Sosyal Medya Hesaplarımız

ÖZEL HABER

THE FAMILY:”KAVAKÇI HANEDANI”-YAZI DİZİSİ/BÖLÜM 1

Yayınlanma Tarihi:

on

Bugün medyaya düşen bir haber Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Biden görüşmesinde Erdoğan’ın hemen yanıbaşındaki genç bir hanımefendiyi işaret ediyordu…

Herkesin merak ettiği o genç hanımefendi Türkiye’nin son derece yakından tanıdığı Merve Kavakçı’nın ABD vatansdaşlığı almasını da sağlayan eski eşi Ürdün asıllı Ali Ahmad Abushanab’tan olan Fatma Gülham Abusahanab’dı…

Bu kare ile birlikte AKP iktidarı döneminin en önemli “Ailelerinden” birisi olmayı aşarak artık tabiri yerindeyse bir “Hanedan” haline gelen KAVAKÇI AİLESİ yeniden gündeme geldi.

Bizi yakından takip eden dostlarımız KAVAKÇI HANEDANI’nı bundan 2 yıl önce 2019’da kaleme aldığımızı biliyorlar…

Ancak o floodun bir yazı dizisine dönüşmesini okurlarımız çok istese de biz bu karmaşık ve oldukça girift ilişkiler ile dolu yazıyı yoğunluğumuz nedeni ile bir yazı dizisi haline dönüştürememiştik.

Bugün Türkiye’nin gündemine KAVAKÇI AİLESİ yeniden gelince bu dosyanın kapağını kaldırmanın ve KAVAKÇI AİLESİ’ni tüm girift ilişkileri ağı ile bir yazı dizisi yapmanın zamanı geldi diyerek dosyamızın kapağını kaldırdık…

Evet,herkes O’nu Fazilet Partisi’nden Türkiye’nin ilk “Başörtülü milletvekili” seçilmesi sonrası TBMM’deki yemin töreninde yaşanan yemin krizi ile tanımıştı.Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’in “Burası devlete meydan okunacak yer değildir…Lütfen bu hanıma haddini bildiriniz” ifadeleri ile tarihe kazınan o konuşmasını yaptığında Meclis genel kurulu karışmış ve Merve Kavakçı Meclis Genel Kurulu’ndan ayrılmak durumunda kalmıştı.Sonra adeta “Siyasal İslam” geleneğini “Mağduriyet” sembolü haline getirilen Merve Kavakçı önce çıkarıldığı Türk vatandaşlığına geri alındı, hemen sonrasında ise Malezya’ya büyükelçi olarak atandı..

Kendisi ile birlikte kızları,kardeşleri,damadı artık devletin en önemli kadrolarındaydılar…

Peki kimdi ve önemi neydi Merve Kavakçı’nın? Kendisi ve aile efradına gösterilen sadece AKP içerisinde bir “Ahde vefa” örneği miydi? Yoksa Merve Kavakçı bir “sembolden” çok çok daha ötesi miydi?

“Bu kadar peşrev yeter diyelim” ve yazı dizimizin ilk bölümü için konumuza girelim o zaman…

Evet sizler hazırsanız biz de hazırız.İşte başlıyoruz,çayı kahveyi kapan gelsin…

***

Tarih yapraklarını 1974’e sarıyoruz…

1974 yılında Türkiye’de üniversitelerde ilk türban eylemleri kendisini göstermeye başlamıştı.Eylemlerin en yoğun olarak yaşandığı üniversitelerden bir tanesi ise Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ydi.Bu üniversitede eylemlerin bu denli yoğun olarak yaşanmasının en önemli sebeplerinden bir tanesi ise Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi dekanı Prof.Dr.Yusuf Ziya Kavakçı ve aynı üniversitede öğretim görevlisi olarak çalışmakta olan eşi Gülseren Kavakçı’nın protestoları en öne safta destekliyor oluşuydu…

Kızları Merve Kavakçı ile birlikte Erzurum’da yaşayan Gülseren Kavakçı-Yusuf Ziya Kavakçı çifti protestolarda o kadar öne çıkmıştılar ki bir süre sonra Gülseren Kavakçı üniversitedeki görevinden atıldı.

Tarih yaprakları 1982’yi gösterdiğinde ise Prof.Dr.Yusuf Ziya Kavakçı çok “ilginç”(!) biçimde “Yetkilerini keyfi kullanmak” gerekçesi ile üniversitedeki görevine son verildi.1982’de görevine son verilen Prof.Dr.Ziya Kavakçı soluğu Amerika Birleşik Devletleri’nde alacaktı. TEXAS’a giden Prof.Dr.Ziya Kavakçı burada enteresan ilişkiler kurmaya başlamıştı.

O dönem “Cemaat” olarak isimlendirilen FETÖ’nün ABD’de en etkin olduğu eyaletlerden bir tanesi olan TEXAS’ta yine Gülen Hareketi’nin TEXAS’taki en etkin “STK”sı konumundaki Cosmos Vakfı ile çok yakın ilişkileri olan Islamic Association of North Texas’taüst düzey yönetici olarak görev yapmaktaydı etkin bir ilişkiler ağı kurmuştu.

Burada şöyle 2 dakika duralım…

ABD’de kurulu olan ve Dünya’nın en büyük 10 hukuk bürosundan bir tanesi olan bir hukuk bürosu var,adı: K&L Gates…Bu hukuk bürosunun sahibi Bill Gates’in babası William H.Gates…

Geçtiğimiz yıl bu K&L Gates hukuk bürosu önemli bir transfere imza attı ve Lee Stapleton’u bünyesine kattı…Bu değerli avukat Baker&Mc Kenzie Hukuk ofisinden transfer edildi.Transfer olmasını sağlayan ve kendisini “parlatan” olay ise Rıza Zarrab’ı itirafçı olmaya ikna eden avukat olarak tanınması.Baba “Gates”in küresel hukuk firması Zarrab’ı itirafçı olmaya ikna eden avukatı “Transfer” edip sistem içerisinde “ödül” verirken aynı tarihlerde Dünya’nın en zengin insanlarından olan Microsoft’un kurucusu oğul Bill Gates’de ilginç bir bağış yapıyordu…

Bill Gates, hani Merve Kavakçı’nın babası Yusuf Ziya Kavakçı’nın yakın ilişkide olduğu Gülen’e bağlı Cosmos Vakfı vardı ya… İşte bu vakfa Bill-Melinda Gates Fonduation üzerinden tamı tamına 10 milyon 550 bin dolarlık bağış yapıyordu.Devam edelim efendim bu “dip notu” ekledikten sonra…

Öte yandan işte bu COSMOS VAKFI ile yakın ilişkileri olan Islamic Association of North Texas’ın Dallas’ta gerçekleştireceği en önemli proje olan “İSLAM KÖYÜ” projesinin başına da“İmam”sıfatı da eklenerek Yusuf Ziya Kavakçı getirilmişti.1982’de ABD’de TEXAS’a yerleşen baba Yusuf Ziya Kavakçı’nın yanına Ankara Tıp Fakültesi’ni kazanmasına rağmen 2 yıl sonunda “başörtüsü” sebebi ile okulu bırakan kızı Merve Kavakçı gelecektir.

Merve Kavakçı ABD’de kısa süre sonra ABD vatandaşı olan Ürdün asıllı Ali Ahmad Abushanab ile hayatını birleştirerek ABD vatandaşı oldu… Bu Ali Ahmad Abushanab ismini de bir köşeye not edin,döneceğiz zira kendisine….

Tabii ABD vatandaşlığı şu an Sn.Kavakçı Türkiye’nin büyükelçisi olarak görev yaptığı için ayrıca önem arz etmekte…Zira ABD vatandaşı olurken edilen bir yemin var…

Efendim ABD vatandaşı olurken aynen şu cümleler ile yemin ediyorsunuz:“Burada, önünüzde, şimdiye kadar tabiiyetinde bulunduğum her türlü devlet tabiiyeti ve egemenliğini reddettiğime; bundan böyle ABD Anayasası’nı ve yasalarını iç ve dış düşmanlara karşı savunacağıma; ABD’ye bağlılık ve sadakat göstereceğime; kanunun gerektirdiği hallerde ABD ordusuna hizmet vereceğime; kanunun gerektirdiği durumda sivil yönetim altında ulusal önemi olan işlerde çalışacağıma ve bu yükümlülükleri özgür bir şekilde, akıl sağlığım yerinde ve samimi olarak üstleneceğime yemin ederim. tanrı yardımcım olsun”

Evet Merve Kavakçı bu yemini ederek ABD vatandaşı da oluyor ve kısa süre sonra ilk eşi olan Ürdün asıllı Ali Ahmad Abushanab ile de ayrılıyordu…

Zaten sonrası malumunuz Kavakçı Türkiye’ye geliyor, bir anda siyaset içerisinde jet hızı ile yükselerek vekil oluyor,başörtüsü ile kriz çıkartıyor ve FP kapanıp AKP’nin “önü açılırken” de bunun en önemli gerekçelerinden bir tanesi olarak gösterilmekle kalmıyor, AKP’nin yıllarca kullandığı ve üzerinden siyasi prim elde ettiği “Başörtüsü sorununun” ikonik simgesi haline geliyordu…

1999’da TBMM’de başörtüsü ile yemin etme inadı ile yarattığı kriz sonrasında Kavakçı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarılıyordu çıkarılmasına ama soluğu ABD’de alan Kavakçı için “Hikaye” bitmemişti ve”Herşey yeni başlıyordu”…

Şimdi baba ve kız Kavakçı’ların hikayesine şöyle bir virgül koyalım tabii geri dönmek kaydıyla…Şimdi tarih yapraklarını sizinle 1928 yılına sarıyoruz ve Mısır’a uzanıyoruz…

***

Hasan El Banna tarafından Mısır’da siyasal bir hareket kuruluyordu: İhvan-ı Müslimin… Ya da kamuoyunun daha çok bildiği ismi ile “Müslüman Kardeşler”…”Arkadaş biz diyoruz MerveKavakçı,sen kalkmış bize Mısır’ı İHVAN’ı anlatıyorsun” derseniz demeyin efendim “Ne alaka?” değil çok ala…Sabırla okuyunuz..

Örgütlenme modelini cami başta olmak üzere halkın tüm sosyal katmanlarına nüfuz edecek bir modelleme üzerine bina eden İhvan Hareketi spor kulübü-cami ve okul üçgeninde örgütlenmeye başladı ve üye sayısı hızla arttı.38-1940’lı yılların başına gelindiğinde İhvan Hareketi’nin üye sayısı 500 bini bulmuştu…

Ancak “sosyal ve sivil” bir siyasal hareket olarak kalmak İhvan Hareketi için yeterli olmamıştı ve 1948 yılında hareketin silahlı kanadı “Gizli Cihaz” oluşturuldu.Bu gizli yapılanma kısa sürede Mısır’da İngiliz yönetimine karşı bombalama ve suikast eylemlerine girişirken İhvan hareketinin kurucusu Hasan El Banna ise tarih yaprakları 12 Şubat 1949 yılında faili meçhul kişiler tarafından uğradığı suikast ile hayatını kaybetti.Ancak Hasan El Banna’nın yerine geçen Seyyid Kutub ile birlikte İhvan Hareketi Ortadoğu’da bölgesel bir güç olacaktı.

Bu arada Seyyid Kutub’un en önemli özelliği o esnada ABD’de bulunup,Hasan El Benna’nın ölümü sonrası adeta “ithal” biçimde İhvan Hareketi’nin başına geçmesiydi.Yine ilginçtir ama Hasan El Banna öldürüldüğünde ABD’de bulunmakta olan Seyyid Kutub,İHVAN Hareketi’nin aşına geçtiğinde Ortadoğu’da dış politikalarında ABD yerine soğuk savaş döneminde SSCB’yi müttefik olarak tercih etmiş olan BAAS hareketini hedefine koydu…

Yani ABD Soğuk Savaş’ın en sert günlerinde ABD’den giderek İslamcı bir hareketin başına geçen bir lider ile SSCB karşısında Ortadoğu’da yeni bir “bölgesel müttefik” kazanmıştı.Nitekim Mısır’da 26 Ekim 1954’te Nasır iktidarına karşı girişilen başarısız darbe girişimi İHVAN’ın BAAS karşıtlığının zirvesiydi.Bu başarısız darbe girişimi sonrasında tutuklanıp 15 yıl hapse mahkum edilen Seyyid Kutup bir dönem hapisten tahliye edilse de yeniden tutuklanarak 29 Ağustos 1966’da idam edildi.Ama İhvan-ı Müslimin hareketi giderek “siyasal İslamın” ideolojik en büyük önderi konumuna gelmişti ve ABD’nin “finanse ettiği” Afgan mücahitlerin ve daha sonra El Kaide’yi kuracak Usame Bin Ladin’in “İdeolojik idolü” yine Seyyid Kutub olacaktı…

***

1960’lar Türkiye’sine dönelim şimdi isterseniz…

1960’lar ile birlikte Türkiye’de sol dalga yükselişe geçerken bu dalganın kırılması için bir şeyler yapılması gerekliydi ve MİT bu konuda çözümü Seyyid Kutup’ta bulmuştu.Seyyid Kutub’un ABD’de yazdığı “İslam’da Sosyal Adalet” isimli kitabı Türkçe’ye çevrildi.. Bu görevi yerine getiren İsim ise ilginç bir kişilik oldu:Fethullah Gülen’in koruyucusu olan dönemin Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Yaşar Tunagür…

Bu arada Hasan el Benna’nın damadı Said Ramazan, Said-i Nursi ile bir araya getiriliyordu…

(KAYNAK:SONER YALÇIN:İHVAN SEVGİSİ BAŞIKLI KÖŞE YAZISI-19.06.2019 SÖZCÜ GAZETESİ)

Yaşar Tunagür aynı zamanda Gülen’in izine ilk rastladığımız Komünizmle Mücadele Dernekleri’nin de kurucusu,Komünizmle Mücadele Dernekleri’nin arkasında ise CIA varZira CIA “Siyasal İslam projesini 1960’larda başlatmış ve bunu da Münih’teki operasyon merkezinden yürütmekteydi.

’60’larda Tüm Dünya’da sol yükselirken ABD “Müslüman Kardeşlerin” her anlamda yolunu açarak özellikle Müslüman coğrafyasında bu örgütü sol yükseliş karşısında bir duvar olarak “Kullanıyordu”.Ama Türkiye’de “Siyasal İslam”ın zemini de meraklısı da çoktu. Başta Gümüşhanevi Tekkesi’ne bağlı kadrolar olmak üzere siyasal İslamın iktidarını hedefleyen isimler bir araya geldiler…MSP ile birlikte Türkiye’de “Siyasal İslam” artık partileşmişti.

***

Tarih yapraklarını bu kez 1989’a sarıyoruz…

ABD 1991’de SSCB’nin yıkılacağını 1989’dan yıllar önce görmüştü ve dış politikasını da buna göre yeniden dizayn ediyordu.Ortadoğu ise ABD için hayati önem arz eden bir coğrafyaydı ve 1989 yılında Pentagon CIA’nın yan kuruluşu olarak faaliyet gösteren Rand Corporation’dan “Türkiye’de Siyasi Radikalizmin Geleceği” konulu bir rapor istedi…

ABD, “Radikal” değil kontrol edilebilir “Ilımlı İslam” projesi için düğmeye basmıştı.RAND CORPORATION bu raporu hazırlamak için Graham Fuller ve Paul Hanze gibi Türkiye ve Ortadoğu’nun çok yakından tanıdığı isimler öncülüğünde bir komisyon hazırlayarak 79 sayfalık bir rapor hazırladı…

Raporun son bölümü aynen şu şekildeydi: “Türkiye’de İslam’ın yükselmesi olgusuna dikkatli ve seçici bir şekilde yaklaşılmalıdır. Ancak, ihtiyatlı ve alçak perdede kalarak Amerikan çıkarlarına en iyi hizmet mümkündür. İslam’ın rolünü etkileme konusunda en ufak bir açık Amerikan girişimi, ABD’nin çıkarlarına hizmet etmez. Yönetim konuya dönük politikalarını formüle ederken hem Türkiye’de laik modeli destekleyen, hem de İslami güçlerle açık bir çatışmadan kaçınan nazik bir denge yakalamak durumundadır. Öte yandan, Türkiye’deki irticanın başlıca dış politika amacı, Türki¬ye’nin Batı ile ilişkilerinin gerginleşmesidir. O halde ABD bu olasılığı en azına indirmeye çalışmalıdır. Türkiye’ye NATO çerçevesinde daha fazla yükümlülükler verilmeli, NATO stratejileri konusunda Türk resmi makamlarına daha fazla danışılmalıdır. İkincisi, ABD laik devlet şeklini desteklerken Türkiye’de ki Amerikan menfaatlerine daha iyi hizmet edecek politikalar geliştirme olanağı güçtür.Buna ek olarak İslami hareketin ılımlı üyeleri ile ihtiyatlı ve gayri resmi temaslar kurulması öğrenme süreci için yararlı olabilir.”

Özellikle “Buna ek olarak…” diye başlayan son cümleyi tekrar tekrar okumakta fayda var zira eski Maliye ve Hazine Bakanımız Berat Bey’in tabiri ile “Burası çok önemli”. Ayrıca aynı raporda “Cesur,ekonomik güce sahip kanaat önderleri yaratılmalı” notunu taşıdığını da ekleyelim buraya.Zaten bir süre sonra o “kanaat öderi” Papa 2.Jean Paul ile görüşecektir ve adı da Fethullah Gülen’dir…

Türk siyasal hayatında ise ne oluyorsa oluyor ve raporun hazırlanmasından 2 sene sonra Refah Partisi ile birlikte günümüze değin sürecek “Siyasal İslam” adeta şahlanıyordu…

***

Ancak bir sorun vardı, Necmeddin Erbakan ABD ile “birebir uyumlu” çalışmayı reddediyordu… Ve sorun çözülmeliydi…68-RAND CORPORATION’un raporunun son kısmında yer ala “İslami Haketin ılımlı üyeleri ile ihtiyatlı ve gayrı resmi temaslar kurulması…” maddesi hayata geçirilecekti…

20 Ekim 1996 tarihli AYDINLIK DERGİSİ “ABRAMOWITZ TAYYİP’İ ERBAKAN’IN YERİNE HAZIRLIYOR” manşeti ile çıkmıştı.

Abramowitz’i Erdoğan ile tanıştıran ise daha sonra bu başarılı çalışması karşılığında RAND CORPORATION’da “sataja” gönderilip,dönüşünde “TEPEDEN İNME” biçimde Milliyet’te işbaşı yaptırılan şimdinin bağımsız (!) gazetecisi Ruşen Çakır’dı

(KAYNAK:13.10.2012-Aydınlık-M.Ali Güller)

Çakır, o kadar bağımsızdı ki, SOROS’un vakfı olan AÇIK TOPLUM VAKFI’nıjn Danışma Kurulu üyesi olup, bu vakıfın en büyük partnerlerinden yine SOROS bağlantılı ve PKK’ya bazı STK’lar üzerinden mali destek sağladığı devletin MASAK raporlarında belgelenmiş olan Cherest Vakfı’ndan internette yayın yapan Medyascope TV’si için 2016 yılında 99 bin 960 Dolar,2017 yılında 129 bin 960 Dolar,2018 yılında 116 bin 760 Dolar, 2019 yılında 65 bin 376 Dolar ve 2020 yılında 65 bin Dolar olmak üzere son 5 yılda toplamda yaklaşık 500 bin Dolar “hibeyi” fon olarak alıyordu…

Bu esnada Fazilet Partisi’nde işler karışıyordu…

Abdullah Gül ve Tayyip Erdoğan önderliğindeki yenilikçi kanat Erbakan’a bayrak açıyorlar ama kongreyi kaybediyorlardı.73-İşte tam da bu sıralarda Merve Kavakçı ismi yeniden gündeme gelecekti zira başörtüsü ile kriz yaratan Merve Kavakçı’nın başka konuşma ve eylemleri de Fazilet Partisi’nin kapatılması için gerekçe gösterilen en önemli sebeplerden biriydi.

Ve neticede Fazilet Partisi kapatılıyor,AKP kuruluyor,Türkiye’de bir dönem bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmayacak şekilde değişiyordu.İlginçtir o dönemlerde Erdoğan ve Milli Görüş çizgisi ile kanlı bıçaklı olan Perinçek ekibi ve AYDINLIK’ın,şimdi kolkola girdikleri AKP için yazdığı herşey harfiyen 5 sene içinde gerçekleşiyordu.

Biz yeniden ABD’ye baba kız Kavakçı’ları bıraktığımız tarih olan yıllara…

ABD Ilımlı İslam Projesi için 2 ayaklı bir model öngörmekteydi RAND CORPORATION RAPORUNDA…Bunlardan birisi siyasal kadrolar, bir diğeri ise “Ekonomik gücü olan kanaat önderleri “O “kanaat önderinin” ise Gülen olduğunu yazmıştık.Gülen için ABD her türlü kapıyı açmıştı.

Merve Kavakçı ise vatandaşlıktan çıkarıldıktan sonra ABD’ye kendi tabiri ile “İkinci kez hicret” ediyordu… (28 ŞUBAT 2012-TGRTHABER-KONUŞMAK LAZIM PROGRAMI)

Kavakçı bir yandan Harvard Üniversitesi’nde yüksek lisans ve doktora yapıyor, bir yandan ise ABD’de bulduğu her fırsatta kendisine sağlanan imkanlar ile katıldığı panellerde Türkiye’de insan hakları ve inanç hürriyetinin olmadığına dair konuşmalar yapıyordu.

***

İşte Kavakçı bu panellerde Türkiye aleyhine konuşmaları yaparken ABD’de Becket Foundation isimli bir NGO yani STK çıkmaktadır karşımıza…

“Dini Özgürlükler” konusunda misyoner gibi çalışmak olarak misyonunu açıklayan Becket Fondation Kavakçı ile “yakından ilgilenmektedir”Becket Fondation ile Merve Kavakçı’nın ilişkileri 2005 yılında çok daha sıkılaşmıştır.Hatta Becket Fondation 2005 yılında Kavakçı’nın TBMM’de mecliste “yemin krizine” neden olduğu gün taktığı baş örtüsünü ABD Kongresinde “Body of Belied” sergisi kapsamında “sergilemiş” Kavakçı kongre üyeleri ile çok samimi pozlar vermiştir.84-Ama Becket Fondation dediğimiz zaman şöyle 2 dakika duracağız. “Nedenmiş o?” derseniz bu Becket Foundation’un yönetiminde 2 çok kritik isim var…

Birincisi William P. Mumma.. .

Bu isim Becket Foundation’un tepesindeki isim ve CEO.İkincisi Becket Foundation’un “İcra Başkanı” konumundaki Mark Rienzi.Şimdi neden bu 2 ismi saydık ? Anlatalım efendim…

Bu saydığımız isimlerden vakfın CEO’su William P. Mumma ve “ İcra Başkanı” konumundaki Mark Rienzi’nin bir ortak noktası var: Georgetown Üniversitesi.Vakfın CEO’su William P. Mumma bu üniversiteden mezun ve halen Georgetown Üniversitesi ile yakın ilişkilerini sürdürmekte “İcra Kurulu Başkanı” Mark Rienzi ise aynı üniversitenin belki de en çok “özel toplantı” daveti alan kimilerinde tebliği sunan kimilerinde açık konferanslar veren ismi…

“Arkadaş biz diyoruz Merve Kavakçı sen diyorsun yok Becket Foundation, yok Georgetown Üniversitesi” diyorsanız demeyin zira kazın ayağı öyle değil. Şimdi Merve Kavakçı’nın özgeçmişine baktığımız zaman ABD’de bulunduğu süre içinde 2009 yılına kadar Türkiye’deki insan hakları ve inanç hürriyeti ihlallerini anlattığı onlarca panelin arasında 2003’de Harvard University Kennedy School of Government’da Kamu Yönetimi Yüksek Lisans eğitimini tamamladığını,2007’de Howard University’de Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Doktorasını aldığını,2004-2014 yılları arasında George Washington University Elliott School of International Affairs’de öğretim üyeliği yaptığını görüyoruz…

Tabii bakın bu arada Georgetown bağlantılı isimlerin yönettiği Becket Foundation ile ilişkiler sıkılaşmış,Kavakçı ise görünüşe bakılırsa çok parlak da bir akademik kariyer yapmış…

***

Tarih yapraklarını 2009 yılına doğru sarıyoruz bu kez…

Bu tarihte ABD’de de bir “DÜNYA’NIN EN ETKİLİ 500 MÜSLÜMANI” listesi yayınlanıyor ve bu liste çok ses getiriyor.Peki efendim kimler var bu listede?Listeye Erdoğan 5.sıradan girerken,13.sırada Fethullah Gülen listede,Abdullah Gül 28.sıradan, Ekmeleddin İhsanoğlu ise 40.sıradan listede…

Başka kim var listede? Bingo! Merve Kavakçı’yı da 2009 yılında –ki o dönemde Harvard’da Yüksek lisansını bitirip doktorasını yeni almış bir akademisyen kendisi- DÜNYANIN EN ETKİLİ 500 MÜSLÜMANI listesinde görüyoruz.Hangi çalışması ve “ağırlığı” ile bu listeye girdiğini bilemiyoruz ama listeyi yapanlara biraz bakınca durum daha da ilginç bir hal alıyor.Efendim bu DÜNYA’NIN EN ETKİLİ 500 MÜSLÜMAN’I listesini kim yapıyor dersiniz? Bu Becket Foundation’un CEO ve İcra Kurulu Başkanı ile ilişkilerini yukarda anlattığımız Georgetown Üniversitesi…

Şimdi tabii Georgetown Üniversitesi deyince de şöyle iki dakika durmak gerekiyor…Neden mi? Daha önce yazdık ama okumayan dostlarımız için tekrar anlatalım…

Bu Georgetown Üniversitesi,Fethullah Gülen’in ABD’de en fazla mali yardım vefon aktardığı üniversite olarak bilinmesi ile meşhur…Ama çok daha enteresan özellikleri de var “ABD’YE DEVLET ADAMI YETİŞTİRMESİ” (büyükelçi,ütdüzey bürokatv.s) ile ünlü bu okulun.Şimdi bu güzide üniversitemizde bir “merkez” var…İsmi: Müslüman-Hristiyan Diyalog Merkezi… Merkezin kurucu finansmanını sağlayan ise Suudi Prensi Prens Prens El-Velid Bin Tallal.Tam 20 milyon dolar ile kuruluşunu finanse ediyor bu merkezin..

Bu “merkezin” başında da John Lee Esposito diye bir “Beyefendi” var. Bu bey FETÖ elebaşı Gülen’in Green Card alması için CIA üst düzey yöneticilerinden Graham Fuller ve Poul Hande ile referans olan kişi.İlginç mi geldi?Daha yeni başladık efendim…

Şimdi bu John Lee. Esposito beyefendi bu “Merkezde” Fethullah Gülen ve Gülen Hareketi için övgüler düzülen sempozyumlar tertip ediyor…

Bir de bakıyoruz bu Esposito bol bol Rumi Forum diye bir kuruluştan ödül alıyor bu kuruluşun etkinliklerinde boy gösteriyor.Peki nedir,neyin nesidir bu Rumi Forum?Anlatalım efendim…

Bu Rumi Forum,FETÖ’nün “Dinlerarası Diyalog” projesini yürütmek için kurduğu ve ciddi manada finanse ettiği NGO/STK…107-Şimdi bir bakıyoruz bu son derece faal çalışan Rumi Forum bir süre sonra bir Washington Temsilciliği açıyor.Kim dersiniz temsilci?Bingo!Bu Bay Esposito!

Bu Mr.Esposito’nun başkanı olduğu Georgetown Üniversitesi’ndeki Müslüman-Hristiyan Diyalog Merkezi vardı ya…Ha işte bu merkezde çalışmalarını sürdürürken bu Mr.Esposito kendisinin en yakınında kim var dersiniz?Tanıdık bir isim:İbrahim Kalın.

Hatta o kadar yakınlar ki “İSLAMOFOBİ” ismi ile ortak bir kitap bile yazıyorlar…

İşte bu “güzide” üniversitemizin hazırladığı DÜNYA’NIN EN ETKİN 500 MÜSLÜMANI listesini Esposito ile birlikte İbrahim Kalın hazırlıyorlar…

Tabii ki İbrahim Kalın da listede!Mesela hani şu meşhur RAND CORPORATION’un hazırladığı ve yukarıda bahsettiğimiz 1989 tarihli raporun hazırlayıcılarından ve bir dönem CIA Türkiye İstasyon Şefi olan olan Paul Hanze Türkçe’yi anadili gibi bu Georgetown Üniversitesi’nde öğreniyor…

(KAYNAK:EROL BİLBİLİK,DERİN DÜNYA DEVLETİNİN ADAMLARI)

Şimdi bakın boşuna demiyoruz bu Georgetown Üniversitesi deyince iki dakika durmak gerekir diye.Şimdi bu üniversitenin organik bağı olan başka merkezler de bulunmakta.Edgar Hoover Enstitüsü,CSIS,Küresel Barış Enstitüsü gibi.Bu merkezlerde ise “Türkiye uzmanlığı” ile meşhur CIA ajanları Dr. Chomsky, Henri Barkey, Paul Henze, Graham Fuller, Dr. Michael Gunter, Richard W. Murphy, Francis J. Ricciardone başlıca görev yapan isimler…

Kavakçı’nın ABD’de bu isimlerle Georgetown Üniversitesi üzerinden irtibat içerisinde olduğunu Türkiye’de ilk iddia eden ise geçtiğimiz yıllarda ADD Isparta Şubesi Kurucu Başkanı Mahmut Özyürek olmuştu.

İşte bu Georgetown Üniversitesindeki Müslüman-Hristiyan Diyalog merkezinin 2008 yılında yani o meşhur DÜNYA’NIN EN ETKİN 500 MÜSLÜMAN’I listesinin hazırlanmasından sadece aylar önce bir “misafiri” vardı konuşmacı olarak…

Ve o “misafirin” adı Merve Kavakçı’ydı..

***

“KAVAKÇI HANEDANI” köklerini ABD’de salmaya başlamıştı bile…

Evet efendim “KAVAKÇI HANEDANI”nı anlatmaya başladığımız yazı dizimizin ilk bölümünün burada sonuna geldik…

Yazı dizimizin 2. bölümünde ise yarın gece birlikte olacağız…

Bu yazı dizisini okumaya devam edin,daha çook şaşıracaksınız daha çook başınız dönecek…

________________________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan, bağımsız ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan, Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir, DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

KRİPTEKS E-DERGİ YILLIK ABONELİK LİNKİ:

https://shopier.com/1354512

 

Yorum yapmak için tıklayın

Bir Cevap Yazın

ÖZEL HABER

YANGIN SÖNDÜRME UÇAĞINA PARA YOK AMA MİLYONLUK MAKAM ARACINA BÜTÇE VAR

Yayınlanma Tarihi:

on

HABER ALTERNATİF-ÖZEL HABER

Celal Eren ÇELİK

Türkiye’nin dört bir tarafında devam eden orman yangınları kontrol altına alınamazken, özellikle THK’nın elindeki uçak filosunun “4 milyon Dolar yatırım gerekli” denilerek kullanılamaması çok büyük tepki çekmişti.

THK’nın elindeki uçaklara bu yatırımın yapılmasını sağlamayan, kendi uçak filosunu ise kurmayan Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Orman Genel Müdürlüğü bünyesinde kullanılmak üzere milyonluk makam araçları satın aldığı ortaya çıktı.

Orman Genel Müdürlüğü bünyesinde kullanılmak üzere satın alınarak 28 bölge müdürlüğüne gönderilen makam araçlarının markası ise TOYOTA LAND CRUSİER PRADO. Bu marka ve model jeeplerin bayi satış fiyatı ise 2 milyon 156 bin TL.

Adana,Amasya,Ankara,Antalya,Artvin,Balıkesir,Bolu,Bursa,Çanakkale,Denizli,Elazığ,Erzurum,Eskişehir,Giresun,Isparta,İstanbul,İzmir,Kahramanmaraş,Kastamonu,Kayseri,Konya,Kütahya,Mersin,Muğla,Sakarya,Şanlıurfa,Trabzon ve Zonguldak Orman Bölge Müdürlüklerine teslim edilen makam araçları kullanıma girdi.

ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İÇİN SKANDAL İDDİALAR…

Ancak Orman Genel Müdürlüğü içerisinde yaşanan skandallar bununla da sınırlı değil.

İddialara göre Orman Genel Müdürlüğü bünyesine ayrılan “Yangın ödenekleri” bölge müdürlüklerinde usülsüz biçimde kullanılmakta. Yangın ödeneklerinden aktarılan parayla tüm işletme müdürlerinin odalarına dev ekran TV’ler alındığı ve yangın ödeneğinden usulsüz şekilde amacı dışında pek çok harcama yapıldığı belirtiliyor.

Yangın ödeneklerinin aktarımının yasal olarak 177’ye yapılması gerekirken bu usulsüz kullanımın son derece yaygınlaştığı ve yangın ödeneği içinden yapılan alımlar için “Bir tane 177’ye,bir tane bölge müdürüne,1 tane işletme müdürüne” şeklinde bir söylemin yaygın biçimde kullanıldığı ifade ediliyor.

Öte yandan yangın ödeneği üzerinden orman bölge müdürleri ve işletme müdürlerinin kendilerine özel yaptıkları satın almaların devletin demirbaş kaydına da işlenmediği gelen bilgiler arasında.

________________________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan, hiç bir kurum, kuruluş yahut kişiden “Fonlanmadan”, “tam bağımsız” ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan, Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir, DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

KRİPTEKS E-DERGİ YILLIK ABONELİK LİNKİ:

https://shopier.com/1354512

HABER ALTERNATİF’İN ANDROİD CİHAZLAR İÇİN ÜCRETSİZ MOBİL UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN:

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.haberalternatif.dro

Okumaya Devam Et

ÖZEL HABER

CUMHURBAŞKANI “ÇAY ATSIN” DİYE ZORLA GÖTÜRÜLMÜŞLER!

Yayınlanma Tarihi:

on

HABER ALTERNATİF-ÖZEL HABER

CELAL EREN ÇELİK

Tüm Türkiye yurdun 4 bir yanından gelen orman yangınları haberleri ile sarsılırken AKP iktidarının beceriksiz politikaları sonrasında çok sayıda ormanlık alan yok olurken, kasabalar alevler ile boğuşuyor.

Dün yangın alanlarını “Havadan” inceleyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan akşam saatlerinde ise Marmaris’e geçmişti. Erdoğan’ın burada kendisini dinleyenlere otobüsün üzerinden “Çay atması” büyük tepki ile karşılanırken, Erdoğan’ın yangınlar devam ederken yaptığı bu hareketi yabancı basında bile haberlere konu olmuştu.

Erdoğan’ın “Çay atması” kadar yangın devam ederken Erdoğan’ın konuşmasını dinlemeye giden ve çay alan kişiler de eleştiri oklarının hedefi olmuştu.

Dün gece yaşanan “Çay atma” olayının perde arkasındaki gerçeklere ise HABER ALTERNATİF ulaştı.

ORMAN MÜDÜRLÜĞÜ ÇALIŞANLARI ZORLA GETİRİLMİŞ!

HABER ALTERNATİF’in güvenilir kaynaklardan edindiği bilgilere göre Erdoğan’ın Marmaris’e gelmesinden yaklaşık 2 saat önce Marmaris Orman İşletme Müdürlüğü’nün “Yangın nöbetinde” bulunan idari personeline Erdoğan’ı karşılamaya gidileceği tebliğ edildi.

Yangın nöbetinde olan Marmaris Orman İşletme Müdürlüğü idari personeli ise yangınla mücadele için alanda olan Orman Müdürlüğü çalışanlarının koordinasyonu, yiyecek içeceklerinin temini gibi konuların aksayacağı gerekçesi ile Erdoğan’ı karşılamaya götürülmeleri kararına tepki göstererek kabul etmediler.

Ancak daha sonra bu idari personele AKP’ye yakınlığı ile bilinen TOÇ BİR SEN tarafından baskı uygulandı ve bu sendikaya bağlı Marmaris Orman İşletmeleri Müdürlüğü personeline eğer Erdoğan’ı karşılamaya gitmezlerse 60 saatlik “Yangın nöbet paralarının” ödenmeyeceği söylendi ve bu sendikaya bağlı çalışanlar üzeri kapalı şekilde işleri konusunda da “Uyarıldılar”…

Bunun sonucunda Marmaris Orman İşletme Müdürlüğü’nün “Yangın nöbetinde” bulunan ve o esnada orman yangını ile sahada mücadele veren personelin koordinasyonunu ve iaşesini sağlamakla yükümlü olan personeli mecbur bırakılarak Erdoğan’ı karşılamaya götürüldü.

SORUYORUZ… 

Şimdi buradan AKP’li yetkililere ve AKP’ye yakın TOÇ-BİR SEN’e soruyoruz:

1-Dün gece Marmaris Orman İşletmeleri Müdürlüğü personeli açıkça mobbing uygulanarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı karşılamak için görevlerinden alıkonularak karşılamaya götürülmüşler midir?

2-TOÇ-BİR SEN sendikası haklarını savunmakla mükellef olduğu Marmaris Orman İşletmeleri Müdürlüğü’nde kendisine bağlı personeli “Karşılamaya gelmemesi halinde yangın nöbet paralarının ödenmemesi” ile tehdit etmiş midir?

3-Bu personelin Cumhurbaşkanını karşılamaya gitmesi sonrasında sahada alevler ile mücadele eden orman müdürlüğü personelinin koordinasyonu ve yiyecek-içecek ihtiyaçlarında,iaşelerinde her hangi bir aksama yaşanmış mıdır?

4-TOÇ-BİR SEN dışında her hangi başka bir sendikaya bağlı idari personele de bu baskı yapılmış mıdır? Yapıldıysa bu sendikalara bağlı idari personel de Cumhurbaşkanını karşılamaya “Dikte edilerek” götürülmüş müdür?

________________________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan, hiç bir kurum, kuruluş yahut kişiden “Fonlanmadan”, “tam bağımsız” ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan, Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir, DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

KRİPTEKS E-DERGİ YILLIK ABONELİK LİNKİ:

https://shopier.com/1354512

HABER ALTERNATİF’İN ANDROİD CİHAZLAR İÇİN ÜCRETSİZ MOBİL UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN:

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.haberalternatif.dro

 

 

 

 

Okumaya Devam Et

ÖZEL HABER

BİR “ÇÖKÜŞ”ÜN ANATOMİSİ: TÜRK HAVA KURUMU

Yayınlanma Tarihi:

on

Celal Eren ÇELİK

Tüm Türkiye adeta bir yerlerden “Düğmeye basılmışçasına” alev alev yanar ve orman yangını haberleri peşi sıra pek çok ilden birden gelirken Türk Hava Kurumu ise yeniden tartışmaların odağına oturan kurum oldu.

Zira AKP döneminde THK alanında uzmanı olduğu yangın söndürme ihalelerinden ihale şartnamesinde yapılan bir değişiklik ile saf dışı edilmişti. Yeni ihale şartnamesine göre yangın söndürme uçakları için 5 bin litre su taşıma özelliği şart koşulurken THK’nın elinde olan yangın söndürme uçakları 4 bin 900 litre kapasiteli olduğu için ihalelere katılamaz hale gelmişti.

THK’na atana  kayyum heyeti ise adeta bu sürecin üzerine “Tüy dikerek” kurumun tüm pilot ve teknisyenlerini işten çıkartarak uçakları hangarda çürümeye terk etmişti.

İşte bugün gelinen noktada THK ve THK’nin başında bulunup memleket cayır cayır yanarken “Düğüne gittiğini” açıklayan THK Kayyum Heyeti Başkanı tartışmaların odak noktasına otururken gözden kaçırılan bir nokta var.

Gözlerden kaçan bu nokta ise Türk Hava Kurumu’nun bugün geldiği durumun AKP iktidarı ile birlikte kurumun adının yolsuzluk,zimmet,rüşvet gibi pek çok olaylar ile birlikte anılıp adeta “Sistematik olarak” içinin boşaltıldığı bir sürecin “Sonucu” olması.

Yani THK konusunda bugün kamuoyunun gündemine gelen tartışmalar bir “Sonuç”

Aşağıda okuyacaklarınız ise bir kurumun nasıl olup da içinin boşaltıldığını,hangi ilişkiler ile adeta tarumar edildiğini içiniz burkularak okuyacağınız bir “Trajedi hikayesi”…

Evet “Bu kadar peşrev yeter” diyoruz ve yazımıza geçiyoruz…

***

Tarih yaprakları 18 Ekim 2009’u gösterdiğinde THK 40. Genel Kurulu’nu gerçekleştirmektedir.

Genel Kurul’da THK Isparta Şube Başkanı  Zafer Çağlar ile emekli Hava Pilot Tümgeneral Osman Yıldırım’ın aday olduğu seçimlerde Yıldırım, 441 geçerli oyun 308’ini alarak THK Genel Başkanlığına seçiliyordu…

THK’da yapılan bu Genel Kurul Sonrasında neler yaşanacağından ise Osman Yıldırım’ın başkanlığı için oy kullanan hiçbir delegenin haberi yoktu…

Osman Yıldırım THK Başkanlığı seçilmesinin ardından kısa bir süre geçtikten sonra Türk Hava Kurumu Vakfı’nı kurdurdu.  Zira “Vakıf” demek “Ticari iştirak” demekti.

Osman Yıldırım “Ticareti” sevmişti… Peş peşe şirketler kurmaya başladı. Ancak kurduğu şirketler oğlu Emre Yıldırım başta olmak üzere, eşi ve kantincisi üzerineydi.

Kurulan şirketlere THK’nın en önemli ticari iştiraki olan GÖKÇEN HAVACILIK üzerinden milyonlarca dolar aktarıldı.

Yetmedi Osman Yıldırım oğlu Emre Yıldırım’in 107 bin TL tutarındaki düğün masraflarını da THK bütçesinden karşıladı. Bu para THK’dan Osman Yıldırım’ın oğlu Emre Yıldırım adına kurulmuş olan ASAY SAVUNMA ŞİRKETİ’ne aktarılmış ve düğün harcamaları bu para ile yapılmıştı.

Tüm bunlar devletin resmi MASAK raporlarına giriyordu ve en sonunda THY Denetim Kurulu ve MASAK incelemeleri sonucunda Osman Yıldırım ile oğlu Emre Yıldırım 2 Kasım 2015 tarihinde tutuklanarak hapse konuluyordu.

Bu arada hakkında hazırlanan iddianamede rüşvet ve yolsuzlukla yargılanan Osman Yıldırım’ın 2014 yılında HSYK üyeliğine aday olan Ankara Batı Adliyesi eski Başsavcısı Murat Gökçe’nin ağabeyi Mustafa Gökçe’yi işe alarak THK’da Teftiş Kurulu Başkanı yaptığı ortaya çıktı.

Murat Gökçe, 15 Temmuz’daki darbe girişiminin ardından HSYK tarafından açığa alınırken ağabeyi Mustafa Gökçe ise yeni THK Başkanı Kürşat Atılgan tarafından önce Gökçen Havacılık’a gönderildi.

Kaynak:Bağımsız Havacılar internet sitesi-FETÖ’CÜLER TÜRK HAVA KURUMU’NDA CİRİT ATMIŞ başlıklı haber-27 Temmuz 2016

Ancak Osman Yıldırım hapisteyken de THK’ya “Atamalar” yapmayı sürdürüyordu!

Osman Yıldırım kurduğu THK VAKFI’nda 2020 yılına kadar devem eden Mütevelli Heyeti Başkanlığı yetkisini kendi eline almıştı. Buradaki yetkisi ise gerek THK Üniversitesi gerekse THK’ya atama yapmasına olanak veriyordu.

İşte hapse girmesine rağmen bu görevinden istifa etmeyen ve yetkileri elinde tutmaya devam eden Osman Yıldırım hapishaneden verdiği talimatlar ile kardeşi İbrahim Yıldırım’ın “Ballı maaş” ile THK Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başdanışmanı, eşinin estetik doktoru olan Tacettin Güçer’i ise THK Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı olarak atıyordu! Tacettin Güçer ise FETÖ’nün en önemli yüksek öğretim kurumu olan ve 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında kapatılan TURGUT ÖZAL ÜNİVERSİTESİ’nde Anabilim Dalı Başkanı’ydı!

Bu arada kuruluşundan itibaren THK Üniversitesinde ve tabii ki Osman Yıldırım döneminde Rektör olan isim Prof. Dr. Ünsal Ban’dı.

THK vakıf üniversitelerinde maksimum Rektör o dönem için 25 bin TL alırken Prof.Dr. Ünsal Ban’a “Ek dersler ile birlikte” tamı tamına 110 bin TL aylık maaş ödüyordu.

2015 yılında Prof.Dr. Ünsal Ban AKP’den milletvekili adayı olmak için görevinden istifa etti ama listeye alınmadı. Ancak AKP’de 2015 yılında Erzurum’dan Milletvekili adayı olan bir başka isim daha vardı: Zehra Taşkesenlioğlu…

Zehra Taşkesenlioğlu 2015 seçimlerinden başlayarak AKP’nin Erzurum Milletvekili seçildi,parti içerisinde giderek yükseldi,etkinliği arttı ve en sonunda AKP MKYK üyesi seçildi.

Zehra Taşkesenlioğlu 29 Nisan 2019 tarihinde görkemli bir düğünle evlenirken nikah şahitleri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Aile Ve Sosyal Politikalar Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk,  Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Eski TBMM Başkanları Binali Yıldırım, İsmail Kahraman, Sağlık eski Bakanı Recep Akdağ, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz, eski Kalkınma Bakanı Lütfü Elvan, eski Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli ve Fatma Betül Sayan Kaya oluyordu.

Şimdi “Arkadaş sen bize THK’yı anlatıyordun bize ne Zehra Hanım’ın düğününden,Allah mutlu mesut etsin” diyorsunuz büyük ihtimalle ama kazın ayağı öyle değil…

Zira Zehra Taşkesenlioğlu o gece THK Üniversitesinin “110 Bin TL” maaş alan rektörü Prof.Dr. Ünsal Ban ile evleniyordu!

Bu arada Zehra Taşkesenlioğlu’nun ağabeyi, Ünsal Ban’ın kayınbiraderi olan Ali Fuat Başkesenlioğlu’nun ise eski HALK BANK Genel Müdürü, yeni Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı olduğunu hatırlatalım…

Ayrıca CEO’luğunu ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eski başdanışmanlarından Ömer Özbay’ın yaptığı VERUSA HOLDİNG’in ise başta Tokat olmak üzere Türkiye’de pek çok altın madeni iletmesinin sahibi olduğunu ve Prof.Ünsal Ban’ın bir dönem VERUSA HOLDİNG’in Yönetim Kurulu üyesi olduğu da dip not olarak buraya bırakalım.

Peki bu hakkında tonla “Şaibe” iddiası olan ve bu iddialar belgeler ile devletin raporlarına yansıyan THK Başkanı Osman Yıldırım’a ne oldu dersiniz?

Yaklaşık 1 sene tutuklu kaldıktan sonra birden bire serbest bırakıldı. Ama hakkındaki davalardan aklanmadı, hakkında kamu davası açıldı.Yargılanma süreci devam etti.

Hakkındaki tüm bu iddialar ve devletin resmi belgelerine yansıyan yolsuzluk ve usulsüzlüklere rağmen kendisi 2018 yılında, hakkındaki hukuki süreç devam ederken THK’ya yeniden Genel Başkan adayı oldu!

Şaka gibiydi ama bu memlekette bu yaşandı..

THK açıkça “Soyuluyordu”…

***

2015 yılı THK için önemli bir yıldı zira THK yeni Genel Başkanını belirleyecekti…

Osman Yıldırım’ın kuruma verdiği büyük zararın yeni yönetim tarafından düzeltileceğine olan büyük bir inanç vardı.

Ve 11 Ekim 2015 tarihinde yapılan Genel Kurul’da geçerli oyların 324’ünü alan Kürşat Atılgan THK’nın yeni Genel Başkanı olarak seçiliyordu.

THK Kurumuna Genel Başkan olan Kürşat Atılgan TSK’dan Hava Tümgeneral olarak emekli olduktan sonra MHP Milletvekilliği yapan bir isimdi.

Kürşat Atılgan göreve gelir gelmez THK’daki tüm yetkileri kendisinde topladı.

Kürşat Atılgan döneminde THK’da “Enteresan” şeyler de olmaya başladı.

THK Üniversitesi Mütevelli Heyeti’ne SBK Holding’in sahibi Sezgin Baran Korkmaz dahil edildi. Kürşat Atılgan’ın oğlu Buğrahan Korkmaz ise Sezgin Baran Korkmaz’a ait BORAJET’te çalışıyordu!

Kürşat Atılgan THK Üniversitesi için ilginç bir isim önerdi: Eski MHP Milletvekili Prof.Dr. Alim Işık.

Alim Işık ismi neden enteresan diyecek olursanız bu “Enteresanlığı” Işık’ın özellikle vekilliği döneminde FETÖ’ye karşı yaklaşımında ve açıklamalarında bulmak mümkün.

Prof.Dr.Alim Işık MHP Milletvekiliyken 12.12.2014 tarihinde Meclis Başkanlığına verdiği soru önergesinde Fettullah Gülen cemaati bir sivil toplum kuruluşudur ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti bu cemaat için usulsüz, hukuk dışı ve haksız suçlamalar yapıp suç üretmektedir.’ Bu cemaatin mensupları için ise; “suçlu gösterilerek cezalandırılması amacıyla Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti tarafından sahte delil ve belgelerle hizmet hareketine kumpas kurulmaktadır. Cemaatler ve tarikatlar üzerinde operasyon yapmak isteyen zavallı anlayışı anlamakta güçlük çekiyorum.” ifadelerini kullanıyordu…

Prof.Dr. Alim Işık’ın “FETÖ’cü” olduğuna dair iddialar yüksek sesle dile getirilmeye başlanınca YÖK 14 Aralık 2016 tarihinde “Görülen lüzum üzerine” görevden alındığını açıkladı.

Peki Prof.Dr. Alim Işık’a ne mi oldu?

Kendisi 2019 yerel seçimlerinde MHP’nin Kütahya Belediye Başkan adayı oldu ve seçimleri kazanarak Kütahya Belediye Başkanlığı koltuğuna oturdu…

Prof.Dr.Alim Işık THK Üniversitesi’ne rektör olmuş, FETÖ’nün parasını Türkiye’de aklayan Sezgin Baran Korkmaz THK Üniversitesi’ne “MÜTEVELLİ HEYETİ BAŞKANI” olarak atanmıştı. Kürşat Atılgan’ın oğlu da SBK’nın şirketi BORAJET’te üst düzey görevdeydi…

İşte bu Sezgin Baran Korkmaz’ın işe dahlinin sırrını çözemeyen okurlarımız için THK gayrimenkullerine bakmalarını öneriyoruz. Zira o dönemde Kürşat Atılgan döneminde SBK üzerinden 65 gayrimenkulün usulsüz şekilde satıldığı iddiaları arş-ı alaya çıktı.

Ama Kürşat Atılgan dönemindeki “Enteresanlıklar” bununla da sona ermedi.

Atılgan tek elde topladığı yetkiler sonrasında kimseye danışmadan ODEA BANK ile çeşitli kredi anlaşmaları imzaladı.

Anlaşma imzalandı paralar alındı alınmasına ama ödeme zamanı geldiğinde THK paraları ödemedi. ODEA BANK ise buna karşılık THK’nın paha biçilemeyen gayrimenkullerine icra işlemi başlattı zira kredi bu gayrimenkullerin ipotek gösterilmesi ile alınmıştı.

Ancak ODEA BANK’ın başlattığı icra işlemlerinde de bir tuhaflık vardı. Şöyle ki; ODEA BANK THK2ya verdiği ve ödenmeyen 11 farklı kredi için TL olarak verilen krediler için ana para yanında %42.02, Dolar bazlı alınan krediler için ise %28 temerrüt faizi istiyordu.

Ancak bankanın bu istediği yasal olarak mümkün değildi zira 2018 itibariyle Dolar bazlı kredilere yasal olarak en fazla %2,65, TL bazlı kredilere ise en fazla %9 temerrüt faizi talep edilebiliyordu.

KAYNAK: ALİ AVCU-04.08.2019-THK,ODEABANK MESELESİ.İŞTE YALANLAR VE GERÇEKLER başlıklı makale-toplumsal.com.tr

Tabii siz şimdi “Olur mu canım öyle şey. O kadar da değil Kürşat Atılgan ve yönetimi hemen duruma itiraz etmişler ve bu haksız paranın THK’dan tahsilini engellemiştir” diyorsunuz eminim…

Ama öyle olmadı… Kürşat Yıldırım bırakın bunu engellemeyi, THK’nın hukuk müşavirlerini harekete geçirmek için tek bir girişimde dahi bulunmadı…

04.01.2017 tarihinde ise Kürşat Yılıdırım hakkında Ankara Sulh Ceza Hakimliği”Üzerine atılı suçlar gerekçesi” ile yurtdışına çıkış yasağı koydu.

THK’nın içi boşaltılmaya devam ediyordu…

***

13 Ekim 2018 tarihinde ise THK’nın yeni genel başkanı olarak Emekli Hava Pilot Tümgeneral Betan Nogaylıoğlu seçildi.

Nogaylıoğlu Balyoz kumpası mağduru bir paşa olarak biliniyordu….

Nogaylıoğlu Paşa göreve gelir gelmez 73 FETÖ iltisaklı personel ile THK’nın yollarını ayırdı,borçları yapılandırdı, ODEA BANK kredisi konusunda itirazlarda bulundu…

Ama Nogaylıoğlu da özellikle THK Üniversitesi konusunda AKP ile adeta kol kola girmişti.

Nogaylıoğlu döneminde THK Genel Sekreterliği görevine getirilen Refet Yavuz tüm yetkileri eline aldı ve THK Üniversitesi’ni adeta “Dizayn” etti.

Rafet Yavuz’un THK Genel Başkanı Bertan Nogaylıoğlu tarafından göreve getirilmesinin ardından kendisine devredilen yetkiler sonrasında eline aldığı büyük kuvvetle birlikte ilk icraat olarak Türk Hava Kurumu’nun Üniversitesi olan Türk Hava Kurumu Üniversitesi’ne “El atmak” oldu…

Yapılan bu hamle sonrasında ise Türk Hava Kurumu Üniversitesi Mütevelli Heyeti “Bambaşka bir kimliğe” büründü.

ÜNİVERSİTE DEĞİL,AKP’NİN ARKA BAHÇESİ!

Rafet Yavuz’un talimatları ve THK Bakanı Bertan Nogaylıoğlu’nun onayları ile yendien dizayn edilen Türk Hava Kurumu Üniversitesi Mütevelli Heyeti adeta AKP’nin “Arka Bahçesine” dönüştürüldü…

Mütevelli Heyeti Başkanlığı’nı doğal olarak THK Genel Başkanı Bertan Nogaylıoğlu yaparken üniversitenin asıl “Dizaynını yapan” Rafet Yavuz başta kendisini Mütevelli Heyeti içerisine soktu.

Sonrasında ise AKP “referanslı” isimler Türk Hava Kurumu Üniversitesi Mütevelli Heyeti’ne seçildi…

THK Üniversitesi’nin nasıl AKP’nin “Arka Bahçesi” haline getirildiğini daha da net anlamak için mütevelli heyetindeki isimlere yakından bakmak gerekmekte.

 İşte o isimler:

İhsan ŞENER: 24. ve 25. dönem AKP Ordu Milletvekili. 2016  yılı Ocak ayında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Başdanışmanlığına getirildi.

Mehmet Veysel Yayan: Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Müsteşarı

Ömer Bülent Arslan: AKP döneminde Atatürk Orman Çiftliği Genel Müdürü ve 2014 yerel seçimlerinde Muğla AKP Büyükşehir Belediye Başkanı Aday Adayı

 Şinasi Kazancıoğlu: AKP’nin Cumhur İttifakı’ndaki ortağı MHP’nin 2015 7 Haziran ve 1 Kasım Milletvekili seçimlerindeki Malatya milletvekili adayı

 Sadık Karayel: 31 Mart 2019 Yerel seçimlerinde AKP Ankara Altındağ Belediye Meclis Üyesi aday adayı

Ancak THK’de AKP’ye verilen tavizler de kurumun “Uçuruma yuvarlanmasını” engelleyemedi.,

Bir süre sonra önce Yönetim Kurulu üyelerin neredeyse tamamı istifa etti…

Bu esnada THK her sene ihalesini aldığı yangın söndürme ihalesi işinden yapılan ve yazının başında belirttiğimiz ihale şartnamesi oyunu ile diskalifye edilmiş,en önemli gelir kalemini kaybetmiş, yolsuzluk ve usulsüzlükler nedeni ile gırtlağa kadar borca batmıştı.

Ama her nedense AKP bu olan biteni görmezden geliyor, kurumun bu gidişatına hiç müdahale etmiyordu.

Ve en sonunda 16 Ekim 2019 tarihinde AKP iktidarı THK’ya kayyum atadı.

Kayyumlar ise Ahmet Davutoğlu’nun seçim hükümetinde Gümrük ve Ticaret Bakanı olan Cenap Aşçı, AKP döneminde yüzlerce dek delinen KAMU İHALE KANUNU’nun uygulayıcısı olan Kamu İhale Kurumu’nun tam da AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılındaki Başkan Vekili olan Adnan Zengin ve Milli Emlak eski Genel Müdürü Abdullah Kaya olarak atandı.

Abdullah Kaya ise Milli Emlak Kurumu Genel Müdürlüğü döneminde AKP’nin gözbebeği, Bilal Erdoğan’ın Mütevelli Heyeti’nde olduğu TÜRGEV’e Bursa Nilüfer’de “Hazineden” arazi tahsisi yapan isimdi…

THK ÜNİVERSİTESİ MÜTEVELLİ HEYETİ DE YANDAŞLAR GEÇİDİ…

Tabii THK Üniversitesi’nin Mütevelli Heyeti de adeta bir yandaşlar geçidi.

Mütevelli Heyetindeki Dr. Veysel Yayan AKP’nin 2017’de Bilim,Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Müsteşarı olarak atadığı bir isim.

Bir diğer Mütevelli Heyeti Üyesi ise AKP’nin Devlet Hava Meydanları İşletmesi’ne KURUMSAL İLETİŞİM DAİRE BAŞKANI olarak atadığı Veysel Nafiz Aksu…

Bir başka Mütevelli Heyeti Üyesi TCDD eski Genel Müdür Yardımcısı ve MHP’nin Malatya Milletvekili Adayı ve Malatya Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olan Doç.Dr. Fikret Şinasi Kazancıoğlu…

Mütevelli Heyeti içerisindeki bir başka tanıdık isim ise en son Paramounth Otel’de kalması ile gündeme gelen Sivil Savunma Sanayii Müsteşarı İsmail Demir. Demir AKP’nin en “Kilit” bürokratlarından birisi olarak gösterilmekte.

Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı’nın pil ve batarya üretimi yapan iştiraki ASPİLSAN A.Ş Genel Müdürü olan İsmail Hakkı Doğankaya da Mütevelli Heyeti’ndeki bir başka isim. Türk Silahlarını Güçlendirme Vakfı ise TSK ile organik bağı olan ve Mütevelli Heyeti Başkanlığını Cumhurbaşkanı olarak bizzat Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı ve Kara Kuvvetleri Komutanı Ümit Dündar ve Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın da yönetiminde olduğu bir vakıf.

VE THK FELÇ EDİLDİ…

Bu kayyum heyeti ile THK adeta felç edilirken, THK’ya ait yangın söndürme uçakları hangarlarda çürümeye terk edildi,pilotları işten çıkartıldı, kayyumunun başı ülke alev alev yanarken düğüne gitti…

Peki neden yapılıyor tüm bunlar THK’ya diyecek olursanız yine dönün ve Türkiye’nin belki de gayrimenkul konusunda en zengin kurumlarından birisi olan THK’nın elindeki son derece değerli gayrimenkullere bakın deriz…

Daha geçtiğimiz günlerde onlarcası satışa çıkartılan bu gayrimenkuller size bir fikir verebilir…

Ne dersiniz, “Niye yapılıyor tüm bunlar THK’ya?”

________________________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan, hiç bir kurum, kuruluş yahut kişiden “Fonlanmadan”, “tam bağımsız” ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan, Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir, DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

KRİPTEKS E-DERGİ YILLIK ABONELİK LİNKİ:

https://shopier.com/1354512

HABER ALTERNATİF’İN ANDROİD CİHAZLAR İÇİN ÜCRETSİZ MOBİL UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN:

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.haberalternatif.dro

Okumaya Devam Et







Popüler

%d blogcu bunu beğendi: