fanatik Galatasaraylı Cem Uzan’ın Star Grubu tarafından desteklendiğinden çok daha güçlü bir medya desteğine de sahip olacaktır…

2002 yılının Haziran ayında “Ağar” ricacının devreye girmesi ile Galatasaray ile Terim prensip anlaşmasına varır ve taraflar “Hayırlı olsun” derlerken medyada da flaş bir gelişme yaşanmaktadır.

Çukurova Holding,Doğan Medya Grubu’ndan Tuncay Özkan ve ekibini transfer ediyor bu transfer medya dünyasına bomba gibi düşüyordu…

Bu transferi o dönem özellikle Pamukbank ile ilgili çeşitli sıkıntıları olan Karamehmet istiyordu zira Tuncay Özkan Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz’a en yakın gazeteciydi.

Sonraları Ergenekon kumpas davaları sürecinde tanık olarak dinlenirken Karamehmet “Tuncay Özkan benden habersiz transfer edildi” dese de buna kimseler inanmamıştı.

Tuncay Özkan ile Mesut Yılmaz arasındaki yakın ilişkide bir başka ortak nokta ise Tuncay Özkan’ın da tıpkı Mesut Yılmaz gibi koyu bir Galatasaray taraftarı olmasıdır…

Tuncay Özkan,Çukurova Grubuna “MEDYA GRUP BAŞKANI” adında şatafatlı bir unvan ile transfer olmuştu…

Tuncay Özkan’ın “Emrinde” o dönem 4 ulusal gazete (Akşam,Güneş,Tercüman,Bulvar),Lig maçlarını yayınlayan DİGİTÜRK -Ki Digitürk 2001-2002 sezonu devre arasında maçların yayıncısı olan TELEON’un yükümlülüklerini yerine getirmemesi ile yenilenen ihale sonrası  naklen yayın hakkını almıştı.Eski yayıncı TELEON da yine bir başka Galatasaralı Cem Uzan’ındı- lig maçlarının yorumlandığı LİG TV, Show Tv,SkyTurk ve ALEM FM’den oluşan devasa bir medya gücü vardır…

Yani;

TFF Başkanı “Ağar destekli Ulusoy

Galatasaray Teknik Direktörü “Ağar”ın aile dostu Fatih Terim

Başbakan Yardımcısı Galatasaraylı Mesut Yılmaz

Medyada ise Galatasaraylı Cem Uzan’ın sahibi olduğu UZAN MEDYA GRUBU ve Galatasaraylı Tuncay Özkan’ın başında olduğu Çukurova Medya Grubu…

Terim işte böylesi devasa bir medya gücünü de arkasına alarak Galatasaray’daki 2. dönemine başlamıştır…

Buna Fatih Terim’in ilk dönemindeki başarılı performansı ve İtalya’da haksızlığa uğradığı algısı eklenince Terim tıpkı aile dostu Mehmet Ağar’ın İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı olduğu 1985 yılında sahada kafa atıp rakip futbolcunun yüzünü kan revan içerisinde bırakmasına nasıl kimse “Çıtını çıkaramadıysa” o dönemden çok daha büyük ve güçlü bir “GİZLİ DOKUNMAZLIK ZIRHI” kazanmıştır…

Türk spor medyasında tüm spor müdürleri,tüm  muhabirler Terim’den korkmakta ve karşısında esas duruşa geçmekte, korkudan Terim’i eleştirecek tek satır dahi yazamamaktadırlar…

İşte o “GÖRÜNMEZ DOKUNULMAZLIK ZIRHI” nedeni ile 2002-2004 arasında Galatasaray’a on milyonlarca dolarlık transfer yaptırıp tek kupa kazanamadan çok kötü bir döneme imza atmakla birlikte kulübün milyonlarca dolarının da çöpe gitmesine neden olan Terim’e kimse bir şey diyememiş,yakın tarihte canlı yayında, maç sonu toplantıda Igor Tudor’u yarım saat boyunca yerin yedi kat altına soruları ile sokup çıkartan spor muhabirleri ve müdürleri Terim’in kötü performansı karşısında “Süt dökmüş kedi” gibidir… (Bu arada belirtelim spor müdürlerinin yerin dibine soktukları ve manşet üzerine manşet atarak istifaya zorladıkları Igor Tudor’un yerine tamamen tesadüf olarak yine Fatih Terim gelecektir)

***

Bu arada 2002 AKP iktidarı ile birlikte dengeler değişir,kartlar yeniden dağıtılır…AKP için Yıldırım Demirören “Emin” kişidir ve milyarlarca dolarlık futbol sektörünün tepesine TFF Başkanı yapılır…

AKP sporun medya ayağını ise Mustafa Erdoğan’ın en yakınındaki isim olan Rıdvan Dilmen üzerinden dizayn eder…

Sonrasında Demirören medyaya sokulup medya devi haline “Getirilince” spor medyası da yandaş Demirören-Şahenk ikilisi ile kontrol edilirken Rıdvan Dilmen TFF Başkanlığı hayalleri kurar hatta bunun için “Yeşil ışık” da alır…Nasıl kurmasın? Dilmen artık “Aileye” bir evlat kadar yakındır…

Aykut Kocaman’ın Teknik Direktör,Emre Belözoğlu’nun sportif direktör yahut yönetici olacağı bir federasyon tasarlaması muhtemel olan Dilmen’in futbolu bırakır bırakmaz Arda Turan’ı “Sen de var mısın?” çağrısı yaparak bu ekibe dahil etme düşüncesi var gibi gözükmekte…

Kulüpler Birliği de zaten “Damat” kontenjanından Göksel Gümüşdağ eli ile kontrol altında tutulmakta…

Yani efendim günümüzde an itibariyle “Baronları” spor dünyası dışından yandaş iş adamları eliyle AKP iktidarı belirlemektedir.

Bizler sadece sevdalısı olduğumuz renkler için sevinir yahut üzülürken birbirimizle kavga ederken, AKP iktidarı milyarlarca dolarlık bir endüstriyi kendi ellerinde kontrol etmekte, bu endüstri eli ile toplumu “Uyutmayı” da başarmaktadır…

Koyu Beşiktaşlı ve eski Beşiktaş yöneticisi ünlü televizyoncu Reha Muhtar’ın klasikleşen sözlerimizi kendimize “Uyarlayarak” bitirelim yazı dizimizi o zaman:

“İyi  geceler Türkiye’m… Her nerede UYUYOR ve UYUTULUYORSAN”

 

 

 

 

Okumaya Devam Et







Popüler

%d blogcu bunu beğendi: