Sosyal Medya Hesaplarımız

ÖZEL HABER

“YEŞİL AHTAPOT”UN İLK KOLU: MÜCADELE KARDEŞLİĞİ

Yayınlanma Tarihi:

on

Celal Eren ÇELİK

Malumunuz geçtiğimiz günlerin en çok tartışılan konularının başında eski Meclis Başkanı ve Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Bülent Arınç’ın bir televizyon kanalında Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’ın tutukluluk hallerinin devamını eleştirdiği ve herkese Selahattin Demirtaş’ın kitabını okumasını tavsiye ettiği açıklamaları sonrasında başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere önce çok sert tepkiler ile karşılaşıp sonra da Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyeliği görevinden istifa etmek zorunda kalması geliyordu.

Bu gerçekleşen istifanın hemen ardından ise Erdoğan’ın “Kara kutularından” bir tanesi olan, Diyarbakır eski AKP Milletvekillerinden Mehmet İhsan Arslan’ın BBC Türkçe’ye verdiği röportajında AKP’yi eleştiren sözleri sonrasında kesin ihraç talebi ile disipline sevk edildiğini gördük…

İyi güzel ama Bülent Arınç eleştirel sözleri ile Erdoğan’ın hışmına yuğrayıp istifa etmek zorunda bırakılırken yahut Erdoğan’a en yakın isimlerden birisi olan Mehmet İhsan Arslan’ın eleştişrileri partiden ihracı ile sonuçlanacak süreci başlatırken “Bize toplu tövbe lazım,hukuk reformundan kimse bir şey beklemesin” diyen eski TBMM Başkanı ve Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Cemil Çiçek’e niçin kimse çıtını çıkarıp da tek kelime etmiyor,aslında doğru tabirle “EDEMİYORDU” ?

Ya da AKP içinde yıllardır adeta “Ayrı özerk bir cumhuriyet” gibi hareket eden, istifası bile zor alınan ama partiden uzaklaştırılamayan Melih Gökçek neden tamamen tasfiye edilemiyor, nasıl oluyor da hala geçtiğimiz hafta Külliye’ye çapırılıp saatlerce süren “Özel bir toplantıda” fikirleri alınabiliyor, Gökçek’in tonla yolsuzluk ve defosuna rağmen adı nasıl hala yeni bir kabine revizyonunda yeni bakanlar arasıdna geçebiliyor,üzerine adeta “Görünmez” bir dokunulmazlık zırhını nasıl geçirebiliyordu?

Şimdi “Arkadaş Bülent Arınç’ın çıkışı ile Cemil Çiçek’in Melih Gökçek’in ne alakası var?” diye sormayın sakın,aşağıda okuyacaklarınız sizi çok şaşırtacak,bununla da kalmayaracak olayın Cemil Çiçek’i de Melih Gökçek’i de çok çok aşan boyutlarına da ışık tutacak…

Bu kadar peşrev yeter artık yazmaya başlayalım işin  “Sadedini”…

***

Tarih yaprakları 1945 yılını gösterdiğinde İstanbul Beşiktaş’ta küçük bir bakkal dükkanı açılmıştır. Bakkal dükkanının sahibi Mehmet  Emin Alpkan…

Konya Taşkent’te doğmuş olan ve çok zor şartlarda büyüyüp, eğitimini daha 7-8 yaşlarında yarıdabırakmış olan,2. Dünya Savaşı’nın zorlu yıllarında askerliğini tamamlamış olan Mehmet Emin Alpkan ‘ın askerlikle birlikte hayatında Nihal Atsız ve O’nun Türkçü fikirleri giriyor… Askerden döndükten sonra Mehmet Emin Alpkan elinden Atsız kitaplarını düşürmüyor çevresinde de bu konuda sıkça konuşmalar yapıyor…

Biz tekrar dönelim 1945 yılında Mehmet Emin Alpkan tarafından açılan “Bakkala”… Zira bu bakkal öyle sıradan, küçük bir bakkal olmanın çok ötesinde…

Mehmet Emin Alpkan’ın bu küçücük bakkalının ismi sonraki yıllarda “Çok büyük” olacak “Müdavimleri” var…

Kimler kimler yok ki Mehmet Emin Alkgan’ın bakkalını sıklıkla ziyaret eden o “Müdavimler” arasında…

Korkut Özal,Alparslan Türkeş,Turgut Özal (Hatta Turgut Özal ile Alparslan Türkeş ilk kez bu bakkalda tanışıyor), Faruk Sükan,Ferruh Bozbeyli,Osman Yüksel Serdengeçti,Bekir Berk,Sadettin Biilgiç… Ve pek çok subay da yine bu “Bakkalın” daimi konukları arasında…

Dedik ya burası sıradan bir “Bakkal” değil, zaten özellikle o dönem üniversitede eğitim gören pek çok muhafazakar, milliyetçi genç isim de bu bakkalın düzenli ziyaretçisi.

İşte bu “Müdavimler” için bakkalın sahibi olan Mehmet Emin Alpkan ayda bir kez bakkalının hemen yanındaki evinde “Seminerler” düzenliyor…

***

Tarih yaprakları 1964’ü göstermektedir, tüm Dünya’da olduğu gibi Türkiye’de de sol siyasi ideoloji yükselişe geçmiştir…

İşte Türkiye’de sol hızla yükselir, solcu gençler özellikle üniversitelerdeki etkinliklerini daha da arttırırken Afyon  ve Konya’da 2 küçük muhafazakar öğrenci grubu birbirinden habersiz “Çalışmalar” yürütmeye başlamışlardır…

Ayfonlu öğrenci grubunun başında Aykut Edibali ve Yavuz Arsalan Argun bulunmaktadır.Konya’da faaliyet gösteren ve çoğunluğu Yüksem İslam Enstitüsü çıkışlı gençlerin başını ise Necmettin Erişen ve irfan Küçükköy çekmekteydi. Konya’da bulunan bu grubun diğer önemli isimleri ise  Mevlit Baltacı, Kemal Yaman, Mevlit Faruk İslamoğlu, Ziya Yürekli, Hasan Elmas ve Mehmet Aydın’dı…

İşte birbirinden habersiz faaliyet gösteren bu gençleri 1964 yılının  bir araya getirerek bir başka genç olan İhsan Ramiz Bayram üzerinden bir araya getirecek olan  isim de yine Mehmet Emin Alpkan olacaktır…

Artık bir “Hareket” doğmaktadır…

İşte bu “Birleşmeden” 1 sene sonra Gaziantep’te daha bir lise öğrencisi iken bu harekete dahil olan genç ve gözükara bir genç üniversiteyi kazanarak Ankara’ya gelecek ve Ankara’da “Hareketin” en önde gelen isimlerinden birisi olacak,kısa sürede dikkat çekecektir… O dikkat çeken gencin adı İbrahim Melih Gökçek’tir…

***

Bütün bu gelişmeler olup biterken adı “MİLLİ BAKKAL” a çıkmış olan o meşhur “Bakkal” ı kapatan Mehmet Emin Alpkan aynı dükkanda bir matbaa işletmeye başlamıştır…Dükkanın işi değişmiş ama konukları, “Müdavimleri”asla değişmemiştir.

1960 askeri cuntasının kudretli Albayı Alparslan Türkeş Mehmet Ermin Alpkan ile o kadar yakın arkadaştır ki evine önceden haber vermeden gelip gitmekte, Türkeş’in en güçlü dönemlerinde Mehmet Emin Alpkan Türkeş’i resmi ofisinde randevusuz ziyaret edebilmekte, ofiste saatlerce süren “Özel” konuşmalar yapabilmektedir.

İşte yine böyle haber vereden Mehmet Emin Alpkan’ın evine gittiği günlerden birisinde Alparslan Türkeş o evde Ziya Uygur ile tanışmıştı…Ziya Uygur ise Mehmet Emin Alpkan’a o dönemde en yakın olan kişi konumundaydı…Bu Ziya Uygur ismini not alın yazımızın sonlarında size tekrar anımsatacağız…

***

Mehmet Emin Alpkan matbaa işletmesinden sonra bir de gazete kurar, gazetenin adı BİZİM ANADOLU’dur…

BİZİM ANADOLU gazetesine de o “Müdavimler” sürekli gelmekte hatta aralarına yenileri eklenmektedir.Bu dönemde Mehmet Emin Alpkan’ın en yakın arkadaşı ve gazeteye en sık  gelen kişi ise Mehmet Davutoğlu’dur… Mehmet Davutoğlu gazeteye her gidişinde yanında mutlaka oğlunu da götürmektedir…

Mehmet Davutoğlu’nun oğlunun adı ise Ahmet Davutoğlu’dur…

Ve yıllar sonra Dışişleri Bakanı,AKP Genel Başkanı ve Başbakan olacak Ahmet Davutoğlu gençlik yıllarında ilk fikri yazılarını işte bu gazetede kaleme alacaktır…

Evet Davutoğlu’nun da aslen kökeni “MÜCADELE BİRLİĞİ HAREKETİNE” dayanmaktadır, Davutoğlu da bir “MÜCADELECİ” dir.

***

Mehmet Emin Alpkan artık BİZİM ANADOLU  Gazetesinin sahibi olduğu dönemde Nakşiliğin Halidiye kolundan İskenderpaşa Tarikatı başta olmak üzere çeşitli tarikatlar ile de ilişkilerini sıkılaştırmıştır.

Kendisini sıklıkla ziyarete gelen isimler arasında Mehmet Kutlular,Enver Ören,Korkut Özal gibi isimler artık daha ön plana çıkmıştır.

İskenderpaşa Cemaati ya da “Orijinal ismi” ile “GÜMÜŞHANEVİ TEKKESİ” desteği ile parti kuran Erbakan yola çıkarken de yanında yine Mehmet Emin Alpkan vardır.

Daha sonraları İLİM YAYMA CEMİYETİ VE İLİM YAYMA VAKFI’nın kurucu kadrolarının pek çoğu da hep bu “Müdavimler” “Hareketin mensupları” arasından çıkmıştır.

***

Ama ne kadar farklı ilişkiler içine girerse girsin Mehmet Emin Alpkan’ın gözü de eli de “Gençlerin” ve başlamasına ön ayak olduğu “HAREKETİN” üzerindedir…

Bu yıllar artık muhafazakar, milliyetçi camiada Mehmet Emin Alpkan’ın istihbarat ile ilişkileri olduğunun kulaktan kulağa konuşulmaya başlandığı yıllardır.

İşte 1967 yılına gelindiğinde Mehmet Emin Alpkan’ın Afyon ve Konyalı muhafazakar öğrencileri bir araya getirip fikri temellerini de attığı hareket isme ve cisme bürünür.

Ve “MÜCADELE BİRLİĞİ HAREKETİ” “Sancaklar” adı verilen il örgütlenmesine başlar…Kısa süre sonra Adana, Erzurum, Diyarbakır, Afyon, Çorum, Bursa, Gaziantep, İzmir, Adapazarı, Ankara, Konya “SANCAKLARI” kurularak buralara “SANCAK BEYLERİ” atayan hareket artık ulusal bir nitelik kazanmıştır.

Bu arada pek çok kimse bilmez lakin bugün siyasal İslam’ın kadrolarının tamamına yakınının içerisinden yetiştiği Milli Türk Talebe Birliği aslında 1965’e kadar solun hakim olduğu bir yapılanmadır.

İşte MÜCADELE BİRLİĞİ HAREKETİ’nin yoğun çabaları ve kendilerine “Verilen” destekle birlikte Milli Türk Talebe Birliği “Ele geçirilir”… “HAREKETİN “ üniversiteler üzerinde hakimiyet kurma noktasındaki önemli operasyonu ile MTTB’nin başına geçen isin daha sonraları TBMM Başkanı olacak olan İsmail Kahraman’dır…

3 Şubat 1970 tarihinde ise “HAREKET”  “YENİDEN MİLLİ MÜCADELE” dergisini çıkartmaya başlar… Dergi  bir dergi olmanın çok ötesinde bir “İdeolojik” yayındır. Anti-emperyalist,İslamcı,milliyetçi,Anti-kapitalist bir ideolojiyi “İLMİ SAĞ” adı ile formüle etmiş bu dergi ile birlikte “MÜCADECİLER” olarak anılan hareket tam anlamı ile vücut bulmuştur ve “SAĞIN DEV-GEÇ’İ” olarak anılacak bir etkinliğe ulaşmıştır..

Dergi o dönem için ciddi sayılacak tiraj rakamlarına ulaşır en kötü döneminde kapanmadan önce bile tirajı 25 binin altına düşmen.

Dergide sürekli “İslamcı”bir vurgu ile birlikte, TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ’ne “Yaklaşan Komünist tehlikeye karşı yönetime el koyma çağrıları” yapılmaktadır…

Dergi orduyu darbe yapmak için her sayısında göreve davet etmektedir…

12 Mart muhtırasının yaklaştığı günlerde 16 Şubat 1971 tarihli 55. Sayısında dergi Genel Kurmay Başkanı Memduh Tağmaç’ın fotoğrafını tam sayfa kapak yapmış ve “KOMÜNİSTLERE KARŞI ORDU MİLLET EL ELE” başlığı ile çıkmıştır.

Aynı sayının içerisinde sayının yayınlanmasından hemen önce adeta muhtıra gibi bir Kurban Mesajı yayınlayan Genelkurmay Başkanı Mehmduh Tağmaç’a hitaben şöyle bir mektup yazılmıştır.

“Muhterem Memduh Tağmaç

Genel Kurmay Başkanı

Ankara

Aylardan beri anarşist ve komünist militanların silahlı tecavüzleri yüzünden derslere devam edemeyen, hayatları ve okuma hakları tehdit altında bulunan Türkiye’mizin istikbalinden endişe duyan milliyetçi ve vatansever talebeler olarak bayram mesajınızı ümid ve takdirle karşıladık.

Milliyet, devlet ve milli ordu düşmanları karşısında kahraman ordumuzun mert sesini duymaktan büyük sevinç ve kıvanç duyduk. Bağlılıklarımızı bildirir; saygılar sunarız.

Mücadele Birliği

İstanbul Sancağı İdare Heyeti Adına”

 

Evet Mücadele Birliği adına bu mektubun altına İstanbul Sancak İdare Heyeti Adına imzasını atan isim “SANCAK BEYİ” Cemil Çiçek’tir…

 

Bugünlerde “Askeri vesayet” kelimesini ağızlarından düşürmeyen, CHP’yi darbeci olmakla suçlayanlar o zamanlar bizzat dergi manşetlerinden orduyu darbe yapmaya çağırmaktadır…

 

***

MÜCADELE BİRLİĞİ hareketinin dergisi olan YENİDEN MİLLİ MÜCADELE DERGİSİ öyle bir dergidir ki kimlerin kimlerin yolu bu dergi ile ve tabii ki MÜCADELE BİRLİĞİ HAREKETİ ile kesişmemiştir ki….

 

İsterseniz sizin için “Yıldızlar geçidini” andıracak şekilde bir kısa liste yapalım:

 

Cemil Çiçek, Taha Akyol, Aykut Edibali, Yavuz Aslan Argun, Melih Gökçek, Necmettin Erişen, Prof. Dr. Mustafa Erdoğan, Halil Şıvgın, Mustafa Ruhi Şirin, Atilla Yayla, Ali Müfit Gürtuna, Ahmet Taşgetiren, Gaffar Yakın, Dr. Necmettin Turinay, Galip Demirel, Ömer Vehbi Hatipoğlu, Hüseyin Gülerce, Ahmet Taşgetiren, Kemal Yaman, Burhan Özfatura, Hamza Türkmen, Altan Tan…

***

Ancak MÜCADELECİ’ler için “DEVLET” “Tamam “ demiştir.

12 Mart Muhtırası verilmiş, Denizler idam edilmiş, “Devlet” ise yükselen sol dalgaya karşın “Yumuşak” İslamcıları değil, “Sert çocuklar” olan Ülkücüleri ön plana çıkartmıştır.

 

12 Mart Muhturası sonrasında 1980’e kadar devam etse dahi MÜCADELE BİRLİĞİ ve YENİDEN MİLLİ MÜCADELE DERGİSİ’nin gücü her geçen gün azalmıştır.

 

***

1990’ların başında ABD Türkiye için siyasal İslamın iktidara gelmesi gerektiğine karar verdiğinde Refah Partisi’nin de yükselişi başlamıştır.

 

1991 yılında Refah Partisi’nin ilk kez Meclis’e güçlü biçimde girmesini sağlayacak ittifak kurulmuş ve 1991 seçimlerine Refah Partisi-Milliyetçi Çalışma Partisi-Islahatçı Demokrasi Partisi ittifakı Meclis’e Refah Partisi listelerinden taşınmıştı.

 

Refah Partisi’nin başında Erbakan, Milliyetçi Çalışma Partisi’nin başında Türkeş ve Islahatçı Demokrasi Partisi’nin başında da Aykut Edibali vardı…

 

Bu isimlerin hepsinin ortak özelliği MÜCADELE BİRLİĞİ HAREKETİ’ni “Kurgulayan”  Mehmet Emin Alpkan’ın “Dostu “ yahut “Öğrencisi” olmalarıydı…

 

Ve aslında MÜCADELE BİRLİĞİ aradan geçen onlarca yılın ardından artık Meclisteydi…

***

O tarihten sonra MÜCADELE BİRLİĞİ’nin “SANCAK BEYİ” Cemil Çiçek TBMM Başkanı,Adalet Bakanı, Melih Gökçek Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı,Ömer Vehbi Hatipoğlu Refah Partisi’nden 2 dönem vekil sonrasında Gökçek’in yönettiği Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin BUGSAŞ VE AŞTİ’sinde Yönetim Kurulu Üyesi, Ahmet Tan HDP Milletvekili, Mehmet Aydın Devlet Bakanı,Halil Şıvgın Sağlık Bakanı, Ali Müfit Gürtuna İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, Atilla Yayla LİBERAL DEMOKRASİ DERNEĞİ Başkanı,Burhan Özfatura İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ,Ahmet Davutoğlu Dışişleri Bakanı,AKP Genel Başkanı, Başbakan oldu…

 

Ahmet Taşgetiren muhafazakarların en önemli ve “Ağır” kalemlerinden birisi, Hüseyin Gülerce yıllarca Fethullah Gülen’in sağ kolu oldu…

 

Mesela Gülerce’ye neden bu kadar üst düzey bir FETÖ’cü olmasına rağmen kimse bir şey yapmadı ve Hüseyin Gülerce neden Melih Gökçek’in korumasına girip ,BEYAZ TV ekranlarının demirbaşı oldu dersiniz? Bunda sizce MÜCADELE BİRLİĞİ “KARDEŞLİĞİNİN” hiç mi katkısı yoktu?

 

Devlette şu an pek çok üst düzey bürokrat, pek çok önemli siyasi isim MÜCADELE BİRLİĞİ kökenli ancak hareket günümüzde adeta “Kapalı bir yapılanma” ile bir “Kardeşlik” yapına bir “Siyasi Lobi” teşkilatına dönüştü…

 

Yolları MÜCADELE BİRLİĞİ’nden geçen herkes her konuda mutlaka birbirine destek veriyor,  k   kritik görevlere bu hareketten gelen arkadaşlarının gelmesi  için çaba gösteriyor,ağırlığını koyuyor…

 ***

 

Bu kadar ismi saydıktan sonra size bir atamayı hatırlatacağız:

Tarih 9 Mayıs 2017…

O dönem en önemli “İSTİHBARAT” teşkilatlarından birisi olarak yapılandırılan ve İçişleri Bakanlığı’na bağlı olarak faaliyet gösteren Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı görevine Prof. Dr. Lütfihak Alpkan atandı…

Prof.Dr. Alpkan daha sonrasında 2018 yılında ise Cumhurbaşkanlığı Sosyal Politikalar Kurulu Üyeliğine seçildi.

İşte Prof.Dr. Lütfihak Alphan, o meşhur “Bakkalın” ve “Matbaanın” sahibi, MÜCADELE BİRLİĞİ HAREKETİ’nin asli kurucusu olan Mehmet Emin Alpkan’ın oğlundan başkası değildi…

 

Ve sizlere “Yazımızın sonunda anımsatacağız, not alın “ dediğimiz bir isim vardı hani: Ziya Uygur… Hani Mehmet Emin Alpkan’ın bir dönemki sağ kolu…

 

İşte bu isim için “MÜCADELECİLER” hareketinin Afyon kanadının önde gelen isimlerinden olan ve 1980 öncesinde  Adalet Partisi’nden milletvekili de seçilen Mehmet Özutku, Ekin Kadir Selçuk’un hareket ile ilgili hazırladığı çalışma esnasında kendisi ile görüşmesinde ““Zaten sonradan istihbaratın elemanı olduğunu öğrendik,” açıklamasını yapmıştı.

 

Yine MÜCADELECİLER’in 2 numaralı ismi olan Yavuz Arslan Argun Ekin Kadir Selçuk ile görüşmesinde hareket ile bu “esrarengiz” ve istihbarat bağlantılı isimlerin ilişkisini “Komünist bir tehlike ortaya çıkmıştı. Muhafazakâr gençler bununla mücadele etmek istiyordu fakat kendilerine bir istikamet çizemiyorlardı. O sırada belli bölgelerde devletle bağlantılı isimler olur. Bunlar devletin maaşlı elemanı değildir, devletten telkin alır telkin verirler. Bu ağabeyler de bu noktada komünizme karşı faydalı hizmetler görmüşlerdir.” sözleri ile açıklamış ve bu “Ağabeyler” ve “Devletin derinlikleri ile” ile olan ilişkilerini ilk kez bu kadar açık biçimde deşifre etmişti.

 

***

Şimdi size  bir soru; Ahmet Davutoğlu partisini kurmadan önce bir vakıfta konuşma yapmıştı: ARAŞTIRMA VE KÜLTÜR VAKFI…

Bu vakıf kimin vakfı? Bingo! MÜCADELE BİRLİĞİ’nin vakfı… Ankara şubesinin finanse ve himaye eden ise Gökçek…

Şimdi yarın birgün Gökçek ve Çiçek gibi isimler de AKP’den bir şekilde tasfiye ederse, MÜCADELE BİRLİĞİ’nden arkadaşları Ahmet Davutoğlu’nun partisi GELECEK PARTİSİ Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ’ın Arınç’a transfer teklifi yapılıp yapılmadığına ilişkin soruya verdiği “Biz partilerinden ayrıldıktan sonra herkes ile konuşur, gelmek isteyeni kabul edebilir kendimiz de teklif götürebiliriz” mealindeki sözleri bir anlam ifade eder mi?

MÜCADELE BİRLİĞİ yeniden bir araya gelir mi dersiniz?

Neden olmasın,üzerinde düşünmeye değer…

2 Yorum

2 Yorum

  1. Yıldırım Beyazıt Umurtağ

    30 Kasım 2020 at 11:11

    Üstadım harika bir yazı. Yüreğinize sağlık. Sizi Twitter üzerinden de takip ediyorum. Kafama takılan bir soru var.. Alparslan Türkeş ve diğer arkadaşları bu bahsettiğiniz hareketten neden ayrıldılar? Türkçü olanların bu hareketten ayrılmalarını da yazarsanız daha faydalı olur diye düşünüyorum. Sağlıkla kalın

  2. Mehmet AKTAN

    1 Aralık 2020 at 10:36

    Mücadele Birliği Hareketi Aziz Milletimizin bağrından kopmuş tertemiz, milli heyecanla dopdolu, Milli Devlet idealinden başka bir derdi olmayan milli değerlerimizi baştacı etmiş çilekeş bir harekettir.
    Kötü niyetli ya da gafil bazı kişi ya da mahfillerin tasallutuna maruz kalmış olması tabiidir. Çünkü Millet düşmanları hiç boş durmaz!
    Sizin, Mücadele Birliği Hareketini ve kardeşliğini sanki mason teşkilatı ve biraderliği gibi tanıtmaya çalışmanız yüzeysel bilgiye dayanıyor ve çok yakışıksız!
    Mücadele Birliği mensuplarının önemli mevkileri işgal etmelerinin sebebi, Birliğin yetiştirdiği insanların kalitesiyle ilgilidir.
    Esrarengizlik imajı sizin beyninizdedir!

Bir Cevap Yazın

ÖZEL HABER

CHP’DE ASLI BAYKAL İDDİASI

Yayınlanma Tarihi:

on

HABER ALTERNATİF

ÖZEL-KULİS HABER

CHP’de parti içi muhalefet gruplarının bir sonraki kurultaya yönelik çalışmaları devam ederken, çarpıcı bir kulis bilgisi geldi…

CHP’de eski genel başkan Genel Başkan Deniz Baykal’a yakınlığı ile bilinen bazı isimlerin birlikte hareket ederek gelecek kurultayda genel başkan adayı olarak Kemal Kılıçdaroğlu karşısına Deniz Baykal’ın kızı Prof.Aslı Baykal’ı aday göstermek istedikleri belirtiliyor…

Kulislere yansıyan bilgilere göre yıllarca Deniz Baykal ile yakın siyaset yapan bu isimler Aslı Baykal isminin hem kadın olması hem de “Soyadı” sebebi ile parti içi muhalefeti bir araya toplayabileceğini düşünüyorlar.

Aslı Baykal isminin yıpranmamış bir isim olduğunu belirten CHP içerisindeki bu “Eski tüfek” siyasetçiler, özellikle son dönemde İYİ PARTİ’nin yükselen oylarında Meral Akşener’in Türk siyasetindeki tek kadın lider olmasının da belirli bir etkisi olduğu tespitini yaparlarken, Aslı Baykal’ın da kadın lider olarak CHP Genel Başkanı olması halinde İYİ PARTİ’ye kayan bu oyları konsolide edebileceğini ifade ediyorlar.

Ancak parti içerisinde Aslı Baykal isminin ortaya çıkması ile birlikte kulislerde fikir ayrılıkları da yaşanmaya başlandı.

Baykal ekibine yakın isimler ile birlikte hareket etmeyen ve Aslı Baykal ile birlikte başlatılacak bir parti içi muhalefet hareketinin “Ölü doğum” olacağını savunan ayrıca partide şu anki yönetime olduğu kadar, Baykal ve yakın ekibine de parti tabanından ciddi bir tepki olduğunu belirten pek çok muhalif isim ve grubun ise Aslı Baykal ismine son derece soğuk baktıkları ifade ediliyor.

Aslı Baykal isminin gündeme getirilmesinin “Soyadı” nedeni ile de yanlış olduğunu belirten parti içerisindeki diğer muhalif gruplar “Biz AKP’ye akraba-eş-dost partisi, aile partisi diye eleştiri getiriyoruz. CHP bir “Aile” partisi değildir, Genel Başkanlık makamı da babadan çocuklara soy adı ile devredilecek bir makam değildir” şeklinde tepki gösterdikleri ifade ediliyor.

Geçtiğimiz günlerde ise Prof.Aslı Baykal hakkında medyaya yeni bir parti kuracağı yönünde iddialar yansımıştı.

Hatırlanacağı gibi Aslı Baykal son olarak Mahir Caferoğlu’na satılmadan önce HALK TV’nin başına geçmiş ancak Aslı Baykal yönetiminde finansal açıdan daha da kötüye giden HALK TV bir süre sonra Caferoğlu’na satılmıştı.

Prof.Aslı Baykal’ın kulislere yansıyan iddialar karşısında nasıl bir turum takınacağı ise merakla bekleniyor…

________________________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan, bağımsız ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan, Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir, DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

 

 

 

Okumaya Devam Et

ÖZEL HABER

İŞTE 43 KİŞİYİ “BUHARLAŞTIRAN” “KİLİT” EKİP

Yayınlanma Tarihi:

on

HABER ALTERNATİF-ÖZEL

Celal Eren ÇELİK

AKP’li Malatya Yeşilyurt Belediyesi’nin “ÇEVREYE DUYARLI BİREYLER YETİŞTİRME” projesi çerçevesinde Almanya’ya gönderilen 45 kişiden 43’ünün Türkiye’ye geri dönüş yapmadığı geçtiğimiz günlerde ortaya çıkmıştı.

Konunun üzerine giden HABER TÜRK yazarı Sevilay Yılman ise olayın “İnsan kaçakçılığı” olduğunu belirttiği köşe yazısında AKP’li Yeşilyurt Belediyesi ile birlikte bu projeyi organize eden “Malatya Kişisel Gelişim Dünyası Derneği” ‘ adeta “Buharlaşan” 43 kişinin Almanya’ya gelmesi için “Davetiye” gönderen ve tüm masraflarını karşılayan şirketin MEGA KİLİT GMBH isimli bir şirket olduğunu ancak “Tüm kaynaklarını kullanmasına rağmen” şirketin sahibi olan Ersin Kilit hakkında hiç bir bilgiye ulaşamadığını,Türk büyükelçiliğinin de bu kişi ve şirkete ulaşamadığını yazmıştı…

43 kişilik ekibe Almanya’dan davetiye gönderen ve “Tüm masrafları” karşılayan şirketin tüm ağını HABER ALTERNATİF açıklıyor…

Öncelikle şirketin isminin MEGA KİLİT GMBH olduğu doğru ancak sahibi Ersin Kilit değil…

MEGA KİLİT GMBH 2 Mayıs 2016 tarihinde 25 bin Euro sermaye ile Hannover Ticaret Odası’na HRB 213752 ticaret sicil numarası ile kaydını yaptıran bir şirket.

Şirket şu anda “Kağıt üzerinde” Almanya’da  Scheffelstr. 2 , 30167  Hannover adresinde 4 katlı bir binadaki tek bir dairede faaliyet gösteriyor,”Kağıt üzerinde” zira şirketin 5 yıllık ticari geçmişi incelendiğinde ortaklık sözleşmesindeki faaliyet alanı “Gastronomik ünitelerin işletilmesi, satış makinelerinin kurulumu” gibi yüksek kar marjı olan bir sektörde hemen hemen hiç bir iş yapmayan bir “Tabela şirketi” olmaktan çok da öteye gidemediği görülüyor.

Şirketin kuruluşundaki ilk genel müdürü ise Yılmaz Polat. Yılmaz Polat 8 Ocak 2015’te kurulup, 16 Ocak 2018 yılları arasında ise  batarak tasfiye edilen  ve Hannover Ticaret Odasına HRB 211931 ticaret sicil kaydı ile kayıtlı olan PAMUKKALE GASTRO UG isimli firmanın sahibi.

Yılmaz Polat’ın PAMUKKALE GASTRO UG isimli şirketi faaliyet gösterirken kurduğu “İlişkiler ağı” aslında bugün Almanya’dan dönmeyen 43 AKP’linin buharlaşması olayındaki soru işaretlerinin odağındaki  MEGA KİLİT GMBH şirketine de ışık tutmakta.

Zira Yılmaz Polat’ın 2014-2016 tarihleri arasında yakın ilişki kurduğu isimler Hazime Kilit,Zeynep Kilit,Hüseyin Kilit ve Zeynep Gökçe…

Ve 2016 yılından itibaren Yılmaz Polat’ın Genel Müdürlüğü sonrasında MEGA KİLİT GMBH’de sırası ile kurulan bu yakın ilişkilerde ismi geçen kişileri peş peşe Genel Müdür olurken görüyoruz…

İddiaların odağındaki MEGA KİLİT GMBH şirketinde 10 Haziran 2016 tarihinde Genel Müdürlük görevine Hüseyin Kilit gelirken, 12 Ocak 2018 tarihinde bu göreve Zeynep Kilit atanıyor. 22 Mayıs 2018 tarihinde Hüseyin Kilit Genel Müdürlük koltuğunu devralırken,22 Ağustos 2019 tarihinde ise şirketin Genel Müdürü bu kez Zeynep Gökçe oluyor… Ve son olarak 7 Ocak 2020 tarihinde Zeynep Gökçe yerine Genel Müdür koltuğuna bu kez Hazime Kilit oturuyor.

Bu arada 18 Haziran 2019 – Langenhagen, Am Pferdearkt 6, 30853 Langenhagen adresinde Nord Bau Kilit GmbH isimli bir şirket kuruluyor. Şirketin Genel Müdürü ise Mario-Celal Rashid Selmani… Ancak tek bir ticari faaliyet bile göstermeyen ve sürekli zarar eden bu şirket bir süre sonra yeni “Yöneticileri” ile tanışıyor…

Nord Bau Kilit GmbH şirketine iddiaların odağında olan MEGA KİLİT GMBH ortak oluyor ve bu Nord Bau Kilit GmbH isimli şirketin Genel Müdürlüğü görevine önce 2018 Ocak ayında Ahmet Olgun gelirken,18 Haziran 2019 tarihinde aynı zamanda 2018-2019 tarihleri arasında iddiaların merkezindeki MEGA KİLİT GMBH şirketinin o tarihlerdeki Genel Müdürü olan Zeynep Kilit geliyor.

Nord Bau Kilit GmbH şirketinde 2018 yılında Genel Müdür olan Ahmet Olgun ise iddiaların AKP’li Yeşilyurt belediyesine davet gönderip tüm masrafları karşılayan MEGA KİLİT GMBH şirketinin ilk Genel Müdürü olan Yılmaz Polat ile bağlantılı bir isim.

Tüm bu ilişkiler ağında dikkat çekici olan kurulan tüm bu şirketlerin tamamının “Kağıt üzerinde” kurulmuş ama aktif ticari faaliyet göstermemiş “Tabela şirketi” olmaktan öteye gitmemiş “Naylon şirketler” olması.

Bu da akıllara kurulan bu şirketler sayesinde oluşturulan “Naylon şirketler ağı” sayesinde Türkiye içerisinde “Kurdurulan” STK’lar ile birlikte “Proje” adı altında belediyeler eli ile yurtdışına insan ve diğer başka kaçakçılık türlerinin yapılması için bir organizasyon kurulup kurulmadığı sorusunu getiriyor…

Yani  kafalardaki soru işaretleri doğruysa ki tüm işaretler ve bağlantılar bu soru işaretlerinin doğru olduğunu göstermekte; bu “Naylon şirketler ağı” önce Türkiye’de bir STK kurduruyor,sonra buraya “Yurtdışına kaçırılacak kişileri” kaydettiriyor, sonrasında “Tüm masraflarına sponsor” olacağı bir PROJE” götürüyor, bu “PROJE” nin kabulü ile belediyeler proje katılımcılarına devletin “GRİ PASAPORTUNU” çıkartıyor ve “Yurt dışına kaçırılması planlanan” kişiler böylesi bir organizasyon ile hem de ellerinde devletin “GRİ PASAPORTU” gibi çok önemli kapıları kendilerine açacak bir “ANAHTAR” ile yurtdışına çıkıyor ve en son aşamada AKP’li Malatya Yeşilyurt Belediyesi’nin gönderdiği ve geri dönmeyen 43 kişi gibi bir anda “Buharlaşıyorlar”…

Ve büyük ihtimalle de bu 43 kişi gibi belki de yüzlerce, belki binlerce “Buharlaşan” vatandaş var..

Şimdi burada sorulması gereken bazı soruları da HABER ALTERNATİF olarak soruyoruz:

1-Yukarıda yazmış olduğumuz ilişkiler ağı içerisinde ismi geçen şahıslar yahut şirketler Türkiye’de başka belediyelere de bu şekilde “PROJE” teklif ederek “Sponsor” olmuşlar mıdır?

2-Bu ilişkiler ağı içerisinde yer alan isim ve şirketler hakkında Almanya’daki Türk Büyükelçiliği’nin bir bilgisi var mıdır,varsa yetkili merciler ile bu bilgi paylaşılmış mıdır?

3-Bugüne kadar bu ilişkiler ağı içerisinde yer alan kişi ve şirketler ile birlikte ortak proje düzenleyen başka STK var mıdır?

4-Bu ilişkiler ağı içerisinde bulunan kişi ve şirketler ile Türkiye’de bulunan ve ortak proje düzenleyen STK’ların para alışverişi ve hesap trafikleri ne şekilde seyretmiştir?

5-Ve belki de en önemlisi Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 2020 yılının Eylül ayında gerçekleştiği bilinen bu skandal ile ilgili gerek Alman resmi makamları, gerek Interpol ile temasa geçip açıkladığımız bu ilişkiler ağı içerisindeki şirket ve kişiler ile ilgili bir çalışma başlatmış mıdır?

________________________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan, bağımsız ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan, Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir, DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

 

 

 

 

Okumaya Devam Et

ÖZEL HABER

AKP’NİN MONTRÖ RÖVANŞI VE AHMET ALTAN’A VURAN PİYANGO

Yayınlanma Tarihi:

on

Celal Eren ÇELİK

Evet efendim bu yazımızda önce sizlerle tarihte çok da uzun olmayan bir zaman diliminde geriye doğru gideceğiz…

Dedik ya çok değil bundan 14 yıl öncesinde hayatımıza 15 Kasım 2007 tarihinde TARAF isimli bir gazete girdi. Bu gazete ALIM YAYINEVİ isimli bir şirket tarafından çıkartılıyordu. Gazetenin Genel Yayın Yönetmenliği koltuğuna Ahmet Altan oturtulmuştu.

TARAF gazetesinin kurulmasından kısa süre sonra Türkiye Ergenekon ismi verilen büyük kumpasın ilk dalgaları ile karşılaşmaya başladı… TARAF gazetesi yıllar sonra tamamen kumpas olduğu ortaya çıkan Ergenekon Davası’nın “Medya ayağını” oluşturuyordu…

”Dijital ortamda oluşturulmuş” sahte ve düzmece belgeler, “Bavullar ile servis edilen” bilgiler sistematik olarak her zaman ilk önce TARAF GAZETESİ’nde manşet oluyordu…

TARAF adeta “Tasfiye edilen eski düzeni yıkan gazete” olarak sembolleşiyordu bu süreçte…Rasim Ozan Kütahyalı’dan Mehmet Baransu’ya,Ahmet Altan’dan Yasemin Çongar’a kadar TSK’ya atmadık çamur bırakmıyor yazmadıklarını bırakmıyorlardı…

AKP ise kurulan “KİRLİ ORTAKLIK” ile TARAF GAZETESİ’ni el üstünde tutuyor, uluslararası kuruluşlar gazeteye ödül üzerine ödül veriyorlardı.

Nasıl vermesinlerdi ki ? TARAF öyle manşetler atıyor, öyle “İnce işçilik” bir “Operasyon tetikçiliği” yapıyordu ki “Kumpası kuran” çevrelerin takdirini tabii ki hak edecekti…Zira TARAF’ı belliydi ne de olsa…

TARAF GAZETESİ 26 Temmuz 2008’de Cumhuriyet’i Ergenekon isimli  “Derin bir yapının yönettiğini iddia ettiği” 1923’te KURULDU,2008’DE ARINIYOR manşeti ile çıkıyordu.

“Operatif tetikçiliğin nadide örneklerini sergileyen” TARAF isimli psikolojik harp makinası 19 Kasım 2009’da KOD ADI KAFES manşetini atarak “Kafes Eylem Planı” yalanı haberi ile operasyon yapıyor, 12 Haziran 2009’da AKP VE GÜLEN’İ BİTİRME PLANI yalanını manşetine taşıyor,20 Ocak 2010’da FATİH CAMİİ BOMBALANACAKTI manşeti ile “Operasyon yapmaya” devam ediyordu.

10 Ocak 2009 tarihinde sonradan silahların FETÖ tarafından yerleştirilip TSK’nın şerefli subaylarına kumpas kurulduğu ortaya çıkan Poyrazköy kazılarını da yine “Operasyon karargahı” TARAF isimli paçavra herkesten önce manşetine ÜSTÜ CUMHURİYET,ALTI ERGENEKON manşeti ile veriyordu…

22 Şubat 2010 tarihinde TSK’yı “Darbe yapmayı istemekle” suçlayan ve VESAYETE EN AĞIR BALYOZ manşeti ile çıkan ve bin bir yalanı utanıp sıkılmadan yaptığı “Operasyon ve kumpas” için ardı ardına sıralayan da yine TARAF isimli bu “Kumpas projesiydi”…

İşte TSK’ya tüm bu kumpaslar kurulur ve TSK, FETÖ tarafından kumpas ile çökertilip, vatansever subaylar Ergenekon ve Balyoz kumpasları ile tasfiye edilip FETÖ’cü subayların önü açılarak yükselmesi sağlanırken bu HAİN OPERASYONUN en önemli ayağı olan medya ayağını başından sonuna kadar Ahmet Altan isimli gazeteci görünümlü, Türk basın tarihinin en büyük “Tetikçilerinden” birisi yönetiyordu…

Sonradan TARAF GAZETESİ’ni kuran ALKIM YAYINEVİ’nin FETÖ tarafından finanse edildiği, TARAF GAZETESİ’nin başından beri bir “PROJE” olduğu ve FETÖ kumpaslarında planlı ve sistematik biçimde TSK’ya tarihinin en ağır operasyonunu yaptığı ve FETÖ’cü subayların önünün açılmasını sağladığı tek tek ortaya çıktı…

Şimdi geri dönmek üzere bu TARAF adlı “OPERASYON MERKEZİNE” bir virgül koyalım…

3 Nisan gecesi yani bundan 12 gün önce 103 emekli amiral Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin tartışmaya açılmasından ve bir amiralin tekkede çekilen sarıklı fotoğraflarından duydukları rahatsızlığı belirten bir “DUYURU” yayınladılar…

Aman efendim ortalık ayağa kalktı, bu emekli amiraller “Darbecilik” ile suçlandı,10 tanesi gözaltına alınıp tam 8 gün nezarethanede tutuldu, toplam 14 emekli amiral ifade verdi.

Ve en sonunda emekli amiraller “İl dışına çıkma yasağı” konularak serbest bırakıldı ama bu amiraller ordu evlerinden atıldılar…

Peki bu amiraller gözaltına alındığı zaman ortalığı ayağa kaldırıp amiralleri “Darbecilik” ile suçlayan,rütbelerinin sökülüp “Bedel ödetilmesini” isteyen kimlerdi?

Bunları isteyenler 2008-2012 arası Ahmet Altan’ın TARAF GAZTEESİ’nde attığı manşetler ile bizzat yönettiği TSK’ya kumpas operasyonuna o günlerde alkış tutan Cem Küçük,Nagehan Alçı ve bilimum AKP yandaşı gazeteci görünümlü “Kadrolu yandaş”…

Peki TARAF GAZETESİ’nde yapılan “KİRLİ OPERASYON ve KUMPASLAR” sonucu hayatının önemli bir bölümünü Silivri zindanında geçirmiş olan TSK’nın üst düzey general ve amiralleri arasında kimler vardı?

Montrö açıklaması sebebi ile 8 gün gözaltına alınan,hapisleri istenen, darbecilikle suçlanan ve serbest kalsalar da orduevlerinden atılan emekli amirallerimiz!

Yani efendim bu gece serbest kalan ve “Birilerinin” “Yaptığı gazetecilikti” diyerek “Demokrasi kahramanı” ilan etmeye kalktığı Ahmet Altan ve ekürisi Nazlı Ilıcak’ın tahliyesi hiç de öyle “Tesadüfi” bir zamanlama ile gerçekleşmemiştir.

AKP Montrö Açıklaması nedeni ile emekli generalleri oluşan kamuoyu tepkisi nedeni ile tutuklayamamış ama bu kadar “Gümbürtü koparttıktan” sonra “RÖVANŞ” olarak attığı manşetler ile bu emekli amirallerimizi ERGENEKON VE BALYOZ KUMPASI’nda Silivri Zindanı’na gönderen Ahmet Altan’ı serbest bırakıp “Ödüllendirerek” “Sizi istesem içeri atardım atmadım ama size kumpas kuranları da serbest bıraktım” mesajını vermiştir.

AKP burada aynı zamanda arasının uzun zamandır bozuk olduğu liberallere de göz kırpmaktadır ama asıl mesaj Montrö Bildirisi’ni imzalayan emekli amirallere ve onları destekleyenlere verilmiştir.

Ve Ahmet Altan’ın tahliyesi kendisi için bir büyük “Piyango” iken AKP için ise bir “Rövanştır”

Şimdi asıl soru şudur: “AKP bu rövanş mesajının devamını getirecek mi?”

Bu sorunun cevabını almak için çok bekleyeceğimizi ise hiç sanmıyorum…

_______________________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan, bağımsız ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan, Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir, DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

 

Okumaya Devam Et







Popüler

%d blogcu bunu beğendi: