Sosyal Medya Hesaplarımız

ÖZEL HABER

UZAKTAN KUMANDA İLE “HİPNOTİZE” EDİLEN ÜLKE:TÜRKİYE

Yayınlanma Tarihi:

on

Evet sevgili dostlar bu yazımızda sizlerle çok önemli olduğuna inandığımız bir konuyu işleyeceğiz…

Malumunuz Acun Ilıcalı son günlerde önce kurduğu dijital platform EXXEN ve bu platformun yaşadığı teknik sıkıntılar ile içerik kalitesine getirilen eleştiriler ve en son da Adnan Oktar ekibi ve ekibi ile çekildiği iddia edilen bir fotoğrafı ile gündeme geldi…

Şimdi  Acun Ilıcalı’ya yazının ilerleyen bölümlerinde dönmek üzere bir virgül koyalım ve devam edelim…

Emperyalizm” kavramı hemen hemen hepimiz tarafından bilinse de “KÜLTÜR EMPERYALİZMİ” kavramı çok daha az bilinen bir kavram ülkemizde…Oysa ki küresel güçler açısından KÜLTÜR EMPERYALİZMİ çok ama çok stratejik bir noktada konumlanmış durumda…

Zira bir ülkenin küresel hegemon güçler tarafından tam olarak kontrol altına alınabilmesi için 4 ana noktanın “Kontrol edilebilir/manipüle edilebilir” hale getirilmiş olması gerekmektedir:

Bunlar A-SİYASAL B-EKONOMİK C-ASKERİ ve D-KÜLTÜREL milli kodlardır…

Ancak diğer 3’ünü ne kadar sağlarsanız sağlayın eğer KÜLTÜR EMPERYALİZMİ ile ülkenin “Milli kültürel kodlarına” hakim hale gelemezseniz o ülkeyi tam anlamı ile emperyalist baskı altına alamazsınız…

Gerçekleştirilen sadece dönemsel “tahakküm” olur. Ülkede milli kültür ve şuur bozulmamışsa o ülke emperyalizmin boyunduruğunu kısa yahut orta vadede kırar…İşte bu nedenle KÜLTÜR EMPERYALİZMİ son derece stratejik bir kavramdır…

O nedenle yazımızın başında ana hatları ile KÜLTÜR EMPERYALİZMİ’ni anlatmamız gerekmekte…

Bu konuda en özet ama en “özlü” tanımlamalardan birisi Sami Şener tarafından yapılmıştır… Sami Şener “ASİMİLASYON;EMPERYALİZM;SÖMÜRGECİLİK” isimli eserinde bakın hangi ifadeler ile tanımlıyor KÜLTÜR EMPERYALİZMİNİ…

“…Kültür emperyalizmi, aslında emperya­lizmin bîr safhası ve çeşidinden başka bir şey değildir. Kültür emperyalizmine ma­ruz kalan bir toplum, kendine verilmek is­tenen kültür ve dünya görüşünün gerçek hedefini idrak edemeyecek bir hale gelir. Dinamik ruhunu kaybeden böyle bir top­lum, kendine sunulanın doğru veya yanlış olup olmadığım anlayamayacak bir uyu­şukluk ve sersemliğe düşer. Fikir ve sanat zevki ölmüş, hamle gücünü kaybetmiştir.

Kültür emperyalizmi altındaki ülkeler, ar­tık kendilerine yön veren toplumların is­tekleri doğrultusunda hareket etmekten başka bir tavra sahip olamazlar.”

Günümüzde “KÜLTÜR EMPERYALİZMİNİN” içerik üreticisi ve ana odağı İngiltere, “Küresel Uygulayıcısı” ise başta Hollywood olmak üzere, devasa dağıtım şirketleri ve yayın ağı ile ABD’dir…

Yani KÜRESEL EMPERYALİZMİN “Beyni” İngiltere, “Uygulayıcı gücü” ise ABD’dir

ABD-İngiltere kültür emperyalizmi ortaklığının son yıllarda Dünya’da imza attığı en çarpıcı “KÜLTÜR EMPERYALİZMİ OPERASYONU” maalesef Türkiye’de gerçekleştirilmiştir…

Şimdi sizler ile adım adım ve hangi girift ilişkiler ağının bağlantıları ile Türkiye’nin başta belirttiğimiz KÜLTÜR EMPERYALİZMİNE uğratılmış bir toplum hedefine uygun hale getirildiğini paylaşacağız…

Biliyoruz biraz uzun bir girizgah oldu belki bu kez ancak konunun daha net anlaşılması için bu girizgahı yapmak durumundaydık.Evet dostlar şimdi sizler hazırsanız biz de hazırız…İşte başlıyoruz,çayı kahveyi alın ve arkanıza yaslanıp bu önemli yazıyı okumaya başlayın…

***

Takvim yaprakları 2013’ü gösterdiğinde bir haber adeta medya camiasında bomba etkisi yaratarak gündemin tam orta yerine düşmekteydi…

TV izleyicilerinin “ACUN FİRARDA” programı ile tanıdığı eski spor muhabiri,sonradan ise FEAR FACTOR ve SURVIVOR programlarının yapımcısı olarak “TELEVİZYONUN ALTIN ÇOCUĞU” lakabını kazanan Acun Ilıcalı, MNG Holding’e ait TV8 kanalını satın alıyordu…

Acun Ilıcalı bu kanalı 70 milyon Dolara satın alırken aynı dönemde satışı yapılan Show TV 92,Star Tv 327,Sabah-ATV 1.1 milyon dolar gibi rakamlara satılırken “TV8 Ucuza mı gitti?” diye soruluyor,ama asıl soru olan “Acun bu kanalı 70 milyon dolara nasıl alıyor,bu parayı nereden buluyor?” sorusu gündeme gelmiyordu…

Bu konun uzunca süre esrarını korusa da yazımızın ilerleyen bölümlerinde bu konuya da değineceğiz… Ama sırayla gidelim…

TV 8 MNG Holding bünyesindeyken özellikle kaliteli haber yayınları ile dikkat çeken bir kanal olarak ön plana çıkmıştı… Acun Ilıcalı ise kanalı devralır almaz ilk ve en radikal değişikliği kanaldan haberi tamamen kaldırıp,haber servisini lağvederek yaptı…

Ve Acun Ilıcalı zaman içerisinde daha önce ACUN MEDYA ile yapımcısı olduğu FEAR FACTOR ve SURVIVOR başta olmak üzere,MASTER CHEF gibi yarışma ve eğlence programları ile tamamen bir “Eğlence/yarışma” kanalı konsepti oluşturdu…

Dikkatinizi çekti mi bilmem…Ancak Acun Ilıcalı’nın yarışma programları TV8’in sürükleyici lokomotifi ve tek bir tanesi bile TÜRK/ÖZGÜN FORMATLI DEĞİL. Hep yabancı formatlı yarışmalar…En son kanala KORE uyarlaması dizi gelmişti. Neden KORE onu da yazacağız…

Bugün gelinen noktada TV8 Türkiye’de ana tv izleyicisi kitlesi olan kadın ve gençleri adeta bu “Eğlence/yarışma” konsepti ile ekranın başına çiviledi…Ve bu kitleye adeta “Hükmeder” hale geldi…

İlk bakışta muhteşem bir başarı hikayesi gibi gözüküyor değil mi? O zaman biz yazmaya devam edelim efendim…

Öncelikle şu soruyu sormak lazım: “İşin sırrı neydi?” Herkes bu sorunun cevabını Acun Ilıcalı ismine odaklanarak vermeye çalışıyor. Oysa ki Ilıcalı sadece “vitrindeki” isim…Bu “x” kişisi de olabilirdi…

Önemli olan az sonra çok daha net olarak anlayacağınız “KÜLTÜR EMPERYALİZMİ PROJESİ”…

Yani önemli olan Acun Ilıcalı değil “PROJE”…Şimdi gelelim bu proje nasıl yürümüş,hangi girift ilişkiler ağı ile sarıp sarmalanmış ve önümüze adeta ambalajlanarak konularak 7 senede güzel ülkemizi adeta HİPNOTİZE edecek etki alanına kavuşmuş…

Acun Ilıcalı pek çok işe imza attı ama yıldızını parlatan,kendisi ile özdeşleşen ve O’nu zirveye taşıyan proje SURVIVOR oldu… SURVIVOR deyince 2 dakika duracaksınız… Zira alt metninde tamamen “BİREYSEL ÇIKARCILIĞI” ön plana çıkaran yarışma bir yarışmadan çok daha fazlası.

SURVIVOR’un orijinal format hakkı İngiliz Caharlie Parsons’a ait… Peki kimdir bu Charlie Parsons…Yakından bakmak gerekir mi dersiniz? Gerekmez mi efendim… Biz de yakından bakalım o zaman…

Charlie Parsons,Oxford Üniversitesi’nde çok çalışkan ama sıradan bir hiç de popüler olmayan bir öğrenciyken tanıştığı bir isim hayatını değiştirecektir…O isim ise Wheed Ally’dir…

Bu iki ismin en önemli ortak noktaları gay olmalarıdır ve kısa süre sonra bugün de devam eden ve İngiliz kamuoyunca da “Hayat arkadaşlığı” olarak adlandırılan birliktelikleri başlayacaktır…

Ancak Waheed Ally sıradan bir isim değildir… Ünlü ve çok zengin bir iş adamı olan Ally aynı zamanda “LORD” unvanı taşımaktadır.Lakabı “BARON” olan 1998 yılından bu yana da İşçi Partisi’nin İngiliz Meclisi’ndeki en deneyimli parlamenterlerinden birisidir.

Charlie Parsons’a ortak olarak bir şirket kurmak için finansman sağlayan Waheed Ally’den sonra yeni kurulacak şirkete bir de 3. “ünlü” ortak dahil olur: Dünya’nın kendisini şarkıları ile tanıdığı “Sir” Bob Geldolf…

Bu üçlünün şirketlerini kurmalarının hemen ardından Lord Waheed Ally’nin bağlantıları devreye girer… Yeni kurulan şirket bir anda İngiliz devlet kanalı BBC’nin en önemli içerik sağlayıcılarından birisi olur…

Hatta Charlie Parsons,BBC’nin içerik kalitesinin artırılması ve yeni içeriklerin geliştirilmesi için başlatılan projenin başına getirilir…

Bu arada bu üçlü hangi şirketi kurmuşlardı derseniz üçlünün ortaklığı şirketten fazlasıdır… Charlie Persons,Lord Waheed Ally ve Sir Bob Geldolf “PLANET 24 CHANNEL” isimli bir kanal kurmuşlardır…BBC’ye de bu kanal üzerinden içerik sağlamaktadırlar…

Bu esnada Charlie Persons,İngiltere’de bir “ekonomi yayını” olmasına rağmen İngiliz İstihbarat Servisi MI6 ile ilgili en fazla ve en “içeriden” haberleri yapan yayın organı olan Financal Times ile ilişkileri aynı dönemde sıklaşmıştır…

Bu esnada bir de bakıyoruz ki Charlie Persons zaten üniversite yıllarında Financal Times için çalışmış!

Bu arada Charlie Persons-Lord Waheed Ally ve Sir Bob Geldolf bir süre sonra çok karlı bir anlaşma ile PLANET 24 isimli kanalı adeta içinden ceketlerini alıp çıkmak şartı ile “her şeyi ile birlikte” satmışlardır…

Satmadıkları tek bir şey ve özel bir şart vardır satış anlaşmasında: Başta SURVIVOR olarak kanalın ürettiği program içeriklerinin format haklarından milim taviz vermezler ve bunları satış paketinin dışında tutarlar…

Hemen yeni bir şirket kurulacaktır: “CHARLİE PARSONS CREATİVE”… İlerleyen yıllarda bu şirkete destek verecek bir şirket de Fourth Floor, York House, 23 Kingsway, London, United Kingdom, WC2B 6UJ adresinde kurulacaktır: SİLVERGATE MEDYA

İlk şirket adından da anlaşılacağı üzere CHARLİE PARSONS’a ait olup program formatlarını elinde tutan “ANA” şirket… Burada program formatlarından ötürü Sir Bob Geldolf’un da payı var…

SİLVERGATE MEDYA ise Lord Waheed Ally tarafından açılan medyadan modaya geniş bir şirketler topluluğu… Aynı zamanda CHARLİE PARSONS CREATİVE’in kardeş şirketşi denilebilir… Zira “yatırımcı”…

Efendim şimdi İngiliz Lordlar,Sir’ler bir araya gelir boş durur mu? Durmaz tabii ve durmuyorlar da… Hemen KÜLTÜR EMPERYALİZMİ’nin “uygulayıcısı” ABD ile temasa geçiliyor…

CHARLİE PARSONS CREATİVE ile ABD’nin en büyük 3 yayın ağından birisi olan CBS arasında bir anlaşma imzalanıyor.Bu anlaşma ile birlikte 2 grup “STRATEJİK” ortak haline gelirken başta SURVIVOR olmak üzere CBS’in pek çok içeriğini de CHARLIE PARSONS hazırlıyor…

***

Şimdi efendim… CBS dediğiniz kanal öyle sıradan bir kanaldan çok daha fazla anlam ifade etmekte… Neden diyecek olursanız CBS’e yakından göz atmamız lazım… Atalım ve anlatalım o zaman efendim…

CBS’in sahibi olan isim Summer M. Redstone aynı zamanda VIACOM isimli bir devasa şirketin de sahibi…

VIACOM ise Dünyaca ünlü PARAMOUNTH FİLM STÜDYOLARI var ya… Hah işte onun sahibi…

Ayrıca Paramount ile 1981 yılında Hollywood’un en büyük diğer 2 film stüdyosu olan UNIVERSAL ve METRO GOLDWAY arasında bir ortaklık gerçekleşiyor. Ve ortaya United International Pictures (UIP) isimli bir dağıtım ve film stüdyoları “TRÖSTÜ” çıkıyor…

Ortaya çıkan bu küresel tröst ABD’nin Hollywood eli ile Dünya’da uyguladığı “KÜLTÜR EMPERYALİZMİ” projelerinin en büyük yapı taşlarından birisi olarak rol alıyor…

VIACOM aslında bir “ÇATI” şirket… Bünyesinde CBS, PARAMOUNT,NİCLEDEON,MTV NETWORK,BET NETWORKS,CMT,LOGO,TEEN NİCK,COMEDY CENTRAL gibi Dünya magazin/eğlence kültütüne “hükmeden” markaları barındırıyor…

İşte başta SURVIVOR olmak üzere pek çok içeriğin patent hakkını elinde tutan CHARLİE PARSONS-LORD WAHEED ALLY ve SİR BOB GELDOLF da bu CBS ve VIACOM ile ortak.

Ayrıca ekleyelim… Lord Waheed Ally aynı zamanda bizzat Sir Elton John AID ile Mücadele Vakfı’nın en önemli üyelerinden bir tanesi…Ve Sir Elton John ile çok sıkı ilişkileri var.

Hani “Acun nasıl bu Dünya yıldızlarını getiriyor Türkiye’ye?” diye merak edeniniz varsa aklının bir köşesinde “bulunsun” bu küçük detay…

Devam edelmim efendim biz…

Mesela Acun’un en önemli formatlarından yine kendisi ile özdeşleşen FEAR FACTOR ve son dönemin trend yarışma formatı MASTER CHEF… Bunların orijinali ise ENDEMOL isimli bir şirkette…

ENDEMOL,Hollanda-Amsterdam merkezli bir şirket…Hollanda Kraliyet Ailesi ile İngiliz Kraliyet Ailesi akraba… Bunu da ekleyelim ve ENDEMOL’e bakalım şöyle bir isterseniz…

ENDEMOL, tepe yönetimine çok geniş yetkiler vermesi ile tanına bir şirket… Kim var peki o en tepede? Sophie Turner Laing…Bu isme biraz yakından bakmak gerek o zaman…

Sophie Turner Laing,İngiltere’nin en ünlü “İÇERİK DİREKTÖRÜ” diyebilriz… Kendisini medya camiasında uluslararası üne taşıyan operasyonu ise ünlü İngiliz SKY grubu ile Amerikalı HBO ortaklığını gerçekleştirerek çığır açan isim olması…

HBO dediğimiz grup TİME WARNER’in dizi/eğlence sektöründeki küresel markası… TİME WARNER dedğimiz grup ise bünyesinde CNN, TNT, Cartoon Network başta olmak üzere yüzlerce kanal bulunduran Dünya’nın en büyük medya şirketlerinden birisi.

Yani ENDEMOL’ün tepesindeki isim Sophie Turner Laing aslında İngiliz-ABD KÜRESEL KÜLTÜR EMPERYALİZMİ ortaklığının ortak şirketini kuran isim.

Ve işte bu KÜRESEL KÜLTÜREL EMPERYALİZM odağı olan firmaların Türkiye temsilcisi,yapılan anlaşmalara,alınan formatlara göre Acun Ilıcalı…

İşte orada duruyoruz ve bunu “ACUN ILICALI MI ACABA?” diye değiştiriyoruz.

Bu soruyu hiç de boşuna sormuyoruz… Ve yazımızın başında “Yazımızın ilerleyen bölümlerinde yazacağız” dediğimiz kısma geliyoruz işte Yani “Acun kanalı alacak 70 milyon$’ı nereden buldu?” sorusuna.

Acun Ilıcalı’nın kanalı aldığı günlerde üzeri çabucak örtülen, çok dikkat çekmesine “fırsat verilmeyen” bir köşe yazısı kaleme alıyordu Hürriyet’teki köşesinde Cengiz Semercioğlu…

Tarih 24 Aralık 2013… Cengiz Semercioğlu “ACUN İKİNCİ KANALINI ALDI” başlıklı yazsında Rekabet Kumu’nu da referans vererek bakın neler yazıyor:

“Ferit Şahenk de kanalın yüzde 30 ortağı… NTV, CNBC-e, Star, e2, Kral, NTV Spor ve HDe’den sonra Ferit Bey’in 8’inci kanalı oldu TV8…Ancak TV8’in yönetimi, büyük hissedar Acun Ilıcalı’da olacak. Programlara, yayın çizgisine tamamen Acun ve ekibi karar verecek. Zaten bir süredir yeni programlar koymaya başladılar ekrana. Haziran sonunda Star’dan ayrılacak Acun ve sadece TV8’le ilgilenecek….”

Ancak aradan günler hatta aylar geçiyor Ferit Şahenk kanala “resmen” ortak olmuyordu…Acun kanalı tek başına alsa da medya camiasında hep “KANALIN GİZLİ ORTAĞI FERİT ŞAHENK” dedikodusu ortalıkta dolaşıyordu…

Peki bu iş ne zamana kadar “dedikodu” olarak kalıyordu? Kasım 2015’e kadar… Kasın 2015’te Ferit Şahenk TV8’in ilk satın alındığında Cengiz Semercioğlu’nun yazdığı gibi %30’una ortak oluyordu…

(KAYNAK: 06.15.2015- CAPİTAL-“ŞAHENK,ACUN ILICALI’YA ORTAK OLDU” başlıklı haber.)

https://www.capital.com.tr/is-dunyasi/soylesiler/sahenk-acun-ilicaliya-ortak-oldu

Haberde Şahenk’in kanalın %30’u için 110 milyon $ ödediği dile getiriliyordu… Yani Acun Ilıcalı 2 sene önce 70 milyon dolara aldığı kanalının değerini yaklaşık 330milyon$’a çıkarmıştı… Bu işte bir gariplik vardı…

Zira Şahenk elinde onca prestijli kanal varken, 2 sene içerisinde tamam belki iyi bir noktaya gelmiş ama haber gücü olmayan, konumlanmasını tam oturtamamış, değerini 5’e katlayacak bir mucize de göstermemiş bir kanala bu kadar para veriyordu? Bu ticaretin doğasına aykırıydı…

İşte bu sorunun cevabını almak için Şahenk’in TV8 hamlesinden önce ne yaptığına bakmamız lazım… Şahenk TV8 satın almasının çok kısa süre öncesinde elindeki CNBC-E kanalını Discovery Comminications’a satmıştı…

Şahenk Discovery Cominications grubuna daha sonra da NTV SPOR’u satacaktı… Peki hatırladınız mı kimdi bu Discovery Channel Comminications’un perde arkasındaki sahibi?

Bizi yakından takip eden dostlarımız SOROS GİDİYOR YERİNE KİM GELİYOR? başlıklı yazımızı ve SATRANÇ TAHTASINDAKİ SEKTÖR:TÜRK MEDYASI yazısı ve bu yazıda bu soruya verdiğimiz ayrıntılı cevabı hatırlayacaklardır…

Yazıyı okumayanlar ise aşağıdaki linkten 22 Mart 2018’de kaleme aldığımız bu floodu da okuyabilirler…

https://twitter.com/yazparov/status/976837061264199680?s=20

Şahenk’in CNBC-E ve NTV SPOR’u sattığı Discovery Grubu’nun perde arkasındaki sahibi ROMA KULÜBÜ üyesi,ABD ÜSTÜN HİZMET NİŞANI sahibi,ABD’de Demokratların yeni başkan adayı olarak dillendirilen “DÜNYA’NIN EN GÜÇLÜ KADINI” Oprah Winfrey.

Küresel güçler bir dönem SOROS’u pasifize etmeyi düşünürken yerine OPRAH’ı ikame etmek istemişlerdi medya alanında…SOROS bağlantıları sayesinde medyayı yönlendirirken OPRAH direkt olarak sektörde olacaktı…

Şahenk kanallarını Oprah’a verirken bir yandan da İNGİLİZ-ABD ortaklığı olan CHARLİE PARSONS-LORD WHEED ALLY-SİR BOB GELDOLF-CBS-VİACOM ilişkiler ağına TV8 ile dahil oluyordu.

Yani Acun işin “Vitriniydi”… Bu arada hatırlayın TATLI VATAN:İNGİLTERE başlıklı floodumuzu… Yine bizi yakından takip eden dostlarımız Şahenk’in Hüsnü Özyeğin ile İngiltere’de kurduğu DOME YATIRIM BANKASI’nı anlattığımız bu floodu ve ilişkiler ağını da gayet iyi hatırlayacaklar…

Bu arada Şahenk bir hamle daha yaparak NUSRET Restaurant’a da ortak oluyordu… Peki Nusret New York’taki restaurantını nerede açıyordu? TV8’in içeriklerini aldığı CHARLİE PARSONS’un stratejik ortağı CBS’in binasına!

Tesadüf işte…

Ha bu arada hemen belirtelim… “Acun kanalı Karamehmet’ten alacağı 200 milyon TL ile kurdu” lafına anca gülerim…

Zira Acun’un 70 milyon dolar para sayıp kanal aldığı günlerde Karamehmet bankasına,TURKCELL hisselerinin bir bölümüne, medya gücüne-Digiturk,SKY,AKŞAM,GÜNEŞ,ALEM FM v.s TMSF tarafından el konulmuş ve “BİTİRİLMİŞTİ”

***

Yani kimse hikaye anlatmasın… Karamehmet’in değil Acun’a 70 milyon ,7 milyon doları tek kalemde veremeyeceği bir dönemdi 2013…

Ha bir de “Acun Ilıcalı muhteşem çalışkan,fecaat azimli…Azmin başarı tablosu” kıvamında olan yazılar beni benden alıyor…

Haber toplantısında masanın altında uyuyan, kendisine verilen Brezilya görevi yerine İstanbul’da doğum günü kutlayıp evden canlı bağlantı yapan (!) çalışkanlık mı o?

Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi Acun Ilıcalı “Vitrindeki isimdir” Ve onun yerinde x de olsa z de olsa ona bu başarısı hikayesi yazılacaktı zira gerçekleştirilen büyük bir EKONOMİK EMOERYALİZM OPERASYONUDUR…

Ve maalesef bu operasyonda İngiltere kazanmış,ABD kazanmış,Şahenk kazanmış,Acun kazanmış kaybeden ise Türkiye olmuştur…

Şimdi bence durun ve Acun’un son hamlesi olan ve özellikle Youtube mecrasındaki fenomenler vasıtası ile Türkiye’de gelecek seçimlerde 7 milyon oy kullanacak Z KUŞAĞINI hedefleyen yeni projesi EXXEN’e bir de bu gözle bakın…

Bakalım şimdi ne göreceksiniz…

NOT:Güncel bazı eklemeler yapılmış olsa da bu yazı ilk olarak 29 2018’de Twitter hesabım olan @yazparov hesabında UZAKTAN KUMANDA İLE HİPNOTİZE EDİLEN ÜLKE: TÜRKİYE başlığı ile kaleme alınmıştır…

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum yapmak için tıklayın

Bir Cevap Yazın

ÖZEL HABER

SEZGİN BARAN KORKMAZ’IN MEGA VARLIK’ININ YÖNETİM KURULU ÜYESİ,BAKANIN ÜNİVERSİTESİNDE ÖĞRETİM ÜYESİ ÇIKTI

Yayınlanma Tarihi:

on

HABER ALTERNATİF-ÖZEL HABER

CELAL EREN ÇELİK

Son dönemde Veyis Ateş’in kendisinden 10 milyon Euro rüşvet istediği iddiası ve medyadaki ilişkileri ile gündeme gelen ve dün gece saatlerinde Avusturya’da ABD’nin talebi ile yakalanan Sezgin Baran Korkmaz hakkında ilginç bir “Bağlantı” ortaya çıktı.

Sezgin Baran Korkmaz’ın Türkiye’de para akladığı şirket olmakla suçlanan SBK Holding’in iştiraklerinden birisi olan ve “Borç yapılandırması” alanında faaliyet gösteren MEGA VARLIK A.Ş’nin kurucusu ve Yönetim Kurulu Üyesi Yakup Levent Korkut’un Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın sahibi olduğu MEDİPOL ÜNİVERSİTESİ’nin akademik kadrosunda yer aldığı ve MEDİPOL ÜNİVERSİTESİ öğretim görevlisi olduğu ortaya çıktı.

Yakup Levent Korkut’un, MEDİPOL ÜNİVERSİTESİ Öğretim Üyesi olarak çalıştığını üniversitenin resmi web sitesine ait aşağıdaki linkte de görmek mümkün:

https://www.medipol.edu.tr/akademik/meslek-yuksekokullari/adalet-meslek-yuksekokulu/egitim-kadrosu#

 

MEGA VARLIK A.Ş’nin kurucularından birisi ise Sezgin Baran Korkmaz’ın ortaklarından Jackop Kingston ABD Hazinesini yaklaşık 500 milyon dolar dolandırmak suçundan 30 yıl hapis cezasına mahkum oldu.

Bu paranın 120 milyon Dolarlık kısmının ise Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın sahibi olduğu MEDİPOL ÜNİVERSİTESİ’nde öğretim üyeliği yapan Yakup Levent Korkmaz’ın da kurucusu olup, Yönetim Kurulu Üyeliği yaptığı, SBK HOLDİNG iştiraklerinden MEGA VARLIK YÖNETİMİ A.Ş tarafından aklandığı bizzat ABD makamlarının iddiası.

ŞAİBELİ BORAJET ALIMINDA DA YİNE MEGA VARLIK VARDI

Yine şaibelerle dolu Borajet’i satın alan da Sezgin Baran Korkmaz’ın ABD’deki şirketi olan SBK Holding USA ve MEGA VARLIK YÖNETİMİ. Ve bu satınalma işleminin de yine ABD Hazinesinden MEGA VARLIK YÖNETİMİ şirketinin kurucusu ve Sezgin Baran Korkmaz’ın ortağı Jackop Kingston’un kaçırdığı yaklaşık 500 milyon dolarlık rakamın aklanma yöntemlerinden birisi olduğu ifade ediliyor.

Aynı Jackop Kingston, Bakan Fahrettin Koca’nım MEDİPOL ÜNİVERSİTESİ’nde Yönetim Kurulu Üyesi olan Yakup Levent Korkut ile de MEGA VARLIK YÖNETİMİ şirketinde kurucu ve ortak…

Burada dikkat çeken husus ise MEGA VARLIK YÖNETİMİ A.Ş’nin 2015 yılında kurulurken, şirketin kurucu ve yönetim kurulu üyelerinden Yakup Levent Korkut’un MEDİPOL ÜNİVERSİTESİNDE 2018 yılında görev yapmaya başlamış olması.

Yani Yakup Levent Korkut’un, ABD’nin kara para aklama davasında merkez noktalarından birisi olan MEGA VARLIK YÖNETİM A.Ş’de ortakken aynı zamanda Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın üniversitesinde de öğretim üyeliği yaptığı ortaya çıkıyor.

AYNI ZAMANDA “AKİL İNSANLAR HEYETİ” ÜYESİ…

Hem Sezgin Baran Korkmaz’a ait SBK Holding’in “İştiraki” olan MEGA VERLIK YÖNETİM A.Ş’de kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi olan, hem de Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya ait MEDİPOL ÜNİVERSİTESİ’nde Öğretim Görevlisi olarak görev yapan Yakup Levent Korkut aynı zamanda “Çözüm Süreci” zamanında oluşturulan “AKİL İNSANLAR HEYETİ” içerisinde de yer almıştı.

Korkut “AKİL İNSANLAR HEYETİ MARMARA BÖLGESİ GURUP SEKRETERİ” görevini yürütmüştü.

________________________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan, bağımsız ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan, Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir, DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

KRİPTEKS E-DERGİ YILLIK ABONELİK LİNKİ:

https://shopier.com/1354512

 

 

 

Okumaya Devam Et

ÖZEL HABER

“MAHİR” ELLERDE “GÜL” GİBİ PROJE: “YENİ” HALK TV

Yayınlanma Tarihi:

on

Celal Eren ÇELİK

Sevgili okurlar malumunuz tüm Türkiye dün gece iş adamı Sezgin Baran Korkmaz’dan 10 milyon Euro “Aracılık” rüşveti istediği iddialarının merkezindeki Veyis Ateş’in İsmail Saymaz ile HALK TV ekranlarında yaptığı programa kilitlendi.

Program daha yapılmadan önce kamuoyu “Hakkındaki iddialar artık savcıların soruşturması gerek boyutlara ulaşmış bir kişiyi ekrana çıkartarak neden aklanmasına alet oluyorsunuz?” şeklinde özetlenebilecek şekilde HALK TV ve İsmail Saymaz’a tepki gösterirken, program esnasında yaşananlar ve özellikle Sezgin Baran Korkmaz’ın yayına bağlandığı 35.dakika sonrasında önce Korkmaz’ın söyleyeceği kritik şeyler varken apar topar yayından alınması, sonrasında kamuoyunun büyük tepkisi ile yeniden yayına bağlandığında da “Sınırlı bir çerçevede” konuşmasına müsaade edilip kendisine sorulması gereken tonla sorudan tek bir tanesinin sorulmaması ve bu dakikadan itibaren programın adeta “Veyis Ateş’in tiyatro sahnesine” dönüşmesi sonrasında gerek HALK TV gerekse İsmail Saymaz’ın kamuoyunun büyük tepkisini çekti.
Ve özellikle basın camiasının  önemli isimlerinden HALK TV’ye yönelik çok sert eleştiriler gelirken Yılmaz Özdil’in “Halk tv televizyon olabilir, restoran olabilir, kuru temizleme firması olabilir, Halk tv hariç kimseyi ilgilendirmez, ama, Sözcü gazetesi bu programın kefili midir, orası bizi ilgilendiriyor…” sözleri adeta eleştirilerin zirvesi oldu… Zira Özdil bu Tweeti ile aslında HALK TV’ye “Kuru temizlemeci” benzetmesi yaparak “Aklama merkezi” diyordu.
HALK TV’nin “Yeni” patronu Cafer Mahiroğlu ise bugün eleştirilere Uğur Mumcu’dan,gazetecilikten örnekler verip dün geceki yayından “Alınlarının akıyla çıktıklarını” savunup kendilerini eleştirenleri “Kültür Mafyası” ilan ettiği şu tweet ile yanıt veriyordu: “Halk Tv, bu sorumluluk bilinciyle yaptığı ve yapacağı yayınlarla bazı kültür mafyalarinin saldırısına rağmen milletimizin guveniyle yoluna devam etmeye kararlidir. Adil ve etik kurallar çerçevesindeki habercilik anlayışıyla bir kez daha alnının akıyla çıkmıştır.”
Tabii tüm bu yaşananlardan sonra HALK TV’nin “YENİ” sahibi elinde geçirdiği “Evrim”, “YENİ” yayın politikası ve tabii ki “YENİ” patronu da tekrar konuşulmaya ve tartışılmaya başlandı.
Ama değişen,dönüşen ve “EVRİLEN”  HALK TV sadece yayıncılık açısından mı dönüşüyordu yoksa çok daha kompleks bir planlama sonucunda mı bu “DÖNÜŞÜM” yoluna girmişti.
İşte sizlerle “YENİ” HALK TV’ye çok farklı bir pencereden bakacağız zira artık “YENİ” HALK TV bir televizyon kanalından çok çok ötesidir
İşte yazımıza başlıyoruz…
***.
Tarih yaprakları 2020 yılının başını gösterdiğinde hayatımıza Cafer Mahiroğlu isimli bir iş adamı girdi.Türkiye kamuoyu İngiltere’de yaşayan iş adamı Cafer Mahiroğlu’nun adını HALK TV’yi satın alması ile duydu ancak bu ismi son duyuşumuz olmayacaktı…
Halk TV’nin ekran yüzlerinden,yayın çizgisine kadar bir “YENİDEN YAPILANMA” içerisine giren Cafer Mahiroğlu ile ilgili ortaya atılan en önemli spekülasyon ise kanalı Akın İpek vasıtası ile aldığı, HALK TV’nin “Satın alma operasyonu” arkasında ise aslında Abdullah Gül’ün yer aldığı şeklindeki iddialar oldu…
Hatırlayacak olursanız bundan yaklaşık 1 sene önce 2020 yılının Nisan ayında önce deneyimli gazeteci Can Ataklı kendi Youtube kanalında yayınladığı videosunda, yine aynı videodaki kendi tabiri -özellikle belirtmek isterim ki bu tabir bana değil bizzat Can Ataklı’ya aittir- ile “Yarı dedikodu, yarı bilgi” şeklinde Cafer Mahiroğlu’nun kanalı Abdullah Gül adına aldığını ilk kez bu kadar net söyleyen isim olmuştu…
Yine 2020 yılının Haziran ayında ise bu kez gazeteci Sebahattin Önkibar Youtube kanalında Abdullah Gül,EXETER Üniversitesi’nden 2 akademisyen,Fehmi Koru’nun kardeşi Büyükelçi Naci Koru’nun da katıldığı bir toplantının Londra’da gerçekleştirildiğini yine videosundaki kendi ifadesi ile “Kulislerdeki iddia” olarak aktarıyordu…
Gerek Can Ataklı,gerekse Sebahattin Önkibar’ın “Yarı iddia yarı bilgi” olarak paylaştıkları bilgiler sonunda geliyor ve Abdullah Gül’ün CHP tarafından Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterileceğine, HALK TV’nin de bu projenin medya ayağı olduğu noktasında birleşiyordu…
Tamam iyiydi, güzeldi ama kimse şu soruyu sormuyor, ya da şu soruya cevap vermiyordu: “Bu projede Cafer Mahiroğlu’nu denkleme dahil eden,Abdullah Gül-CHP arasındaki bu planlamada Mahiroğlu’na rol biçip,köprüyü kuran kimdi?”
Yani daha da net sormak gerekirse”Cafer Mahiroğlu-Abdullah Gül-CHP üçgeninin uçlarının birleşmesini sağlayan kim olmuştu?”
İşin daha enteresan tarafı Cafer Mahiroğlu hakkında çok az şey bilinen, bizzat kendi deyimi ile”Konuşmayı sevmeyen”bir figürdü ve hakkında basmakalıp 3-5 biyografi dışında bir şey de bulunmuyordu…
İşte bu gece izler için öyle “iddia v.s”olmayıp somut ilişkiler ağı üzerinden az önce bahsettiğimiz hiç sorulmayan ”Cafer Mahiroğlu-Abdullah Gül-CHP üçgeninin uçlarının birleşmesini sağlayan kim olmuştu?” sorusunun cevabının izlerini süreceğiz.
***
Şimdi sizlerle takvim yapraklarını biraz geriye saracağız…
Tarihler 14 Mart 2007’yi göstermektedir…
İşte tam da bugün “Cumhuriyet tarihinde 2. Kez yaşanan” bir olay gerçekleşmiş ve dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer 5 müsteşar yardımcısının atamasını veto etmiştir…O isimler Feridun Sinirlioğlu Uğur Doğan,Haydar Berk,Selim Kuneralp ve Ünal Çeviköz’dür…
İşte Ahmet Necdet Sezer’in Dışişleri Bakanlığı’nda soğuk duş etkisi yaratan “VETOLARINDAN” tam 4,5 ay sonra Çankaya Köşkü yeni sahibini bulacak ve Abdullah Gül,28 Ağustos 2007 tarihinde gerçekleştirilen 3.tur oylama sonrasında aldığı 337 oy ile 11.Türkiye Cumhuriyeti Devleti Cumhurbaşkanı olarak Ahmet Necdet Sezer’den boşalacak Cumhurbaşkanlığı koltuğunun yeni sahibi olacaktı.
İşte tam da Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçildiği 2007 yılında İngiltere’de bir Türk iş adamı batmak üzere olan ünlü İngiliz giyim markası olan SELECT’i alarak İngiltere’de tüm dikkatleri üzerine çekiyordu…
O isim ise HALK TV’yi satın alması ile birlikte kamuoyunun adını duyacağı Cafer Mahiroğlu’ndan başkası değildi.Şimdilik bu isme bir virgül koyalım ama tabii ki geri dönmek kaydı ile…
Abdullah Gül Cumhurbaşkanı seçildiğinde en önemli misafiri 2008 yılında, İngiltere’den savaş gemisi ile gelip boğazda demirleyen ve uluslararası teamüller gereği Abdullah Gül’ün makamına gitmesi gerekirken, Abdullah Gül’ün kendisinin yanına savaş gemisine gittiği İngiltere Kraliçesi II.Elizabeth olacaktı.
Kraliçe için Cumhurbaşkanı seçilirken giymediği frağını giyen ve Kraliçeden nişanını alan Gül için İngiltere çok önemliydi.İngilizler de Gül’ün “Diplomat/müzakereci” tarafını pek seviyorlardı,e hani yani EXETER’den de boşa adam çıkarmazlardı…
Neyse efendim biz yazmaya devam edelim…
Dedik ya İngiltere önemlidir Abdullah Gül için ve kendisinin “Diplomatik,müzakereci” yönü beğenilmektedir İngiltere kanadından tabii Abdullah Gül hemen bir “Açılım” yapacaktır…
Gül açılımı ise yıllardır Türk Dış politikasının en netameli konularından birisi olan Ermenistan ile ilişkiler üzerinden yapacaktır…
6 Eylül 2009 tarihinde oynanacak 2010 Dünya Kupası eleme maçı öncesinde Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan’ın Abdullah Gül’ü Ermenistan’a çağırarak “Normalleşme” adımı atma teklifine sıcak baksa da çeşitli tedirginlikleri olan Gül,bu daveti kabul etmenin artıları ve eksilerinin neler olabileceğine dair bir rapor hazırlanmasını ister…
Bu son derece detaylı hazırlanacak rapor çok önemlidir zira Gül,Ermenistan’a gidip gitmeyeceği konusunda son kararını işte bu önemli rapora göre verecektir.İşte bu önemli raporu hazırlayan isim ise yaklaşık 2 yıl önce Ahmet Necdet Sezer tarafından veto yiyen 5 isimden birisi olan Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Ahmet Ünal Çeviköz’den başkası değildir…
Gül,bu kadar önemli bir raporu Dışişleri’nde en güvendiği isimlerden birisi olan Ünal Ahmet Çeviköz’e hazırlatmış ve Çeviköz’ün gidilmesi yönündeki raporundan sonra Ermenistan’a gitmeye karar vererek,o meşhur Ermenistan ile “Milli Maç açılımını” gerçekleştirmiştir.
Ermenistan’a giden Abdullah Gül’ün Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan ile gerçekleştirdiği özel toplantıda Türk heyeti adına bulunan 2 kişiden birisi de yine Ahmet Ünal Çeviköz olacaktır…
Ermeni açılımının üzerinden 7 ay kadar geçmiştir…Tarih yaprakları 2010 yılının Mayıs ayını gösterdiğinde Dışişleri Bakanlığı koridorlarında meraklı bir bekleyiş vardır…Çok önemli ülkelere Büyükelçi atamaları gerçekleştirilecektir…
Ve yeni Büyükelçi atamaları açıklandığında Abdullah Gül’ün Ermenistan açılımı konusunda çok güvendiği isim olan Ahmet Ünal Çeviköz’ün İngiltere’ye Büyükelçi olarak atadığını görecektir herkes…
Bu atamanın zamanı önemlidir hatta önemli olmaktan ziyade”Kritiktir”.Zira Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı olması ile birlikte İngiltere-Türkiye ilişkileri daha sonra bizzat Gül’ün ifadesinde vücut bulacağı üzere”Altın Çağını”yaşamaktadır ve Londra’da”Güvenilir”bir isim olmalıdır.
Ahmet Ünal Çeviköz,2010 yılında İngiltere’ye Büyükelçi olarak atandıktan sonra adeta İngiltere-Türkiye ilişkileri de pupa yelken ilerlemeye başlar…
Tabii bu “Muhteşem ilişkinin” rüzgarını arkasına alan ise Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’dür…
Tarih yaprakları 9 Kasım 2010’u gösterdiğinde Ahmet Çeviköz heyecanlıdır.Tabii heyecanlanmamak mümkün değil.Kolay mı,İngiltere’nin küresel politikalarının dizayn edicisi olan Royal Institute of International Affairs yani bizim kamuoyunda bilinen adı ile Chatham House‘nin ödül töreni vardır o gece.
Ve sadece ödül töreni değildir heyecan yaratan,gecenin en önemli ödülünü alacak isim ayrıca heyecan vermektedir.
Evet,İngiltere’nin küresel emperyal politikalarını yüzyıllardır belirleyen kurum olan Chatham House’da konuşma yapan Kraliçe II.Elizabeth “YILIN DEVLET ADAMI”ödülünü kendisini bizzat vermek için sahneye dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü çağırmaktadır…
Ödül öreni öncesinde Abdullah Gül’ü karşılayan da, Chatham House’da hemen yanı başında olan isim de yine Ahmet Ünal Çeviköz’dür…
Bu ödül töreninden 1 yıl sonra Cumhurbaşkanı Abdullah Gül,Kraliçe II.Elizabeth’in özel daveti ile eşi Hayrinüsa Gül ile birlikte 3 günlük bir Londra ziyareti yapacaktır…
Gül’ün bu ziyaretinde yanındaki iki isim ise Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’dur…
Bu ziyarette Ahmet Ünal Çeviköz ile Abdullah Gül’ün yakınlığı gözlerden kaçmamaktadır…
Nasıl kaçsın,Çeviköz her karede yanında olduğu Gül onuruna bir de yemek vermiştir…Gül-Çeviköz ilişkileri “Zirvelerdedir”…
Bu ziyaretin hemen arkasından Ahmet Ünal Çeviköz,Londra merkezli olup “Türk-İngiliz ilişkilerini geliştirme” misyonu taşıyan bir oluşumun kurucularından birisi olacaktır…O kuruluşun adı ise TATLIDİL FORUM’dur…
***
TATLIDİL FORUM deyince şöyle bir iki dakika duracaksınız…”Neden?”diye soracak olursanız şöyle bir yakından bakalım isterseniz nasıl bir “Yıldızlar geçidi” burası…
Bu TATLIDİL FORUM’un”EŞ BAŞKANLARI” itina ve özel olarak seçilmiştir…
Dönemin AKP Milletvekili, sonrasında ise Cumhurbaşkanı Başdanışmanı olan Reha Denemeç,Dr.Bülent Göktuna, SİR JULİEN HORN SİMİTH VE ESKİ İNGİLTERE DIŞ İŞLERİ BAKANI JACK STRAW
YIL:1979
İngiltere’de genel seçimler yapılmakta ve Muhafazakar Parti uzun yıllar sonrasında Teacher liderliğinde iktidara gelmektedir…
İngiltere’de 1979’da gerçekleştirilen bu seçimlerde parlamentoya giren ve daha sonra kendisini İngiliz siyasetinin hep en kritik yerlerinde göreceğimiz bir isim daha girmektedir:Evet yanılmadınız Jack Straw…
Yine 1979 yılında Türkiye’de Turgut Özal DPT müsteşarı olurken Reha Denemeç’in de DPT serüveni başlamaktadır…
O yıllarda İngiltere’de bir de genç Türk girişimci vardır: Dr.Bülent GÖKTUNA
Bülent Göktuna 20’li yaşlarının başındayken Birleşmiş Milletler’de analistlik yapmış, çok genç yaşta üt düzey ilişkiler kurmuştur. Ve 1984 yılında iktidara gelen Özal’ın çağrısı ile Türkiye’ye dönerek Özal’ın dışişleri danışmanı olur…
Göktuna ile Straw, Göktuna’nın İngiltere günlerinden tanışmaktadır…
Gelelim Sir Julien Horn Simith’e…
1984 yılında Vodafone bünyesine dahil olan Simith kısa süre içerisinde Vodafone u Dünya’nın 1 numarası yapacaktır.Simith aynı zamanda meşhur Bilderberg’in üyesidir…
Ve Türkiye’de TELSİM’im TMSF eli ile satışı söz konusu olduğunda AKP ile özel ve “derin” temaslar kuran yine Sir Simith’tir.İngiltere TELSİM’in mutklaka İngiliz devi Vodafone tarafından alınmasını istemektedir.
Aslında Telsim BAE merkezli Eitelsat’a satılacakken devreye Sir Simith ve Cüneyt Zapsu girerek baskı uygular…
İhaleye İngiltere büyükelçisi bizzat gelir.(Zapsu,İngiltere Kraliçesi Gül’ü savaş gemisinde İstanbul boğazında kabul ederken yanındaki 2 kişiden biridir)
Sonuçta İngiltere’nin istediği olur ve TELSİM 2006’da İngiliz Vodafone tarafından alınır.Amam sadece bir alış-veriş yaşanmamız aynı zamanda “sıkı dostluklar” da kurulmuştur…
Bu arada Kıbrıs Rum tarafının adanın tamamını temsil ederek AB’ye tam üye olması konusunda İngiltere yoğun çaba sarf ederken Dışişleri Bakanı Jack Straw olmuş ve sonunda Rum tarafı AB tam üyesi olmuştur…
Bu arada şunu atlamayalım:Dr.Bülent Göktuna Özal’ın özel isteği ile Golf turizmi alanına girerek Dünya’ca ünlü Belek National Golf sahasını açmış burada ultra sosyeteyi ve üst düzey bakanları ağırlamaktadır
Golf Sahasının müdavimlerinden birisi ise dikkat çekmektedir:Mevlüt Çavuşoğlu… Peki Çavuşoğlu doktorasını nerede yaptı dersiniz? London School of Economics’te… İngiliz ekolü…
İşte bu TATLIDİL FORUM’un İngiltere’deki kritik toplantıları nerede yapıldı? 2013 Edinburgh….İngiltere 2.Elizabeth’in eşi Philip’in unvanı ne? Edinburgh Dükü…
2013’te Edinburgh’da gerçekleşen TATLIDİL FORUM’un “Onur Konuğu” kim dersiniz?Tabii ki Ahmet Ünal Çeviköz’ün daveti ile dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül.Ahmet Ünal Çeviköz aynı zamanda bu “Enetersan” TATLIDİL FORUM’un da kurucusu,tabii Abdullah Gül de destekçisi…
Biz yeniden geri dönmek üzere “Virgül koyduğumuz” Cafer Mahiroğlu’na dönelim…
***
2007 yılında ünlü İngiliz devi SELECT’i batmak üzereyken alan Cafer Mahiroğlu,İngiltere’de giderek büyümekte,İngiltere ekonomi dünyasında giderek daha fazla ağırlığı olan bir isim haline gelmektedir.2009 yılının Aralık ayına gelindiğinde İngiltere’nin en prestijli işadamları örgütlerinden birisi olan The British Chamber of Commerce of Turkey’in yönetim kurulu seçimleri yapılacaktır…
İşte bu seçimde Cafer Mahiroğlu bu prestijli iş adamı yapılanması yönetim kuruluna adaylığını koyar.Mahiroğlu belki seçimi kazanamaz ama bu süreçteki seçim çalışmaları esnasında kurduğu ilişkiler ile çok değerli “Dostlar” kazanır…
“Ne alaka arkadaş Cafer Bey’in kazandığı dostluktan,konumuz ile ilgisi ne şimdi?” derseniz hiç demeyin zira kazın ayağı hiç öyle değil…
İyisi mi biz yazmaya devam edelim…
Şimdi bu prestijli iş adamı organizasyonu The British Chamber of Commerce of Turkey’in “Kıdemli Danışmanı”Ahmet Ünal Çeviköz desek size?
Üzerine de The British Chamber of Commerce of Turkey’in “Kurumsal Ortağı”,TATLIDİL FORUM’da Ahmet Ünal Çeviköz ile birlikte kurucu ve “Eşbaşkan”olan Julian Horn-Smith’in”Efsane yaptığı” VODAFONE desek?
Nasıl güzel mi sevgili okurlar?
Tabii hep “tesadüf” bunlar ama olsun biz yazmaya devam edelim..
İşte o tarihte başlayan Cafer Mahiroğlu-Ahmet Ünal Çeviköz tanışması,Çeviköz’ün her ticari toplantıya davetli listesine Cafer Bey’i de eklemesi ile sıkılaşacaktır…
Bu arada Cafer Mahiroğlu AVRUPALI TÜRK MARKALAR BİRLİĞİ adında bir organizasyon kurar.Yanında Barack Obama’nın ABD’ye özel olarak davet ettiği 33 “Girişimciden”biri olan Zeynep Trudi de “Başkan Yardımcısı”olur…
Tabii böyle bir organizasyonun başkanı olunca çok daha özel ilişkiler,çok daha çabuk kurulur…
Öreğin 20 Nisan 2012’de Türk-İngiliz Ticaret Odası, Business Network, İngiltere Ticaret Bakanlığı, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu, The British Chamber of Commerce of Turkey ile Invest In Turkey çok önemli ve “özel”bir toplantı düzenlerler…
Lord Alderman David Wootton, İngiltere Ticaret Bakanlığı CEO’su Nick Baird, Türkiye Direktörü Jessica Hand ile Uluslararası Grup Direktörü Nicholas Armour,HSBC, Tesco, Aviva, PWC, British Aerospage Industries, JP Morgan, Select, Beko, Vestel, Gina Shoes, Hawes & Curtis, A to Z gibi birçok firmanın enüst düzey yöneticilerinin katılımı sanırız önemi yeterince anlatacaktır…
Kürsüde konuşan Ahmet Ünal Çeviköz’dür bu toplantıda, dikkatle dinleyenler ise Cafer Mahirooğlu ve Obama patentli yardımcısı Zeynep Trudi…
İşte efendim Ahmet Ünal Çeviköz’ün İngiltere ve Londra sevdasını size bizzat kendi sözleri ile “Bir martı gözüyle bir dünya başkenti: Londra” başlıklı makalesinden aktaralım isterseniz…
…Londra’ya bir kez ayak bastıktan sonra bu kentin cazibesi ve size sundukları karşısında büyülenmemek mümkün değil. tarih, sanat, kültür, iş, eğlence ve daha aklınıza gelebilecek hemen her konuda bir dünya başkentinin kucağında buluveriyor insan kendini bir anda…”
“… biz hep Londra’yı izlemeye devam ediyoruz. Londra da bize baktıkça yarın gündeme hangi konuda damga vuracağını planlamaya devam ediyor ve bunu dünyanın diğer kentlerine adeta nispet yaparcasına kurguluyor…”
Bundan 236 yıl önce 20 eylül 1777’de Samuel Johnson ile James Boswell arasında geçen o meşhur konuşmada Johnson’un sarf ettiği cümle aslında herşeyi özetlemiyor mu?
“Londra’dan bıkmak hayattan bıkmaktır, zira Londra’da hayatın sunabildiği herşey mevcuttur.”
KAYNAK: Kadıköy Maarif Koleji ve Anadolu Lisesi Mezunlar Derneği Yayını olan “Kadıköy Maarif” Dergisi’nin sonbahar 2013 sayısı (yıl:8 sayı: 30)
Tabii sayın Çeviköz Londra’dan vazgeçmek istemiyor ama büyükelçiliğin de bir sonu var…
2014 yılına gelindiğinde Abdullah Gül’ün görev süresinin dolmasına 6 ay kala dönemin Başbakanı Erdoğan,İngiltere’den Çeviköz’ü çekmek ve yerine Hakan Fidan’ın sağ kolu MİT Müsteşar Yardımcısı Abddurahman Bilgiç’i atamak istiyor.Ama Kraliyet Ailesi ile Çeviköz’ün arası çok iyi…Gül de halen Cumhurbaşkanı olduğu için İngiltere teamüllere aykırı biçimde yeni Büyükelçi olarak atanmak istenen MİT Müsteşar Yardımcısı Abdurrahman Bilgiç’in ismini tam 3 ay kabul etmiyor…
Ama tabii Gül artık gitmek üzere, görev süresinin dolmasına aylar kalmış şekilde pozisyona gelince Çeviköz,merkeze çekiliyor.Erdoğan,kendi ekibini Londra’ya yerleştiriyor…
***
Gül giderken, Ahmet Ünal Çeviköz de emekli oluyor…
Bir süre Radikal ve Hürriyet’te yazdıktan sonra 2018 yılında CHP Milletvekili seçiliyor…
Çeviköz 2019 yılında İsviçre’nin Montrö şehrinde yapılan toplantı ile “Avrupa’nın Karar Verici Elitlerinin” oluşturduğu Bilderberg’e adımını atıyor… 
Ahmet Ünal Çeviköz “Jet hızı ile” Kemal Kılıçdaroğlu tarafından Genel Başkan Yardımcısı yapılıyor.
2020 Kurultayında kurultay delegeleri Ahmet Ünal Çeviköz’ü çiziyor ama Kılıçdaroğlu bu kez de kendisini “Dış Politikalardan Sorumlu Genelbaşkan Başdanışmanı” yapıyor…
Aynı Ünal Çeviköz siyasette “Jet hızı ile yükselirken” hani Ali Babacan’ın müdavimi olduğu “Küresel Elitlerin Dizayn Kuruluşlrınn”Bilderberg’in Haziran 2019 İsviçre/Montrö toplantısı ile Bilderberg’e adım atıyor… (Aynı Bilderberg’e Türkiye’den en fazla katılan isimlerden birisi olup “Müdavim” diyebileceğimiz isimlerin başında Ali Babacan gelmektedir.)
Çeviköz Bilderberg’e katıldıktan 6 ay sonra ise Cafer Mahiroğlu Halk TV’yi satın alıyor..
Ocak 2020’de Cafer Mahiroğlu’nun HALK TV’yi satınalmasından günler sonra Abdullah Gül 18 Şubat ayının 2020’de KARAR GAZETESİ röportajı ile açık ve net şekilde Babacan’ı desteklediğini açıklıyor…
Gül’ün bu açıklamalarından sadece 20 gün sonra 9 Mart 2020’de  ise Ali Babacan DEVA PARTİSİ’ni kuruyor,”Abdullah Gül’den fikri destek alıyoruz” diyor…
***
Şimdi size bir soru:2018 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde,Meral Akşener’in kararlı tutumu olmayıp,karşı çıkmasaydı Abdullah Gül’ü çatı aday göstermek üzere herkesi ikna eden ve Gül “Sevdası” bitmeyen Kılıçdaroğlu, önümüzdeki seçimde gelse…
“Kürtlerden de,muhafazakarlardan da oy almamız lazım,AKP tabanı da bize oy verir”diye Gül’ü yahut Gül ismi tabanda çok tepki çektiği için daha yıpranmamış olan ve ekonomik kriz sonrasında halkın “Kurtarıcı” olarak görebileceği Ali Babacan’ı karşımıza yine ÇATI ADAY yapıp,bize de “Tıpış tıpış oy vereceksiniz” derse?
Tabii bunu yaparken de işin “Psikolojik ikna” kısmını ve medya ayağını değişen, dönüşen ve “EVRİLEN” HALK TV ile yürütse?
Ne de olsa HALK TV’de Kürt seçmene de, liberallere de, eski AKP’lilere de, 2. Cumhuriyetçilere’de, “Tatlısu” muhaliflerine de sempatik gelecek isimler boy boy ekranda. 
Çok mu imkansız geldi?
İmkansız geldiyse, parçaları birleştirin ve Kılıçdaroğlu’nun bu partiden kimleri aday yaptığını bir kez daha hatırlayın ve Gezi Parkı sürecinde yaptığı yayınlarla bu halkın kalbinde taht kuran, kısıtlı imkanlar ile uzun süre haber kanalları arasında pek çok kez zirvede yer alan HALK TV ile bugünkü HALK TV’nin programlarına,programcılarına ve yayın politikalarına bir bakın derim.
Ondan sonra zaten yorum size kalmış…
________________________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan, bağımsız ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan, Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir, DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

KRİPTEKS E-DERGİ YILLIK ABONELİK LİNKİ:

https://shopier.com/1354512

Okumaya Devam Et

ÖZEL HABER

SEZGİN BARAN KORKMAZ İDDİALARINA AYŞE ARMANDAN DA CEVAP GELDİ

Yayınlanma Tarihi:

on

Haber Alternatif-ÖZEL HABER

Celal Eren Çelik

Sedat Peker’in Sezgin Baran Korkmaz ile çıkar amaçlı ilişki içerisinde olan gazeteciler olduğunu açıklaması sonrasında medyada yaşanan deprem devam ederken biz de dün yazdığımız “SEZGİN BARAN KORKMAZ,GAZETECİLER,İDDİALAR,VERİLEN-VERİLMEYEN YANITLAR” başlıklı yazımızda Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan, Hürriyet yazarı Ayşe Arman ve gazeteci Cüneyt Özdemir hakkındaki Sezgin Baran Korkmaz ile ilişkili bazı iddiaları yazarak kendilerine de bu iddialarımızı iletmiştik.

SEZGİN BARAN KORKMAZ,GAZETECİLER,İDDİALAR,VERİLEN-VERİLMEYEN YANITLAR haberini okumak için tıklayınız:https://haberalternatif.com/sezgin-baran-korkmazgazetecileriddialarverilen-verilmeyen-yanitlar/

Kendileri ile ilgili iddiaları sorduğumuz gazetecilerden Cüneyt Özdemir hemen yanıt vermiş,Özdemir’in yanıtını noktasına virgülüne dokunmadan dünkü haberimizde yayınlamıştık. Yazıda ismi geçen isimlerden Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan cevap yazarken bir anda cevap vermekten vazgeçmiş, Ayşe Arman ise dün haber yayınlanana kadar her hangi bir dönüş yapmamıştı.

Bugün Hürriyet Gazetesi köşe yazarı Ayşe Arman kendisine sorduğumuz sorularla ilgili WhatsApp üzerinden dönüş yaparak iddialara yanıt verdi. Arman iddialar ile ilgili “Dibine kadar yalan” ifadelerini kullanırken, Sezgin Baran Korkmaz’ı hiç tanımadığını ve otelinmde de hiç kalmadığını vurguladı.

Ayşe Arman’ın verdiği cevabı da tıpkı Cüneyt Özdemir’in verdiği cevap gibi noktasına virgülüne dokunmadan yayınlıyoruz.

Celal Eren Çelik: “Ayşe Hanım merhabalar ben gazeteci Celal Eren Çelik… Haber Alternatif Genel Yayın Yönetmeni…”

C.E.Ç: “Sizin bir süre önce Sezgin Baran Korkmaz ile temasta olduğunuz ve bazı takılarınızı sattığınızı ve Sezgin Baran Korkmaz’dan bu takıları almasını istediğinize dair çeşitli kaynaklardan gelen bilgiler var.”

C.E.Ç:”İddiaları size sormak istedim,yanıtlatrsanız sevinirim”

(Ben bu mesajı dün saat 15.42’de WhatsApp üzerinden Ayşe Arman’a göndermiştim ve dün yazı yayına girene kadar kendisinden bir dönüş olmamış ben de kendisinin cevap vermesi halinde kendisinin cevabını da yayınlayacağımı belirtmiştim-Celal Eren Çelik)

Ayşe Arman kendisine sorduğumuz sorulara bugün saat 07.37’de yine bir WhatsApp mesajı ile yanıt verdi. Kendisinin cevabını aynen aktarıyorum:

Ayşe Arman: “Mesajınızı ve yazınızı yeni gördüm. Annemin sağlık sorunlarıyla uğraşıyordum. Hiç bu kadar saçma sapan bi şey duymadım. Değerli kolyeler filan. Bu ne yahu! Dibine kadar yalan. Ne böyle bi teklif aldım ne de değerli kolyem oldu. Herkesin bildigi iyilik kolyeleri hareketimiz var. Onlar da, boncuktan, tanesi 135 TL Sezgin Baran Korkmaz’ı tanmıyorum bile. Oteline de ömrümde gitmedim. Tamamen atmasyon ve iftira.”

Celal Eren Çelik:Ayşe Hanım merhabalar.Mesajınızı yeni gördüm.Sizin de cevabınızı aynen yayınlayacağım.Dönüş yaptığınız için teşekkür ederim.”

Dün yayınlanan yazımızda ismi geçen 3 gazeteciden 2’si olan Cüneyt Özdemir ve Ayşe Arman iddialara cevaplarını verdiler ve biz de burada noktasına, virgülüne dokunmadan yayınladık.

Bu 3 isimden sadece “Cevap yazmaya başlayıp kısa süre içerisinde vazgeçen” Ahmet Hakan’dan bir yanıt gelmedi. Kendisinden gelecek bir yanıtı da sizlerle paylaşacağımızı yeniden belirtiyoruz.

_______________________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan, bağımsız ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan, Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir, DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

KRİPTEKS E-DERGİ YILLIK ABONELİK LİNKİ:

https://shopier.com/1354512

 

Okumaya Devam Et







Popüler

%d blogcu bunu beğendi: