Sosyal Medya Hesaplarımız

ÖZEL HABER

SAĞLIK SÜRECİ YÖNETİLEMEZ AMA SAĞLIK RANTI YÖNETİLİR

Yayınlanma Tarihi:

on

Celal Eren ÇELİK

Geçtiğimiz günlerde bu köşeden yayınladığımız MEDİPOL İMPARATORLUĞU başlıklı köşe yazımızda Türkiye’de vatandaşın sağlık sürecini yönetemeyen Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın iş kendi ticari süreçlerine gelince nasıl da “Süreci çok iyi yönettiğini” kaleme almıştık…

Bugün yazacaklarımız gerçekten Sağlık Bakanlığı ve Sağlık Bakanı‘nın kendileri için “Önemli” konularda süreçleri nasıl da mükemmel (!) biçimde yönettiklerini ve Sağlık Bakanlığı içinde yaşanan “Rant oyunlarını” orta yere serecek…

Yalnız yazımızın detaylarına geçmeden önce özellikle 2 teknik konuya açıklık getirmek ve yazımızın tabiri yerindeyse “ATARDAMARINI” oluşturacak bu 2 teknik tabir ile ilgili ana hatları ile ilgili bilgi vermemiz gerekmekte…

Öncelikle Sağlık Bakanlığı tarafından verilen “HASTANE ÖN İZİN” belgesini anlatalım…

Ana hatları ile söyleyecek olursak bir özel hastane yapmak istediğinizde yapacağınız özel hastaneyi hangi arsaya yapacağınızı, hangi branşlarda özel hastanenizin hizmet vereceğini, kaç yatak kapasitesi olacağını, çeşitli uygunluk evraklarını tamamlayarak Sağlık Baklanlığı’na götürüyorsunuz ve burada bir kurul tarafından incelenen başvurunuz onaylanırsa size “HASTANE ÖN İZİN” belgesi veriliyor. Bu izni aldıktan sonra 2 sene içerisinde hastaneyi tamamlayıp hizmete açmanız gerekiyor, yoksa “HASTANE ÖN İZNİNİZ” yanıyor ve geçersiz hale düşüyor…

Bir de Sağlık Bakanlığı’nın adeta “Kalbi” ve “Beyni” olan bir kurul var:KADRO DEĞERLENDİRME KURULU yahut diğer adıyla KADRO DEĞERLENDİRME KOMİSYONU.

Bu kurulun başkanlığını ise bizzat Sağlık Bakanı yapmakta ve az önce bahsettiğimiz bu hastane ön izinlerinden tutun da ne kadar kritik karar varsa işte bu kurul almakta.

Şimdi yazımızda kaleme alacaklarımızın anlaşılabilmesi adına mutlaka açıklama yapmamız gereken bu 2 konuyı belirttiğimize göre detaylara geçebiliriz…

***

Yukarıda bahsettiğimiz ve Sağlık Bakanlığı için önemini vurguladığımız KADRO DEĞERLENDİRME KURULU’nun içerisinde en önemli ve kritik isimlerden bir tanesi Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü zira yine az önce bahsettiğimiz “HASTANE ÖN İZİNLERİNE” asıl onayı veren makam burası…

İşte bir süre önce Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü makamına “KONYALI” Ahmet Tekin atandı. “KONYALI” oluşunu özellikle vurguladık zira Sağlık Bakanı Fahrettin Koca bakan olduktan sonra Sağlık Bakanlığı’nın en önemli, en kritik üst düzey bürokratlık görevlerinin pek çoğuna kendisi gibi Konyalı olan isimleri atadı.

Yani şu an Sağlık Bakanlığı’nda ciddi bir “Konyalılar Grubu” etkisi bulunmakta.

İşte Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü görevine Ahmet Tekin’in atanmasının ardından Sağlık Bakanlığı 2019 yılının 8. ve 10. ayında 2 ayrı yönetmelik değişikliği yayımladı.

Bu yönetmelik değişiklikleri özel hastaneler ile ilgiliydi ve “HASTANE ÖN İZİNLERİ” ile alakalıydı.

2019 yılının 8. ayında yayımlanan ilk yönetmelik değişikliği ile birlikte 2 yıl süreli verilen ve 2 yıl içerisinde hastane kurulmaz ise yanarak iptal olan “HASTANE ÖN İZİNLERİ”‘nin geçerlilik süreleri 5 yıl daha uzatıldı…

Ne tesadüftür ki İstanbul ilinde o tarihte alınmış olan 7 tane “HASTANE ÖN İZNİNİN” 3 tanesi Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya ait MEDİPOL HASTANELERİ’ne aitti ve ÖN İZİN ALINDIKTAN sonra geçen 2 senede hastaneler faaliyete geçmediği için bu 3 HASTANE ÖN İZNİNİN yanarak iptal olmasına sadece 3 aylık bir süre kalmıştı…

Bu yapılan yönetmelik değişikliği ile Bakan Koca’nın hastanelerine ait ÖN İZİNLER yanmaktan kurtarıldı…

2019 yılının 10. ayında ise yine özel hastaneler ve HASTANE ÖN İZİNLERİ ile alakalı bir yönetmelik değişikliği daha yapıldı.

Bu yönetmelik değişikliği ile birlikte o tarihe kadar iller arasında taşınması ve devredilerek satılması mümkün olmayan HASTANE ÖN İZİNLERİNİN iller arasında taşınabilmesi ve alınıp-satılabilmesinin önü açıldı.

Bugün bir HASTANE ÖN İZNİ alındığı ile göre 30 milyon TL civarında bedeller ile satılabiliyor. Yani Sağlık Bakanı Fahrettim Koca’nın 3 tane HASTANE ÖN İZNİ gerekli zamanda hastaneleri faaliyete geçirmediği için yanarak iptal olacakken önce bir yönetmelikle süresi 5 yıl uzatılarak iptal edilmekten kurtarıldı, ardından bu ön izinler devedilebilir/satılabilir hale getirilerek Bakan2ın hastane özel izinlerinin aslında on milyonlarca liralık bir rant aracı haline gelmesi sağlandı.

Tabii yapılan yönetmelik değişikliği ile daha önce sadece alındığı il için geçerli olan bu HASTANE ÖN İZİNLERİ’nin başka illere taşınabilmesinin önünün açılması da çok önemli.

Zira böylece bir başka ilde HASTANE ÖZEL İZNİ alan Fahrettin Koca’ya ait hastanelerin bu izni hastane açmak istedikleri kendisine uygun bir başka ile taşıyıp hastaneyi orada açmasının da yolu açılmış oldu.

Şimdi Sağlık Bakanı Koca o hastanelere ait “ÖN İZİNLERİ” satarsa -Ki İstanbul için bu izinlerin bir tanesinin 30 milyon TL’den satıldığı ifade ediliyor- maliyetsiz biçimde 100 milyon TL’ye yakın kazanç sağlayabilecek.

Sayın Bakanımız maşallahı var gördüğünüz gibi bu süreçleri gayet iyi yönetti, gözleri kan çanağına döndü ama iyi yönetti…

***

Şimdi gelelim Sağlık Bakanlığı’nda yaşanan  başka enteresan gelişmelere…

Şimdi sevgili okurlar Sağlık Bakanlığı özel hastane açabilmeniz için bazı kriterler koymuş durumda… Bu kriterlerden en önemlilerinden birisi de “DOLULUK ORANI” kriter. Bu kritere göre sizin x ilinde bir özel hastaneniz var ve o ilin hastane doluluk oranı örneğin %40. Siz hastanenizi bir başka x ile taşımak istediğinizde öncelikle hastanenizi taşımak istediğiniz ilin “DOLULUK ORANINA” bakılıyor. Eğer hastaneyi taşımak istediğiniz ilin “DOLULUK ORANI” hali hazırda hastanenizin bulunduğu ilden yüksekse hastanenizi taşımanıza izin verilmiyor.

Şimdi bunu neden anlattığımızı çok daha iyi anlayacaksınız…

MERSİN DİYABET HASTANESİ isimli hastane yakın tarihte el değiştirdi…Ancak sadece el değiştirmekle kalmadı Mersin’den çok daha yüksek bir “DOLULUK ORANINA” sahip olan İzmir’e taşındı. Yani Sağlık Bakanlığı2nın en önemli il taşıma kriterlerinden biri olan “DOLULUK ORANI “kriteri alt üst edildi, bu yasağa rağmen hastane İzmir’e taşındı.

“Peki nasıl oldu da Sağlık Bakanlığı’nın en çok dikkat ettiği kriterlerden birisi olan bu kriter hiçe sayılarak bu iş yasaya aykırı biçimde gerçekleşti?” diye soracak olursanız işin o tarafında karşımıza enteresan isimler ve ilişkiler çıkıyor.

MERSİN DİYABET HASTANESİ’ni satın alan ve İzmir’e taşıyan isim AKP İzmir Milletvekili ve özellikle Binali, Yıldırım ve Fahrettin Koca ile yakın ilişkileri ile bilinen Necip Nasır…

Ama işin daha da enteresan olan kısmı şu ki; Necip Nasır’ın şu an İzmir’de EGEPOL ismi ile faaliyet gösteren 3 hastanesinin yakın bir tarihte Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın MEDİPOL HASTANESİ’ne dönüştürülmesi konusunda prensip anlaşmasına varılmış durumda…Çok yakında AKP İzmir Milletvekili Necip Nasır’ın EGEPOL HASTANELERİ olacak Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya ait MEDİPOL HASTANELERİ…

İşte bu nedenledir ki kanun,yasa,mevzuat hiçe sayılarak Mersin Diyabet Hastanesi, doluluk oranı çok daha yüksek İzmir iline taşınabiliyor…

***

Sizlerle bu kez Kayseri’ye gidiyoruz…

15 Temmuz Darbe girişimi sonrasında FETÖ bağlantısı olduğu gerekçesi ile Kayseri’deki 3 hastanenin SGK ile anlaşmaları dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu tarafından iptal ediliyor.

Bu 3 hastaneden 2’sinin çalışma ruhsatı da tamamen iptal ediliyor ve faaliyetleri sonlandırılıyor…

Ancak her ne hikmetse bu 3 FETÖ irtibatlı hastaneden ANAKALP isimli hastanenin SGK anlaşması iptal edilse de ruhsatı iptal edilmiyor faaliyetlerinin devamına müsaade ediliyor.

Bir süre ANAKALP isimli hastane mali sıkıntı çekmeye başlıyor ve kepenkleri kapatıyor…

İşte enteresan olaylar da tam bundan sonra yaşanmaya başlıyor. Kayseri’de bulunan ANAKALP isimli hastane el değiştirerek Yalova’ya taşınıyor. Ancak aslında bu taşınma işleminin normal şartlarda gerçekleşmesi mümkün değil zira Kayseri ilinin “DOLULUK ORANI” %28’ken, Yalova ilinin “DOLULUK ORANI” %40… Yani Sağlık Bakanlığı kriterlerine göre daha fazla doluluk oranı olan bir il olduğu için Kayseri’den Yalova’ya bu hastanenin el değiştirse dahi taşınması mümkün değil.

Ayrıca hastane 2016’da kapandığı için 2 sene içinde taşınma işlemini gerçekleştirmesi gerekiyor. Ama hastane 2 sene içerisinde taşınma işlemini yapmıyor. 2020 yılında normalde taşınma hakkı iptal olmuşken, Sağlık Bakanlığı’na bir dilekçe veriyor ve Yalova’da bulunan ATAKENT HASTANESİ ile birleştirilme talebini iletiyor, Sağlık Bakanlığı da bu dilekçeyi mevzuata aykırı olmasına rağmen “Şak” diye kabul ediyor…

Yalova’daki ATAKENT HASTANESİ bünyesinde “Kalp Merkezi” olarak faaliyete geçen hastane çatır çatır SGK’ya ayda 3-7 milyon TL arasında fatura kesmeye başlıyor.

Oysa bu fatura kesişi de tamamen yasal mevzuatlara aykırı.Zira ANAKALP HASTANESİ’nin SGK Anlaşması yapıp devlete yeniden fatura kesebilmesi için, 2016 yılında FETÖ bağlantısından dolayı iptal edilen SGK anlaşmasını bu suçlama ve hukuki süreçten tamamen aklanıp döndükten sonra yenilemesi gerekmekte.

Ortada tamamlanan bir hukuk süreci de bir beraat kararı da yok…

Peki nasıl oluyor da normal şartlarda bu her açıdan “İmkansız” taşınma gerçekleşiyor, gerçekleşebiliyor?

Anlatalım efendim, anlatalım…

Kayseri’de bulunan ANAKALP isimli hastanenin sahibi Zeynep Kaplan…

Peki Zeynep Kaplan Kim derseniz kendisi Yeni Şafak Gazetesi yazarı, AKP’ye yakın isimlerden Yusuf Kaplan2ın kardeşinin eşi…

Yeni Şafak Gazetesi yazarı Yusuf Kaplan’ın kardeşi kim? Prof.Dr. Bünyamin Kaplan…

Bünyamin Kaplan’ı da biz uzunca bir süre nerede görüyoruz? Kadrosu MEDİPOL ÜNİVERSİTESİ’nde olmak üzere Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya ait MEDİPOL HATANALERİ’nin en önemli hekimlerinden birisi olarak uzun süre çalışıyor Prof.Dr.Bünyamin Kaplan…

Bitti mi? Biter mi efendim,biter mi? Muhteşem (!) süreç yönetimlerinden örnekler sunmaya devam ediyoruz…

***

Şimdi sizlerle gideceğimiz adres Eskişehir…

Eskişehir’de bulunan SAKARYA HASTANESİ 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrasında FETÖ ilişkisi nedeni ile yine dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu tarafından 1 Ocak 2016 tarihi itibariyle SGK sözleşmesi feshedilen bir başka hastane olarak karşımıza çıkmakta.

SAKARYA HASTANESİ’nin sahibi Mustafa Emeksiz ise 2011 seçimlerinde Eskişehir AKP Milletvekili Aday Adayı olup, FETÖ’nün Eskişehir’deki en önemli isimlerinden bir tanesi…Zaten Emeksiz 15 Temmuz’dan hemen önce Türkiye’yi de terk ediyor…

Tabii bu şartlar altında Eskişehir Sakarya Hastanesi ile devletin SGK anlaşmasının iptali de gayet doğal hale geliyor…

Ancak ne oluyorsa oluyor yine bir “İmkansız” taşınma gerçekleşiyor ve Eskişehir Sakarya Hastanesi, Bursa’ya taşınıyor. Neden imkansız bu taşınma? Zira Eskişehir’in %33 olan “DOLULUK ORANI” Bursa’da %33… Yani doluluk oranı hastanenin bulunduğu ildeki doluluk oranından daha yüksek bir ile taşınma gerçekleştirilemeyecek olmasına rağmen mevzuatın bu önemli kuralı bu kez de alt üst edilerek bu “İmkansız” taşınma işlemi gerçekleştiriliyor.

Peki Eskişehir Sakarya Hastanesi’ni satın alarak taşıyan kim? AKP’ye yakınlığı dillere destan MEDİKANA HASTANELER ZİNCİRİ!

Ve FETÖ b ağlantısı nedeni ile SGK ile anlaşması iptal edilen Eskişehir Sakarya Hastanesi de FETÖ suçlamalarından tüm mahkemelerde beraat ederek ancak yeniden SGK ile anlaşma yaparak fatura kesebilecekken, hiçbir hukuki beraat kararına gerek duyulmadan çatır çatır SGK’ya fatura kesmeye başlıyor, MEDİCANA tarafından satın alındıktan sonra.

Bugün bu hastanenin SGK’ya kestiği faturaların aylık bedelinin 20 ortalama milyon TL olduğu ifade edilmekte…

***

Şimdi gelelim esas bombaya…

Tüm bu mevzuata aykırı işlemlere onay veren, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın Hastanesi’ne ait 3 “HASTANE ÖN İZİNİNİN ” yanmasını engelleyen,üzerine bu izinlerin iller arası taşınma ve satılabilmesinin önünü açan, normalde FETÖ bağlantısı nedeni ile SGK sözleşmesi iptal olan hastanelerin hukuken aklanma süreçleri tamamlanmadan yeniden SGK’ya fatura kesmelerine izin veren isim olan “KONYALI” Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Ahmet Tekin’in çok kısa bir süre sonra Dr.Emine Alp Meşe’nin yerine SAĞLIK BAKAN YARDIMCILIĞI görevine atanarak “Ödüllendirileceği” Sağlık Bakanlığı’na çok yakın ve güvenilir kaynaklar tarafından dile getirilmekte.

Gördüğünüz gibi efendim MEDİPOL İMPARATORLUĞU gücüne güç katarken, vatandaşın sağlığını canını ilgilendiren süreci yönetemeyen Sağlık Bakanı Fahrettin Koca iş  MEDİPOL’ün ve AKP yandaşı isimlerin süreçlerini yönetmeye geldiğinde son derece muhteşem bir performans ortaya koymakta…

Ne diyelim Allah bu milletin yüzüne baksın zira şansa yaşıyoruz…

Yorum yapmak için tıklayın

Bir Cevap Yazın

ÖZEL HABER

EXPO BAHANE,HATAY RANTI ŞAHANE..

Yayınlanma Tarihi:

on

CELAL EREN ÇELİK

 

Malumunuz pandemi döneminden geçerken tüm Dünya’nın sağlık ile birlikte belki de konuştuğu en önemli ikinci konu pandeminin ekonomiye olan zararları.

Pandemin ekonomiye olan zararları sadece özel sektörde faaliyetlerini sürdüren şirketleri derinden sarsmakla kalmadı, koca koca devletlerin de ekonomilerini salladı ve önemli zararlar verdi.

Tabii hal böyle olunca pandemi dönemi öncesinden planlanmış ve büyük hacimli ekonomik organizasyonların önemi ve değeri daha da arttı.

Bunlardan en önemlisi ise EXPO organizasyonları…

EXPO organizasyonları Dünya’da FIFA Dünya Kupası ve Olimpiyatlardan sonra uluslararası bazda çeşitli ülkelerden insanları en fazla bir araya getiren ve ekonomiye katkısı en fazla organizasyonlar…

150 yıllık geçmişe sahip olan EXPO organizasyonlarında nasıl büyük bir ekonomik hacim yaratıldığını anlatmak için  yapılan çalışmalarda, 5 ay 20 gün süren bu fuarlara katılımın 2 milyon ila 15.7 milyon arasında değişiklik göstererek ortalama 5.8 milyon ziyaretçinin turist olarak Dünya’nın dört bir yanından bu fuarlara geldiğini söylememiz ve  2003 yılında Rostock Almanya’da yapılan fuarın ekonomiye direkt katkı sağladığı miktar is, 262 milyon Euro,2010 yılında Taiepei Çin’de gerçekleştirilen Taipei International Flora Expo’nun yatırım bedelinin 283,8 milyon Euro ekonomiye toplam getirisinin ise 719 milyon Euro’dur.

Şimdi yazının hemen başlangıcında bu bilgileri vermemiz gerekiyordu,zira yazımızın bundan sonra anlatacağımız bölümlerinin daha net anlaşılması için EXPO’nun ne kadar büyük bir ekonomik organizasyon olduğunu çok net biçimde ortaya koymak durumundaydık.

Belirttiğimiz üzere EXPO çok ama çok büyük ekonomik getirisi olan bir organizasyondur ama bu organizasyonun neredeyse milyar Euro’lara varan ekonomik getirisi ile devasa bir “Rant” alanı olduğu da açıktır.

İşte yazımızın asıl önemli tarafı da zaten işin bu “Rant” kısmı ile ilgili

****

Efendim 2021 yılında Türkiye’de Hatay ilimiz EXPO düzenliyor…Hatay ilimizde “Medeniyet Bahçesi” teması ile düzenlenecek EXPO 2021 HATAY organizasyonu özellikle bitki yetiştiriciliği,tarımsal ürünler ve gastronomi alanına odaklanacak bir organizasyon olarak yaklaşık 6 ay boyunca Dünya’nın 4 bir yanından milyonlarca turisti ağırlayacak ve eğer doğru yönetilebilirse ekonomiye de gerçekten çok ciddi bir kazanç sağlayacak.

Ancak EXPO 2021’i anlaşılan Hatay’da biraz farklı anlayanlar var…

“Ne demek şimdi bu?” dediğinizi duyar gibiyim…Ve şimdi tam da işin bu kısmını anlatmaya başlayacağız.

26 Ekim 2020 tarihide yani bundan tam 4 ay önce Hatay’da bir şirketin kurulduğu Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayımlanan ilan ile resmiyet kazandı…

Bu şirketin adı: HATAY GİRİŞİM VE GIDA ANONİM ŞİRKETİ

Şirketin 69 kurucu ortağı bulunmakta, ayrıca bu şirkete HATAY İMAR SANAYİ A.Ş isimli şirket de ortak.

Ve bu şirket  “Faaliyet alanlarını” tam da Hatay’da gerçekleştirilecek EXPO faaliyetlerine uygun olarak tarımsal faaliyetler gerçekleştirmek, üretim, pazarlama faaliyetleri yapmak, lojistik faaliyetleri, “Tohumdan sofraya kadar” tüm aşamalar ile çalışmalar ve belki de en önemlisi uluslararası yatırımcılar

ile faaliyet alanları ile ilgili anlaşmalar yapmak, yurtdışında yatırım yapmak ve organizasyon faaliyetlerinde bulunmak olarak sıralanmış.

Şimdi tabii ilk olarak bakıldığı zaman EXPO’nun Hatay’da yapılacak olması nedeni ile oldukça karlı alanlarda faaliyet gösterecek akıllıca bir şirket kuruluşu ve ticari faaliyet gibi gözüken bu şirket, iş ortaklarını incelediğimiz zaman “Enteresan” bir hal almaya başlıyor.

Zira 10 milyon 215 bin TL sermaye ile kurulan bu şirketin 69 kurucusunun önemli bölümü “enteresan” isimler…

HATAY GİRİŞİM VE GIDA ANONİM ŞİRKETİ isimli şirketin en büyük hissedarlarından birisi ve Yönetim Kurulu Başkanı şirkete yatırdığı 300 bin TL’lik bedel ile Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfi Savaş…

CHP’nin Hatay Milletvekili Suzan Şahin de 100 bin TL bedelle şirketin bir diğer önemli ortağı.

Hatay’da Hatay Büyükşehir Belediyesi’ne yakınlığı ile bilinen İDİL-SU isimli firmanın sahibi olan ve aynı zamanda müteahhitlik yapan Hıdır Özdemir de 100 bin TL bedelle şirketteki bir diğer ortak.

Şirkette “Aslan” soyadını taşıyan 3 ismin daha, 50’şer bin TL’lik hisseler ile şirkete ortak olduklarını görüyoruz: Serdar,Serkan ve Bekir Aslan…

Bu 3 ismin özelliği ise Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş’ın yeğenleri olması.

Futbolseverlerin yakından tanıdığı ve bir dönem hem Galatasaray ve Beşiktaş’ta forma giyen eski milli futbolcu Gökhan Zan da bu şirkete 100 bin TL’lik sermaye bedeli karşılığı ortak olan isimlerden bir tanesi.

Şimdi “Gökhan Zan ne alaka arkadaş?” diyecek olabilirsiniz ama Gökhan Zan’ın şu an Hatayspor’un başında bir dönem  Teknik Direktör olarak görev yaptığını,yakın zamanda kulüpte Sportif Direktör Yardımcısı görevine getirildiğini söylememiz, Hatayspor’un başkanlığını ise Hatay Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Nihat Tazearslan’ın yaptığını da hemen buna eklememiz sanırım aradaki alakayı yeterince açıklayacaktır.

Ayrıca tabii Gökhan Zan sporcu ve sportmen bir kişilik olduğu için çok “Fair” bir insan paylaşmayı seviyor ve bir de Hataysporlu futbolcunun şirkete ortak olmasını sağlıyor.O isim ise şirkete 50 bin TL.’lik sermaye koyarak ortak olan Hatayspor’lu futbolcu Hüseyin Efe Akgül…

Bu EXPO ile ilgili karlı alanlarda faaliyet göstermek üzere açıldığı anlaşılan şirketimizde CHP Hatay Milletvekili İsmet Tokdemir 50 bin TL sermaye ile ve yine CHP Hatay Milletvekillerinden Mehmet Güzelmansur da 100 bin TL. sermaye ile şirkete ortak oluyorlar…

Tabii Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı’nın Yönetim Kurulu Başkanı ve en büyük sermayedar olduğu bir şirkette Hatay Büyükşehir Belediyesi’nin üst düzey bürokratları “Başkanlarını” yalnız bırakır mı hiç? Tamamen “Duygusal” biçimde ve pek tabii kesinlikle sadece “Sayın Başkanlarının yükünü bir nebze olsun azaltabilmek” dışında hiçbir amaçları olmadan başlıyorlar şirkete ortak olmaya…

Hatay Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri ve HATAYSPOR Kulüp Başkanı Nihat Tazearslan şirkette 50 bin TL sermaye ile ortak,

Hatay Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Metin Açık 50 bin TL ile şirkete ortak,

Hatay Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı ve İmar ve Şehircilik Daire Başkanı İhsan Çakar şirkete 50 bin TL sermaye ile ortak,

Hatay Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Daire Başkanı Hasan Ziya Hamidoğulları 50 bin TL sermaye ile şirkete ortak,

Hatay Büyükşehir Belediyesi Destek Hizmetleri Daire Başkanı Mustafa Belli 50 bin TL ile şirkete ortak,

Hatay Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanı Mahir Çiçek 50 Bin TL ile şirkete ortak,

Hatay Büyükşehir Belediyesi Bilgi İşlem Daire Başkanı Mehmet Mursal -Ki kendisi aynı zamanda Antakya eski Belediye Başkanı İsmail Kimyeci’nin de yardımcısıydı- 50 bin TL sermaye ile şirkete ortak,

Hatay Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi ile Zabıta Daire Başkanı Ahmet Kilisli şirkete 50 Bin TL. ile ortak,

Hatay Büyükşehir Belediyesi Muhtarlık İşleri Daire Başkanı Durmuş Yıldırım şirkete 100 bin TL sermaye ile ortak,

Hatay Büyükşehir Belediye Başkanlığı Park ve Bahçeler Daire Başkanı Murat Bayram şirkete 50 bin TL sermaye ile ortak,

Hatay Büyükşehir Belediyesi Mali Hizmetler Daire Başkanı Gülümser Malcı şirkete 50 bin TL sermaye ile ortak oluyorlar…

Tabii ortak olmalarının nedeni dediğimiz gibi tamamen “Başkanın iş yükünü hafifletmek”.

Hatayspor’da Başkan Nihat Tazearslan’ın bir “Başkanvekili” var: Aydın Toksöz…

Aydın Toksöz’ün oğlu Asaf Emre Toksöz ise şirkette 100 Bin TL sermaye ile ortak,

Hatay’ın Defne İlçesinin CHP’li Belediye Başkanı İbrahim Güzel de şirkette 50 bin TL sermaye ile ortak,

Yine Hatay’ın Arsuz Belediye Başkanı Asaf Güven şirkete 50 Bin TL sermaye ile ortak,

Şirketin bir diğer ortağı ise 100 bin TL sermaye ile Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş’a yakınlığı ile bilinen yerel HRT TV’nin sahibi Ferid  Şahin…

Hatay’da bir firma var efendim:CRYOCAN… Bu firmanın kardeş kuruluşu ise OR-CAN DOĞALGAZ…

Firmanın sahipleri Kemal ve Tekin Urhan…

Urhan Ailesi de başkan Lütfü Savaş’a yakın iş adamları olarak bilinmekteler ve tabii bu 2 isim de HATAY GİRİŞİM VE GIDA A.Ş’de en büyük paya sahip 3 isimden ikisi…

Şirkette Tekin Urhan ve Kemal Urhan’ın ayrı ayrı olmak üzere 500’er bin TL’den toplam 1 milyonluk sermayesi var.

Ve Hatay’da Başkan Lütfü Savaş’a yakın iş adamlarından birisi daha Feramin Çeliktaş…Kendisi tekstil ile uğraşan bu iş adamımız da yine şirkette 500 bin TL’lik payı ile en büyük paya sahip 3 isimden birisi URHAN AİLESİ mensupları ile…

Şirkete ortak olan tek “TÜZEL KİŞİLİK” ise HATAY İMAR SANAYİ A.Ş…Bu şirketin ortaklık sermayesi ise 115 bin TL… Peki kimdir neyin nesidir bu şirket derseniz efendim, bu şirket Hatay Büyükşehir Belediyesi’nin belediye şirketlerinden birisidir… Yani bizatihi başkanın kontrolündedir..

Şimdi tabii sizler diyorsunuz ki bunları okuduktan sonra “Maşallah başkan Lütfü Bey kafayı EXPO’ya takıp bu işlerle uğraşmaktan zaman bulup belediyeyi nasıl yönetiyor, oradaki siyasetin dengelerini nasıl ayarlıyor?”

Merak buyurmayınız efendim işin o kısmına da şimdi geliyoruz…

***

Şimdi efendim yukarıdaki pek güzide,pek önemli şirkette “Ortak” olarak gördüğünüz pek çok isim aslında Hatay siyasetinde birbirine rakip ekipler…

Bu ekipleri birbirine karşı önce bölüp cepheleştiren sonrasında ise “Böl-parçala-yönet” taktiğine uygun olarak “Yöneten” ise Başkan Lütfü Savaş…

Şimdi Hatay büyükşehir belediye içinde Başkan Lütfü Savaş’ın oluşturduğu birkaç yapı var.

Ve az önce de belirttiğimiz biçimde bu yapılar son derece sistematik ve bilinçli olarak birbirine karşı rakip hale getirilmiş

Hatay Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Vekili Nihat Tazearslan ile Park Bahçeler Daire Başkanı Murat Bayram ve Fen İşleri Daire Başkanı Hasan Ziya Hamitoğulları bir ekip olarak direkt başkana bağlı..

Bu ekip ile İmar Şehircilik Daire Başkanı, Genel Sekreter Yardımcısı İHSAN Çakar ile Ethem Sunar bir başka ekip..

İhsan Çakar’ın önemi ve kritikliği tam da şurada : Bu isim “Rantın” merkezi olan EXPO’dan sorumlu bürokrat…

Şimdi EXPO’dan sorumlu olan İhsan Çakar ile birlikte ayrı bir ekip oluşturan Ethem Sunar ismi de Hatayspor Asbaşkan Yardımcısı ve kulübün TFF Temsilcisi…

Ama Ethem Sunar’ın EXPO ile bağlantısı sadece “Siyasi ekip” olduğu İbrahim Çakar’ın EXPO’dan sorumlu bürokrat olması değil.

Zira sizlere az önce detayları ile ortaklarını yazdığımız o güzide şirkette Ethem Sunar’ın eşi Burçin Sunar tam 2 milyon sermaye ile en büyük ortak.

İstanbul AKMERKEZ’de ofisi olan Ethem Sunar’ın Hatay “Sevdası çok büyük”, gözlerimiz yaşarıyor…

Ve tabii bu işlerde PR önemli tabii…

İşte o PR anlaşması da İmamoğlu’nun PR Ajansı olan Necati Özkan’ın ortağı olan Ali Rıza Koç oluyor…

Kulislerde dolaşanlara göre bu PR ajansı ile imzalanan sözleşme bedeli ise tam 28 milyon TL…

///

Şimdi buradan Hatay Belediye Başkanı Lütfü Savaş’a sormak istiyoruz:

Soran olduğunda “Biz bu şirketi EXPO sonrasında Hatay’ın tarım ürünlerinin pazarlanması amacı ile kurduk” diyorsunuz…

Peki Hatay’ın tarım ürünlerinin pazarlanmasından başta kendiniz olmak üzere HATAY BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ BÜROKRATLARI-HATAY CHP MİLLETVEKİLLERİ-HATAYSPOR YÖNETİMİ VE KENDİNİZE YAKIN İŞ ADAMLARI mı yoksa Hatay Büyükşehir Belediyesi mi ticari fayda sağlayacak?

Şirketin kuruluşunda sermaye koyan Büyükşehir Belediyesi bürokratları bunları mal beyanlarında resmen devlete bildirdiler mi?

Bizzat EXPO organizasyonunu yönetecek büyükşehir belediyesinin başındayken, bu organizasyondan ticari fayda sağlayacak bir şirketi kurmanız ve başına geçmeniz etik bir durum mu?

Kurulmuş bu şirket EXPO sürecinde ve sonrasında ne gibi faaliyetler yapacak ve daha da önemlisi bu şirketin ticari faaliyetlerinden doğacak kazancı kim paylaşacak?

Sizin ve 69 kişinin şahsi mal varlıklarından nakdi para koyarak kurucu ortak olduğunuz bir şirkete neden ve nasıl Başkanı olduğunuz Hatay Büyükşehir Belediyesi’nin şirketi olan HATAY İMAR SANAYİ A.Ş’yi ortak ettiniz?

CHP Milletvekilleri ile birlikte başka ticari işlerde de çeşitli yollar ile gizli ortaklık tesis etiğiniz iddiaları gerçek mi?

CHP Genel Merkezi Milletvekillerinin ve Belediye Başkanları’nın içerisinde olduğu bu rant tezgahından haberdar mı haberdarsa neden konuya göz yummaktalar?

Karısı Burçin Sunar’ın bahsi geçen şirkette en büyük ortak olduğu Hatayspor Asbaşkanı Ethem Sunar’ın sizin oğlunuzun üniversite masraflarını karşıladığı iddiaları doğru mu?

***

Her zaman dediğimiz gibi “Rantın partisi, ideolojisi olmaz ve kamu kaynaklarının başında oturup yolu rant ile kesişen kim olursa,partisi,ismi,makamı,ideolojisi ne olursa olsun yazmaya ve halın gerçekleri öğrenmeye hakkını kullanmasını sağlamaya sonuna kadar devam edeceğiz”

Biz sözümüzün arkasındayız ve şimdi kamuoyu ile birlikte bu soruların cevaplarını bekliyoruz…

Okumaya Devam Et

ÖZEL HABER

FAHRETTİN ALTUN SARAY’IN YENİ DOĞRULAMA PROJESİNİ AKTROLL ÜZERİNDEN AÇIKLAMIŞ

Yayınlanma Tarihi:

on

HABER ALTERNATİF-ÖZEL

Celal Eren ÇELİK

Geçtiğimiz günlerde kendisinin yaptığı bir yorumları sosyal medyada yayan sahte kadın fotoğraflı fake hesapların kullanıldığı ortaya çıkan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, bu kezx dde Cumhurbaşkanlığı’nın sosyal medyada yayılan bilgilerin doğrulama platformu olarak faaliyet gösterecek bir dijital uygulama üzerinde çalışıldığını bir AKP’li AKTROLL üzerinden duyurdu.

Twitter’da “Bence İletişim Başkanlığı’nın sosyal medyada yayılan yalan haberlerin gerçeklerini topluma daha iyi anlatabilmek için resmi bir Fact-checking (teyit) sayfası oluşturması elzemdir” yorumu yapan Öznur Küçüker Sirene isimli kullanıcının paylaşımına cevap veren Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun verdiği yanıtta “Uzun süredir çalışmalarını yürüttüğümüz DOĞRU MU platformu tam da bu ihtiyacı karşılamak amacıyla tasarlandı. Şu anda test aşamasında. Çok ama çok yakında yayına geçecek, hakikat mücadelemizin güçlü aygıtlarından biri olacak.” ifadelerini kullanmış ve projenin görsellerini de yayınlamıştı

ALTUN’UN CEVAP VERDİĞİ HESAP AKTROLL ÇIKTI

Ancak Fahrettin Altun’un Saray’ın “Sosyal medyada yayılan bilgileri doğrulamak için” geliştirilen bir projeyi yine AKP’li bir Troll üzerinden duyurduğu ortaya çıktı.

Fahrettin Altun’un  “Sorusuna bizzat cevap vererek” üzerinde uzun süredir çalışılan projenin adeta lansmanını yaptığı Öznur Küçüker Sirene isimli kullanıcı Fransa’da yaşayan ve kendisini “Türkiye uzmanı” olarak tanıtan bir AKTROLL…

Kendisini “Türkiye uzmanı” olarak tanıtan Sirene’nin Uluslararası İlişkiler yahut Türkiye üzerine bitirmiş olduğu bir okul olmadığı gibi,  Türkiye ile ilgili yazılarak bilimsel dergilerde yayımlanmış tek bir makalesi dahi yok.

Öte yandan kendisini “Türkiye uzmanı” olarak tanıtan Öznur Küçüker Sirene aslında bir aşk romanı yazarı.Sirene’nin 2010 yılında yayınlanmış olan PYROMANİA isimli bir aşk romanı bulunmakta.

Sirene kamuoyunun dikkatini ilk kez “Fransa’da ekonomik durumun Türkiye’den daha kötü olduğu” yönünde attığı tweetler sayesinde çekmiş ve büyük tepki ile karşılanmıştı.

Sirene İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Adalar’daki faytonları kaldırıp elektrikli araçları getirmesine dde karşı çıkarak bu konuyla ilgili de tweetler atmış videolar çekmişti.

Öte yandan Öznur Küçüker Sirene’nin bu “Trollük faaliyetleri” AKP tarafından  beğenilmiş olmalı ki bu paylaşımların ardından Sirene devlet televizyonu TRT’nin Fransa özelinde yayın yapan haber sitesi olan  TRT FRANSA’da ( trt.net.tr/francais/) yazılar kaleme almaya başladı.

Yine bu süreçte TRT HABER de uluslararası ilişkiler alanında hiç bir akademik unvanı,çalışması olmayan Önzur Küçüker Sirene’yi özellikle Fransa ile ilgili haberlerde “Uluslararası İlişkiler Uzmanı” sıfatı ile canlı yayın konuğu olarak yayınlara bağlamaya başladı.

Öznur Küçüker Sirene kamuoyunda AKP’nin sosyal medyadaki en etkin “TROLLERİNDEN” birisi olarak tanımlanıyor…

Geçtiğimiz günlerde de Twitter’da kendi yorumlarını/mesajlarını desteklemek ve yaymak için sahte kadın fotoğrafları ile oluşturulmuş sahte hesapların olduğu ortaya çıkan Cumhurbaşkanı İletişim Başkanı Fahrettin bu kez de Altun’un “uzun zamandır üzerinde” çalışılan projeyi doğrudan açıklamak yerine Öznur Küçük Sirene’nin paylaşımı üzerine adeta kendisine atılan “Gollük pası” gole çevirmek için verdiği cevapla duyurması akıllara “Viral sosyal medya duyurusu yöntemi mi kullanılıyor?” sorusunu getirdi.

_______________________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan, bağımsız ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan, Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir, DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

 

 

 

Okumaya Devam Et

ÖZEL HABER

TKİ 10 BİN TL SERMAYELİ YENİ KURULMUŞ ŞİRKETE,4,7 MİLYON KOZMETİK ÖDEMESİ YAPMIŞ

Yayınlanma Tarihi:

on

HABER ALTERNATİF-ÖZEL

CELAL EREN ÇELİK

Türkiye Kömür İşletmeleri’nin faaliyet alanına girmeyen kozmetik sektörüne girerek bu alanda kamuyu milyonlarca TL zarara uğrattığı geçtiğimiz yıl ortaya çıkmıştı.TKİ’nin satılmayıp depolarda bozulan kozmetik ürünleri için daha önce hiç bir kurumsal faaliyeti bulmayan bir reklamcıya kurdurulan şirkete 4,7 milyon TL ödediği ortaya çıktı.

TBMM Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu’nun, TKİ Genel Müdürlüğü’nün bilanço ve kesin hesaplarını görüşmek için yaptığı toplantıda TKİ’nin faaliyet alanına girmemesine rağmen ürettiği kozmetik ürünlerinin depolarda bozulduğu, bozulmayanların bedava olarak kamu kurumlarına dağıtıldığı ve kurumun bu şekilde milyonlarca TL zarara uğratıldığı ortaya çıktı.

10 BİN TL’LİK YENİ KURULMUŞ ŞİRKETE 4,7 MİLYONLUK İHALE VERİLMİŞ

Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu’nun zarar uğratıldığı en önemli kalem ise “GENİUS İSTANBUL TASARIM REKLAMCILIK PAZARLAMA DANIŞMANLIK PROJE ORGANİZASYON TİC.LİMİTED ŞİRKETİ” adlı firma ile imzalanan anlaşma oldu.

Daha önce hiç bir kurumsal yapısı ve önemli hiç bir projesi olmayan bu firma TKİ ile sözleşme yapılmadan hemen önce kuruldu…Şu anda “FREELANCE” tasarımcı olarak çalışan, kurumsal web sitesi dahi olmayan Hasan Acar’a ait olan şirket 20/03/2017 tarihinde İstanbul Ticaret Odası’na kaydoldu.

H.RIFATPAŞA MH.MERCAN SK. N.29-31/1 ŞİŞLİ adresi ile İTO’ya kaydını yaptıran Hasan Acar isimli tasarımcının GENİUS isimli firmasının sermayesi ise 10 bin TL olarak belirlendi.

KOZMETİK SEKTÖRÜ İÇİN “ADRESE TESLİM” ŞİRKET KURDURULUYOR…

GENİUS isimli reklam firmasının en ilgi çekici özelliği ise Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayınlanan “Faaliyet Alanları”… Şirket “Reklam,Tasarım,Pazarlama,Organizasyon” gibi birbiri ile ilgili olan alanlarının yanı sıra bu sektörler ile hiç alakası olmadığı halde “KOZMETİK” sektörünü de faaliyet alanlarından birisi olarak göstererek kuruluyor.

Şirketin Ticaret Sicil Gazetesi kayıtlarına göre “KOZMETİK” alanında yapacağı faaliyetler arasında “Her türlü güzellik,manikür,pedikür alet malzeme ve cihazları,deniz malzemelerinin ithali,ihtracı,alımı,satımını yapmak ve organize etmek” , “Konusu ile ilgili hammadde,yan mamullerin ithali-ihracı,alımı ve satımını yapmak” gibi alanlar düzenlendi.

“ADRESE TESLİM” ŞİRKETE KURULUR KURULMAZ 4,7 MİLYON TL’LİK İŞ VERİLİYOR

TKİ’nin kozmetik işine girmesi ile eş zamanlı olarak “Adrese teslim” iş verilmesi için kurdurulduğu anlaşılan şirket ile TKİ arasında şirketin kurulmasının hemen ardından 4,7 milyon TL’lik sözleşme imzalanırken bu sözleşmeye göre ürünlerin dolum ve ambalajlarından kaynaklanan ücretler ile stant ve görsellerinin ücretleri de TKİ’nin kasasından ödendi.

GENİUS isimli şirket ile “Adrese teslim” iş alan Hasan Acar’ın bu milyonluk iş öncesinde 15 senedir sürdürdüğünü belirttiğini meslek hayatında ne bir kurumsal şirket var,ne kamu kurumları ile yürüttüğü önemli,büyük projeler var,ne de büyük özel sektör firmaları ile yaptığı ortak proje var.

GENİUS isimli şirket ile TKİ’den 4,7 milyon ödeme alan Hasan Acar’ın şu an kişisel internet sitesi adresi olarak verdiği adres ise http://www.hasanacar.com/

Ancak Hasan Acar’ın kişisel resmi internet sitesi olarak verdiği bu adrese girdiğinizde de karşınızda “YAPIM AŞAMASINDA” ibaresi çıkmakta…

TKİ’den milyonlarca TL alan Hasan Acar’ın şirketi GENİUS’un ise resmi bir web sitesi dahi yok.

GENİUS şirketinin “Sahibi” Hasan Acar’a ulaşılabilen tek yer ise amatör tasarımların da sergilenebildiği sosyal medya mecrası PİNETERST.

Türkiye’nin en önemli kamu kurumlarından TKİ’den milyonlarca TL’lik iş alan Hasan Acar’ın kurumsal hiç bir çalışması olmaması, şirketinin ve kendisinin bir web sitesinin olmaması,10 bin TL’lik yeni açılmış bir şirket ve “SIFIR TECRÜBE” ile 4,7 milyonluk iş almış olması bu şirketin sırf  bu işin verilmesi için  yani “Adrese teslim iş verilmek üzere” bu ihaleyi verenlerin bilgisi ve kontrolünde kurdurulan bir şirket olduğu izlenimini yaratıyor ve kafalarda soru işaretleri uyandırıyor.

Öte yandan GENİUS firması ve sahibi Hasan Acar’ın TKİ ile yaptığı milyonluk sözleşmeden sonra bir de AKP’ye yakınlığı ile bilinen AHMET YESEVİ ÜNİVERSİTESİ’nin kurumsal kimlik ve logo işlerini aldı.

Hasan Acar’ın  TKİ için hazırladığı ve karşılığında 4,7 milyon TL aldığı kozmetik ürünleri tasarımlarına ise aşağıdaki linkten ulaşılması mümkün

https://www.behance.net/gallery/109592775/TK-ELEGANCE-KOZMETK

 

 

 

 

 

Okumaya Devam Et







Popüler

%d blogcu bunu beğendi: