Sosyal Medya Hesaplarımız

ÖZEL HABER

KATAR KATAR “KUŞATMA”

Yayınlanma Tarihi:

on

Celal Eren ÇELİK

Evet sevgili okurlar,malumunuz ülkemizde özellikle son yıllarda “Yabancı yatırım” dendiği zaman ilk aklımıza gelen ülke Katar olmakta…

Pek çok önemli şirketimiz, stratejik kurumlarımız (Ethem Sancak’a verilen Tank Palet Fabrikası’nda ortak olan Katar Ordusu gibi) Katar sermayesine satılmakta…

Ve bu satınalmaların pek çoğu Qatar Investment Authority (KATAR YATIRIM OTORİTESİ) yani Katar Devleti’nin “resmi” varlık fonu tarafından gerçekleştirilmekte…

Son olarak atılan imzalar ile Borsa İstanbul’dan İstinye AVM’ye,İstinye AVM’den Haliç’teki mega projeye ve Antalya Limanı’na kadar her leyi Katar ya aldı ya ortak oldu…

Ve bu satın alma işlerinde tabii ki sahnede yine KATAR YATIRIM OTORİTESİ bulunmaktaydı…

Peki özellikle 2015 sonrasında daha da hız kazanan bu Katar sermayesi girişinde gelen para gerçekten bize Katar tarafından mı verilmekte?

Yoksa arka planda küresel bir siyasal mücadelenin satranç hamlelerinden birisi ile yaşanan bir “nüfuz çatışması” içerisinde adım adım kuşatılıyor muyuz?

Yazımızın en başında bundan sonraki bölümünün çok daha sağlıklı anlaşılabilmesi ve anlam kazanabilmesi için bizi yakından takip eden dostlarımızın çok iyi bildiği gibi pek çok kez farklı yazılarımızda yıllardır dile getirdiğimiz bir temel tespiti bir kez daha yinelemek durumundayız.

2.Dünya Savaşı’nın sonlarında toplanan Yalta Konferansı sonrasında yeni bir Dünya Düzeni kurulurken, o güne dek Dünya’nın “Süper Gücü” konumunda bulunan İngiltere savaş sonrasında yaşadığı büyük yıkım ve yıpranmışlık sonrasında bu konumunu ABD’ye bıraktı.

Lakin 2000’li yılların başından itibaren İngiltere Dünya’da “Süper güç” olma konumunu yeniden elde etmek için ABD ile bir “nüfuz mücadelesi” içerisine” girişti.

Yalta Konferansı esnada belirlenen “YENİ DÜNYA DÜZENİ” içerisinde yapılan “Nüfuz Bölgeleri” paylaşımında başta Suudi Arabistan olmak üzere, Kuveyt,Katar gibi körfez ülkeleri İngiliz nüfuz alanı içerisinde kalırken Türkiye ABD “nüfuz alanı” içerisinde kalmıştı.

İşte 2015 yılı bu açıdan bir kırılma noktasıydı.  Zira 2015 yılında, ABD ile İngiltere arasında “derinden” sürmekte olan nüfuz mücadelesi ABD’nin “klasik İngiliz nüfuz alanı” içerisinde olan Suudi Arabistan’da bir “saray darbesi” ile ABD yanlısı Prens Salman’ın önünü açması ve İngiliz nüfuz alanına ilk kez “açıktan” girmesi ile su yüzüne çıktı.

İşte o tarihten sonra İngiltere ABD’nin bu hamlesine “klasik ABD NÜFUZ ALANI” içerisinde olan Türkiye üzerinden gerçekleştirdiği “etki alanın genişletme” müdahaleleri ile cevap vermeye başladı. Ve yine 2015 yılı Türkiye için de ciddi manada önem taşıyan bir yıldı…

Zira Türkiye’nin ard arda 2 seçim yaşadığı 2015 yılı Türkiye için “ekonomik verilerin” birden başa aşağı gitmeye başladığı, bugün içerisine giderek daha çok çekildiğimiz ekonomik krizin de ekonomide belirgin biçimde hissedilmeye başladığı yıl olarak kayıtlara geçti.

Ve Türkiye bu ekonomik daralma içerisinde giderek bunalmaya başlamışken, Katar’dan adeta “oluk oluk” para akmaya başladı… Ülkeye giren yabancı sermayenin ciddi bir bölümünü Katar sermayesi oluşturmaya başladı.

 

Ve Türkiye’de 2015 yılı sonrası gerçekleşen pek çok önemli satın almada karşımıza bir kurumun adı çıktı: Qatar Investment Authority…

Tabii bu hal böyle olunca Qatar Investment Authority nedir, neyin nesidir ve önemi nereden kaynaklanmaktadır sorularına ve çarpıcı ilişkiler ağına yakından bakacağız lakin Katar’ın 1971 yılına kadar İngiltere’nin bir sömürgesi olduğu ve “klasik İngiliz nüfuz alanı” içerisinde olduğunu bir not olarak buraya ekleyelim.

Zaten yazımızın bundan sonraki bölümlerinde yazacaklarımız durumu çok daha net olarak ortaya koyacak…

Tarih yapraklarını 1995 yılına sarıyoruz sizlerle… Ortadoğu’da bir yeni “Şeyh” tahta geçmektedir…. Katar tahtına geçen o yeni isim Hamed bin Halife es-Sani olacaktır…

Hamed bin Halife es-Sani Ortadoğu’da “Klasik İngiliz nüfuz alanına giren” ülkelerdeki pek çok hanedan mensubu gibi mükemmel biçimde bir “İngiliz ekolü temsilcisi” olarak “yetiştirilmiştir”…

Yeni Şeyh Hamed bin Halife es-Sani eğitimini Royal Military Academy Sandhurst’ta yani İngiliz Kraliyet Akademisi’nde tamamlamıştı..

Şeyh Halife es-Sani’nin mezun olduğu Sandhurst Kraliyet Askeri Akademisi öyle sıradan bir okul değil. En önemli özelliği Exeter ile birlikte Dünya ülkelerine ve özellikle Ortadoğu’ya ”lider” yetiştiren okul olması.

Mesela efendim bu Sandhurst Kraliyet Askeri Akademisi’nden Ürdün Kralı, Umman Sultanı, Bahreyn Kralı, Kuveyt Emiri, Dubai Emiri ile Abu Dabi Emiri de mezun…

Örneğin Şimdiye kadar üç Ürdün kralı Sandhurst’tan mezun olmuştur. Bunlar Tallal bin Abdullah, Hüseyin bin Tallal ile şimdiki kral Abdullah bin Hüseyin bu okuldan mezundur… Yani tam 3 kuşak…

Peki İngiliz Kraliyet Hanedanı’dan Prens William ve Prens Harry nereden mezun dersiniz? Evet efendim onlar da Sandhurst Kraliyet Askeri Akademisi mezunu…

Sandhurst Kraliyet Askeri Akademisi mezuniyet törenlerine İngiliz Kraliçesi Elizabeth’in bizzat katılarak mezun olanlara özel birer “nişan” verdiği ender okullardan bir tanesidir. Bunu da mutlaka ekleyelim..

Peki neden durduk tam ismi ile Hamad bin Khalifa Al Thani’nin eğitim hayatı ve “İngiliz ekolüne” bu denli sıkı bağlar ile yetiştirilmiş oluşu üzerinde ve asıl konumuz olan Qatar Investment Authority ile ne alakası var derseniz anlatalım efendim…

Türkiye’deki Katar sermayesinin ana odağı olan Qatar Investment Authority yani Katar devletinin resmi “Varlık Fonunun” kurucusu işte bu Şeyh Hamad bin Khalifa Al Thani…

Şimdi ise sizler ile 2013 yılına gidiyoruz… Katar Emiri Şeyh Hamad Bin Halife Al Tani 23 Haziran 2013 günü gerçekleştirdiği televizyon konuşmasında tahttan çekildiğini açıklıyordu…

Bu arada şeyhin büyük oğlu Şeyh Casim 10 yıl önce yani 2003 yılında tahttaki haklarından kardeşi Şeyh Tamim lehine feragat etmişti…

Böylece Ortadoğu’da eşine ender rastlanan kansız bir devir teslim sonrası Katar’da tahta 33 yaşındaki Şeyh Tamim Bin Hamad Al Tani çıkıyordu… Ya da şöyle diyelim : Şeyh Tamim uzun süredir “hazırlandığı” ve “önünün açıldığı” tahta “çıkartılıyordu”…

33 yaşında Katar tahtına çıkan daha doğrusu “ÇIKARTILAN” Şeyh Tamim yüksek öğrenimini 2 ayrı okulda tamamlamıştı: İlki tıpkı babası gibi Sandhurst Kraliyet Askeri Akademisi ve buradan sonra da Middlesex Harrow School’…

Sanhurst Kraliyet Akademisi’ni az önce anlatmıştık “tüm özellikleri ile”…Middlesex Harrow School’a gelecek olursak…

Bu okul bizzat İngiltere Kraliçesi I.Elizabeth’in özel izni ve direktifi ile 1572’de John Lyon tarafından kurulmuş, kurulurken İngiliz dil ve gramerini öğretmenin yanı sıra koyu bir dini eğitim veren okul olarak yola çıkmıştır…

Okulun günümüzdeki en önemli 2 özelliği vardır : İlki mezunlarından oluşan ve yaklaşık 3000 elitin oluşturduğu ve pek çok devletin ekonomiden,siyasete,bürokrasiden sanata çok çeşitli alanlarında en etkin noktalarında bulunan ve kendilerine “HARROWEN” denilen NETWORK ağı…

Ama bu okulun bir “önemli” ve “stratejik” özelliği daha bulunmaktadır… Harrow günümüzde uluslararası bir okullar zinciri halini almıştır. Ancak İngiltere dışındaki Harrow Okulları Batı ülkelerinde değil, Bankog, Pekin (Çin), Şhangay ve Hong Kong’tadır…

Yani Kraliçe I.Elizabeth’in özel talimatı ile kurulan bu okul aslında İngiltere’nin başta Çin olmak üzere Uzak Doğu ve Asya’ya açılan kapısı konumundadır…

İşte genç Şeyh Tamim’in tahta geçişi ile birlikte KATAR YATIRIM OTORİTESİ olarak da bilinen Qatar Investment Authority adeta atılım üzerine atılım, satın alma üzerine satınalma gerçekleştirmektedir….

Qatar Investment Authority yani KATAR YATIRIM OTORİTESİ resmi olarak misyonunu “Katar’ın milli gelir kaynaklarını petrole bağımlılıktan kurtarmak üzere uluslararası piyasalarda yatırım yapmak” olarak tanımlıyor ama yatırım yapılan şirketler oldukça “enteresan”…

Gelin isterseniz bu Qatar Investment Authority’nin yani KATAR YATIRIM OTORİTESİ’nin en önemli yatırımlarını şöyle bir mercek altına alalım sizlerle…

Mesela finans alanında en önemli ve “Prestijli” yatırımlarından bir tanesi bu Qatar Investment Authority’nin BARCLAYS BANK’ta… Qatar Investment Authority şu an Barclays Bank’ın %12.7’sine sahip…

Peki kimdir bu bankanın sahibi? Edmund de Rothschild’in kızı ile evli olan Damat Marcus Agius!

İngiliz parekendecilik devi Sainsbury’de yatırımı var mesela KATAR YATIRIM OTORİTESİ’nin… İngiliz dev Sainsbury 2018 yılında ABD’li dev Walmart’ın yan şirketi ASDA ile birleşti. Peki burada yatırım danışmanı kim oldu dersiniz? Rothschild Yatırım Danışmanlık!

Bu birleşme İngiltere’de öyle büyük bir etki yaratacak ki, birleşme olduğu anda ortaya diğer tüm firmaları ezip geçecek bir tröst çıkacak… İşte bu nedenle birleşmeye günler kala İngiliz devleti “Rekabet şartlarını yok edeceği” gerekçesi ile son dakikada birleşmeyi iptal ediyor…

Bankacılık alanından gidelim isterseniz yine… KATAR YATIRIM OTORİTESİ HSBC’de hisse aldı…HSBC Rothschild kontrolünde…

KATAR YATIRIM FONU’ndan başka bir banka yatırımı da Çin’den geldi: Agricultural Bank of China Limited .Peki kimin bu banka Rothschild Ailesi’nin 1800’lerin sonundan beri ortağı olan Lee Ailesi’nin…

Evet efendim KATAR YATIRIM FONU için “Finans Stratejik Öneme” sahip… Yine bir banka yatırımından daha devam edelim…İsviçreli “küresel finans devi” Credit Suisse’de de KATAR YATIRIM FONU ortaklığı var.Hatta %5’i geçerek yönetimde söz sahibi olan tek yatırımcı…

Peki özellikle yatırım bankacılığı ve külçe altın konusunda uzmanlaşan Credit Suisse Asset Management’in başındaki isim kim? Bruno Pfister…

Kimdir efendim Bruno Pfister? Kendisi Rothschild Ailesi’nin yatırım bankacılığındaki amiral gemisi Rothschild Bank AG’nin Yönetim Kurulu Başkanı olur! Nasıl güzel mi?

Şimdi biz sizi alıp 2007 yılına götüreceğiz…Bu yıl Türk bankacılık sektörü açısından çok hareketli bir yıldı… Özellikle Yunanistan’ın en büyük 4. bankası Alpha Bank, A BANK’ın %50’sine talip olduğunda bankacılık sektörü hareketlenmişti…

Ancak her şey tamam denirken ani ve beklenmedik bir gelişme yaşandı… BDDK satışı veto etti… Zira Alpha Bank’ın Yönetim Kurulu Üyesi Pavlos Apostolides Yunan gizli servisinin eski başkanıydı ve Alpha Bank’ın Güney Kıbrıs’taki şubesinde PKK’ya ait hesapların bulunuyordu…

“Şimdi ne alaka Alpha Bank,Yunan Gizli Servisi,PKK falan konumuzla” derseniz erken davranmış olursunuz zira efendim bu ALPHA BANK’ın en büyük ortaklarından birisi işte meşhur KATAR YATIRIM FONU!

Şimdilerde Katar’ın Doğu Akdeniz’de doğalgaz aramaları konusunda Güzey Kıbrıs Rum Yönetimi ile gerçekleştirdiği işbirliğini ve Güney Kıbrıs’ın İngiltere için, İngiliz Askeri üssü olan Doğu Akdeniz’deki en stratejik noktası olduğunu da ekleyiverin tabloya…

Malum bu George Soros tüm Dünya’da olduğu gibi ülkemizde de “Sivil Toplum” kamuflajı ile pek çok siyasal dizayn operasyonuna imza atan Rothschild Ailesi’nin “Has” adamı…

Şimdi sakın ola “Arkadaş ne alaka SOROS,ne alaka KATAR YATIRIM FONU” demeyin… Bakın sizi Meksika’ya götüreceğiz şimdi…

Aslında merkezi Lüksemburg’da bulunan ancak faaliyetlerini Meksika’da sürdüren bir şirket var: ADECOAGRO… .

Efendim bu şirket Meksika’da ziraat ile uğraşıyor.Lakin şirketin bu zirai üretimleri “biraz şüpheli” Zira çiftliklerde genetiği oynanmış bazı “özel” ürünler yetiştirildiği iddiası var..Tabii bu “bilimsel” çalışmalar oradan Dünya’ya ihraç ediliyor…

İşte efendim bu ADECOAGRO isimli şirketin en büyük yatırımcısı SOROS… İkinci büyük yatırımcı ise tabii ki KATAR YATIRIM FONU!

Şimdi size bir şirketten bahsedeceğiz..Bu şirkete çok dikkat edin ve dikkatle okuyun yazacaklarımızı zira memleket açısından kamuoyunda da pek bilinmeyen önemli bazı ilişkiler ağını yazacağız şimdi…

Şirketin adı: EUROPEAN GOLDFIELDS LIMITED…Efendim bu güzide şirketimiz madencilik alanında iştigal etmekte…

Tabii konu madencilik hele altın olur da bu8 şirket Türkiye’ye ilgi duymaz mı? Duyar efendim duyar… Bu EUROPEAN GOLDFIELDS LIMITED isimli şirket Türkiye’de ARİANA RESOURCES isimli firma ile birlikte ortak maden aramakta…

Bu EUROPAN GOLDFIELDS LIMITED,ARİANA RESOURCES ile Salınbaş,Ardala ve Derinköy’de altın aramakta… Ruhsatlar tamam,sondajlar yapılmış…

Bu ARİANA RESOURCES dediğiniz zaman iki dakika duracaksınız ama…

ARİANA RESOURCES bir İngiliz şirketi…Şirketin merkezi 2nd Floor, Regis House 45 King William Street Londra adresine kayıtlı.

ARİANA RESOURCES firması Türkiye’ye ilk gelen firmalardan bir tanesi.Şu an Türkiye’deki “YEREL OFİSLERİNDE” ise Ankara merkezli Galata Madencilik San. ve Tic. Ltd. şirketi gözükmekte.

Galata Madencilik firmasının ise Proccea İnşaat ile ortak olarak ZENİT MADENCİLİK A.Ş şirketini kurduğunu görüyoruz.

İşte bu ZENİT MADENCİLİK Mardin Kızıltepe ve Kütahya Tavşanlı’da Altın ve Gümüş arayan firma olarak karşımıza çıkmakta.

Zenit Madenciliğin kurucu ortağı olan PROCCEA İNŞAAT firmasının yan kuruluşu ise Proccea Contruction Co. İşte bu şirketi de ARİANA RESOURCES şirketinin Türkiye’deki bir başka ortağı olarak görmekteyiz.

Peki bu ARİANA REOURCES’in %18’i kime ait? Az önce KATAR YATIRIM OTORİTESİ’nin bankacılık alanındaki en prestijli yatırımlarından biri olan Barcalays Bank’a ait olan Barclays Direct Investing Ltd. isimli şirkete…Hani Rothscild Ailesi’nin damadının olan Barclays Bank…

Peki daha büyük ortak kim? Rothschild Ailesi’nin kontrolünde olan küresel yatırım fonu Black RockŞimdi işte bu ARİANA RESOURCES’in ortağı olan EUROPEAN GOLDFIELDS LIMITED’in en önemli ortağı kim dersiniz? Bingo! Tabii ki Katar Yatırım Otoritesi!

***

Katar  devleti adına küresel çapta yatırım yapan Katar Yatırım Otoritesi’nin ve tabii ki bizatihi Katar’ın İngiltere ile yakın ve girift ilişkilerini gayet net biçimde anlattığımıza inanıyoruz…

Şimdi gelelim Katar Yatırım Otoritesi ile bugün imzalanan anlaşmalar sonrasında başta Borsa İstanbul olmak üzere Katar’a hissesi devredilen kuruluşlara,bu kuruluşların sahibi olup bugün yüzlerinde kazanacakları yüz milyonlarca doların mutluluğu ile Katar’a satış töreninde poz veren iş adamlarının bu bağlamdaki ilişkilerine…

Öncelikle Haliç Alın Boynuz Projesi’ne bakalım zira bu proje artık Katar ortaklı…

Proje 2013 yılında 1.3 milyar dolara ihale edildi ve ihaleyi kazanan isim,bir dönem FETÖ’nün medyadaki amiral  gemisi ZAMAN’ın hissedarı olan, FETÖ adına üniversite açan,15 Temmuz sonrası FETÖ’cü STK olduğu gerekçesi ile kapatılan Gaye Vakfı’nın kurucusu olan, FETÖ’den yargılanan ama “Sihirli bir el” kendisine değince mahkemeden tek bir gün ceza almadığı gibi bir de Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Turizm Tanıtma ve Geliştirme Ajansı Yönetim Kurulu Üyeliği’ne atanan RİXOS  Oteller Zinciri’nin sahibi Fettah Tamince oldu.

Şimdi tabii Fettah Tamince’ye  bu devasa projede Katar’ın ortak olması sürpriz değil… Neden diyecek olursanız da hemen anlatalım efendim…

Tarih yaprakları 11 Eylül 2014’ü gösterdiğinde Katar Şeyhi eyh Hamad Bin Khalifa Al Tahani’nin 140 metrelik ultra lüks yatı “KATARA” Yunanistan’ın Mikonos Adası’ndan Bodrum’a gelir..

Katar Şeyhi tatile 2 oğlu ile çıkmıştır… Şeyhin küçük oğlu olan Şeyh Nawaf Bin Jassim Bin Jabor Al Thani jet ski keyfi yapmaktadır ama aklı Katar’daki işlerdedir…

Zira küçük oğul Şeyh Nawaf Bin Jassim Bin Jabor Al Thani aynı zamanda Katar Devleti’nin 50 yıldır yatırım yaptığı lüks otelcilik sektörünü devlet adına yöneten ,Asya,Avrupa,Afrika,Amerika kıtasında 60’a yakın ultra lüks otele sahip  Katara Hospitality isimli şirketin başındadır…

İşte Katar Devleti’nin Dünya çapındaki lüks otelcilik yatırımlarını elinde tutan Şeyh Nawaf Bin Jassim Bin Jabor Al Thani, 16 Ocak 2019 tarihinde RİXOS Otellerinin sahibi olan Fettah Tamince ile Katara Hospitality’nin bir iştiraki olan ve Katar’ın özel olarak planladığı turizm bölgesi olan Qetaifan Island North adasını yöneten Qetaifan Projects şirketi ile adadaki otellerin, tema parkların, plaj alanlarının ve alışveriş alanlarının yönetimi ve işletilmesi için sözleşme imzaladı.

Yani Fettah Tamince ile Katar Hanedanı arasında ortaklık ilişkisi bundan 1,5 sene önce başladı…

Ama biz bu Fettah Tamince’yi başka nerede görmekteyiz? Panama Belgeleri’nde…

Panama Belgelerine göre Fettah Tamince’nin 4 şirketi ortağı ile vardığı mutabakat ve imzaladığı mutabakat metni uyarınca “Yeniden yapılandırmaya” giriyor. Peki bu şirketler nerede yapılandırılıyor? Bu şirketler SEMBOL LTD,ROGAR ASSET MENEGEMENT SA,ALTHORN INTERNATIONAL SA,HAZARA ASSET MENAGEMENT SA şirketleri…

Peki bu şirketler nerede yapılandırılıyor ? İngiltere’nin “Vergi Cenneti” Virjin Adalarında…

Nasıl güzel mi?

Biz yazmaya devam edelim

***

Tarih yaprakları 27 Kasım 2017’yi gösterdiğinde Londra’da ilk Türk “Katılım Bvankası” açılmaktadır…

Bu bankanın açılışına pek çok üst düzey isim ve hatta bazı bakanlar katılmıştır…

Peki kimdir bu DOME’nin kurucuları? Hüsnü Özyeğin ve Ferit Şahenk…

Şirketin CEO’luğuna ise İngi,liz vatandaşı olan eski ekonomi bakanımız Mehmet Şimşek getirilir…

Ve bugün Londra’da banka kuran Ferit Şahenk’e ait İSTİNYE PARK AVM hisseleri de Katar’a satılmıştır…

Devam edelim biz…

***

Mehmet Kutman… GLOBAL YATIRIM HOLDİNG’in sahibi… 2017 yılında Dünya genelindeki 150* ana limanın hepsine birden talip olacak bir iddia ile GLOBAL PORT isimli şirketi kuruyor…

GLOBAL PORT şirketi ilk iş ne yapıyor dersiniz? Londra borsasına kote oluyor ve halka arz gerçekleştiriyor…

Ama bu şirketin yönetim kurulunda gerçekten çok önemli isimler var…

Örneğin Lord Peter Benjamin Mandelson…Öyle sıradan bir isimden değil,İngiltere’de Tony Blair ve Gordon Brown hükümetlerinde çeşitli bakanlıklar ama en önemlisi de Dışişleri Bakanlığı yapan bir isimden bahsediyoruz… Lord Mandelson’un lakabı ise “Karanlıklar Prensi”

Bir başka yönetim kurulu üyesi Andy Stuart işse yıllarca Norveç Devleti’nin en önemli deniz nakliye firmasının CEO’su…

Peki GLOBAL PORT’un Türkiye’deki en önemli yatırımlarından birisi hangisi? Ortadoğu Antalya Liman İşletmeleri A.Ş..

Ve Ortadoğu Antalya Liman İşletmeleri A.Ş bugün atılan imzalar ile QTerminals W.L.L isimli şirkete geçti. Bu şirketin %51 hissesi ise Katar Devleti’nin  ülkedeki limanları yönetmekten sorumlu olan şirketi Mwani Qatar’a ait…

***

Şimdi tüm bu bilgileri alın alt alta koyun, bunların üzerine Merkez Bankası Başkanlığı Görevi’ne getirilen  İngiliz EXETER çıkışlı oluşunu koyun buna bir de TÜSİAD’ın daha bugün “Başekonomistlik” görevine Londra’da Ferit Şahenk ile ortak DOME YATIRIM BANKASI’nı açan Hüsnü Özyeğin’e ait Özyeğin Üniversitesi hocalarından Gizem Öztok Altınsaç’ı getirdiğini ekleyin…

***

Yani dostlar KATAR’dan İngiltere ve Rothschild izni olmadan değil yatırım yapmaya, Türkiye’de otele yatmaya gelemezeler. O gelen para da aslında İngiltere kontrolünde Türkiye’ye girişine izin verilen paradır…

Yazımızın başında da belirttiğimiz üzere 2015’te Suudi Arabistan’da ABD yanlısı Salman’ın saray darbesi sonrası İngiltere karşı hamlesini Türkiye üzerinden yapmıştır…

Yine 2015’te ekonomik olarak daralma yaşamaya başlayan ve bu giderek kronik hale gelen Türk ekonomisi için Katar “can suyu” olmakta zannedilirken aslında olan Katar üzerinden İngiltere’nin her geçen gün arttırdığı nüfuz alanı ve kuşatmasıdır…

Buradan görünen tablo ise; uzun süredir ABD finans çevrelerinden kredi almakta zorlanan AKP iktidarının,ABD-İNGİLİZ NÜFUZ SAVAŞI’ndan faydalanarak kendisine şiddetle karşı olan yeni ABD yönetimi (Biden ve ekibi) karşısında son bir umutla dümeni Londra sokaklarına kırmış olduğudur…

Lakin London City ve Bank of England’ın sokağına dümenini kıran hiçbir ülkenin o sokaktan eli dolu çktığı görülmemiştir…

Tehlike cebi doldurmak umuduyla dümenin kırıldığı o sokaktan çıkarken üzerinizdeki ceketi de ipotek ettirmiş olma tehlikesidir…

Ve bu tehlike KATAR KATAR akan paraları gayet iyi açıklamaktadır…

NOT: Bu yazının bir bölümü 14 Aralık 2019 tarihinde sosyal medya mecrası Twitter’daki hesabımızda KATAR KATAR PARA TAŞIYAN KURUM: “QATAR INVESTMENT AUTHORITY” başlığı ile yine bizim imzamız ile “Flood” halinde yayınlanmıştır…

2 Yorum

2 Yorum

  1. Alper baran

    28 Kasım 2020 at 03:01

    Tespitleriniz çok iyi.Fakat bu sadece ekonomiye dayalı tespitlerinizi Türkiyenin büyük resimdeki tüm ülkelerle diplomatik ve askeri detaylarını görmezden gelerek, iran ve körfez ülkelerinin Türk düşmanlığının sebeplerini es geçerek, Katara 2017de düzenlenen darbeyi engelleyen Türk Askerinin son derece önemli müdalesi gibi siyasi ekonomik dengeleri değiştiren detayları gözardı ederek, 15 Temmuzdan sonra yaptığı yatırımlarla adeta bizi ayakta tutarak vefasını gösteren bu Katarla eski katarı ayırmadan yaparsanız ve bunca bilgiyi ülkelerin değişebilen refleksleri ,politikaları olamazmışcasına ilelebet düşman düşüncesinde bir çizgiyle anlatırsanız eğer bu sadece dünyaya yatırım yapan bir finansal yönetici ve petrol ülkesinin parasının zürtün azını yormasından ileri gidemez.

  2. Ziya

    28 Kasım 2020 at 09:39

    Elinize beyninize sağlık.. sizin gibi gazeteciler olmasa olan biteni anlamak mümkün değil.. sağolun

Bir Cevap Yazın

ÖZEL HABER

CHP’DE ASLI BAYKAL İDDİASI

Yayınlanma Tarihi:

on

HABER ALTERNATİF

ÖZEL-KULİS HABER

CHP’de parti içi muhalefet gruplarının bir sonraki kurultaya yönelik çalışmaları devam ederken, çarpıcı bir kulis bilgisi geldi…

CHP’de eski genel başkan Genel Başkan Deniz Baykal’a yakınlığı ile bilinen bazı isimlerin birlikte hareket ederek gelecek kurultayda genel başkan adayı olarak Kemal Kılıçdaroğlu karşısına Deniz Baykal’ın kızı Prof.Aslı Baykal’ı aday göstermek istedikleri belirtiliyor…

Kulislere yansıyan bilgilere göre yıllarca Deniz Baykal ile yakın siyaset yapan bu isimler Aslı Baykal isminin hem kadın olması hem de “Soyadı” sebebi ile parti içi muhalefeti bir araya toplayabileceğini düşünüyorlar.

Aslı Baykal isminin yıpranmamış bir isim olduğunu belirten CHP içerisindeki bu “Eski tüfek” siyasetçiler, özellikle son dönemde İYİ PARTİ’nin yükselen oylarında Meral Akşener’in Türk siyasetindeki tek kadın lider olmasının da belirli bir etkisi olduğu tespitini yaparlarken, Aslı Baykal’ın da kadın lider olarak CHP Genel Başkanı olması halinde İYİ PARTİ’ye kayan bu oyları konsolide edebileceğini ifade ediyorlar.

Ancak parti içerisinde Aslı Baykal isminin ortaya çıkması ile birlikte kulislerde fikir ayrılıkları da yaşanmaya başlandı.

Baykal ekibine yakın isimler ile birlikte hareket etmeyen ve Aslı Baykal ile birlikte başlatılacak bir parti içi muhalefet hareketinin “Ölü doğum” olacağını savunan ayrıca partide şu anki yönetime olduğu kadar, Baykal ve yakın ekibine de parti tabanından ciddi bir tepki olduğunu belirten pek çok muhalif isim ve grubun ise Aslı Baykal ismine son derece soğuk baktıkları ifade ediliyor.

Aslı Baykal isminin gündeme getirilmesinin “Soyadı” nedeni ile de yanlış olduğunu belirten parti içerisindeki diğer muhalif gruplar “Biz AKP’ye akraba-eş-dost partisi, aile partisi diye eleştiri getiriyoruz. CHP bir “Aile” partisi değildir, Genel Başkanlık makamı da babadan çocuklara soy adı ile devredilecek bir makam değildir” şeklinde tepki gösterdikleri ifade ediliyor.

Geçtiğimiz günlerde ise Prof.Aslı Baykal hakkında medyaya yeni bir parti kuracağı yönünde iddialar yansımıştı.

Hatırlanacağı gibi Aslı Baykal son olarak Mahir Caferoğlu’na satılmadan önce HALK TV’nin başına geçmiş ancak Aslı Baykal yönetiminde finansal açıdan daha da kötüye giden HALK TV bir süre sonra Caferoğlu’na satılmıştı.

Prof.Aslı Baykal’ın kulislere yansıyan iddialar karşısında nasıl bir turum takınacağı ise merakla bekleniyor…

________________________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan, bağımsız ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan, Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir, DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

 

 

 

Okumaya Devam Et

ÖZEL HABER

İŞTE 43 KİŞİYİ “BUHARLAŞTIRAN” “KİLİT” EKİP

Yayınlanma Tarihi:

on

HABER ALTERNATİF-ÖZEL

Celal Eren ÇELİK

AKP’li Malatya Yeşilyurt Belediyesi’nin “ÇEVREYE DUYARLI BİREYLER YETİŞTİRME” projesi çerçevesinde Almanya’ya gönderilen 45 kişiden 43’ünün Türkiye’ye geri dönüş yapmadığı geçtiğimiz günlerde ortaya çıkmıştı.

Konunun üzerine giden HABER TÜRK yazarı Sevilay Yılman ise olayın “İnsan kaçakçılığı” olduğunu belirttiği köşe yazısında AKP’li Yeşilyurt Belediyesi ile birlikte bu projeyi organize eden “Malatya Kişisel Gelişim Dünyası Derneği” ‘ adeta “Buharlaşan” 43 kişinin Almanya’ya gelmesi için “Davetiye” gönderen ve tüm masraflarını karşılayan şirketin MEGA KİLİT GMBH isimli bir şirket olduğunu ancak “Tüm kaynaklarını kullanmasına rağmen” şirketin sahibi olan Ersin Kilit hakkında hiç bir bilgiye ulaşamadığını,Türk büyükelçiliğinin de bu kişi ve şirkete ulaşamadığını yazmıştı…

43 kişilik ekibe Almanya’dan davetiye gönderen ve “Tüm masrafları” karşılayan şirketin tüm ağını HABER ALTERNATİF açıklıyor…

Öncelikle şirketin isminin MEGA KİLİT GMBH olduğu doğru ancak sahibi Ersin Kilit değil…

MEGA KİLİT GMBH 2 Mayıs 2016 tarihinde 25 bin Euro sermaye ile Hannover Ticaret Odası’na HRB 213752 ticaret sicil numarası ile kaydını yaptıran bir şirket.

Şirket şu anda “Kağıt üzerinde” Almanya’da  Scheffelstr. 2 , 30167  Hannover adresinde 4 katlı bir binadaki tek bir dairede faaliyet gösteriyor,”Kağıt üzerinde” zira şirketin 5 yıllık ticari geçmişi incelendiğinde ortaklık sözleşmesindeki faaliyet alanı “Gastronomik ünitelerin işletilmesi, satış makinelerinin kurulumu” gibi yüksek kar marjı olan bir sektörde hemen hemen hiç bir iş yapmayan bir “Tabela şirketi” olmaktan çok da öteye gidemediği görülüyor.

Şirketin kuruluşundaki ilk genel müdürü ise Yılmaz Polat. Yılmaz Polat 8 Ocak 2015’te kurulup, 16 Ocak 2018 yılları arasında ise  batarak tasfiye edilen  ve Hannover Ticaret Odasına HRB 211931 ticaret sicil kaydı ile kayıtlı olan PAMUKKALE GASTRO UG isimli firmanın sahibi.

Yılmaz Polat’ın PAMUKKALE GASTRO UG isimli şirketi faaliyet gösterirken kurduğu “İlişkiler ağı” aslında bugün Almanya’dan dönmeyen 43 AKP’linin buharlaşması olayındaki soru işaretlerinin odağındaki  MEGA KİLİT GMBH şirketine de ışık tutmakta.

Zira Yılmaz Polat’ın 2014-2016 tarihleri arasında yakın ilişki kurduğu isimler Hazime Kilit,Zeynep Kilit,Hüseyin Kilit ve Zeynep Gökçe…

Ve 2016 yılından itibaren Yılmaz Polat’ın Genel Müdürlüğü sonrasında MEGA KİLİT GMBH’de sırası ile kurulan bu yakın ilişkilerde ismi geçen kişileri peş peşe Genel Müdür olurken görüyoruz…

İddiaların odağındaki MEGA KİLİT GMBH şirketinde 10 Haziran 2016 tarihinde Genel Müdürlük görevine Hüseyin Kilit gelirken, 12 Ocak 2018 tarihinde bu göreve Zeynep Kilit atanıyor. 22 Mayıs 2018 tarihinde Hüseyin Kilit Genel Müdürlük koltuğunu devralırken,22 Ağustos 2019 tarihinde ise şirketin Genel Müdürü bu kez Zeynep Gökçe oluyor… Ve son olarak 7 Ocak 2020 tarihinde Zeynep Gökçe yerine Genel Müdür koltuğuna bu kez Hazime Kilit oturuyor.

Bu arada 18 Haziran 2019 – Langenhagen, Am Pferdearkt 6, 30853 Langenhagen adresinde Nord Bau Kilit GmbH isimli bir şirket kuruluyor. Şirketin Genel Müdürü ise Mario-Celal Rashid Selmani… Ancak tek bir ticari faaliyet bile göstermeyen ve sürekli zarar eden bu şirket bir süre sonra yeni “Yöneticileri” ile tanışıyor…

Nord Bau Kilit GmbH şirketine iddiaların odağında olan MEGA KİLİT GMBH ortak oluyor ve bu Nord Bau Kilit GmbH isimli şirketin Genel Müdürlüğü görevine önce 2018 Ocak ayında Ahmet Olgun gelirken,18 Haziran 2019 tarihinde aynı zamanda 2018-2019 tarihleri arasında iddiaların merkezindeki MEGA KİLİT GMBH şirketinin o tarihlerdeki Genel Müdürü olan Zeynep Kilit geliyor.

Nord Bau Kilit GmbH şirketinde 2018 yılında Genel Müdür olan Ahmet Olgun ise iddiaların AKP’li Yeşilyurt belediyesine davet gönderip tüm masrafları karşılayan MEGA KİLİT GMBH şirketinin ilk Genel Müdürü olan Yılmaz Polat ile bağlantılı bir isim.

Tüm bu ilişkiler ağında dikkat çekici olan kurulan tüm bu şirketlerin tamamının “Kağıt üzerinde” kurulmuş ama aktif ticari faaliyet göstermemiş “Tabela şirketi” olmaktan öteye gitmemiş “Naylon şirketler” olması.

Bu da akıllara kurulan bu şirketler sayesinde oluşturulan “Naylon şirketler ağı” sayesinde Türkiye içerisinde “Kurdurulan” STK’lar ile birlikte “Proje” adı altında belediyeler eli ile yurtdışına insan ve diğer başka kaçakçılık türlerinin yapılması için bir organizasyon kurulup kurulmadığı sorusunu getiriyor…

Yani  kafalardaki soru işaretleri doğruysa ki tüm işaretler ve bağlantılar bu soru işaretlerinin doğru olduğunu göstermekte; bu “Naylon şirketler ağı” önce Türkiye’de bir STK kurduruyor,sonra buraya “Yurtdışına kaçırılacak kişileri” kaydettiriyor, sonrasında “Tüm masraflarına sponsor” olacağı bir PROJE” götürüyor, bu “PROJE” nin kabulü ile belediyeler proje katılımcılarına devletin “GRİ PASAPORTUNU” çıkartıyor ve “Yurt dışına kaçırılması planlanan” kişiler böylesi bir organizasyon ile hem de ellerinde devletin “GRİ PASAPORTU” gibi çok önemli kapıları kendilerine açacak bir “ANAHTAR” ile yurtdışına çıkıyor ve en son aşamada AKP’li Malatya Yeşilyurt Belediyesi’nin gönderdiği ve geri dönmeyen 43 kişi gibi bir anda “Buharlaşıyorlar”…

Ve büyük ihtimalle de bu 43 kişi gibi belki de yüzlerce, belki binlerce “Buharlaşan” vatandaş var..

Şimdi burada sorulması gereken bazı soruları da HABER ALTERNATİF olarak soruyoruz:

1-Yukarıda yazmış olduğumuz ilişkiler ağı içerisinde ismi geçen şahıslar yahut şirketler Türkiye’de başka belediyelere de bu şekilde “PROJE” teklif ederek “Sponsor” olmuşlar mıdır?

2-Bu ilişkiler ağı içerisinde yer alan isim ve şirketler hakkında Almanya’daki Türk Büyükelçiliği’nin bir bilgisi var mıdır,varsa yetkili merciler ile bu bilgi paylaşılmış mıdır?

3-Bugüne kadar bu ilişkiler ağı içerisinde yer alan kişi ve şirketler ile birlikte ortak proje düzenleyen başka STK var mıdır?

4-Bu ilişkiler ağı içerisinde bulunan kişi ve şirketler ile Türkiye’de bulunan ve ortak proje düzenleyen STK’ların para alışverişi ve hesap trafikleri ne şekilde seyretmiştir?

5-Ve belki de en önemlisi Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 2020 yılının Eylül ayında gerçekleştiği bilinen bu skandal ile ilgili gerek Alman resmi makamları, gerek Interpol ile temasa geçip açıkladığımız bu ilişkiler ağı içerisindeki şirket ve kişiler ile ilgili bir çalışma başlatmış mıdır?

________________________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan, bağımsız ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan, Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir, DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

 

 

 

 

Okumaya Devam Et

ÖZEL HABER

AKP’NİN MONTRÖ RÖVANŞI VE AHMET ALTAN’A VURAN PİYANGO

Yayınlanma Tarihi:

on

Celal Eren ÇELİK

Evet efendim bu yazımızda önce sizlerle tarihte çok da uzun olmayan bir zaman diliminde geriye doğru gideceğiz…

Dedik ya çok değil bundan 14 yıl öncesinde hayatımıza 15 Kasım 2007 tarihinde TARAF isimli bir gazete girdi. Bu gazete ALIM YAYINEVİ isimli bir şirket tarafından çıkartılıyordu. Gazetenin Genel Yayın Yönetmenliği koltuğuna Ahmet Altan oturtulmuştu.

TARAF gazetesinin kurulmasından kısa süre sonra Türkiye Ergenekon ismi verilen büyük kumpasın ilk dalgaları ile karşılaşmaya başladı… TARAF gazetesi yıllar sonra tamamen kumpas olduğu ortaya çıkan Ergenekon Davası’nın “Medya ayağını” oluşturuyordu…

”Dijital ortamda oluşturulmuş” sahte ve düzmece belgeler, “Bavullar ile servis edilen” bilgiler sistematik olarak her zaman ilk önce TARAF GAZETESİ’nde manşet oluyordu…

TARAF adeta “Tasfiye edilen eski düzeni yıkan gazete” olarak sembolleşiyordu bu süreçte…Rasim Ozan Kütahyalı’dan Mehmet Baransu’ya,Ahmet Altan’dan Yasemin Çongar’a kadar TSK’ya atmadık çamur bırakmıyor yazmadıklarını bırakmıyorlardı…

AKP ise kurulan “KİRLİ ORTAKLIK” ile TARAF GAZETESİ’ni el üstünde tutuyor, uluslararası kuruluşlar gazeteye ödül üzerine ödül veriyorlardı.

Nasıl vermesinlerdi ki ? TARAF öyle manşetler atıyor, öyle “İnce işçilik” bir “Operasyon tetikçiliği” yapıyordu ki “Kumpası kuran” çevrelerin takdirini tabii ki hak edecekti…Zira TARAF’ı belliydi ne de olsa…

TARAF GAZETESİ 26 Temmuz 2008’de Cumhuriyet’i Ergenekon isimli  “Derin bir yapının yönettiğini iddia ettiği” 1923’te KURULDU,2008’DE ARINIYOR manşeti ile çıkıyordu.

“Operatif tetikçiliğin nadide örneklerini sergileyen” TARAF isimli psikolojik harp makinası 19 Kasım 2009’da KOD ADI KAFES manşetini atarak “Kafes Eylem Planı” yalanı haberi ile operasyon yapıyor, 12 Haziran 2009’da AKP VE GÜLEN’İ BİTİRME PLANI yalanını manşetine taşıyor,20 Ocak 2010’da FATİH CAMİİ BOMBALANACAKTI manşeti ile “Operasyon yapmaya” devam ediyordu.

10 Ocak 2009 tarihinde sonradan silahların FETÖ tarafından yerleştirilip TSK’nın şerefli subaylarına kumpas kurulduğu ortaya çıkan Poyrazköy kazılarını da yine “Operasyon karargahı” TARAF isimli paçavra herkesten önce manşetine ÜSTÜ CUMHURİYET,ALTI ERGENEKON manşeti ile veriyordu…

22 Şubat 2010 tarihinde TSK’yı “Darbe yapmayı istemekle” suçlayan ve VESAYETE EN AĞIR BALYOZ manşeti ile çıkan ve bin bir yalanı utanıp sıkılmadan yaptığı “Operasyon ve kumpas” için ardı ardına sıralayan da yine TARAF isimli bu “Kumpas projesiydi”…

İşte TSK’ya tüm bu kumpaslar kurulur ve TSK, FETÖ tarafından kumpas ile çökertilip, vatansever subaylar Ergenekon ve Balyoz kumpasları ile tasfiye edilip FETÖ’cü subayların önü açılarak yükselmesi sağlanırken bu HAİN OPERASYONUN en önemli ayağı olan medya ayağını başından sonuna kadar Ahmet Altan isimli gazeteci görünümlü, Türk basın tarihinin en büyük “Tetikçilerinden” birisi yönetiyordu…

Sonradan TARAF GAZETESİ’ni kuran ALKIM YAYINEVİ’nin FETÖ tarafından finanse edildiği, TARAF GAZETESİ’nin başından beri bir “PROJE” olduğu ve FETÖ kumpaslarında planlı ve sistematik biçimde TSK’ya tarihinin en ağır operasyonunu yaptığı ve FETÖ’cü subayların önünün açılmasını sağladığı tek tek ortaya çıktı…

Şimdi geri dönmek üzere bu TARAF adlı “OPERASYON MERKEZİNE” bir virgül koyalım…

3 Nisan gecesi yani bundan 12 gün önce 103 emekli amiral Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin tartışmaya açılmasından ve bir amiralin tekkede çekilen sarıklı fotoğraflarından duydukları rahatsızlığı belirten bir “DUYURU” yayınladılar…

Aman efendim ortalık ayağa kalktı, bu emekli amiraller “Darbecilik” ile suçlandı,10 tanesi gözaltına alınıp tam 8 gün nezarethanede tutuldu, toplam 14 emekli amiral ifade verdi.

Ve en sonunda emekli amiraller “İl dışına çıkma yasağı” konularak serbest bırakıldı ama bu amiraller ordu evlerinden atıldılar…

Peki bu amiraller gözaltına alındığı zaman ortalığı ayağa kaldırıp amiralleri “Darbecilik” ile suçlayan,rütbelerinin sökülüp “Bedel ödetilmesini” isteyen kimlerdi?

Bunları isteyenler 2008-2012 arası Ahmet Altan’ın TARAF GAZTEESİ’nde attığı manşetler ile bizzat yönettiği TSK’ya kumpas operasyonuna o günlerde alkış tutan Cem Küçük,Nagehan Alçı ve bilimum AKP yandaşı gazeteci görünümlü “Kadrolu yandaş”…

Peki TARAF GAZETESİ’nde yapılan “KİRLİ OPERASYON ve KUMPASLAR” sonucu hayatının önemli bir bölümünü Silivri zindanında geçirmiş olan TSK’nın üst düzey general ve amiralleri arasında kimler vardı?

Montrö açıklaması sebebi ile 8 gün gözaltına alınan,hapisleri istenen, darbecilikle suçlanan ve serbest kalsalar da orduevlerinden atılan emekli amirallerimiz!

Yani efendim bu gece serbest kalan ve “Birilerinin” “Yaptığı gazetecilikti” diyerek “Demokrasi kahramanı” ilan etmeye kalktığı Ahmet Altan ve ekürisi Nazlı Ilıcak’ın tahliyesi hiç de öyle “Tesadüfi” bir zamanlama ile gerçekleşmemiştir.

AKP Montrö Açıklaması nedeni ile emekli generalleri oluşan kamuoyu tepkisi nedeni ile tutuklayamamış ama bu kadar “Gümbürtü koparttıktan” sonra “RÖVANŞ” olarak attığı manşetler ile bu emekli amirallerimizi ERGENEKON VE BALYOZ KUMPASI’nda Silivri Zindanı’na gönderen Ahmet Altan’ı serbest bırakıp “Ödüllendirerek” “Sizi istesem içeri atardım atmadım ama size kumpas kuranları da serbest bıraktım” mesajını vermiştir.

AKP burada aynı zamanda arasının uzun zamandır bozuk olduğu liberallere de göz kırpmaktadır ama asıl mesaj Montrö Bildirisi’ni imzalayan emekli amirallere ve onları destekleyenlere verilmiştir.

Ve Ahmet Altan’ın tahliyesi kendisi için bir büyük “Piyango” iken AKP için ise bir “Rövanştır”

Şimdi asıl soru şudur: “AKP bu rövanş mesajının devamını getirecek mi?”

Bu sorunun cevabını almak için çok bekleyeceğimizi ise hiç sanmıyorum…

_______________________________________________________________________________________________

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞE DESTEK OLMAK İÇİN;

“Sizler için kimseye diyet borcu olmadan, bağımsız ve özgür şekilde bugüne kadar yaptığımız gazeteciliği daha güçlü biçimde sürdürebilmemiz için siz de destek olmak isterseniz; aşağıdaki linkten PDF formatında yayınlanan, Türkiye’nin tamamen dijital olarak yayın yapan tek özel ve dosya haber dergisi KRİPTEKS E-DERGİYE yıllık abone olabilir, DİJİTAL KİTAPLARIMIZDAN (e-kitap) satın alabilir, yahut Youtube kanalımıza abone olup KATIL butonundan kendi  belirlediğiniz miktardaki desteklerinizle bağımsız gazetecilik mücadelemize destek olabilirsiniz...”

DİJİTAL BOOK STORE SANAL KİTABEVİ:

https://www.shopier.com/ShowProductNew/storefront.php?shop=dijitalbookstore&sid=d2FqS25GbkNlRDh0dW5ucjBfLTFfIF8g

YOUTUBE KANALI LİNKİ:

https://www.youtube.com/channel/UCPGcaaw3vhHiBv9XL0hVG0w

 

Okumaya Devam Et







Popüler

%d blogcu bunu beğendi: