Sosyal Medya Hesaplarımız

MEDYA

SOKAĞA ÇIKMADA MİLLETE YASAK,TURİZM SEKTÖRÜNE KIYAK

Yayınlanma Tarihi:

on

Yarın yapılacak olan YKS nedeni ile haftasonu uygulanacağı duyÖteyandan urulan sokağa çıkma “Kıstlaması” konusunda İçişleri Bakanlığı yeni bir genelge yayınlayarak “Kısıtlamayı” turizm sektörünü dışarıda bırakacak şekilde esnetti.

Öğrencilerin ve ve velilerin tüm tepkisine, bilim adamlarının “Risk”uyarısına,kamuoyunun eleştirilerine rağmen COVİD-19 salgını döneminde YKS sınavını ertelemeyen AKP iktidarı konu “Turizm” olunca bu kez de “Sokağa çıkma yasağını” esnetti.

Böylece büyük otel zincirlerinin,başta Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy’un sahibi olup sektöründe tekelleşen ETS TUR olmak üzere tur operatörlerinin ve ekonominin sıkıntıda olduğu bu dönemde AKP için en önemli gelir kalemi olan turizm sektörünün bir sokağa çıkma yasağı kararı ile sekteye uğramasının önüne geçilmiş ve turizm sektöründeki büyük sermaye sahiplerinin çıkarlarına uygun düzenleme yapılmış oldu.

İçişleri Bakanlığı yayınladığı yeni genelgeyle yerli ve yabancı turistlerin konakladığı turistik merkezlerde plaj olmaması halinde halk plajları dahil olmak üzere plajlardan faydalanabilecek.

Öte yandan yine ören yerler,müzeler,anıtlar ve ibadethaneler ile türbeler gezilebilecek.

İşte “Sokağa Çıkma Kısıtlaması” dışında kalacak “İSTİSNALAR”

 

*YKS’ye girecek adayların sınav binasına ulaşımlarının toplu taşıma ile sağlanması halinde kendilerinin yanı sıra bir yakını, özel araçlarla gelinmesi halinde ise araç sürücüsü ile birlikte bir yakını sokağa çıkma kısıtlamasına tabi olmayacak

*Şehirler arası toplu ulaşım araçlarından (uçak, otobüs, tren, vapur, feribot vs.) biletleme yapmış olanlar sokağa çıkma kısıtlamasına tabi olmayacak

 

*Ayrıca daha önce illere gönderilen genelgeye ek olarak gönderilen yazı ile; YKS’nin yapılacağı okulların/ sınav merkezlerinin etrafındaki kırtasiyeler ile çalışanları sokağa çıkma kısıtlamasından muaf tutulacak

*Yine halihazırda konaklayan ya da konaklama ve tur rezervasyonları yaptırmış olan yerli ve yabancı turistler; rezervasyonları yaptırdıkları konaklama tesisine; uçak, otobüs gibi toplu ulaşım araçları ve özel araçlarıyla gidebilecek

*İstisna kapsamında olan turistik hizmetleri sunan işletmeler de yasak kapsamından çıkartıldı.

*Sokağa çıkma kısıtlaması uygulanacak gün ve saatlerde; ekmek üretiminin yapıldığı fırın ve/veya unlu mamul ruhsatlı iş yerleri ile bu iş yerlerinin sadece ekmek satan bayileri, market, bakkal, manav, kasap, kuruyemişçi ile tatlı üretiminin yapıldığı/satıldığı iş yerleri (vatandaşların zorunlu ihtiyaçlarının karşılanması ile sınırlı olmak ve araç kullanmamak şartıyla) açık bulunacak.

 

 

TURİZM SEKTÖRÜ AKP İÇİN NEDEN “ÖNEMLİ”?

Turizm sektörünün AKP açısından önemi ekonomik daralma yaşanıp, Merkez Bankası döviz rezervlerinin tükenmeye yüz tuttuğu şu günlerde sıcak para ve döviz girdisi sağlayacağı en büyük sektör olmasından kaynaklanıyor.

Bunun yanı sıra turizm sezonunda mevsimlik işçilerin çalışıyor olması ekonomik verilerde de “Geçici” bir düzelme sağlıyor zira “Geçici/mevsimlik”işçileri “Tam zamanlı çalışan”olarak sayan AKP bu mevsimlik çalışanlara dayanarak “İstihdamda”büyüme, “İşsizlikte” azalma rakamları açıklayabiliyor,böylece aslında aslında maksimum 6 ay içerisinde işsiz kalacağı daha bugünden belli olan mevsimlik işçiler üzerinden ekonomik verilerle oynanıp “algı operasyonu” yapılıyor.

Öte yandan bu mevsimlik işçilerin 4-6 ay arasında da olsa çalışma hayatına katılması iç tüketim rakamlarını da olumlu etkilediğinin AKP’nin pembe tablo çizmesini kolaylaştıran veriler elde etmesini sağlıyor.

 

Yorum yapmak için tıklayın

Bir Cevap Yazın

MEDYA

TRUMP’UN YEĞENİNDEN ŞOK SÖZLER:”AMCAM YALANCI BİR NARSİST”

Yayınlanma Tarihi:

on

ABD Başkanı Donald Trump’un yeğeni Mary Trump “Çok Fazla ve Asla Yeterli Değil: Ailem Dünyanın En Tehlikeli Adamını Nasıl Yarattı?” (Too Much and Never Enough: How My Family Created the World’s Most Dangerous Man?) isimli kitabında amcası Donald Trump için şok ifadeler kullandı.

Deutsche Welle Türkçe’de yer alan habere göre Donald Trump’un yeğeni Mary Trump’un kitabından ilk bölümler ABD basınına sızdı ve yayınlandı.

Mary Trump 14 Temmuz’da yayımlanması planan kitapta, amcası Donald Trump’ı babasının baskısı altında “yalancı bir narsist” olarak tanımlıyor. Kitabın New York Times gazetesinde yayımlanan bölümlerine göre, “hile yapmanın amcası için bir yaşam stili” olduğunu belirten Mary Trump, Donald Trump’ın kolejde okurken Pennsylvania Üniversitesi’ne bağlı Wharton Okulu’na girebilmek için kendisinin yerine sınava girmesi için başkasına para verdiğini iddia ediyor. Trump’ın kendisini gerçekte olduğundan daha iyi gösterebilmek için “yalan”ı kullandığını öne süren Mary Trump, amcasını “kibirli ve sabit fikirli bir cahil” olmakla suçluyor.

Washington Post gazetesinde yer alan bölümlerde ise klinik psikolog olan Mary Trump, amcasının babası ile olan ilişkisini anlatıyor. Donald Trump’ın insani duygularını baskı altına alan bir “sosyopat” olan babasının etkisinde kaldığını iddia eden Mary Trump, Fred Trump’ın oğlunun duygularını bastırarak ve çoğunu kabul edilemez olarak nitelendirerek, Donald Trump’ın dünya algısını bozduğunu öne sürüyor. Amcasının, narsizm için gereken bütün psikolojik kriterleri karşıladığını ifade eden Mary Trump, “Donald’ın patalojik durumu o kadar karmaşık ve davranışları o kadar açıklanamaz ki, tam ve geniş kapsamlı bir teşhis için bir dizi psikolojik ve nörofizyolojik test gerekiyor” diyor.

New York Times ve Washington Post’un yanı sıra CNN’in de yayınladığı bölümlerde Mary Trump’ın, Donald Trump’a yönelik suçlamaları neye dayandırdığına dair bilgi yer almıyor.

Donald Trump hakkında yeni iddialar içeren kitabın piyasaya çıkmasını engellemek için kardeşi Robert Trump mahkemeye başvurmuş ancak ilgili mahkeme kitabın yayımlanması için yeşil ışık yakmıştı.

Beyaz Saray Sözcüsü Kayleigh McEnany de Salı günü yaptığı açıklamada, kitabın gerçekleri yansıtmadığını, “gülünç ve saçma iddialar” içerdiğini söyledi. Trump özellikle 1999 yılında ölen babası ile sancılı bir ilişkisi olduğu ve üniversite sınavında hile yaptığı şeklindeki iddiaları reddediyor.

 

Okumaya Devam Et

MEDYA

7 İŞÇİYE MEZAR OLAN HAVAİ FİŞEK FABRİKASININ SAHİBİ SUÇU İŞÇİLERE ATTI

Yayınlanma Tarihi:

on

Sakarya Hendek’te geçtiğimiz günlerde yaşanan patlama ile  7 işçinin hayatını kaybettiği havai fişek fabrikasının sahibi Yaşar Coşkun ifadesinde olayda kendi suçu olmadığını söylerken,yaşanan faciadan kimya mühendislerini,iş güvenliği uzmanlarını ve işçileri sorumlu tuttu.

Cumhuriyet’ten Seyhan Avşar’ın haberine göre, ifadesinde fabrikaya nadiren geldiğini söyleyen Coşkun, patlamaya barutun stok yapılmasının neden olduğu yönündeki iddialarla ilgili “Barutu stoklama şansımız yoktur. Kanuni sınırlaması vardır. Stok yapma durumumuz söz konusu değildir” dedi.

Ancak Coşkun ifadesinin devamında depolarda ne kadar malzeme olduğunu bilmediğini, bunun depocuların görevi olduğunu söyledi.

Çalışan işçilerin yanlarında mevzuat gereği bulundurması gerektiği kadar malzeme bulundurduklarını öne süren Coşkun özetle şunları söyledi: “Bunun, belirlenmesinin sorumluları ise kimya mühendisleri ve iş güvenliği uzmanıdır. Uyarılara rağmen işçiler fazla malzeme getirmeye devam ediyorsa işçiler de sorumludur. Bunun kontrolü ve sorumluluğu bende değildir. Bu hususta iş güvenliği ve sorumlu müdür deftere yazmış ise de bana iletmemiştir.

Ayrıca defter önüme gelmemiştir. Gelseydi zaten imzam olurdu. Yapılan iş güvenliği toplantısına en son 4-5 sene kadar önce katılmıştım. Bundan sonra toplantılara katılmadım çünkü fabrikanın işveren vekili Asiye Hanım’dır. İmza yetkisi ondadır. MÜSİAD Başkanı olduğum için çok yoğunum. Yaklaşık 3-4 yıldır fabrikaya nadiren gelirim. İş güvenliği uzmanı Aslı Bozkurt’un tespitleri varsa çalışmaya neden devam etti ya da neden durumu deftere yazmadı. Çalıştığı sürece de bana herhangi bir eksiklik bildirmemiştir. Ayrıca fabrikada yılda 3-4 denetim yapılırdı. Kesinlikle bize denetimden önce haber gelmezdi.”

Oysa çalışanlar ifadelerinde denetimlerin bir gün öncesinden kendilerine haber verildiğini söylemişti. İş güvenliği uzmanı da deftere her şeyi yazamadığını açıklamıştı.

Koronavirüs salgını sürecinde işlerin yavaşlatılarak, malzemelerin depoya kaldırıldığını ifade eden Coşkun, “Bu süreçte üretilen malzemenin hangi depoya konulduğunu depocular bilir. Hangi depoda ne kadar iyi mal, malzeme vardı, bunu ben bilmiyorum. Ne kadar ürün stoklandığını da bilmiyorum. Ancak çok aşırı bir yığılma olmamıştır” dedi.

“İŞÇİLER TAZMİNAT PEŞİNE DÜŞTÜ”

Yaşar Coşkun işçilere baskı yapıldığı iddialarını da yalanlarken bazı fabrika işçilerinin ailelerin kazanın hemen arkasından tazminat peşine düştüğünü iddia etti.

Okumaya Devam Et

MEDYA

İLETİŞİM BAŞKANLIĞI’NIN YENİ BİNASINDA “PARSEL PARSEL” GÖKÇEK İMZASI VAR

Yayınlanma Tarihi:

on

HABER ALTERNATİF-ÖZEL HABER

Celal Eren ÇELİK

 

Dün sosyal medyaya ve haber sitelerine düşmesi ile olay olan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın yeni çok katlı binasının kime ait olduğu,kiralanıp kiralanmadığı merak edilirken, binanın Melih Gökçek tarafından FETÖ’ye “Parsel parsel” devredilen araziler üzerine kurulan bir öğrenci yurdu olduğu ve yurda 15 Temmuz sonrası el konulduğu ortaya çıktı.

“Hocaefendinin bir gülüşüne servetimi feda ederim” diyen,FETÖ firarisi Akın İpek’in sahibi olduğu ATLANTİK A.Ş’ye bağlı ATLANTİK EĞİTİM KURUMLARI’na Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından devredilen arazi üzerine dikilen yurt binasının inşaatını da Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin üstlendiği ortaya çıktı.

İŞTE O BİNANIN HİKAYESİ

Ankara’nın en değerli lokasyonlarından bir tanesi olan Çukurambar’da 5 bin 89 metrekarelik arazi 17 Şubat 2006 tarihinde Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi kararıyla “Kentsel Servis Alanı” kullanımından “Kentsel Servis+Konut+Ticaret” kullanıma dönüştürüldü,emsal oranı da 2’den 3’e çıkartıldı.

Bu çok kıymetli arazi uzun süre boş kaldıktan sonra 17 Şubat 2011’de FETÖ firarisi Akın İpek’e ait olan Atlantik Eğitim Yayın Taşımacılık Bilgisayar Ticaret A.Ş’ye 25 milyon TL karşılığında 29 yıl 8 aylığına kiralandı.

ATLANTİK A.Ş bina üzerine yurt yapmak için inşaat planı hazırlayarak arsayı daha geniş kullanmak için imar planında Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne başvurdu ve imar planı ATLANTİK A.Ş’nin isteğine göre özel olarak 21 Ağustos 2011 tarihinde değiştirildi.

Binanın inşaatında Ankara Büyükşehir Belediyesi iş makinalarını ve tüm imkanlarını adeta seferber etti.

15 TEMMUZ DARBESİ SONRASINDA BİNAYA EL KONULDU…

15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan darbe girişimi sonrasında KHK ile el konulan şirketlerden birisi de Akın İpek’in Atlantik A.Ş isimli şirketi olurken,kullanım hakkı Atlantik A.Ş’ye verilmiş olan arsa Hazine’ye,üzerindeki yurt binası ise Milli Emlak’a geçti.

Ancak Gökçek’in bina ile ilgili çabaları bundan sonra da devam etti.

Gökçek,21 Eylül 2016’da Belediye Meclisi’ne aldırttığı karar ile bu kıymetli arazinin Hazine tarafından yeniden Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne devrini yahut eş değer bir başka Hazine gayrimenkulü ile trampa edilmesini yani değiş-tokuş yapılmasını talep etti.

DEVLET BİNAYI BAŞKA BAKANLIKLARA TAHSİS ETTİ…

Ancak bina Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne geri verilmedi…Önce Gençlik ve Spor Bakanlığı’na daha sonra Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na geçen bina son olarak Cumhurbaşkanlığı’na devredildi.

Cumhurbaşkanlığı ise binayı Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın yeni hizmet binası olarak kullanılması için tahsis etti.

CHP’Lİ VEKİL İLE GÖKÇEK BİRBİRİNE GİRMİŞTİ…

Konuyu 2017 yılında gündeme taşıyan CHP Milletvekili Murat Emir ile Melih Gökçek arasında çok sert tartışma yaşanmıştı…

 

 

 

 

Okumaya Devam Et

Popüler

%d blogcu bunu beğendi: