Sosyal Medya Hesaplarımız

ÖZEL HABER

SADETTİN TANTAN:”AKŞENER’İ AKP İLE MASAYA OTURMAYA ZORLUYORLAR”

Yayınlanma Tarihi:

on

HABER ALTERATİF-ÖZEL

Celal Eren ÇELİK

Yurt Partisi Genel Başkanı ve İçişleri eski Bakanı Sadettin Tantan HABER ALTERNATİF’e çarpıcı açıklamalarda bulundu.

“CHP AKP’Yİ İKTİDARDA TUTMAK MİSYONUNU ÜSTLENMİŞ DURUMDA”

Tantan, Türkiye’nin çok zor bir dönemden geçtiğini belirtirken, AKP’nin ülkeyi yönetemediğini,ekonomiden sağlığa,eğitimden dış politikaya kadar bu kadar kötü durumda olan bir iktidar karşısında normal şartlarda CHP’nin ittifaka dahi ihtiyaç duymadan tek başına iktidar olma iddiasının olması gerekirken bu şartlarda dahi oylarını arttıramıyor olmasının sorgulanması gerektiğini belirtti.

TantanCHP yönetim kadrolarının iktidar iddiaları yok. CHP şu an AKP‘yi iktidarda tutma misyonunu edinmiş durumda. AKP şu an kendisini yok eden %50+1 sisteminden bir formülle yeniden parlamenter rejime geçmenin çarelerini arıyor.Bunun olması demek aynı zamanda Recep Tayyip Erdoğan‘ın “Ben eski sistemde Cumhurbaşkanı seçildim, bu yeni sistemde yeniden aday olma hakkım var” diyerek en az bir 10 yıl daha sistemin başında kalması demektir.”ifadelerini kullandı.

Tantan şu an erken seçime gidilmesinin Erdoğan’ın işine yarayacağını savunarak, AKP ve Erdoğan’ın işine yarayacak erken seçimi CHP‘nin istemesini ise eleştirdi. Tantan “Şu an bir erken seçime gidilmesi de Erdoğan’ın yeniden Cumhurbaşkanı adayı olabilmesinin önünü açacaktır. Bu şartlarda erken seçim AKP‘nin işine yaramaktadır. AKP’nin işine yarayan erken seçimi CHP’nin istemesi de CHP’nin AKP‘yi iktidarda tutma misyonunu edindiğini açıkça göstermektedir.” şeklinde konuştu.

“AKŞENER AKP İLE MASAYA OTURTULMAYA ÇALIŞILIYOR”

Sadettin Tantan, İYİ PARTİ İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ’ın partisinin İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu’yu “FETÖ’CÜ” olmakla itham etmesi ve bunu İYİ PARTİ Genel Başkanı Meral Akşener’e de söylemesine rağmen önlem alınmadığını açıklaması ile başlayan tartışmalar hakkında da çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

Tantan “Görünen o ki AKP, İYİ PARTİ’yi bölerek Akşener’i kendisi ile uzlaşacağı bir pazarlık masasına oturtmaya çalışmakta” değerlendirmesinde bulundu.

Tantan, Ümit Özdağ’ın açıklamalarının temelindeki iddiaların bundan 2 sene önce ortaya çıktığına dikkat çekerek Özdağ’ın bu açıklamalarını neden şimdi yaptığının da sorgulanması gereken bir başka husus olduğunu ifade etti.

“TÜRKİYE’DE DEVLETİN ALT YAPISI YENİDEN İNŞA EDİLMELİ”

Sadettin Tantan,Dünya’da yeni dönemde devletlerin alt yapısının bilgi ağları üzerine inşa edildiğini, bu ağların halkın bilincini,aidiyet duygusunu yükseltme görevini gördüğünü,bu ağların doğru oluşması ile ülkelerin her an ülkelerine karşı oluşacak saldırılar ve tehditler karşısında vatandaşlarının buna karşı durma noktasında dinamik tutulduğunu vurguladı.

Tantan bu bilgi ağlarının bir önemli noktasının da Türkiye’ye gerekli her türlü bilginin Dünya’nın neresinde olursa olsun etkin biçimde edinilip, çeşitli enstitülerde değerlendikten sonra bu bilgilere uygun eylem geliştirilmesi ,gerekli bilgilerin ise “Zamanı geldiğinde ” kullanılmak üzere saklanması olduğunu ifade etti.

Türkiye’de ise bunun geçmiş dönemlerden beri başarılamadığını ifade eden Tantan, siyasi iktidarların kendisini iktidarda tutmak adına edinilen bilgileri ülke menfaatine kullanmak yerine sakladığını,halkın ise bilinçli ve sistematik biçimde cahil ve fakir bırakıldığını belirtti.

Ülkede bu milli “Bilgi ağının” kurulamamış olmasının istihbarat alanında da çok önemli bir zafiyet yarattığının altını çizen Tantan “Yabancı istihbarat servisleri ile yapılan işbirlikleri neticede FETÖ gibi komplikasyonları da beraberinde getirmiştir” dedi.

Tantan yaşanan bu eksiklikten ötürü ülkede siyaset kurumunun da kirlendiğini ve milli olmaktan çıktığını belirtti.

Tantan “Ülkenin kendi sermayesi yok,siyasetçiler ise yabancı sermaye odakları ile ilişkiler geliştirmiş durumda.Hal böyle olunca ülkede siyasetin kontrolü de yabancı güç odaklarının elinde olması kaçınılmaz oluyor” ifadelerini kullandı.

“YENİDEN AKTİF SİYASETE DÖNÜYORUM”

Yurt Partisi’ni kurduktan bir süre sonra aktif siyasetten çekilen Sadettin Tantan kendisi ve partisi ile ilgili çok önemli bir bilgiyi de ilk kez Haber Alternatif’e açıkladı.

“Uzun zamandır CHP’nin ülkenin bu halinde gerekeni yapmasını bekledik,pek çok seçimde de CHP’ye destek olduk.Ancak CHP’nin bugünkü yönetim kadrolarının iktidar olmak ve ülkenin bu zor döneminden ülkeyi kurtarmak gibi bir iddiaları olmadığı artık açık ve net biçimde ortaya çıktı.Bu şartlar altında daha fazla sorumluluktan kaçmamız mümkün değil. Bu ülkenin temiz,nitelikli,karakterli,kirlenmemiş kadroları ile hak,hukuk,adalet temelinde bir araya gelerek yeniden aktif olarak siyasete döneceğiz ve ülkemizin bu şartlarının bize yüklediği sorumluluğu yerine getireceğiz” şeklinde konuştu.

1 Yorum

1 Yorum

  1. Faris

    21 Ekim 2020 at 20:03

    Kişiler niye kendilerinde hep keramet vehmederler. Bu parti seçime girse alacağı oy 0,002 bile olamaz. Yazık oluyor bu ülkeye vesselam.

Bir Cevap Yazın

ÖZEL HABER

TUNUS’U OKUMAK:”ARAP BAHARI PROJESİ VE İHVAN’IN SONU”

Yayınlanma Tarihi:

on

Celal Eren ÇELİK

Tüm dünya son 24 saat içerisinde gözlerini Tunus’a çevirmiş ve Tunus’ta yaşanan gelişmeleri izlemekte. Zira Tunus’ta Cumhurbaşkanı Kays Said parlamentonun yetkilerini tamamen dondurdu, dokunulmazlıkları askıya aldı, başsavcılık görevini de üzerine alıp ordudan da destek alarak ülke yönetimine “El koydu”.

Tabii durumun bir “Milli irade” bölümü var ki Tunus’ta gerçekleşen bu “Sivil darbe” bu bağlamda hiçbir şekilde kabul edilebilir değil.

Ancak Tunus’ta yaşanan gelişmeler sadece küçük bir Afrika ülkesinde yaşanan ülke içi siyasal kaotik gelişmeler olmanın çok ötesinde anlamlar içermekte.

O nedenle “Tunus’u okumak” çok önemli ve Tunus’ta yaşanan gelişmelerin küresel planlardaki hangi konumlanmaların değiştiğinin tescili olduğunu görmek açısından bu “Okuma” son derece gerekli.

O zaman “Bu kadar peşrev yeter” diyelim yazımıza geçelim…

***

Tarih yaprakları 17 Aralık 2010’u gösterdiğinde Tunus’ta bir simit satıcısının ülkede son dönemde giderek dayanılmaz boyutlara ulaşan ekonomik kriz sonrasında kendisini yakması ile birlikte başlayan sokak olayları büyüyecek, çıkan olaylar daha sonra “Arap Baharı” ismi verilecek bir küresel emperyalist projeyi başlatırken kendisini yakan Muhammed Buazizi “Arap Baharının” sembolü olacak, Tunus Cumhurbaşkanı Zeynel Abidin Bin Ali ülkeyi terk etmek zorunda kalacaktı…

Tunus’ta halk “Özgürlüğünü” kendisi aldığını zannederken, emperyal güçler planının çoktan uygulamaya koymuştu.

Tunus’ta seçimler yapılırken ilk seçimde iktidara İHVAN ya da kamuoyunda bilinen ismi ile MÜSLÜMAN KARDEŞLER’in siyasi Tunus’taki siyasi kanadı EL NAHDA partisi gelecekti…

“Küresel planlamanın” ilk adımı başarı ile tamamlanmıştı…

***

Tunus’ta başlayan/”Başlatılan” “Arap Baharı” kısa süre içerisinde Ortadoğu’da Mısır’ı etkisi altına alacaktı…

25 Ocak 2011’de Tahrir Meydanı’nda yaşanan büyük isyan Mısır’ı karıştırırken, karışan sokaklar, giderek büyüyen protestolar sonunda Mısır’da Mübarek yönetimi devrilecekti…

Mısırlılar da çok seviniyorlardı, öyle ya “Özgür olmuşlardı” artık…

Kısa süre içerisinde Mısır’da demokratik seçimler gerçekleşti ve iktidara Mursi geldi…

Mursi kimdi peki? Bingo! İHVAN yani MÜSLÜMAN KARDEŞLER’in adayıydı…

Küresel planlama tıkır tıkır işlemekteydi…

***

Arap Baharı’nın sıradaki hedefi Libya olacaktı…

Yıllardır iktidardaki Muammer Kaddafi dövülerek öldürülürken Libya’da bugüne kadar sona ermeyen iç savaş da başlamış oldu…

Ülke fiilen 3’e bölündü…

Bu arada ülkede güç mücadelesi de başladı…

Bu güç mücadelesinde 2 isim öne çıktı: General Hafter ve Ziya Sarraç

Sarraç İHVAN’ın temsilcisiydi… Libya’da yapılan seçimlerdeki sonuçları “Katılım az,seçimin meşruiyeti yok” diye tanımayan Sarrac, Milli Mutabakat Hükümeti’ni kurdu.

Ve İHVAN’cı Sarraç ile General Safter arasında büyük bir güç mücadelesi başladı…

Bu güç mücadelesinde Sarrac da Hafter de çeşitli uluslararası destekler alarak belirli nüfuz alanları kazandılar…

***

Arap baharı bitmemiş alevlenerek devam ediyordu ve ateş bu kez de Suriye’ye sıçramıştı…

İHVAN, 1982 itibariyle Suriye’den tamamen silinmişti ancak Arap Baharı ile birlikte Esad muhalifi hemen tüm gruplar içinde İHVAN yeniden son derece etkin bir duruma geldi… Suriye’deki muhalif güçler üzerinde Alparslan Türkeş’in “Kendim hapisteyim,fikirlerim ise iktidarda” sözünün bir benzeri güç alanı yaratmıştı İHVAN.

İşin açıkçası ABD Esad’ı devirmek için çok da sempatik bakıyordu bu İHVAN’cı düşünceye sahip muhaliflere…

Ama ilk kez işler “Tıkırında” gitmiyor,Rusya ve İran sahaya iniyor ve kendi güvenlik hatlarını Şam’da konumlandırarak ABD’nin istediğini Suriye’de almasını engelliyorlardı…

***

Bu yazdıklarımız emperyal-küresel proje “Arap Baharı”nın başlangıç kısmıydı…

Peki bugün gelinen noktada ne oldu?

“Arap Baharı” projesinin başlatıldığı Tunus’ta iktidara gelen İHVAN’ın Tunus’taki siyasi kolu olan AL NAHDA iktidarı tasfiye oldu… Tunus’ta İHVAN tasfiye edildi…

Mısır’da İHVAN’ın temsilcisi olarak iktidara gelen MURSİ, ABD destekli SİSİ tarafından tasfiye edildi ve öldü… Mısır’da İHVAN tasfiye edildi…

Libya’da Halife Haftar ile güç mücadelesine giren İHVAN’ın temsilcisi Sarraç istifa etti ve güç mücadelesini kaybetti… Libya’da İHVAN tasfiye edildi…

Suriye’de ayaklanmaların ilk döneminde ülkenin neredeyse yarısından fazlasını ele geçiren İHVAN’cı örgütler Esad-Rusya-İran üçlüsünün karşısında ezildiler… Suriye’de başarısız oldular ve Suriye’de İHVAN tasfiye oldu…

Aslında olan şuydu:

Emperyalist güç odakları Büyük Ortadoğu Projesi olarak başlayıp daha sonra işin içerisine Afrika’yı da kattıkları ve adına “Genişletilmiş Büyük Ortadoğu Projesini” ellerinin altında olan ve yıllardır kendi sistemlerini de kurdukları için bu değişime direnecek Mübarek,Kaddafi,Esad gibi isimler ile yapamayacaklarından “Arap Baharı” ile önce bu aktörleri tasfiye etmeye karar verdiler.

Bu liderlerin ülkelerindeki baskıcı uygulamalarını “Zayıf nokta” ve “Kitle manipülasyonu” için giriş noktası olarak seçen emperyalist güçler,yolsuzluklardan duyulan rahatsızlıkları da buna ekleyerek  “Yeni projelerine uygun aktör değişimi” yapmak için ise yıllardır Ortadoğu’da “İktidara aç” olan İHVAN’a “Havuç” uzatarak iktidar ve güç vaad ettiler.

İHVAN yani Müslüman Kardeşler bu ülkelerde zaten güçlü bir altyapısı olan ve işbaşındaki rejimlere karşı yıllardır verdiği mücadele nedeni ile bu değişim için halktan en rahat destek alacak siyasal yapı konumundaydı.

Zaten doğası gereği “İktidar uğruna” her türlü şekle girebilecek siyasal “Aparat” olan Siyasal İslam bu projeye adeta “Balıklama atladı”

Ama “Dizayn edici” güçler için İHVAN ve totalde 1990’ların başından itibaren kullandıkları Siyasal İslam artık “Kullanım süresi dolmuş” bir örgüt ve projeydi.

Bu nedenle “Arap Baharı” projesinin ikinci aşamasında İHVAN “KAZANDIĞINI ZANNETTİĞİ” tüm ülkelerde kısa süre içerisinde tamamen tasfiye edildi…

Mısır’da Sisi ABD güdümüne girdi…

Klasik İngiltere nüfuz alanı olan Suudi Arabistan’da Trump döneminde ABD yanlısı Salman’a yaptırılan saray darbesi ile Suudi Arabistan ABD kontrolüne alındı.

Birleşik Arap Emirlikleri ise Körfez ülkeleri arasında İngiltere nüfuzu dışında kalıp ABD kontrolündeki belki de tek ülkeydi zaten…

Böylece ortaya MISIR-BAE-SUUDİ ARABİSTAN üçlüsü çıktı…

Başta Libya’da Sarrac’ın tasfiyesi olmak üzere bölgede “KAZANDIĞINI ZANNEDEN” İHVAN’ın tasfiyesi işinin taşeronluğunu ise ABD emperyalizmi ve ABD’nin “Stratejik ortakları” adına işte bu 3 ülke üstlendi.

Ve en sonunda “Arap Baharı Operasyonu” başladığı yerde bitirildi ve bölgede değişim tamamlandı,İHVAN tasfiye edildi, “Siyasal İslam Projesinin” kullanım ömrünün dolduğu da Tunus’taki son olaylar ile birlikte tescillendi.

***

Tüm bunlar yaşanırken “Arap Baharı”nın başladığı 2010 tarihi ile Türkiye ne yaptı peki?

Mısır’da Mursi’yi destekledi…Kaybetti…

Libya’da Sarrac’ı destekledi… Kaybetti…

Tunus’da Al Nahda’yı destekledi… Kaybetti…

Suriye’de İHVAN düşüncesinin hakim olduğu muhalif grupları destekledi… Suriye’de İHVAN’cı bir iktidarın kurulması için çaba harcadı. Kaybetti…

Yani AKP “Siyasal fikri ikliminin” ana kodu olan “İHVAN SEVDASININ”,tüm Ortadoğu ve kısmen Afrika’yı kapsayan bir büyük “İHVAN KARDEŞLİĞİ İKTİDARI” haylinin peşinden gitti…

Ve dış politikada, küresel satranç tahtasında kaybeden AKP ile birlikte Türkiye oldu.

Bugün gelinen noktada durum açıktır ve sanırız artık AKP için de Türkiye için de “Rüyadan uyanma vakti” çoktan gelmiştir.

AKP iktidarı dış politikayı Ahmet Davutoğlu döneminden bu yana tamamen kendi “ideolojik fikriyat ikliminin” kodlarına göre şekillendirdiği İHVAN SEVDASI’nı bırakmaz ve bu “Yalancı rüyadan” uyanmazsa korkarız ki Türkiye dış politikada izole edilerek bir “Kabusa” doğru yaklaşabilir…

________________________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan, hiç bir kurum, kuruluş yahut kişiden “Fonlanmadan”, “tam bağımsız” ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan, Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir, DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

KRİPTEKS E-DERGİ YILLIK ABONELİK LİNKİ:

https://shopier.com/1354512

HABER ALTERNATİF’İN ANDROİD CİHAZLAR İÇİN ÜCRETSİZ MOBİL UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN:

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.haberalternatif.dro

Okumaya Devam Et

ÖZEL HABER

DENİZLİ ŞEHİR HASTANESİ’NDEN DE AKP ÇIKTI

Yayınlanma Tarihi:

on

HABER ALTERNATİF-ÖZEL 

CELAL EREN ÇELİK

Denizli Şehir Hastanesi ihalesi için 30 Aralık 2020 tarihinde gerçekleştirilen ilk ihale 1 milyar 34 milyon 53 bin 20 TL teklifle Ekşioğlu Yönetim ve Ekşihan şirketleri tarafından kazanılmıştı.

Ancak bu ilk ihalenin iptal edildiği ve “Pazarlık Usulü” ile 2. kez ihaleye çıkıldığı ve tam adı ““Denizli 1000 Yataklı Şehir Hastanesi (Devlet Hastanesi) Yapım İşi” olan Denizli Şehir Hastanesi ihalesinin ilk ihaleden tamı tamına 164,5 milyon TL daha yüksek bedelle ERMİT İNŞAAT-ÖZGE İNŞAAT ortaklığına verildiği ortaya çıkmıştı.

İşte iptal edilen ilk ihale sonrasında 2. ihale ile  ilk ihaleyi kazanan firmalardan 164,5 milyon TL fazla bedelle tam 1 milyar 189 milyon 900 bin TL’ye verildiği bu 2 şirket yine AKP ile yakın şirketler çıktı.

ÖZGE İNŞAAT MAHİR ÜNAL İLE SON DERECE YAKIN…

İptal edilen ilk ihale sonrasında 164,5 milyon TL daha fazla bedelle 1.1 milyar TL’ye Denizli Şehir Hastanesi ihalesini kazanan ERMİT İNŞAAT-ÖZGE İNŞAAT ortaklığındaki 2 şirketten birisi olan ÖZGE İNŞAAT aslen Bingöllü olup yıllardır Kahramanmaraş’ta ikamet eden Özge Ailesi’ne ait.

ÖZGE İNŞAAT ve sahipleri ise AKP Grup Başkanvekili ve Kahramanmaraş Milletvekili olan Mahir Ünal’a olan yakınlığı ile bilinmekte.

ÖZGE İNŞAAT’ın sahibi ve Yönetim Kurulu Başkanı Abdürrahim Özge’nin oğlu ve ÖZGE İNŞAAT Yönetim Kurulu Üyesi olan Ümit Özge’nin nikah şahidi de yine Mahir Ünal.

Öte yandan turizm sektöründe de yatırımları olan ÖZGE İNŞAAT aynı zamanda Dünya’ca ünlü otel zinciri Ramada’yı Kahramanmaraş’ a getiren şirket. Ve Kahramanmaraş’ta ÖZGE İNŞAAT’a ait olan Ramada Otel “Mahir Ünal’ın karargahı” olarak anılıyor.

2019 yılı içerisinde Kahramanmaraş 12 Şubat Belediyesi’ne gerçekleştirilen 15 milyonluk yolsuzluk operasyonu esnasında da ÖZGE İNŞAAT ile Mahir Ünal’ın ismi yan yana anılmıştı.

AKP içerisinde Kahramanmaraş’taki rant ve güç savaşının patlak verdiği bu operasyon sonrası yaşanan gözaltılar sonrasında Mahir Ünal Kahramanmaraş’a giderken, gözaltına alınan isimler serbest bırakıldı, dava dosyasına ise “Gizlilik kararı getirildi”.

Öte yandan AKP’nin bir diğer Kahramanmaraş Milletvekili olan eski Şanlurfa Valisi ve Belediye Başkanı olan Celalettin Güvenç, 12 Şubat Belediyesine yapılan operasyonu kendisinin “Servis” ettiğini öne süren ve Kahramanmaraş2ta Mahir Ünal’a en yakın gazetecileriden birisi olarak tanınan Mustafa Karaaslan’a yönelik resmi tweet hesabından attığı Tweetlerde açıkça Mahir Ünal’ı hedefe koydu.

AKP Kahramanmaraş Milletvekili Celalettin Güvenç yaptığı paylaşımda “Ak partinin Milletvekilleri Nursel Reyhanlıoğlu, Habibe Öcal, Ugur Dilipak, haklarında ağır yazılar yazıyorsun. Aynı partinin vekilleri Mahir Ünal’la Ahmet Özdemir ve Belediye Bşknı Hanefi Mahçiçek hakkında güzellemeler yapıyorsun. Bunun sebebi ne sen önce 12 Şubat Belediyesinden 5 yılda ne kadar para aldın onu açıkla”

 “Makale yazacağını beyan ettin ben de ispat etmezsen dedim.. bekliyoruz..O operasyonda 12 Şubat belediyesini Park Baçe Mdr ve su sporları merkezini işleten kişi vardı. Bize saldırarak gündemi değiştirdiniz. Oysa tam gün Maraş’ta bir muhalefet partisinin il başkanı 12 Şubat Belediyesinin 15.5000.000 TL ye hizmet bina işi ikmal çevre düzeni İşini pazarlık usulüyle özge inşaata verdiklerini ve peşinde olduklarını yazmıştı.” 

““Görmedin..Gazeteci olarak araştırmadın..Aynı firmanın aynı binanı ikmal inşaatını daha öncede alıp almadığı o alımın usulünün ve miktarının ne olduğunu soramadın.Kim bu özge inşaat Mahir Ünal’ın Karargahı Ramada Otelin sahibi olan şirket mi diyemediniz. Bu şirketin ortakları kimler diyemedin.” ifadelerini kullandı.

AKP Kahramanmaraş Milletvekili Celalettin Güvenç bu tweetlerini daha sonra partisinin Kızılcahamam toplantısı sonrasında Genel Merkez’den gelen talimat doğrultusunda sildi.

AKP’nin 2019 yılının Mayıs ayında Kızılcahamam kampına bu tartışmanın damga vurduğu ODA TV’de de haber oldu.

ERMİT İNŞAAT “İHALE ŞAMPİYONU” BAYBURT GRUP’UN ESKİ ORTAĞI

AKP döneminde kamuoyu daha çok KOLİN,LİMAK,CENGİZ,KALYON,RÖNESANS gibi kamu ihalesi ile “Zengin edilen” şirketleri yakından tanısa da bu şirketler kadar medyada yer almamasına rağmen aldığı kamu ihaleleri ile “Dünya’nın en büyük 42. büyük müteahhitlik firması” haline gelen bir firma var: BAYBURT GROUP

Ankara merkezli BAYBURT GROUP

Bayburt Group bazı kamu ihalelerine ise çifter çifter şirketlerle giriyordu… Örneğin Rize Havalimanı ihalesini Cengiz Holding-AGA ENERJİ ortaklığı alırken ihaleye teklif veren bir diğer ortaklık ise LİMAK-ŞENBAY MADENCİLİK oluyordu… Ama aslında AGA ENERJİ de ŞENBAY MADENCİLİK de Bayburt Group’a ait şirketlerdi.

Baybıurt Group 3. Havaalanı Metro ihalesini Kolin İnşaat ile birlikte aldı, Bayburt Group’a bağlı ŞENBAY MADENCİLİK Kartal-Kaynarca Metro Hattı’nı da, Çankırı-Ankara otoyol ihalesini de,Zonguldak Filyos Liman ihalesini de kazandı.

İşte aynı Bayburt Group KARS-TİFLİS DEMİRYOLU ihalesini de ŞENBAY MADENCİLİK üzerinden kazanan firmaydı. Ancak bu kez ortağı farklıydı. Bu işte BAYBURT GROUP’un ortağı Denizli Şehir Hastanesi’nin “Ballı” ihalesini 1.1 milyar TL bedelle alan 2 firmadan birisi olan ERMİT İNŞAAT’tı…,

Ermit İnşaat’ın bu projedeki hisseleri ise uzun ve sıkıntılı bir süreç sonunda başkam bir firmaya devredildi.

Ama Ermit İnşaat AKP’den kamu ihalesi almaya hız kesmeden devam etti…

Ermit İnşaat Hatay Havalimanı ve Apronu ihalesini, Kars Havalimanı ihalesini,Trabzon Havalimanı İç Hatlar ihalesini, Çanakkale Devlet Hastanesi ihalesini, Van Ferit Melen Havalimanı ihalesini,Ardahan Üniversitesi ihalesini aldı…

İKİ ŞİRKET BİRLEŞTİ MİLYARLIK “BALLI” İŞİ KAPTI, FATURA VATANDAŞA ÇIKTI…

İşte bu 2 şirket birleşerek bir ortaklık kurdu ve “Hazine Garanti sözleşmeli” ilk ihalesi yapılmasına rağmen iptal edilen Denizli Şehir Hastanesi ihalesini 164,5 milyon TL daha pahalı yapma tekliflerine rağmen “Pazarlık usulü” aldı…

“Ballı ihale” AKP yandaşı şirketlere giderken “Hazine Garantili Sözleşme” ile yapılacak şehir hastanesinde ilk ihale ile 2. ihale arasındaki 164,5 milyon TL fark ise vatandaşın sırtına yüklendi.

________________________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan, hiç bir kurum, kuruluş yahut kişiden “Fonlanmadan”, “tam bağımsız” ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan, Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir, DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

KRİPTEKS E-DERGİ YILLIK ABONELİK LİNKİ:

https://shopier.com/1354512

HABER ALTERNATİF’İN ANDROİD CİHAZLAR İÇİN ÜCRETSİZ MOBİL UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN:

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.haberalternatif.dro

 

 

 

 

 

Okumaya Devam Et

ÖZEL HABER

MEDYASCOPE TV VAK’ASI VE MEDYADA KIYAMET KOPARTAN VAKIF:CHREST FONDATION…

Yayınlanma Tarihi:

on


Celal Eren ÇELİK

Malumunuz dün ODA TV’de yayınlanan bir haber ile yurtdışındaki vakıflardan “Fonlanan” “Hibe alan” haber sitelerinin listesi yayınlandı ve özellikle de Ruşen Çakır’ın sahibi olduğu Medyascope TV’nin 500 bin Dolar’a yaklaşan hibe ile bu alanda 1. Sırada olduğu vurgulandı…

Aman efendim tabii ODA TV’de bir havalar sormayın gitsin “Maskeleri düşürdük,gerçekleri ortaya çıkardık” pozları…

Ortalıkta kızılca kıyamet koptu, bu arada MEDYASCOPE ve “Çakma Bağımsız Gazeteci” Ruşen Çakır savunucuları da ortaya çıktı ve Twitter adeta bir MEDYASCOPE MEYDAN MUHAREBESİ’nin savaş alanına dönüştü…

Oysa ki ODA TV bayatlamış bir haberi “Isıtıp” “Servis” etmişti…

Zira “Çakma Bağımsız Gazeteci” Ruşen Çakır’ın bahse konu olan CHREST VAKFI’ndan aldığı hibeleri Türkiye’de ilk kez bu satırların yazarı bendeniz 11 Ağustos 2018 tarihinde yani bundan tam 3 sene önce kendi Twitter hesabımda kaleme aldığım 5 bölümden oluşan BİR BÜYÜK DEMOKRASİ TİYATROSU: “PROJECT DEMOCRACY” flood serisinde yazmıştım.

Daha sonra son 3 ay içerisinde değişik zamanlarda VERYANSIN TV İmtiyaz Sahibi gazeteci dostum Erdem Atay ile birlikte YouTube’de her hafta yaptığımız MIZRAK isimli programında detayları ile konuyu altını çizerek, detayları ile, yıl yıl rakam vererek anlatmıştık…

Yani ODA TV’nin “Ortaya çıkarttığı” bir şey falan yoktu…

İşte yazımızın başlığı tam da burada önem kazanmakta… Buraya kadar yazdıklarımızı “Aman efendim işte haberi önce biz yaptık ODA TV değil” demek için değil yazımızın başlığında yer alan o “GÖRÜNMEZ” dengeleri sizlere anlatmak için soracağımız “Kritik soruya” giriş yazabilmek için yazdık…

Peki nedir o kritik soru? “ODA TV yıllar önce bizim yazdığımız bu CHREST FONU hibelerini yazmasına yazmıştı da neden bu CHEREST VAKFI kimdir neyin nesidir onu yazmamıştı?

İşte sevgili okurlarımız bu sorunun nasıl kritik bir soru olduğunu ve bu vakfın kollarının nerelere uzandığını, kurulan girift ilişkiler ağını ise aşağıdaki satırlarda okuyacaksınız…

O zaman “Bu kadar peşrev yeter” diyerek başlayalım yazımıza…

***

Şimdi öncelikle MEDYASCOPE TV’ye 2016 yılından başlayarak her yıl ortalama 100 bin Dolar toplamda yaklaşık 500 bin Dolar hibe veren CHREST VAKFI’ndan başlayalım…

Bu güzide vakfımız ABD’li ünlü milyarder aile JENSSEN AİLESİ’nin vakfı…

CHREST FONDATION ve Jenssen Ailesi’nin en önemli özelliklerinden birisi de SOROS ve SOROS’un Açık Toplum Enstitüsü ile yakın ilişkileri…

Şimdi efendim bu SOROS beyefendi Türkiye’de AÇIK TOPLUM VAKFI’nı kuruyor…

Bu vakfın kurucusu SOROS’un Türkiye’deki 1 numaralı ismi, Can Paker…

Bu AÇIK TOPLUM VAKFI’nın Danışma Kurulu 1-2 senede bir yenilense de adeta “Demirbaş” gibi sıklıkla bu Danışma Kurulu’nda yer alan isim ise “Çakma Bağımsız Gazeteci” Ruşen Çakır…

Bu AÇIK TOPLUM VAKFI’nın Danışma Kurulu’nda başka kim var? Osman Kavala… Efendim siz Osman Kavala ismini ve Osman Kavala’nın meşhur ANADOLU KÜLTÜR DERNEĞİ’ni şöyle bir kenara not edin zira sonra yeniden döneceğiz.

Şimdi bakalım bu AÇIK TOPLUM VAKFI SOROS’un paraları,destekleri ile hangi projelere “FON” sağlamakta:

TÜRKİYE’DEKİ SURİYELİ MÜLTECİLER,

SURİYELİ MÜLTECİLER HAKLARINI ÖĞRENİYOR,

SURİYELİ ÖĞRETMENLERE TÜRKÇE DİL DERSİ,

SURİYELİ ÖĞRETMENLERİN MESLEKİ OLARAK GÜÇLENDİRİLMESİ,

İSTANBUL’DAKİ SURİYELİ MÜLTECİLER, SURİYELİ MÜLTECİLERİN “UYUMU”,

ÇANKIRI’DAKİ SURİYELİ MÜLTECİLER, SURİYELİ MÜLTECİ ÇOCUKLAR TÜRKÇE ÖĞRENİYOR,

SURİYELİ MÜLTECİ ÇOCUKLARA ERKEN EĞİTİM DESTEĞİ,

SURİYE SÖZ OKULU PROJESİ (OKUL YAPTIRILIYOR),

TÜRKİYE’DE LGBT HAREKETİ, ADALETİN “T” HALİ -TÜRKİYE’DE TRANS BİREYLERİN GÜÇLENDİRİLMESİ PROJESİ….

Osman Kavala’nın ve Ruşen Çakır’ın Danışma Kurulu’nda yönetiminde oldukları bu AÇIK TOPLUM VAKFI’nın derdi,işi- gücü “Suriyeli Mülteciler”

Bu arada Türkiye’deki Suriyeliler “Geçici Koruma Kapsamında Yabancı” statüsünde olmasına rağmen bu projelerde uluslararası hukukta yeri,statüsü çok farklı olan MÜLTECİ ifadesi özellikle kullanılmakta.

SOROS’un “Can ciğer kuzu sarması” Can Paker bir süre sonra kalkıyor bir de PODEM ismi ile bir STK kuruyor…

Kamusal Politika ve Demokrasi Çalışmaları Merkezi ismi ile kurulan PODEM’in yönetim kurulunda Can Paker ile birlikte Cüneyt Zapsu, Murat Vargı, Erdal Aksoy ve Oral Çalışlar’ı görmekteyiz… Şimdi de PODEM’in “DESTEKÇİLERİNE” bakalım isterseniz…

Bu “DESTEKÇİLER” kişisel ve kurumsal destekçiler olarak 2 gruba ayrılmış durumda… Şimdi öncelikle “BİREYSEL” destekçilere yani açık söylemek gerekirse “FİNANSÖRLERE” bakalım… Can Paker Cüneyd Zapsu Ebru Özdemir (LİMAK)34 Erdal Aksoy Fettah Tamince (RİXOS OTELLERİ) Fırat Çeçen (IC HOLDİNG) Murat Vargı Pelin Akın Özalp Rona Yırcalı Serdar Erener (REKLAMCI)

Bu PODEM’in en önemli “KURUMSAL DESTEKÇİLERİNDEN” birisi yani finansörlerinden biri kim dersiniz? Bingo! CHREST FONDATION…

Dünden beri konuşulup duran ama biz 2018’de yazsak da kimsenin hala hakkında detaylı bilgi vermediği CHREST FONDATION çok önemli bir NGO. O nedenle bu NGO nerelere destek veriyor o “Hümanistliğini” nerelere gösteriyor bir yakından bakmamız lazım…

Bu CHEREST VAKFI tamamen “hayırseverlik” amacı ile kurulmuş bir vakıf.ABD’li milyarder aile JANSSEN AİLESİ’nin Vakfı…

Vakıf bakalım 2017’de kimlere “Hayırseverlik” yapmış?…

Azınlık Hakları için çalışan bir güzide vakfımız var: DEMOS- Demokrasi,Barış ve Alternatif Politikalar Merkezi… E şimdi bunlar için hayır işlemek lazım değil mi? Ne de olsa işin içinde,”DEMOKRASİ”,İNSAN HAKLARI”,BARIŞ” falan var.Kayıtsız kalmak olmaz..İşte bu CHREST VAKFI da tam bizim gibi düşünmüş olacak ki 2017’de ilk “hayrını” bu DEMOS’un “Barış Sürecine Toplumsal Cinsiyet Açısından Bakmak: Kolombiya Barış Sürecine Kadınların Katılımı” başlıklı projesi var.Projenin amacı Kolombiya barış sürecini toplumsal cinsiyet temelli bir bakış açısıyla araştırmak… Projeye 26.028 $ destek geldi…HİBE tabii!

Osman KAVALA’nın bir derneği var demiştik hatırlarsanız… Neydi o dernek ANADOLU KÜLTÜR DERNEĞİ.Bu derneğin Yönetiminde Açık Toplum Vakfı’ndan da hatırlayacağımız Hakan Altınsay, Serra Ciliv gibi isimler var.Bu isimleri de not edin onlara da geri döneceğiz ama şimdi devam edelim yamazya biz…

Şimdi bu ANADOLU KÜLTÜR DERNEĞİ bir proje yapıyor…“Türkiye ve İran Arasında Olası Sanatsal ve Kültürel İşbirliği İmkanlarını Araştırmak İçin Avrupa Düzeyinde Yuvarlak Masa Toplantısı” isimli projeye fon sağlanıyor CHREST VAKFI tarafından.İstanbul’da yapılacak bu yuvarlak masa toplantısının amacı “Sanat ve kültür alanlarında uluslararası işbirliği imkanlarını tartışmak üzere Avrupa, Türkiye ve İran’dan kültür uygulayıcılarını bir araya getirmek”.olarak tanımlanmış.Hibe bedeli 11.195 $…

Hakikat, Adalet ve Hafıza Çalışmaları Derneği (Hafiza Merkezi) … Bakın bu derneği de iyi yazın bir kenara.Özellikle “Kürt Sorunu” konusunda çalışmalar yapıyor bu güzide derneğimiz ve bu vakıftan en çok fon alan derneklerden birisi belki de birincisi.”İnsan Hakları ve Şiddet” bağlamında bolca devlet eleştirisi üzerinden faaliyet yürüten bu derneğimiz 2017 yılında bakalım nasıl fon almış..

.“Kafkaslar ile Orta Doğu ve Kuzey Afrika Bölgesindeki Zorla Kaybettirmelerin ve Kayıpların Haritalandırılması’ projesine fon alıyor.

Projenin amacı: “Kafkaslar ile Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesindeki geçmişten miras kalan çözüme ulaştırılmamış ve günümüzde ortaya çıkan zorla kaybettirmeler ve/veya kayıplara ilişkin suçlar hakkında karşılaştırmalı bir anlayışı geliştirmek”. Fon miktarı 12.800 $…

Bir kez daha Hakikat, Adalet ve Hafıza Çalışmaları Derneği (Hafiza Merkezi) çıkıyor karşımıza… Bu seferki proje “Zor Koşullarda Barışı Savunmak” başlıklı…Proje kapsamında Türkiye’de yaşanan son başarısız darbe girişiminin ardındaki nedenleri açıklayan derinlemesine bir araştırma ve inceleme çalışması yapılması ve proje gelecekteki barış görüşmeleri için aktörler arasında yeni bir diyalog zemini tesis edilmesine katkıda bulunabilecek yeni yaklaşımlar önermeyi amaçlamakta. Projeye sağlanan fon 123.195 $…

Şimdi bir noktayı belirtelim.. Bu Can Paker’in PODEM’inin özel önem verdiği ve çalışmalar yağptığı alanların başında “Türkiye ve Ermeniler” diye bir başlık var… Bunu niye söyledik şimdi daha iyi anlayacağız…

PODEM’in en önemli “FİNANSÖRÜ” CHREST Vakfı’nın en fazla fon desteği sağladığı STK’lardan birisi de Hrant Dink Vakfı….

Hrant Dink Vakfı’na “Ermenistan-Türkiye Uzman Diyalog Grubu” isimli projesi için finansman sağlanıyor.. Fon bedeli 64.565 $… Ama bununla sınırlı değil tabii… Yine Harnt Dink Vakfı’nın“Hafıza Mekanlarının Uyarlanabilir ve Yaratıcı Şekillerde Yeniden Kullanımı” başlıklı projesine 55.585$ destek verilmiş…

İşte Ruşen Çakır’ın meşhur Medyascope TV’si bu vakıftan fon üstüne fon alıyor…2017’de 129,960$, 2016’da 99,960$ fon almış Ruşen ÇAKIR…

“Çakma Bağımsız Gazeteci” Ruşen Çakır anlaşılan daha sonra bu CHREST FONDATION ile ilişkilerini daha da iyileştiriyor ki bu 100’er bin Dolar’lık hibeler 2020’ye kadar her yıl kesintisiz gelmeye devam ediyor…

Peki hatırlayın Osman KAVALA’nın ANADOLU KÜLTÜR DERNEĞİ’ni ve yönetim kurulunu…

Burada Sera Ciliv ismini görmüştük… Ciliv nerede programlar yapıyor ve hangi gazetede boy gösteriyor? Ruşen ÇAKIR’ın Medyascope TV’si ve Hrant Dink’in ölmeden önce Genel Yayın Yönetmeni olduğu gazete olan AGOS’ta…

Tesadüf tabii bunlar hep…

***

Bu arada biz sizi şimdi 2012 yılına götürüyoruz…

Tarih:21.09.2012…

Bu tarihte MASAK bir rapor hazırlıyor ve PKK’ya Avrupa’dan dağ kadrosu için sağlanan finansman akışının nasıl gerçekleştirildiğini devletin resmi kayıtlarına geçiriyor…

PKK’ya Avrupa’dan finansal destek UMUT IŞIĞI KADIN KOOPERATİFİ üzerinden gelmekte…

Raporun ilgili kısmında aynen şu ifadeler yer almakta:

“Umut Işığı Kadın Kooperatifi’nin doğrudan kendi hesaplarına yahut ortak veya çalışanlarının hesaplarına yurt dışından ‘Kürt Kültür Vakfı (Kurdiska Kulturstiftelsen)’ tarafından toplam 469,800 SEK, Vansterpartiet Jarfalla (İsveç Sol Parti) tarafından 290,000 SEK, Global Fund For Children tarafından 15,000 USD, Ashoka General tarafından 26,435,63 USD ve Chrest Foundation tarafından 45,598 USD tutarında para transfer edilmiştir. Diğer yandan İsveç İstanbul Başkonsolosluğu tarafından Kurdiska Kulturstiftelsen adlı kuruluşa 140,931 SEK tutarında para transfer edilmiştir” 

2012 yılında ortaya çıkartılan bu raporun belgesini ise MİLLİ GAZETE yayınlıyor:

Yani neymiş efendim meşhur “Bağımsız” (!) gazetecimiz Ruşen Çakır’ın çatır çatır her yıl hibe aldığı CHREST FONDATION aynı zamanda PKK dağ kadrosunu da finanse ediyormuş!

***

Şimdi efendim CHREST FONDATION kimle iç içe ,el ele kol kola? SOROS ve onun vakıfları ile…

Ruşen Çakır nerede? SOROS’un AÇIK TOPLUM VAKFI’nda “DANIŞMA KURULU ÜYESİ”

Ruşen Çakır nereden fonlanıyor,SOROS ve SOROS Vakıflarının kadim dostu CHREST FONDATION’dan…

Ve Ruşen Çakır “Bağımsız Gazeteci” (!)

İsmet Paşa’nın tarihi sözünü tam da burada kullanmak gerekiyor:

“HADİ CANIM SEN DE!”

***

Bakınız sevgili okurlar; “MUHALİF” olmak ile “BAĞIMSIZ” olmak aynı şey değildir. Siz sırf Erdoğan’a muhalif yayınlar yapıyorsunuz diye “BAĞIMSIZ” olamazsınız. Tıpkı Ruşen Çakır’ın bugün 2 kelime Erdoğan muhalifliği yaptığı için “BAĞIMSIZ” olamadığı gibi…

Aynı Ruşen Çakır, dün Morton Abramowitz ile Erdoğan’ı buluşturan kişiydi… Aynı Ruşen Çakır dün “Açılım sürecine” ve AKP’ye destek verip A HABER’de “Destek nutukları” atan kişiydi…

“BAĞIMSIZ GAZETECİLİK” özünde ve temelinde “EKONOMİK” bir kavramdır.

Gazetecilik yahut gazetecilik bağlantılı -Okur desteği,Kitap telifi,Dergi,Kitapevi sahipliği gibi- gelirlerin dışında fon,hibe,kamu reklamı alan, özellikle siyasi partilere, iş adamlarına danışmanlık yapan kimse “BAĞIMSIZ GAZETECİ” olamaz,bu mümkün değildir.

İşte MEDYASCOPE TV VAK’ASI bu memlekette bizim yıllardır söylediğimiz bu durumu tescillemiştir. Yoksa bağımsızlığınız ancak “FONUNUZ” kadar olur, size fon ve hibe veren kurum, kuruluş yahut kişilerin siyasal projeksiyonlarının, hedeflerinin ve onlarının “Ajandalarının” aksine tek bir haber yapamazsınız, “Bağımsızlığınız” “Çakma”, gazeteciliğiniz “MEDYASCOPE GAZETECİLİĞİ” olur…

Olay bu kadar nettir ve “Ama..” ya yer yoktur…

Gerisi de laf-ı güzaftır…

NOT: Bu ilişkiler ağının asıl küresel çaptaki büyük projesini ve bu projenin Türkiye’ye izdüşümünü, kurulan STK’ları,girift ilişkileri çok daha detaylı biçimde isim isim anlattığımız YouTube Programımızı aşağıdan izleyebilirsiniz…

________________________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan, hiç bir kurum, kuruluş yahut kişiden “Fonlanmadan”, “tam bağımsız” ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan, Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir, DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

KRİPTEKS E-DERGİ YILLIK ABONELİK LİNKİ:

https://shopier.com/1354512

HABER ALTERNATİF’İN ANDROİD CİHAZLAR İÇİN ÜCRETSİZ MOBİL UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN:

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.haberalternatif.dro

Okumaya Devam Et







Popüler

%d blogcu bunu beğendi: