Sosyal Medya Hesaplarımız

GÜNDEM

SİYASETEN TÜKENMEK

Yayınlanma Tarihi:

on

Şahin MENGÜ

Danıştay’ın Ayasofya kararının taraf olduğumuz çok taraflı sözleşmeler, Türkiye’nin uluslararası ilişkileri, iç hukuk düzeni, yargısal içtihatlar, Cumhurbaşkanı’nın konu hakkında geçmişteki aleyhte siyasi söylemleri gibi birçok boyutu vardı. Cumhuriyet Halk Partisi’nin, Ayasofya’nın ibadete açılmasının mutlaka lehinde veya aleyhinde kesin bir tutum alması gerekmiyordu. Cumhuriyet Halk Partisi tarafından yapılması gereken, 100 yıllık birikime sahip bir parti olarak, yukarıda belirttiğimiz  bütün boyutlarıyla konuyu inceleyen kapsamlı bir “durum saptamasını” ve 1990 lı yıllardan beri Ayasofya’nın bir bölümünün Müslümanlar için ibadete açıldığını  kamuoyunun dikkatine sunmasıydı.

Mevcut  yönetim, belki tembellikten, belki neme lazım tavrından, bunu yapmadığı gibi, “ibadete açarsanız açın, bizim itirazımız olmaz” gibi kolaycı, yüzeysel, Türkiye’nin en birikimli partisi için, kendi şanlı tarihini inkar edercesine  yakışık almayan  bir tutum sergiledi.

Genel Merkez bu tutuma girince bir kısım partililerde hukuka açıkça aykırı bu karara dolaylı olarak methiyeler düzdüler.

Bu tutum, Danıştay kararın açıklanmasının ve partili  Cumhurbaşkanı’nın Cumhuriyet’in bütün taşıyıcı sütunlarına açıkça meydan okuduğu ve Atatürk’ü “ihanetle” suçladığı 10 Temmuz “millete sesleniş” konuşmasının üzerinden günler geçmesine rağmen sürdü.

Sadece son birkaç günde Cumhuriyet’in tasfiyesi yönünde olağanüstü gelişmeler oldu. Ayasofya kararı ve baroların bölünmesi yasası birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye, çoklu hukuk sistemine yöneldi örneğin..

CHP’den kurumsal olarak ne bir ses, ne bir nefes.

Bugün CHP web sitesine baktım, en önemli haber şu: Genel Başkan, kayınpederinin vefatı dolayısıyla İçişleri Bakanı Soylu’ya taziye telefonu açmış.

İç ve dış politikada vahim gidişin durdurulması için milyonlarca Atatürk ve Cumhuriyet sevdalısı insanımızın Cumhuriyet Halk Partisinden kararlı, yaratıcı, etkili, eylemli, sonuç odaklı tutumlar açıklamasını beklediği günde verilen haber bu! İnanılır gibi değil!

Parti  yönetimi artık insanlarla alay etmeye başladı.

Son Ayasofya olayı, Kemal Kılıçdaroğlu başta, mevcut kadro tarafından yönetilen Cumhuriyet Halk Partisi’nin maalesef tamamen etkisizleştiğinin ve siyaseten tükendiğinin tescili oldu….

Yorum yapmak için tıklayın

Bir Cevap Yazın

GÜNDEM

SAĞLIK BAKANLIĞI’NDA KÖK HÜCRE SKANDALI

Yayınlanma Tarihi:

on

Sağlık Bakanlığı’na bağlı Kök Hücre Koordinasyon Merkezi’nde 600 bin kişinin kök hücre verilerinin saklı olduğu Merkezin Analiz Laboratuvarı’na geçtiğimiz aylarda bir siber saldırı düzenlendiği ve bu verilerin ele geçirildiği, bununla da kalınmayarak siber saldırıda şifrele yolu ile kilitlenen verilere yeniden ulaşılabilmesi için Sağlık Bakanlığı tarafından  saldırıyı gerçekleştirenlere “Fidye” ödendiği ortaya çıktı.

Bu vahim iddiaları ise veryansıntv.com yazarı Erdem Atay bugün veryansın tv haber sitesinde yayınlanan “HÜCREMİZİ ALDILAR,KÖKÜMÜZÜ SÖKECEKLER” başlıklı yazısında dile getirdi.

Erdem Atay’ın yazısının ilgili bölümü şu şekilde:

O dönemler İstanbul Tıp Fakültesinde bu kan örneklerini alan ve “yetişemiyoruz” çağrısı yapıp Almanya’dan malzemeler temin eden Prof. Dr. Mahmut Çarin, çok değil, bir iki yıl sonra Türkiye’nin ilk Kemik İliği Bankasını kuruyor.

Almanya’nın en büyük tanı test üreticisi olan Qiagen (Kigen) firmasından doku tiplemesine yardımcı olan kitler alıyor. Çarin bunlara doku tayini yapıyor ve böylece Türkiye’de organ nakli süreci hızlanıyor.

Sonra bir ortağı ile firma sahibi oluyor. Özel hastanelerde organ nakli sistemi kuruyor ve bu firmayı çok yüksek meblağlara Alman Kigen’e satıyor.

Kök Hücre işi sonra Türk Hematoloji Derneğine veriliyor, ardından da Türkiye Kök Hücre Koordinasyon Merkezi kuruluyor. Çalışmalar bu merkeze devrediliyor.

Türkiye’nin en kritik ve önemli merkezlerinden biri olan Kök Hücre merkezinde doğan çocuklardan kök hücre alınıyor, saklanıyor ve bunlar dokularına göre sınıflandırılıyor. Bu dokular daha sonra kanserlerde, kemik iliği hastalıklarında bir banka görevi görüyor.

Ve en önemlisi yakın bir zamanda buradaki doku örneklerinin Koronavirüs tedavisinde de kullanılabileceği konuşuluyor.

***

Buraya kadar giriş yaptık ama asıl konuya daha gelemedik.

Gelelim o zaman.

Bu Sağlık Bakanlığına bağlı Kök Hücre Koordinasyon Merkezinin kök hücre bilgilerinin işlenmesi ve HLA doku tipleme hizmet alımı için ihaleye çıkılıyor ve 2 Eylül 2019 tarihinde ihaleyi ATQ Biyoteknoloji İç ve Dış Ticaret LTD. ŞTİ. kazanıyor. 3 yıllığına 70 milyon 200 bin TL’ye bu firmaya veriliyor.

Firma nereye bağlı dersiniz?

Ankara’da kurulan firmanın merkezi Alman Kigen firmasına bağlı.

Her şey bir süre çok yolunda gidiyor, ta ki geçen aylara kadar.

Bu çok önemli Kök Hücre Koordinasyon Merkezinde geçen aylarda ilginç bir olay oluyor.

600 bin kişinin kök hücre bilgilerinin bulunduğu Merkezin Analiz Laboratuvarındaki sistem bir anda kapanıyor.

Çalışmalar duruyor. Kimse ilk başta ne olduğunu anlamıyor.

Sistem 1 hafta kapalı kalıyor. Ve ne olduğu bir süre yaşanan şaşkınlık sonrası ortaya çıkıyor.

Verilere birileri tarafından siber saldırı düzenleniyor. Sistem ‘hack’leniyor.

Bütün bilgilere erişiliyor ve fidye yazılım dedikleri yazılım sisteme yüklenerek bilgiler şifreleniyor ve kullanılmaz hale geliyor.

Siber saldırıyı yapanlar, Sağlık Bakanlığına ulaşıyor ve sistemdeki şifrelerin ortadan kalkması için fidye istiyor. Aksi takdirde sistemi açamayacaklarını söylüyorlar.

Sonra ne oluyorsa oluyor, 1 hafta sonra sistem açılıyor.

Peki sistem nasıl açıldı?

***

Siber güvenlik uzmanlarıyla konuşuyorum. Şifrelerin çözülüp kaldırılmasının mümkün olduğunu ancak bunun eğer yazılımda bir açık yoksa yüzlerce yıl alacağını söylüyor. Yanlış okumadınız, evet bu şifrelerin çözümü yüzlerce yıl alırmış.

Sistem 1 hafta sonra açıldığına göre, bu saldırıyı püskürttüğümüz anlamına gelmiyor.

O zaman tek bir sonuç çıkıyor karşımıza: Saldırganların istedikleri fidye miktarı verildi!

Yani kendi emeklerinizle topladığınız Türk milletinin kodlarını, bilgilerini, para vererek yeniden temin ediyorsunuz.

Eğer vermezsek, 600 bin veriye bir daha asla ulaşamayacağız, varın siz düşünün.

***

Şimdi gelelim işin merak uyandıran tarafına. Birçok soru soracağız. Cevaplanmayacağını biliyoruz ama merak ediyoruz:

Fidye miktarı ne kadardı ve bu fidyeyi kim verdi?

Sağlık Bakanlığı mı?

Yoksa ATQ Biyoteknoloji şirketi mi?

Bu durumdan kimler sorumlu? Sorumlular hakkında işlem başlatıldı mı?

Bu saldırıya karşı bir önlem alınmadı mı?

Buranın siber güvenliğini kim sağlıyor?

Hayati önemde olan bir yer neden Almanlara ihale olarak verildi?

***

1999’da 120 bin kök hücre verimiz ABD’lilerin eline geçmişti, şimdi 600 bin kişinin verileri kimlerin elinde?

Osman Durmuş yaşasaydı sorardık ama soramıyoruz. Fakat cevabı şu olabilirdi:

“Muhtemel bir savaşta genlerimize duyarlı virüs üretip, Türk askerlerinde savaşacak güç bırakmayabilirler.”

Ne dersiniz, savaşta mıyız?

***

Ha, bu arada, unutmadan…

Geçmiş olsun!”

Yazının tamamına da aşığadaki linkten ulaşabilirsiniz:

https://www.veryansintv.com/turkiye-bu-skandali-konusmali-hucremizi-aldilar-kokumuzu-sokecekler

Okumaya Devam Et

GÜNDEM

İMAMOĞLU AKP DÖNEMİ DOSYALARINI AÇIYOR

Yayınlanma Tarihi:

on

Göreve başlamasının üzerinden 1,5 sene geçmiş olmasına rağmen halen AKP döneminde yaşanan yolsuzluklar ile ilgili dosyaları hukuka intikal ettirmediği ile ilgili eleştiriler alan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’ndan bu konuyla alakalı önemli açıklamalar geldi.

Dün akşam HALK TV’de Şirin Payzın’ın konuğu olan İmamoğlu kendisine yolsuzluk dosyaları ile ilgili sorulan soruya cevap verdi.

Belediyede Teftiş Kurulu‘nun 40’a yakın dosya üzerinde çalıştığını belirten İmamoğlu bu dosyaların içeriğinde zimmete para geçirme,ihale, şu anda yapılan işlerin çok daha pahalıya yapılması ve kamuyu zarara uğratma gibi pek çok suç unsurunun olduğunu belirtti.

Dosyalar üzerinde büyük bir titizlik ile çalışıldığını ifade eden İmamoğlu bir süre daha bu dosyalar üzerinde çalışılacağını ve dosyalar hakkındaki incelemenin olgunlaşarak netleşmesi sonrasında bu dosyaların savcılığa verilmesi ve dava açılması gibi süreçlerin başlayacağını belirtti.

İmamoğlu hukuki süreçlerin başlaması ile birlikte kamuoyunun da her dosya için tek tek bilgilendirileceğini sözlerine ekledi.

Okumaya Devam Et

GÜNDEM

DİYANETİN FAİZ GELİRİ DUDAK UÇUKLATTI

Yayınlanma Tarihi:

on

İmamların maaşlarının faizsiz katılım bankaları aracılığı ile ödenmesi talimatını veren Diyanet İşleri Başkanlığının dudak uçuklatan miktarda faiz geliri elde ettiği ortaya çıktı.Diyanet’in son 5 yıllık faiz geliri 7 milyon 431 bin 693 liraya ulaştı.

Büyük bölümü Diyanet İşleri Yayınlar Döner Sermayesinden gelen bu faiz gelirleri ise son 3 yılda 6 milyon TL’yi buldu…

Sözcü’den Ali Ekber Ertürk’ün haberine göre, Diyanet’in ve döner sermayenin faiz gelirleri resmi raporlara da yansıdı. Buna göre 2015’te Diyanet’in faiz geliri 197 bin 129 TL olurken, 2016’da faiz gelirleri 255 bin 881 TL’ye yükseldi. 2017’de başkanlığın faiz geliri 256 bin 806 TL’yi bulurken, döner sermayenin faiz geliri ise 2 milyon 169 bin 983 TL oldu.

2018’de Diyanet’in faiz geliri 245 bin 520 TL olarak kayıtlara geçerken, döner sermayenin faiz geliri de 2 milyon 109 bin TL’ye çıktı. Geçen yıl başkanlığın faiz geliri 259 bin 817 TL olarak açıklanırken, döner sermayenin faiz geliri ise 1 milyon 937 bin 557 TL’ye geriledi.

Diyanet İşleri Başkanlığı, daha önce faiz geliri elde edilmesi konusunda, “Diyanet İşleri Başkanlığı’nın faiz geliri, personele ödenen paraların (aile yardımı, harcırah, ek ders vs.) kontrol-denetim sonucunda farkına varıldığında geriye alınması aşamasında faiziyle Hazine’ye ödenmiştir. Başkanlığımızın bir işletme gibi gelirlerinden faiz elde ettiği ve kullandığı gibi bir durum söz konusu değildir. Personelden yapılan bu istirdat (geri alma, tahsil) faizi Hazine’ye îrat kaydedilmektedir” açıklaması yapmıştı.

DİYANET İŞLERİ BAŞKANI “FAİZ HARAMDIR” TEMALI CUMA HUTBESİ VERMİŞTİ…

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş Akseki Camii’nde verdiği cuma hutbesinin konu başlığı olarak “FAİZ” i seçmiş ve faiz ile ilgili şunları söylemişti:

“Faiz haramdır; çünkü İslam’ın hukuk ve ahlâk sisteminin temelinde yer alan “Hak” kavramına aykırıdır. Faiz kul hakkını hiçe sayarak, insanları kolaylıkla aldatmanın yolunu açar. Kazanıyorum zannederken aslında kaybeden bireyi ve birbirine güvenini yitiren toplumu felakete sürükler. Faiz yalnızca malın değil, hayatın da bereketini kaçırır.

Kardeşlerim!

Nice iflaslar, intiharlar, dağılan aileler, heba olan ömürler faizin birer neticesidir. Yüce Allah çalışıp çabalamadan haksız yoldan kazanç sağlayanların ibretlik âkıbetini bizlere şöyle haber vermektedir: “Faiz yiyenler, kabirlerinden şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu durum onların ‘Alışveriş de faiz gibidir’ demelerinden dolayıdır. Oysa Allah alışverişi helal, faizi haram kılmıştır…”

Okumaya Devam Et







Popüler

%d blogcu bunu beğendi: